Ana Sayfa Blog Sayfa 1430

Müsilajın Marmara’nın dibini örümcek ağı gibi sardığı görüntülendi

Dalgıç Ercan Akpolat, ekibiyle birlikte Marmara Denizi‘nin dibindeki müsilaj tehlikesini görüntülemek için dalış gerçekleştirdi. Görüş mesafesinin sıfıra yakın olduğu 30 metre derinlikte gerçekleştirilen dalışta, müsilajın örümcek ağı görünümüne sahip olması dikkat çekti.

Ercan Akpolat, Serço Ekşiyan, Ateş Evirgen ve Foto Muhabiri Şebnem Coşkun‘dan oluşan ekip, Tavşan Adası olarak da bilinen Neandros açıklarında, deniz altındaki müsilajı görüntülemek için dalış yaptı.

Yaklaşık 30 metre derinlikte gerçekleşen dalış sırasında müsilajın geniş bir alanda ve deniz suyunun tamamına yoğun bir şekilde dağıldığı gözlendi.

Görüş mesafesinin sıfıra yakın ve aynı ekibin bir ay önce gerçekleştirdiği dalışa göre yoğunluğun kat kat fazla olduğu görüldü.

Su altındaki kaya oluşumları üzerinde de yoğun şekilde görülen müsilajın, örümcek ağı görünümüne sahip olması dikkati çekti.

Dalış ekibinden Ercan Akpolat, “Denizin sıfır yüzeyinden 30 metreye kadar müthiş bir şekilde, göz gözü görmeyecek kadar yoğunluk var. Dışarıda gördüğünüz deniz salyası, aşağıda çürüdükçe yukarı çıkacak” dedi.

Biden Putin görüşmesi başladı: Gündem yüklü ama önemli bir anlaşma beklenmiyor

ABD Başkanı Joe Biden, 20 Ocak’ta göreve başladıktan sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘le ilk kez bugün Cenevre‘de bir araya geldi. Geniş güvenlik önlemleri alınan Cenevre’de Gölü kıyısındaki Villa La Grange Oteli’ne gelen iki lider Zirve öncesi kameralar önünde el sıkıştı.

İki ülke arasında siber saldırılar, ABD seçimine Rus müdahalesi, nükleer silahların kontrolü anlaşmasından Rusya’nın çekilmesi ve en önemlisi de Rusya’nın Ukrayna‘nın bazı bölgelerini ilhak etmesi gibi konularda yaşanan gerilim sürerken gerçekleştirilen görüşmeden büyük bir anlaşma veya uzlaşma çıkması beklenmiyor.

Görüşmenin en önemli gündem maddelerinden biri de hafta başında Brüksel’de yapılan NATO Zirvesinde, örgütü katılması gündeme gelen eski Sovyet ülkesi Ukrayna olacak. Ukrayna’nın NATO üyeliğinin gündeme gelmesi, Moskova’da tepkiyle karşılanıyor.

Biden-Putin görüşmesine iki liderin dışında  Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de katılacak. Daha sonra ise çoğunlukla danışmanlardan oluşan heyetler de görüşmelere katılacak.

‘Zirve tarihi olmayabilir’

Putin’den önce Cenevre’ye giden Rus ekipte yer alan Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rus devlet televizyonu Rossiya 1 TV’ye yaptığı açıklamada, iki lider arasındaki görüşmenin “çok zorlu” olacağını söyledi. Zirvenin “tarihi olmayabileceğini” belirten Peskov, Putin’in “sorunları açıkça ve yapıcı bir şekilde dile getireceğini ve çözüm bulmaya çalışacağını” ifade etti.

Biden’ın seyahati sırasında sırasında Air Force 1 uçağında gazetecilere konuşan üst düzey bir Amerikalı yetkili de “Bu görüşmede çok büyük dönüm noktası yaratacak bir gelişme olmasını beklemiyoruz” dedi.

Görüşme dört-beş saat sürecek

Görüşmenin dört ya da beş saat sürmesi planlanıyor.

Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesi, ikili ilişkilerde kırılma noktalarından biri olmuştu. 2015’te Rusya’nın ABD’nin desteklediği muhaliflere karşı Şam yönetimine destek olmak için Suriye’ye müdahalesi ve 2016’da Donald Trump’ın kazandığı seçimlere Rusya’nın müdahale ettiğine dair iddialar, gerilimin büyümesine yol açtı.

Mart ayında Biden’ın yaptığı bir konuşmada Putin’e “katil” demesi üzerine Rusya, Washington’daki büyükelçisini geri çağırmıştı. ABD de Moskova büyükelçisini Nisan ayında ülkeye geri çağırdı. Şu an iki ülkenin büyükelçisi de yok.

Nisan ayında Biden,  Rusya’ya yönelik yeni yaptırım kararı aldığını da açıkladı. Yaptırımlar hem Rus hükümetinin ABD bankalarıyla yaptığı işlemleri içeriyor hem de başkanlık seçimlerine müdahale ettikleri suçlamasıyla 32 kişiyi hedef alıyor. Rusya da karşı adım attı ve 10 ABD’li diplomat sınır dışı edildi.

Uzun sürmesi beklenen görüşmede liderlerin birlikte yemek yemesi planlanmıyor. Görüşme sonrası iki lider ayrı ayrı basın toplantısı düzenleyecek.

Kadın Toplulukları ve İklim Krizi Çalıştayı 2 Temmuz’da başlıyor

Kadın ve İklim (KAD.İM) projesi kapsamında düzenlenecek Kadın Toplulukları ve İklim Krizi Çalıştayı 2 Temmuz’da başlıyor.

Farklı alanlarda üreten, çalışan kadın toplulukları ve girişimlerinden isimlerin konuk olacağı bu çalıştayda üç gün boyunca iklim krizi, dayanışma, işbirlikleri ve topluluk olma çerçevesinde konular ele alınacak.

Katılımı ücretisiz olan etkinliğe katılmak için bu adres üzerinden kayıt formunu doldurmak gerekiyor. Etkinliğin programı ise şu şekilde:

2 Temmuz 2021

15:30 | Açılış Konuşması Dr. Uygar Özesmi & Süheyla Doğan
16:00 | 1. Oturum “Dayanışma” Aysun Sökmen (aysun the sütçü) Gözde Şekercioğlu (Önemsiyoruz Sosyal Girişimi)
16:40 | Tartışma Oturumu “Ekonomik ve Sosyal Dayanışma” Moderasyon: Gözde Şekercioğlu (Önemsiyoruz Sosyal Girişimi)
17:30 | 2. Oturum “Etkimizi Azaltma /Gezegeni Onarmak” Figen Ar (Afşar Balam Kooperatifi) Merve Özkorkmaz (Otama Kırkpınar)
18:10 | Tartışma Oturumu ”İklim Krizinin Etkilerini Azaltmak” Moderasyon: Yağmur Kutlar (KAD.İM)

3 Temmuz 2021

13:00 | 1. Oturum “Adil Ekonomi” Berk Butan (Good4Trust.org) Emel Yılmaz (Ravandalı Kadınlar Derneği) Kenan Kahya & Yırcalı kadınlar (Yırca Hanımeli)
13:40 | Tartışma Oturumu “Topluluklar arası Ticari İşbirlikleri” Moderasyon: Gamze Nokay (Good4Trust.org)
14:30 | 2. Oturum “Üretim ile İklim Krizi Mücadelesi Örnekleri” Özlem Atabaş (GekoO), Zeynep İlhan
15:10 | Tartışma Oturumu ”İklim Krizinin Kadınları Üzerindeki Etkilerini Azaltmak” Moderasyon: Hanne Uysal (Good4Trust.org)

4 Temmuz 2021

13:00 | 1. Oturum KAD.İM Film Gösterimi KAD.İM Ekibi
14:00 | Tartışma Oturumu “Kadın Topluluklarının Görünürlüğü” Moderasyon: Doğa Tamer (Sürdürülebilirlik Adımları Derneği)
14:50 | 2. Oturum “KAD.İM Topluluklar Dayanışma Ağı ve İşbirliği” Gözde Şekercioğlu (Önemsiyoruz Sosyal Girişimi)
15:30 | Tartışma Oturumu ”Dayanışma Ağı Topluluk Değerleri” Moderasyon: Nebile Bayrak & Büşra Yar (KAD.İM)

AYM, İletişim Başkanlığı’nın 83 milyonun kişisel verilerine ulaşım yetkisine onay verdi

 Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı’nın tüm kamu kurum ve kuruluşlarından 83 milyonla ilgili tüm bilgilere ulaşma yetkisine onay verdi.Mahkeme, İletişim Başkanlığı’nın “gerekli gördüğü tüm bilgileri” kamu kurum ve kuruluşlar ile tüzel kişilerden isteme yetkisinin anayasaya aykırı olmadığına hükmetti. Başkan Zühtü Arslan’ın arasında bulunduğu beş  üye ise bu karara muhalefet ederek, kişisel verilerin İletişim Başkanlığı’nın eline geçeceği ve bu verilerin korumasız kalacağı uyarısında bulundu.

Ankaragazetecisi’nden Alican Uludağ‘ın haberine göre, 24 Temmuz 2018’de çıkarılan 14 Nolu İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 17. Maddesinde, İletişim Başkanlığı’na bütün kurumlardan istediği bilgileri alma yetkisi verilmişti. Bu maddede, ”Başkanlık, görevleri ile ilgili olarak gerekli gördüğü bilgileri bütün kamu kurum ve kuruluşlarından ve diğer gerçek ve tüzel kişilerden doğrudan istemeye yetkilidir. Kendilerinden bilgi istenen bütün kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişiler bu bilgileri istenilen süre içinde öncelikle ve zamanında vermekle yükümlüdürler” düzenlemesi yer almıştı.

CHP dava açmıştı

CHP, düzenlemedeki “gerekli gördüğü bilgileri” ibaresinin anayasaya aykırı olduğu, temel hak ve özgürlüklere ilişkin konuların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlenemeyeceği Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Yüksek Mahkeme, beşe karşılık 10 oyla iptal talebini reddetti. İletişim Başkanlığı’na verilen bu yetkinin anayasaya aykırı olmadığı belirtilen gerekçeli kararda, Başkanlığı görevleri kapsamında gerekli gördüğü bilgileri istemeye yetkili kılan kuralın yürütme yetkisine ilişkin konuyu düzenlediği anlaşılmaktadır” denildi.

Kişisel veri değilmiş

İstenebilecek bilgilerin başkanlığın görevleriyle ilgili olanlar ile sınırlı tutulduğu öne sürülen kararın gerekçesinde, “..Kural, başkanlığın belirlenen görevlerinin yerine getirilebilmesinin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak bilgi isteme yetkisini düzenlemekte olup kişisel verilere ilişkin bir düzenleme niteliğinde değildir ” denildi.

Başkan Arslan: Sınırsız yetki tanıyor, anayasaya aykırı

Karara, AYM Başkanı Zühtü Arslan, Başkan Vekili Hasan Tahsin GökcanEngin Yıldırım, M. Emin Kuz ve Yusuf Şevki Hakyemez muhalefet ederek karşı oy yazdı.

Zühtü Arslan, düzenlemenin hem konu bakımından yetki yönünden hem de içerik yönünden anayasaya aykırı olduğunu kaydetti. Anayasada düzenlenen temel haklar, kişi hakları ve siyasi hakların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenlenemeyeceğine işaret eden Arslan, bunların “yasak alan” kapsamında olduğunu kaydetti. İletişim Başkanlığı’nın talep edeceği verilerin kişisel bilgiler olduğunu vurgulayan Arslan, bu yetkinin ancak yasayla açık, sınırlı ve belirli şekilde düzenlenmesi gerektiğini anlattı.

Temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahale alanı genişledikçe, muhtemel keyfi ve ölçüsüz uygulamalara karşı bireylere güvence sağlayan kuralların daha açık ve belirli olması gerektiğini ifade eden Arslan, kuralın İletişim Başkanlığı’na neredeyse “sınırsız bir yetki” tanıdığını; düzenlemenin kişisel verilerin korunmasını güvencesiz hale getirdiğini vurguladı.

Yıldırım: Devlet iştahını kontrol etmeli

Anayasa Mahkemesi Üyesi Engin Yıldırım da İletişim Başkanlığı’nı kişisel verilere sınırı olmayan müdahalede bulunma imkanı verildiğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

Devlet kendisinden beklenen işlevleri yerine getirmek için bireylere ait bilgileri çeşitli gerekçelerle kaydetme, saklama, aktarma ve kullanma gibi işlemlerde kullanabilir ama bunun kişi hak ve özgürlüklerini en az sınırlayacak şekilde yapılması gerekir.

.. Kötüye kullanımları engellemek ve keyfi uygulamaların önüne geçmek amacıyla belli güvenceler ortaya konulmalı ve bunların etkin bir şekilde işlemesi sağlanmalıdır. …Modern devlet bilgi açlığını giderirken, iştihanı kontrol etmeyi bilmelidir. Aksi takdirde obezite durumuyla karşı karşı karşıya gelebilir ve bu da hukuki, toplumsal ve siyasi ve iktisadi sağlık için sorunlara yol açabilir. (..) Kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmadan toplanması, işlenmesi ve aktarılması, kişinin basit bir veri nesnesi olarak değerlendirilmesine yol açtığından insan haysiyetini de zedelemektedir.”

 

 

Greenpeace: Tek kullanımlık plastikleri yasaklama sırası Türkiye’de

Avrupa Birliği Konseyi’nin 2021 yılından itibaren tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımını yasaklamasına ilişkin Greenpeace Akdeniz bir açıklama yayınlayarak Türkiye’de de benzer bir yasağın gelmesini talep etti.

Türkiye’de de plastik atıklara karşı yürütülen kampanyalar sonucunda olumlu sonuçların elde edildiği hatırlatılan açıklamada “Atılan binlerce imza sayesinde polietilen atık ithalatının yasaklanmasını başardık. Bu büyük zaferle birlikte artık Türkiye’nin Avrupa’nın plastik atıklarını en çok alan ülke olmasını da önlemiş olduk” denildi.

‘Türkiye’de de yasaklansın’

Mücadelenin burada bitmemesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada “Yarım milyondan fazla kişiyiz ve Avrupa’da kullanımı yasaklanan plastik pipet, bardak, kaşık ve çatalların Türkiye’de de yasaklanmasını istiyoruz. Biliyoruz, bu talebimiz de mutlaka yanıt bulacak” ifadeleri kullanıldı.

Nature Sustainability’de yayınlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarının aktarıldığı açıklamada yeni “Avrupa’da nehirlerden sürüklenen çöple deniz kirliliğine en çok yol açan ülke Türkiye. Araştırmacılar deniz kirliliğine yol açan başlıca etkenin ise plastik kullanımı olduğuna dikkat çekiyor” denildi.

İmza kampanyasına çağrı

“Marmara Denizi’ni saran deniz salyası krizi de bize gösteriyor ki denizlerimizi tehdit eden çok fazla sorun var. Geç olmadan her önlemi almalıyız. Plastik kirliliğiyle mücadele de bunların başında geliyor” ifadelerini kullanan Greenpeace, başlatılan imza kampanyasına destek çağrısı yaptı.

Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması için başlatılan imza kampanyasına bu adres üzerinden destek verilebiliyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin büyüme beklentisini düşürdü

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, 2021 yılı için Türkiye büyüme beklentisini aşağı yönlü revize ederek yüzde 6,3’e indirdi.

Fitch, daha önce Türkiye’nin 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 6,7 olarak açıklamıştı.

2022 ve 2023’e dair tahminler

Fitch Ratings, Türkiye ekonomisinin iç talep ve iyileşen net ticaret dengesiyle beklentileri aşmaya devam ettiğini söylerken, 2020’nin dördüncü çeyreğindeki ivmenin sürdüğünü de kaydetti.

Kurum, 2022 yılında Türkiye’deki büyümenin yavaşlayarak yüzde 3,7’ye inmesini bekliyor.

2023 yılında ise seçimlerden önce para politikasının yeniden gevşeyeceğini ve bu doğrultuda büyümenin yüzde 4,5 olacağı tahmininde bulunuyor.

Fitch, mayıs ayında enflasyonist baskının biraz daha azaldığını ifade ederken, pozitif baz etkisiyle birlikte 2021 yılı sonunda enflasyonun yüzde 15,5 olmasını bekliyor.

Mart ayında açıklanan rapora göre ise bu oran yüzde 11,5’ti.

2023 yılı için enflasyon tahmini yüzde 9,3

2022 yılında enflasyonun kademeli bir şekilde yüzde 12’ye gerileyeceği tahmininde bulunan Fitch, 2023 yıl sonunda da enflasyonun yüzde 9,3 olmasını bekliyor.

2021 yılında faizlerin yüzde 17’ye inmesini de bekleyen kurum, 2023 yılında yüzde 11,5 olacağını düşünüyor.

“Yüksek politika belirsizliği ve sınırlı portföy girişinden dolayı Türk lirasının dolar karşısında değer kazanmasını beklemiyoruz” diyen Fitch Ratings, Dolar/TL’nin 2021 yılını 8,90 civarında bitirmesini bekliyor.

Kentsel dönüşüme zorlanan Tozkoparan Mahallesi’nde belediye elektrik ve suyu kesiyor

İstanbul‘un Güngören ilçesinde yer alan ve mahallelinin itirazlarına rağmen kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmak istenen Tozkoparan Mahallesi‘nde elektrik, su ve doğal gaz bağlantıları kesilmeye başlandı.

Tozkoparan Mahallesi’nde oturan bir mahalle sakini Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Belediye ekipleri polisle birlikte gelerek alt yapıyı kesmeye başladı. Şu anda üç binada kesildi. Sırayla ilerliyorlar” ifadelerini kullandı.

Gerekli inceleme yapılmadı

Mahallede bulunan 900 konut şu anda depreme dayanıklı olmadıkları iddia edilerek 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile geri dönüşüme sokulmak isteniyor.

Ancak mahalle sakinleri ise binalarının sağlam raporu olduğunu ve mahallelerinin yıkılmasını istemediğini belirtiyor. Binalarda inceleme yapılmadan dış gözleme dayanarak rapor hazırlandığını belirten vatandaşlar binalardan karat örnekleri alınmasını ve incelemelerin yapılmasını talep ediyor.

Davalar tek mahkemede toplandı

Bu uygulamaya karşı 33 ayrı dava açtıklarını ve sonucunda yürütmeyi durdurma kararı aldıklarını aktaran mahalle sakini, “Bu karara onlar itiraz etmişti. Biz ayrı ayrı dava açmamıza rağmen bütün davalar 10’uncu İdare Mahkemesi’nde toplandı. Davaların bir kısmı için itirazlar kabule edildi” dedi.

Davaların farklı hakimler tarafından incelenmesini inceledikleri için ayrı dava açmayı tercih ettiklerini belirten mahalleli, “Ancak beldiye ve bakanlık hepsinin bir yerde toplanmasını istedi” ifadelerini kullandı.

‘Yeniden tebligat yapılmadı’

Daha önce kendilerine tebligat yapıldığını ancak mahkeme sürecinden sonra yeniden tebligat yapılması gerekirken doğrudan alt yapıyı kesmek için geldiklerini aktaran mahalle sakini, “Güngören Belediyesi’nin hukuksuz işlemiyle karşı karşıyayız” tepkisini gösterdi.

Mahallenin yıkımına karşı çıkılmasının bir başka nedeni ise orada oturan yurttaşlara herhangi bir sözleşmenin hala sunulmaması.

‘Sözleşmemiz hala yok’

Aralık ayında bölgeyi ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum halka birkaç gün içerisinde sözleşmelerinin sunulacağı taahhüdünde bulunmuştu.

Yeşil Gazete’ye konuşan mahalle sakini, “Bırakın günleri aylar geçti hala bir sözleşme yok ortada. Bize ne verilecek, ne zaman verilecek ve bizden ne isteniyor? Biz bu soruların cevabını almadan bizden mahalleyi boşaltmamız isteniyor” ifadelerini kullandı.

 

Kuzey Kore lideri Kim Jong Un: Ülkedeki gıda kıtlığı endişe verici boyutlarda

Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un ülkesinin büyük bir gıda sorunuyla karşı karşıya olduğunu belirterek, yaşanan kıtlığın “endişe verici” boyutlarda olduğunu kabul etti.

Kuzey Kore geliştirdiği nükleer silahlar ve balistik füze denemeleri sebebiyle uzun yıllar dünya ülkelerinin ekonomik ambargosuna maruz kalmış ve birçok kez gıda sorunu yaşamıştı.

Ülkenin dışarıya kapalı olması nedeniyle iklim krizinin bölgeyi nasıl etkilediğine dair verilere ulaşılamıyor, ancak 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sonrası ve akabinde yaşanan fırtına ve sel felaketleri sebebiyle, Kuzey Kore’de tarım ürünleri rekoltesinde büyük bir düşüş yaşandığı, artık resmi kaynaklarca da kabul ediliyor.

Euronews’den Kerem Congar‘ın aktardığına göre, iktidardaki İşçi Partisi Merkez Komitesi’nin salı günkü genel kurul toplantısında konuşan Kim Jong Un, ülkede yaşanan gıda kıtlığı ve diğer sorunlara değindi.  Kim Jong Un, ülkedeki gıda sıkıntısının endişe verici bir duruma geldiğini belirterek tarımsal üretimin artırılması için çalışma başlatacaklarını duyurdu ve yaşanan sıkıntıyla ilgili uluslararası toplumları müzakere yapmaya davet etti.

‘Pandemiye rağmen yüzde 25 büyüdük’

Pandemiye rağmen Kuzey Kore ekonomisinin geçtiğimiz sene yüzde 25 büyüdüğünü öne süren Kim, “Ancak şu anda tarımda yaşanan sıkıntılar sebebiyle halka yiyecek sağlama konusunda ciddi sorunlar yaşanıyor. Geçen seneki fırtına ekinlere büyük oranda zarar verdi. Bu doğal afetlerin etkilerini en aza indirmemiz gerekiyor. Şu anda önceliğimiz iyi hasat elde etmek” dedi.

Kim Jong Un yaşanan kıtlığa rağmen Covid-19 ile ilgili kısıtlamaların ise devam edeceğini ifade etti.

Diplomatlar ve STK çalışanları ülkeyi terk etmişti’

Geçtiğimiz şubat ve mart aylarında, Kuzey Kore’de çalışan az sayıdaki diplomat ve yabancı uyruklu insani yardım çalışanı, temel tüketim maddelerinin eksikliği ve eşi benzeri görülmemiş pandemi kısıtlamaları sebebiyle ülkeyi terk etmişti.

Kuzey Kore, ülkede yaşanan sıkıntılar sebebiyle Olimpiyat Oyunları, Asya Kupası ve Dünya Kupası gibi uluslararası etkinliklerden de çekildiğini duyurmuştu.

Soma Davası’nın avukatlarından Can Atalay: Karar eksik, yanlış ve kabul edilemez

Soma Davası‘nda açıklanan kararda, “Bilinçli taksirle öldürme ve yaralamaya neden olma” suçlamasıyla yargılanan Soma Kömür İşletmeleri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 20 yıl, mühendisler Efkan Kurt ile Adem Osmanoğlu 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasının, Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Evinç‘in ise beraat etmesinin üzerine karara başta Somalı aileler olmak üzere kamuoyundan tepkiler geldi.

Mahkemenin kararını Yeşil Gazete’ye değerlendiren davanın avukatlarından Can Atalay, kararın “Eksik, yanlış ve kabul edilemez” olduğunu ifade etti.

‘301 işçi göz göre göre ölüme gönderildi’

Soma’da 301 işçinin göz göre göre ölüme gönderildiğini kaydeden Can Atalay, bu durumu Yargıtay 12. Ceza Dairesi‘nin de kabul ettiğini söyledi:

Bu karar eksiktir, çünkü iddianamede olası kasıt denmişken uzun mücadelelerden sonra ancak bilinçli taksire çıkılabilmiş olması eksikliktir.

Yanlıştır, çünkü Soma’da 301 işçi göz göre göre ölüme gönderilmiştir. Bu dosyada buna ilişkin en ufak bir kuşku kalmamıştır.

Yanlıştır, bu davaya bu kadar çok siyasi müdahale yapılmasına rağmen Türkiye’nin bu adaletsizlik koşullarında dahi Yargıtay 12. Ceza Dairesi eylül ayında ‘Bu dosyada olası kasıtla insan öldürülmüştür. Bu insanlar göz göre göre ölüme gönderilmiştir’ demiştir.

Sonra heyet değiştirilerek üç AKP bürokratı dosyanın olduğu daireye gönderilerek oluşturulan yeni heyetle bu karardan geri dönülmüştür.”

‘Ekmeğini kazanırken kimse öldürülmesin’

“Döndürülen dolapları görüyoruz” diyen Atalay, Soma’nın Türkiye’deki adaletsizliğin en önemli göstergelerinden biri olduğunun altını çizdi ve Somalı ailelerin verdiği mücadele hakkında şunları söyledi:

Somalı aileler, ekmeğini kazanırken kimse öldürülmesin diye uğraşıyor.

İşçi canı, işletmelerde en ucuz sarf malzemesi olarak görülmeye devam edilmesin diye uğraşılıyor.

Türkiye’de eğer demokrasi kazanılacaksa, adaletle kazanılacak. Adalette ancak, ekmeğini kazanan insanlar için olduğunda, sosyal adalet olduğunda olur.

‘Ortada politik bir mesele var’

Bundan sonraki süreçte yasal yolları takip edeceklerini ifade eden Can Atalay, olayın sadece avukatlara bırakılamayacak kadar ciddi ve ağır olduğuna da dikkat çekti:

Yasal yolları takip edeceğiz. Fakat, siyasi müdahale o kadar açık ki sadece biz avukatların sırtına bırakılamayacak kadar ciddi ve ağır. Ortada politik bir mesele var, politik bir görev var.”

Ne olmuştu?

Soma’da 13 Mayıs 2014’te meydana gelen patlamada ölen 301 madencinin ardından başlayan adli süreçte “olası kasıtla öldürme” suçundan işverenler yargılanmıştı.

Mahkeme heyeti, aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın da bulunduğu tutuklu beş sanık için 15 yıldan 22 yıla kadar, dokuz tutuksuz sanık için de altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilmesine karar vermişti.

Beş üyesinden üçü değiştirilen Yargıtay 12. Ceza Dairesi, Gürkan’ın “yangın riskinin yüksek olduğunu bilerek, havalandırmaya dair gerekli teknik altyapıyı oluşturmadan ve iş güvenliği önlemleri almadan üretimin arttırılmasını hedeflediği” sonucuna vararak, 30 Eylül 2020’de kararı bozdu.

Sanıkların, “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmasına kanaat getirildi.

‘Gün içinde randevu, gün içinde aşı’ uygulaması başladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Twitter’dan yaptığı paylaşımda “gün içinde randevu, gün içinde aşı” uygulamasının başlatıldığını açıkladı. Koca, “BUGÜN RANDEVU İSTESEM AŞIM NE ZAMAN YAPILIR? “Gün içinde randevu, gün içinde aşı” uygulamasını başlattık. Randevu alın, aşınızı vakit kaybetmeden yapalım” dedi.