Ana Sayfa Blog Sayfa 1600

Rapor: Dünyada kömür madenlerinin çıkardığı metan gazı, ABD’deki madenlerin çıkardığı karbondioksite rakip

Küresel Enerji Takipçisi (Global Energy Monitör) tarafından bugün  “Kömür Madeni Kaynaklı Metan Gazı” isimli bir rapor açıklandı.

Rapora göre, dünya çapında planlanan kömür madenlerinin ortaya çıkardığı metan gazı, Amerika Birleşik Devletleri‘ndeki (ABD) tüm kömür madenlerinin sebep olduğu karbondioksite rakip olabilir.

Türünün ilk örneği kabul edilen analizde, metan emisyonları azaltılmadıkça, planan bu madenlerden kaynaklanan metan emisyonları, yıllık yüzde 30’luk bir artışla 13,5 milyon ton (Mt) olacak.

Türkiye, en kirletici madenlere sahip beş ülkeden biri

Karbondioksitten sonra küresel ısınmaya en çok metan gazı sebep oluyor. Ancak, uzmanlar metan gazının karbondioksite göre daha kısa ömürlü olmasına rağmen, çok daha güçlü bir ısınma potansiyeline sahip olduğunu kaydetti.

Raporda listelenen kömür madenleri arasında Zonguldak İnağzı-Bağlık Kömür Madeni de bulunuyor. Kömür madeni, önlem alınmadığı takdirde dünyada en çok metan gazı emisyonuna sebebiyet verecek üçüncü maden olacak.

En kirletici madenlere sahip beş ülke Türkiye, Çin, ABD, Polonya ve Özbekistan.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Polonya ve Özbekistan’da önerilen kömür madenleri, sera gazı emisyonlarının yüzde 40-50’sini metan formunda salabilir.

‘İklim krizi için sera gazı azaltımına odaklanılmalı’

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Çevre Mühendisi Baran Bozoğlu, raporla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

Raporda da açıkça görüldüğü üzere, kömürlü termik santrallerin, tek başına kendileri değil, aynı zamanda hammaddesi olan kömürün çıkartılmasıyla da iklim krizine çok büyük etkisi var. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 2014 raporuna göre metan gazı, CO2’den 28 kat daha fazla sera gazı etkisi yapıyor ve iklim krizi bağlamında daha olumsuz bir etkiye sahip. Kömür madenciliğinde ise yoğun bir şekilde metan gazı çıkışı var. Dünyanın artık iklim krizi meselesinden kurtulabilmek için sera gazı azaltımına odaklanması gerekiyor. Bu hedefe ilerlerken termik santrallerden vazgeçmek, yenilenebilir temiz enerji kaynaklarına ve öncelikle de enerji verimliliğine odaklanmak gerekiyor. Bunu yaptığımız takdirde kömür tüketimimiz azalacak ve metan gazının azaltılması da mümkün olacaktır.”

 

‘Rapor, malumun ilanı’

Baran Bozoğlu, Türkiye’deki bazı kömür madenlerinden yüksek oranda metan gazı çıkıyor olmasına dikkat çekerek, artık fosil yakıtlardan çıkılması gerektiğini kaydetti:

Türkiye’deki bazı kömür madenlerinin yüksek oranda metan gazı çıkartıyor olması özellikle not edilmesi gereken bir konu. Zonguldak başta olmak üzere, Türkiye’de, fosil yakıtlara dayalı ekonomiyi adil bir şekilde dönüştürecek bir planlamaya ihtiyacımız var. Rapor artık bu sürece girmememizin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Artık kanunlarımızı, mevzuatımızı ve bütün idari yapılanmalarımızı fosil yakıtlardan çıkmaya, sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamaya ve iklim krizine karşı mücadele etmeye odaklamamız lazım. Rapor aslında bizim için malumun ilanı; uzun yıllardır ifade ettiğimiz bir problemin sayısal verilerle teyit edildiğini görüyoruz.”

‘Çok büyük bir sera gazı kaynağı kontrolsüz kalacaktır’

Küresel Enerji Takipçisi’nde araştırma analisti ve çalışmanın da yazarı olan Ryan Driskell Tate, yeni kömür madenlerinin planlandığı gibi gitmesi durumunda, çok büyük bir sera gazı kaynağının kontrolsüz kalacağına değindi:

Kömür madeni metanı, önemli bir iklim etkisi oluşturduğuna dair net kanıtlar olmasına rağmen yıllardır incelenmedi. Yeni kömür madenleri, hafifletme önlemleri olmadan planlandığı gibi ilerlerse, çok büyük bir sera gazı kaynağı kontrolsüz kalacaktır.”

Planlanan kömür madenlerinden en yüksek miktarda metan emisyonuna (CO2e20) sahip ülkeler ise Çin (572 Mt), Avustralya (233 Mt), Rusya (125 Mt), Hindistan (45 Mt), Güney Afrika (34 Mt), ABD (28 Mt) ve Kanada (17 Mt).

Birleşik Arap Emirlikleri drone ile yağmur yağdıracak

Birleşik Arap Emirlikleri insansız hava araçları (drone) ile yağmur yağdırma planlarını hayata geçiriyor.

“Bulut ekimi” olarak adlandırılan bu teknolojiyi Birleşik Krallık’tan bilim insanları ile uygulamaya başlayan hükümet, 1.3 milyon dolarlık bir proje başlattı.

‘Bulutlara elektrik verilecek’

Droneların bulutlara yükseltilerek burada elektrik kullanarak yağmur damlacıklarının oluşturulmasını amaçlayan uzmanlar yeni bir teknoloji geliştirdiklerini açıkladı.

Daha önce kimyasal kullanarak yağış oranını yüzde 30’a kadar artırmayı hedefleyen yetkililer Reading Üniversitesi ile birlikte özel geliştirilmiş bir drone sistemi hazırladı.

Fotoğraf: Shutterstock

Elektrik yüklü iyon aktaracak 

Reading Üniversitesi’nin geliştirdiği sabit pervaneli ve kanatlı drone, atmosfere elektrik yüklü iyonlar aktaracak.

Bilim insanları havada ve bulutlarda doğal olarak pozitif ve negatif parçacıklar bulunduğunu belirtirken, “Eğer düşük güçte yani yaklaşık 5 mikroamplık elektrik verilerek bulutların damlacık oluşturması ve bunun da yağmura dönüşmesi olası” açıklamasını yaptı.

4 kilometre yükselecek

Yağmur programının başında olan Alya al-Mazroui, “Özel geliştirilmiş sensörlere ve elektrik verme gücüne sahip bu dronelar, hava moleküllerine elektrik vererek onların yağmur damlası oluşturmasını sağlayacaktır” dedi. al-Mazroui drone’un İngiltere’de geliştirildiğini ve Dubai’de test edildiğini de belirtti.

4 kilogram ağırlığındaki drone’un doğrudan bulutlara uçacağı ve 4 kilometrelik bir irtifada yol alacağı belirtildi. Yazları hava sıcaklığının 40 dereceleri geçtiği ve yıllık yağış ortalamasının da 100 mm olduğu Birleşik Arap Emirlikleri yeni taze su kaynakları elde etmek için çalışmalarına hız verdi.

 

İspanya’da ötanazi yasallaştı

İspanya‘da 20 yılı aşkın süredir siyasi tartışmalara neden olan ötanazi yasası, Senato’nun ardından Meclis’te de kabul edilerek yasallaştı.

Yasaya, ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi ile aşırı sağ görüşlü Vox partisi karşı çıktı. Oylama sırasında 350 milletvekilinden 202’si “evet”, 141’i “hayır” ve ikisi “çekimser” oy kullanırken, beş milletvekili de oylamaya katılmadı.

Vatandaşlık ve yaş şartı

Üç ay sonra yürürlüğe girecek ötanazi yasasından yararlanabilmek için İspanyol vatandaşı ve 18 yaşından büyük olmak gerekiyor.

Sağlık Kurulu’nun onayı gereken ötanaziyi, Ulusal Sağlık Sistemi‘ne kayıtlı olan, tedavisi mümkün olmayan, fiziksel veya zihinsel büyük acıya maruz kalan, çaresiz hastalıklara yakalananlar talep edebilecek.

Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Kanada, Kolombiya, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ardından ötanazinin yasallaştığı sekizinci ülke İspanya oldu.

Ötanazi karşıtları ve yandaşları gösteri yaptı

Diğer yandan ötanazi yasasının oylandığı sıralarda meclis binası dışında ötanazi karşıtları ve yandaşları ayrı ayrı gösteri düzenledi. Meclis binasının karşısında toplanan ötanazi karşıtı gruplar, “Ölüm hükümeti” yazılı pankart açtı.

AA’nın aktardığı habere göre göstericilerden Gabriela, “Bu hükümetin utanması yok. Hastaları iyileştirmeye yatırım yapmaktansa, ölümlerini kolaylaştırıyor.” dedi.

‘Ölmek istemek bir haktır’

Ötanaziye destek veren bir grubun gösterisine katılan Madrid’de yaşayan İsveç vatandaşı Sofia ise “Bu yasanın çıkması için 40 yıldır mücadele veriyoruz. Ağır hastalıklarda veya nefes almak dışında yaşamadığın durumlarda ne zaman, nasıl ve nerede ölmek istemek bir haktır” ifadelerini kullandı.

Sofia, “Anketlere baktığınızda aslında Avrupa’nın hemen hemen tüm ülkelerinde halkın çoğunluğu ötanaziden yana ama siyasetçiler bu konuyu gündeme getirmek istemiyorlar” dedi.

 

İklim aktivistleri ‘boş vaatler istemiyoruz’ sloganıyla bugün grevde

İklim aktivistleri, dünyanın karşı karşıya kaldığı halk sağlığı, sosyo-politik ve ekonomik krizleriyle bir arada süregelen iklim krizine karşı, dünya liderlerinin acilen somut ve iddialı hedeflerle harekete geçmesini talep etmek üzere 19 Mart tarihinde Küresel İklim Grevi kapsamında bir araya geliyor.

Dünya çapındaki gençlik hareketi, BM İklim Zirvesi COP26‘ya giden süreçte hükümetlerin ve iş dünyasının uzun vadeli net sıfır hedefler duyurmasına karşılık, “Boş Vaatler İstemiyoruz (#NoMoreEmptyPromises) sloganıyla çağrıda bulundu.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 50 ülkede 700’den fazla noktada fiziksel ve dijital eylemler planlanıyor.

‘Somut eylemlere öncelik verilmeli’

Grevde, bu yıl iklim değişikliği sebebiyle dünyanın çeşitli bölgelerini harap eden felaketlere yönelik acilen harekete geçme talebi öne çıkıyor. İklim krizi, Teksas’ta en az 82 kişinin hayatını kaybettiği kış fırtınasından, Arjantin’de şimdiye kadar 40.000 hektarın yok olduğu ve devam eden orman yangınlarına kadar çeşitli etkileriyle dünyanın birçok yerindeki insanlar ve ekosistemler üzerinde olumsuz etkisini artırıyor. İklim aktivistleri, uzun vadeli iklim hedefleri yerine somut eylemlere öncelik verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Arjantin‘li iklim aktivisti Nicki Becker “Gerçekleştirilen emisyon azaltımı ile net emisyon azaltımı aynı anlama gelmiyor. Net azaltım, ağaç dikimi gibi güvenilir olmayan yöntemlerle süregelen emisyonların telafi edilmesine olanak tanıyor ve açıkçası günümüzde gereken ölçekte hayata geçmesi mümkün olmayan teknolojilere dayalı. Bilim insanları, ihtiyaç duyduğumuz hedeflerin içinde boşluklar olan anlamsız net sıfır hedefler olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Adalet ve eşitlik yönlerinin hesaba katıldığı şeffaf ve yasal açıdan bağlayıcılığı bulunan hedeflere ihtiyaç duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

Aktivistlerden acil eylem önerileri

Filipinli iklim aktivisti Jon Bonifacio, “Dünya liderleri, günümüz sistemine karşı mücadele eden gençlerin statükoyu korumak açısından tehdit unsuru oluşturduğunun farkındalar. Ancak aktivistleri susturmanın, güç yerine zayıflığın belirtisi olduğunu bilmiyorlar. Bizleri bastırmaya yönelik yapılanlar, hareketimizi güçlendiriyor. Bir kişinin tutuklanmasıyla kolektif hareketin tamamı bir araya gelerek onların arkasında duruyor” dedi.

İklim grevi yapan aktivistler, daha fazla boş vaat istemediklerine yönelik başlattıkları #NoMoreEmptyPromises çağrısıyla birlikte acil eylem önerilerini sundukları listeyi yayınladı.

‘Bu kadar yeter’

Meksika’dan Maria Reyes, “İktidardakilere bu kadarı yeter diyoruz. Karar vericiler her şeyin yapısal olarak bağlantılı olduğunun farkına varamıyorlar. Verdikleri küçük ve oldukça geç olan kararlarla kendi mezarlarını kazıyorlar. Ancak ilk zarar görecek olanlar onlar değil, toplumun en savunmasız kesimleri. Acilen harekete geçmemiz gerekiyor ve bunun dışında hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.

İsveçli Greta Thunberg ise “Eviniz yanarken, itfaiyeyi aramadan önce 10, 20 yıl beklemiyorsunuz; olabildiğince hızlı hareket ediyorsunuz ve elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz” yorumunda bulundu.

Türkiye’deki eylem yerleri

Kazma Bırak Platformu ve Ekoloji Birliği Gençlik Meclisi‘nin çağrıcı olduğu iklim grevlerinde Türkiye’de gerçekleştirilecek grevler şu şekilde belirtildi:

  • İstanbul
    Kadıköy Rıhtım (Atatürk Heykeli Önü)
    Buluşma: 16.30
    Basın açıklaması: 17.00
  • Ankara Kuğulu Park
    Pankart yapımı: 12.00
    Toplanma: 12.30
    Basın açıklaması: 13.00
  • İzmir Alsancak/Türkan Saylan Kültür Merkezi önü
    Buluşma saati: 17.00
  • Çanakkale Truva Atı önü
    Buluşma saati: 18.00
  • Adana Heykelli Park
    Buluşma saati: 12.30

İstanbul Finans Merkezi’ndeki şirketlerin kazançlarının yüzde 75’i vergiden muaf olacak

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan tarafından ana hatları açıklanan İstanbul Finans Merkezi’nin 10 maddelik temel yasası hazırlandı.

Teklife göre, bölgede faaliyet gösterecek finans şirketlerinin kazançlarının yüzde 75’i vergiden muaf tutulacakken, personel giderlerinin yüzde 80’i ise gelir vergisinden olacak.

Bölgede faaliyet gösteren finansal kuruluşlar, finansal hizmetler kapsamında, yurtdışında yerleşik kişilere finansal hizmet ihracı gerçekleştirebilecek.

Teklifte düzenlemenin amacı için “Finansal rekabet gücünü uluslararası alanda arttırmak, finansal yapısını geliştirmek, üretimin finansmanında verimliliği arttırmak ve bu sayede İstanbul Finans Merkezi’nin önde gelen küresel finans merkezlerinden biri olmasını sağlamaktır” denildi.

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi devrede

Hürriyet‘ten Nuray Babacan‘ın haberine göre, özel statülü İstanbul Finans Merkezi bölgesinin tüm altyapı ve üstyapı işletilmesiyle birlikte yönetimi Türkiye Varlık Fonu tarafından kurulan yönetici şirket tarafından yapılacak.

Bölgede, katılımcıların faaliyetlerine ilişkin işlemlerin gerçekleşmesi için ilgili kamu kuruluşlarının görev alacağı “Tek Durak Büro” kurulacak. Büro, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından yönetilecekken, ilgili kamu kurumlarından da personel istenebilecek.

Vergi muafiyeti

Katılımcı belgesi almış finansal kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen finansal hizmet ihracı niteliğindeki faaliyetlerin tamamına yakını ise vergiden muaf olacak.

Elde edilen kazançların yüzde 75’i kurum kazancından indirilecekken, hizmet ve işlemler nedeniyle elde edilen kazançlar, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi‘nden de muaf olacak.

Faaliyetler kapsamındaki işlemlere ilişkin düzenlenen kağıtlar Damla Vergisi‘nden, bu kağıtlarla ilgili işlemler de her türlü harçtan muaf tutulacak.

Yurtdışından ihraç edilen tahvil ve bonoyla kira sertifikalarına ödenen faiz ve kar payları üzerinden de vergi uygulanmayacak.

Finansal kuruluşlar tarafından İstanbul Finans Merkezi bölgesinde görevlendirilen personelin elde ettiği ücretler, yurtdışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde yüzde 60, yurtdışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde de yüzde 80 düzeyinde gelir vergisinden muaf olacak. Buradaki kiralamalar da Damga Vergisi ve harçların kapsamı dışında olacak.

Katılımcılar ile yabancılar arasında ve katılımcıların kendi aralarında bölgede yürütülen faaliyetler kapsamında özel hukuka tabi her işlem ve sözleşmelerinde, taraflar hukuk seçimi yapabilecek.

Türkiye’den yurtdışına göç eden kişi sayısı üç yılda yüzde 90 arttı

CHP Milletvekili Prof. Dr. Fethi Açıkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından söylenen “Türkiye’ye tersine beyin göçünü destekliyoruz” sözlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek “AKP’nin Yol Açtığı Büyük Beyin Göçü” isimli raporunu paylaştı.

Son üç yılda 10 bin milyoner ile 13 bin girişimci ve iş insanı olmak üzere 23 bin kişi Türkiye’yi terk ettiğini belirten Açıkel, “Böylece Türkiye, Çin ve Hindistan‘ın ardından dünyada en çok milyoner kaybeden 3’üncü ülke oldu” dedi.

‘Göç eden gençlerin sayısı yüzde 70 arttı’

Türkiye’den yurtdışına göç eden kişi sayısı da 3 yılda yüzde 97 arttığını aktaran Açıkel, “2016’da 69.326 kişi olan yurtdışına giden T.C. vatandaşı sayısı 2018’de 136.740 kişiye yükseldi” dedi.

Sözcü’den Nurhan Tarhan’ın haberine göre CHP’li milletvekili, “Yurtdışına göç eden gençlerin sayısı da yüzde 70 arttı. AKP’nin ‘tersine beyin göçü’ söylemi bir masaldan fazlası değil” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Demokrasi ve özgürlüğün askıya alınmasının kaçınılmaz sonucu’

CHP Ar-Ge Bilim Platformu’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fethi Açıkel, “2019’da göç eden nüfusun yüzde 41’inin 20-34 yaş arası gençlerden oluştuğu görülüyor. Türkiye’nin 20 OECD ülkesine beyin göçünden ötürü kaybı en az 220 milyar dolar” dedi.

Demokrasi ve özgürlüğün askıya alındığı Türkiye’de beyin göçünün kaçınılmaz sonucu olduğunu belirten Açıkel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank‘ın önceki gün açıkladığı genç araştırmacı programlarının 2018’de TÜBİTAK bünyesinde açıklananların devamı olduğunu da vurguladı:

İktidar beyin göçünü piyasa mantığıyla değerlendiriyor. Oysa neden olarak sadece ekonomik kaygıların görülmesi doğru değil. 2018’de aylık yaşam giderlerine yönelik burs tutarı 24 bin TL’ydi. O zaman 4.400 dolara denk gelen rakam 3.200 dolara düştü. Yani beyin göçünün çözümünü ‘ekonomik rüşvetçilik’te ararken dahi araştırmacıları ve akademisyenleri daha düşük imkanlara davet ediyorlar.”

Her yıl 50 bin öğrenci yurtdışına okumaya gidiyor

Rapora göre, İstanbul Erkek Lisesi’nden 2019’da mezun olan gençlerin yüzde 52.6’sı, Alman Lisesi‘nden mezun olanların yüzde 94.7’si, Galatasaray Lisesi mezunlarının da yüzde 32.6’sı yüksek öğrenim için Almanya, ABD, Kanada ya da Fransa‘ya gitti.

UNESCO verilerine göre, Türkiye’den her yıl 50 bin öğrenci yurtdışına okumaya gidiyor. 2012 yılında yurtdışına giden doktor sayısı ise yalnızca 59 iken, 2019’da 1.042’ye ulaştı. Geçen yıl pandemiye rağmen Türk Tabipleri Birliği‘nden belge isteyen hekim sayısı da 931’e ulaştı.

 

AstraZeneca koronavirüs aşısının kullanımı dokuz ülkede yeniden başlayacak

Avrupa İlaç Ajansı’nın (EMA), kanda pıhtılaşmaya yol açtığı şüphesi ile bazı ülkelerinde kullanımı askıya alınan AstraZeneca koronavirüs aşısının “güvenli ve etkili” olduğunu açıklamasının ardından dokuz ülke aşıyı kullanmaya devam edeceğini açıkladı.

Toplamda 23 ülke, kan pıhtılaşmasına neden olduğu şüphesiyle Oxford Üniversitesi ile İngiliz-İsveç ortaklı ilaç şirketi AstraZeneca’nın ürettiği aşının kullanımını askıya almıştı.

EMA: Faydası riskinden çok

AstraZeneca aşısının yeniden inceleyen EMA, aşının “güvenli ve etkili” olduğunu bildirerek, aşının Covid-19’a karşı faydalarının risklerinden daha fazla olduğunu aktardı.

EMA’nın açıklamasının ardından aşının kullanımına devam edeceğini belirten ülkeler şu şekilde oldu: Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda, İspanya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Bulgaristan, Letonya ve Litvanya.

İspanya ve Hollanda aşıya gelecek hafta başlayacaklarını belirtirken diğer yedi ülke ertesi günden itibaren kullanmaya başlayacaklarını söyledi.

İsveç ve İrlanda kararsız

İsveç durumu analiz ettikten sonra gelecek hafta kamuoyuna rapor vereceğini bildirdi. Sağlık Ajansı Genel Müdürü Johan Carlson, “Halk sağlığı kurumunun durumu ve AstraZeneca aşısının İsveç’te nasıl kullanılabileceğini analiz etmesi için birkaç güne ihtiyacı var. Önümüzdeki hafta AstraZeneca aşısının kullanımına ilişkin üstlendiğimiz konumu söyleyeceğiz” dedi.

İrlanda Baş Sağlık Görevlisi Ronan Glynn ise yaptığı açıklamada, İrlanda’nın yarın AstraZeneca Covid-19 aşısının yeniden uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin kararını açıklayacağını ifade etti.

 

TÜİK: Yaşlı kişilerin nüfusa oranı son beş yılda yüzde 22,5 arttı

2020 yılı için 65 yaş üstü vatandaşlarla ilgili istatistiklerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yaşlı insanların nüfusa oranının son beş yılda yüzde 22,5 arttığını kaydetti.

Raporda, 65 yaş üstü kişi sayısının 2015 yılında 6 milyon 495 bin 239 olduğu, bu sayının 2020 yılında ise 7 milyon 953 bin 555’e ulaştığı belirtildi.

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı son beş yılda yüzde 8,2’den yüzde 9,5’e yükseldi.

2080’de yüzde 25,6 olabilir

TÜİK, yaşı nüfus oranının 2020 yılında yüzde 11, 2030 yılında yüzde 12,9, 2040’ta yüzde 16,3, 2060’ta yüzde 22,6 ve 2080’de yüzde 25,6 olacağını tahmin ediyor.

Yaşlı nüfusun yüzde 63,8’lik çoğunluğu 65-74 yaş grubunda yer alıyor. 85 yaş üstü vatandaşların bu gruptaki oranı yüzde 8,4 iken, 100 yaş ve üzerindeki kişilerin yaşlı nüfustaki oranı ise 0,1.

Türkiye’de 65 yaşına ulaşan kişilerin kalan yaşam süresinin ortalama 18 yıl olduğu vurgulandı. Bu süre erkeklerde 16,3 iken, kadınlarda 19,6 yıl.

Kalan yaşam süresinin 75 yaşında 11 yıl, 85 yaşında ise 6 yıl olduğu kaydedildi.

En yaşlı il Sinop

Sinop, 2020 yılında yüzde 19,8’lik oranla yaşlı nüfusunun en yüksek olduğu il oldu. Bu ili yüzde 18,6’yla Kastamonu, yüzde 17,1 ile de Artvin izledi.

Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 3,4’lük oranla Şırnak. Şırnak’ı yüzde 3,6 ile Hakkari, yüzde 4 ile de Urfa takip etti.

Okuma-yazma bilmeyen yaşlı nüfus oranı da 2015’te yüzde 21,9’du. Bu oran 2019 yılında yüzde 16,9’du.

Yaşlı nüfustaki yükseköğretim mezunları oranının 2015 yılında 5,4’tü. Bu oran 2019 yılında yüzde 7 oldu.

Yaşam memnuniyeti ve yoksulluk

Yaşlı nüfustaki yoksulluk oranı 2015’te yüzde 18,3 iken, 2019 yılında ise yüzde 14,2’ye düştü.

Yaşam memnuniyeti araştırması sonuçlarına göre ise, mutlu olduğunu söyleyen 18 yaş ve üzerindeki bireylerin oranı 2020 yılında yüzde 48,2’ydi. Bu oranın 65 ve daha üstü yaştaki bireylerde yüzde 57,7 olduğu belirtildi.

Yaşlı bireylerin genel mutluluk düzeylerinin cinsiyete göre incelendiğinde, 2020 yılında erkeklerin yüzde 56,1’i, kadınların yüzde 59’u mutlu olduğunu kaydetti.

İnternet kullanımı

Hanehalkı bilişim teknolojileri kullanım araştırması sonuçlarına göre, 65-74 yaş grubundaki bireylerin oranı 2015 yılında yüzde 5,6’ydı. Bu oran 2020 yılında yüzde 27,1’e yükseldi. Cinsiyetlere göre incelendiğinde, erkeklerin yüzde 34,9, kadınların yüzde 20,4’ü internet kullanıyor.

2020 yılında tüm dünyada yaşlı nüfusunun 729 milyon 887 bin 660 kişi olduğu düşünülüyor. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip üç ülke yüzde 33,5 ile Monako, yüzde 28,5 ile Japonya, yüzde 29,9 ile Almanya oldu.

Türkiye, yaşlı nüfus oranına göre sıralamada 167 ülke arasında 66. sırada.

İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ve HDP’lilere gözaltı

Sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ile HDP’nin Beşiktaş ve Kağıthane ilçe eş başkanlarının da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı.

İHD Genel Merkezi’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Eş Genel Başkanımız Öztürk Türkdoğan bu sabah gözaltına alındı. Gerekçesi hakkında henüz bilgimizin olmadığı bu operasyon insan hakları savunucularına yönelik baskının son ve açık bir örneğidir. Süreç hakkında kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz” denildi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Gare operasyonu sonrası Meclis’te yaptığı konuşmada, İHD’yi “O İHD denilen canı çıkasıcası dernek” sözleriyle hedef almıştı.

HDP’li 10 isim gözaltında

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in, HDP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açması sonrası İstanbul ve Ankara’da HDP’lilere dönük polis operasyonları yapıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında düzenlenen polis baskınında HDP’li 10 isim gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlar arasında HDP Ankara Kadın Meclisi Sözcüsü Zeyno Bayramoğlu, Parti Meclisi (PM) üyesi Ali Özkan, HDP Eskişehir İl Eşbaşkanı Şükriye Ercan, Hüseyin Gevher ve Betül Koca vardı.

Anadolu Ajansı ‘PKK’ya operasyon’ diye duyurdu

Anadolu Ajansı söz konusu operasyonu “İstanbul’da terör örgütü PKK’ya operasyon” başlığıyla verdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin 15 şüphelinin yakalanması için çalışma başlattığı beliritlen haberde şu ifadeler yer aldı:

Bu kapsamda 4 ilçede 15 adrese eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, HDP‘nin sözde Kağıthane ilçe eş başkanları B.D. ve A.Y. ile sözde Beşiktaş ilçe eş başkanı R.B’nin de aralarında olduğu 10 kişiyi gözaltına aldı.

Deniz çayırlarını korumak için deniz altı protesto

24 yaşındaki iklim aktivisti Shaama Sandooyea, dünyanın en büyük deniz çayırı popülasyonuna ev sahipliği yapan Hint Okyanusu’nda bir dalış gerçekleştirdi.

“İklim için gençlik grevi” (Youth Strike for Climate) yazılı bir pankart taşıyan genç aktivist, eylemiyle iklim krizi konusunda bir farkındalık oluşturmayı amaçladığını söyledi.

Popülasyonları azaldı

Saya de Malha Bank’ta yer alan geniş deniz çayırı, karbondioksiti emmedeki rolüyle koruma altına alınmak için bir öncelik haline geldi. Ayrıca aralarında yeşil deniz kaplumbağaları ve tavşan balığının da yer aldığı binlerce deniz canlısı yiyecek bulmak ve barınmak için buradaki deniz çayırlarına bel bağlamış durumda.

Ancak deniz çayırı popülasyonu artan deniz sıcaklıkları ve diğer faktörler nedeniyle dünya genelinde yüzde 7 azaldı.

‘İnsanların aldığı kararlardan dolayı acı çekmemeli’

Greenpeace teknesinin güvertesinde konuşan Sandooyea “Okyanusta var olduğunu bilmediğimiz ve büyülü olan çok fazla yaşam var. Canlılar insanların aldığı kararlardan dolayı acı çekmemeli” ifadelerini kullandı.

Kampanyacılar, Birleşmiş Milletler’in ülkeleri 2030 yılına kadar gezegenin karasının ve okyanusunun en az yüzde 30’unu korumaya ikna etme hedefine dikkat çekmeyi umuyor.