Ana Sayfa Blog Sayfa 1517

30 Nisan-31 Mayıs tarihlerinde icra ve iflas takibi başlatılamayacak

Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda kabul edilerek yasalaştı.

Buna göre, ibraz süresinin son günü 30 Nisan-31 Mayıs’a denk gelen çekler ibraz edilemeyecek, 1 Haziran’dan sonra kalan ibraz süresi içinde ibraz edilebilecek.

Haciz kararı verilemeyecek

Yine bu tarihler arasında ve bu tarihler de dahil olmak üzere, vadesi gelen kambiyo senedine dayalı alacaklar hakkında icra ve iflas takibi başlatılamayacak, ihtiyati haciz kararı verilemeyecek, başlamış olan takipler de duracak.

Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamına giren kamu idarelerinin kamu hukukundan veya özel hukuktan doğan alacakları hakkında 30 Nisan-31 Mayıs tarihlerinde icra ve iflas takibi başlatılamayacak.

Kabul edilen kanunla birlikte, emeklilerin bayram ikramiyesi de 1000 TL’den 1100 TL’ye çıkarıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnsan Hakları Eylem Planı’yla ilgili genelge yayınladı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha önce tanıtımını yaptığı İnsan Hakları Eylem Planı ile ilgili genelge yayınladı.

Erdoğan, Eylem Planı’nın, On Birinci Kalkınma Planı ile Yargı Reformu Strateji Belgesi temelindeki reform iradesinin bir devamı olarak tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerini kapsadığını belirtti.

‘Daha güçlü insan hakları koruma sistemi’

AA’nın aktardığına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eylem Planı’nda detaylı bir mevzuat taramasıyla, hak ve özgürlükler alanını genişletici değişikliklerin yanında, kamu hizmetlerinin erişilebilir, hesap verilebilir, eşit, şeffaf ve adil bir şekilde sunulmasına ilişkin standartların yükseltilmesi hedeflenmektedir. Ayrıca uygulamadaki sorunların çözümüne yönelik üst düzey bir farkındalık ve daha güçlü bir insan hakları koruma sisteminin oluşturulması öngörülmektedir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, şöyle devam etti:

Uygulama süreci iki yıl olarak öngörülen Eylem Planı’nda amaç, hedef ve faaliyetler somut biçimde kaleme alınmış; öngörülen her bir faaliyet için ‘kısa’ (1 ve 3 ay), ‘orta’ (6 ay ve 1 yıl) ve ‘uzun’ (2 yıl) süreli vadeler belirlenmiştir. Bu süreler azami niteliktedir. Bazı faaliyetler yönünden ise niteliği gereği ‘sürekli’ bir takvim öngörülmüştür.

Erdoğan İnsan Hakları Eylem Planını açıkladı

İzleme ve Değerlendirme Kurulu açıldı

Erdoğan açıklamasında “Eylem Planı’nda her bir faaliyetin öngörülen süre içinde gerçekleştirilmesi, ilgili faaliyetten sorumlu bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının uhdesine verilmiştir” dedi. Sorumlu bakanlık veya kurum ya da kuruluşlar, ilgili faaliyetler kapsamında iş birliği yapacakları bakanlık, kurum ve kuruluşları da belirleyecek.

Açıklamada “İş birliği yapılacak kurumların belirlenmesinde oluşabilecek muhtemel tereddütler Cumhurbaşkanlığınca giderilecektir. Eylem Planı’nın etkin bir şekilde uygulanması ve şeffaf bir anlayışla izlenmesi amacıyla bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarını takip ve koordine etmek üzere ‘İnsan Hakları Eylem Planı İzleme ve Değerlendirme Kurulu’ oluşturulmuştur” ifadeleri kullanıldı.

İnsan Hakları Eylem Planı İzleme ve Değerlendirme Kurulu’nun, Cumhurbaşkanının başkanlığında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Dışişleri Bakanı, Hazine ve Maliye Bakanı, İçişleri Bakanı, Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekilinden oluşacağını aktaran Erdoğan, Cumhurbaşkanının yokluğunda Kurul’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlık edeceğini bildirdi.

‘Kurul altı ayda bir toplanacak’

Kurul’un altı ayda bir toplanacağını, çalışma usul ve esasların Kurul tarafından belirleneceğini ifade eden Erdoğan, genelgede şunları kaydetti:

İhtiyaç duyulması halinde, görüşlerinden yararlanmak üzere ilgili kurumların temsilcileri Kurul toplantılarına davet edilebilir. Kurulun sekretarya hizmetleri Adalet Bakanlığı tarafından yerine getirilir. Eylem Planı’nda öngörülen faaliyetlerden sorumlu kurum ve kuruluşlar, uygulamaya ilişkin raporlarını dört aylık dönemlerde Adalet Bakanlığına gönderecektir. Adalet Bakanlığı, Eylem Planı’nın ‘Yıllık Uygulama Raporu’nu hazırlayacak ve bu raporu İzleme ve Değerlendirme Kurulu’nun onayına sunacaktır. Rapor, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kamu Denetçiliği Kurumu’na da iletilecek, bu kurumlar rapora ilişkin değerlendirme sonuçlarını Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisine sunacaktır. Yıllık Uygulama Raporu, Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna açıklanacaktır.

İnsan Hakları Eylem Planı Uygulama Takvimi, Adalet Bakanlığının resmi internet adresinde yayımlanacaktır. İnsan Hakları Eylem Planı’nın uygulanması sürecinde tüm bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının, görev ve sorumluluklarını uygulama takvimi çerçevesinde ve hassasiyetle yerine getirmesi hususunda gereğini rica ederim.”

The Handmaid’s Tale yeni sezonunu Türkiye’deki kadınların eylem sloganlarıyla duyurdu

Kadınların haklarının ellerinden alındığı bir distopyayı canlandıran bol ödüllü The Handmaid’s Tale dizisinin dördüncü sezonu 28 Nisan tarihinde ilk üç bölümüyle birlikte yayına giriyor.

Türkiye haklarına sahip olan BluTV, yeni sezonu Türkiye’deki feminist eylemlerde kadınların attığı sloganlarla hazırladığı bir video ile duyurdu.

Yayınlanan videoda kadınların “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “İnadına isyan inadına özgürlük”, “Hayır, hayır demektir” ve “Dünya yerinden oynar  kadınlar özgür olsa” gibi sloganları yer aldı.

BLU TV’den yapılan açıklamada dizinin bölümlerinin ABD’deki yayınından bir gün sonra BLU TV’den izlenebileceği belirtildi.

Yeni sezonda June Osborne’un (Elizabeth Moss) Gilead’ın otoriter rejimine karşı gösterdiği direnişini devam ettirmek için vereceği zorlu savaşı gözler önüne serecek olan ‘The Handmaid’s Tale’, izleyenleri bir kez daha korkutucu distopyasına sürükleyecek.

İş sözleşmelerinin fesih yasağı 30 Haziran’a kadar uzatıldı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MKEK Barutsan Roket ve Patlayıcı Fabrikası‘nda Enerjitik Malzemeler Üretim Tesisi Açılış Etkinliği töreninde işten çıkarma yasağı ve ihtiyaç sahibi hanelere nakdi desteklerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, iş sözleşmelerinin fesih yasağının 30 Haziran’a kadar uzatıldığını duyurdu.

Ancak, iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, işverenin faaliyetinin sona ermesi gibi durumlar fesih kapsamında girmiyor.

‘TESKOMB tarafından ödendi’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) kefaletiyle ödeme yapamayan kişilerin borçlarının daha sonra tahsil edilmek üzere, birlik tarafından bankaya ödendiğini duyurdu:

TESKOMB kefaletiyle taksit ödemesi yapamayın 240 bin kişinin 1 milyar lira tutarındaki borcu daha sonra tahsil edilmek üzere TESKOMB tarafından bankaya ödenmiştir.

Çek ve senetlerle ilgili başka bir düzenleme de Meclis’te gerçekleştiriyor.

İş sözleşmelerinin fesih yasağı 30 Haziran’a kadar uzatılmıştır.”

Mikro ve küçük işletmelere destek

Erdoğan, mikro ve küçük işletmelere yönelik yapılması planlanan destekle ilgili de şunları söyledi:

Gelir kaybına uğramış, nakit akışı bozulmuş ama istihdamını koruyan, imalat sektörlerinde faaliyet gösteren mikro ve küçük işletmelere yöneliktir. Mikro işletmeler 30 bin, küçük işletmeler 75 bin liraya kadar olmak üzere 3 yıl geri ödemesiz tamamı faizsiz şekilde bu destekten faydalanacaklardır. Mikro ve küçük işletmeler 3 Mayıs’tan itibaren e-devlet üzerinden KOSGEB aracılığıyla başvurularını yapabilirler.”

1000 TL’lik yardım 1100 TL oldu

Cumhurbaşkanı, ihtiyaç sahibi hanelere 1000 TL’lik nakdi yardımın 1100 TL’ye çıkarıldığını da şöyle duyurdu:

İhtiyaç sahibi hanelere 1000 lira verilen nakdi yardımı 1100 liraya çıkartarak yeniden başlatıyoruz.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına da yine ihtiyaç sahibi ailelere destek olmak için 183 milyon lira ilave kaynak gönderdik. Tüm bu müjdelerin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Böylece esnaflarımıza iş dünyamıza şu sıkıntılı dönemde yeni bir nefes alma imkanı sağladığımıza inanıyorum.”

Sağlık Bakanlığı’nın kanser raporunu açıkladığı için ceza alan Bülent Şık beraat etti

Sağlık Bakanlığı’nın açıklamadığı kanser araştırmasının sonuçlarını kamuoyuna duyurduğu için gıda mühendisi Bülent Şık’a verilen bir yıl üç ay hapis cezası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13’üncü Ceza Dairesi tarafından bozuldu.

Diken’den Canan Coşkun’un haberine göre daire, açıklanan raporun gizli belge olmadığını belirterek Şık’ın beraatine karar verdi. Kararda, özü itibariyle bilimsel bir çalışmanın sonuçlarını tüm bilgi ve veriler toplandıktan sonra Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanma şartı bulunduğu hatırlatıldı.

‘Suçun yasal unsurları oluşmadı’

Bu durumun söz konusu rapora mevzuat hükümlerine göre yasaklanmış ve gizlilik derecesi verilmiş belge ve sır vasfını kazandıramayacağını belirten daire, söz konusu eylemin Şık’ın kamu görevinin devam etmesi halinde disiplin suçu kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti.

Bu nedenle Şık’a yöneltilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kaydedildi. Şık, kanun hükmünde kararnameyle (KHK) Akdeniz Üniversitesi’ndeki görevinden ihraç edilmişti.

Bülent Şık: Herkese teşekkür ederim

Bülent Şık yaptığı paylaşımda haberi “Sağlık Bakanlığı’nin gizli tuttuğu kanser araştırması sonuçlarını açıkladığım için verilen 15 ay ceza istinaf mahkemesinde bozuldu” sözleriyle duyurdu.

Açıklamasında “Beraat ettim. Başta avukat arkadaşlar olmak üzere destek olan tüm dostlara, sivil toplum örgütlerine… kısaca herkese çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı. 

Ne yaşandı?

Sağlık Bakanlığı, 2011-2016 yıllarında ‘Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi’ adı altında bir araştırma yürüttü.

Araştırma sonucunda Ergene Çayı havzasında çeşitli gıdalarda ve içme suyunda toksik bileşenler olduğu tespit edildi. Buradaki suların arsenik, alüminyum, kurşun, krom kirliliği nedeniyle zehirli olduğu belirlenmişti.

16 ayrı projeden oluşan araştırmada yer alan akademisyenlerden biri gıda mühendisi Yard. Doç. Dr. Bülent Şık’tı. Şık, kanser vakalarında çevre kirliliğinin etkisine işaret eden rapor açıklanmayınca sonuçları Nisan 2018’de Cumhuriyet gazetesinde yayırlanan bir yazı dizisiyle duyurdu. Bundan sonra Sağlık Bakanlığı, Şık hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ertelemesiz hapis cezası

Hazırlanan iddianamede Şık’ın ‘göreve ilişkin sırrın açıklanması’, ‘yasaklanan gizli bilgileri temin etme ve açıklama’ suçlamalarıyla beş yıldan 12 yıla kadar hapsi talep edilmişti. Şık’ın yer aldığı proje dışında 15 araştırma daha bulunuyor. Bu araştırmaların sonuçları hâlâ kamuoyuna açıklanmadı.

Şık, söz konusu yazı dizisi sebebiyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. O dönem mahkemenin hâkimi olan Nursel Bedir, yargılama sürerken Şık’ın derhal beraat taleplerini reddetmişti. Hakim Bedir, Şık’ı mahkum ettiği 15 ay hapis cezasını da ertelememişti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezaevinden ilk fotoğrafları

Twitter paylaşımı gerekçe gösterilerek hakkında verilen hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının ardından milletvekilliği düşürülen ve daha sonra da tutuklanan eski HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun cezaevinden ilk fotoğrafları geldi.

Salih Gergerlioğlu, Sincan Cezaevi’nde tutulan babası Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun fotoğraflarını paylaştı. Yapılan paylaşımda Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun “Dimdik girdik içeri, dimdik çıkacağız” ifadelerine yer verildi.

Ne yaşandı?

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal medyadan yaptığı bir haber paylaşımı nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararını 19 Şubat’ta onayladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Gergerlioğlu hakkında kesinleşen yargı kararının okunmasıyla birlikte HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düştü. Gergerlioğlu, TBMM’yi terk etmedi ve Adalet Nöbeti’ni başlattı. Nöbetinin beşinci gününde sabahın erken saatlerinde Mecliste gözaltına alındı ve daha sonra serbest bırakıldı.

Milletvekilliğinin düşürülmesinin iptali istemiyle AYM’ye yapılan başvuru reddedildi. Evinden tekrar gözaltına alınan Gergerlioğlu, tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi.

Lice’de doğa katliamı: On binlerce ağaç kesildi

Diyarbakır ziraat mühendisleri Odası’nda bir araya gelen Ziraat Mühendisleri Odası, Özgür Hukukçular Derneği, Tarım Orkam-Sen ve Hewsel Koruma Platformu ortak bir basın açıklaması düzenledi.

Diyarbakır Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Abdussamed Uçaman tarafından okunan açıklamada aylardır ağaç kesimlerinin devam ettiği Şırnak Cudi‘den sonra Diyarbakır Lice‘de de ağaç kesimlerinin başladığı belirtildi.

Lice’deki ağaç kesiminin çok geniş bir alana yayıldığı söyleyen Uçaman “Çok daha geniş bir alana yayılan ağaç damgalama işlemi ile birlikte kesim işlemleri 98 hektara yayılmış durumda” ifadelerini kullandı. Bu alan 140 stadyum büyüklüğüne denk geliyor.

Hangi amaca hizmet ediyor?

Kesimler için Orman Bölge Müdürlüğü tarafından izin çıkartıldığı aktarılan basın açıklamasında şu sorular yöneltildi:

Ağaçları kesilen ve orman ekosistemi yok edilen bu alandaki kesim hangi orman planlama amacına hizmet etmektir? 98 Hektar alanda kaç ağaç damgalama işlemi görmüştür? Kesim kimler tarafından hangi yasal mevzuatla hangi şirkete verilmiştir? Ağaçlar hangi amaçla kesilmektedir? Kesim hangi yılın programına dahil edilmiştir? Bunları ilgili kurum değerlendirme yapmış mıdır yoksa yasal mevzuat göz ardı edilerek mi gerçekleştirilmektedir?Bu kadar ağacın yok edilmesi oradaki floraya ve fauna üzerinde ne tür bir olumsuz etki bırakacaktır. Bunun çevresel etki değerlendirmesi yapıldı mı?

‘Her yer doğa katliamı’

Doğa katliamlarının AKP hükümeti döneminde yasallaştığı dile getirilen açıklamada “Lice’den Salda Gölü‘ne, Kazdağları‘ndan İkizdere’ye ve Cerratepe‘ye kadar her yerde doğa katliamı var” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Doğa karşısında kendini iktidar olarak gören erk zihniyetinin yaşadığı çevre ile uyumlu yaşamak yerine hakim olma, gücü tahkim kılma arayışı ekolojik tahribatları doğurmakta ve buda iklim değişikliğine ve insanlık dahil tüm canlıların binyıllarca etkisi altında kalacağı ekolojik değişimlere sebep olmaktadır. Ayrıca sistemlerin görevi ormanları koruma olarak esas alınmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

‘Ormanımızın yok edilmesine itiraz ediyoruz’

Lice’de endemik bitkilerin ve zengin bir biyoçeşitliliğin olduğu belirtilen basın açıklamasında “Binlerce yıldır kendi Ekolojik sistemi içinde oluşmuş tüm flora ve faunanın yaşamının varlığı olan bu bölgedeki ağaçları ile kaplı ormanımızın, yok edilmesine anayasal haklarımız çerçevesinde itiraz ediyoruz” denildi.

Açıklamada “Tüm canlı yaşamını yok etmek, kuraklığa, kıtlığa, salgına ve daha birçok çeşit hastalığa ve bütünüyle ekolojik krize davetiye çıkarmaktır” ifadeleri yer aldı.

‘Takipçisi olacağız’

Anayasa’nın 56’ını maddesinin çevreyi korumada vatandaşlara sorumluluk yüklediği hatırlatılan açıklamada “Bizler sivil toplum kuruluşları olarak bir yörenin bitki örtüsünü hiçbir ön çalışma yapmadan, yine yörede yaşayan insanlar bilgilendirilmeden yok edilmesini doğru bulmuyoruz” denildi.

Açıklama “Bu ve benzeri durumların takipçisi olacağımız ve tüm yasal hak ve hukuku sonuna kadar kullanacağımız kamuoyu ile paylaşıyoruz” ifadeleriyle son buldu.

1 Mayıs’a doğru: Ankara ve İzmir’de polis 1 Mayıs için toplanan gruba müdahale etti

1 Mayıs yaklaşırken, şehirlerde tam kapanma öncesi anma ve açıklamalar yapılmaya başlandı.

İstanbul Kazancı Yokuşu‘nda 1977’de hayatını kaybedenler alınırken, Ankara’da basın açıklaması yapmak isteyen kişilere polis çok sert müdahale etti.

Ankara’da polis müdahalesi

Ankara Sakarya Caddesi‘nde Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, (DİSK) İç Anadolu Bölge Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, (TMMOB) Ankara İl Koordinasyonu, Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (ASMMO) ile Ankara Tabip Odası’nın (ATO) çağrısıyla “Umut Yan Yana” sloganıyla yapılmak istenen 1 Mayıs İşçi Bayramı için basın açıklaması yapıldı.

Yapılan açıklamanın hemen ardından polis biber gazıyla, açıklama sebebiyle bir araya gelenlere müdahale etti ve gözaltında bulundu.

SOL Parti tarafından konuyla ilgili yapılan ilk açıklamada “Ankara’da 1 Mayıs açıklaması sonrasında polis SOL Parti’ye saldırdı. Pek çok arkadaşımız yaralandı” ifadeleri kullanıldı. SOL Parti, ayrıca polisin kendilerine provakasyon yaptığını açıkladı.

İstanbul’da anma

İstanbul’da sendikalar, meslek örgütleri, siyasi parti temsilcileri 1 Mayıs 1977’de Taksim Kazancı Yokuşu‘nda katledilen 35 kişiyi andı.

Bu anmaya, DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, KESK ve TMMOB yöneticileri, TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, HDP’li ve CHP’li milletvekilleriyle birlikte çok sayıda kişi katıldı.

Anmada konuşan DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu, şu açıklamaları yaptı:

44 yıl önce 1 Mayıs 1977’de burada bu meydanda arkadaşlarımızı yoldaşlarımızı kaybettik. Bu ülkede 1 Mayıs’ın tarihi sınıflar mücadelesinin tarihidir. 1 Mayıs 1977’den 10 Ekim’e yitirdiğimiz tüm arkadaşlarımıza sözümüz yaşanan tüm zorluklara rağmen barış ve demokrasiye sahip çıkmak onların anılarına sahip çıkmaktır.”

Arzu Çerkezoğlu, hükümetin pandemi politikalarının işçiyi değil, patronları koruduğunu dile getirerek, “AKP’nin pandemi politikaları işçiyi emekçiyi koruyan değil patronları ve onların çıkarlarını koruyan politikalar oldu. İşçiler, emekçiler virüs ile burun buruna çalışmaya mahkum edilirken bir avuç sermaye kartlarına kar katıyor” dedi.

‘Kod-29 zulmüne son verilmeli’

Çerkezoğlu, 1 Mayıs taleplerini ise şöyle sıraladı:

Çarkların durması, toplumsal hareketliliğin sınırlandırılması şarttır. Kod-29 ve ücretsiz izin zulmüne derhal son verilmelidir.

İşsizlik sigortası fonu işçilere harcanmalı, patronlara verilen desteklere son verilmelidir. Asgari ücret vergiden muaf tutulmalıdır. Adaletli bir vergi sistemi istiyoruz. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Kadınlar pandeminin bütün sonuçlarını en ağır biçimde hissetmektedir. 6284 sayılı yasa uygulanmalıdır.”

Şişhane ve Kadıköy’deki anmalar

Ayrıca, İstanbul Şişhane ve Kadıköy‘de de anmalar yapıldı.

1 Mayıs 1989’da hayatını kaybeden Mehmet Akif Dalcı, Şişhane’de anıldı. Meslek örgütleri ve sendikaların da katıldığı anmada Mehmet Akif Dalcı’nın hayatını kaybettiği alana karanfil bırakıldı.

Kadıköy’de de 1996 yılındaki 1 Mayıs kutlamaları sırasında çıkan olaylarda hayatını kaybeden üç kişi anıldı. Anma programına CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı da katıldı.

Yaklaşık 100 kişilik grup, basın açıklamasının ardından üç kişinin hayatını kaybettiği yere karanfil bırakarak dağıldı.

İzmir’de de polis müdahalesi

İzmir’de Konak Kemeraltı‘nda DİSK, KESK, TMMOB, TTB, sendika mensupları ve emekçiler 1 Mayıs için bir araya geldi.

Basın açıklaması öncesinde işçilere müdahale eden polis, üç kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan kişiler sendika yöneticilerinin araya girmesinin ardından serbest bırakıldı ve sağlık kontrolü için hastaneye götürüldü.

Müdahalenin ardından 1 Mayıs için basın açıklaması yapıldı.

Öte yandan, Adana’da Uğur Mumcu Meydanı‘nda, Antalya’da Cumhuriyet Meydanı‘nda, Bursa’da Kent Meydanı‘nda, Diyarbakır’da Dağkapı Meydanı‘nda, Edirne’de Saraçlar Caddesi‘nde Tekirdağ’da Hasan Ali Yücel Meydanı’nda kutlama ve anlamalar gerçekleşti.

‘Şişli Etfal Hastanesi hepimizin’

Şişli Etfal Dayanışması İstanbul’un Şişli ilçesinde yaklaşık 1 milyon insana hizmet veren 122 yaşındaki Şişli Etfal Hastanesi depreme karşı güçlendirme yapılacağı gerekçesiyle bölünerek Kağıthane ve Sarıyer’e taşınmasına karşı eylem gerçekleştirdi.

Hastane önünde gerçekleştirilen basın açıklamasına Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin de katılarak destek verdi.

Belediye Meclisi’nin 5 Nisan 2021 tarihinde gerçekleştirilen oturumunda Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yerinde yeniden yapılması yönündeki talep, oy çokluğu ile kabul edilmişti.

‘Büyük endişe duyuyoruz’

Muammer Keskin, Şişli ilçesinin ve çevre ilçelerin en önemli sağlık kurumlarının başında gelen hastanenin binalarının, depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle bir süre önce boşaltılmaya başlandığına işaret etti. Keskin, bu konuda şu bilgileri verdi:

Hastanenin boşaltılmasından sonra Şişli Etfal’in arazisinde ne yapılacağına, hastanenin eski yerine dönüp dönmeyeceğine dair kamuoyuna herhangi bir resmi açıklama yapılmamıştır. Şişli halkı, 122 yıllık sağlık güvencelerinin ellerinden alınmasından, Şişli Etfal’in tamamen kapatılmasından veya tam teşekküllü olarak yerine dönemeyecek olmasından büyük endişe duymaktadır.”

‘Şişli Etfal hepimizin hastanesidir’

Şişli Etfal’in kapanmasının çevresindeki ekonomik hayatı da olumsuz etkileyeceğini belirten Belediye Başkanı, “Şişli Etfal Hastanesi hepimizin hastanesi ve sağlık güvencesidir. Şişli Etfal’in yeniden inşa edilerek yerinde kalmasına ve tam teşekküllü olarak faaliyetine devam etmesine yönelik halkın haklı taleplerinin yanında olduğumuzu tüm kamuoyuna ve Şişli halkına duyuruyoruz” dedi.

Açıklamasında “Şişli Belediyesi olarak yasaların bize verdiği haklar çerçevesinde sorumluluklarımızı yerine getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Hastane hakkında

Şişli Etfal Hastanesi, 2’nci Abdülhamid tarafından, yedi aylıkken kaybettiği kızı Hatice Sultan’ın anısına, diğer babalar da kendi yaşadığı acıları yaşamasın diye, bir çocuk hastanesi olarak inşa edildi.

1899 yılında faaliyete geçen hastane, zamanla büyüyerek, farklı branşlarda uzmanlaştı. 122 yıldır Şişli ve çevresindeki bölge halkının sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli güvence haline gelen Şişli Etfal, tam teşekküllü bir kamu hastanesi olarak, nesiller boyu bölge halkına şifa dağıttı.

 

Elektrikli araçlar 2020’de 120 milyar dolarlık satışla rekor kırdı

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Küresel Elektrikli Taşıtlar 2021 raporuna göre, küresel otomotiv endüstrisi yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle 2020’de büyük bir şok yaşadı ve bir önceki yıla göre yüzde 16 daraldı.

Otomotiv pazarındaki daralmaya rağmen, geçen yıl dünya genelinde satılan elektrikli araçların sayısı yüzde 41 artışla 3 milyon seviyesinde gerçekleşti. Elektrikli araç satışları geçen yıl dünyadaki toplam araç satışlarının yüzde 4,6’sını oluşturdu.

Hükümet teşvikleri 14 milyar dolar oldu

Tüketicilerin elektrikli araçlara yaptığı harcama 2020’de bir önceki yıla göre yüzde 50 artarak 120 milyar doları buldu. Aynı zamanda, hükümetlerin elektrikli araçlara sağladığı destek ve teşvikler de 14 milyar dolar olarak hesaplandı.

AA’nın haberine göre geçen yıl elektrikli araç satışlarında rekor olarak kayda geçen bu artışla, dünyada kullanımda olan toplam elektrikli araçların sayısı 10 milyonu aştı.

Ayrıca, toplam elektrikli kamyonet, kamyon ve otobüslerin sayısı da yaklaşık 1 milyona ulaştı. Bu dönemde halka açık hızlı ve yavaş şarj ünitesi sayısı 1 milyon 300 bin oldu.

Geçen yıl küresel elektrikli araç filosunun toplam elektrik tüketimi 80 teravatsaatin üzerinde gerçekleşti. Bu tüketim Belçika’nın bugünkü elektrik tüketimine karşılık gelirken, elektrikli araçların talebi küresel elektrik tüketiminin yüzde 1’ini oluşturdu.

Avrupa ilk kez Çin’i geçti

Avrupa, geçen yıl ilk defa Çin’i geride bırakarak 1,4 milyon adet satışı gerçekleştirdi ve 2019’a göre satışları ikiye katladı. Çin’deki elektrikli araç satışları ise bu dönemde yüzde 9 artışla 1,2 milyon adet olarak kayıtlara geçerken, ABD’de 295 bin elektrikli araç satıldı.

Çin’in toplam elektrikli araç filosu geçen yılki satışların ardından 4,5 milyona, Avrupa’nın ise 3,2 milyona yükseldi.

Dünyada elektrikli taşıtlarındaki büyümede, hükümetlerin izlediği destekleyici politikalar, ülkelerin elektrikli araç sahibi olmak isteyenlere sunduğu teşvikler, marka ve model çeşitliliği ve batarya üretimindeki maliyetlerin düşmeye devam etmesi gibi sebepler etkili oldu.

Araç üreticileri geçen yıl tüketicilere 370 elektrikli araç modeli sunarken, bu rakam 2019’a göre yüzde 40 artış gösterdi.

Fotoğraf: Shutterstock

2030’da 145 milyon elektrikli araç yollarda

Dünyada elektrikli araç pazarının gelecek 10 yılda önemli bir büyüme kaydedeceğini öngören rapora göre, mevcut politikalar ve eğilimler ışığında 2030’da yollardaki toplam elektrikli araç, ağır vasıta, kamyonet ve otobüslerin sayısı 145 milyona ulaşacak.

Öte yandan, hükümetlerin uluslararası iklim ve enerji hedeflerini hızlandırmaları durumunda bu rakam 230 milyonu bulabilir.

IEA Başkanı Fatih Birol, rapora ilişkin değerlendirmesinde, elektrikli araçların dünya çapında sıfır emisyon hedeflerine ulaşılması için olmazsa olmaz bir rol oynadığını belirterek, “Mevcut satışlar oldukça cesaret verici fakat iklim ve enerji hedeflerimiz satışların daha hızlı şekilde artmasını gerektiriyor. Hükümetler, ekonomik toparlanma paketlerini kullanarak batarya üretimi ve şarj altyapısı geliştirmeye yatırım yapılmasını sağlamalı ve elektrikli araçların daha hızlı şekilde entegrasyonu gerçekleştirilmeli.” ifadelerini kullandı.