Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı‘na yazı yazarak eski HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da sanıkları arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani iddianamesinin ekleri ile birlikte gönderilmesini istedi.
Kobani soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan‘ın da aralarında olduğu HDP’li dokuz milletvekili hakkında fezleke düzenlenmişti. Bu fezlekelerin örneğini de istendi. Başsavcılık kaynakları söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.
Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli büro tarafından yapılacak inceleme sonucu, HDP’nin “örgüt eylemlerinin odağı” olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.
Bahçeli bugün “Kapatılmaları hayatidir, acildir, şarttır’ demişti
Partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yargıtay’ın HDP hakkında inceleme başlatmasının “önemli ve beklenen bir gelişme” olduğunu söylemiş ve şunları söylemişti:
“Başsavcılık inceleme sonucunda HDP’nin faaliyetlerinin terör eylemlerinin odağı haline geldiğine karar verirse soruşturma safhasına geçecek nihayetinde hazırlanan iddianame Anayasa Mahkemesi’ne sunacaktır. Siyasi partilerin kapatılması Yargıtay cumhuriyet başsavcısının açacağı dava üzerine AYM tarafından kesin olarak karara bağlanmaktadır. Türkiye bir hukuk devleti ise HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır. Başka bir ad altında paravan terör oluşumu çatısı ile bile tekrar faaliyette bulunmasına fırsat verilmemelidir.”
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde yargı reformu kapsamında hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planı’nı açıkladı.
Eylem planının iki yıllık bir zaman diliminde uygulanmak üzere hazırlandığının altını çizen Cumhurbaşkanı “Eylem planımızın nihai amacı, yeni ve sivil bir anayasadır” dedi.
İnsan Hakları Eylem Planı’nın detaylarını açıklayan Erdoğan “Öyle her çiçeğe su vermeyeceğiz. Susuz çiçeğe su vermek adalet, dikene su vermek zulüm olur” ifadelerini kullandı.
Dokuz amaç ve 50 hedef belirlendi
Planın arkasında geniş çaplı istişareler olduğunu söyleyen Erdoğan, “Hazırlık sürecini yürüten arkadaşlarımız, ilgili tüm bakanlıklarımızla, kurumlarla, ekonomi ve iş dünyasıyla, STK temsilcileriyle, milletimizin her kesimiyle bir araya geldiler” dedi.
Aktarılan bilgiye göre plan öncesinde 1571 kişinin katılımıyla beş çalıştay ve 53 toplantı yapıldı. Bu sürecin sonunda insan hakları eylem planı dokuz amaç 50 hedef ve 393 faaliyeti içeren bir belge olarak ortaya çıktı.
‘Değişim ve reform irademiz devam ediyor’
“Hayatın bizatihi kendisinin kesintisiz bir değişim süreci olduğu gerçeği, her alandaki reformları kesintisiz sürdürmemiz gerektiğine işaret ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamalarda bulundu:
Ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlendiğimiz günden beri bu doğrultuda attığımız tarihi önemdeki adımların şahidi, bizatihi milletimizin kendisidir. Bugün açıklayacağımız Eylem Planı da değişim ve reform irademizin devam ettiğinin ve devam edeceğinin bir örneğidir. İnsan Hakları Eylem Planı, geçmişin muhasebesi ile geleceğin murakabesinin ürünü bir belgedir. Her maddenin hayata geçmesi için gereken adımları kararlılıkla atacağız. İnşallah önümüzdeki hafta da ekonomik reform programımızı milletimizle paylaşacağız.”
“Eylem planının vizyonunun “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” olarak belirlendiğini belirten Erdoğan planın 11 temel ilkesini şöyle sıraladı:
1- İnsan doğuştan sahip olduğu vazgeçilmez haklarıyla yaşar, devletin görevi de bu hakları korumak ve geliştirmektir.
2-İnsan onuru, bütün hakların özü olarak hukukun etkin koruması altındadır.
3- Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebepler temelinde hiçbir ayrımcılık söz konusu olmaksızın herkes hukuk önünde eşittir.
4-Kamu hizmetinin herkesi eşit, tarafsız ve dürüst biçimde sunulması bütün idari faaliyetlerin temel özelliğidir.
5- Mevzuat, tereddüt doğurmayacak şekilde açık ve öngörülebilir kurallar içerir, kamu otoriteleri de bu kuralları hukuk güvenliği ilkesinden ödün vermeden hayata geçirir.
6- Sözleşme özgürlüğüne, hukuki güvenlik ilkesi ve kazanılmış ilkesi prensibine aykırı olarak hiçbir şekilde müdahale edilemez.
7-Devlet, girişim ve çalışma hürriyetini rekabete dayalı serbest piyasa kurallarıyla sosyal devlet ilkesi çerçevesinde korur ve geliştirir.
8-Adli ve idari işleyiş, masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı ve ceza sorumluluğunun şahsini ilkeliğini koruyan, gözeten ve güçlendiren bir yaklaşımı merkezine alır.
9-Hiç kimse, başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirileri veya düşünce açıklamaları nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
10- Hukuk devleti hak ve özgürlükler ile adaletin teminatı olarak her alanda tahkim edilir.
11-Haklarının ihlal edildiğini iddia eden herkes, etkili kanun yollarına zahmetsiz şekilde erişebilir. Adalete erişim, hak ve özgürlüklere saygının esasıdır.
1-Daha güçlü insan hakları koruma sistemi
Eylem planının, bu ilkeler çerçevesinde belirlenen dokuz amaçtan oluştuğunu belirten Erdoğan ilk maddenin daha güçlü bir insan hakları koruma sistemi olduğunu söyledi. Erdoğan “Buradaki hedefimiz insan haklarına dayalı bir hukuk devleti anlayışının daha da güçlendirilmesidir” dedi. Bu amaçtaki maddeleri şöyle sıraladı:
Mevzuat ve uygulamayı bu doğrultuda düzenli olarak gözden geçirecek ve gerekli tedbirleri alacağız. Böylece AB ile bilhassa vize serbestisi diyalogunda karşılanması beklenen hususlara yönelik çalışmalara da hız veriyoruz.
AYM’ye bireysel başvurusu sisteminin etkinliğini artırmayı hedefliyoruz.
Demokratik katılımı güçlendirmek için Siyasi Partiler ve Seçim Mevzuatı‘nda değişiklik yapmak üzere kapsamlı bir çalışmayı başlatıyoruz.
İnsan hakları kurumlarının etkinliğini artırıyoruz. Kamu denetçiliği kurumu ile Türkiye insan hakları ve eşitilik kurumunun kararlarını, kişisel verilerin korunması suretiyle kamuoyunun erişimine açıyoruz.
‘Uzun yargılama zararları karşılanacak’
‘Geç gelen adalet, adalet değildir’ anlayışıyla vatandaşımızın talep ve sıkıntılarını daha hızlı ve şeffaf bir şekilde çözecek adımları atıyoruz. İnsan hakları tazminat komisyonu, AYM’ye başvuruya gerek kalmaksızın uzun yargılama zararlarını karşılayacak.
Ceza infaz kurumlarını insan hakları odaklı olarak denetim ve takip için barolar, STK’lar ve üniversitelerden temsilcilerin de katılımıyla bağımsız bir ceza insan kurumları insan hakları izleme komisyonu kuruyoruz.
Kırılgan gruptakiler başta olmak üzere, suç mağduru olan vatandaşlarımıza adliyenin kapısından girdiği andan itibaren destek olarak bu insanlarımızın yeni mağduriyetler yaşamasının önüne geçmek istiyoruz. Bunun için, çocuklar, kadınlar, engelliler ve yaşlılar başta olmak üzere suç mağdurlarına yönelik sağlanan psiko-sosyal destek ve bilgilendirme hizmetlerinin etkinliğini artırıyoruz. Adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri ve adli görüşme odalarını da yaygınlaştırıyoruz.
İnsan hakları savunucusu Osman Kavala 1218 gündür tutuklu yargılanıyor.
2- Yargı bağımsızlığı ve adil yargılama
Erdoğan “İnsan hakları eylem planımızın ikinci amaç başlığı, yargı bağımsızlığı ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesidir. Bu alanda bugüne kadar tarihi nitelikte pek çok adım attık” dedi. Yeni adımları ise şu şekilde sıraladı:
Kararların sadece adil olması yetmiyor, aynı zamanda makul bir zamanda verilmesi gerekiyor. Bunun için hakim ve savcılara coğrafi teminat sağlayarak hem yargı teminatını güçlendiriyor hem de kararların hızlanmasını temin ediyoruz.
Terfi ve teftiş mekanizmasını, kararların yeterli gerekçeyle yazılıp yazılmadığı, isabet oranı ve insan haklarına duyarlılık gibi objektif performans kriterleri çerçevesinde yeniden yapılandırıyoruz.
‘HSK denetim alanı genişliyor’
Yargı kararlarının yeterli, ikna edici ve anlaşılabilir olmasına ilişkin meslek öncesi ve meslek içi eğitim faaliyetlerini artırıyoruz. Gerekçelerin sağlam, tutarlı ve tartışmaları bitiren mahiyette olması için HSK’nın denetim alanını genişletiyor, istinaf dairelerine de bozma yetkisi veriyoruz.
Adalete güvenin temel unsurlarından olan masumiyet karinesini, koruyucu tedbirleri, lekelenmeme hakkının kapsamı başta olmak üzere her alanda genişletiyoruz.
Adil kararın makul sürede verilmesi için yargıda hedef süre uygulamasını yaygınlaştırıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır süren bu uygulamada geçtiğimiz yıl ortalama yüzde 81 oranında hedefin tutturulduğunu gördük. Bu oranı inşallah yüzde yüze çıkaracağız. Aynı uygulamayı istinaf yargılaması ve adli tıp raporları için de getiriyoruz. Bu kapsamda idari yargıda gerekçeli kararın 30 gün içinde yazılmasını zorunlu kılıyoruz.
E-tebligat uygulaması genişletilecek
E-tebligat uygulamasına yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı da dahil ediyoruz. Seri muhakeme ve basit yargılama usulleri, daha önce 2 yıl süren yargılama süreçlerini iki aya indirdi. Yargıya ve vatandaşlarımıza büyük kolaylık sağlayan bu usullerin kapsamını genişletiyoruz. İş davalarının daha hızlı sonuçlanmasını temin için; hakimlerin SGK’nın kayıtlarına bilişim sistemi üzerinden erişebilmesini sağlıyoruz. Adil yargılanma hakkının güçlendirilmesi bakımından tüm tarafların eşit imkanlara sahip olmasını önemli görüyoruz.
Eylem planıyla, iddianamelerin mağdur ve müştekilere tebliğ uygulamasını başlatıyoruz. İdari davalarda dosyaya sonradan giren belge ve belgelerin taraflara tebliğini de zorunlu hale getiriyoruz. Avukatların, takip ettikleri işlerle ilgili ‘aslı gibidir’ diye tastik ettikleri belgelerin belirli şartlarla adli ve idari merciiler tarafından işlemlere esas alınabilmesine imkan sağlıyoruz.
Savunmanın ve savunma hakkının güçlendirilmesi kapsamında müdafiinin dosya inceleme yetkisine yönelik olarak verilen kısıtlama kararlarına üst süre sınırı koyuyoruz. Avukatların AYM’ye bireysel başvuraları elektronik ortamda yapabilmelerine imkan sağlıyoruz. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak maddi durumu yetersiz olan kişilere verilen adli yardım hizmetleri için avukatlardan alınan vergi oranını düşürüyoruz.
Özlük hakları iyileştirilecek
Zorunlu müdafii ücretlerini iyileştirecek bir düzenleme de hazırlıyoruz. Kamu avukatlarının çalışma esaslarını yeniden düzenliyor, özlük haklarını iyileştiriyoruz. Avukatlık stajı ile kişininin mesleğinin birlikte yapılmasına imkan sağlıyoruz.
Adalete erişimi güçlendirecek tedbirler ve eylem planının üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biri olmuştur. Dava, icra, noter harç ve masraflarını sadeleştiriyoruz.
E-duruşma uygulamasını tüm hukuk mahkemelerine yaygınlaştırıyoruz. Adli yardıma, e-devlet üzerinden başvurulabilmesini sağlıyoruz.
Engelli, yaşlı ve yatağa bağımlı hasta vatandaşlarımıza bulundukları yerden görüntülü iletişim teknolojileri vasıtasıyla ifade ve benzeri işlemleri yapabilme kolaylığı getiriyoruz. Adliyelerde halkla ilişkiler büroları kuruyor, ön bürolar ve danışma masalarını yaygınlaştırıyoruz.
3- Hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık
Eylem planının üçüncü amacı, “hukuki öngörülebilirlik ve şeffaflık” olarak tanıtıldı. Burada şu değişimlere yer verildi:
Eylem planıyla idarenin iş ve işlemlerinde öngörülebilirliği ve şeffaflığı daha da güçlendiriyoruz. Bunun için idareye yapılan başvurularda, idarenin cevap verme süresini 60 günden 30 güne indiriyoruz.
AB’nin doğrudan yabancı yatırımların izlenmesi hakkında çerçeve kararıyla uyumlu, hukuki düzenlemele yapıyoruz.
Adli ve idari yargıda itiraz, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvuru sürelerini yeknesak hale getiriyoruz. Buna göre, istinaf ve temyize başvurma süreleri, gerekçeli kararın tebliği ile başlayacak.
Tüm ilk derece ve istinaf mahkemesi kararının, kişisel verileri koruma ilkesine uygun şekilde kamuoyunun erişimine açıyoruz.
‘Kıdem şartı’
Eylem planıyla yargıtay ve danıştay üyeliğine seçilebilmek için en az 45 yaş ile birinci sınıf olmanın yanında belli bir kıdem şartı da getiriyoruz. Yargıdaki ünvanlı görevler için de kıdem şartı aranacak.
Hakim ve savcı yardımcılığını sisteme kazandırıyoruz. Tüm icra dairelerinde kağıtsız ofis ortamına geçiyoruz.
Finans, sendika, imar ve kamulaştırma gibi alanlar ile vergi ve bilişim suçlarında ihtisas mahkemeleri kuruyoruz. Adliyelerde hakimlere destek olacak mahkeme uzmanı kadrosu ihtas ediyoruz.
İdare ile yatırımcılar arasındaki uyuşmazlıkları gidermek için, bağımsızlık ve tarafsızlık esasıyla çalışacak, hızlı karar alabilecek yatırım ombudsmanlığı kuruyoruz.
Bilirkişilik bölge kurullarını yeniden yapılandırıyoruz. Yetersiz ve hatalı raporları alışkanlık haline getiren ya da etik ilkelere aykırı davrandığı tespit edilen bilirkişileri derhal sicilden çıkarıyoruz.
4-İfade, örgütlenme ve din özgürlükleri
Eylem planının dördüncü amacı, “ifade, örgütlenme ve din özgürlüklerinin korunması ve geliştirilmesi” olarak nitelendirildi. Erdoğan “Bu 3 özgürlük alanı bugüne kadar en çok düzenleme yaptığımız konulara arasındadır” iddiasında bulundu.
Diğer insanların haklarına saygılı şekilde yapılan eleştirlerin ve düşünce açıklamalarının soruşturma konusu olmaması için hakim, savcı ve kolluk görevlilerine düzenli olarak eğitim verilmesini temin ediyoruz.
Basın, yayın ve internet yoluyla işlenen suçlarda muhakeme şartı olan süreleri, ifade özgürlüğünü güçlendirmek amacıyla yeniden ele alıyoruz.
‘Basın özgürlüğü geliştirilecek’
İfade ve basın özgürlüğüne ilişkin standartları yükseltmek için gazetecilerin mesleki faaliyetlerinin kolaylaştırılmasına yönelik tedbirler geliştiriyoruz.
Hangi dine mensup olursa olsun, kamu ve özel sektör çalışanlarıyla öğrencilerin kendi dini bayramlarında izinli olmalarını sağlıyoruz.
Gayrimüslim, cemaat vakıfları yönetim kurullarının oluşturulması ve seçimine ilişkin vakıflar yönetmeliğini yeniden düzenliyoruz.
5- Kişi özgürlüğü ve güvenliği
Erdoğan “Eylem planının beşinci amacı, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin güçlendirilmesidir” ifadelerini kullandı. Bu amaç doğrultusunda yapılacaklar şöyle sıralandı:
Sulh ceza hakimliklerinin tutuklama ve diğer koruma tedbirlerine ilişkin kararlarına karşı dikey itiraz usulleri getiriyoruz.
Adli kontrol tedbirlerini de üst süreye bağlıyoruz. Müdafii ile görüşme hakkını kısıtlayan kanun hükümlerini, özgürlükler lehine bir yorumla gözden geçiriyoruz.
Konutu terk etmeme, adli kontrol tedbirinde geçen sürenin sonuç cezanın infazından mahsubuna yönelik değişiklik yapıyoruz.
‘Gece yarısı gözaltı olmayacak?’
Eylem planıyla; sadece ifade vermek için mesai saati dışında yakalayıp gözaltına alma, otelde gecenin yarısı bulup gözaltına alma gibi uygulamalara son veriyoruz. İfade alma işlemleri artık yedi gün 24 saat yapılabilecek.
Şikâyete bağlı suçlarda açıklamalı davetiye tebliğine rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya gelinmemesi halinde, davanın düşürülmesine ilişkin değişiklik yapıyoruz.
Boğaziçi protestolarında çok sayıda öğrenci ev baskınıyla gözaltına alınmıştı
6- Özel hayatın güvence altına alınması
Eylem planının altıncı amacı, “kişinin maddi ve manevi bütünlüğü ile özel hayatının güvence altına alınması” olarak nitelendirildi. Buradaki maddeler de şu şekilde:
İşkence iddialarıyla ilgili disiplin soruşturmalarında da zamanaşımını kaldırıyoruz.
Hastanelerde adli muayeneye özgü birimleri ve fiziki mekânları yaygınlaştırıyoruz.
Görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle bir hak ihlaline sebebiyet veren kamu görevlileri hakkında rücu ve disiplin işlemlerinin etkinliğini artırıyoruz.
Soruşturmaların etkili bir şekilde yürütülmesini temin etmek amacıyla, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısına, yargılama sonucunun bildirilmesini sağlıyoruz.
Yine bu kapsamda, olay yeri inceleme, adli arama ve fiziki el koyma işlemlerinin dijital olarak kayıt altına alınması zorunluluğunu getiriyoruz.
Erdoğan’dan 6284 sayılı kanun övgüsü
Erdoğan, “Kişi güvenliğini sağlamaya yönelik mücadelenin en önemli unsurlarından biri de aile içi şiddetle ve kadına karşı şiddetle mücadeledir. Ülkemizde 2012 yılında yürürlüğe giren 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, kendi alanında çok ileri bir düzenlemedir” ifadelerini kullandı. Ancak bu Kanunun oluşmasını sağlayan İstanbul Sözleşmesi hakkında yorum yapmadı. Bu alanda yapılacaklar şöyle sıralandı:
Eşe karşı işlenen suçlarla ilgili öngörülen ağırlaştırıcı sebebi, boşanmış eşi de kapsayacak şekilde genişletiyoruz.
Tek taraflı ısrarlı takip fiillerini ayrı bir suç olarak düzenliyoruz.
Eylem Planında, kişilerin fiziksel şiddet yanında onur ve haysiyetlerinin korunması da ayrıca düzenlenmiştir.
Bu kapsamda, kişinin, dava konusu olayla ilgisi bulunmayan hususlardaki mahremiyet alanının korunması için gereken tüm tedbirler alıyoruz.
İletişimin tespiti ve dinlenmesi şeklindeki koruma tedbiriyle elde edilen kayıtların, beraat kararı verilmesi halinde de yok edilmesini sağlıyoruz.
Erdoğan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme yönünde açıklamalar yapmıştı.
Çıplak aramaya dair açıklama
Üst ve beden aramalarının, insan onurunu zedelemeyecek şekilde yapılmasına yönelik kararlılığımız doğrultusunda, kolluk ve infaz kurumu personeline düzenli eğitimler vermeye devam edeceğiz.
Ceza infaz kurumlarında dijital dönüşümü tamamlıyoruz. Bu çerçevede, hükümlü ve tutukluların yakınları ile görüntülü görüşebilmeleri yanında, mektup alıp gönderme, dilekçe verme ve sağlık durumunu takip gibi işlemlerde de teknolojiden yararlanılacak.
Denetimli serbestlik yükümlülerinin meslek edinmelerini sağlamak için halk eğitim merkezleri, İŞKUR, yerel yönetimler ve özel sektör işbirliğiyle programlar düzenliyoruz.
‘Kişisel verilerin korunumu’
Kişisel verilerin işlenmesinde özel hayatın korunmasını sağlamak için, Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nu Avrupa Birliği standartları ile uyumlu hale getiriyoruz.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun idari para cezası kararlarına karşı sulh ceza hâkimlikleri yerine idari yargıya başvuru imkânı da sağlıyoruz.
7- Mülkiyet hakkı
Erdoğan “Eylem planındaki amacımızın yedinci maddesi mülkiyet hakkının daha etkin korunmasıdır” ifadelerini kullandı. Buradaki maddeler ise şöyle:
Bu anlayışla, acele kamulaştırmaya ilişkin hükümleri de içerecek şekilde, kamulaştırmayla ilgili tüm mevzuatı yeniden ele alıyoruz. Kamulaştırmasız el atmaya karşı valilikler nezdinde idari bir başvuru yolu getiriyor, bu hususta kusuru bulunan kamu görevlilerine de idari yaptırım yolunu açıyoruz.
İcra takibi ve yargılama süreçlerinden kaynaklı mağduriyetlerin önüne geçmek için, İcra ve İflas Kanunu ile ilgili yönetmeliği, mülkiyet hakkının en geniş şekilde korunmasını sağlayacak şekilde yeniden düzenliyoruz.
‘İmar planı izleme sistemi’
İmar planı izleme, değerlendirme ve denetleme sistemi oluşturuyoruz. Yine, imar planlarında parselasyon işlemlerinden doğan mağduriyetleri gidermeye yönelik çalışma yapıyoruz.
Kamu idarelerinin taraf olduğu aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda ‘pilot dava’ usulü getiriyoruz. Pilot davada verilecek kararın aynı konudaki uyuşmazlıklar bakımından bağlayıcı olmasını temin ederek, gereksiz vakit kayıplarının ve kaynak israflarının önüne geçiyoruz.
İdarenin, haklı olduğu belli olan vatandaşa ‘git davanı aç, kazan öyle gel’ şeklinde özetleyebileceğimiz tavrına son veriyoruz.
Yerleşik yargı içtihatlarının idare tarafından düzenli olarak takip edilmesini sağlayarak, başvuruları kabul etme ve davadan vazgeçme gibi konularda kurumların yetkilerini artırıyoruz.
Tapu siciline idareler tarafından konulan kamusal kısıtlamaları da elektronik ortamda malik ve ilgililerin erişimine açıyoruz.
8- Toplumsal refahın güçlendirilmesi
İnsan Hakları Eylem Planı’nın 8’inci amacı, “toplumsal refahın güçlendirilmesi ve kırılgan kesimlerin korunması” olarak açıklandı. Erdoğan buradaki maddeleri şöyle anlattı:
Çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda bugüne kadar mevzuat ve uygulamada gerçekleştirdiğimiz reformları, bu çalışmayla derinleştiriyor, güçlendiriyoruz.
Çocukların fiziki ve ruhi gelişimlerinin desteklenmesi için onların dijital riskler, siber zorbalık ve internet bağımlılığından korunmasına yönelik çalışmaları en üst seviyeye çıkarıyoruz.
Uluslararası koruma ve geçici koruma kapsamındaki kimsesiz çocukların bakım ve gözetiminin daha etkin sağlanabilmesi için tüzel kişi vesayet sistemini hayata geçiriyoruz.
Çocuk adaleti uygulamalarını da güncelliyoruz. Çocuk mahkemelerindeki duruşma salonlarını, çocuk dostu olacak şekilde tasarlıyor, duruşmalara hâkim, savcı ve avukatların cübbe giymeksizin katılımına imkân sağlıyoruz.
Aile mahremiyeti ve çocuğun üstün yararının daha iyi korunabilmesi amacıyla aile ve çocuk mahkemelerinin müstakil bir kampüs içinde bulunacağı yeni bir adliye mimarisi modeli geliştiriyoruz.
Denetimli serbestlik müdürlüklerinde çocuk büroları kuruyoruz. Suça sürüklenen çocukların adli süreçlerinin her aşamasını, bu bürolar vasıtasıyla takip ediyoruz.
‘Gençlerin aile kurmasını teşvik’
Gençlerin toplumsal ve demokratik hayata katılımını artırmak için orta öğretim müfredatına ‘Gönüllülük Çalışmaları’ koyuyor ve bunu üniversitelerde de yaygınlaştırıyoruz.
Dijital dünyada kariyer yapmak isteyen gençlerimizin, uluslararası alanda geçerli sertifika programları yoluyla, yazılım sektörüne kazandırılmalarını sağlıyoruz.
Gençleri aile kurmaları yönünde teşvik için evlilik yardımının kapsamını genişletiyoruz.
Yine, gençlerin iş gücü piyasasına aktif katılımları için ‘genç istihdamı ulusal strateji belgesi’ hazırlayarak, staj imkânlarını geliştiriyoruz.
İstanbul’da bir Birleşmiş Milletler Gençlik Merkezi kurulmasına yönelik çalışmalara hız veriyoruz. Böylece, Birleşmiş Milletler 2030 Gençlik Stratejisi’nin etkin bir şekilde uygulanması hedefine de katkıda bulunmak istiyoruz.
Dezavantajlı gruplar
Engelli bireylerin üst kademe kamu yöneticiliği ile mesleklerine uygun kamu görevlerinde istihdamını zorlaştıran hükümleri tespit edip kaldırıyoruz.
Sağlık raporlarında engellilik oranı ve haline ilişkin kriterlere bir standart getirerek, bu konuda yaşanan sorunları gideriyoruz.
Engelli ve yaşlı vatandaşlarımızın oy kullanma süreçlerine tam katılımını sağlamak ve kolaylaştırmak için yeni tedbirler alıyoruz.
Ayrıca, engelli öğrencilerimizin yurtlarda ücretsiz barındırılmasını sağlıyoruz.
Sosyal ve insani politikalar açısından, cezaevlerinde bulunan-bulunmayan gibi bir ayrımı doğru bulmuyoruz. Özel infaz usullerinin kapsamını genişletmeye devam ederek, ağır hasta, yaşlı veya engelli hükümlülerin cezalarının konutlarında infazının imkânlarını artırıyoruz.
‘Yaş ve sağlık sorunu olanlara denetimli serbestlik’
Yaş veya sağlık sebebiyle ceza infaz kurumunda hayatını tek başına idame ettiremeyen hükümlüler için denetimli serbestlik uygulamasının alanını genişletiyoruz.
Geri gönderme merkezlerindeki barınma şartlarına ilişkin şikâyetleri incelemek üzere etkili bir başvuru yolu oluşturuyoruz.
Yabancılar için hazırlanan şüpheli, sanık ve mağdur hakları formlarını yaygın dillere tercüme ederek, ilgililerin kolayca ulaşımına açıyoruz.
İnsan ticaretine ilişkin suç ve cezaları, Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi ve GRETA tavsiyeleri çerçevesinde yeniden ele alıyoruz.
‘Ormanların korunması’
Toplumsal refahın güçlendirilmesi için sağlıklı ve yaşanabilir çevrenin korunması vazgeçilmez öneme sahiptir. Bunun için çevrenin, doğanın ve özellikle ormanların korunmasına yönelik olarak yürüttüğümüz iletişim kampanyalarına devam ediyoruz.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranını artırıyoruz. Tabiatı ve çevreyi beraber paylaştığımız hayvanları ‘mal’ olarak değil ‘can’ olarak gören bir anlayışla mevzuat değişikliği yapıyoruz.
Gıda güvencesinin sağlanması için tüketici örgütleri temsilcilerinin de bulunduğu bağımsız bir mekanizma oluşturuyoruz.
‘Uyuşturucu ile mücadele’
Toplum sağlığının korunması kapsamında uyuşturucu ile mücadeleye kararlılıkla devam ediyoruz. Önleme ve tedavi görevlerini yürüten ÇEMATEM ve AMATEM’lerin, sayılarını, kapasitelerini ve etkinliğini artırıyoruz.
Uyuşturucu kullanımından ilk kez denetimli serbestlik kararı alanların rehabilitasyon ve tedavilerinin ara kontrollerle izleneceği, beş yıl süreli ‘bağımlılık takip modeli’ kuruyoruz.
Fiziki çevrenin korunması ve çevre sağlığının geliştirilmesi kadar, dijital mecralarda da insan haklarını koruyacak tedbirler getiriyoruz.
İfade özgürlüğü dengesini bozmayacak şekilde bireylerin kişilik haklarının sosyal medya üzerinden ihlaline yönelik fiillerle mücadeleyi artırarak sürdürüyoruz.”
9- İdari ve toplumsal farkındalık
“Eylem Planımızın dokuzuncu ve son amaç başlığı, insan hakları konusunda üst düzey idari ve toplumsal farkındalıktır” diyen Erdoğan burada yapılacakları şöyle aktardı:
İnsan haklarına duyarlı çalışmalarıyla, emsallerine göre öne çıkan kamu görevlilerini ödüllendiriyoruz.
Kolluk görevlilerinin eğitim faaliyetlerinde, temel insan hakları konularına daha etkin şekilde yer veriyoruz.
Hâkim, savcı ve avukatlara yönelik eğitim faaliyetlerinde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını da içerecek şekilde, insan hakları konusunu merkeze alıyoruz.
Yüksek mahkeme kararlarının, başvuruya konu kararı veren ve kanun yolu incelemesini yapan hâkim ve savcılara iletilmesini sağlıyoruz.
Hâkim, savcı ve avukat adaylarına Anayasa Mahkemesi’nde staj imkânı getiriyoruz.
Hâkim ve savcılar ile kamu görevlileri için ‘sosyal medya etik ilkeleri’ni, ‘tarafsızlık’ anlayışını esas alarak belirliyoruz.
‘Basın sözcülüğü aktif hale gelecek’
İnsan hakları farkındalığını idarenin kapalı devre bir faaliyeti olarak görmüyor, bu işi vatandaşlarımızla etkileşim içerisinde yapıyoruz. Bu anlayışla, her yıl ‘Türkiye İnsan Hakları Raporu’ hazırlanmasını ve kamuoyu ile paylaşılmasını sağlıyoruz.
Vatandaşımızın yargısal süreçler ve insan haklarını ilgilendiren işlemler hakkında hızlı ve doğru bilgilenebilmesi için adliyelerdeki basın sözcülüğünü daha etkin hale getiriyoruz.
Birleşmiş Milletler İş Hayatı ve İnsan Hakları Rehber İlkeleri dikkate alınarak, iş ve çalışma hayatına ilişkin ulusal rehber ilkeleri hazırlıyoruz.
Her iş gibi, insan haklarının temelinde de eğitim bulunuyor. İnsan hakları bilincinin küçük yaşlardan itibaren yerleşmesi amacıyla, ilk ve ortaöğretimde bu konuları içeren ders programları geliştiriyoruz.
Kamu Personeli Seçme Sınavı, Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı, Hâkim ve Savcı Adaylığı Sınavı gibi sınavlarda, adayların insan hakları hukuku alanındaki bilgilerini daha etkin şekilde ölçüyoruz.
‘Hukuk’ta öğrenim süresi beş yıla çıkacak’
Hukuk eğitiminin kalitesinin artırılması bunun için çok önemlidir. Yargı Reformu Stratejimiz kapsamında hukuk fakültelerine giriş için gereken başarısı sırasını 190 binden önce 125 bine, sonra 100 bine çekmiştik. Yine aynı kapsamda hukuk fakültelerinde öğrenim süresini beş yıla çıkarıyoruz.
Hukuk fakültelerinin kontenjanlarını da daha nitelikli eğitim verilmesini sağlayacak şekilde gözden geçiriyoruz.
Adalet meslek yüksekokullarının sadece örgün eğitim vermesini sağlıyoruz.
Yeni bir kurumsal yapı olarak ‘Hukuk Araştırmaları Enstitüsü’ kuruyoruz. Bu enstitü insan hakları hukukuyla ilgili tüm uluslararası gelişmeleri takip edip, toplumsal talep ve ihtiyaçları dikkate alarak yeni politika önerileri geliştirecektir.
Ayrıca insan hakları eğitimini teşvik etmek için yurt dışındaki insan hakları eğitim programlarına yönelik İnsan Hakları Araştırma Bursu’ hazırlıyoruz.
‘Amaç sivil anayasa’
Erdoğan konuşmasının sonunda “Eylem Planımızın nihai amacı, yeni ve sivil bir anayasadır.Çünkü anayasa, hak ve özgürlükleri koruyup geliştirecek toplumsal iradenin en güçlü ve korunaklı zeminidir” dedi.
Mevcut 1982 Anayasası’nın darbe dönemi şartlarında hazırlandığını belirten Erdoğan, “Bu anayasa milletin doğrudan veya dolaylı iradesiyle birçok kez değiştirilmiş olsa da hazırlık sürecindeki dinamiklerin ürünü olan ruhun tortuları, attığımız her adımda kendini hissettirmektedir” dedi.
Anayasa için hedef tarih: 2023
“Bunun için, geçtiğimiz haftalarda yeni ve sivil anayasa teklifini yeniden milletimizin takdirine sunduk” diyen Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
Milli iradenin üstünlüğü esasına göre hazırlanacak yeni bir toplumsal sözleşme metnini, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını karşılamaya hazırlandığımız şu dönemde ülkemize kazandırmanın, tarihi sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.”
Senex Yaşlanma Çalışmaları Derneği tarafından hazırlanan ‘Yaşlılara Yönelik Şiddet ve İhlallerin İzlenmesi’ raporuna göre 2021 yılının Ocak ayında yaşlılara yönelik gerçekleştirilen şiddet, ihlal ve ayrımcılık vakaları arttı.
Medyaya yansıyan haberlerin günlük olarak taranması ile elde edilmiş verilerin analizlerine göre hazırlanan raporda Türkiye genelinde yaşlılara karşı işlenen şiddet ve ihlal kapsamında 133 vaka tespit edildi. Rapora göre en çok vakanın görüldüğü il Samsun (13). Daha sonra sırasıyla İstanbul (12 vaka) Antalya (9 vaka), İzmir (8 vaka), Bursa ve Manisa (6 vaka) geliyor.
Buna göre, doğal olmayan nedenlerle gerçekleşen ölümler ile şüpheli ölümler tüm vakaların yarısını oluşturuyor. Tespit edilen vakaların yüzde 32’si düşme, çarpma gibi doğal olmayan yollarla ve ihmal sonucu gerçekleşen ölümlerden oluşuyor, 27 vaka da şüpheli ölüm olarak sınıflandırılıyor.
Yaygın dolandırıcılık
Yaşlılara yönelik en yaygın şiddet ve ihlal türlerinden biri dolandırıcılık. Türkiye genelinde ocak ayı içinde 17 dolandırıcılık vakası yaşandı. Dolandırıcılık vakalarında erkekler daha fazla mağdur oldu.
Raporda dikkat çeken tespitlerden biri de yangın sonucu ölen ya da yaralananların sayısı. Araştırmada toplam 12 yangın vakası tespit edildi. Yangın sonucu ölen kadın sayısı ise erkeklerden daha fazla.
Yaş ortalaması 75
Türkiye genelindeki tüm vakaların yüzde 40’ı yaşlı kadınlara yönelik şiddet ve ihlallerden oluşurken, vakaların yüzde 48’inde yaşlı erkekler şiddet ve ihlallerle karşılaşıyor. Yüzde ikisinde ise cinsiyet tespit edilmediği kaydediliyor.
Tüm vakaların yüzde 11’inde yaşlı çiftler mağdur olmuş. Şiddet ve ihlale uğrayanların yaş ortalaması 75 olarak tespit edilen araştırmada şiddet ve ihlallerin 51 ile 95 yaş arasındakilere yönelik gerçekleştiği belirtildi.
En çok yoksullar şiddete uğruyor
Tüm şiddet ve ihlallerin bir başka dikkat çekici özelliği ise vakalarının neredeyse tamamının yoksul yaşlılardan oluşması.
Hem yaşlı kadınlar hem yaşlı erkekler arasında yüksekten düşme, çarpma gibi doğal olmayan nedenlerle ölümler bir hayli yaygın. Ocak ayında 14 yaşlı kadın ve 12 yaşlı erkeğin bu nedenlerle yaşamını yitirdiği tespit edildi.
Koronavirüs verilerinin derlendiği “Worldometers” internet sitesine göre, Covid-19 salgınında dünya çapındaki tespit edilen vaka sayısı 115 milyon 34 bin 561’e yükseldi.
ABD, 29 milyon 314 bin 254 ile en fazla vakanın olduğu ülke konumunda. Bildirilen vaka sayısında Türkiye dokuzuncu sırada yer alırken, ABD’yi takip eden ülkeler şöyle:
Hindistan: 11 milyon 124 bin 527 Brezilya: 10 milyon 589 bin 608 Rusya: 4 milyon 268 bin 215 Birleşik Krallık: 4 milyon 182 bin 9 Fransa: 3 milyon 760 bin 671 İspanya: 3 milyon 204 bin 531 İtalya: 2 milyon 938 bin 371 Türkiye: 2 milyon 711 bin 479 Almanya: 2 milyon 455 bin 569 Kolombiya: 2 milyon 255 bin 260 Arjantin: 2 milyon 112 bin 23 Meksika: 2 milyon 89 bin 281 Polonya: 1 milyon 711 bin 772 İran: 1 milyon 639 bin 679 Güney Afrika: 1 milyon 513 bin 959 Ukrayna: 1 milyon 357 bin 470 Endonezya: 1 milyon 341 bin 314 Peru: 1 milyon 332 bin 939 Çekya: 1 milyon 252 bin 242 Hollanda: 1 milyon 92 bin 452.
Salgın nedeniyle dünya genelinde 2 milyon 551 bin 380 kişi yaşamını yitirdi, 90 milyon 758 bin 900 kişi de virüsü yenerek sağlığına kavuştu. Halen 21 milyon 724 bin 281 Covid-19 hastası tedavi altında bulunuyor.
HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen hapis cezasının Yargıtay‘ca onanmasıyla ilgili tüm milletvekillerine açık bir mektup kaleme aldı. Yargıtay’ın onama kararına tepki gösteren Gergerlioğlu, “Bu karar, TBMM’ye yani millet iradesine sonra da benim gibi insan hakları savunucusu bir milletvekiline verilmiş olması insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbedir” dedi.
HDP’li vekile 2016 yılındaki sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, “terör örgütü propagandası yapma” suçundan verilen 2,5 yıl hapis cezası geçen haftalarda Yargıtay tarafından onanmıştı. Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşmesi gündeme geldi.
“İnsan hakları aktivisti milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?” diye soran Gergerlioğlu, Yargıtay’ın kararına ilişkin hukuki değerlendirmede de bulundu.
Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun mektubu şöyle:
“Onama kararında yer almayan hukuki tartışmalar karşı oy yazısında yer bulmuş, bu karşı oy yazısı ile yargılamanın da verilen cezanın da hukuka aykırılığına açıkça dikkat çekilmiştir. Öncelikle mahkumiyet kararının kesinleştiği bu dönemde halen milletvekili sıfatına sahip olduğumu hatırlatmak isterim.
‘Türkiye’nin imzaladığı sözleşmelere aykırı’
Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklik ile yasama dokunulmazlığına istisna tutulan hakkın kötüye kullanımına ilişkin madde büyük bir değişiklik geçirmiştir. Maddeden açıkça ‘düşünce’ ifadesi çıkarılmış olması nedeni ile propaganda suçu açıkça bu kapsamdan çıkarılmıştır. Bu yönüyle anayasaya ve kanuna aykırı bir şekilde, dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin yargılamasına devam edilmesi ve hakkında cezaya hükmedilmesi açıkça anayasaya, siyasi faaliyette bulunma, seçme ve seçilme evrensel haklarına ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır.
“Öte yandan milletvekili olduğum dönemden çok önce de insan hakları savunucusu olarak pek çok toplumsal olaya dikkat çektiğim, bunları kamuoyu gündeme taşıdığım unutulmamalıdır. Suç teşkil ettiği iddia edilen paylaşım da çözüm sürecine dair tartışmaların devam ettiği bir dönemde barış çağrısıyla yapmıştır. Ulusal bir haber sitesinin linki ile birlikte şiddete teşvik amaçlı taşımayan bir paylaşım nedeniyle ağır bir suçtan dolayı cezalandırılmam ifade özgürlüğüne yapılan açık bir müdahaledir.. Ayrıca kararda düşünce açıklamamın doğrudan ya da dolaylı olarak nasıl açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır. .. Bu madde kapsamında yargılanan pek çok milletvekilinin yargılamalarının mahkeme kararıyla durduğunu ama benim yargılamamın kasıtlı devam ettirildiğini de bilginize sunarım.
‘AİHM içtihatlarına aykırı’
“Bir insan hakları savunucusu olarak, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapmış ve çözüm sürecine doğrudan katkım bulunduğunu alenileşmiş bir haberin içeriğini paylaşmasının propaganda suçu olarak değerlendirilmesi gerek mahkumiyet kararını onayan Yargıtay’ın, gerekse de Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatlarına aykırıdır. Dolayısıyla milletvekili seçildiğim bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkumiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.
Berberoğlu örneği
Sayın Enis Berberoğlu örneğinde olduğu gibi kararın alelacele ve siyasi rant elde etmek amacıyla Meclis’e getirtilip okutulması amacıyla Yargıtay tarafından hızlı bir şekilde çıkarılan bu karar çok açık bir hak ihlallerine yol açacaktır. Anayasa Mahkemesi tarafından da hakkımda ihlal kararı vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bugün benim aldığım cezanın öncelikle TBMM’ye yani millet iradesine sonra da benim gibi insan hakları savunucusu bir milletvekiline verilmiş olması insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbedir.”
1 Mart’ta açılması beklenen tüm okul öncesi eğitim kurumları, ilkokullar, 8. ve 12. sınıflar bugün itibariyle ders başı yaptı.
Düşük ve orta riskli illerdeki ortaokullar ve liselerde de yüz yüze eğitime başlandı.
Okulların 1 Mart tarihinde açılacağı duyurulmuş, ancak bazı illerde yaşanan koronavirüs vaka artışından dolayı okulların açılması bir gün ertelenmişti.
Yüz yüze eğitimle ilgili yeni düzenlemeler
Milli Eğitim Bakanlığı, yüz yüze eğitimle ilgili detayları da paylaştı. Buna göre, ilkokullar eğitime iki gün okulda seyreltilmiş sınıflarda yüz yüze, kalan üç gün de uzaktan eğitim şeklinde devam edecek.
Ortaokullardaki 5, 6, ve 7. sınıflar, mavi renkli düşük riskli ve sarı renkli orta riskli illerde seyreltilmiş şekilde iki gün okulda, üç gün de uzaktan eğitimle devam edecek.
Turuncu ve kırmızı renkli illerde tam zamanlı uzaktan eğitim devam edecekken; 8. sınıflar, 81 ilde haftada 12 ve 22 saatleri arasında yüz yüze eğitim görecek.
Lise öğrencileri için ise yüz yüze eğitim süreci başladı. Liselerde 8 Mart pazartesi gününden itibaren sınavlar, salgın tedbirleri kapsamında yüz yüze yapılacak.
Özel gereksinimli öğrenciler için hizmet veren özel eğitim ve okullar, ülke genelinde tam zamanlı olarak yüz yüze eğitime başlayacak.
Köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki eğitim kurumlarındaysa alınan mevcut kararlar uygulanmaya devam edecek.
İstanbul 8 Mart Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 6 Mart Cumartesi günü saat 16.00’da Kadıköy‘de ‘Büyük Kadın Buluşması’ gerçekleştireceğini duyurdu.
İnsan Hakları Derneği’nin binasında yapılan açıklamayı kadınlar adına okuyan Nupelda Çelik , tüm kadınları büyük buluşmaya davet etti. Çelik özetle şunları söyledi:
“Patriyarkanın, Saray rejiminin, sömürünün ve erkek şiddetinin karşısında, hayatımızı ve haklarımızı savunmaktan vazgeçmedik. Ekonomik ve siyasal krizin faturasının biz kadınlara kesilmesini, salgının bizleri evlere kapatmasını kabul etmedik. Bu direncimizi ve ısrarımızı yanımıza alarak, eşit ve özgür bir yaşam için sizleri Kadıköy’de bir araya gelmeye, Büyük Kadın Buluşmamıza çağırıyoruz.
… Tüm dünyadan kızkardeşlerimizin mücadelesine sahip çıkarak özgürlük talebimizi yükseltelim. Bugün Boğaziçi’nde “atanmış değil seçilmiş” diyerek kayyımlara karşı üniversitelerimizi savunan kadınlar olarak, yıllardır yerel yönetimlerde kadın derneklerini kapatarak icraatlerinin açılışını yapan kayyımlara karşı kentlerimizi savunan kadınlar olarak özgürlüğümüz için 6 Mart’ta bir kere daha bir araya geliyoruz. Çünkü yaşamımızı, kampüsümüzü, kentlerimizi kendimiz yönetmek istiyoruz.
‘Nefretin hedefinde olmayacağız’
“Devlet eliyle yok sayılmaya, hedef gösterilmeye çalışılan ama “Alışın, burdayız, her yerdeyiz!” demekten bir an olsun vazgeçmeyen LBTİ+’lar olarak, atanmış değil seçilmiş kimliklerimiz ve aşklarımızla heteropatriyarkaya karşı mücadele eden LBTİ+lar olarak bir araya geliyoruz.
…Hayatına savaş, tecrit, sömürü, işkence dayatılan kadınlarız ve birlikteyiz. Açlık grevlerine ses olmak, dayanışmayı büyütmek için, çocuklarıyla tutsak edilen kadınlar için, hala tahliye edilmeyen hasta tutsaklar için Kadıköy’de bir araya geliyoruz. Özgürlüğümüzü biz kazanacağız, biliyoruz.
İstanbul’un dört bir yanından kadınlar 6 Mart saat 16.00’da Kadıköy, Beşiktaş İskelesi’nde Büyük Kadın Buluşması’nda olacağız. Dünyayı yerinden oynatacağız. Özgürlüğümüzü kazanacağız.”
ABD‘de New York Valisi Andrew Cuomo, iki eski danışmanının kendisine yönelttiği cinsel taciz suçlamalarının ardından özür diledi.
Cuomo, yaptığı yazılı açıklamada, “Söylediğim bazı şeylerin istenmeyen bir flört olarak yanlış yorumlandığını kabul ediyorum. Herhangi birinin böyle düşünmesine neden olduğum için gerçekten üzgünüm” dedi.
Kişisel hayatlarla ilgili şaka yapmayı seviyormuş
‘Kimseye zarar vermeyi amaçlamadığını’ ve ‘etrafındaki insanlara kişisel hayatlarıyla ilgili şaka yapmayı sevdiğini’ söyleyen Cuomo, pozisyonundan dolayı şimdi daha hassas ve mesafeli yaklaşması gerektiğini anladığını kaydetti. Cuomo, iddiaların araştırılması için bağımsız inceleme yapılması çağrısında bulundu.
Vali Cuomo’un eski danışmanı Lindsey Boylan, 24 Şubat 2021’de ‘Medium’ adlı internet sitesinde yayımladığı makalede, Cuomo’nun 2016’dan 2018’e kadar birçok kez kendisini taciz ettiğini söylemişti. Cuomo’nun eski danışmanlarından Charlotte Bennett de New York Times‘a 63 yaşındaki valinin geçtiğimiz baharda kendisine ‘cinsel içerikli bazı sorular sorduğunu’ anlatmıştı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, Ordu eski Valisi Seddar Yavuz‘a hakaret ettiği ileri sürülerek açılan davanın altıncı duruşması bugün görüldü.
Duruşmada, savcılık esas hakkındaki mütalaasını açıkladı ve İBB Başkanı İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istedi.
DHA‘nın haberine göre, tekrarlanan İstanbul seçimleri öncesinde Karadeniz Bölgesi‘nde mitingler düzenleyen Ekrem İmamoğlu, 5 Haziran tarihinde İstanbul’a dönüş için gittiği Ordu-Giresun Havalimanı‘nda ekibiyle VIP alanına alınmamıştı. Bu esnada meydana gelen tartışmalar sırasında İmamoğlu’nun kendisine hakaret ettiğini iddia eden Ordu eski Valisi Seddar Yavuz, İmamoğlu’na dava açmıştı.
Esas hakkındaki mütalaa açıklandı
Davanın altıncı duruşması Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görüldü. Taraf avukatları ve tanıklar mahkemede hazır bulunurken, iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Mütalaada şu ifadeler yer aldı:
Halen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapan sanık Ekrem İmamoğlu’nun seçim çalışmaları nedeniyle Karadeniz Bölgesi’ne geldiği, 05/06/2019 günü ise Ordu iline geldiği ve aynı gün saat 22:20 sıralarında Ordu ilinden ayrılmak üzere Ordu-Giresun Havalimanı’na gelerek VIP salonundan geçmek istediği, VIP salonundan geçmesine izin verilmemesi üzerine olay tarihinde Ordu Valisi olarak görev yapan Seddar Yavuz’a hakaret ettigi iddiasıyla açılan davada, dosya içerisinde mevcut Haber Global isimli televizyon kanalından ve Fox Tv isimli televizyon kanalından alınan görüntülerde sanık Ekrem İmamoğlu’nun olay yerinde bulunan ve dosya kapsamında dinlenen bir kısım tanıklara hitaben “vali itlik yapmıştır, aynen iletin vali itlik yapmıştır” şeklinde söz söylemek suretiyle Seddar Yavuz’a gıyabında ve olay yerinde bulunan tanıklarla ihtilat ederek hakarette bulunduğu ve bu şekilde üzerine atılı kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret suçunu işlediği anlaşılmakla sanık Ekrem İmamoğlu’nun TCK’nın 125/1, 125/3-a, 125/4 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın hapis cezası ile mahkumiyeti halinde TCK’nın 53/1 maddesinde yazılı bulunan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi talep ve mütaala olunur.”
‘Öyle bir söz duymadım’
Tanık sıfatıyla dinlenen CHP Gülyalı Belediye Başkanı Ulaş Tepe, olay sırasında mahkemeye konu olan sözleri duymadığını söyledi:
Sayın Ekrem İmamoğlu, olay günü Ordu’ya geldi. Ordu’da miting yaptı. Daha sonra belediyemizi ziyaret etti. Ardından İstanbul’a dönmek için Ordu-Giresun Havalimanı’na gittik. Yorgundu ve sesi kısıktı. Ben olayların yaşandığı sırada yanındaydım. İddia edildiği gibi sanık hakkında ‘Vali itlik yapmıştır’ diye bir söz duymadım.”
‘Basitlik yapmıştır demiştir’
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun baş koruması Mustafa Akın‘ın da tanık olarak beyanı alındı. Akın, şunları söyledi:
Olayın olduğu gün yanındaydım. Başkanın olayın olduğu tarihlerde yoğun bir miting programı vardı. Bu nedenle ses kısıklığı vardı. Otobüs içerisinde sık sık buhar verilerek boğazı rahatlatılmaya çalışılıyordu. Boğaz pastili de kullanıyordu. ‘Vali itlik yapmıştır’ diye bir ifade duymadım. ‘Basitlik yapmıştır’ demiştir. Ses kısıklığından dolayı oradaki kişilerin yanlış anladığını düşünüyorum.”
Demokrasi İçin Birlik oluşumu, temel gelir güvencesine dikkat çekmek ve bu doğrultuda başlatılan kampanyayı tanıtmak için bir basın açıklaması düzenledi. Kampanyayı şu ana kadar 100’e yakın oluşum imzaladı.
“Temel gelir güvencesi yaşatır” başlığıyla yapılan basın toplantısında, Türkiye’de zaten adaletsiz olan gelir dağılımının, koronavirüs salgınıyla daha da derinleştiği ifade edilirken, milyonlarca kişinin işsiz kaldığı gibi, esnafların kepenk kapattığına da değinildi.
Basın açıklamasında, devlet tarafından vatandaşlara aylık periyodlarla düzenli ve karşılıksız temel gelir güvencesinin kademeli olarak, refah düzeyinin altında yaşayanlardan başlayarak acilen hayata geçirilmesi talep edildi.
‘Bir nefes payı’
Basın açıklamasında konuşan Demokrasi İçin Birlik Koordinasyonu’ndan Nesteren Davutoğlu, “Taşı çatlatacak kadar büyük bir adaletsizlik var” diyerek temel gelir güvencesi talebinin ortaklaştırılmasının temel hedef olduğunu kaydetti.
Davutoğlu’nun yaptığı konuşmanın satır başları şöyle:
Memleketin gerçek gündemi, işsizlik, yoksuzluk ve geçimdir. Gelir güvencesi talebi masanın üzerinde duruyor. Hedefimiz bunu hayata geçirmek. Bu sebeple kampanyayı başlatıyoruz.
Temel gelir güvencesi her derde deva olmayacak. Bu yeni bir düşünce, dünyanın baktığı opsiyondur. Ülke zenginliğinin adil paylaşılacağı güne kadar bir nefes payıdır. Asgari insani koşulların sağlanması için temel gelir güvencesi yaşatır.”
‘Acilen hayata geçirilmeli’
Basın açıklamasını okuyan Yazar Ayşegül Devecioğlu, temel gelir güvencesinin acilen hayata geçirilmesi gerektiğine vurgu yaptı:
Gelir adaletsizliği korkunç boyutlara ulaştı. Yoksullukla birlikte milyoner- milyarder sayısı artıyor. Yoksulluk, yalnızca bireyin barınma, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişememesi, yeterli gıdadan yoksun bırakılması değil aynı zamanda toplumdan dışlanması demek. Hak değil sadaka olarak verilen sosyal yardımlar, yoksulluğu önlemiyor, kalıcılaştırıyor.
Oysa onurumuzla, insanca yaşamaya hepimizin hakkı var.
Her gün onlarca insanın hayatını kaybettiği salgının önlenmesi için tam kapanma gerekiyor. İnsanların en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiği bu koşullarda, dünyanın çeşitli ülkelerinde de uygulanan temel gelir güvencesi, ülkemizde de kademeli olarak minimum refah düzeyinin altında yaşayanlardan başlayarak bütün topluma yaygınlaştırılacak şekilde acilen hayata geçirilmelidir.
Özellikle salgın koşullarında insanların beslenme, barınma, ısınma gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamak devletin görevidir. Eğer zenginleri daha zenginleştirmek değil, toplumsal zenginliği adil olarak bölüşmek, açlığı ve yoksulluğu önlemek hedeflenirse, ülkemizin temel gelir güvencesi için kullanacağı kaynak vardır.”
‘Dünyada başarılı örnekleri var’
Toplantıda söz alan isimlerden Prof. Dr. Mustafa Durmuş ise, temel gelir güvencesinin insanların hayatlarını iyileştireceğine ve insanların kendilerine nitelikli zaman ayırabileceğine vurgu yaptı.
Temel gelir güvencesinin dünyada başarılı örneklerinin olduğunu söyleyen Prof. Dr. Durmuş, “Hem işçi sınıfını hem de kadınları güçlendirecek bir araç” dedi.
‘İşçilerin yaşam sigortası’
DİSK/Dev Turizm İş Sendikası Marmara Bölge Başkanı Turgay Özdemir, pandemide işçilerin kaderlerine terk edildiğini belirterek, temel gelir güvencesinin işçilerin yaşam sigortası olduğunu söyledi. Ayrıca, Özdemir temel gelir güvencesini işçiler arasında büyüteceklerini de sözlerine ekledi.
Sosyal yardımlar da engelleniyor
Toplantıda söz alan isimlerden biri olan kod 29 mağduru Mesut Toprak, koronavirüs sürecinde evden çalışmaya başladıklarını, ancak bu süreçte mesai saatlerinin de dışında çalışmaya başladıklarını, yemek ücretlerini, prim konusunu gündeme getirdiği için de işten çıkarıldığını söyledi. Toprak, kod 29’un işsizlik maaşı almaya, iş bulmaya, sosyal yardım almaya engel teşkil ettiğini kaydederek, ancak dayanışmayla ayakta kalabildiklerini kaydetti.
Patronlar, pandemi sürecinde özellikle sendikaya üye olmuş işçileri işten çıkarma yasağı kapsamı dışında kalan Kod 29 ile işten çıkardı.
Böke: ‘Türkiye, ekonomik buhrana koronadan önce yakalandı’
CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, Türkiye’nin ekonomik buhrana koronavirüs salgınından önce yakalandığını, bu buhranın koronavirüsle derinleştiğine işaret etti.
“Sosyal devlet dayanışmanın merkezinde olmak zorunda” diyen Böke, CHP’nin aile destekleri sigorta programıyla temel gelir güvencesinin birbirini destekleyici olduğuna dikkat çekti.
Programın bütüncül olmasına dikkat çeken CHP’li Selin Sayek Böke, “Temel gelir güvencesiyle adil bir vergi reformu bu adımların bir bütünü olarak değerlendirilmeli” dedi.
‘Artık yeniyi konuşma zamanı’
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan, temel gelir güvencesiyle vatandaşların güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Paylan, iktidarın ekonomide bir yıkım yarattığını, ancak yeniyi konuşmak gerektiğini kaydetti:
İktidar bir yıkım yarattı. artık yeniyi konuşma zamanı. Bu iktidar gidecek. Paylaşımcı bir anlayışa ihtiyaç var.”