Ana Sayfa Blog Sayfa 1631

Araştırmaya göre günde iki meyve üç sebze ömrü uzatıyor

Amerikan Kalp Derneği tarafından yapılan bir araştırmada günde iki porsiyon meyve üç porsiyon sebze yemenin insan ömrünü uzattığı belirtildi.

Harvard Tıp Fakültesi’nde Epidemiyolog ve beslenme uzmanı olarak görev yapan Prof. Dong D. Wang öncülüğünde gerçekleştirilen araştırmaya göre, meyve ve sebzeler çok daha sağlıklı bir yaşam sunuyor.

100 binden fazla kişi incelendi

30 yıla yakın süre zarfında 100 binden fazla kişi incelenerek yapılan çalışmada, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika‘daki 29 ülkeden veriler toplandı.

100 binden fazla kişinin 26 farklı konudaki istatistikleri derlenirken toplamda 2 milyon veri ile sonuçlandırılan çalışmada, günde iki porsiyon meyve ve üç porsiyon sebze yemenin düşük ölüm seviyesiyle ilişkili olduğu ortaya çıktı.

Daha önce Fransa’da kamuya bağlı Ulusal Sağlıklı Beslenme Programı tarafından yapılan bir araştırma da aynı sonuca ulaşmıştı.

Yüzde 13 daha fazla yaşıyorlar

Her gün iki porsiyon meyve üç porsiyon sebze yiyenlerin, diğer katılımcılara göre yüzde 13 daha uzun yaşadığı ortaya çıkarken kalp ve felç dahil olmak üzere kardiyovasküler hastalık riskinin ise yüzde 12 daha düşük olduğu belirtildi.

Kanser riskinin yüzde 10, solunum yolu hastalıkları riskinin ise yüzde 35 daha az görüldüğü grup ile ilgili araştırmada günde beş porsiyondan daha fazla sebze ya da meyve tüketilmesinin ise hiçbir faydasının görülmediği belirtildi.

İnsan sağlığı için en iyi sebze ve meyveler

NTV’nin aktardığına göre Wang, “2 milyondan fazla veriyi inceledik ve günde beş porsiyon sebze ya da meyve tüketiminin sağlığa büyük faydalarını tespit ettik” dedi.

Wang, “Yapılan araştırmada en iyi olarak nitelendirebileceğimiz sebze ve meyveleri de sınıflandırdık. Bunlar Ispanak, marul ve lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler, beta-karoten açısından zengin meyve ve sebzeler, turunçgiller havuç gibi C vitamini içeren meyveler” ifadelerini kullandı.

Rize Valisi: Ayder Yaylası’ndaki otopark projesinin yüzde 15’i tamamlandı

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “Ayder’i kirlettik” çıkışı ile gündeme gelen, dünyaca ünlü turizm merkezi Ayder Yaylası’ndaki otopark projesi sürüyor.

1732 araçlık otopark, yaylanın girişinde dağ yamacının içine inşa edilecek ve üzeri çimle kaplı olacak. Dışarıdan görülmeyecek otoparkın yüzde 15’i tamamlandı.

Hizmete girdiğinde yaylaya ulaşanlar, araçlarını otoparka bıraktıktan sonra üstteki seyir terasına çıkacak. Ziyaretçiler, buradan trambüslerle yayla merkezine ulaşabilecek.

Fotoğraf: DHA

‘Amacımız doğanın korunması, 100 yıllık oteli yıktık’

Rize Valisi Kemal Çeber DHA’ya yaptığı açıklamada “Ayder’de dönüşüm faaliyetini yaparken esas amacımız doğanın korunması. Bir başka dikkat ettiğimiz husus, orada devam eden sosyal yaşamın bu faaliyetlerden çok etkilenmemesi” ifadelerini kullandı.

Ceber, “Buradan gittiğiniz zaman, otopark olan alanda hiç kimse beton bir yapı ve beton bir manzara görmeyecek. Katlı otopark tamamen dağın içerisine yerleştirilecek. Otoparkta aracınızdan indiğinizde, çıktığınız terasta yaylanın güzelliğini yaşamaya başlıyorsunuz. Yine aynı noktada bulunan ve yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi olan termal oteli de yıktık” dedi.

Fotoğraf: DHA

‘Olması gerektiği hale getireceğiz’

Burada termal otel inşaatının başladığını belirten Ceber, “6 blok halinde oluşan inşaat ve konaklama tesisleri ile ilgili faaliyetler devam ediyor. Ayder’in üst tarafında bulunan Gelintülü Şelalesi’ni seyrettirecek cam teras inşaatı da devam ediyor. Ayder içerisinde şu anda son şeklini tam olarak vermediğimiz yolumuzu yaptık. İnşaatı devam eden havaalanımızla Ayder’i buluşturacak yolumuzu da yapıyoruz, güzergah çalışmaları tamamlanmak üzere” bilgisini paylaştı.

‘Ayder’i olması gerektiği hale getirebileceğimiz kadar getireceğiz’ diyen Vali Çeber, “2022 Şubat ayında yeni Ayder’i görmeyi hedefliyoruz. İnsanlar baktığı zaman ‘tamam yenisi böyle olacak’ diyecek, o silueti görmüş olacağız. Diğer taraftan kalan çalışmalar devam edecek” ifadelerine yer verdi.

 

Mansur Yavaş’tan YKS’ye girecek öğrencilere 300 TL’lik nakit yardım desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, koronavirüs salgını döneminde “6 Milyon Tek Yürek” başlığıyla düzenlediği kampanya ve destek paketleri kapsamında sosyal yardım alan ailelerle birlikte, pandemi nedeniyle iş yerleri kapanan sektör çalışanlarının çocuklarının Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ücretlerini ödedi.

ABB Başkanı Yavaş, şubat ayında sosyal yardım alan ailelerin ve pandemi nedeniyle kapanan sektör çalışanlarının çocuklarının YKS ücretlerini ödeyeceklerini açıklamıştı. Mansur Yavaş, bu şartlarda olan vatandaşlardan kısa mesajla başvuru formu oluşturmalarını istemişti.

300 TL’lik nakit desteği

Başvuruların ve şartların sağlanması sonucu 6 bin 521 öğrenciye, YKS ücreti ve harçlıkla birlikte toplam 300 TL nakit desteği sağlandı.

‘Gençlerimize başarılar diliyorum’

Twitter hesabından konuyla ilgili paylaşımda bulunan ABB Başkanı Mansur Yavaş, şunları kaydetti:

Sosyal yardım alan ailelerin ve pandemi nedeniyle kapanan sektör çalışanlarının çocuklarının YKS ücretlerini karşılayacağımızı söylemiştik. Başvuran 6521 evladımızın sınav ücretlerini harçlıklarıyla beraber hesaplarına yatırdık. Yarınların umudu gençlerimize başarılar diliyorum.”

Google algoritması okurların yüzde 90,6’sını iktidar medyasına yönlendiriyor

Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından hazırlanan  rapora göre internet arama motoru Google, Türkiye’de haber arayan okurların yüzde 90,6’sını iktidar medyasına yönlendiriyor.

Rapor, IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkan Yardımcısı Emre Kızılkaya ve gazeteci Burak Ütücü tarafından hazırlandı. “Yeni Ana Akım Yükseliyor (Ve Desteğe İhtiyacı Var)” başlıklı raporda, Türkiye’de bağımsız yayıncıların ve iktidara yakın kuruluşların dijital medyadaki etkisi ayrıntılı olarak incelendi.

68 sayfalık rapor, Türkiye’den 16 bin 104 internet kullanıcısının yer aldığı bir panele, haber konulu aramalardan toplanan 84 bin 430 satırlık Google verisine, sosyal medya platformlarında kaydedilen milyonlarca etkileşime ve 28 medya kuruluşunda görevli gazetecilerle yapılan görüşmelere dayanıyor.

‘Google üç gazeteyi öne çıkarıyor’

T24’ün haberine göre Türkiye’de bağımsız medyanın kapasitesine ve ihtiyaçlarına dair bugüne dek yapılmış en kapsamlı araştırmayı sunan raporun sonuçları özetle şöyle:

  • Google’ın algoritması, her gün milyonlarca okurun yaptığı en kritik aramalarda, sonuç sayfasının en üstünde çıkan ‘Başlıca Haberler’ adlı bölümde yüzde 90,6 oranında sadece üç yayıncıya yer veriyor. Bunlar; Hürriyet, Sabah ve Milliyet.
  • Google’ın öne çıkardığı, iktidar medyası tarafından üretilen haber görünümlü bazı içeriklerde dezenformasyon ve propagandanın sürdüğü saptandı.

‘Youtube insanları yankı odasında tutuyor’

  • Google ayrıca aldatıcı içerikleri ve tık avcılığını da cezasız bırakmayı sürdürüyor. Bir medya yöneticisinin ifadesiyle Google, bu ihlalleri yapan büyük bir internet sitesi olduğunda bunu görmezden geliyor. Küçük yayıncılar ise daha önemsiz ihlallerde bile derhal cezalandırılıyor ve Google ile iletişim kuramıyorlar.
  • Google’a ait YouTube’un öneri algoritması da, bağımsız medyanın haber videolarını izleyenleri iktidar medyasının kanallarına yönlendiriyor. Buna karşın iktidar medyasının izleyicileri YouTube tarafından bir ‘yankı odasında’ tutuluyor, onlara bağımsız medyanın videoları önerilmiyor.

‘Bağımsız medya, yeni ana akım olma yolunda’

Rapora göre; okurların bağımsız medyaya çok daha fazla ilgi göstermesine rağmen Google algoritmaları bağımsız medyayı baskılayıp iktidar medyasına orantısız bir görünürlük ve dijital gelir avantajı sağlıyor. Raporda, Facebook’un ise “‘hilekârları ve trolleri’ öne çıkaran algoritmasıyla nitelikli gazeteciliği baskıladığı” belirtildi.

Dijital platformların Türkiye medyasında çoğulcu olmayan, olumsuz etkilerine karşın bağımsız gazeteciliğin de hızla büyüdüğü kaydedildi. Rapordaki bulgular şöyle:

  • “Parçalı yapısı nedeniyle bu kolayca görülemese bile bağımsız medyanın dijital erişimi, son dönemde iktidar medyasını yakaladı ve hatta yer yer geçmeye başladı.
  • Bağımsız medya geçen yıl iktidar medyasına kıyasla sosyal medya platformlarında yüzde 16 daha fazla etkileşim aldı.
  • Twitter’da bağımsız medya, iktidar medyasından daha geniş ve çeşitli kitlelere erişebildiği için şimdiden ‘ana akım’ kimliğine daha yakın bir manzara sergiliyor.”

Hürriyet bir yılda 85 bin takipçi kaybetti

Raporda, “bağımsız medya kuruluşlarının Facebook sayfalarının geçen yıl yüzde 9,6 oranında büyüdüğü” kaydedilirken, “iktidar medyasının yüzde 0,6 küçüldüğü” belirtildi. Örneğin Hürriyet’in Facebook sayfası 1 yıldan kısa bir sürede 85 bin’i aşkın takipçi kaybetti.

Bağımsız haber markalarına erişmek için Google’da arama yapan okur sayısının da iktidar medyasının 3 katına kadar çıktığı aktarılan raporda bağımsız medya kuruluşlarının zayıf yönlerine de dikkat çekilerek nitelikli gazeteciliğin gelişimi için önerilerde bulunuldu. Buna göre bağımsız medya, gençlere ve kadınlara erişimde iktidar medyasının gerisinde.

‘Yeterli kaynaklardan yoksun’

Özellikle yenilikçi gazetecilik ürün ve teknolojilerinin geliştirilmesi için yeterli kaynaklardan yoksun olan bağımsız medyanın, dayanışma ve işbirliği içinde hareket etmesi gerektiği raporda vurgulandı. Böyle bir yaklaşımın, dijital platformlarla ve hükümetle ilişkilerinde bağımsız medyanın elini güçlendireceği ifade edildi.

Rapor bugün TSİ 15.00’te, IPI Direktör Yardımcısı Scott Griffen’ın moderatörlüğündeki bir çevrimiçi basın toplantısında, Kızılkaya ile Ütücü tarafından Türkiye ve dünya kamuoyuna sunulacak.

Mart ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

Hormon takviyesi, pestisitler ve doğal olmayan üretim teknikleri ile sebze ve meyvelere neredeyse istediğimiz her zaman market raflarından ulaşabiliyoruz. Ancak besinleri mevsiminde tüketmek hem doğa hem de sağlığımız için oldukça önemli.

Peki mart ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

‘Bitkiler uyanmaya başladı’

Yeşil Düşünce Derneği tarafından hazırlanan takvim hangi mevsimde neleri yememiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Dernek tarafından yapılan paylaşımda “Cemreler havaya ve toprağa düştü, kışın uyuyan bitkiler uyanmaya başladı. Doğadan toplanabilen yabani otların yanı sıra mevsiminde yetişen, taze sebze ve meyvelerle bedeninizi canlandırabilirsiniz” ifadeleri kullanıldı.

Mart ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?
Mart ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

Doğayı ve doğal olanı korumak için

Doğayı ve doğal olanı korumak, zehirsiz gıdaya ulaşmak, sağlıklı olmak, yerel küçük üreticileri desteklemek, evinizin ekonomisini korumak ve karbon ayak izini düşürmek için mevsiminde beslenmek en basit çözüm.

Ayrıca, mevsiminde yetişmemiş meyve-sebze, doğa şartlarıyla işbirliği yapılarak değil, doğayla mücadele ederek üretildiğinden, üretiminde hibrid tohum, böcek ilacı ve kimyasal gübre kullanım oranı yükseliyor.

Mart ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

  • Kereviz
  • Pırasa
  • Ispanak
  • Karnabahar
  • Turp
  • Kuşkonmaz
  • Brokoli
  • Enginar
  • Pancar
  • Pazı
  • Havuç
  • Elma
  • Muz
  • Portakal

Covax’dan yoksul ülkelere 237 milyon doz aşı: Bu ortaklık salgının seyrini değiştirecek

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından aşıların tüm dünyada adil bir şekilde dağıtılması için oluşturulan Covax, Mayıs ayı sonuna kadar 142 ülkeye 237 milyon doz AstraZeneca aşısının teslim edileceğini kaydetti.

İlk teslimatları Gana ve Fildişi Sahili‘ne yapılan aşılar, ülkelere iki aşamada teslim edilecek.

‘Bu ortaklık salgının seyrini değiştirecek’

DSÖ Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, dün konuyla ilgili düzenlenen basın toplantısında Covax kapsamında Angola, Kamboçya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Nijerya’ya aşı gönderileceğini duyurdu.

Ghebreyesus, ülkelerle yapılan ortaklığın salgının seyrini değiştireceğini vurguladı ve şu ifadeleri kullandı:

Daha önce benzeri görülmemiş bu ortaklık salgının seyrini değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda gelecekte meydana gelebilecek sağlıkla ilgili acil durumlara dünyanın nasıl yanıt vereceğini de değiştiriyor.”

Gana Cumhurbaşkanı Nana Akufo-Addo da aynı toplantıda bir açıklama yaparak, Gana’nın yıl sonuna kadar 20 milyon kişiyi aşılamayı planladığını kaydetti.

Gana’ya Covax kapsamında aşı teslimatı yapılmıştı.

Muhafaza etmesi ve ulaşımının sağlanması açısından diğer aşılara göre daha avantajlı olan AstraZeneca’nın, bu program kapsamında yoksul ülkelere gönderilecek aşıların çoğunu oluşturması öngörülüyor.

Covax tarafından yapılan açıklamada, AstraZeneca dışında 1,2 milyon doz Pfizer-BioNTech aşısının yılın ilk çeyreğinde yoksul ülkelere ulaştırılmasının amaçlandığı da bildirildi.

Konya Çavuşçugöl’de mücadele kazandı

Konya’nın Ilgın ilçesine bağlı Çavuşçugöl Mahallesi’nde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu‘nun (TKİ) 165 metrekarelik sahada kömür üretim faaliyetlerini devam ettirebilmesi için verilen acele kamulaştırma kararı Danıştay tarafından iptal edildi.

Danıştay 6’ncı Daire tarafından verilen kararda yürütmenin durdurulmasına oybirliğiyle karar verildiği belirtildi.

Sonucu beklemeden iş makineleri girmişti

3 Ocak tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan acele kamulaştırma kararıyla bölge halkının 200 yıllık ata toprakları elinden alınmıştı.  Birinci derece tarım arazilerinin kömür madeni için kullanılmasını istemeyen köylüler yürütmeyi durdurma davası açtı.

Dava sonucu beklemeden başlayan çalışmaları engellemek isteyen köylüler ise jandarma müdahalesiyle karşılaşmış tarlalar iş makineleri tarafından tahrip edilmişti.

‘Acele kamulaştırma koşulları taşımıyor’

Avukat Halil Özkan’ın Yeşil Gazete ile paylaştığı bilgilere göre verilen kararda “Anayasa’nın 13 ve 35’inci madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ama buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır” denildi.

Açıklamada projenin kamu yararı gerekçesinin sağlandığı ancak acele kamulaştırmanın uygulanamayacağına dikkat çekildi.

‘Etüd ve proje çalışmaları tamamlanmadı’

Alanın plansız olduğu ve deplase çalışması için gereken etüd ve proje çalışmalarının devam ettiği vurgulanan kararda “Etüd ve proje çalışmaları tamamlanmadan karayolu ve demiryolunun deplase projesinin hayata geçirilmesi imar mevzuatı, şehircilik ve planlama ilkeleri, kamu düzeni, sağlığı ve yararı açısından mümkün değil” ifadeleri kullanıldı.

Buna ek olarak acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararların neler olduğunun açıkça ortaya konmadığı ve taşınmaza el konulmasını gerektiren acelecilik koşulunun gerçekleşmediği belirtildi.

Kararda, “Hukuka aykırı olan dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılmasına ilişkin işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkansız zararların doğmasına yol açılacağı sonucuna ulaşılmıştır” denildi.

‘Kadınlarına selam olsun’

Ilgın Çevre Platformu tarafından yapılan açıklamada Çavuşçugöl’ün yürekli kadınlarına selam olsun! Davasından vazgeçmeyen ve direnişe destek olan tüm canlara selam olsun!” denildi.

Açıklamada “Kömür ocakları açılması için tarlalara acele kamulaştırma kararı ile el konmuştu. Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi” bilgisi paylaşıldı.

 

İş yerlerinin çalışma saatleriyle ilgili detaylar belli oldu

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğine bazı iş yerlerinin açılış ve kapanış saatlerine getirilen değişikliklerle ilgili “İş Yerlerinin Çalışma Saatleri” konulu bir genelge gönderdi.

Genelgede, koronavirüs salgınına karşı uygulanmakta olan tedbir ve kuralların illerin risk grubuna göre kademeli olarak esnetilmesi ve kontrollü normalleşme sürecine dair temel usul ve esasların belirlendiği kaydedildi.

Yüzde 50 kapasite şartı

Düşük, orta ve yüksek risk grubunda yer alan illerdeki lokanta, restoran, kafe, pastane, tatlıcı gibi yeme içme yerleriyle birlikte kıraathane ve çay bahçesi gibi iş yerleri, 07.00-19.00 saatlerinde yüzde 50 kapasiteyle iş yerlerine müşteri kabul edebilecek.

Düşük, orta ve yüksek risk grubundaki illerde daha önce açılış-kapanış saatleri belirlenmiş olan bakkal, manav, market, kuaför, terzi, güzellik salonu gibi iş yerlerinin açılış-kapanış saatlerinin 07.00-20.00 saatlerinde olmasına karar verildi.

Genelgede, vali ve kaymakamlar tarafından belirtilen esasların Umumi Hıfzısıhha Kanunu‘nun 27. ve 72. maddeleri gereği İl/İlçe Umumi Hıfzısıhha Kurulları kararlarının ivedilikle alınacağı da vurgulandı.

Mehmet Cengiz kamu yararı için ‘eğitim ve kültür ve çevre’ vakfı kurdu

AKP iktidarı döneminde kamu kurumlarından aldığı milyarlarca liralık ihaleler ile servetini katlayan Cengiz Holding‘in sahibi Mehmet Cengiz vakıf kurdu.

Birgün‘ün aktardığına göre, Resmi Gazete’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yayımladığı ilanda, Cengiz’in İstanbul’da “Mehmet Cengiz Eğitim ve Kültür Vakfı” adı altında bir vakıf kurduğu bilgisine yer verildi. 

İlanda, vakfın mal varlığının 1 milyon TL olduğu ve yönetim kurulunda ise Mehmet Cengiz, Ahmet Cengiz ve Uğur Cengiz’in yer aldığı ifade edildi.

Çevreyi koruma ve ağaçlandırma faaliyetleri

Vakfın amacına ilişkin de şu ifadelere yer verildi:

“Eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, sağlık, sosyal, yardım, kültür, doğa ve çevrenin korunması ve ağaçlandırma konularında kamuya açık olarak devletin kamu hizmeti yükünü azaltıcı faaliyetlerde bulunmaktır. Vakıf ayrıca kamu yararına vakıf olarak vergi muafiyeti statüsü alınmasını da amaç edinmiştir.”

Vakfın sona ermesi halinde mal varlığı devri ilişkin de “Vakfın tasfiyesinden arta kalan mal varlığı Hacı Şaban Cengiz Vakfı adlı vakfa devredilir” denildi.

Çanakkale’de maden işçisi göçük altında kaldı: Şirketin ilk vukuatı değil

Kazdağları Ekoloji Platformu, Çanakkale’nin Yenice ilçesine bağlı Karaaydın köyünde bulunan CVK Madencilik’e ait kurşun madeni ocağında meydana gelen göçük ile ilgili bir açıklama yaptı.

Göçük sonucunda madende çalışan G.B. isimli bir işçi göçük altında kalmıştı. AFAD, jandarma ve itfaiye ekiplerinin maden işçisini kurtarma çalışmalarının devam ettiği belirtilmişti. Yapılan açıklamada “Çok üzgünüz. Maden çalışanı G.B.’nin en kısa zamanda yerin altından çıkartılmasını diliyoruz” denildi.

‘İlk suçu değil’

Yaşanan bu felaketin Park Holding’in iştiraki olan CVK’nın ilk suçu olmadığı belirtilen açıklamada “2017 yılında kasım ayında da aynı madende kaza meydana gelmiş ve madende yaşanan patlama ve göçük bir cana mal olmuştu. Denizli’den Yenice’ye madende çalışmak için gelen ve henüz 15 günlük işçi olan 39 yaşındaki Mustafa Aydoğdu patlamanın ardından göçük altında kalarak yaşamını yitirmişti” denildi.

Açıklamada “Yetkililer o zaman da ‘iş kazası’ demişti. Şimdi de ‘iş kazası’ diyecekler.  Oysa bu durum iş kazası değil, cinayettir! G.B’nin, Mustafa Aydoğdu’nun canının hesabını kim verecek?” ifadeleri kullanıldı.

Fotoğraf: AA

‘Kısa sürede maksimum kar anlayışı’

Soma’da 2014 yılında yaşamını yitiren 301 kişinin hatırlatıldığı açıklamada “İşçi sağlığı ve İş güvenliği kurallarının dikkate alınmadığı, denetimin uygulanmadığı, en kısa sürede maksimum kar anlayışıyla yaklaşılan madencilik anlayışı sonucu her yıl maden çalışanlarımız canlarını kaybetmektedir” denildi. CVK Madencilik hakkında ise şu bilgiler paylaşıldı:

CVK Madencilik A.Ş., söz konusu proje ile ilgili olarak kapasite artışına gitti ve Temmuz 2019’da ÇED süreci başlatmıştır. Projenin 29 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen Halkın Katılımı Toplantısına KEP bileşenimiz Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği katılarak, kapasite artışı ile ilgili itirazları dile getirmiştir.

EÇED duyuru sisteminden takip ettiğimiz kadarı ile tarih belirtilmeksizin İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) duyurusu yapılmış ancak henüz ‘ÇED Nihai’ ya da ‘ÇED Olumlu’ kararı verilmemiştir. Kapasite artışının ilerde yeni iş cinayetlerine davetiye çıkartacağı aşikardır.”

AW256068

‘Sorumluları cezalandırılmalı’

Söz konusu firmanın Balıkesir İvrindi Sarıalan Köyü yakınlarında, köye yalnızca 120 metre mesafede altın madeni projesi olduğu belirtilen açıklamada “Projenin İDK toplantısı yapılmıştır. 22 Ocak 2021 tarihinde toplantıya katılarak itirazlarımız dile getirdik. Süreci takip ediyoruz” denildi.

Açıklama “Göçük altında kalan kardeşimiz G.B.’nin bir an önce göçük altından çıkartılması için tüm olanakların seferber edilmesini, CVK Madencilik Kurşun madeni projesinde iş cinayetine neden olan sorumluların ve olayda ihmali olan şirket yetkililerinin en kısa zamanda ortaya çıkartılmasını ve cezalandırılmasını ve söz konusu projeye kapasite artış izni verilmemesini istiyoruz” ifadeleriyle sona erdi.