Ana Sayfa Blog Sayfa 1431

Dünya Ev İşçileri Günü’nde isyan: Toz bezi değil, insanız!

Bugün 16 Haziran Dünya Ev İşçileri Günü. Gündelikçi ya da yatılı olarak çalıştıkları evlerde temizlik yapan, çocuk-hasta bakan ev işçileriyle ilgili bir açıklama yapan Ev İşçileri Dayanışma Sendikası (Evid-Sen) Başkanı Gülhan Benli, en büyük sorunun güvencesizlik olduğunu belirtti.

Açıklamasında, Türkiye’de sayıları 1 milyonu bulan ve tamamına yakını kayıt dışı olan ev işçilerin sorunlarını anlatan Benli, “Çalıştıkları yerde öldürülüyorlar, düşüp kaza geçiriyorlar, sakat kalıyorlar. Ankara’da bir arkadaşımız işe gidip gelirken trafik kazası geçirdi. İki dizi kesildi. İş kazası bile sayılmadı. Tüm bunların çözümü için en başta yapılması gereken ev işçilerinin kayıt altına alınması” dedi.

‘Yatılı kalanlar hapis hayatı yaşıyor’

“Pandemide bir destek sağlanmadı. Ev işçileri bakım emeğinde çalıştığı için öncelikli risk grubunda yer almalıydı” diyen Benli şunları kaydetti:

“Sosyal yardımlar ve ödeneklerden faydalanamadığı gibi maalesef aşı konusunda da öncelikli gruplar arasında olması gerekirken yine yok sayılıyorlar. Pandemi sürecinde yatılı kalan ev işçisi kadınlar hapis hayatı yaşadı, hâlâ izne çıkamayan arkadaşlarımız var. Ama ev sahipleri evlerine misafirlerini davet edip 100-200 kişi davetler verebiliyorlar. Sanki koronavirus’ün kaynağı ev işçileriymiş gibi bir davranış söz konusu.”

Cumhuriyet’ten Tuğba Özer’in aktardığına göre, göçmen ev işçilerinin  neredeyse kölelik koşullarına maruz bırakıldığını anlatan Benli, “Çalışma izinleri işverene bağlı olduğu için büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Sigortaları yapılmıyor, üstüne hakkını talep eden  işçiyi sınır dışı ettiriyorlar. Aldığı parayı bu işlemlere yatırmak zorunda kalıyor işçi” diye konuştu.

Kampanya başlatılıyor

Çalışma Bakanlığı‘na bir türlü seslerini duyuramadıklarını,  Meclis‘e gittiklerini ancak sonuç alamadıklarını söyleyen Benli yarından sonra bir kampanya başlatacaklarını kaydetti:Çünkü açlığın pençesinde olan ev işçilerinin dünya ev emekçileri gününü kutlayabilecek bir hali yok. Biz bu günü ancak eyleme dönüştürebiliriz.”

Benli, insan gibi yaşamak istediklerine vurgu yaptı: “Biz insanız, insan onuruna yaraşır bir iş, aş ve yaşam istiyoruz. Bizi toz bezi gibi, istedikleri şekilde kullanıp sonra da istedikleri gibi kenara atsınlar istemiyoruz. Biz toz bezi değil, insanız.”

10 yıldır kutlanıyor, Türkiye imzalamadı

Uluslararası Çalışma Konferansı’nda 16 Haziran 2011’de “Ev İşçilerine İnsanca İş Sözleşmesi” ILO C189 kabul edilmesiyle ev işçilerinin asgari hakları tanındı. Bu nedenle 16 Haziran Dünya Ev İşleri Günü olarak kutlanıyor. Ancak, Türkiye bu anlaşmayı henüz imzalamadı.

Çin’deki nükleer santralin radyasyon sızıntısı ne kadar ciddi?

Çin‘in güneyinde Macau ve Hong Hong gibi kalabalık nüfusa sahip şehirlere oldukça yakın olan Taishan Nükleer Santrali‘nin ortağı Fransız şirket Framatome, yayınladığı bir raporda “radyolojik tehdit” olduğu uyarısında bulundu.

Framatome’dan ABD Enerji Bakanlığı’na gönderilen ve ilk olarak CNN tarafından bildirilen raporda Çinli yetkililerin reaktörü kapatmamak için santral çevresindeki kabul edilebilir radyasyon sınırlarını yükselttiği belirtildi.

Peki sorun ne kadar ciddi ve endişelenmemiz gerekiyor mu? New Scientist’in basında çıkan haberler ve yapılan resmi açıklamalar üzerinden derlediği bilgiler şu şekilde:

Soruna neden olan şey ne?

Tesisin sahibi olan şirkette yüzde 30 hisseye sahip olan Framatome ana şirketi EDF, dün sorunun bir veya daha fazla yakıt çubuğuyla ilgili bir sorun gibi göründüğünü söyledi.

Fisyon reaksiyonu oluşturmak için kullanılan uranyumu içeren yakıt çubuklarının gövdesinde potansiyel bir delik var gibi görünüyor. EDF yaptığı açıklamada, santralin bir numaralı reaktörde “birincil devredeki belirli soy gazların konsantrasyonunda bir artış” olduğunu söyledi.

Birincil devre, reaktörden suya ısı aktaran, buhar üreten ve elektrik üreten tesisin parçası. Soy gazlar arasında ise kripton ve ksenon bulunuyor.

Radyasyon sızıntısı oldu mu?

Evet. Ancak sızıntının yalnızca birden çok muhafaza katmanı ile kaplı bulunan birincil devre içerisinde olduğu belirtiliyor. Radyasyon sızıntısı devrenin ötesine geçmiyor. Tesisin dışında ise herhangi bir radyoaktif madde tespit edilmedi.

Birleşik Krallık’taki Sheffield Üniversitesi’nden Claire Corkhill, “Asal gazlar birincil soğutucudaysa, reaktörün dışına herhangi bir redyoaktivitenin çıkması pek olası değildir” diyor.

Ne zamandır devam ediyor?

EDF, birincil devredeki kontaminasyon artışlarına ilişkin raporları ilk olarak Ekim 2020’de aldı. Tesise 130 kilometre uzaklıktaki Hong Kong hükümeti, 8 Nisan’da yaptığı açıklamada 5 Nisan’da tesiste bir “operasyonel olay” olduğunu söyledi. Açıklamada “çok az miktarda gaz” denilirken, bu gazın ne olduğu belirtilmedi.

İnsanlar risk altında mı?

Değil gibi görünüyor. Hong Kong hükümetinin lideri Carrie Lam, şehirdeki radyasyon seviyelerinin izleme sonuçlarının “her şeyin normal olduğunu” gösterdiğini söyledi.

EDF, tesiste gözlemlenen radyoaktivite seviyesinin, Çinli yetkililer tarafından konulan seviyelerin altında olduğunu iddia ediyor. Framatome ise tesisteki sorunları “performans sorunu” olarak nitelendirdi. Yapılan açıklamada “Eldeki verilere göre tesis güvenlik parametreleri dahilinde çalışıyor” denildi.

Diğerleri ne söylüyor?

Paris’te nükleer analist ve World Nuclear Industry Status Report’un yazarı olan Mycle Schneider, “Prensipte bu durum herhangi bir acil tehlike oluşturmuyor” diyor.

Corkhill ise “Endişelenmeli miyizBu aşamada alarm vermek için bir neden olup olmadığı net değil, ancak durumun izlenmesi gerektiği açık” yorumunda bulunuyor.

Sonuçları ne olur?

Taishan tesisi, EPR olarak bilinen reaktör tasarımı nedeniyle alışılmadık derecede yüksek profilli bir tesis. Santral, Almanya’dan Siemens ve Fransa’dan EDF tarafından ortaklaşa tasarlanan bu reaktörlerden ikisine sahip.

Taishan’ın bir numaralı reaktörü, 2018’de şebekeye bağlandığında faaliyete geçen dünyadaki ilk EPR’ydi. EDF, EPR dizaynını kullanarak dünyanın başlka yerlerinde nükleer santraller kurmayı umuyor. Birleşik Krallık’ta Somerset’teki inşa ettiği çift reaktörün temeli de gene EPR dizaynına dayanıyor.

Birleşik Krallık ne yapacak?

University College London’dan Paul Dorfman’a göre Birleşik Krallık nükleer düzenleyicisi Nükleer Düzenleme Ofisi’nin olayla ilgili ayrıntılı bilgi alması oldukça elzem. Sebebi ise Birleşik Krallık’ta benzer bir dizaynla yeni bir nükleer santralin inşa edilecek olması.

Öte yandan sorun reaktör dizaynından kaynaklanıyor gibi de görünmüyor. Sorun daha çok Birleşik Krallık ve Fransa’da da yaygın olarak yaşanan ve yakıt arızası olarak bilinen yakıt çubuğundaki delikten kaynaklanıyor gibi.

Ne olacak?

Günün sonunda yakıt çubuğunun değiştirilmesi gerekecek. Şimdilik birincil devredeki kirlilik reaktörü kapatacak kadar önemli görülmediğinden tesis çalışmaya devam edecek.

Schneider, kontaminasyonun temizlenmesinin tesisin sahibi olan Çin ve Fransız devlet şirketleri için finansal açıdan maliyetli olabileceğini söylüyor.

CHP: Kanal İstanbul’un finansmanı için Hazine kefil olmadı, yasa değiştirildi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, temeli 26 Haziran’da atılacağı duyurulan Kanal İstanbul‘la ilgili açıklama yaptı. Temel atma töreninin, Kuzey Marmara Otoyolu’nun kanal ile otoyol bağlantısını sağlayan ve hâlihazırda inşaatı süren Nakkaş-Başakşehir kesimini kapsadığını belirten Akın şunları söyledi:

“Bu otoyol projesine Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Ulaştırma Bakanlığı’nı kefil yapılması amacıyla yasa değişikliği yaptılar. Yasanın gerekçesinde de ‘finansman aksaklığı’ yaşandığını itiraf ettiler. Hazine’nin kefil olmadığı beton projesine Ulaştırma Bakanlığı’nı kefil yapmak için mi yasa değişikliği yapıldı?”

‘Finansman aksaklığını itiraf ettiler’

CHP’li Akın, açıklamasında Kanal İstanbul ile ilgili şu noktalara dikkat çekti:

“ TBMM Genel Kurulu’nda 11 Mart 2021 tarihinde kabul edilen 7297 sayılı yasada; Nakkaş-Başakşehir kesimiyle ilgili özel bir düzenleme yapılmıştır. Kanal İstanbul’un 26 Haziran’da temelinin atılacağı yer olarak duyurulan söz konusu kesimle ilgili teklifin gerekçesinde; projenin finansman temini aşamasında aksaklıklar meydana geldiği, finansman temin edilirken zorlanıldığı ve bu durumun da yabancı kreditörlerin tereddüt yaşamasına neden olduğu belirtilmiştir. Başka bir deyişle Kanal İstanbul olarak sunulan kesimle ilgili finansman sıkıntısı yaşandığı itiraf edilmiştir. Yasayla söz konusu kesim için alınacak dış krediye Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın kefil olması düzenlenmiştir.”

Hazine niye kefil olmadı, yasa değiştirildi?

“Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bazı projeler için getirilen dış kredilerle ilgili borç üstlenim anlaşması yaptığı bilinmektedir. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yedi farklı projeyle ilgili toplam 17,2 milyar dolar tutarındaki dış krediye kefil olduğu resmi raporlara yansımaktadır. Bu otoyol projesine Hazine ve Maliye Bakanlığı yerine Ulaştırma Bakanlığı’nı kefil yapılması amacıyla yasa değişikliği yaptılar. Yasanın gerekçesinde de ‘finansman aksaklığı’ yaşandığını itiraf ettiler. Bu otoyol projesiyle birlikte ‘beton kanalın’ temeli atılacaksa Hazine ve Maliye Bakanlığı niye Kanal İstanbul’a kefil olmadı? Hazine’nin kefil olmadığı beton projesine Ulaştırma Bakanlığı’nı kefil yapmak için mi yasa değişikliği yapıldı?”

‘Maliyeti belirsiz’

Kanal İstanbul’un maliyeti konusunda resmi kaynaklardan belirsiz ve çelişkili açıklamalar da yapılmasının akılları karıştırdığına dikkat çeken Akın, “Resmi makamlar tarafından Kanal İstanbul’un maliyetiyle ilgili son yıllarda; 12 milyar dolar ile 20 milyar dolar arasında değişen pek çok farklı tutarın dile getirilmesi; projenin kendisi gibi maliyetiyle ilgili de tam bir belirsizliğin yaşandığını göstermektedir” dedi.

Kanal’ın üzerine 10 köprü yapılması planlanıyor.

‘Farklı rakamlar verildi

Kanal İstanbul konusunda resmi makamlar tarafından hazırlanan raporlar ya da yapılan açıklamalarda projenin maliyeti konusunda farklı rakamlar dile getirildiğini ifade eden Akın, çelişkili olduğunu belirttiği ifadeleri şu şekilde açıkladı:

  • Ulaştırma Bakanlığı’nın Kasım 2017 tarihinde ÇED dosyasına ilişkin resmi verilerine göre projenin maliyetinin 65 milyar TL olduğu (söz konusu dönemdeki kurla 16,5 milyar dolar) ilan edildi.
  • Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nün Ekim 2018 tarihinde kamuoyuna yansıyan resmi sunumunda projenin maliyetinin 118 milyar lira (söz konusu dönemki kurla 20 milyar dolar) olduğu belirtildi.
  • Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum Kasım 2019 tarihinde projenin maliyetinin 75 milyar lira (söz konusu dönemki kurla 12,7 milyar dolar) olduğunu söyledi.
  • Dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turan Ocak 2020 tarihinde projenin maliyetinin 87,5 milyar lira (söz konusu dönemki kurla 15 milyar dolar) olduğunu dile getirdi.
  • Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu Mayıs 2021 tarihinde projenin maliyetinin 123,5 milyar lira (söz konusu dönemki kurla 15 milyar dolar) olduğunu ifade etti.

Demir Kafes’in sekizinci plan değişikliği de yargıdan döndü

Yapımı da sökümü de kamuoyunda çok tartışılan ve ‘Demir Kafes’ olarak adlandırılan Ankara’daki YDA Center alanına ilişkin, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi‘nce 12 Ekim 2020’de onaylanan sekizinci plan değişikliğinin yürütmesi, Ankara 4. İdare Mahkemesi tarafından durduruldu

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, daha önce yapılan yedi plan değişikliğini de açtığı davalarla iptal ettirmişti. Oda, son değişikliği de yargıya taşımıştı.

Belediyeye çağrı: Mühürleyin

Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan karara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Her dönemde rant ve kent suçunda ısrar edenlere yargı cevabını vermiştir. Yargı tarafından 7 kez kent suçu ilan edilen, Anıtkabir siluetini bozan, Atatürk Orman Çiftliği alanında hukuksuzca yapılan Demir kafes alanındaki YDA Center’in 8. kez kent suçu olduğu tescillenmiştir” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin YDA Center’ı mühürlemesi, verilen kısmi iskanlarını iptal etmesi gerektiğini ifade eden Candan, şunları kaydetti:

“Ankara Büyükşehir Belediyesi her iptal kararından sonra yeni plan değişikliği ile inşaatın yükselmesine olanak sağlamıştır. 8. Plan değişikliğinin de yürütmesi durdurulmuştur, demir kafes arazisi olan 29096 ada 10 parselde YDA İnşaat tarafından yapılan yüksek yoğunluklu rezidans yine ve yeniden kaçak yapı konumuna düşmüştür. Mahkeme de plan değişikliğinin özel imar hakları sağladığına ve kamu yararına aykırılığına dikkat çekerek telafisi güç zararlar yaşanmadan yürütmeyi durdurmuştur. Rant ısrarına bir kez daha dur demiştir.”

İran, yüzde 60 oranında zenginleştirilen uranyum miktarını 6,5 kilograma çıkardı

İran Hükümet Sözcüsü Ali Rebii, başkent Tahran’da düzenlediği basın toplantısında İran Atom Enerjisi Kurumu’nun uranyum zenginleştirme çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Rebii, ABD yaptırımlarına karşılık olarak İran Meclisi’nde alınan uranyumu yüzde 60 zenginleştirme kararına işaret ederek, hükümetin belirlenen tarihten çok kısa bir sürede uranyumu yüzde 60 zenginleştirmeyi başardıklarını belirtti.

6,5 kilograma ulaştı

AAnın paylaştığı bilgilere göre Rebii, şu ana kadar yüzde 60 oranında zenginleştirilen uranyum miktarının yaklaşık 6,5 kilograma, yüzde 20 oranında zenginleştirilen uranyum miktarının ise 108 kilograma ulaştığını aktardı.

Rebii, söz konusu zenginleştirme çalışmalarının İran Meclisinin öngördüğü süreden çok daha hızlı gerçekleştirildiğini aktardı.

Fotoğraf: AA

Neler yaşandı?

İran ile ABD, Birleşik Krallık, Rusya, Fransa, Çin, AB ve Almanya‘nın taraf olduğu anlaşma, İran’ın nükleer silah üretme kapasitesine sahip olmasını engellemek üzere uranyum zenginleştirme oranının düşük tutulmasını, karşılığında İran’a yönelik nükleer programı nedeniyle yürürlüğe sokulan ekonomik ve mali yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu.

ABD’de eski Başkan Donald Trump yönetimi 2018’de nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş, anlaşmaya taraf olan Avrupa ülkeleri ise anlaşmaya desteklerinin süreceğini açıklamıştı.

Ancak Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik yaptırımları kaldırmaması üzerine Tahran yönetimi 2019 Temmuz ayında anlaşmanın öngördüğü zenginleştirme oranını aşarak yüzde 4,5’e yükseltmişti. Nükleer silah üretimi için, uranyum zenginleştirme oranının yüzde 90 seviyelerinde olması gerekiyor.

Çalışmalar hızlandı

İran, ülkenin önde gelen nükleer bilimcilerinden Muhsin Fahrizade‘nin 27 Kasım 2020’de suikast sonucu öldürülmesinin hemen ardından nükleer çalışmalarını hızlandırmıştı.

Mecliste kabul edilen “Yaptırımların Kaldırılması ve İran Ulusunun Çıkarlarının Korunması İçin Stratejik Eylem Planı” yasası İran Atom Enerjisi Kurumuna uranyumu en az yüzde 20 oranında zenginleştirme yetkisi verdi.

Natanz Nükleer Tesisi’nin elektrik dağıtım hattında 11 Nisan Pazar günü bir kesinti yaşandı.  İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, yaşanan olayın bir kaza değil “terör saldırısı” olduğunu söyledi.İsrail’i sorumlu tutan yönetim intikamının alınacağını belirtti.

Yüzde 60 zenginleştirme hamlesi

Bu gelişmenin ardından açıklama yapan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi,  İsrail’in sabotajına uğradığı iddia edilen Natanz Nükleer Tesisi’nde 1.000 yeni santrifüj zincirinin devreye sokulacağını belirtti.

 Arakçi, uranyumu yüzde 60 zenginleştirecekleri konusunda Uluslararası Atom Enerjisi’ni bilgilendirdiğini açıkladı.

Antalya’da tepki toplayan falez ışıklandırma projesi iptal edildi

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, halkın ve sivil toplum örgütlerinin çevre hassasiyetini dikkate alarak Falez Işıklandırma Projesi’ni iptal ettiğini açıkladı.

Yazılı bir açıklama yapan Belediye Başkanı, projenin 25 yıldır kentteki belediye başkanları tarafından gerçekleştirilmek istendiğini belirtti.

Böcek, ilgili kurumlardan alınan izinler ve belirlenen şartlar doğrultusunda uygulamaya geçirilmesini planladıkları projeyi 1 kilometrelik alanda bölgeye canlılık kazandırmak ve falezlerde yaşanan ölümlü kazaların önüne geçmek amacıyla hazırladıklarını vurguladı.

‘Kentin yararı için en doğru karar’

Çevre hassasiyeti gösteren vatandaşlar ve sivil toplum örgütlerinin eleştirilerini dikkate aldıklarına işaret eden Böcek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Falezlerdeki doğal yaşama zarar vereceği yönündeki görüşlerinin kamuoyunda yarattığı endişe ve eleştiriler üzerine ‘Falez Işıklandırma Projesi’ni tamamen iptal ettik. Çevre odaklı her projemizde, siyasi görüş ayırt etmeksizin tüm kesimlerin fikirlerini dikkate alıyor, ‘Biz birlikte yaparız’ sloganıyla kentin yararı için en doğru kararı vermeye özen gösteriyoruz.”

‘Halkla inatlaşmayacağız’

Yapıcı olan, çözüm sunan, doğru ve akılcı her görüşün kendileri için önemine vurgu yapan Böcek, “Çevre ve doğa dostu Antalya hedefimiz doğrultusunda halkımızla inatlaşmadan, sivil toplum örgütlerinin ve kamuoyunun sesine kulak vererek bilime ve tekniğe dayalı projelerimizle kamu yararını gözeterek hareket etmeye devam edeceğiz” yorumunu yaptı.

Neler yaşandı?

Soma Davası’nda yedi yılın ardından karar: Can Gürkan 20 yıl hapis cezası aldı

Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirmesine neden olan faciaya ilişkin açılan Soma davasında Yargıtay 12’nci Ceza Dairesi’nin üç üyesinin değişmesinin ardından dört sanık hakkında yeniden başlayan davada karar açıklandı.

“Bilinçli taksirle öldürme ve yaralamaya neden olma” suçlamasıyla yargılanan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 20 yıl, mühendisler Efkan Kurt ile Adem Osmanoğlu 12 yıl 6 ay hapis cezalarına çarptırıldı. Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Evinç ise  beraat etti.

Neler yaşandı?

Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen patlamada ölen 301 madencinin ardından başlayan adli süreçte “olası kasıtla öldürme” suçundan işverenler yargılanmıştı.

Mahkeme heyeti, aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu beş sanık için 15 yıldan 22 yıla kadar, dokuz tutuksuz sanık için de altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilmesine karar vermişti.

Beş üyesinden üçü değiştirilen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Gürkan’ın ‘yangın riskinin yüksek olduğunu bilerek, havalandırmaya dair gerekli teknik altyapıyı oluşturmadan ve iş güvenliği önlemleri almadan üretimin arttırılmasını hedeflediği’ sonucuna vararak, 30 Eylül 2020’de kararı bozdu.

Sanıkların, ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmasına kanaat getirildi.

‘Katliama tekrar ortak oldular’

Çağdaş Hukukçular Derneği tarafından yapılan açıklamada “Bu karar dosyadaki talimat ve müdahalelerin sonucunda verilmiş, yok hükmünde bir karardır” denildi. Açıklamanın devamnda şu ifadeler kullanıldı:

Yedi yıldır adalet aranan bu mahkeme önünde aileler hırpalandı, avukatlar sürüklendi, gözaltına alındı. Av. Selçuk Kozağaçlı tutuklandığında ona sorulan sorulardan biri Soma idi. Bugün ise değiştirilen heyetler, Yargıtay’da dosyaya atanan bürokratlar bu katliama tekrar ortak oldu.

301 maden işçisinin katledildiği bir olayda verilen bu karar, katliam günü kundakta olan işçi çocuklarının yüzüne okunmaya çalışıldı. Bu karar sermayenin ve siyasal iktidarın mahkeme salonlarındaki gölgesinin en büyük örneğidir. Bu dosyanın tek tutuklusu dosyanın avukatıdır.

 

AİHM, iki davayla ilgili Türkiye’nin toplam 6 bin Euro tazminat ödemesine karar verdi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Facebook paylaşımlarını beğendiği için işten çıkartılan sözleşmeli temizlik işçisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a hakaret suçundan yargılanan üniversite öğrenci Ömer Çağdaş Ersoy‘un başvurularına ilişkin kararlarını açıkladı.

AİHM, davalar için “ifade özgürlüğü hakkının ihlali” kararını verdi.

Türkiye, 2 bin Euro ödemeye mahkum edildi

Adana Seyhan İlçesi’nde Milli Eğitim Müdürlüğü‘nde temizlik görevlisi olarak çalışırken işten çıkartılan Melike isimli soyadı açıklanmayan kadının 2019 yılında yaptığı başvuruyu karara bağlayan AİHM, kadının işten çıkartılmasında yetkililerin yeterli ve ilgili gerekçeler sunmadığı sonucuna vardı.

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nin (AİHS) ifade özgürlüğüyle ilgili maddesini ihlal ettiğine hükmetti ve Türkiye’yi başvuru sahibine 2 bin Euro ödemeye mahkum etti.

Sözleşmeli kamu çalışanı olan başvuru sahibi, Facebook’taki bazı paylaşımları beğendiği için disiplin soruşturmasıyla işten çıkarıldığı için AİHM’e başvurmuştu.

Erdoğan’a hakaret davasında tazminat kararı

Ömür Çağdaş Ersoy, 2012 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi‘nde (ODTÜ) öğrenciyken dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili konuşması nedeniyle yargılanmıştı.

Erdoğan’ın, ODTÜ’yü ziyaretini protesto etmeleri sonucu, polisin müdahalesinin ardından gözaltına alınan öğrencileri desteklemek için mahkeme binası önünde yapılan protesto esnasında bir konuşma yapan Ersoy, “Arkadaşlar bugün arkadaşlarımızın düzmece bir operasyonla alınışı zafere sonuçlanmıştır ama bu geçici bir zaferdir. Bu kavga Tayyip Erdoğan’ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ’de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır” ifadelerini kullanarak, mücadeleye devam edeceklerini söylemişti.

Ersoy, bu açıklamasından dolayı “görevdeki kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla 2016 yılında para cezası almış, 2018 yılında Anayasa Mahkemesi bu cezayı ertelemişti.

Ersoy, 2019 yılında AİHM’e başvuru yapmıştı. Başvuruyu değerlendiren mahkeme, Ersoy’un yaptığı konuşma nedeniyle para cezasına çarptırılmasını haksız buldu ve “ifade özgürlüğü hakkının ihlal” edildiğine hükmetti.

AİHM, gerekçeli kararında, söz konusu konuşmayla ile ilgili “normal bireylere oranla siyasetçiler için kabul edilebilir eleştiri sınırlarının daha geniş tutulabileceği yönündeki” daha önceki kararlarına atıfta bulundu. Mahkeme, Türkiye’nin karar gereği mahkeme masrafları da içinde olmak üzere Ömür Çağdaş Ersoy’a 4 bin euro tazminat ödemesini istedi.

BİSAM: Açlık sınırı İstanbul’da 3 bin TL’ye dayandı

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi (BİSAM) tarafından her ay düzenli olarak hazırlanan Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması‘nın 2021 yılının mayıs ayı raporu da yayımlandı.

Araştırma sonuçlarına göre, açlık sınırı 2 bin 822 TL ve açlık sınırı İstanbul’da 3 bin TL’ye dayanmış durumda.

Sağlıklı beslenmek için aylık 2 bin 822 TL harcama

BİSAM tarafından açıklanan araştırma sonuçlarına göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için aylık yapması gereken minimum harcama tutarı 2 bin 822 TL.

Açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre de yoksulluk sınırı 9 bin 762 TL.

Görsel: BİSAM

Açlık sınırı 5,91 kat arttı

Araştırma sonuçları son 18 yılda açlık sınırının 5,91 kat arttığını da ortaya koydu. 2003 yılının mayıs ayında dört kişilik bir aile, günlük minimum 15,9 TL’ye sağlıklı beslenebilirken, bugün 94,1 TL’ye sağlıklı beslenebiliyor.

Aynı dönemde için enflasyon da 5,37 kat arttı.

Görsel: BİSAM

En yüksek maliyet grubu süt ve süt ürünleri

2021 yılının mayıs ayında günlük harcamalardaki en yüksek maliyet grubunu 31,66 TL’lik harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu.

Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 18,59 TL.

Sebze ve meyve için yapılması gereken harcama miktarı 17,26 TL iken, ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 5,99 TL olarak hesaplandı.

Katı yağ ve sıvı yağ için 6,72 TL’lik masraf yapılması gerekirken, yumurta için 1,39, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 4,33 TL harcama yapılması gerekiyor.

Görsel: BİSAM

Üç büyük ilin açlık sınırı

Araştırmada, İstanbul, İzmir, Ankara illerinin Mayıs 2021 dönemi açlık sınırı verileri de hesaplandı.

Buna göre, İzmir’de açlık sınırı 3 bin 43 TL, İstanbul’da açlık sınırı 2 bin 982 TL ve Ankara’da açlık sınırı 2 bin 771 TL olarak belirlendi.

Ayrıca, asgari geçim indirimiyle beraber, iki çocuklu, eşi çalışmayan bir asgari ücretli, eline geçen 2 bin 960 TL ile, ancak dokuz gün ihtiyaçlarını karşılayabiliyor. Yani asgari ücretli dokuz günlük ücret için bir ay boyunca çalışıyor.

Görsel: BİSAM

Açlık sınırının yarı oranında yardım

Raporda, İşsizlik Sigortası Fonu‘ndan ve İŞKUR tarafından Nakdi Ücret Desteği ile yapılan yardımlara da yer verildi.

Açıklanan sonuca göre, 2021 yılı için günlük nakdi ücret desteği miktarı, günlük 47,70 TL:

Koronavirüs (Covid-19) salgınının ekonomik ve sosyal hayata etkilerinin azaltılması amacıyla, 4447 sayılı Kanunun geçici 24 üncü maddesi kapsamındaki kişilere ücretsiz izne çıkarıldıkları veya işsiz kaldıkları dönem için İşsizlik Sigortası Fonundan ve İŞKUR tarafından Nakdi Ücret Desteği (Ücretsiz İzin Ödeneği) yapılmaktadır. 2021 yılı için ise günlük nakdi ücret desteği miktarı, günlük 47,70 liradır. Buna göre ücretsiz izine çıkartılan bir işçi aylık 1.431 liraya geçimini sağlamak durumundadır. Bu tutar açlık sınırının yaklaşık yarısıdır.

Ateşkesin ardından ilk kez İsrail Gazze’ye hava saldırıları düzenledi

İsrail uçakları, Gazze Şeridi‘nin güneyindeki Han Yunus kentinin doğusunda yer alan Muin bölgesinde Filistin direniş güçlerine ait bir mevziyi füzelerle hedef aldı.

Uçaklar ayrıca Gazze’nin güneyindeki Zeytun Mahallesi‘nde Filistin direniş güçlerine ait bir mevziyi de bombaladı. İsrail ordusu 21 Mayıs’taki ateşkesten bu yana Gazze’ye ilk kez saldırı düzenlemiş oldu.

Filistin Sağlık Bakanlığı, henüz saldırıda yaralanan olup olmadığına ilişkin açıklama yapmadı.

Ateşkesin ardından ilk saldırı

AA’nın aktardığına göre İsrail ordusundan yapılan açıklamada, hava saldırısının Gazze’den İsrail tarafına gönderilen yanan balonlara karşılık düzenlendiği ifade edildi.

İsrail’in abluka altındaki Gazze Şeridi’ne 10 Mayıs’ta başlattığı saldırılar, Hamas ile varılan ateşkes doğrultusunda 21 Mayıs’ta sona ermişti.

İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 66’sı çocuk, 39’u kadın olmak üzere 254 Filistinli hayatını kaybetmişti.