Ana Sayfa Blog Sayfa 1599

Yeşil Tarifler: Sağlıklı köpek maması nasıl yapılır?

Yeşil Tarifler” serimizin son bölümünde köpekler için sağlıklı mama tarifi verdik.

Yeryüzü Kooperatifi’nden Hande Terzioğlu, köpekler için  hem pratik hem ekonomik hem de sağlık mama yapımı anlattı.

Mama için gerekli olan malzemeler:

  • 400 gr. tavuk göğsü
  • 400 gr. pirinç
  • 1 havuç
  • Az miktarda tuz
  • 1 litreye yakın su

Tavuk göğsünü irili ufaklı doğrayın. Tencereye tavukları koyun. Tavukların üstünü bir-iki parmak geçecek kadar su ekleyin ve 15 dakika pişirin. Ardından havuçları ekleyin ve 5 dakika daha pişirin.

5 dakika sonra patatesleri, pirinci ve az miktardaki tuzu ekleyin. Bu karışımı da 10 dakika kaynatın. Ardından maydanozları ekleyip soğumasını bekleyin. Soğuduktan sonra da porsiyonlara bölün. Köpeğiniz için sağlıklı mamanız hazır.

Greenpeace, Şili’nin doğa harikalarını plastikle yeniden yarattı [Foto Galeri]

Küresel çevre koruma kuruluşu Greenpeace plastiğin doğa üzerindeki etkisine dikkat çekmek amacıyla “Plastiğin Doğası” isimli bir çalışmaya imza attı.

Latin Amerika’nın en büyük plastik atık üreticilerinden olan Şili’deki doğa alanlarının uydu fotoğrafları plastik materyallerle yeniden oluşturuldu.

Fundación Chile’ye göre, her yıl ülkede 990 bin ton plastik tüketiliyor ve ülkenin ekosistemleri artık kirlilikten gözle görülür şekilde zarar görüyor.

Greenpeace bu fotoğraf dizisiyle plastiğin korunan ortamlar dahil olmak üzere Şili’nin manzaralarına nasıl sızdığını ve hakim olduğunu göstermeyi amaçladığını söyledi. Dikkat çekici kampanya Cheil Worldwide Chile pazarlama ajansı tarafından hazırlandı.

Fotoğraflar plastiğin doğada yayılmasının nasıl durdurulabileceğini öğrenmek için taranabilecek bir QR koduyla birlikte şehrin birçok yerine asıldı.

Boğaziçi akademisyenleri rektör protestosunda 11 haftayı geride bıraktı

Boğaziçi Üniversitesi‘nde görevli öğretim üyeleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu‘nun rektör olarak atanmasına karşı başlattıkları protestoda 11’inci haftayı geride bıraktı.

Akademisyenler tepkilerini bir kez daha Güney Kampüs‘te yer alan Rektörlük binasına sırtlarını dönerek gösterdi ve burada bir basın açıklaması okudu.

‘Tutuklamalara son verilsin’

Bu hafta yaşanan gelişmelere yer verilen açıklamada “Bu hafta, 29 Ocak’tan beri hukuksuz bir şekilde tutuklu olan ve ev hapsinde tutulan öğrencilerimiz tahliye edildi. Olmaları gereken yere, kampüslerine ve derslerine geri döndüler” denildi.

Açıklamada “Barışçıl protesto ve eleştiri haklarını kullandıkları için yargılanan yedi öğrencimize yönelik, demokratik hukuk devletinde hiçbir yeri olmayan bu yargılamanın derhal sona erdirilmesini bekliyoruz. Boğaziçi protestolarına katılan tüm öğrencilerin maruz bırakıldığı tutuklama ve soruşturma gibi baskıcı uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

‘SÖZ 101 açık dersiyle başladık’

2020-2021 Bahar dönemine özerk ve demokratik üniversite değerleriyle asla bağdaşmayacak bir biçimde, polis ablukası altında başladıklarını belirten öğretim üyeleri “Üniversitemizde gayrimeşru rektör atamasından beri devam eden kuşatma derhal kaldırılmalıdır” denildi.  Bir hafta içerisinde yaşananlar şu sözlerle aktarıldı:

  • Özerk ve demokratik bir üniversite için verdiğimiz mücadeleye 11. haftasında da çeşitli eylemlerle devam ettik. 16 Mart Salı günü Üniversite Dernekleri Platformuyla birlikte “Üniversite ve Toplum” başlıklı çevrimiçi etkinliği gerçekleştirdik.
  • Dün bahar dönemini SÖZ 101 adıyla gerçekleştirdiğimiz ve öğrencilerimize seslendiğimiz açık dersle açtık. Düzenlediğimiz açık derste, öğrencilerimize ve camiamıza, ilkelerimizden taviz vermeyeceğimizi bir kez daha taahhüt ettik.
  • Üniversitemizi tehdit eden girişimlere karşı verdiğimiz hukuk mücadelesine dair adımlar attık.
  • Öğretim üyelerimiz yurt içinde ve yurt dışında düzenlenen toplantılarda ve çeşitli medya organlarında taleplerimizi dile getirdi.
  • Yurt içi ve yurt dışındaki birçok kurum ve kuruluştan destek ve dayanışma mesajları gelmeye devam ediyor. Öğrencilerimiz de kurdukları bağımsız kolektiflerle direnişlerini sürdürüyorlar.
Fotoğraf: Can Candan

‘İstifalarını istiyoruz’

Açıklama “Tüm saldırılara rağmen Boğaziçi Üniversitesi hocaları ve öğrencileri olarak birlikte düşünüyor, tartışıyor ve üretiyoruz; üniversitemizin barışçıl, kapsayıcı ve eşitlikçi dilini korumaya devam ediyoruz. Mücadelemizin ilk gününden beri savunduğumuz demokratik ve özerk üniversite ideali, katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir toplumun da teminatıdır” sözleriyle devam etti. Akademisyenler son olarak şu taleplerini hatırlattı:

Atanmış Rektör Melih Bulu, Rektör Yardımcıları Gürkan Kumbaroğlu, Naci İnci, Fazıl Önder Sönmez ve bir gecede kurulan Hukuk Fakültesi’nin atanmış Dekanı Selami Kuran’ın istifasını bir kez daha talep ediyoruz.”

 

 

İklim aktivistleri Ankara’dan seslendi: İklimi değil sistemi değiştir

19 Mart Küresel İklim Grevi‘nde dünyanın dört bir yanında düzenlenen iklim grevi çağrısına genç aktivistler Ankara Kuğulu Park‘tan ses verdi.

“İklimi değil sistemi değiştir” yazılı pankart arkasında bir araya gelen aktivistler burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamanın ardından grev, herkesin katılımına açık bir forum ile devam etti.

Kazma Bırak Platformu, Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi ve Fridays for Future hareketlerinin çağrıda bulunduğu grevde hükümetlere “Fosil yakıtları yeraltında bırak” diye seslenildi.

‘İklim krizi sadece bir çevre meselesi değil’

Yapılan açıklamada “Yeni normalimiz haline gelen aşırı hava olayları ve afetler sadece çevreyi değil sosyal yaşamı, ekonomiyi ve kültürü de etkiliyor. Bu da bize gösteriyor ki iklim krizi sadece bir çevre meselesi değildir” denildi.

İklim kriziyle birlikte hali hazırda sistemimizde var olan eşitsizlik ve adaletsizliklerin de derinleştiği belirtilen açıklamada “Bu yüzden bizler tüm canlılar adına hak savunuculuğu yapıyor her zaman iklim adaleti sosyal adalettir diyoruz” ifadeleri kullanıldı.

 

Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Zirvesi pandemi nedeniyle ikinci kez ertelendi

Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Zirvesi koronavirüs pandemisi gerekçesiyle ikinci kez ertelendi. Zirve, gezegenin bitkilerini, hayvanlarını ve ekosistemlerini korumak için küresel bir anlaşma yapma şansı olarak görülüyordu.

İlk olarak Ekim 2020 tarihlerinde Çin’in Kunming kentinde yapılması planlanan zirve pandemi nedeniyle Mayıs 2021 tarihine ertelenmişti. The Guardian’ın aktardığına göre organizatörler cuma günü yaptıkları açıklamada etkinliğin yeni tarihini 11-24 Ekim 2021 olarak duyurdu.

Küresel bir anlaşma müzakere edilecek

Zirvede yaklaşık 200 ülkenin yıkıcı iklim değişikliğini önlemek için harekete geçme sözü verdiği 2015 Paris Anlaşmasına benzer şekilde, yaklaşık 200 ülke yeni bir küresel antlaşmanın metnini müzakere etmesi planlanıyor.

Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nde (IPCC) yer alan bilim insanları iklim değişikliğiyle mücadele için gezegenin en az yüzde 30’unun koruma altına alınması gerektiğini ifade etmişlerdi.

Kunming anlaşmasının taslağı AB, Kanada ve Birleşik Krallık’ın desteğine sahip olan bu taahhüdü içeriyordu.

Fotoğraf: Shutterstock

Tür kayıpları ekonomiyi de tehdit ediyor

Korunan alanların ticari faaliyetlerin engellenmesi, yasaklanması ya da ormanların ve sulak alanların eski haline getirilmesi yoluyla genişletilmesiyle yalnızca çevreyi değil ekonomiyi de tehdit eden tür kaybını yavaşlatmak amaçlanıyor.

Kâr amacı gütmeyen Nature Conservancy, tüm türlerin yüzde 30 ila yüzde 50’sinin 2050 yılına kadar kaybedilebileceği ve büyük ekonomik kayıplara yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu. Arıları, kelebekleri ve diğer tozlayıcıları kaybetmek, yıllık tarımsal üretimde 217 milyar dolar değerinde bir düşüşe neden olabilir.

 

HDP’lilerin Meclis’te başlattığı Adalet Nöbeti üçüncü gününde

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından HDP tarafından Meclis’te başlatılan “Adalet Nöbeti” üçüncü gününe girdi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik ve beraberindeki heyet, Gergerlioğlu’nu ziyaret etti.

Bozgeyik, “Sizlerin mücadelesi hepimiz için örnek. Tüm KHK’liler ve konfederasyonumuz olarak yanınızdayız” diyerek dayanışma duygularını paylaştı.

İHD temsilcilerinden ziyaret

KESK temsilcilerinin ardından İnsan Hakları Derneği heyeti de ziyarette bulundu. Burada yapılan açıklamada görüşmeye İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan‘ın gelmek istediğini ancak Türkdoğan’ın sabah saatlerinde gözaltına alındığı belirtildi.

Yapılan açıklamada Gergerlioğlu ile Türkdoğan’a yapılan müdaheleler arasında parallikler olduğu belirtildi. “Her iki kişi de insan hakları için mücadele ettiği için yargılanıyor” ifadeleri kullanıldı.

Ne olmuştu?

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Gergerlioğlu’nun sosyal medyadan yaptığı bir haber paylaşımı nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararını 19 Şubat’ta onamıştı. Yargıtay’ın onama kararı, geçen hafta Perşembe günü Meclis’e ulaşmıştı.

Kararla ilgili Anayasa Mahkemesi‘ne bireysel başvuruda bulunan Gergerlioğlu, aynı zamanda da “tedbir” kararı alınması talebinde bulunmuştu. Gergerlioğlu’nun bireysel başvurusuyla ilgili süreç devam ederken, tedbir kararı reddedilmişti.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop ise Gergerlioğlu hakkındaki bireysel başvurusu sonucunu beklemeyeceklerini açıklamıştı. Anayasaya göre, hakkındaki kesinleşmiş yargı kararı TBMM Genel Kurulu’nda okutulan meclis üyesinin milletvekilli de sona eriyor.

Ancak Gergerlioğlu, kararın açıklamasından sonra Anayasa Mahkenesi’nin sonucu gelene kadar Meclis’ten ayrılmayacağını belirterek milletvekili arkadaşlarıyla birlikte Adalet Nöbeti başlattı.

 

Salda Gölü’ne ziyaretçi sınırı getiriliyor

Burdur’un Yeşilova ilçesinde yer alan ve eşsiz güzelliğiyle “Türkiye’nin Maldivleri” olarak bilinen Salda Gölü‘nün ‘Beyaz Adalar’ bölgesinde, ziyaretçi sayısına sınırlama getirilmesi kararlaştırıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü ‘Salda Gölü ziyaretçi taşıma kapasitesinin belirlenmesi’ çalışması sonuçlarına göre yılda 1.5 milyon olan ziyaretçi sayısı 570 bine düşürülecek.

Anlık kişi sayısı 540 olacak

Hürriyet gazetesinden Gülistan Alagöz’ün aktardığına göre anlık kişi kapasitesi 540 olacak şekilde bölgeye girişler kontrollü sağlanacak.

Bu sayıdan fazla olan turist sayısının ise gölün etrafında başka alanlara yönlendirilerek hassas alanın korunması planlanıyor.

Salda Gölü’nü bekleyen tehlike

Salda Gölü’nün korunması için uzun zamandır ekoloji aktivistleri bir mücadele yürütüyor. Göl yalnızca yoğun ziyaretçi akımının değil, üzerinde yapılmak istenen Millet Bahçesi projesi sebebiyle de tehlike altında.

Güngör Tarım İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından 300 bin metrekarelik alana yapılması planlanan Millet Bahçesi’nde şu yapıların inşa edilmesi öngörülüyor: Büfe, iki adet kafe, restoran, yönetici-sağlık ünitesi, yöresel ürünlerin satılacağı çoklu alan, giyinme-soyunma kabinleri, mescit ve cankurtaran birimleri.

Burada yapılmak istenen Millet Bahçesi’ne karşı çıkanlar ise projenin göl ve çevresine zarar vereceğini belirtiyor. Kapalı bir havza olan gölün yoğun insan ziyareti sonrasında kendisini temizlemeyeceğini belirten Yeşilovalılar ve ekolojistler buraya özgü pek çok canlı türünün yok olacağı endişesi duyuyor.

Güneş Enerjisi Santrali kurulum maliyetleri geçmiş yıllara göre daha ucuz

Karbon salınımına sebebiyet vermeyen ve yenilenebilir bir enerji olan güneş enerjisi için kurulum maliyetlerinin ucuzladığına dair açıklamalar yapıldı.

Isıtma Soğutma Merkezi (ISOMER) Genel Koordinatörü İlgin Eray, Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulum maliyetlerinin geçmiş yıllara göre çok daha ucuzladığını kaydederken, minimum 25 yıl kullanılan GES’lere yapılan yatırımın beş yıl içinde yeniden kazanıldığına dikkat çekti.

‘GES’lerle enerji sorunu çözülebilir’

İlgin Eray, cari açığın en büyük nedeni olan enerji ithalatının güneş enerjisi kullanımının yaygınlaştırılmasıyla çözülebileceğini belirtti:

Fosil yakıtlar bakımından zengin olmayan ülkemiz yıllardır enerji sıkıntısı çekiyor ve bu sorunu enerji ithalatıyla gideriyor. Bu ithalatın bedelini de cari açık olarak ödüyoruz.”

‘Elektrik ihtiyacının tamamı güneşten sağlanabilir’

Ayrıca, Eray Türkiye’nin Konsantre Güneş Enerjisi (CSP) yöntemiyle üretebileceği yıllık enerjisinin 380 milyar kilowatt saat olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri paylaştı:

Ülkemizin elektrik üretimindeki toplam kurulu gücü 95 bin 890 megavat. Bu rakamın içerisinde rüzgar, güneş ve jeotermal kaynakların payı yüzde 20 civarlarında. Oysaki doğru yatırımlar yapıldığında Türkiye, toplam elektrik ihtiyacının tamamını sadece güneşten sağlayabilir.”

‘Maliyet artık daha ucuz’

ISOMER Genel Koordinatörü İlgin Eray, Güneş Enerjisi Santrali’nin artık hem daha ucuz hem de daha verimli çalıştığının altını çizdi:

GES’ler artık hem daha uygun fiyatlara yapılıyor hem de daha verimli çalışıyor. Ömrü ortalama 25 yıl olan güneş enerji santralleri 5 yılda kendini amorti ediyor.

Bir fabrikanın 20 sene boyunca çatısından bedava elektrik üretmesi günümüz rekabet şartlarında büyük avantaj yaratıyor. 100 kilowatta kadar olan projelerde maliyet 600-700 dolar/kilowatt olarak seyrediyor.

Örneğin 100 kilowattlık bir proje 60 ila 70 bin dolar arası maliyetle sonuçlanıyor. Her işte olduğu gibi burada da iş hacmi büyüdükçe maliyet düşüyor.”

200’e yakın kurumdan HDP’nin kapatılmak istenmesine tepki

Aralarında sivil toplum kuruluşları (STK), barolar, ticaret ve sanayi odaları, meslek odaları ve sendikaların yer aldığı 183 kurum ve kuruluş HDP‘ye yönelik müdahalelere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Anayasa Mahkemesi‘nde HDP’nin kapatılması istemiyle açılan dava ve HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına  tepki gösterildi.

Parti kapatma konusunda Türkiye’nin son derece dramatik bir hafızaya sahip olduğu belirtilen açıklamada Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşundan bu yana 24 siyasi partinin kapatıldığı söylendi.

‘Seçim ve demokrasi ayrılmaz iki parça’

Seçim ve demokrasinin birbirinin ayrılmaz iki parçası olduğu açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

Bölgemizdeki birçok il ve ilçe, 2016 yılından beri, seçilmiş belediye başkanlarının yerine merkezi yönetim tarafından kayyım olarak atanan vali ya da kaymakamlar tarafından yönetilmektedir. Genel bir uygulama haline gelen kayyım uygulaması demokrasiye olan inancı zayıflatmıştır.

Geçmiş tecrübelerimizle de sabit olduğu üzere, siyasi partileri kapatmak suretiyle siyaset kurumunu güçsüzleştirmek ve etkisiz hale getirmek, ülkemizi demokratik değerlerden ve nihai hedef olan Avrupa Birliği üyeliğinden daha da uzaklaştıracağı gibi aynı zamanda siyaset dışı araçların daha da güçlenmesine yol açacaktır.

 ‘AYM kapatma talebini reddetmelidir’

Yapılan açıklamada “Anayasa Mahkemesinin HDP hakkında açılan kapatma davasına ilişkin olarak, AİHM’in daha önce birçok parti kapatma davasında ortaya koyduğu kriterleri dikkate alarak kapatma talebini reddetmelidir” ifadeleri kullanıldı. Açıklama şu ifadelerle son buldu:

Türkiye’nin geleceği için önemsediğimiz bu görüş ve taleplerimizin dikkate alınmasını temenni ediyoruz. Bizler, hukuk başta olmak üzere ekonomik ve sosyal alanda yapılacak reformlar konusunda görüş ve önerilerimizi de paylaşmaktan memnuniyet duyacağız.”

 

 

Anayasa Mahkemesi HDP’nin kapatılma iddianamesi için raportör görevlendirdi

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması talebiyle 17 Mart günü sunduğu iddianame için raportör görevlendirdi.

Söz konusu iddianamede “HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğu, HDP üyelerinin beyan ve eylemleriyle devletin milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, ortadan kaldırmayı amaçladıkları” belirtiliyordu.

Süreç nasıl ilerleyecek?

Görevlendirilen raportör ilk inceleme raporunu hazırlayarak AYM Başkanlığı’na sunacak. İddianame kabul edilirse HDP’den ön savunma istenecek.

Ön savunmanın ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Başsavcı Şahin, AYM Genel Kurulu’na sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Hakkında siyasi yasaklılık talep edilenler de AYM’ye yazılı ve sözlü savunma verebilecekler. Bütün bu sürecin ardından raportör, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayarak esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

10 üyenin oyu gerekiyor

Raporun ardından, AYM Başkanı Zühtü Arslan kapatma isteminin görüşülmesi için bir toplantı tarihi belirleyecek. Bu tarihte toplanacak olan 15 kişilik AYM heyeti, dosyayı karara bağlayacak.

Heyet, toplantıya katılan üyelerin üçte iki oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verecek. AYM, HDP’nin Anayasa’da sayılan hallerden ötürü kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre hazine yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına da karar verebilecek.

AYM’nin kararı hem HDP hem de Yargıtay Başsavcılığına gönderilecek. Karar Resmi Gazete’de de ilan edilecek.