Ana Sayfa Blog Sayfa 1533

‘İklim Politikalarında Biden Etkisi: İnkar Çağının Sonu Mu?’ isimli politika notu yayımlandı

2019/20 Mercator-İPM Araştırmacısı Sinan Erensü ve İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Ümit Şahin‘in hazırladığı “İklim Politikalarında Biden Etkisi: İnkar Çağının Sonu Mu?” başlıklı politika notu okurlarla paylaşıldı.

Politika notu, Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) eski Başkan Donald Trump yönetiminin iklim konusuna olan tahripkar tutumlarına, yeni Başkan Joe Biden‘ın parti içindeki adaylığı sırasındaki zayıf iklim vaatleri ve ardından iklim için yapacağını açıkladığı güçlü adımlara, 100 günlük başkanlık döneminde iklim konusunda neler yaptığına dair ABD’nin son zamanlardaki iklim politikalarına odaklanıyor.

‘Trump döneminin kalıcı etkileri olabilir’

Notta, Trump döneminde çevre politikalarında atılan geri adımlara değinilirken; bunların tamamının kısa sürede geri getirilmesinin mümkün olmayabileceği dile getirdi.

Bunun yanında, Trump’ın iklim eylemine karşı bir başkan olmasının sağladığı meşruiyet nedeniyle bu dönemin uzun vadede kalıcı etkileri olabileceğinden bahsedildi:

Donald Trump’ın 2016’da ABD başkanlık seçimlerini kazanarak başkan olması ile toplumdaki iklim mücadelesi karşıtlığı arasında iki yönlü bir ilişki vardı. Bir yandan Trump’ın seçilmesi iklim değişikliğini inkar edenlerin ve iklim eylemini durdurmaktan yana olanların zaferiydi.

Diğer yandan Trump’ın başkanlık dönemi sadece iktidarda olmanın getirdiği yapabilme imkanıyla değil, aynı zamanda yarattığı moral tahribatla da iklim krizini inkar kampını güçlendirdi. Donald Trump’ın dört yıllık sıra dışı başkanlık dönemi bugün bir anomali gibi görünse de hem temel motivasyonlarından biri iklim krizini yok saymak olduğu için hem de iklim eylemine bu denli karşı bir ismin başkan olmasının sağladığı ‘meşruiyet’ nedeniyle uzun vadede bu dönemin kalıcı etkileri olabilir ve daha uzun süre üzerinde düşünmeyi hak edebilir.”

Biden, iklim konusuna odaklandı

Joe Biden’ın Demokrat parti içindeki adaylığı sırasında, iklim konusundaki açıklamalarının diğer adaylardan daha zayıf kaldığı konusu hatırlatılırken, adaylığının kesinleşmesiyle birlikte iklim konusuna nasıl hızlı odaklandığına ve bu konuda atılacak önemli adımları planladığına değinildi:

4 Haziran 2019 tarihinde ilan edilen yeni plan Biden’ı çok hızlı ve keskin bir
biçimde iklim krizi konusunda oldukça iddialı bir pozisyona taşıdı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarına on yıl içinde 1,7 trilyon dolar gibi devasa bir kaynağın ayrılmasını öngören planın iki temel iddiası bulunuyordu: 2035’e kadar elektrik üretiminde yüzde 100 yenilenebilir enerjiye geçmek ve 2050’ye kadar Amerikan ekonomisinin tamamını karbonsuzlaştırmak. Bir çırpıda söylenen bu hedeflerden ilki Amerikan elektrik üretimi içerisindeki payı yüzde
60 civarında olan kömür ve doğal gaz santrallerinin 15 yıl içinde kapatılması, ikincisi de yılda 5,1 milyar ton civarı seyreden karbon emisyonunun 30 yıl içerisinde sıfırlanması anlamına geliyordu.”

Vaatlerinden vazgeçmedi

Notta, Joe Biden’nın göreve geldiğinde iklim konusunda verdiği vaatlerden vazgeçmediği ve öncelikli gündem konularından birinin iklim krizi olacağını ispatladığı kaydedildi:

Biden iklim değişikliği konusunun en önemli gündemlerinden biri olduğunu Beyaz Saray’da göreve başlar başlamaz imzaladığı Başkanlık Kararnameleri ile de ispatlamaya çalıştı.

Biden, makamındaki ilk gününde ABD’yi Paris İklim Anlaşmasına geri getirdi, çevre örgütleri ve Amerikan yerlileri tarafından yıllardan beri protesto edilen KeystoneXL petrol boru hattının ruhsatını iptal etti ve Kuzey Kutbu’nda petrol ve gaz sondajı yapılmasını yasakladı. İlk güne damgasını vuran bu kararlardan tam bir hafta sonra Biden Beyaz Saray’da ‘iklim günü’ başlığı altında ulusal kanallar tarafından da canlı olarak yayımlanan bir etkinlik düzenledi.

Konuşmasına ‘bugün Beyaz Saray’da iklim günü, yani aynı zamanda istihdam günü’ diye başlayan Biden, seçim sürecinde sahiplenmediği Yeşil Yeni Mutabakatın temel eksenine bir anlamda sahip çıkmış oluyordu. Konuşmasında iklim krizini varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayan Biden, seçim vaatlerinin (2035’te elektrik sistemini, 2050’de ekonomiyi sıfır karbon yapmak dahil olmak üzere) tamamının arkasında olduğunu hatırlattı.”

‘Daha yolun çok başında’

Paylaşılan notta, Biden’ın başkanlığa geldiği günden beri attığı adımlar çok yerinde bulunsa da yeni yönetimin yolun henüz çok başında olduğu da anımsatıldı:

İklim krizine dair atılan bu hızlı ve iddialı adımlar oldukça etkileyici olsa da Biden yönetiminin gerçek bir fark yaratmak için daha yolun çok başında olduğunu kabul etmek gerekiyor. Bugüne kadar yapılanların çoğunun – hepsi oldukça yerinde olsa da – Trump’ın olumsuz izlerini silmekle ve geleceğe dair birtakım perspektif ve temennilerle sınırlı olduğunu belirtmek gerekiyor.”

Politika notunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

[İklim Liderleri Zirvesi] Kanada Başbakanı: 2030’a kadar emisyonları yüzde 40 ile 45 düşüreceğiz

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde düzenlenen çevrimiçi İklim Liderleri Zirvesi, Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başladı.

Zirvenin “İklim Hırsını Artırmak” isimli oturumunda merak edilen konuşmacılardan biri de  yeni bir iklim hedefi koyması beklenen Kanada Başbakanı Justin Trudeau idi.

Trudeau yaptığı açıklamada Kanada’nın sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 seviyesine kıyasla yüzde 40 ile yüzde 45 arasında azaltacağını söyledi. Kanada’nın daha önceki hedefi yüzde 30 olarak belirlenmişti.

‘İklim bilimini dinlemeliyiz’

Kanadalı Başbakan konuşmasında “Bize varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğumuzu söyleyen iklim bilimini dinlemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Trudeau, “2050 yılına kadar sıfıra ulaşma yolculuğumuzda planımızı sürekli olarak güçlendirecek ve daha da fazla eylemde bulunacağız” taahhüdünde bulundu.

Konuşmasında ek olarak “Tüm hükümetler, yerli halklar ve farklı sektörler bir araya gelip birlikte çalışabilirse, o zaman çözümler bulabilir ve gerçek bir değişim yaratabiliriz. İşte bu yüzden bugün buradayız” dedi.

İklim Liderleri Zirvesi programı

Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başlayan zirve Youtube hesabı üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor. Anlık olarak İngilizce, Çince, Arapça, Fransızca, Rusça ve İspanyolca çeviri de yapılıyor.

“İklim Hırsını Artırmak” isimli saat 15.00 ile 17.30 arasında gerçekleşecek ilk oturumda birçok dünya liderinin yanında Recep Tayyip Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak.

Günün devamında sırasıyla “İklim Çözümlerine Yatırım”, “Adaptasyon ve Azaltım” ve “İklim Güvenliği” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.

23 Nisan programı da gene Türkiye saati ile 15.00’da “İklim İnavasyonunu Açığa Çıkarmak” oturumuyla başlayacak.  Sonrasında da “İklim Eyleminin Ekonomik Fırsatları” başlığı altındaki konuşmalar gerçekleşecek. Programa ait detaylara bu adres üzerinden ulaşmak mümkün.

 

[İklim Liderleri Zirvesi] Çin Başkanı Xi Jinping yeni iklim hedefi açıklamadı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde düzenlenen çevrimiçi İklim Liderleri Zirvesi, Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başladı.

Zirvenin “İklim Hırsını Artırmak” isimli oturumunda Çin Başkanı Xi Jinping konuşma yaptı. Diğer ülkelerin aksine Çin zirvede yeni bir iklim hedefi belirtmedi.

Daha önceki iklim hedeflerini yineleyen Jinping, “2030’dan önce karbondioksit emisyonlarını en üst düzeye çıkarmak ve 2060’tan önce net sıfır karbon emisyonuna ulaşmak için çaba göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Kömür projeleri sıkı şekilde kontrol edilecek’

Çinli lider ayrıca, hükümetinin Çin’deki en büyük karbondioksit kaynaklarından biri olan kömür enerjisi projelerini sıkı bir şekilde kontrol edeceğini söyledi.

Xi Jinping açıklamasında “Çin, küresel çevre yönetimini ortaklaşa ilerletmek için Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere uluslararası toplumla çalışmayı dört gözle bekliyor” ifadelerini kullandı.

Küresel Karbon Projesi’ne göre, Çin 2018 yılında dünyanın en çok karbondioksit salıcısı ülke olmuştu. 2018 yılında Avrupa Birliği’nin üç katından daha fazla sera gazı emisyonuna neden oldu.

İklim Liderleri Zirvesi programı

Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başlayan zirve Youtube hesabı üzerinden canlı olarak takip edilebiliyor. Anlık olarak İngilizce, Çince, Arapça, Fransızca, Rusça ve İspanyolca çeviri de yapılıyor.

“İklim Hırsını Artırmak” isimli saat 15.00 ile 17.30 arasında gerçekleşecek ilk oturumda birçok dünya liderinin yanında Recep Tayyip Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak.

Günün devamında sırasıyla “İklim Çözümlerine Yatırım”, “Adaptasyon ve Azaltım” ve “İklim Güvenliği” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.

23 Nisan programı da gene Türkiye saati ile 15.00’da “İklim İnavasyonunu Açığa Çıkarmak” oturumuyla başlayacak.  Sonrasında da “İklim Eyleminin Ekonomik Fırsatları” başlığı altındaki konuşmalar gerçekleşecek. Programa ait detaylara bu adres üzerinden ulaşmak mümkün.

[İklim Liderleri Zirvesi] Japonya Başbakanı: Emisyonları 2030’a kadar yüzde 46 azaltacağız

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde düzenlenen çevrimiçi İklim Liderleri Zirvesi, Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başladı.

Zirvenin “İklim Hırsını Artırmak” isimli oturumunda Japonya Başbakanı Yoshihide Suga da söz aldı. Suga, Japonya’nın sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2013 seviyelerine kıyasla yüzde 46 azaltacağını duyurdu.

‘Tek bir ülkenin çabasıyla olmaz’

Suga zirvede yaptığı konuşmada Japonya’nın ABD ile işbirliği içerisinde iddialı iklim adımları atmakta kararlı olduğunu söyledi.

Suga “Küresel dekarbonizasyon. . . tek bir ülkenin çabalarıyla başarılamaz. Tüm uluslararası bir topluluğun birleşmesini gerektiren bir meydan okumadır” ifadelerini kullandı.

2050 yılında net sıfır emisyon

Dünyanın üçüncü en büyük ekonomisi olan Japonya daha önce  üçüncü en büyük ekonomisi ve beşinci en büyük karbondioksit yayıcısı için fazlasıyla mütevazı olarak eleştirilen bir hedef olan sera gazı emisyonlarında yüzde 26’lık bir azalma hedefliyordu.

Japonya daha önce yaptığı bir açıklamada sera gazı emisyonlarını 2050 yılına kadar net sıfıra indirme taahhüdünde bulunmuştu. Bu sebeple daha önceki 2030 hedefi gerçekçi olmadığı için çok fazla eleştirilmişti.

En büyük beşinci emisyon salıcısı

Japonya, dünyanın en büyük beşinci karbondioksit emisyonu kaynağı ve elektrik üretiminin neredeyse üçte birini sağlayan 48 GW’lık kömür enerjisi kapasitesine sahip.

Japonya’nın Yenilenebilir Enerji Enstitüsü’ne göre Japonya’nın net sıfır hedefi, 2030 yılına kadar kömürün tamamen aşamalı olarak kaldırılmasını gerektiriyor.

Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak

Zirve Youtube hesabı üzerinden canlı olarak takip edilebilebiliyor. Anlık olarak İngilizce, Çince, Arapça, Fransızca, Rusça ve İspanyolca çeviri imkanı da sağlanıyor.

“İklim Hırsını Artırmak” isimli saat 15.00 ile 17.30 arasında gerçekleşecek ilk oturumda birçok dünya liderinin yanında Recep Tayyip Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak.

[İklim Liderleri Zirvesi] ABD sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 50 ile 52 azaltacak

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde düzenlenen çevrimiçi İklim Liderleri Zirvesi, Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başladı.

Zirvenin başlangıcından hemen önce ise Beyaz Saray, ABD’nin sera gazı emisyonlarını 2030 yılına kadar 2005 yılına kıyasla yüzde 50 ile yüzde 52 oranları arasında azaltma taahhüdünü açıkladı. Yapılan açıklamada bu hedefin diğer ülkelere iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerini artırması konusunda ilham olmasının beklendiği belirtildi.

Bu aynı zamanda, Biden’ın ABD ekonomisini 2050 yılına kadar tamamen karbondan arındırma planında önemli bir kilometre taşını işaret ediyor. Emisyon kesintilerinin enerji santrallerinden, otomobillerden ve ekonomideki diğer sektörlerden gelmesi bekleniyor.

Harris: Tarihi bir zirve

Zirvenin açılışında konuşan Harris, “Bu tarihi liderler zirvesine hoşgeldiniz. Birlikte çok farklı yerlerden geldik ancak ortak tehditlerle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

Harris, “İklim kriziyle mücadele etmek için yenilenebilir enerji ve yeni teknolojileri kullanmamız gerekecek. İnanıyoruz ki bu adımlar sadece iklim kriziyle mücadele için değil yeni işler yaratmak ve toplulukları geliştirmek için etkili olacak” dedi.

Biden: Önümüzdeki 10 yıl oldukça önemli

Sonrasında söz alan Joe Biden, “Bilim insanları bize önümüzdeki 10 yılın oldukça belirleyici olacağını söylüyor. En kötü sellerden, kuraklıklardan, sıcak dalgalarından, kasırgalardan ve sağlık etkilerinden kaçınmak için ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırmamız gerektiğini söylüyor” dedi.

Biden, zaman geçmeden harekete geçen ülkelerin iyi ücretli işler ve güçlü ekonomiler gibi faydalar elde edebileceğini belirtti.

Ülkelerin Kasım 2021’de Glasgow’da gerçekeleşecek COP26 öncesinde atacağı adımların oldukça önemli olduğunu vurgulayan Biden, “Harekete geçersek kelimenin tam anlamıyla ve mecazi olarak daha kolay nefes alacağız” ifadelerini kullandı.

Blinken: Sizinle çalışmak istiyoruz

Biden’ın ardından sözü Hükümet Sekreteri Antony J. Blinken aldı. Blinken, iklim değişikliğinin dünya çapında hastalıklara, gıda güvensizliğine, göçe ve çatışmalara neden olan bir tehdit çarpanı olduğunu belirtti.

Dünyanın en yoksul ve en savunmasız topluluklarının iklim etkileriyle başa çıkmasına yardımcı olmak için küresel işbirliği çağrısında bulunan Blinken, “Buradaki her ülkenin bilmesini istiyoruz: gezegenimizi kurtarmak için sizinle birlikte çalışmak istiyoruz” dedi.

Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak

Zirve Youtube hesabı üzerinden canlı olarak takip edilebilebiliyor. Anlık olarak İngilizce, Çince, Arapça, Fransızca, Rusça ve İspanyolca çeviri imkanı da sağlanıyor.

“İklim Hırsını Artırmak” isimli saat 15.00 ile 17.30 arasında gerçekleşecek ilk oturumda birçok dünya liderinin yanında Recep Tayyip Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak.

Rusya’da Navalni’ye destek protestoları: Binden fazla kişi gözaltına alındı

Tutuklu bulunan Rusya’nın muhalif lideri Alexei Navalni‘nin serbest bırakılması ve haftalardır açlık grevinde olan siyasetçinin uygun tıbbi bakımı alması için başlayan protestolarda bin 700’den fazla kişinin gözaltına alındığı açıklandı.

Navalni, geçtiğimiz günlerde sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine hastaneye kaldırılmıştı.

Onbinlerce kişi protestolara katıldı

Navalni destekçileri, dün Rusya’nın birçok şehrinde gösteriler düzenledi. Rusya İçişleri Bakanlığı, gösterilerin yasal olmadığına dair uyarılarda bulundu.

Polis tarafından verilen bilgilere göre, sadece başkent Moskova‘da gösterilere 6 bin kişi katıldı. Navalni’nin YouTube kanalında göstericilerinin sayısının açıklanan rakamdan 10 kat fazla olduğu söylendi.

Polis tarafından paylaşılan bir diğer bilgiye göre, St. Petersburg‘daki gösteriye en az 4 bin 500 kişi katıldı. Ülkenin doğusundaki Ural bölgesi ve Sibirya‘daki toplam 29 kentte yaklaşık 14 bin kişinin gösterilere katıldığı belirtildi.

Protesto gösterileri gerçekleştiği sırada ulusa sesleniş konuşması yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Navalni’yle ilgili hiçbir açıklamada bulunmadı.

Binden fazla gözaltı

Siyasi gözaltı ve tutuklamaları takip eden OVD-Bilgi izleme grubu, polisin perşembe sabahı 97 şehirde bin 783’ten fazla kişiyi gözaltına alındığını duyurdu.

Navalni’nin basın sekreteri Kira Yarmysh gözaltına alınan isimler arasında yer alırken; insanları izinsiz mitinglere katılmaya çağırdığı iddiasıyla da 10 günlük hapis cezasına çarptırıldı.

Navalni’nin yardımcısı Lyubov Sobol’un da Moskova’daki miting öncesinde gözaltına alındığı açıklandı.

Sağlık durumu kötü

Navalni, tıbbi hizmetlerden yararlanma talebiyle 31 Mart’ta cezaevinde açlık grevine başladığını açıklamıştı. Durumu kötüleşen Navalni, pazartesi günü cezaevinin hastanesine nakledildi.

İnsan hakları görevlisi Tatyana Moskalkova, Navalni’nin cezaevi hastanesi mensubu olmayan hekimler tarafından muayene edildiğini açıklamıştı. Navalni’yi muayene eden doktorlar da siyasetçinin sağlık durumunun kötüleştiğini ifade etmiş, kalbinin durabileceği uyarısında bulunmuştu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları da muhalif siyasetçinin hayatından endişe edildiğini belirtmiş, hayatının ciddi tehlikede olduğu kaydedilmişti.

Ne olmuştu?

Muhalif politikacı, geçtiğimiz yaz Sibirya’da bulunduğu sırada Sovyetler Birliği döneminde üretilen Noviçok grubundan bir madde ile zehirlenmiş ve ardından Almanya’ya götürülerek tedavi edilmişti. Yaklaşık beş aylık tedaviden sonra ülkesine dönen Navalni, daha önce hakkında verilen şartlı tahliye kararını ihlal ettiği gerekçesiyle Moskova’da havaalanında gözaltına alınmış, aynı gerekçeyle 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

CHP’den 22 Nisan Dünya Günü açıklaması: Temiz su, hava ve gıdayı geri kazanacağız

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, 22 Nisan Dünya Günü’ne özel bir açıklama yayınladı.

Türkiye’de halen bir Su ve İklim Kanunu olmadığına dikkat çeken Öztunç, “Temiz havayı, suyu ve gıdayı geri kazanacağız” ifadelerini kullandı. Ek olarak  CHP Su Araştırmaları Komisyonu kurduklarını söyledi.

‘Hükümet politikalarıyla mücadele ediyoruz’

Açıklamada “Günümüzde maalesef çevresel tehditleri değil, çevresel tahribatların ağır sonuçlarını dindirmenin yollarını arayan hükümet politikalarıyla mücadele eder bir konuma düştük” ifadeleri kullanıldı.

22 Nisan 1970’te, 20 Milyon kişinin katıldığı kutlamalar kapsamında düzenlenen konferanslarda, ABD’nin ilk Temiz Hava Yasası ve Temiz Su Yasası’nı hazırlandığına dikkat çeken Öztunç “Türkiye’de ise bu isimleri taşıyan kanunlar dahi yok” dedi.

Veysel Eroğlu eleştirisi

Açıklamada küresel iklim değişikliği etkilerinin en aza indirilmesi, kuraklıkla mücadele ve su kaynaklarının verimli kullanılabilmesi amacıyla gerekli tedbirlerin belirlenmesi için kurulan Meclis Araştırma Komisyonu‘nun başkanlığına getirilen Veysel Eroğlu‘ya da eleştiri yöneltildi.

CHP’li Öztunç, “Dereleri, sulak alanları, tabiatı şirketlere peşkeş çeken, neredeyse yurdun bütün derelerini HES’lere açan ve bu nedenle derelerin varlıklarının yok edilmesine sebep olan kamu politikalarının baş sorumlularından Veysel Eroğlu’nu getirdiler. Katar ile de Su Yönetimi Anlaşması yapıldı” dedi.

Paris Anlaşması hala onaylanmadı

Su havzalarını, sulak alanları koruyan ve varlığını sürdürmesini sağlayan bir yaklaşımla düzenlenecek Su Kanunu için yapılan çağrıların sonuç bulmadığı hatırlatılan açıklamada  “Sulak alanlarımız kuraklık ve kirlilik ile savaşıyor” denildi. Devamında ise şunlar söylendi:

Paris İklim Anlaşması halen TBMM’de onaylanmadı. Hava kirliliği sorunu her gün daha da artıyor. Halen birçok kentimizde, hava kirliliği ölçümleri tam olarak yapılmıyor. Bir çok kentimizde PM 2,5 partikül maddesi ölçümleri yapılmıyor. Halen, kömüre dayalı termik santral projelerine onaylar veriliyor, “Temiz kömür” güzellemeleri yapılıyor. Sıfır atık reklamları yapılırken; ithal çöp, asbestli gemi sökümleri inadından vazgeçilmiyor, radyoaktif atık tehdidi yaşayan İzmir Gaziemir ile ilgili adım atılmıyor. Hava kirlilikleri nedeniyle hastalıklarla uğraşanlarla, bu yüzden yaşamını yitirenlerle ilgili bir veri dahi açıklanmıyor.

‘Mücadelemiz kararlılıkla sürecek’

Önümüzdeki ay itibariyle, CHP bünyesinde kurulan Su Araştırmaları Komisyonu’nun aktif çalışmalar yapacağını dile getiren Öztunç açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:

 Bu ahval ve şerait içerisinde, yaşadığımız dünyadaki çevresel kirlilikler karşısında gezegenimizi, yaşamımızı, temiz suyu, havayı ve gıdayı geri kazanacağız umuduyla mücadelemizin karalılıkla süreceğini tüm halkımızla paylaşmak istiyoruz.

2020 Avrupa’nın kaydedilen en sıcak yılı oldu

Avrupa Birliği tarafından desteklenen Copernicus İklim Değişikliği Servisi Avrupa’da geçtiğimiz yıl sıcaklık rekoru kırıldığını açıkladı.   İklim değişikliğinin etkilerinin yoğunlaştığı Kuzey Kutbu’nda ise azalan kar örtüsü nedeniyle yoğun orman yangınları yaşandığı belirtildi.

ABD ev sahipliğinde bugün başlayacak ve dünya liderlerinin iklim eylemi planlarını ve kararlılıklarını açıklayacakları İklim Liderleri Zirvesi öncesinde duyuru yapan kurum, iklim krizinin etkilerinin şimdiden göründüğüne dair hatırlatmada bulundu.

‘Sıcaklıklar her mevsim artıyor’

Kurum tarafından yapılan açıklamada Avrupa’daki sıcaklığın geçtiğimiz en yüksek beş yılın sıcaklık ortalamasından 0.4 derece yüksek kaydedildiği belirtildi.

Copernicus’un kıdemli bilim insanı Freja Vamborg, “Avrupa’da sıcaklıklar her mevsim artıyor” ifadelerini kullandı. 2020 yılındaki Avrupa kış sıcaklığının 1981-2020 yılları arasında görülen ortalama Avrupa kış sıcaklığının 3,4 santigrat derece üzerinde olduğu belirtildi. Aynı zamanda Avrupa’nın en sıcak sonbaharıydı.

En sıcak üç yıldan biri

Kurum tarafından yapılan ölçümler 1950’li yıllara kadar uzanıyor. Ancak 1850 yılından itibaren sıcaklığın kaydedildiği veriler de mevcut.

Yapılan açıklamada küresel olarak ise 2020 yılının dünyanın en sıcak üç yılından biri olduğu belirtildi. Böylece Dünya Meteoroloji Örgütü tarafından yapılan açıklama da doğrulanmış oldu.

 

Araştırma: Akdeniz ve Karadeniz’de 800 binden fazla balina ve yunus yaşıyor

Karadeniz, Akdeniz ve Mücavir Atlantik Bölgesi’nde Yaşayan Setase Türlerinin Korunması Anlaşması‘nı (ACCOBAMS) imzalayan 24 ülkenin katıldığı ‘ACCOBAMS Sörvey İnsiyatifi’ adlı çalışma tamamlandı.

Saha çalışmaları 2016 yılında başlatılan proje ile 11’i Akdeniz, üçü Karadeniz‘de yaşayan 14 tür ve alttürden yunus ile balina (setase) popülasyonları hakkında bilgi toplandı. Günümüzde koruma altında olan türlerin miktar ve dağılımlarını tespit ederek onlara yönelik tehditleri değerlendirmeyi hedefleyen projede, ilgili ülkelerin 20 yıllık koruma çabalarının etkinliği de ölçülebildi.

Proje kapsamında 2018 ve 2019 yıllarında Akdeniz ve Karadeniz’in ilk geniş katılımlı deniz megafaunası izleme sörveyleri yapılırken araştırmalarda hem görsel hem de akustik izleme yöntemleri kullanıldı.

10 uçak, altı araştırma gemisi

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı’nın (TÜDAV) da araştırmacı ve lojistik olarak destek verdiği  araştırmada, ACCOBAMS ülkelerinden 100 kadar bilim insanın yanı sıra özel donanımlı 10 uçak, 6 araştırma gemisi ve çok sayıda kurum ve kuruluş birlikte çalıştı. Projede yunus ve balinaların yanı sıra deniz kaplumbağaları, vatozlar, köpekbalıkları, deniz kuşları gibi diğer deniz canlıları ve deniz çöpleri hakkında veri toplandı.

Elde edilen verilerin iki yıl süren geniş kapsamlı analizinden sonra sonuçları bugün internet ortamında çevrimiçi olarak sunuldu.

Buna göre hava sörveyleri, Akdeniz’in yüzde 77’sini oluşturan 1.92 milyon kilometrekareyi kapsadı. Havadan yapılan bin 672 yunus ve balina  gözleminde 22 bin 652 birey kaydedildi. Tekneyle yapılan sörveylerde 1.3 milyon kilometrekare ile Akdeniz’in yüzde 52’sinde 385 gözlemde 2 bin 939 yunus ve balina kaydedildi. Buna dayanarak Akdeniz’de 600 binden fazla yunus ve balinanın bulunduğu tahmini yapıldığı açıklandı.

Karadeniz’in ise yüzde 60’ından fazlasını kapsayan 270 bin kilometrekare alan tarandı. Yapılan 1984 gözlemde Karadeniz’de bulunan üç yunus türüne ait toplam 4688 birey kaydedildi. Buna dayanarak Karadeniz’de 235 binden fazla birey olduğu tahmin edildi.

‘Deniz bilimcileri için çok güzel bir gün’

Projeye destek veren ekipten İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi ve TÜDAV Başkan Yardımcısı Doç.Dr. Arda Tonay, sonuçların açıklanmasını, “Deniz bilimlerinde çalışan bilim insanları için çok güzel bir gün” olarak nitelendirdi. Doç.Dr. Tonay şöyle konuştu:

“Bugün bu bölgede yaşayan deniz memelilerinin sayım ve tahminlerinin, popülasyon bollukları açıklandı. ASI ve CeNoBS projeleri ile 2018’de Akdeniz, 2019’da Karadeniz’de gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 10 uçak, altı deniz taşıtı, 100’den fazla bilim insanının katılımı ile bölgedeki yunus ve balinaları saydık. Bugün de bu uzun koşunun son finali, sonuç bölümü. Dünyanın çeşitli yerlerinden yaklaşık 250 insanın katılımı ile online gerçekleşen toplantı ile çalışmalarımızın sonuçları açıklandı. Çok heyecanlı ve mutluyuz. Proje sonuçlarına göre Cebelitarık Boğazı’ndan Süveyş Kanalı’na kadar bütün Akdeniz ve Karadeniz’de toplam 800 bin yunus ve balinanın yaşadığı tahmin ediliyor.”

CHP’li Onursal Adıgüzel: 1 milyona yakın öğrenci KYK’dan kredi alıyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürlüğü Kredi Dairesi Başkanlığı tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) başvurusuna gelen yanıtı açıkladı.

Yanıtta, Bakanlık tarafından 2020/2021 öğretim yılı Mart 2021 tarihi itibariyle (ilk defa kredi/burs alan ile aktif geçmiş yıl öğrencileri ile birlikte) 969 bin 237 öğrenciye öğrenim kredisi, 447 bin 554 öğrenciye ise burs ödemesi yapıldığı belirtildi.

Türkiye’de yükseköğrenime kayıtlı 7 milyon 940 bin öğrenci bulunuyor. Bu rakama göre, devletten burs alanların oranı yüzde 5,6, kredi alanların oranı da yüzde 12,2.

Yüzde 50,6 öğrenci burs veya kredi alabildi

KYK Genel Müdürlüğü Kredi Dairesi Başkanlığı tarafından gelen yanıtta, bu yıl burs/krediye başvuruları için şu bilgiler de paylaşıldı:

Bakanlığımıza 2020/2021 öğretim yılında 766 bin 516 öğrenci burs/kredi almak üzere başvuruda bulunmuş olup, 2020/2021 öğretim yılında 240 bin 817 öğrenciye öğrenim kredisi, 147 bin 791 öğrenciye burs tahsisi yapılmıştır.”

Bu rakamlara göre de bu dönem kredi/burs başvurusu yapan öğrencilerin yalnızca yüzde 50,6’sı kredi veya burs alabildi.

‘Binlerce öğrenci icralık’

Gelen cevapla ilgili değerlendirmelerde bulunan Onursal Adıgüzel, sağlanan kredi/burs imkanlarının yeterli olmadığını, bunun yanında öğrencilerin KYK borçları yüzünden zor durumda olduğuna vurgu yaptı:

Birçok öğrenci hayatını aldığı burs ve krediler ile idame ettirmeye çalışıyor. Ancak rakamlara baktığımızda sağlanan kredi/burs imkanlarının yeterli olmadığını görüyoruz. Öte yandan işin başka bir boyutu da KYK borçları. Öğrenciler daha üniversiteye başlamadan kara kara KYK borçlarını nasıl geri ödeyeceğini düşünüyor.

19 yıllık AKP iktidarında milyonlarca gencin hali ortada: Gençler mezun, gençler işsiz, gençler borçlu. Binlerce öğrenci KYK borcunu ödeyemediği için icralık durumda. Resmi rakamı bilemiyoruz çünkü paylaşılmıyor. İktidar gençlere iş imkanı yaratmadığı gibi, bir de gençleri okumak için mecburen aldıkları krediye uyguladığı faizle her geçen gün daha da borçlandırıyor.”

‘Borçlar ödenemeyecek’

CHP’li Adıgüzel, kredi alan 1 milyona yakın öğrencinin iş bulamadığından dolayı büyük ihtimal borcunu ödeyemeyeceğini kaydederek şu açıklamalarda bulundu:

Büyük ihtimal bugün kredi alan 1 milyona yakın öğrencinin büyük bir çoğunluğu iş bulamadığı için borcunu ödeyemeyecek. Ama gençlerimiz hiç umutsuzluğa kapılmasın. CHP iktidarında devletten kredi alan öğrencilerden iş bulamadığı sürece geri ödeme talep edilmeyecek, faiz de işletilmeyecek.”