Ana Sayfa Blog Sayfa 1526

Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin çöp tesisi kirletmeye devam ediyor

Ordu Çaybaşı İlküvez’de Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı Katı Atık Çöp Tesisi’nin kirli sularının yeniden ormanı ve dereyi kirletmesi nedeniyle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile Sağlık Müdürlüğü’ne şikayet dilekçesi verildi.

Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı çöp tesisini engellemek için üç ay kar kış demeden çadır nöbeti tutarak direnen İlküvezliler gözaltı ve çeşitli trafik cezalarıyla karşılaşmış ancak direniş devam etmişti.

İşletme tamamlanmadan çöp dökülmeye başlanması nedeniyle rüzgarda çöpler ormana dağılmış, yaban yaşamı zarar görmüştü. Ayrıca kirli sular dere suyuna karışmıştı. Şikayet dilekçesi sonrası yapılan incelemeler sonucu Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne 88.499,00TL para cezası kesilmişti.

‘Zehirlenmeyle karşı karşıyayız’

İşletmenin yeniden kirli sularını ormana ve dereye bırakması nedeniyle yaşanan kirliliğe tepki gösterip şikayet dilekçesi verenlerden Dursun Çamyar, “Yeter arık, canımızdan bezdik. Rüzgar olur çöpler etrafa dağılır; kirli sularla başımız belada. Hem bizler hem de yaban hayvanlar zehirlenmeyle karşı karşıyayız” tepkisini gösterdi.

Çamyar açıklamasında “Burada kadın, erkek; genç, yaşlı olarak soğuk, yağmur, kar demeden direndik. Gözaltına alındık, dağ başında trafik cezalarıyla cezalandırıldık. Tesisin yapılmasına onayımız yoktu ama yaptılar. Usulsüz çalışma ve ormanı ve dereyi kirletmekten ceza aldılar” dedi.

‘Yaban yaşamını da tehdit ediyor’

Aynı kirliliğin şu an da devam ettiğini dile getiren Çamyar, “Şu an dereye kapkara su akıyor. Bu bizi de yaban yaşamını da tehdit ediyor. Bu nedenle tesisin ÇED’inden sorumlu olan Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne ve Sağlık Müdürlüğü’ne şikayet dilekçelerimizi gönderdik” ifadelerini kullandı.

Çamyar, “Orman kesilerek, su kaynağının üzerine yapılan tesisi istemiyoruz. Dağın en tepesine ve su kaynağının üzerine çöp tesisi belki de yalnızca burada vardır. Burada çöp tesisi olduğu sürece rahat yüzü göremeyeceğiz” dedi.

‘Yasa tanımıyorlar’

Çöp tesisinin dereyi kirletmesi üzerine Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül OBB’ye tepki göstererek, “Daha önce Ordu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü dereyi kirlettiği için OBB’ye para cezası vermişti. Peki bu parayı yine biz ödeyeceğiz. Yasa tanımıyorlar ama el insaf insan ve yaşam yaşamını da düşünmüyorlar. Belediyeler kamu yararını gözeten kuruluşlardır. Ancak yönetim anlayışı halkçı olamayınca böyle bir durum ortaya çıkıyor” dedi.

Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin hukuksuz ve usulsüz çalışmalarına davalar açtıklarını ve kazandıklarını hatırlatan Gönül, “Çöp alanında halkın direnişinde yanındaydık. Birlikteliğimiz devam ediyor. Yeniden kirletmeyle karşılaştık. Bu konuda da halkla birlikte şikayetin bir an önce sonuçlanması için mücadele edeceğiz. Belediye halkın sağlığını düşünmesi gerekirken çöp tesisinde gerekli önlemleri almayarak halkın ve hayvanların zarar görmesine neden oluyor” ifadelerine yer verdi.

Çaybaşı İlçesi İyi Parti İlçe Başkanı Ahmet Altun da, “Halkın sesine kulak verilmiyor. Çöp tesisini istemeyen halk aylarca direndi. Suyuna, ormanına sahip çıktı. Bugün yaşanan suların kirletilmesi daha önce de olmuştu. Önlem alınmıyor. Halkın sağlığı tehdit altında. Bir an önce önlem alınmalı” görüşüne yer verdi.

 

Kendisine işkence uygulayan evli olduğu erkeği öldüren Melek İpek tahliye edildi

Antalya‘nın Döşemealtı ilçesinde 7 Ocak tarihinde kendisine sistematik şiddet uygulayan, kendisini ve çocuklarını ölümle tehdit eden evli olduğu erkeği öldüren Melek İpek, “meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” hükmü gereğince tahliye edildi.

Melek İpek’in 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanması istenmişti.

Duruşmayı STK’ler de takip etti

DHA‘da yer alan habere göre, Melek İpek, dün saat 16.30 civarında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Döşemealtı L Tipi Ceza İnfaz Kurumu‘nda tutuklu bulunan İpek, duruşmaya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) bağlantısıyla katılabildi.

Duruşma salonunda maktul Ramazan İpek‘in yakınlarının avukatı ve Melek İpek’in avukatları yer aldı.

Duruşmayı iki tarafın da yakınlarının yanı sıra, STK ve kadın dernekleri de takip etti.

Avukat itiraz etti

Duruşma savcısı esas hakkındaki mütalaasında Melek İpek’in “kast olmaksızın taksirle insan öldürme” suçundan iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

Şikayetçi Murat İpek ve Esma İpek’in avukatı Ziya Berkhan Yaman, savcının bu talebine itiraz etti ve şunları söyledi:

Olayda taksirden bahsedilemez. Sanık kendisini ve çocuklarını korumak amacıyla cinayet işlediği yönündeki savunmalarına bakacak olursak, olayda şiddet ön plana çıkarılıyor. Melek İpek’in koruma talebi yoktur. Melek İpek neden kaçmadı? Kurtulma imkanı varken neden gitmedi?

12 yıllık birliktelik yaşayan Melek İpek, kolluk kuvvetlerine müracaat etseydi, mutlaka geri dönüşüm olurdu. Koruma kararlarını tartışabileceğimiz yerler mahkeme salonları değil, meclis olabilir. Biz burada 20’ye yakın tanık dinledik. Ortak tanıdıkları sürekli şiddet öyküsünden bahsetmedi. Maktulün 12 yıldır Melek’e yönelik şiddetini hiçbir tanık doğrulamadı. Tanığın anlatımları ile Melek’in anlatımları birbirleri ile örtüşmüyor.”

‘Eşe karşı, kasten tasarlayarak öldürme fiili var’

Avukat Yaman, Melek İpek’in iki çocuğuna kurgulanmış ifade verdirildiğini iddia etti ve şu açıklamalarda bulundu:

Olay sırasında yaşanan boğuşmada silah gelişigüzel patlamıştır. Ortada boğuşma yoktur. Kriminal rapor da bunu söylemektedir. Otopsi raporunda ‘Boğuşma var’ denilmiştir. Bu nedenle, otopsi raporuna değil, kriminal rapora itibar edilmelidir. Ortada kast vardır. Maktul içeri girer girmez sanık doğrudan kalbi bölgesine hedef alarak ateş etmiştir. Ortada ‘eşe karşı, kasten tasarlayarak öldürme’ fiili vardır. Tahrik uygulanacak ise de üst sınırdan değil, alt sınırdan uygulanması gerekir.”

‘Beni öldürmesin diye yalvardım’

Melek İpek ise, o gün silah patlamamış olsa, çocuklarıyla birlikte kendisinin öleceğini kaydetti ve kendisini öldürmemesi için evli olduğu erkeğe yalvardığını dile getirdi:

Önceleri daha kısa dövüyordu. O gün çok daha farklıydı. İlk gece silahı ateşlediğinde mermi pencereye değil de bana isabet etseydi şu an ölmüş olacaktım. Banyoda ellerim kelepçeli yattığımda çocuklarımın sesini duyamamıştım. Onların öldüğünü düşündüm. O an Allah’a yalvardım. Beni çocuklarımın acısıyla sınamasın istedim. ‘Allah’ım çocuklarımın ölüsünü gösterme’ diye dua ettim. Ama çocuklarımın sesini duyunca mutlu oldum. O yaşadığım soğuğu unuttum.

Sonrasında eşime beni öldürmesin diye yalvardım. Ben 14 yıl boyunca hayatımdan sessiz sedasız çıksın diye dua ettim. Çocuklar doğmadan önce kendimi öldürmeyi dahi denedim. Ama eşimin ölmesini aklımdan geçirmeyi bırakın, ölsün diye dua bile etmedim. Hep hayatımızdan çıksın diye bu zamana kadar sabrettim. Ben eşim öldüğü için de çok üzgünüm. Ama o gün silah patlamamış ve o ölmüş olmasaydı, çocuklarımla birlikte ben ölecektim. Şiddeti sadece bana değil, Melike’ye de uyguluyordu. Melike uzaklaştırma kararı aldırdığında yine şiddetini sürdürüyordu. Melike’nin vücudunda iz kalmasın istiyordu. Bu nedenle de güneş panelinde bulunan akü ile vücuduna elektrik vermek istiyordu. Melike’yi de benim aracılığımla yanına çekmek istiyordu. Ben Melike’ye de üzülüyordum.”

Melek İpek’in avukatı Ahmet Onaran, mütalaaya katıldıklarını ifade etti ve duruşma arasında sundukları 19 sayfalık yazılı beyanlarını tekrarladıklarını dile getirdi. Melek İpek de son olarak, “Ben böyle olmasını hiç istemedim” dedi.

 

Heyete teşekkür etti

Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, “Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez” hükmü gereğince İpek’in tahliyesine karar verdi.

Melek İpek, ağlayarak heyete “Çok teşekkür ederim” dedi.

‘Kızlarına sarılıp uyuyacak’

Melek İpek’in tahliye kararının ardından basın mensuplarına açıklama yapan Avukat Onaran, İpek’in kızlarına kavuşacağına dikkat çekerek, şu açıklamalarda bulundu:

108 gün sonra bu gece Melek İpek iki kızına sarılarak uyuyacak. Mahkemeler milletin vicdanıdır. Bugün millet olarak, insan olarak hepimizin vicdanlarına ‘oh’ dedirten, hukukun üstünlüğünü bir kere daha ortaya koyan Antalya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve heyeti bir karar vermiştir. Karar şöyledir; Her ne kadar Melek’in eylemi sabit olsa da bunu meşru müdafaa sınırlarının aşılması suretiyle Türk Ceza Kanununun 227. maddesinin 2. fıkrasına göre işlediği sabit olduğundan ceza verilmesine yer olmadığına ve derhal tahliyesi için müzekkere yazılmıştır. Melek İpek’le dün görüştük. ‘Böyle bir ihtimali düşünüyor musun’ dedim. ‘Ben her halükarda üzgünüm’ dedi.

Bu şekilde olmasını hiç istemediğini, çocuklarının babasının hayatta olmamasından dolayı acı çektiğini, ama bir an önce kızlarına kavuşmak istediğini söyledi. Bugün de bu oldu. Bugünün en güzel haberi bu. İnşallah bundan sonra ne kadına şiddet haberlerini duyarız ne de kadından dolayı bu tür haberler yapmak zorunda kalırız sizlerle. Sizlerin emeği için teşekkür ediyorum. İnşallah birazdan Melek’i almaya gideceğiz. Ona sarılacağız. O da kızlarına sarılıp uyuyacak.”

Kararın istinaf yolu açık

Mahkeme tarafından verilen bu kararın kesin bir karar olmadığını hatırlatan Onaran, cezasızlık kararının kesinleşene kadar Melek İpek’in yanında olacaklarını ifade etti:

Kararın istinaf yolu açık, o süreçte de Melek İpek’i süreç kesinleşinceye kadar Melek’in yapmış olduğu eylemin cezasızlık gerektirdiği, meşru müdafaa sınırlarında veya sınırların aşılması suretiyle cezasızlık gerektirdiği kesinleşinceye kadar ben ve bu sürece destek veren tüm hukukçu arkadaşlarımızla Melek’in yanında olmaya devam edeceğiz.”

Kızlarına kavuştu

Cezaevinden dün akşam saatlerinde tahliye olan İpek’in gözünde ve yüzündeki yara izlerinin hala geçmediği görüldü.

Kızlarına kavuşan İpek, “Çok müthiş bir şey tarifi mümkün değil. Ben böyle olmasını hiçbir zaman istemedim. Yanımda olan herkese teşekkürler. Bu kararı bekliyordum ama bu kadar kısa sürede olacağını beklemiyordum. Kızlarımla evime gidip onlarla uyumak istiyorum” dedi.

‘Çocuklarıma kavuştum’

Yakınları tarafından sevinçle karşılanan Melek İpek, her zaman adalete güvendiğinin altını çizdi ve şunları söyledi:

Çocuklarıma kavuştum. Bu gece artık rahatça uyuyabileceğim. Koğuş arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, bana iyi davrandılar. Çocuklarımı çok özledim. İçerdeki tek tesellim onların dışarıda huzurlu ve mutlu olmalarıydı. İçeri girince çocuklarımla sarılabildik. Avukatım Ahmet Onaran’a teşekkür ediyorum. Beni hiç yalnız bırakmadı. Dışarıdan haberleri onun sayesinde aldım.”

Ne olmuştu?

7 Ocak gecesi Maktul Ramazan İpek, yaşadıkları tartışma sonrası Melek İpek’e kelepçe takarak çıplak şekilde saatlerce şiddet uyguladı. Ramazan İpek, sabaha doğru kendisini ve iki çocuğunu öldüreceğini söyleyerek sabaha karşı evden ayrıldı.

Birkaç saat sonra eve dönen Ramazan İpek, karşısında elleri kelepçeli halde av tüfeğiyle bekleyen Melek İpek’i bulurken, çıkan arbede sırasında Melek İpek, Ramazan İpek’i tüfekle vurdu. Ardından, 112 Acil Çağrı Merkezi‘ne haber verdi.

Sağlık ekipleri, çıplak halde ve elleri kelepçeli olan Melek İpek’e müdahale bulundu. Gözaltına alınan Melek İpek, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

İddianamede, Cumhuriyet Savcısı “haksız tahrik” indiriminin uygulanmasını istedi. Melek İpek’in 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanması talep edildi.

18 günlük tam kapanmada alkol satışı olacak mı?

Koronavirüs önlemleri kapsamında daha önce uygulanan hafta sonu sokağa çıkma yasakları sırasında marketlerin ve tekellerin alkol satışına da kapatılması nedeniyle yeni açıklanan 18 günlük tam kapanmada alkol satışının nasıl olacağı merak ediliyordu.

Tekel Bayileri Platformu Başkanı Özgür Aybaş, tekel bayilerinin de kapanma süresi boyunca 10.00-17.00 arasında açık olacağını, yasak kapsamında olmadığını duyurdu.

Marketlerde durum ne?

Tam kapanma 29 Nisan 2021 Perşembe akşamı saat 19.00’dan itibaren, 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah 05.00’e kadar sürecek. Genelgede tekel bayilerine ve alkol satışına ilişkin özel bir madde bulunmazken, marketlere ilişkin şu ifadeler yer aldı:

Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek, vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılara gidip gelebilecektir. Aynı saatler arasında bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi, tatlıcılar ve online sipariş firmaları evlere/adrese servis şeklinde de satış yapabileceklerdir. Yukarıda belirtilen uygulama zincir ve süper marketler için haftanın altı günü geçerli olacak, zincir marketler pazar günleri kapalı kalacaktır.”

 

Yeni yapılacak liman 3 bin yıllık Kyme Antik Kenti’ni tehdit ediyor

İzmir‘in Aliağa ilçesi Çakmaklı Mahallesi‘nde yeni liman yapılması kararlaştırıldı. Belirlenen liman sahasında Nemrut Körfezi yakınlarında yer alan 3 bin yıllık Kyme Antik Kenti‘nin bulunması bölge halkının tepkilerine neden oldu.

Yurttaşlar, Kyme Antik Kenti’ni Yaşatma Girişimi adıyla bir platform kurarak kampanya başlattı. Kyme Antik Kenti’ni Yaşatma Girişimi’nden Osman Koçer, Birgün’den Aycan Karadağ’a yaptığı açıklamada bölgenin mutlak koruması gereken bir alan olduğunu belirtti.

Tarihsel ve ekolojik olarak önemli

Koçer, “Aliağa ilçesi, Bozköy – Biçerova Mevkiinde bulunan Kyme Antik Kenti, antik dönemde Aiolis bölgesi olarak adlandırılan bölgede yer alan ve isim kökeni kadın savaşçı Amazonlardan geldiği söylenen önemli yerleşimlerden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra Mustafa Kemal Atatürk imzalı ilk arkeolojik kazı çalışma iznini alması açısından da önemli bir yere sahiptir” dedi.

Bunun yanında Kyme’nin hemen yanında konumlanan Nemrut Körfezi‘nin deniz canlılarının ve pek çok balık türünün üreme alanı olduğunu belirten Koçer, “Özellikle içinde bulunduğumuz bahar aylarında bölgedeki ekolojik çeşitlilik en yüksek seviyededir” ifadelerini kullandı.

‘Kanun açıkça ihlal ediliyor’

Hukuka aykırı bir şekilde bölgenin sit derecesinin düşürüldüğüne dile getiren Koçer, “Alınan bu hukuksuz kararla Nemport Deniz İşletmelerinin liman alanını genişletmek amacıyla yapmak istediği deniz dolgusu, sit alanı içerisinde gerçekleşecektir ve Kyme için geri dönüşü olmayacak bir tahribata neden olacaktır” yorumunda bulundu.

Sit derecesinin düşürülmesiyle imar faaliyetlerinin onaylanmasının bölgede bulunan şirketlerin çıkarları doğrultusunda alınan bir karar olduğunu dile getiren Koçer, “Kanunların açıkça ihlal edildiği anlamını taşımaktadır. Kapasitesi arttırılan liman ve gelecek olan gemilerin boyutlarının büyümesi; kaza risklerini yoğun gemi trafiğini ve deniz ekosistemine ilişkin olumsuzlukları beraberinde getirecektir” şeklinde konuştu.

Kyme ve çevresinde yapılaşmaya ve liman faaliyetlerine izin vermenin büyük bir yıkıma neden olacağını belirten Koçer “Kyme, Hasankeyf olmasın. Doğamızın ve kültürel mirasımızı korumanın şirketlerin kar hırsından daha değerli olduğunu biliyoruz. Kyme’deki kültürel mirası ve bölgenin ekolojik değerlerini yaşatmak ellerimizde” dedi.

Neler yaşandı?

Antik kent ve limanın bitişiğindeki 1. derece arkeolojik sit alanı, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 28.03.2019 tarihli 11049 sayılı kararı ile 1. dereceden 3. dereceye düşürüldü.

Alınan kurul kararının; Nemrut Körfezi’nde faaliyet gösteren Nemport A.Ş.’nin limandaki kapasitesini artırabilmesi amacıyla hazırladığı proje kapsamında olduğu iddia edilmişti.

29 Nisan ile 17 Mayıs arasında Türkiye ‘tam kapanacak’

Üç saatlik Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıda Covid-19 salgınına ilişkin yeni önlemlere karar verildiğini duyurdu.

Sağlık hizmetleri konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını savunan Cumhurbaşkanı, şunları söyledi:

“Bugün kabine toplantımızın salgınla ilgili gelişmelerin enine boyuna görüşmesini yaptık. Ramazan bayramının ardından rahat edilmesi için rakamların bugünün çok daha altına düşmesi şarttır. Önümüzdeki günlerde biraz daha fedakarlık yapmamız önem arz ediyor. Özel hastanelerde ücret talep edildiğine dair şikayetler alıyoruz. Bu hizmetler için vatandaşlarımızdan hiç bir ücret talep edilemez. Bunların yaptırımı vardır”

Perşembe akşamından itibaren 17 gün tam kapanma

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı yeni önlemler şöyle:

  • 29 Nisan 2021 Perşembe akşamı saat 19.00’dan başlayıp, 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah 05.00’e kadar sürecek şekilde tam kapanmaya geçiyoruz.
  • İçişleri Bakanlığı genelgesinde belirtilen istisna tutulan kuruluşlar hariç, tüm iş yerleri faaliyetlerine ara verecektir.
  • Yeme içme sektöründe sadece paket servisine izin verilecektir.
  • Şehirler arası seyahatlerin tamamı izne tabi olacak ve şehirler arası toplu taşıma araçları yüzde 50 kapasiteyle çalışabilecek.
  • Konaklama tesislerindeki rezervasyonlar, sokağa çıkma ve şehirlerarası seyahat kısıtlamaları için istisna teşkil etmeyecektir.
  • Kamu kurumlarındaki personel uzaktan ya da dönüşümlü çalışmaya yönlendirilecektir.
  • Anaokulu, kreş, 8’inci ve 12’nci sınıflar dahil, tüm kurumlarda yüz yüze eğitime ara verilecek, tüm sınavlar ertelenecektir.
  • Zincir marketler pazar günleri kapalı olacak, diğer günlerde belirlenen saatlerde hizmet vermeyi sürdürecektir.

Erdoğan’dan ‘soykırım’ ifadesini kullanan Biden’a iki gün sonra yanıt: Biz yapmadık onlar yaptı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan kabine toplantısı sona erdi. Erdoğan, yaklaşık üç  saat süren toplantının ardından açıklamalarda bulundu.

ABD Başkanı Joe Biden‘ın 24 Nisan’da ‘Ermeni Soykırımı’  ifadesini kullanmasına ilişkin ilk kez açıklama yapan Erdoğan, şunları söyledi:

 “ABD Başkanı Biden, bir asırdan daha uzun süre önce yaşanmış acı olaylarla ilgili mesnetsiz, haksız, hakikatlere aykırı ifadeler kullanmıştır. Türkiye olarak tarihte yaşanılan acıların yarıştırılmasını insani bulmuyoruz. Bu ifadeler milletimizin her ferdi olduğu gibi bizi de üzmüştür. Türkiye olarak tarihte yaşanan acıların yarıştırılması gibi bir anlayışı kesinlikle insani bulmuyoruz. Ama şayet böyle bir yola girilecekse bu yarıştan alnı ak, vicdanı müsterih, kalbi mutmain çıkacak tek millet ve devletin biz olduğunu da hatırlatmak isteriz. Tarihteki olayların araştırılması ve hakikatlerin ortaya çıkartılması, bu işin erbabına, tarihçilere bırakılmalıdır, siyasetçilere değil.”

‘Belgelerle konuşuyoruz, hodri meydan’

Erdoğan, ‘yıllardır dile getirdikleri Ermeni iddiaları konusunda ortak bir tarih komisyonu kurulması tekliflerine’ hâlâ bir cevap alamadıklarını da söyledi. Cumhurbaşkanı şöyle devam etti:

“Şu anda ben belgeyle konuşuyorum, sayın Biden gibi konuşmuyorum. Arşivlerimizde 1 milyonun üzerinde belge var. Acaba Amerika’nın arşivlerinde acaba ne kadar konu da belge var. Biz hodri meydan diyoruz. Eğer soykırım diyorsanız şöyle kendinizi aynaya bakıp bir değerlendirmeniz lazım.”

Osmanlı Devleti’nin 24 Nisan’da yaptığı tutuklamaların ardından 27 Mayıs’ta çıkarılan Sevk ve İskan Kanunu’yla soykırım değil, Osmanlı topraklarında kısmi yer değiştirme olduğunu öne süren Cumhurbaşkanı şöyle konuştu:

“Aslında 24 Nisan’da insani trajedi anlamında hiçbir şey olmamıştır. 24 Nisan 1915 sadece Osmanlı’nın savaş halinde bulunduğu ülkelerle bir olup aleyhine faaliyet yürüten örgütleri kapatıp, 235 yöneticisini tutukladığı gündür. Osmanlı Devleti, Sevk ve İskan Kanunu’yla, bu katliamları gerçekleştiren çetelerin dayandığı Ermeni nüfusu geçici olarak başka bölgelere gönderme kararı almıştır. Üstelik bu karar, ülkedeki tüm Ermenileri değil sadece çete saldırılarının yoğun olduğu yerlerdeki Ermeni nüfusu kapsamaktadır.
Sevk ve iskana tabi tutulanların sayısı ABD’nin raporlarında bile en fazla 600 bin olarak belirtilmektedir ki gerçek rakam daha da azdır.”

Biden, 24 Nisan’daki konuşmasından bir gün önce Erdoğan’ı aramıştı.

‘Ermenilere ait toplu mezar yok’

Türkiye’nin pek çok yerinde Ermenilerin katlettiği Türklere ait toplu mezarlar olduğunu ama hiçbir yerde  Ermenilere ait toplu mezara rastlanamayacağını” söyleyen Erdoğan, “Osmanlı’nın Ermeni nüfusu, yer değiştirme işlemi sırasında salgın hastalıktan, asayiş sorunlarından veya güvenlik güçleriyle çatışırken hayatını kaybedenlerin sayısı 150 bini ancak bulmaktadır. Gerçek rakamların 1 sıfır ilave ile abartıldığını bizzat Ermeni tarihçilerin ve siyasetçilerin kendileri de itiraf ediyor” dedi.

Erdoğan Ermeni çetelerin Osmanlı Türkleri, Türkiye’nin büyükelçilerini ve Azerbaycan’daki Türkleri katlettiğini ifade etti, Ermeni iddialarıyla ilgili uluslararası mahkeme kararının mevcut olmadığına da değindi.

‘Ermeni toplumuyla sorunumuz yok’

Konuşmasında ABD yerlilerini, siyahları, Japonya kentlerine atılan atom bombalarını, Vietnam ve Irak‘ı, Ermenistan-Azerbaycan çatışmalarını hatırlatan Erdoğan şunları söyledi:

“Soykırım gibi ithamlar siyasetin konusu olamayacak kadar hassas konulardır. Ülke başkanlarının, parlamentolarının ahkam kesmesi işleri içinden çıkılmaz hale getirmekten başka işe yaramaz.

Biz tarihe yeni kavgalar üretmek için değil ders almak için bakılması gerektiğine inanıyoruz. Yaşanan tartışmaların Ermeni toplumuna en küçük faydası olmadığı gibi tam tersine bu tür adımlar yeni sıkıntıların kaynağı haline gelmektir.

Bizim Ermeni toplumuyla hiçbir sorunumuz, sıkıntımız yoktur. Bin yıldır aynı topraklarda yaşadığımız bu insanların bir kısmıyla hâlâ barış ve huzur içinde hayatımızı sürdürüyoruz. Her ne şekilde kurulmuş olursa olsun Ermenistan devletiyle de iyi komşuluk esasına dayalı bir ilişki tesis etmek istiyoruz. Bunun için son 16 yıldır fedakârlığı hep bizim yaptığımız adımlar attık. Maalesef samimi karşılık bulamadık.

‘Birbirimize yabancı değiliz’

Biden ile haziran ayında yapmayı kararlaştırdıkları görüşmede, bu konuları yüz yüze değerlendirerek yeni kapıları açacaklarına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ” Sayın Biden’e şunu hatırlatmak istiyorum; birbirimize yabancı değiliz, sağ olsun evimize kadar gelip rahatsızlığımızda bizi ziyaret etme nezaketini de göstermişlerdir.

NATO‘nun önemli iki ülkesi olarak, NATO’da iki önemli müttefik olarak, nasıl oluyor da NATO ile yakından uzaktan alakası olmayan bir Ermeni lobisine Türkiye’yi değişiyorsunuz?” dedi.

 

Dünyada koronavirüs: Hindistan’da Covid-19 krizi derinleşiyor

Hindistan artan koronavirüs vaka sayısı nedeniyle salgınla baş etmekte zorlanıyor. Son son 24 saat içinde 352 bin 991 yeni vaka ve 2 bin 812 yeni ölüm bildirerek yeni bir rekora imza atan ülkede Hintli doktorlar, insanların evlerde oksijen ve remdevisir gibi ilaçları depoladığını ifade ederek bu durumun hastanelerde tıbbi malzeme kıtlığı yarattığına vurgu yaptı.

Öte yandan, oksijen ile  remdesivirin de karaborsaya düştüğü ve tek bir enjeksiyonun 4 bin 500 liraya satıldığı belirtildi. Son birkaç gün içinde Hindistan genelinde oksijen talebinin yüzde 20’den fazla artan başkent Yeni Delhi‘de hastaneler akut oksijen kıtlığı yaşıyor ve bazen 30 dakika içinde tüm stok tükeniyor. Bu durum ise yüzlerce hayatı riske atıyor. Cumartesi günü yaşanan oksijen krizi sırasında başkentteki Jaipur Golden hastanesinde 20 hasta hayatını kaybetti. Pazar günü ise, Gurgaon’daki Kathuria hastanesinde dört hasta aynı nedenle yaşamını yitirdi.

Hafta sonu, remdesivir enjeksiyonların tanesini 40 bin rupiye (yaklaşık 4 bin 450 lira) satmaya çalışan üç kişi ise tutuklandı.

Komşu ülke Bangladeş de sınırları kapatma kararı aldı.

Ülkede küresel şirketlerin teknoloji merkezlerinin bulunduğu 12 milyonluk Bengaluru kentinin de bulunduğu güney eyaleti Karnataka‘da salı gününden itibaren 14 gün kapanma başlayacak. Ülkenin batısında bulunan sanayinin yoğun olduğu Maharaştra eyaletinde 1 Mayıs’a kadar kapanma sürecek.

Yardım teklifleri 

Almanya, İngiltere ve ABD‘den ise Hindistan’a yardım teklifi geldi. ABD Başkanı Joe Biden, aşı üretim materyali, terapötikler, testler, vantilatörler ve koruyucu ekipman tedariği de dahil olmak üzere ABD’nin “ihtiyaç anında Hindistan’a yardım etmeye kararlı” olduğunu söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Rheinische de Post gazetesine yaptığı açıklamada ülkesinin Hindistan’a “elinden geldiğinin en iyisini yaparak yardım etmesinin” önemli olduğunu kaydetti.

Almanya ile birlikte Fransa da önümüzdeki günlerde Hindistan’a oksijen göndereceğini açıkladı. Birleşik Krallık da Delhiye Delhi’ye vantilatör ve oksijen gönderdiğini duyurdu.

Hindistan’la uzun süredir sorunlu bir ilişkisi olan Pakistan’ın Başbakan İmran Han da ülkeye tıbbi ekipman ve malzeme teklif etti.

Ülkede Başbakan Narendra Modi başta olmak üzere siyasetçiler salgına rağmen yerel seçimleri öncesinde binlerce kişinin katıldığı kalabalık mitingler düzenlemekle eleştiriliyor.

Aşı tedariği yetersiz

Hastaneler yer kalmadığından hasta akınıyla baş etmekte zorlandıkları için acil durum çağrısı verirken Başbakan Modi bütün vatandaşlarını aşı yaptırmaya ve dikkatli olmaya çağırdı.

Ülkede aşılama günde 4,5 milyon kişi ile 5 Nisan’da en yüksek düzeyine ulaşmıştı. Ancak şu anda 2,7 milyon düzeyinde bulunuyor. Maharaştra gibi bazı eyaletlerde aşı tedariği yetmediği için aşılamaya ara verildiği bildiriliyor.

Yeni Delhi gibi durumdan en fazla etkilenen kentlerde hayatını kaybeden hastaların vücutları derme çatma cenaze hizmeti sunan yerlerde yakılmaya başlandı.

Hindistan koronavirüs salgınında 1,3 milyar nüfusu ile 17,31 milyon resmi vaka sayısı ve 195 bin 123 ölü sayısına ulaştı. Ancak sağlık uzmanları gerçek rakamların resmi rakamlardan daha yüksek olduğunu belirtiyor.

Yeni mutasyon yayılıyor

Ülkede durumun vahametinden koronavirüsün yeni mutasyonu B.1.617.’nın da sorumlu olduğu belirtiliyor. Zira mutasyonun yeni vakaların yüzde 60’ına tekabül ettiği kaydediliyor. Bu varyantın 18 başka ülkede daha tespit edildiği aktarılıyor.

Bu nedenle pek çok ülke Hindistan’a seyahat yasağı uygulamaya başladı.

 

Tarkan’dan maden tehdidindeki İkizdere ile dayanışma: Mücadelenizde yanınızdayım

Dünyaca ünlü şarkıcı Tarkan, Rize‘nin İkizdere ilçesindeki İşkencedere Vadisi‘nde Cengiz İnşaat tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı başlayan protestolara ilişkin bir paylaşım yaptı. 
Paylaşımında “Canım memleketim Rize, canım İkizdere, canım hemşehrilerim! Acılı feryadınızı duyuyorum. İçim yanıyor benim de. Doğanızı, yurdunuzu korumak istemekteki haklı isyanınızı derinden hissediyorum ve bu mücadelenizde tüm kalbimle yanınızdayım” ifadeleri kullanıldı. 

Kendisinin İkizdere’de çekilmiş fotoğraflarının yanı sıra bölge halkının çektiği bir videoya da yer veren ünlü sanatçı, “Her gün memleketimizin doğasını, toprağını para ve güç uğruna feda edenler; çocuklarımıza, yarınlarımıza miras bırakacağımız güzel memleketimize bu katliamları reva görenler, bi durun artık! Yeter!” tepkisini gösterdi.

Pandemi fırsat olarak görüldü

Rize İkizdere‘de yer alan İşkencedere Vadisi‘nde Cengiz İnşaat tarafından İyidere lojistik merkez inşaatına malzeme tedarik etmek amacıyla açılmak istenen taş ocağına karşı direnen yurttaşlar çadır nöbeti başlatmıştı.

Bir ayı süren mücadelenin ardından 23 Nisan’daki sokağa çıkma yasağını fırsat bilen Cengiz İnşaat  jandarma ve polis koruması eşliğinde çalışmalara başladı.

Taş ocağı için çalışma yürütülen bölgeye halkın girişini engellemek isteyen jandarma, yurttaşların arazilerine girdi. Direnmemeleri için tehditlerde bulundu. Halka biber gazıyla müdahale edildi, 15 kişi gözaltına alındı.

Mahkeme daha önce iptal etmişti

Gürdere (Ethone) ile Cevizlik (Pakorom) köyleri arasında yer alan İşkencedere Vadisi’ndeki (Eskenci) taş ocağı projesi ilk olarak SR Tarım Turizm İnşaat Yatırım Sanayi ve Ticaret Limited Şirket tarafından yapılmak istenmişti.

Şirketin ruhsat almasının ardından 2019 yılında köylülerin açtığı davada Rize İdare Mahkemesi bölgede taş ocağı açılmasına izin vermeyerek ruhsatın iptaline karar vermişti.

Mahkemenin iptal kararı verdiği ayni alanda Cengiz İnşaat elamanları bölgede çalışmalar başlatmış ancak köy muhtarı ve yurttaşlar şirketin bölgede çalışma yapmasına tepki göstermiş ve alandan uzaklaştırmıştı.

İkizdere’de jandarma koruması altında ağaçlar sökülüyor

Haber: Hüseyin Altunizade ve Gençağa Karafazlı

*

Rize İkizdere‘de bulunan İşkencedere Vadisi‘nde Cengiz İnşaat tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı protestolar bugün de devam ediyor.

Çok sayıda polis ve jandarma vadide, köylüleri alana yaklaştırmamak için önlem alırken, çevre il ve ilçelerden gelen vatandaşlar vadi girişinde engellendi. Jandarmanın koruması altında çalışan iş makineleri ise ağaçları sökmeye başladı.

Köylülere karşı barikat kuruldu

Sabah erken saatlerde vadiye çok sayıda asker ve polis ekipleri gelerek çalışma yapılacak olan alanda güvenlik önlemi aldı. Yasakların bitmesinin ardından İşkencedere Vadisi’ne gelen vatandaşlar, barikat kurularak engellendi.

Ancak, vadide ve çevre köylerde yaşayan köylüler, ormanın içindeki patika yolları kullanarak dördüncü günde de çalışma yapılan bölgeye ulaşmayı başardı.

Dozerler arı kovanlarını ve su borularını kırdı

Köylülerin çalışma yapılan alanda kalabalıklaşması üzerine güvenlik güçleri, iş makineleriyle vatandaş arasında barikat oluşturdu. Jandarma korumasında çalışan dozerler, ağaçları sökmeye başladı. Çalışma sırasında arı kovanları ve köylülerin evlerine giden su boruları kırıldı.

Diğer taraftan dün çıkan olaylarda gözaltına alınan sekiz kişi serbest bırakıldı. Dün göz altına alınıp serbest kalanlar arasında yer alan İkizdere Dernekler Federasyonu Başkanı Ziya Yıldırım Rizeli milletvekillerinden destek istedi.

Sputnik V aşısı Türkiye’de üretilecek

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Türk ilaç şirketi Viscoran Ilaç ile Sputnik V koronavirüs aşısını Türkiye’de ortak üreteceklerini açıkladı.

Açıklamada RDIF ile yapılan anlaşma doğrultusunda Viscoran ilaç şirketinin, gelecek birkaç ay içinde tesislerinde üretime başlayacağı kaydedildi. Ayrıca Türk şirketinin, üretim kapasitesini artırmak adına başka üreticiler ile ortaklık yapabileceği de belirtildi.

Viscoran İlaç Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, geçtiğimiz aylarda yaptğı açıklamada, “Anlaşmayı yaparken üretimin Türkiye’de yapılmasını önerdik ve bu talebimiz kabul edildi. Teknoloji transferi Rusya’dan gelecek, üretim Türkiye’de olacak. Bir nevi yerli bir ürün olacak” diye konuşmuştu.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu CEO’su Kirill Dmitriev, anlaşmanın ardından Viscoran İlaç ile yapılan anlaşma, üretim kapasitemizi artırmayı ve Sputnik V tedarikini küresel olarak kolaylaştırmayı sağlıyor” dedi.

‘Etkinliği yüzde 97.6’

Ortak açıklamada Sputnik V’in avantajlarına ilişkin de şu ifadeler kullanıldı:

  • 5 Aralık 2020 ile 31 Mart 2021 tarihleri arasında Rusya’da Sputnik V’nin her iki dozuyla aşılanmış kişilerden toplanan koronavirüs enfeksiyon oranına ilişkin verilerin analizine göre Sputnik V’nin etkinliği yüzde 97.6’dır.
  • Sputnik V aşısı, soğuk algınlığına neden olan ve binlerce yıldır var olan kanıtlanmış ve kapsamlı şekilde incelenmiş insan adenoviral vektörleri platformuna dayanmaktadır.
  • Sputnik V, aşılama sürecinde iki doz için iki farklı vektör kullanır ve böylece, her iki doz için de aynı uygulama mekanizmasını kullanan aşılardan daha uzun süre bağışıklık sağlar.
  • Yirmi yıldan uzun süredir yapılan 250’den fazla klinik çalışma ile adenoviral aşıların güvenliği ve etkinliğinin yanı sıra bunların uzun vadeli olumsuz etkilerinin olmadığı kanıtlanmıştır.
  • Sputnik V’nin neden olduğu ciddi bir alerji yoktur.
  • Sputnik V’nin, +2+8C olan saklama sıcaklığı, ek bir soğuk zincir altyapısına yatırım yapmaya gerek kalmadan, geleneksel bir buzdolabında saklanabileceği anlamına gelir.
  • Doz başına 10$’dan düşük olan fiyatı, Sputnik V’yi dünya çapında uygun fiyatlı bir hale getirmektedir.