Ana Sayfa Blog Sayfa 1534

Küresel ısınma Grönland balinalarının göç davranışını değiştiriyor

Küresel ısınmaya bağlı iklim krizi nedeniyle, Kuzey Kutbu’nda buzlar hızla erirken, madencilik ve gemicilik endüstrisi krizden fırsat yaratmaya çalışıyor. Ancak deniz ekosistemi insan faaliyetleri nedeniyle artan ısı, gürültü ve kirlilik başa çıkmak zorunda kalıyor. Araştırmacılar, ilkbaharda katı deniz buzundan uzaklaşan ve her yaz küçük kabuklularla ziyafet çeken Grönland balinalarının kışın altı bin kilometre ötedeki evlerine dönmediğini keşfetti.

İkizdere Vadisi’nde taş ocağına karşı direniş devam ediyor: Yurttaşların üzerine kepçe sürüldü

Haber: Gençağa Karafazlı – Hüseyin Altun 

*

Rize İkizdere‘de bulunan İşkencedere Vadisi‘nde Cengiz İnşaat tarafından İyidere Lojistik merkez inşaatına malzeme tedarik etmek amacıyla açılmak istenen taş ocağı için dün başlayan çalışmaları protesto eden yurttaşlara polis ve jandarma engel olmaya çalıştı, yurttaşların üzerine kepçe sürüldü.

Polis ve Jandarma, vadiyi yol boyunca hem trafiğe hem de yayaların geçişine kapattı. Yaşananları duyan yurttaşlar ise İşkencedere Vadisi’nde toplanmaya başladı.

‘Bölgemizin katledilmesini istemiyoruz’

Uzun zamandır devam eden çadır nöbetinde de bulunan Dursun Baş, vadiye giren kepçeyi engellemeye çalıştı. Çabalarına rağmen kepçenin vadiye girişini engelleyemeyen Baş, bu kez de kepçenin önüne atladı. Ancak kepçe operatörü yoluna devam etti ve Baş’ı kepçenin küreğiyle kenara itti.

Sabah saatlerinde vadiye altı minibüs jandarma ve polisin geldiğini aktaran Baş, vadinin katledilmesini istemediklerini bir kez daha dile getirdi:

SİT alanı ilan edilmiş bölgemizin katledilmesini istemiyoruz. Bu cennet vadi bizim yaşamımızdır. ‘Bu vadiyi Cengiz İnşaat için katletmeyin’ diyoruz. Başka uygun olabilecek alanlar taş ocağı için bulunabilir. Bizim bu vadimizden 3 km uzağında aktif olarak çalışan iki taş ocağı var. Gitsin, oradan taş alsınlar.”

‘Çalışma yasal değil’

Dursun Baş, vadide yapılacak çalışmaların yasal olamadığını da hatırlatarak, vadi için direnmeye devam edeceklerinin altını çizdi:

Burada yapılacak olan çalışma yasal değil. Bu vadide taş ocağı açılacak olan yerde daha önce başka bir firma taş ocağı açmak istedi. Yargıya başvurduk ve yargı bu vadide taş ocağı açılmasının uygun olmadığına karar vermişti. Şimdi aynı yer ve aşağısında devlet kendi gücünü kullanarak taş ocağı açarak Cengiz inşaata taş verecek.

Burada Cengiz inşaatın iş makineleri daha doğrusu onun belirlediği bir taşeron, tonlarca dinamit patlatarak taş çıkartacak. Bu koruma altına alınan 200 vadiden biri olan İşkencedere Vadimiz Cengiz için katledilecek. Buna karşı direneceğiz.”

Kadınlar vadide

Öte yandan, Dursun Baş’ın açıklama yaptığı sırada, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca kişinin kepçeyi vadiden çıkarmak için toplandığı bilgisi geldi.

Vadideki son gelişmeleri öğrenen il dışındaki İkizderelilerin de bugün bölgeye gelerek direnişe destek vereceği bilgisi paylaşıldı.

KaosQ+, queer teori ve LGBTİ+ çalışmaları için katkı bekliyor

Bugüne kadar dokuz sayısı yayımlanan yayımlanan hakemli dergi Kaos Q+ Queer Çalışmaları Dergisi’nin 10’uncu sayısı için çağrı yayımlandı. Dergiye katkı sunmak isteyenler 15 Ağustos 2021’e kadar [email protected] adresine makalelerini iletebilir.

Kaos.org’un aktardığına göre, “Trans Çalışmaları” başlığıyla yayımlanacak olan bölümün editörlüğünü, 9. Feminist Forum’da da konuşan Prof. Susan Stryker‘in  yapacağı derginin çağrı metni şöyle:

“Kaos Q+, queer kavramının, yurt içinde ve yurt dışında teorik ve pratik alanlarda zaman içinde yaptığı sıçramaya ve aynı zamanda gelecekte bu alanla ilişkili olarak ortaya çıkabilecek mikro politikalara temas etmeyi hedefler. Bu anlamda Kaos Q+, queer teoriyi LGBTİ+’lara özgü bir kimlik politikası olmanın çok ötesine taşıyarak, teorileştirmenin kendisini sorgulamanın da peşindedir.

Queer teori ile iktidar, marjinallik, ayrıcalık ve normativiteyi tartışan/eleştiren diğer sosyal ve kültürel teoriler arasındaki ilişkilere ya da anlaşmazlık noktalarına odaklanmak derginin amaçları arasındadır. Bu nedenle, derginin içeriği, eleştirel ırk ve kimlik teorileri, antropoloji, Marksizm, Anarşizm, feminist teori, erkeklik çalışmaları, sakatlık çalışmaları, güncel sanat teorileri ve bu kavramın kapsamına düşen her türden felsefi ve politik metinle kesişmektedir.

Derginin uzun vadede amacı, statik bir queer tartışma alanı yaratmaktansa, bu alanın kendisinin de hem felsefi bir analiz metodu olarak hem de bir sosyal teori alanı olarak sorunsallaştırılabileceği ve yeni çözümlerle soru sorma biçimlerinin üretebileceği bir mecra yaratmaktır. Ayrıca bu kavramla titreşimde olabilecek soru ve sorunlarla, araştırma alanlarının kapsamı bakımından kesişen her türlü akademik çalışma derginin içeriğine katkıda bulunabilir. Bu teorinin sosyo-politik düşün ve eylem dünyasına eleştirel katkıları ve müdahale etme biçimlerine ilişkin betimsel ve somut tartışmalar ise hem bu sayının hem de daha sonraki sayıların ortak temalarından olacaktır.

Queer teori ve çalışmaları, LGBTİ+ çalışmaları alanlarından makale niteliği taşıyan teori, araştırma ve inceleme yazılarının yanı sıra, güncel politik, sanat, bilim ve felsefe alanlarına dokunan yazarların öznel görüşlerini yansıtan deneme ve değerlendirme yazılarına da açık olan dergi, her sayıda bu alanlarla temas kuran sosyal bilimler, interdisipliner ve transdisipliner alanlarda üretilmiş tezlerin tanıtımlarına da yer verilmektedir.

Makaleler için son teslim tarihi 15 Ağustos 2021. Derginin akademik yazım kuralları konusunda bilgi almak ve dergi hakkında genel bilgilere ulaşmak için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Güney Koreli öğrenciler Japonya’nın radyoaktif atık su kararını saç kazıtarak protesto etti

Güney Koreli üniversite öğrencileri Japonya’nın Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali‘ndeki radyoaktif maddeler içeren bir milyon tondan fazla atık suyu denize boşaltma kararına dikkat çekici bir eylemle tepki gösterdi.

Seul’da yer alan Japonya Büyükelçiliği önüne gelen üniversite öğrencileri saçlarını kazıtarak kararı protesto etti.

Polis yasağa rağmen eyleme izin verdi

30’dan fazla kişinin bir araya geldiği eylemde polis, pankart tutan ve sloganlar atan kalabalığı uzaklaştırmak için zaman zaman müdahalede bulundu. Ancak pandemi gerekçesiyle 10’dan fazla kişinin bir araya gelmesini engelleyen yasağa rağmen eylemi sonlandırmadı.

Saçlarını kazıtan protestocular üzerlerinde Japonya’nın kararını kınayan ve karardan geri adım atmasını isteyen sloganların yazdığı önlükler giydi. Önlüklerden birinde “Japonya hükümeti kirli suyu serbest bırakma planını derhal iptal etmelidir” yazıyordu.

Neler yaşandı?

Nükleer santralde devasa miktardaki radyoaktif su 2011 yılında meydana gelen deprem ve tsunaminin neden olduğu tam erimeler neticesinde üç reaktörde soğutma işlemine devam edildiği için biriktiriliyordu.

Santralin işletmecisi TEPCO şirketi, 2022 yazına kadar santralde atık suların depolandığı tankların tamamen dolacağını açıklamıştı. Santralde günde 170 ton atık su oluşuyor.

Japonya hükümeti geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada 1.000’den fazla tankta depolanan yaklaşık 1.25 milyon ton atık suyu denize boşaltma kararı aldıklarını duyurdu.

Kanser riski taşıyor

Fukuşima Nükleer Santrali’nde tam erimeye uğramış olan reaktörlerin soğutulmasının söz konusu olduğunu dile getiren nukleersiz.org  Koordinatörü Pınar Demircan da Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada tirityum izotopunun dışında  “suyun içinde yarılanma ömrü 28 yıl olan stronsiyum ile yarılanma ömrü 30 yıl olan sezyum gibi daha başka radyoaktif izotopların da bulunduğunu” söylemişti.

Japonya’nın kararını “eko-kırım” olarak niteleyen Demircan, “Bu durum ise söz konusu radyoaktif izotoplarının yarıyıl ömrüleri yaklaşık olarak 10 defa tüketilerek tesiri azaldığı için bizi üç yüzyıl boyunca kanser ve türevi hastalıklara maruz bırakma riskiyle karşı karşıya getirmiş bulunuyor” ifadelerini kullanmıştı.

Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, Japonya’nın kararını uluslararası mahkemeye taşıma hazırlığına girdiklerini açıklamıştı. Demircan, Japonya kararı sonrasında yaşanan gelişmeleri de Yeşil Gazete’deki köşesine taşımıştı.

Neden saç kazıma?

Güney Kore’de saç kazıtmak uzun zamandır bir protesto biçimi olarak kullanılıyor. Kökeni geleneksel Konfüçyüs öğretisine dayanıyor ve tarihsel olarak bir amaca bağlılığı göstermenin bir yolu olarak görülüyor.

1960’lar ve 70’ler boyunca, Güney Kore askeri diktatörlük altındayken, muhalifler genellikle bir direniş işareti olarak başlarını tıraş ederlerdi.

Geçtiğimiz on yıllarda aktivistler ve politikacılar da bu protesto biçimini benimsediler. 2016 yılında 900’ün üzerinde Güney Koreli, ABD füze savunma sistemini protesto etmek için saçlarını kazımıştı.

Türkiye’de de açıkta bırakılan eski uranyum madenleri nedeniyle yüksek düzeyde radyasyon ölçümlerinin yapıldığı Aydın Söke’nin Kisir Köyü’nde köy muhtarı Baki Suna ve eşi Nazan Suna saçlarını kazıtarak köydeki kanser sebebiyle gerçekleşen ölümlere dikkat çekmişti.

 

Kripto para borsası Thodex’te 2 milyar dolarlık vurgun iddiası

Şirket iki gün önce yaptığı açıklamasında altı saat sürecek planlı bakım çalışmasının ardından tüm sorunların giderileceğini duyurmuştu. Duyurulan sürenin ardından sorunun devam etmesi üzerine şirket bir açıklama daha yapmış, bu kez bakım çalışmasının dört-beş gün süreceğini belirtmişti.

Ancak devam eden sorun nedeniyle Thodex’te aktif hesabı olan 391 bin kişi panik yaşadı. Kripto para yatırımcılarını endişelendiren iddia ise Thodex’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Fatih Özer‘in 2 milyar dolarlık kripto para ile Tayland‘a kaçtığı yönünde. Özer’in sosyal medya hesaplarını da kapattığı öğrenildi.

Polis şirkette inceleme yapıyor

İddialara yönelik emniyet güçleri inceleme başlattı. Thodex’in İstanbul Kadıköy‘deki merkezine polis ekipleri sevk edildi. Siber suçlarla mücadele ekipleri şu anda şirkette inceleme yapıyor.

Günlük 1.3 milyar dolarlık rekor işlem hacmine ulaşmasının ardından işlemlere tamamen kapanan Thodex’in sitesinde de sorunun devam ettiğine yönelik duyuru dışında bir şey yer almıyor.

Yüksekova’da dereye petrol döküldü

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde bulunan Cengiz Topel Caddesi‘ndeki dere, henüz kimliği belli olmayan kişi ya da kişiler tarafından dökülen petrol atıklarıyla kirletildi.

Atıklardan kaynaklı siyaha bürünen dereden petrol kokusu yayılıyor. Duruma tepki gösteren yurttaşlar, dere yatağı yakınlarında bulunan bir petrol ofisinin dereyi kirlettiğini ileri sürdü.

‘Doğamızı katlediyorlar’

Kirliliğe tepki gösteren Lokman Soydan, Mezopotamya Ajansı’na yaptığı açıklamada “Doğa’daki canlı varlıklardan hiçbir şey bırakmadılar. Hepsini katlettiler. Ne balık ne dağ keçisi ne orman bıraktılar. Ormanlarımızı ateşe veriyorlar kimse çıkıp ‘neden yaptın’ demiyor. Doğamızı katlediyorlar” dedi.

“Ciğerimiz yanıyor ama elimizden bir şey gelmiyor” diyen Soydan, yetkililere de tepki gösterdi. Soydan, “Kaymakam bey bu yapılanları görmüyor mu? Kaymakam su parası gibi şeyler için insanları sıkıştırmasını biliyor. Ama söz konusu doğa olunca, neden bir şey yapmıyor? İnsan bu kadar da vurdumduymaz olmaz. Dökülen petrol şahsi kişilerin mazotu olamaz. Şahsi bir kişi bu kadar mazotu nereden getirsin” ifadelerini kullandı.

Dolar 8.30 TL, Euro 10 TL barajını yeniden aştı

ABD tahvil faizlerindeki düşüş beklentisiyle dolar birçok para birimi karşısında geriledi ancak TL negatif seyirde devam ediyor.

İstanbul‘da serbest piyasada saat 10.50 itibariyle dolar 8,31, euro 10,01, sterlin ise 11,58 liradan işlem görüyor. Dünkü kapanışta doların satış fiyatı 8,18 lira, euronun satış fiyatı ise 9,84 lira olmuştu.

Altın fiyatları da yükselişte. Dün 466 lira olan gram altın bugün 478 liradan satılıyor. Çeyrek altın 784, tam altın 3 bin 110 liradan işlem görüyor.

Reuters: Biden’in beklenen 24 nisan mesajı ve Erdoğan’ın demeçleri de etkili

Uluslararası haber ajansı Reuters, ABD Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan’da “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanacağı yönündeki beklentinin doları yükselttiğini belirtti. Reuters’ın analizinde, Biden’ın Cumartesi günü yapması beklenen açıklamanın Ankara’nın tepkisine neden olarak iki ülke ilişkilerini daha da bozabileceğini belirtti.

Reuters, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerekirse Merkez Bankası rezervlerinden yeni satışlar olabileceği yönündeki sözlerinin de TL üzerinde baskı oluşturduğunu ifade etti.

Erdoğan’ın tepkisi fiyatlanıyor

İsveçli ekonomist Erik Meyersson ise Twitter’da yaptığı değerlendirmede  Biden’ın “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanacağı beklentisinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu gelişmeye muhtemel tepkisini de fiyatladığını kaydetti. Meyersson, Türkiye’nin F-35 programından resmen çıkarılmasının da dolardaki harekette etkili olduğunu düşündüğünü belirtti.

İklim Liderleri Zirvesi bugün başlıyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden‘ın ev sahipliğinde gerçekleşecek çevrimiçi İklim Liderleri Zirvesi bugün Türkiye saati ile 15.00’da başlayacak.

Biden, 22-23 Nisan’da gerçekleşecek zirveye Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın da aralarında bulunduğu 40’ın üzerinde dünya liderini davet etmişti.

İklim Liderleri Zirvesi programı

Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris‘in açılış konuşmalarıyla başlayacak zirve Youtube hesabı üzerinden canlı olarak takip edilebilecek. Anlık olarak İngilizce, Çince, Arapça, Fransızca, Rusça ve İspanyolca çeviri de yapılacak.

“İklim Hırsını Artırmak” isimli saat 15.00 ile 17.30 arasında gerçekleşecek ilk oturumda birçok dünya liderinin yanında Recep Tayyip Erdoğan da konuşmacı olarak yer alacak.

Günün devamında sırasıyla “İklim Çözümlerine Yatırım”, “Adaptasyon ve Azaltım” ve “İklim Güvenliği” başlıklı oturumlar gerçekleşecek.

23 Nisan programı da gene Türkiye saati ile 15.00’da “İklim İnavasyonunu Açığa Çıkarmak” oturumuyla başlayacak.  Sonrasında da “İklim Eyleminin Ekonomik Fırsatları” başlığı altındaki konuşmalar gerçekleşecek. Programa ait detaylara bu adres üzerinden ulaşmak mümkün.

İklim Liderleri Zirvesi’nin teması

Beyaz Saray’ın yaptığı duyuruda İklim Zirvesi’nin teması ve amacı olarak aşağıdaki başlıklar belirtilmişti:

  • 1,5 santigrat derecelik ısınma ile sınırlamak için kritik olan bu on yıl içerisinde dünyanın önde gelen ekonomilerinin emisyonları azaltma çabalarını galvenizlemek.
  • Net sıfır geçişini sağlamak ve savunmasız ülkelerin iklim etkileriyle başa çıkmalarına yardımcı olmak için kamu ve özel sektör finansmanını seferber etmek.
  • İklim eyleminin başta iş fırsatları oluşturması olmak üzere ekonomik faydaları ve tüm toplulukların ve çalışanların yeni bir temiz enerji ekonomisine geçişten yararlanmasını sağlamanın önemi.
  • Emisyonları azaltmaya ve iklim değişikliğine uyum sağlamaya yardımcı olabilecek ve aynı zamanda muazzam ekonomik fırsatlar yaratan ve geleceğin endüstrisini inşa eden teknolojileri teşvik etmek.
  • Yaşamları ve geçim kaynaklarını iklim değişikliğinin etkilerinden koruma kapasitesini güçlendirme fırsatlarını tartışmak, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı küresel güvenlik zorluklarını ve hazırlık üzerindeki etkisini ele almak ve 2050 yılına kadar net sıfır hedefine ulaşmada doğa temelli çözümlerin rolünü ele almak. 

Kimler katılacak?

Joe Biden’ın ilk etapta zirveye davet ettiği 40 dünya liderinin listesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın yanı sıra şu isimler yer alıyordu:

  • Başbakan Gaston Browne, Antigua ve Barbuda
  • Başkan Alberto Fernandez, Arjantin
  • Başbakan Scott Morrison, Avustralya
  • Başbakan Şeyh Hasina, Bangladeş
  • Başbakan Lotay Tshering, Butan
  • Başkan Jair Bolsonaro, Brezilya
  • Başbakan Justin Trudeau, Kanada
  • Başkan Sebastián Piñera, Şili
  • Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin Halk Cumhuriyeti
  • Başkan Iván Duque Márquez, Kolombiya
  • Başkan Félix Tshisekedi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti
  • Başbakan Mette Frederiksen, Danimarka
  • Başkan Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonu
  • Başkan Charles Michel, Avrupa Konseyi
  • Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransa
  • Başkan Ali Bongo Ondimba, Gabon
  • Şansölye Angela Merkel, Almanya
  • Başbakan Narendra Modi, Hindistan
  • Başkan Joko Widodo, Endonezya
  • Başbakan Benjamin Netanyahu, İsrail
  • Başbakan Mario Draghi, İtalya
  • Başbakan Andrew Holness, Jamaika
  • Başbakan Yoshihide Suga, Japonya
  • Başkan Uhuru Kenyatta, Kenya
  • Başkan David Kabua, Marshall Adaları Cumhuriyeti
  • Başkan Andrés Manuel López Obrador, Meksika
  • Başbakan Jacinda Ardern, Yeni Zelanda
  • Cumhurbaşkanı Muhammadu Buhari, Nijerya
  • Başbakan Erna Solberg, Norveç
  • Başkan Andrzej Duda, Polonya
  • Cumhurbaşkanı Moon Jae-in, Kore Cumhuriyeti
  • Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Federasyonu
  • Kral Salman bin Abdulaziz Al Saud, Suudi Arabistan Krallığı
  • Başbakan Lee Hsien Loong, Singapur
  • Başkan Matamela Cyril Ramaphosa, Güney Afrika
  • Başbakan Pedro Sánchez, İspanya
  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye

Mansur Yavaş, yeni evlenecek çiftler için SMA testi desteği yapılacağını duyurdu

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş, yeni evlenecek çiftler için ücretsiz SMA testi desteği yapılacağını açıkladı.

Türkiye’de yaklaşık her 50 kişiden biri, nörolojik kalıtsal bir hastalık olan SMA hastalığının taşıyıcısı.

SMA testi de çiftlerin bebeklerinde SMA hastalığına yol açacak bir mutasyonu taşıyıp taşımadıklarını belirlemek için yapılıyor.

‘Başvuru süreci başladı’

Mansur Yavaş, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda hastalık testi desteği için başvuru sürecinin başladığını duyurdu:

Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek Başkent’te SMA hastalığının önüne geçecek bir adım attık.

Yeni evlenecek çiftlerimize ücretsiz SMA testi desteği için başvuru sürecimiz başladı.

Sağlıklı yarınlara birlikte yürüyeceğiz.”

Ücretsiz test desteği için başvurular buradan yapılabiliyor.

Belediye eliyle insan kaçakçılığına Almanya’da dava

Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde AKP’li belediye tarafından Almanya’nın Hannover kentine “Çevreye duyarlı bireyler yetiştirme projesi”  gerekçesiyle gönderilen ve çoğu geri dönmeyen kişiler nedeniyle Almanya’da başlatılan soruşturma davaya dönüştü.

Konuyla ilgili olarak konuşan Hannover Savcısı Thomas Klinge, 53 kişinin bazı projelere katılma ve 90 gün Almanya’da kalması amacıyla vize başvurusunda bulunduğunu, bu kişilerden beşinin iltica başvurusunda bulunduğunu ancak diğerlerinden haber alınamadığını söyledi. Savcı Klinge, “Davadaki delillere bağlı olarak hakkında dava açılan kişi hapis cezası da alabilir” dedi.

Evrensel’den Yücel Özdemir’in aktardığına göre, Türkiye’den gri pasaportla “Projelere katılma” adı altında insan kaçakçılığı yapıldığı şüphesi içinde olduklarını ifade eden Savcı, bütün bunların yakında başlayacak dava sonrasında netleşeceğini de sözlerine ekledi. Savcı, gri pasaportla insan getirenlerle Türkiye’deki hükümet arasında bir bağlantı olup olmadığı yönündeki soruyu ise “Bu konuda bir bilgiye sahip değiliz” şeklinde yanıtladı.

Söz konusu kişilerin Hannover’e Mega Kilit GmbH üzerinden getirildiği  ileri sürülüyor. 2016’da bir aile işletmesi olarak Kilit Ailesi tarafından kurulan şirket inşaat ve gastronomi alanında faaliyet yürütüyor. 2018’deki toplam cirosu 575 bin avro görünüyor.

Yeşilyurt Belediyesi’nin yurtdışına gönderdiği 45 kişinin 43’ünün geri dönmemesi olayında, bu kişilere gri pasaport sağladığı iddia edilen Ersin Kilit, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in araştırılmasını istemişti.

‘Şebekenin arkasında Bingöl-Servi ilçesi eski AKP’li Belediye Başkanı var’ iddiası

Öte yandan belediyeler aracılığıyla insan kaçakçılığı konusunda Bavyera Eyalet Hükümetine bir soru önergesi veren Yeşiller Partisi Milletvekili Cemal Bozoğlu da şebekenin arkasında Bingöl-Servi ilçesi eski AKP’li Belediye Başkanı Ali Ayrancı’nın olduğunu söyledi.

Konuyla ilgili olarak Evrensel’e konuşan Bozoğlu, “Benim bulunduğum Bavyera eyaletinde de üçüncü ligdeki futbol takımı Türkgücü üzerinden Urfa-Ceylanpınar’dan 37 kişi Şubat 2020’de gri pasaportla gerilmek istenmiş. Hem de 10 gün için. Bu kişilerin gerçekten Almanya’ya gelip gelmedikleri konusunda bir bilgimiz yok. Soru önergesine yanıt verildiğinde bunu öğrenmiş olacağız. Ancak gelmek isteyenlerin AKP’li olduğunu biliyoruz” dedi.

En az 1000 kişi

Bozoğlu, Türkiye’den gri pasaporta insan kaçakçılığı konusunda büyük bir şebekenin olduğunu tahmin ettiğini, gelenlerin Hannover ve Münih ile sınırlı olmadığını belirterek, “Ortada değişim programı altında sistematik insan kaçakçılığı var. Edindiğimiz bilgilere göre Kuzey Ren Vestfalya, Bremen ve Berlin eyaletlerine de benzer şekilde getirilen insanlar var. Bu konuda yetkili makamlar soruşturmaya devam ediyorlar” diye konuştu.

Gri pasaportla değişim programları adı altında en az 1000 kişinin Almanya’ya getirildiği ileri sürülüyor.