Ana Sayfa Blog Sayfa 1724

Nemrut Volkanı’nda betonlaşmaya tepki: Tehlike altındaki kelebek türlerinin yaşam alanları yok olacak

Birinci Derece Sit Alanı kabul edilen Nemrut Krater Gölü‘nde betonlaşma çalışmalarının tekrar başlanmasına tepkiler gelmeye devam ediyor.
Doğa Derneği, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda geçtiğimiz yaz tepkiler üzerine durdurulan ancak inşaat çalışmalarının tekrar başladığı bölgede bu tür faaliyetlerin tehlike altındaki kelebek türlerinin yaşam alanlarını yok ettiğini vurguladı.

‘İnşaatın amacıyla ilgili net bir açıklama yok’

Bölgeye tuvalet, amfi, oturma alanları ve dinlenme alanlarının yapılacağı iddia ediliyordu. Ancak, Yeşil Gazete’ye konuşan Doğa Derneği Genel Sekreteri Dicle Tuba Kılıç konuyla ilgili resmi bir açıklama olmadığını belirterek şunları söyledi:
İnşaatı amacıyla ilgili resmi kurumlardan net bir açıklama bize ulaşmış değil. Ancak amacı ne olursa olsun, Nemrut Volkanı gibi titizlikle korunması gerekli bir alanda beton temeli olan bir yapının konması doğru değil. Bu tür özel alanlarda doğa dostu malzemeler kullanılması, temeli olmayan taşınabilir yapılar tercih edilmesi gerekiyor. Şu an inşası süren kalıcı yapılar beraberinde başka yapıları ve faaliyetleri de getiriyor. Bu nedenle, korunan alanlar için bu tür inşaatlar tehdit oluşturuyor ve tepki çekiyor.”

‘Kelebekleri yaşam alanları yok ediliyor’

Doğa Derneği, bölgede inşaat çalışmalarına resmi koruma statülerine rağmen tekrar başlandığına dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu:

6 farklı kelebek türünün nesli tehlike altında

Kılıç, Nemrut Volkanı’nın türlerin varlığı için kritik bir öneme sahip olduğunu hatırlatarak bölgede beşparmakotu zıpzıpının ve beraberinde beş farklı kelebek türünün neslinin tehlike altında olduğunu vurguladı:
Nemrut Volkanı kuşların yanı sıra özellikle altı kelebek türü için önemli. Alanda önemli bir nüfusu olan beşparmakotu zıpzıpı (Pyrgus cirsii) kelebeğinin nesli dünya ölçeğinde tehlike altında. Alanda tehlike altında olan diğer kelebek türleri Maraş zıpzıpı (Spialia osthelderi), sarı ayaklı nimfalis (Nymphalis xanthomelas), Anadolu zıpzıpı (Muschampia proteides), karagözmavisi (Glaucopsyche alexis) ve süslü damone (Anthocharis damone).”

‘Kelebekler ekosistemin varlığı için elzemdir’

Dicle Tuba Kılıç, bir bölgedeki kelebek nüfusunun azalmasının o bölgenin doğasının bozulduğuna işaret ettiğinin altını çizerek şunları kaydetti:
Öncelikle, her varlık gibi kelebeklerin var olma ve yaşam hakkı var. Bu tür alanlara sıkışmış özel türler için hassas kararlar almamız gerekiyor. Bir bölgenin kelebek nüfusunun azalması, o bölgenin doğasının bozulduğuna işaret eder. Kelebekler polenlerin taşınması için önemlidir ve yaban hayatının çeşitliliği ve ekosistemlerin varlığı için elzemdir. Türkiye, kelebek çeşitliliği açısından oldukça zengin bir ülke, bu türlerin dünyamızdaki varlığı ve yaşam hakkının sağlanması için titizlikle çalışmamız gerekiyor.”

İnşaat çalışmaları durdurulmuştu

Doğa Koruma ve Milli Parklar Van Bölge Müdürlüğü, Bitlis’teki Nemrut Dağı Krater Gölü ve Kalderası‘nda Tabiat Anıtı Çevre Düzenleme İşi adı altında betonlaşma çalışmalarına başlamış ancak bu çalışmalar ağustos ayında gelen tepkiler üzerine durdurulmuştu.

Tüm bu tepkilere rağmen, geçtiğimiz aylarda inşaat çalışmalarına yeniden başlandığı öğrenilmişti.

Bitlis’in 10 köy ve mezrasında sokağa çıkma yasağı

Bitlis Valiliği, Bitlis Merkez ilçesi sınırları içerisinde bulunan 10 köy ve mezrada sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu.

Valiliğin resmi sitesinde yer alan duyuruya göre yasak Bitlis Merkez ilçesi sınırları içerisinde bulunan; Kayalıbağ, Kaşıklı, Karaca, Aşağıçobansuyu, Çobansuyu, Güllüce, Esenburun, Harmanyeri, Sarıkonak, Konalga köy ve mezraları kapsayacak.

‘BTÖ mensupları barınak inşa etti’

Yasağın ikinci bir emre kadar devam edeceği belirtilen açıklamada yasağın gerekçesi şu sözlerle ifade edildi:

Söz konusu bölgelerde Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensuplarının bulunduğu ve barınma amaçlı sığınak/barınak tesis ettikleri bilgisi alınması neticesinde, bahse konu bölgelerde BTÖ mensuplarının yakalanmaları, halkımızın can ve mal güvenliğinin sağlanması için 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesi gereğince 11 Ocak 2021 Pazartesi günü saat 21.30’dan itibaren ikinci bir emre kadar ‘Sokağa Çıkma Yasağı’ ilan edilmiştir.”

Washington DC’de 24 Ocak tarihine kadar ‘acil durum’ ilan edildi

ABD Başkanı Donald Trump, FBI’ın “Başkanlık devir-teslim töreninde silahlı protesto gösterileri düzenlenebileceği” uyarıları üzerine başkent Washington DC‘de 24 Ocak’a kadar geçerli olacak acil durum ilan etti.

3 Kasım başkanlık yarışının ardından Trump seçim sonuçlarının hileli olduğunu savunmuş, Joe Biden‘ın başkanlığının tescil edileceği 6 Ocak günü miting düzenlemişti.

Aralarında Qanon gibi radikal sağ grupların da bulunduğu Trump taraftarları güvenlik önlemlerini aşıp tescil işleminin yapılacağı Kongre’yi işgal etmiş, çıkan olaylarda biri polis toplamda beş kişi yaşamını yitirmişti.

FBI: Silahlı gösteri olabilir

BBC Türkçe’nin aktardığına göre FBI, devir teslim töreni sırasında hem Başkent Washington DC’de hem de 50 eyalette silahlı gösteriler düzenlenebileceği uyarısında bulundu.

Bunun üzerine Trump, 24 Ocak’a kadar geçerli olacak acil durum ilan etti. Bu kapsamda Ulusal Muhafızlar‘dan 15 bin asker daha bölgeye gönderilecek. Washington’daki bazı turistik yerler ziyarete kapatılacak.

Temsilciler Meclisi’nin Demokratik üyelerinden Tim Ryan‘ın verdiği bilgiye göre, 6 Ocak’taki olaylarla ilgili Kongre’de görevli iki polis geçici olarak görevden uzaklaştırılırken 10 ile 15 arasında polis de soruşturma kapsamına alındı.

Biden: Dışarıda yemin etmekten korkmuyorum

Görevi devralacak olan seçilmiş başkan Joe Biden, geçiş sürecini yürüttüğü Delaware’de gazetecilere, yemin törenlerde gelenekselleştiği şekilde “Dışarıda yemin etmekten korkmuyorum” dedi. Biden şu ifadeleri kullandı:

Ancak kamu malına zarar veren, insanların hayatını tehdit eden ve isyana teşvik ederek büyük bir zarara yol açan herkesin hesap vermesi kritik önemde.”

 

Kayı İnşaat’tan haklarını alamayan işçiler yarın İstanbul’da buluşuyor

Kayı İnşaat‘tan iki yıldır maaşlarını alamayan 250’ye yakın işçi, şirketi protesto etmek için birçok şehirden yarın İstanbul‘a geliyor. İşçiler daha önce patronla görüştüklerini, ödeme alacaklarına dair söz aldıklarını fakat sözlerin tutulmadığını dile getirdi.

Cezayir’de grev yapıldı

Yurt dışında da şantiyeleri bulunan Kayı İnşaat, daha önce Cezayir‘de de işçiler tarafından protesto edilmişti. O günlerde yaşananlar şöyle anlatıldı:

İşçiler 28 Aralık 2019’da maaşlarını alamadıkları için Cezayir’de grev yaptı. Arabuluculuk sözleşmeleri imzalandı. Hak edişlerin 2020 Mart ayında ödeneceği taahhüt edildi. Ancak sözler tutulmadı. Anlaşmalar çöpe atıldı. İşçiler dava açtı. Yüzlerce kez patronla görüştü. Coşkun Yılmaz “en yakın zamanda ödeyeceğim” diyerek işçileri sürekli oyaladı.

Kayı inşaat, 2007 yılından beri her sene en büyük 250 uluslararası müteahhit listesine girdi. Şirket, sadece inşaat alanında değil enerji ve medikal alanlarında da zamanla gittikçe büyüdü.

‘Kimse sadaka istemiyor’

Kayı İnşaat’tan sadaka değil, hak ettiklerini istediklerini söyleyen işçiler yarın yapacakları eylemle ilgili şu çağrıda bulundu:

Yazın sıcağında, kışın soğuğunda şantiyelerde, ofislerde işçiler çalıştı. Ailelerinden, sevdiklerinden aylarca ayrı kaldı. İşe geç başlama lüksleri olmadı. Önlerine ne yemek konduysa onu yediler. Nereyi yatak diye gösterdilerse orada yattılar. Yani kimse Kayı İnşaat patronlarından sadaka istemiyor. Tüm çalışanlar hak edişlerini istiyor.

Kayı İnşaat işçileri Türkiye’nin dört bir yanından, alacakları için İstanbul’a geliyor. Bu zorlu günlerde yolları tepecekler ve haklarının peşine düşecekler.

12 Ocak Salı günü 12.00’da İstanbul’da Kayı İnşaat’ın Genel Merkezi önünde olacağız.

İnşaat işçisi mücadele edecek, KAYI inşaattan hakkını alacak.

Hangi şirket ne kadar kişisel bilgimize ulaşabiliyor?

Çevrimiçi mesajlaşma uygulaması WhatsApp‘ın 4 Ocak’ta gizlilik ilkesini güncellemesi ve kişisel bilgilerin Facebook’a ait şirketlerle paylaşılmasını içeren koşulların onayı için kullanıcılara 8 Şubat’a kadar süre vermesinin ardından veri güvenliği konusu birçok insan için endişe yarattı.

İnsanlar alternatif Telegram veya Signal gibi platformlara yönlendi. Peki hangi şirketlerin hakkımızda ne kadar bilgi topladığını ne kadar biliyoruz? Yazılım geliştirme şirketi Clario tarafından derlenen bilgilere göre en fazla bilgimizi emanet ettiğimiz şirket Facebook. 

 

 

48 şirketin karşılaştırması

Facebook’u yüzde 58.82 oranıyla Instagram ve yüzde 55.82 oranıyla Tinder uygulaması takip ediyor. Sonrasında ise Grindr ve Uber gibi şirketler yer alıyor.

Hangi kişisel bilgilerin paylaşıldığının da listelendiği tabloda ulaşım uygulamalarından sağlık uygulamalarına toplamda 48 şirketin karşılaştırması yer alıyor.

CHP’li vekil Akkuyu NGS’deki çatlağın görüntülerini paylaştı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Mersin’deki Akkuyu Nükleer Santral inşaatında reaktörü taşıyacak beton zeminde oluşan çatlağın görüntülerini paylaştı. Videoda zeminden sızan deniz suyunun görüntüleri de yer alıyor.

CHP’li vekil paylaşımında “Daha önce iki defa çatlayan zeminin üzerine bir felaket kuruluyor! Ülkemiz telafisi mümkün olmayan bir faciaya sürükleniyor” ifadelerini kullandı. Başarır, “Yol yakın, nükleer santralden vazgeç” çağrısında bulundu.

İki kez çatlak oluştu

Rusya devlet şirketi Rosatom tarafından yapımı üstlenilen Türkiye’nin ilk nükleer santral projesi Akkuyu NGS’nin ilk güç ünitesinin temel atma töreni 3 Nisan 2018’de gerçekleşmişti.

2019 yılında reaktörün oturacağı temelin bazı bölümlerinde çatlak oluştuğu ortaya çıkmıştı.Beton atılan bölüm bir daha çatlayınca, yeniden temel atılmıştı.

İzleyen günlerdeyse Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Nükleer Düzenleme Kurulu, bir kez daha bazı bölümlerde çatlakların olduğunu saptamıştı.

Üçüncü ünite için de lisans aldı

Zeminde yaşanan ve felaketin habercisi çatlaklara rağmen Santralin ikinci ünitesinin temeli ise Haziran 2020’de atıldı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, yaptığı açıklamada “Akkuyu NGS’de hedefimiz birinci üniteyi 2023’te, Cumhuriyetimizin 100. yılında devreye almak” dedi.

Kasım 2020 tarihinde ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Akkuyu NGS’nin üçüncü ünitesi için inşaat lisansı verildiğine dair yazılı bir açıklama yayınladı.

Endonezya’dan Sinovac aşısına acil kullanım onayı

Endonezya Gıda ve İlaç Ajansı, koronavirüs vakalarının artmasının ardından Çin menşeli Sinovac Biotech tarafından geliştirilen CoronaVac aşısına acil kullanım onayı verdi.

Endonezya, Çin’in CoronaVac aşısına onay veren Çin dışındaki ilk ülke oldu.

Aşıdan 6 Aralık 2020’de 1,2 milyon, 31 Aralık 2020’de 1,8 milyon olmak üzere toplam üç milyon doz temin edilmişti.

İlk aşıyı Devlet Başkanı olacak

Ülkenin Sağlık Bakanı Budi Sadikin 5 Ocak’ta yaptığı açıklamada koronavirüse karşı aşılamanın 14 Ocak’ta başlayacağını söylemiş, önceliğin de sağlık çalışanlarında olacağını ifade etmişti.

Sadikin, ayrıca ülkedeki ilk aşının 13 Ocak tarihinde Devlet Başkanı Joko Widodo‘ya yapılacağını da dile getirmişti.

Toplam 329 milyon koronavirüs aşısı

Endonezya, Sinovac’tan 125 milyon, AstraZeneca‘dan 50 milyon, Pfizer‘dan 50 milyon, Novavax’tan 50 milyon ve Kovid-19 aşıları küresel aşı programı Covax‘tan 54 milyon doz aşı alacak. Böylece, ülke 2022’ye kadar toplam 329 milyon koronavirüs aşısı temin edebilecek.

Ayrıca, bu aydan Mart 2022’ye kadar devam edecek aşılama çalışmalarında toplam 181,5 milyon kişinin aşılanması hedefleniyor.

SinoVac’ın etkinlik oranı

Endonezya’nın yaptığı son klinik çalışmalara göre CoronaVac aşısı yüzde 65,3 oranında etkili.

SinoVac aşısının etkinliği Brezilya‘da yapılan testler sonucunda yüzde 78 olarak açıklanmıştı.

Aralık ayında Türkiye‘de yapılan denemelerde ise yüzde 91,25 oranında başarı elde edilmişti.

Endonezya’da toplam vaka sayısı 828 bin 26’ya ulaşırken koronavirüs salgını nedeniyle bugüne kadar 24 bin 129 kişi hayatını kaybetti.

Beykoz’daki 111 bin metrekarelik tarım alanı ‘ticaret alanı’ ilan edildi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Beykoz’da 111 bin metrekarelik tarım alanını imara açarak ‘ticaret alanı’ ilan etti. Bin 443 ağaç bulunan parselin 61 bin metrekaresine iki katı geçmeyecek AVM, otel, çarşı finans kurumu gibi ticari birimler inşa edilebilecek.

Söz konusu arazi, daha önce ormana yapılması gündeme gelen 553 adet villa projesinin ortasında bulunuyor. Bakanlık, daha önce bu arazide 20 adet otel ve 13 adet spor tesisi yapılmasını planlamıştı.

‘Tarımsal niteliği korunacak alan’

Sözcü’den Özlem Güvemli’nin haberine göre, “ÇED gerekli değildir” kararının ardından yapımından vazgeçilen villa projesinin ortasında kalan parsel, Çevre Düzeni Planı’nda “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak belirlenmiş durumda.

Parsel için yapılan plan değişikliğinin raporuna göre parselin tarım dışı kullanılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı‘ndan kamu yararı kararı alınarak Tarım ve Orman Bakanlığı‘na gönderildi. Bakanlık da 18 Eylül 2019 tarihli kararı ile parselin tarım dışı kullanılmasına izin verdi.

Eğitim, ibadet ve park

“Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı” statüsü de taşıyan parsel için hazırlanan imar planlarında alanın yüzde 55’i yani 61 bin metrekaresi ticaret alanı, kalan yüzde 45’i ise eğitim, ibadet, park ve yol olarak planlandı.

Alanın 7 bin metrekaresi ilkokul, 3 bin metrekaresi cami, 18 bin 645 metrekaresi park, 3 bin metrekaresi pasif yeşil alan, 17 bin 814 metrekaresi yol için ayrıldı.

Plan değişikliği kapsamında hazırlanan “Ağaç Rölöve Raporu”na göre parselde 21 farklı türde bin 443 adet ağaç saptandı.

Antalya Beycik Ormanı’nda ağaç kesimi yeniden başladı- Erol Malçok

Haber: Erol Malçok

Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Beycik mahallesinin bulunduğu ormanlık bölgede 20 hektarlık alandaki yaklaşık on iki bin ağacın kesilmesine tekrar başlandı.

Orman Bölge Müdürlüğü, Beycik bölgesindeki ağırlığı kızılçam olan ağaçların kesimini bir özel şirkete ihaleyle vermiş ve şirket ilk olarak 6 Kasım’da kesim için alana geldiğinde yöre sakinleri kesimi durdurmuştu.
Sonrasında sokağa çıkma yasağının olduğu bir hafta sonunda yine kesime gelinmiş ve ilk günden beri nöbet tutan Beycikliler kesime izin vermemiş ancak onlar müdahale edene kadar bazı ağaçların kesimi yapılmıştı.

Yöre sakinleri şimdiye kadar kesimi tam dört kez durdurdu ancak bu sefer de 9 Ocak Cumartesi günü sokağa çıkma yasağı yine fırsat bilinip, jandarma eşliğinde kesime gelinerek ve yöre sakinlerinin tepkisine rağmen zorla kesime başlandı.

Erozyon ve sel baskını riski

20 hektarlık alanda yapılacak olan düz kesim, ormanın ekosistemine ciddi bir darbe vuracağı gibi orada yaşayan insanlar için de tehlike barındırıyor. Tahtalı Dağı’nın eteklerinde bulunan köyün üstündeki binlerce ağacın kesilecek olması, köyü erozyon ve sel baskınları riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

Köylüler bu tehlike için Senirkent örneğini veriyorlar. 13 Temmuz 1995 tarihinde Isparta‘nın Senirkent ilçesinde önce sel ve sonrasında meydana gelen heyelan felaketi yaşanmıştı. Olaylar sonucunda 74 kişi öldü, 209 ev hasar gördü veya yıkıldı.

Beycikliler yapılacak bu kesim tamamlanırsa Senirkent ile benzerlikler gösteren bölgenin, ağaçların doğal koruyuculuğu olmayacağı için heyelan ve sel baskınıyla karşı karşıya kalabileceğinden endişe duyuyorlar.

Uygulamada tezatlık

Ne tuhaftır ki binlerce kızılçamı bir çırpıda kesebilen Orman Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı’yla işbirliği yaparak “geleceğe nefes” kampanyasıyla okullarda çocuklara kızılçam tohumu dağıtıyor. Üstüne Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’dan şu açıklama geliyor:

İklim değişikliği ile ilgili mücadele kapsamında eylem planlarımızı açıkladık. İnşallah Meclisimiz ile İklim Kanunu’nu ilk yarıyılda hazırlayıp çevremizi, doğamızı koruyacak adımları da atacağız.”

Büyük bir hata yapılıyor

Paris İklim Anlaşması’nı imzaladığı halde meclisinden geçirmeyen bir hükümet ne derece iklim kanunu çıkarır ve bunu uygular çok şüpheli. Bakanın bu açıklamasının alt kısmında seller, heyelan ve kuraklıktan da bahsediliyor. O halde neden elinizdeki doğayı sanayinin ve sermayenin hizmetine bu kadar hunharca sunuyorsunuz diye sormak gerekir.

Sel ve heyelan gibi insani kaygıların yanında habitatın ve ekosistemin korunmasının tüm canlılar için önemini vurgulayarak Beyciklilerin Orman Genel Müdürlüğü’ne, Antalya 5’inci İdare Mahkemesi’nde açtığı davada kesimin ivedilikle durdurulması talebi de devam etmekte.

Şurası açıkça görülmelidir ki bu kesimle burada büyük bir hata yapılmaktadır. Kesim tamamlandığındaysa bu hatadan geri dönüş olmayacaktır. Bir ormanın bütün birbirini besleyen bileşenleriyle oluşması yüzlerce yıl alabilmektedir. Orman bir rant alanı değil, tüm canlıların nefesi, sağlığı ve yaşam alanıdır.

Rekabet Kurulu Facebook ve WhatsApp hakkında resen soruşturma başlattı

Rekabet Kurulu, WhatsApp’ın gizlilik politikalarıyla ilgili güncellemesinin ardından Facebook ve WhatsApp hakkında resen soruşturma başlattırdı. Soruşturma sırasında WhatsApp verilerinin paylaşılması zorunluluğu durduruldu.

Yapılan açıklamada soruşturmanın WhatsApp ve Facebook hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinin ihlal edip edilmediğinin öğrenilmesi üzerine başlatıldığı belirtildi.

Neler yaşandı?

Çevrimiçi mesajlaşma uygulaması WhatsApp, 4 Ocak’ta gizlilik ilkesini güncellemiş, kişisel bilgilerin Facebook’a ait şirketlerle paylaşılmasını içeren koşulların onayı için kullanıcılara 8 Şubat’a kadar süre vermişti.

Gelen tepkilerin ardından bu kuralın Avrupa Birliği ülkeleri için geçerli olmadığı belirtilmişti. Türkiye’deki ve dünyadaki birçok kullanıcı ise alternatif Signal ve Telegram gibi mesajlaşma uygulamalarına yönelmişti.

‘Ciddi ve telafisi olmayacak zarar’

Rekabet Kurulu tarafından yapılan açıklamada 11 Ocak 2021 tarihinde alınan kararla Facebook Inc., Facebook Ireland Ltd., WhatsApp Inc. ve WhatsApp LLC hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Alınan kararda ayrıca söz konusu uygulamalarının soruşturma sonucunda alınacak nihai karara kadar ciddi ve telafi olunamayacak zararlar doğurma ihtimalini haiz olduğundan 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde geçici tedbir alınması ve bu kapsamda Facebook’un Türkiye’de, WhatsApp kullanıcılarının verilerinin 8 Şubat 2021 tarihinden itibaren başka hizmetler için kullanılmasına yönelik getirdiği koşulları durdurması ve bu koşulları kabul eden veya bilgilendirmeyi alarak kabul etmeyen tüm kullanıcılara Facebook’un veri paylaşımını içeren yeni koşulları durdurduğunu anılan tarihe kadar bildirmesi gerektiğine karar verilmiştir.”