Ana Sayfa Blog Sayfa 1416

CHP’li vekiller Kadına Yönelik Şiddeti Araştırma Komisyonu’ndan çekildi

CHP’nin Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu ile Hatay Milletvekili Suzan Şahin, TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu’ndan çekilme kararı aldı.

Kararlarına ilişkin bugün TBMM’de basın toplantısı düzenleyen vekiller, “Komisyon, sanki ortak bir aklın ürünüymüş gibi bir algı yaratmak ve müzakere ortamı varmış gibi yapmak üzere kurgulanan bir tiyatroya dönüştürüldü. Bizler bu tiyatronun figüranı olmayı reddediyoruz. CHP olarak bu komisyonda daha fazla bulunmanın, kadın mücadelesine destek değil, zarar vereceğini düşünüyoruz” dedi.

‘Ben yaptım, oldu anlayışı’

Basın toplantısında Gamze Taşcıer, şunları söyledi:

“Daha ilk toplantıda, komisyonun usulü, işleyişi ve takvimiyle ilgili başkan ‘ben yaptım oldu’ anlayışı içerisinde davrandı. Davet edileceklerin belirleneceği toplantının günüyle ilgili dahi önerilerimizi dikkate almayan, ‘zaten nezaketen sormuştum’ diyerek toplantıda bulunup bulunmamamızı umursamadığını açık eden, ‘önemli değil karar yeter sayımız olacak’ diyerek bu komisyonda bir Cumhur İttifakı tiyatrosu sergilenmek istendiğini daha ilk günden açık etmiş oldu… Toplantılar adeta gelen konukların sunumlarını dinlemek ve bizlerin sorularının birkaç dakika içerisinde sıkıştırılmaya çalışıldığı bir monolog ortamına dönüştü. Fikirlerimizi ifade etmemiz engellendi, sözlerimiz sürekli kesildi.  Hatta Aile Bakanı Derya Yanık’ın sorularımıza  cevap verme yönündeki isteğine karşın başkan sürekli araya girerek toplantıyı bir an önce bitirmeye dönük çaba sergiledi. Özellikle İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili sorularımızı geçiştirmeye çabaladı.

‘Kadının ikinci sınıf olmadığını anlatmak zorunda kaldık’

Kadına Yönelik Şiddetle ilgili kurulmuş bir komisyonda çok eşliliği, 15 yaşında çocukların evlenmesini savunan, İstanbul Sözleşmesi’nin de ötesine geçerek çocuk haklarını koruyan Lanzorette Sözleşmesi’ni dahi tartışmaya açan, evrensel temel insan haklarından rahatsız olduğunu ifade eden, 6284 sayılı Kanun’un kaldırılması konusunda talepleri yönelten kişilerin davet edilip dinlenmesi, bardağı taşıran son damla olmuştur. Bizler kendimizi; evrensel temel insan haklarını savunmak, kadının ikinci sınıf olmadığını ifade etmek, 10 yaşında, 15 yaşında çocukların evlendirilmesinin yanlış olduğunu belirtmek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet kavramlarının ne olduğunu açıklamak zorunda kaldığımız bir ortamda bulduk. Türkiye’de yaşayan tüm kadınlar ve çocuklar adına tehdit oluşturan böyle bir ortama daha fazla iştirak etmemiz mümkün değildi.”

Cumhur İttifakı’nın Komisyon’un görünür amacı dışında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını meşrulaştıracak bir zemin yaratmayı hedeflediğini kaydeden Taşçıer,  “Biz CHP olarak bu komisyonda daha fazla bulunmanın, kadın mücadelesine destek değil, zarar vereceğini düşünüyoruz. Her zaman olduğu gibi, Meclis’te, sokakta ve hayatın her alanında kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesini vermeye devam edeceğiz “dedi.

 

Danıştay Soma’da ihmali olan kamu görevlilerine soruşturma izni verdi

Danıştay 1. Daire, 301 madencinin öldüğü Soma katliamında kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kaldırdı.

ankaragazetecisi.com‘dan Alican Uludağ‘ın haberine göre, dosyayı yeniden ele alan Danıştay 1. Daire, bakanlığın soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının kaldırdı. Danıştay’ın bu kararıyla birlikte dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’in bulunduğu 13 iş müfettişi yeniden soruşturulacak.

“Soruşturulacak eylemler” ise şöyle:

13.5.2014 tarihinde Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Eynez Kömür İşletmesinde meydana gelen ve 301 işçinin ölümü ile sonuçlanan maden kazasının yaşandığı maden ocağını teftişten önce işverene haber vererek ve teftiş yapılacak güzergahı, ocağı, hangi panoda inceleme yapılacağını bildirerek yüzeysel olarak denetlemek, tünellere inmeden, sorunsuz ve havadar alanları incelemek, antigrizu malzeme olarak gösterilen panoları ve elektrik motorlarını yeterince incelememek, rastgele seçilen işçiler yerine önceden seçilen ve ne söylemeleri gerektiği bildirilen işçilerle görüşmek, gaz izleme ile ilgili kayıtların geriye dönük olarak incelemesini yapmamak suretiyle usulsüz denetim yapmak…”

Çalışma Bakanlığı izin vermemişti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Soma’da 301 madencinin öldüğü katliamla ilgili yürütülen soruşturmada kamu görevlileri yönünden soruşturma izni vermemişti. Soma davasındaki müşteki avukatları, bu durumu Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştı.

Yüksek Mahkeme, yaptığı değerlendirme sonucunda hak ihlali kararı verip, kararı ihlalin giderilmesi için Danıştay’a gönderilmesine karar vermişti.

BM’den uyarı: ABD askerinin çekildiği Afganistan’da Taliban güç kazanıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) Afganistan‘daki askeri varlığını yarı yarıya çektiğinin açıklanmasından sonra, Taliban’ın askeri kazanımlarının son dönemde hızlandığına ve çekilmenin ülkede “deprem etkisi” yarattığına dikkat çekti.

29 Şubat 2020’de ABD yönetimi Katar’da Taliban ile yaptığı anlaşma kapsamında 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm askerlerini Afganistan’dan çekmeyi taahhüt etmişti. Ancak 20 Ocak 2021’de göreve gelen Başkan Joe Biden, çekilmenin 1 Mayıs’a yetişmeyeceğini duyurmuş ve 11 Eylül’ün yıl dönümüne kadar tamamlanacağını açıklamıştı.

ABD Merkezi Kuvvetler Komutanlığı da(CENTCOM) nisan sonundan beri devam eden süreçte ABD’ye ait altı askeri tesisin Afgan ulusal ordusuna teslim edildiğini ve çekilmenin yüzde 50’den fazlasının tamamlandığının “tahmin edildiği”ni açıkladı.

BM: Çekilme ülkede sismik bir sarsıntı yaratıyor

Afganistan’daki son durumun görüşüldüğü BM Güvenlik Konseyi‘nde konuşan BM Genel Sekreteri’nin Afganistan Özel Temsilcisi Deborah Lyons ise bu gelişmenin ardından Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirmesinden endişelenildiğinin altını çizdi.

Euronews‘in aktardığına göre, Lyons Afganistan’dan yabancı askerlerin çekilmesiyle ülkenin “inkar edilemez derecede korkunç senaryolara” doğru kayma olasılığı bulunduğunu belirterek, “Yabancı güçlerin Afganistan’dan çekildiğinin duyurulması ülke genelinde sismik bir sarsıntıya neden oldu” diye konuştu.

Ülkedeki 370 ilçenin 50’sinden fazlasının Taliban’ın eline geçtiği konusunda uyarıda bulunan özel temsilci, söz konusu yerlerin çoğunun bölgesel başkentlere yakın olduğunu ve yabancı güçlerin ülkeden tamamen çekilmesinden sonra Taliban’ın buraları kolaylıkla devralabileceği endişesini aktardı.

Akar: Zaten askerimiz var, yenileri gönderilmeyecek

Geçen hafta yapılan NATO Zirvesi’nde, ABD’nin çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme teklifine Amerika Birleşik Devletleri’nden destek gelmişti.

Amerikan Savunma Bakanlığı Türkiye ile olan görüşmelerin sürdüğünü ve yapılması gereken çok iş olduğunu açıklarken, Savunma Bakanı Hulusi Akar Türkiye’nin Afganistan’da zaten askeri bulunduğunu ve yeni asker gönderilmesinin söz konusu olmayacağını söyledi.  Amaçlarının “Afgan kardeşlerinin” güvenliğine katkıda bulunmak olduğunu belirten Akar, diğer ülkelerle de görüşmelerin sürdüğünü, ortak bir arayış içinde bulunduklarını aktardı.

UEFA Münih Stadı’nın gökkuşağı renkleriyle aydınlatılmasını engelledi

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Avrupa Futbol Şampiyonası- EURO 2020 kapsamında, Onur Ayı’na denk gelen ve bugün Münih Stadı‘nda oynanacak Almanya-Macaristan maçı sırasında stadın LGBTİ+’ların sembolü olan gökkuşağı renkleriyle ışıklandırılmasına izin vermedi.

UEFA’dan yapılan açıklamada “siyasi bağlamı nedeniyle bu talebin reddedilmesi gerektiği” belirtildi.

DW‘nin haberine göre, Münih Belediye Meclisi‘nde temsil edilen parti ve oluşumlar olan Yeşiller-Pembe Liste İnisiyatifi, Sosyal Demokrat Parti (SPD)-Volt Meclis Grubu, Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU), Ekolojik Demokratik Parti (ÖDP)- Hür Seçmenler, Hür Demokrat Parti (FDP)-Bavyera Partisi ve Sol Parti’nin üzerinde uzlaştığı önerge doğrultusunda, stadın gökkuşağı renkleri ile ışıklandırılması ve böylece Macaristan’da yasal düzenlemelerde yapılan sertleştirmelerle daha da baskı altına alınan LGBTİ+ toplumu ile dayanışma amaçlı güçlü bir işaret verilmesi amaçlanıyordu.

Köln ve Frankfurt’tan destek

UEFA’nın yasak kararı sonrası Almanya’da diğer kentlerdeki futbol kulüpleri harekete geçti. Bugün, Almanya-Macaristan maçı sırasında Köln ve Frankfurt stadlarının gökkuşağı renkleri ile ışıklandırılması planlanıyor. Frankfurt kulübü yöneticisi Axel Hellmann Twitter’den yaptığı açıklamada, “Münih’in çarşamba günü ışıklandırılmasına izin verilmiyorsa o zaman diğer stadları renklendirmeliyiz” dedi.

Roth ve Maas’dan tepki

UEFA’nın kararı Almanya’da yoğun tepki topladı. Almanya Federal Meclis Başkan Yardımcısı Claudia Roth, UEFA’nın söz konusu kararını “Manuel Neuer’in (Almanya A Milli Futbol Takımı’nın kalecisi) kaptanlık bandının gökkuşağı renginde olmasından dolayı inceleme başlatılması bile saçmaydı. UEFA bu kararla güvenilirliğini iyice kaybetti” sözleriyle eleştirdi. Augsburger Allgemeine gazetesine verdiği röportajda UEFA’nın tutumunu “kabul edilemez” olarak nitelendiren Roth, stadın gökkuşağı renklerinde ışıklandırılmasına yasak getiren söz konusu kurumun, “Otokratik muhtedirler gibi, sporun ve spor etkinliklerinin sosyo-politik rolünün ne olduğunu belirlemeye çalıştığını” söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise twitter hesabından yaptığı paylaşımda, siyasetin futbol sahalarında işinin olmadığı fikrine katıldığını, ancak burada konunun “insanlar, adil olmak ve hoşgörü” olduğu için “UEFA’nın yanlış bir sinyal verdiğini” ifade etti. Maas mesajında ayrıca, stadın içinde ve dışındaki seyircilerin istedikleri renkleri giyerek gerekli tavrı gösterebileceklerini belirtti:

UEFA logosunun rengini gökkuşağı yaptı

Bu arada UEFA’nın resmi twitter hesabındaki logosunun renkleri çarşamba günü gökkuşağı renklerine dönüştürüldü. UEFA ayrıca bu hesaptan yaptığı paylaşımda, “Gökkuşağının renklerini taşımaktan gurur duyduğunu” bildirdi, ancak yasaklama kararının arkasında durdu.

Orban maç seyahatini iptal etti

Bu arada Macaristan Başbakanı Viktor Orban, kendi ülkesi ile ev sahibi Almanya arasında oynanacak müsabakayı izlemek üzere Münih’e gelmekten vazgeçti. Konuyla ilgili Macar makamları tarafından herhangi bir açıklama yapılmazken, kararın stadın gökkuşağı renkleri ile ışıklandırılması tartışmaları nedeniyle alındığından yola çıkılıyor.

Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada, eşcinsel karşıtı olduğu yönündeki eleştirilere karşı çıkan Orban, her insanın “kuşkusuz” kendi hayat yolunu seçmekte özgür olduğunu belirterek “Ancak yetişme çağındaki çocukların cinsel eğitiminin ailelerin işi olduğunu ve hükümetinin “ailelerin bu görevini koruduğunu” dile getirmişti.

Tozkoparan’da zulüm var: Evlerini terk etmek istemeyen halka polisten biber gazlı müdahale

İstanbul‘un Güngören ilçesinde yer alan ve itirazlara rağmen kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmak istenen Tozkoparan Mahallesi sakinlerine polis biber gazı ve plastik mermiyle saldırdı.

Mahallede bulunan 900 konut şu anda depreme dayanıklı olmadıkları iddia edilerek 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile geri dönüşüme sokulmak isteniyor.

Binalarının sağlam raporu olduğunu belirten ve kararı yargıya taşıyan halk ise mahalleyi terk etmek istemiyor. Ancak polis eşliğinde gelen Güngören Belediyesi ekipleri su, doğal gaz ve elektrik altyapılarını kesmeye başladı.

Bina önündeki nöbete müdahale

Son olarak Tozkoparan Mahallesi’ne gelen kolluk kuvvetleri Gölgeli Sokak’ta su abonelikleri ve doğalgazı kesti. Binalarını terk etmek istemeyen halk ile polis karşı karşıya geldi.

Önünde nöbet tutulan binanın kapısını kıran polisler, mahalle sakinlerine de biber gazıyla saldırdı. Çıkan arbede sonrasında iki kişi ise gözaltına alındı.

Altyapıyı kesmek için alana iş makinesi de getirildi. Yapılan müdahaleye birçok kişi “#TozkoparandaZulümVar” etiketi üzerinden tepkilerini dile getirdi.

 

Fil sürüsünün Çin’deki esrarengiz yolculuğu sürüyor

Çin‘de 500 kilometrelik esrarengiz bir yolculuğa çıkan fil sürüsünü izleyen bilim insanları henüz bu hayvanların neden böyle göç ettiği ve olağan dışı davranışlar sergilediği konusunda yanıtları bulabilmiş değil.

Fillerin kısa mesafe yol kat etmesi olağan dışı değil. Ancak bilim insanlarını şaşırtan fil sürüsü, bir yılı aşkın süredir yollarda ve 500 kilometrelik bir mesafe kat etmiş durumda.

Geçen yıl bahar aylarında ülkenin güneybatısında Myanmar ve Laos sınırı yakınındaki Şişuangbanna bölgesinden yola çıktığı düşünülen filler, kuzeye doğru hareket ederek yerleşim bölgelerinden geçti.

Map
1px transparent line

Fillerin yolculuğu yakından izlendi. Geçtikleri yerlerde evlerin kapılarını kırdılar, yemek ‘çaldılar’, çamurda oynadılar, kanalda banyo yaptılar ve ormanın orta yerinde uyukladılar.

BBC‘nin aktardığına göre, son olarak Yuşi şehri yakınlarında bulunan sürünün yeniden güneye yöneldiği düşünülüyor. Fillerin ülkede şimdiye dek görünün bu en büyük göçü neden yaptığının bilinmediği gibi, geri dönüp dönmeyecekleri de bilinmiyor.

New York City Üniversitesi’nden araştırmacı Joshua Plotnik, “Hakikati kimse bilmiyor. Ancak yemek, su, barınma gibi ihtiyaçlarla ilişkili olduğunu neredeyse biliyoruz. Asya’da fillerin yaşadığı doğal alanlarda insanlar tarafından rahatsız edilme olasılıkları artmış durumda ve bu durum yaşam alanlarının parçalanmasını, kaynakların azalmasını getiriyor” diye konuştu.

Plotnik, fillerin bu hareketinin gruptaki sosyal dinamiklerle de ilişkili olabileceğini söyledi.

Filler, en yaşlı ve zeki dişi bireyin grubu yönettiği ana erkil bir yapıya sahipler. Yetişkin bir fil olmalarıyla birlikte erkekler grubu terk ediyor ya da diğer erkeklerle bir araya geliyor.

Göç eden fil sürüsü, aralarında üç erkeğin de bulunduğu 16-17 filden oluşuyordu. İki erkek geçen ay ayrıldı ve grup tek erkek fil ve dişilerle yoluna devam etti.

Yolculuk sırasında doğum yaptı

Şişuangbanna Tropik Botanik Bahçesi’nden araştırmacı Profesör Ahimsa Campos-Arceiz, “Bu durum olağan dışı değil. Ancak bu kadar uzun süre erkek filin grupta kalmasına şaşırdım. Muhtemelen alışılmadık bir toprakta olmalarıyla ilişkili. Kasaba ve şehirlerde hareket ettiklerinde onların çok yakın olduklarını görüyorum. Bu stres yaşadıklarını gösteriyor” diye konuştu.

Araştırmacılar iki dişi filin yolculuk sırasında doğum yapmasına da çok şaşırmış. Zambiya merkezli Game Rangers International adlı vahşi yaşam koruma örgütünden Lisa Olivier, “Filler alışkanlıklarına çok bağlıdır. Doğum yapmaya yakın bir zamanda yeni bir bölgeye gitmeleri alışılmadık bir durum” değerlendirmesini yaptı. 

Olivier, fillerin birlikte uyuduğu ünlü fotoğrafın da şaşırtıcı olduğu görüşünde: “Normalde bebekler yerde yatar ama yetişkin filler ağaca ya da bir tepeye dayanarak uyur. Bunun nedeni, çok büyük oldukları için bir tehlike anında yerden kalkmalarının zor olması ve yerde yattıklarında kalp ve akciğerleri üzerinde büyük basınç oluşmasıdır.

Yerde yatmalarının nedeni hepsinin çok yorulmuş olması. Öte yandan aralarındaki etkileşim normalde ayaklarının titreşimiyle oluşan seslerdir ancak şehirlerde araba gürültülerine maruz kaldılar.”

Yaşam alanları daraldı

Bilim insanları bunun bir göç sayılmasının güç olduğunu, çünkü sabit bir rotanın izlenmediğini söylüyor.  Çin dünyada fil nüfusunun arttığı nadir yerlerden. Korumaya dönük çabaların artması, bu durumun mimarı.

Yunnan‘daki fil popülasyonu 1990’larda 193 iken bugün 300’e ulaştı.

Ancak kentleşme ve orman tahribatı fillerin yaşam alanlarını daraltıyor. Uzmanlar fillerin yeni barınma alanları ve gıdaya daha kolay erişim arayışında olduğunu kaydediyor. Bir günde ihtiyaç duydukları 150-200 kilogramlık yemeği bulabilme çabası, fillerin rutinini belirliyor.

Havadan izleniyorlar

Fil sürüsüyle insanlar arasında tehlikeli bir karşılaşmanın yaşanmamış olmasından memnun olan yetkililer, filleri drone’larla izleyerek, hayvanları rahatsız etmeden filler hakkında birçok yeni bilgi edinmek istiyor. 

Geçtiğimiz aylarda çeşitli yerlere yemekler bırakıldı ve otoyolları araçlara kapatılarak fillerin güvenliğini sağlanmaya çalışıldı. Campos-Arceiz, “Genelde fillere ne yapmaları gerektiğini söylemek gibi bir hataya düşülür. Burada ise müdahaleci bir yol izlenmemesinden memnunuz. Aksi takdirde saldırgan davranışları tetikleyebiliriz” dedi. 

Deniz Poyraz’ın ismini katledildiği sokağa vermek isteyen kadınlara polis müdahalesi

İzmir‘de HDP İl Binasına yapılan silahlı saldırıda öldürülen parti çalışanı Deniz Poyraz‘ın ismini binanın bulunduğu sokağa vermek isteyen kadınlara polis müdahale etti.

Polisin kadınlara biber gazıyla saldırdığı bilgisini paylaşan İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula inisiyatifi “Kadınları değil katilleri engelleyin!” çağrısında bulundu.

Kadınlar, daha sonra tüm engellemelere rağmen HDP binasının bulunduğu sokağa Deniz Poyraz isminin yazıldığı tabelayı astı.  Kadınlar ayrıca bina önünde kurulan çadırın kaldırılması için sloganlar attı.

 

Neler yaşandı?

17 Haziran Perşembe günü saat 11.00 sularında gerçekleşen olayda kimliğinin daha sonradan Onur Gencer olduğu tespit edilen zanlı HDP İzmir İl Örgütü binasına girdi.

Gencer, parti çalışanı Deniz Poyraz’ı altı kez ateş ederek öldürdü. Olay yeri inceleme raporunda  kapısı kilitli olan il eş başkanlarının odasının da kurşunlandığı, odaların dağıtıldığı ve camların kırıldığına yer verildi.

Zanlı, olayın hemen ardından polis koruması eşliğinde gözaltına alındı ve 18 Haziran’da tutuklandı. Onur Gencer’in emniyete verdiği ifadede, “Başka kişiler olsaydı onlara da ateş edecektim” dediği öğrenildi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, saldırının yapıldığı saatlerde binada 40 kişilik yönetici toplantısı yapılmasının planlandığını ancak acil bazı nedenlerle ertelendiğini açıklamıştı. Saldırının aslında bu toplantıyı hedef aldığı düşünülüyor.

 

Prof. Küçükosmanoğlu: Turizm sezonu nedeniyle ipin ucu yine bırakılmış gibi

Küçükosmanoğlu şöyle konuştu: “Vaka sayısı yüksek ülkelerden gelenlere herhangi bir kısıtlama yok. Mesela Rusya’da vakalar arttı ama Rusya’dan uçuşlar geliyor diye neredeyse bayram havası esti. Türkiye’ye girişler çıkışlar nasıl denetlenecek açıklanmalı. Mart ayında İngiliz varyantı meselesi vardı. Tedbir alınmamıştı. Hızlı bir artış yaşanmıştı. Aşılamanın hızlı bir şekilde yapılmasıyla nisan-mayıs ayındaki vaka çıkışını belki yaşamayız ama ‘risk tamamen kalktı’ demek aşırı iyimserlik.”

Delta varyantı riski

Delta varyantı tehlikesine ilişkin de bilgi veren Küçükosmanoğlu, “Rusya’da da bundan söz ediliyor. Hindistan geçen ay çok yüksek vaka ve ölüm oranı yaşadı. Şimdi kısmen bir azalması var ama buradan çıkan varyant tüm dünyaya yayıldı. İngiltere’de de bunun olduğu söyleniyor” dedi.

Küçükosmanoğlu, “İngiltere varyantı çıktığında karantina süreleri uzatılmıştı. Farklı tedbirler alınmıştı. Şimdi ipin ucu bırakılmış gibi” değerlendirmesi yaptı.

Ölüm ve vaka oranları geçen yılki açılma döneminden fazla’

Cumhuriyet Gazetesi‘ne konuşan Küçükosmanoğlu, “Çok hızlı ve tam bir açılma mevcut risklerle uyumlu değil. Bizim geçen yıl haziran başındaki açılma dönemine göre vaka ve ölüm oranlarımız daha fazla. O kadar rahat olmayı gerektiren bir durum yok” açıklamasında bulundu.

Ruslar Türkiye’ye akın ediyor

Rusya’nın Türkiye’ye yönelik uçuş yasağını 22 Haziran itibarıyla kaldırmasının ardından Antalya‘ya kısa sürede onbinlerce turist geldi.

Salı günü Antalya Havalimanı’na dış hatlardan toplam 155 uçak inerken, 27 bin 787 turist geldi. Bu uçuşların 29’u Rusya’dan gerçekleşti ve 6 bin 862 Rus turist, Antalya’ya tatile geldi. Çarşamba günü ise dış hatlardan toplam uçak sayısı 184’e ulaşırken, bu uçuşlarla kente gelen turist sayısı da 51 bin 729 oldu. Bu uçuşların 41’i Rusya’dan yapılırken, toplam 13 bin 143 Rus turist geldi.

Bir günde 40’tan fazla uçak

Fraport TAV Antalya Havalimanı Genel Müdürü Deniz Varol, Rusya’nın 10 farklı havalimanından Antalya’ya gelişlerin başladığını belirtti. Farklı ülkelerden de gelişlerin devam ettiğini kaydeden Varol, “Rusların gelmeye başladığı ilk günde 40’tan fazla uçak ve 10 binin üzerinde yolcu ciddi bir rakam. Bu durum ilerleyen günlerde rakamın artacağını gösteriyor” dedi.

Havalimanında aşı merkezi kurulduğunu ve her türlü güvenlik önlemi alındığını belirten Fraport TAV Antalya Havalimanı Genel Müdürü Bilgihan Yılmaz ise “Terminal 2’de büyütmeye gidiyoruz. Check-in tarafını genişletiyoruz. Bu şekilde fiziki mesafenin daha iyi korunabilmesi sağlanacak. Aşı merkezimizi de hayata geçirdik. Çalışanlarımız ve yakınları aşı olabiliyor burada” diye konuştu.

TRT, ‘gökkuşağı renkleri var’ gerekçesiyle paylaşımını kaldırdı

“Kültürden sanata, edebiyattan tarihe, sinemadan müziğe ve felsefeye kadar hayatın tüm renkleri” mottosuyla yayıncılık yapan TRT 2’nin Instagram’da paylaştığı fotoğraftaki kuklanın rengarenk olmasına sosyal medyada “LGBTİ+ algısı yarattığı” yorumları yapılınca, paylaşım kaldırıldı.

LGBTİ+ Onur Haftasına denk gelen paylaşımda Meksika kültürüne ait kukla oyunu olan Pinata tanıtılıyordu. Paylaşıma “Meksika kültürüne ait bu kukla oyunu, çoğunlukla bayram ve özel günlerde oynanır” notu düşülmüştü.

TRT2’nin hesabından yapılan paylaşım şöyleydi:

Tarikat liderine ‘çocuğu cinsel istismar’dan 10 yıl beş ay hapis cezası

Şağban, 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle tutuklu yargılanıyordu.

49 yıl hapsi isteniyordu

Dava sırasında avukatı çocuğun daha önce de tacize uğradığını anlattığını belirterek, “Niye tekrar dergaha gelmiş, demek ki akıllanmamış” demişti. Şağban hakkındaki haberlere ise erişim engeli ve yayın yasağı getirilmişti. 

Olayın ardından Şağban ile mağdur çocuğun babası arasında gerçekleşen görüşmenin kaydı sosyal medyada yer almıştı. Ses kaydında Şağban, çocuğa yaptığı istismarı itiraf etmiş ve olayın duyulmaması için babayı ikna etmeye çalışmıştı. Çocuğun babası F.A., şikayetçi olunca tarikat üyelerinin saldırısına uğramıştı.

İddianamede Şağban’ın çocuğu zincirleme istismar suçundan 22,5 yıla, hürriyetinden yoksun kılma suçundan 26 yıl 3 aya kadar hapis cezası istenmişti.