Ana Sayfa Blog Sayfa 1393

Dünyaca ünlü duduk sanatçısı Civan Gasparyan yaşamını yitirdi

Uluslararası bir üne sahip duduk sanatçısı Civan Gasparyan 93 yaşında vefat etti. Ölüm haberini sanatçının aynı isme sahip torunu duyurdu.

Torunu Civan Gasparyan yaptığı Facebook paylaşımında “Dünya bu gece düşünülemez bir kayıp yaşadı. Sadece bir ikon değil, aynı zamanda güzel bir ruh. Huzur içinde yatsın” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki yayıncısı Kalan Müzik, Twitter’da yaptığı paylaşımda Gasparyan’ın ölümünden derin bir üzüntü duyduklarını belirterek ailesine ve sevdiklerini baş sağlığı diledi.

Civan Gasparyan’ın hayatı

Agos’un haberine göre Ermenistan‘ın Godayk bölgesindeki Solak kentinde 1928 yılında Muşlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Gasparyan, altı yaşında duduk çalmaya başladı.

Henüz küçükken annesini kaybetmesiyle zor bir çocukluk geçirdi. Babası İkinci Dünya Savaşı’na katıldı. Bu nedenle Civan Gasparyan çocukluğunu yetimhanede geçirdi. 1947’de Moskova’ya gitti.

1948’de Ermeni Şarkı ve Dans Popüler Topluluğu ve Yerevan Filarmoni Orkestrası‘nın solisti oldu.

Dört madalya kazandı

UNESCO dünya çapındaki yarışmalarında (1959, 1962, 1973 ve 1980) dört madalya kazandı. Gasparyan, 1973 yılında Ermenistan Halk Sanatçısı unvanına layık görüldü. 2002 yılında WOMEX (World Music Expo) Yaşam Boyu Başarı Ödülü‘nü aldı.

Ermeni halk müziği çalan küçük bir toplulukla dünya çapında turneler düzenledi. Ronin, Gladyatör de dahil olmak üzere birçok filmin müziklerini icra etti ve besteledi.

Gasparyan, Sting, Peter Gabriel, Hossein Alizadeh, Erkan Oğur, Michael Brook, Brian May, Lionel Richie, Derek Sherinian, Ludovico Einaudi, Luigi Cinque, Boris Grebenshchikov, Brian Eno, David Sylvian, Hans Zimmer gibi birçok sanatçıyla işbirliği yaptı. Ayrıca Kronos Quartet ve Los Angeles Filarmoni ile kayıtlar gerçekleştirdi.

Eurovision’da yer aldı

Gasparyan, Oslo‘daki 2010 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Ermenistan adına yarışan Eva Rivas‘ın şarkısında da sahne aldı ve ve Eurovision Şarkı Yarışması’nda performans sergileyen en yaşlı kişi oldu.

Gasparyan Türkiye’de konserlerde sahne aldı. Erkan Oğur ile kaydettikleri Fuad albümü Kalan Müzik’ten yayınlandı. Gasparyan 20’den fazla albüm kaydetti ve binlerce konsere katıldı.

 

Oregon Valisi: Sıcak dalgası sebebiyle eyalet içerisinde en az 95 kişi öldü

Amerika Birleşik Devletleri’nde Oregon eyaletinin valisi Kate Brown, geçtiğimiz hafta Kuzeybatı Pasifik’i etkisi altına alan ve birçok kişinin ölümüne sebep olan sıcak dalgaları hakkında açıklama yaptı.

Vali yaptığı açıklamada aşırı sıcaklıklar sebebiyle eyalet içerisinde en az 95 kişinin öldüğünü ve bu iklim değişikliğine bağlı sıcaklıkların “gelecekte yaşanacak felaketlerin habercisi” olduğunu söyledi.

Sıcaklık rekorları kırıldı

Portland’ta üç günlük süre içerisinde üç kez tarihi sıcaklık rekorları kırılmış, termometreler 46.1 dereceye kadar çıkmıştı. Bu sıcaklıklara alışık olmayan ve daha önce evlerinde klima bulundurma ihtiyacı dahi duymayan eyalet sakinleri zor günler yaşamıştı.

Kate Brown tüm süreçte yetkililerin vatandaşları uyarmak ve eyalet çevresinde soğutma merkezleri kurmak için çok çalıştığını söyledi.

‘Savunmasız topluluklar daha iyi korunmalı’

Eyalet içerisinde birkaç yıldır iklim değişikliğine hazırlanmak için çok çalıştıklarını öne süren Brown, CBS’ye verdiği demeçte “Elbette üç günlük rekor kıran sıcaklığın eşi benzeri görülmemişti ve 90’dan fazla Oregonlu’nun hayatını kaybettiğini görmek korkunçtu” dedi.

Vatandaşların ve özellikle savunmasız topluluklardaki kişilerin daha iyi korunması gerektiğini ifade eden Brown, pandemide olduğu gibi bu tarz acil durumlarda da siyahların, yerlilerin ve düşük gelirli toplulukların orantısız bir şekilde etkilendiğini söyledi.

Fotoğraf: Oregon Live

Daha yaygın hale gelecek

Huffpost’un aktardığına göre Vali ayrıca, bu tür sıcak hava dalgalarının ve iklimle ilgili diğer felaketlerin yalnızca daha yaygın hale geleceğinden endişe duyduğunu söyledi.

Bilim insanları uzun yıllardır iklim değişikliğinin afetleri şiddetlendireceği ve daha sık hale getireceği konusunda uyarılarda bulunuyor. Geçtiğimiz hafta yaşanan ve Kanada’da da en az 486 kişinin yaşamını yitirmesine ve orman yangınlarına sebep olan sıcak dalgası da iklim değişikliğinin doğrudan bir etkisi.

Gezegen ısındıkça bu tür tehlikeli hava olaylarının daha yaygın hale geleceğini söyleyen Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nde atmosfer bilimi profesörü ve Yeni İklim Savaşı’nın yazarı Michael Mann “Bunu çok ciddiye almalıyız… Gezegeni ısıtırsanız, aşırı sıcakların görülme sıklığının arttığını göreceksiniz” dedi.

 

ÇGD Raporu: Gazetecilere yönelik hasmane tutum, Türkiye’de yaygınlaşıyor

Çağdaş Gazeteciler Derneği, haziran ayına ait 38. Medya İzleme Raporu‘nu yayımladı.

Raporda, gazetecilere yönelik fiili saldırıların öne çıktığının altı çizilirken, dokuz olay kapsamında yedi gazeteci ile altı yayın organının hedef gösterildiği, tehdit edildiği bilgisi paylaşıldı.

İstatistiki veriler

Rapora yansıyan istatistiklere göre, 24 dava kapsamında 70 kişinin yargılanmasına devam edildi. Bir gazeteci hakkında iddianame tamamlanarak dava açılırken, iki gazeteciye çeşitli sürelerde hapis cezası verildi.

10 yayın organında çıkan yedi haber konusuna ilişkin erişim engeli konulduğu belirtildi.

‘Gazeteci düşmanlığından başka bir şey değil’

Yayımlanan raporda, bu yılın başından beri özellikle MHP’li kişilerin gazetecilere yönelik saldırıları hatırlatılırken, Onur Yürüyüşü sırasında AFP foto-muhabiri Bülent Kılıç‘a polisin uyguladığı şiddete dikkat çekildi ve şu açıklamalar yapıldı:

Haziran ayında yaşanan gelişmeleri içeren 38’inci raporumuzda, gazetecilere yönelik fiili saldırılar öne çıkmakta. Bu yılın başından itibaren özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) siyasi düşüncesine mensup kişilerin; bizzat MHP’nin yöneticileri tarafından tehdit edilen gazetecilere yönelik saldırıları, hatırlanacağı üzere son aylardaki raporlarımızda genişçe yer almıştı. Bu saldırıların mayıs ayından itibaren failleri, sivil kişiler değil emniyet güçleri olmaya başladı. Anayasa uyarınca haber alma ve verme hakkını, diğer bir ifadeyle basın özgürlüğünü koruması gereken emniyet güçleri, meslektaşlarımızı engelleyerek taammüden basın özgürlüğüne yönelik sistematik bir şekilde suç işlemektedir.

1 Mayıs İşçi Bayramı sırasında Ankara ve İstanbul’da gazetecilerin haber takibinin engellenmesi şeklindeki uygulamalar, geçen ay bir meslektaşımızı öldürme girişimine kadar ulaştı. İstanbul Valiliğinin izin vermemesine karşın 26 Haziran 2021 tarihinde Taksim’de planladıkları Onur Yürüyüşü için bir araya gelen LGBTİ+’lerin eylemini takip eden AFP foto-muhabiri Bülent Kılıç, eyleme müdahale eden polisler tarafından ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldı. Bir grup polis Bülent Kılıç’ı yere yatırarak ayaklarına, sırtına ve en sonunda boğazına diz ve elleriyle bastırdı. Kılıç bu sırada ‘Nefes alamıyorum’ diye bağırdı. Meslektaşımızın karşı karşıya kaldığı polis saldırısı, geçen yıl ABD’de siyahi vatandaş George Floyd’un ölümüyle sonuçlanan benzeri polis saldırısını akıllara getirdi. ‘Devletin emniyet gücü’ statüsü altında Bülent Kılıç’ı adeta öldürme girişiminde bulunan kişiler hakkında hala işlem başlatılmaması ve görevden el çektirilmemesi, suça kaynaklık eden zihniyete işaret etmesi açısından da ayrı bir gösterge oluşturmaktadır. Emniyet teşkilatının, bu ve benzeri saldırılara dayanak yaptığı ses ve görüntü almayı engelleyen genelgesinin uygulanmaya devam edilmesi de basın özgürlüğü karşıtlığı, gazeteci düşmanlığından başka bir şey değildir.”

‘Gazetecilere yönelik hasmane tutum yaygınlaşmakta’

Haziran ayında İHA muhabiri Mustafa Uslu’nun uğradığı bir saldırı da anımsatıldı ve gazetecilere yönelik düşmanca tutumun her geçen gün daha da yaygınlaştığına vurgu yapıldı:

Geçen ay yaşanan bir diğer şiddet olayı ise İHA muhabiri Mustafa Uslu’nun, İYİ Partili Lütfi Türkkan’a ait Kocaeli Dilovası’ndaki çiftlikteki inşaat yıkımını takip ettiği sırada uğradığı saldırıydı. Lütfi Türkkan’ın korumaları tarafından yapıldığı iddia edilen saldırıda gazeteci Mustafa Uslu, vücudunun birçok yerinden yaralandı. Bu olay da göstermiştir ki gazetecilere yönelik hasmane tutum, ne yazık ki Türkiye’de her geçen gün daha da geniş bir çevrede yaygınlaşmaya başlamakta. Basın özgürlüğünü savunanların, kendilerine yönelik bir konunun eleştirel temelde haber yapılmasına karşı bu tutumu, basın özgürlüğü açısından kaygıların daha artmasına neden olmuştur.”

Bakanlıklar Akbelen Ormanı hakkındaki soruları yanıtsız bıraktı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Muğla’da genişletilmek istenen kömür madeni için kesilmek istenen Akbelen Ormanı hakkındaki soruları yanıtsız bıraktı.

CHP Muğla Milletvekili Suat Özcan ve HDP Ankara Milletvekili Avukat Filiz Kerestecioğlu Akbelen Ormanı’nın çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan kesilmesi ve maden ruhsat alanının genişletilmesine dair soru önergeleri hazırlamıştı.

Maden işletme ruhsat alanı için ÇED yapıldı mı?

Suat Özcan soru önergesinde Murat Kurum’a Akbelen Ormanı’nı da içeren 86541 no’lu maden işletme ruhsat alanında ÇED yapılıp yapılmadığını ve şirkete 230 bin dönümlük bir alanda işletme ruhsatı verilmesinin çevresel etkilerini sormuştu.

Enerji Bakanı’na ise ruhsat birleştirmelerin amacını ve ruhsat alanının denetimini sormuştu. 86541 numaralı maden işletme ruhsatının alanı, Milas ilçesinin toplam yüzölçümünün yüzde 10’una denk geliyor.

HDP’li vekil Filiz Kerestecioğlu ise, Tarım ve Orman Bakanı’na, Akbelen Ormanı’nın kömür madenine tahsisinden önce ÇED yapılıp yapılmadığını, Anayasa’ya aykırı kesimin iptal edilip edilmeyeceğini sormuştu.

‘Bilgi edinme hakkımız engellenemez’

İkizköy Çevre Komitesi ve KARDOK tarafından yapılan açıklamada soruların yanıtsız bırakılmasına ilişkin “Bilgi edinme hakkımız engellenemez!” tepkisi gösterildi.

İki kurumun şu anda kömür ruhsat alanlarının birleştirilerek ÇED’den kaçırılmasına dair Muğla Valiliği’ne açtığı dava ve Akbelen Ormanı’nın madene tahsisine dair Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’ne açtığı dava devam ediyor.

Her iki davada da sahada keşif yapılması ve teknik detaylar için bilirkişi incelemesine karar verildi.

Saraycık’taki Asar Kayaları sit alanı olarak tescillendi

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) tarafından yapılan başvuru sonrasında Ordu ilinin Saraycık ilçesinde yer alan Asar Kayaları 1’inci derecede sit alanı olarak tescillendi.

Samsun Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı gereği burada yapılaşma yapılamayacak ve zarar verebilecek çalışmalara izin verilemeyecek. Ancak turizm amaçlı yürüme yolu, girişe tuvalet ve gişe yapılabilecek.

‘Arkeologlarla inceleme yaptık’

ORÇEV Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada “Dernek olarak Asar Kayalarında arkeologla birlikte bir inceleme yaptık. Burada insan eliyle işlemlerin yapıldığını ve bir yaşam yeri olduğunu değerlendirdik. Müze Müdürlüğü‘ne bilgi vermiştik. Daha sonra Saraycık Muhtarlığı’nın da Asar Kayalarının incelenmesi ve sit alanı kapsamına alınarak turizm açılması talepli ilgili yerlere dilekçe verdiğini öğrendik” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Derneğimizden istenen destek üzerine yeniden Asar Kayalarına gidip hem incelememizi yeniledik hem de Saraycık Muhtarı ve yöre insanlarıyla görüşmelerimizi yerel ve genel gazetelere haber yaparak kamuoyu oluşmasını sağladık. Sonuçta Asar Kayaları’nın 1’inci derece sit alanı kapsamına alınması sağlanmış oldu” denildi.

Maça, sinemaya ve konserlere girişte aşı şartı gelebilir

Hükümetin koronavirüs aşısı olunması için maçlara, tiyatroya, sinemaya, konsere girişte aşı şartını getirmeyi tartıştığı ileri sürüldü.

Gezici aşı ekibinin ise özellikle illerin taşralarına ulaşmak için daha yoğun çalışacağı belirtildi.

Etkinliklere girişte yeni şart

Hürriyet‘ten Nuray Babacan‘ın haberine göre, aşı kampanyasına ilginin azalmaması için pozitif ayrıştırma uygulanacak.

Maçlara, tiyatroya, sinemaya, konsere aşısı olanların gitmesine ilişkin planlama tartışılırken, böylece aşıya ilgisinin az olduğu kabul edilen 18-35 yaş grubunun aşılanma programına dahil edilmesi hedefleniyor.

Yapılan toplantılarda da gelecek üç ay içerisinde en az 15 milyon kişiye daha aşı yapılması gerektiği, bunun sağlanması durumunda sonbahara güvenli girileceği kaydediliyor.

Aşı olanların bir ay sonra ikinci dozlarına sıra geldiğinde günlük aşı sayısının 2 milyon doza çıkması gerektiği, aksi durumda aşılama oranında gerileme olacağının da altı çiziliyor.

Gezici aşı çalışmalarına ağırlık

Öte yandan, bazı illerde dar kapsamlı olan gezici aşı ekibi, özellikle illerin taşralarına ulaşmak için daha yoğun çalışacağı belirtildi.

Gezici aşı çalışması, sağlık il müdürlükleriyle birlikte yürütülecek. Yaylalar, seralar ve tarlalar için gezici ekipler oluşturulup, cami girişleri ve büyük pazar yerlerine aşı standı kurulabilecek. Tarım işçileri ile büyük yol şantiyelerine de ekip gönderilebilecek.

Erkekler haziran ayında en az 24 kadını öldürdü

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler haziran ayında en az 24 kadını öldürdü, yedi kadına tecavüz etti. 21 kadının ölümü ise basına şüpheli olarak yansıdı.

Evrim Kepenek’in haberleştirdiği çeteleye göre erkeklerin 10 kadını öldürme bahanesi basına yansımadı. Erkekler, sekiz kadını ayrılmak istediği/barışmak istemediği için, beş kadını da “miras”, “para” ve “arazi” için öldürdü. Irkçı bir erkek bir kadını “nefret ve siyasi öfkesi” için öldürdü.

Failler tanıdık

13 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Üç kadını komşusu, üç kadını akrabası, bir kadını arkadaşı olan erkek öldürdü. Bir kadını oğlu, üç kadını da tanımadığını sekiz erkek öldürdü.


Erkekler, 12 kadını ev içinde, sekiz kadını sokak, ormanlık alan, siyasi parti binası gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin dört kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, 15 kadını ateşli silahlarla, dört kadını kesici aletlerle öldürdü. Bir kadını yakarak öldüren erkekler, bir kadını balkondan aşağı atarak, iki kadını da boğarak öldürdü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Faillerin 20’si tutuklandı

Öldürülen kadınların ismi şöyleydi: Adalet B., Anzelika Sraufant, Arzu Rahman Gök, Aysel K., Bircan D., Deniz Poyraz, Döndü Özyiğit, Emel D., Firdevs Öztürk, Hacer B., Halime Uyar, Handan Ç., İlknur Ç., Kader Oktay, Medine Seyis, Nazife T., Nuran Ş., Sadriye Ş., Sevgi D., Sibel Koçan, Şahigül Buluş, Şengül G., Yasemin A., Yemen A.

Kadınları öldüren 29 erkekten 20’si tutuklandı. Altı failin durumu “intihar etti” veya “öldü” diye basına yansırken, bir grup failin arandığı, bir failin de ifadesi sonrası serbest bırakıldığı bilgisi basına yansıdı. Bir fail de gözaltına alındı.

Fotoğraf: Emre Orman/ csgorselarsiv.org

Erkekler üç çocuğu öldürdü

Haziran’da erkekler en az üç çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ayda da bu sayı üçtü. Bursa ve Antalya’da da erkekler iki çocuğu darp etti.

Bir çocuğu annesinin sevgilisi, bir çocuğu zorla evlendirilmek istendiği akrabası erkek, bir çocuğu da babası öldürdü. Çocukları öldüren dört fail vardı. Sadece iki fail tutuklandı. Bir failin hukukî süreci basına “aranıyor” diye yansıdı. Bir fail de intihar etti.

Murat Kurum: Üç ayda 185 ağaç ‘anıt ağaç’ olarak tescillendi

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 2021 yılının ilk üç ayında 185 ağacı ‘anıt ağaç’ olarak tescil ettiklerini duyurdu.

Bakan Kurum, paylaşımda, “Tabiatın sessiz tanığı 9 bin 200’den fazla anıt ağacımızı korumamız altına aldık. 2021’in ilk 3 ayında 185 ağacımızı ‘anıt ağaç’ olarak tescil ettik” ifadelerini kullandı.

Murat Kurum ayrıca bu yıl 1500 anıt ağacın restorasyonunu ve sağlıklaştırmasını yapacaklarını belirtti.

Paylaşımda yer verilen videoda ise Zonguldak, Artvin, Antalya, Burdur, Konya, Denizli, Bartın, Kütahya‘da yaşları 251 ile 4 bin 116 arasında değişen ve Bakanlık tarafından koruma altına alınan anıt ağaçlardan örneklere yer verildi.

Dört kategoriye ayrılıyor

Anıt ağaçları kültürel ve boyutsal özellikleri itibariyle dört kategoriye ayrılıyor. Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilere göre bu kategoriler şu şekilde:

  • Boyutsal Anıt Ağaçlar: Bulundukları yerde, yaş, boy, gövde ve tepe tacı gibi boyutsal özellikleri itibariyle kendi türünün alışılagelmiş ölçülerinin çok üzerindeki boyutlara ulaşmış, geçmiş ile günümüz, günümüz ile gelecek arasında köprü kurabilecek en az 100 yıllık doğal ömre sahip olan ağaç.
  • Tarihi Anıt Ağaçlar: Tarihî bir olaya veya şahsiyete ait geçmişe tanıklık etmiş olan ağaç.
  • Folklorik Anıt Ağaçlar: Halkın binlerce yılı bulan gelenek ve göreneklerinin dönemsel olarak da olsa civarında yaşatıldığı ya da yörede yaşanan çok üzücü veya sevindirici bir olaya tanıklık ettiği için halk arasında özel bir yeri olan ağaç.
  • Mistik Anıt Ağaçlar: Dini bir inanışla yöre halkı tarafından yüceltilmiş olan ağaç

Cumhuriyet, hakkında dava açan Soylu’ya seslendi: Soruları açık yüreklilikle yanıtlayın 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kişilik haklarını hedef alan haberlere yer verdiği iddiasıyla Cumhuriyet Gazetesi‘ne yönelik açtığı 1 milyon TL’lik manevi tazminat davasına, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya’dan yanıt geldi.

Küçükkaya, “Gerçekleri araştırmaya devam edeceğiz. Hiçbir korkumuz ve yılgınlığımız yok. Gerçekleri araştırmaya devam edeceğiz. Gazetecilik suç değildir” açıklamasında bulundu.

‘Gazetecilik suç değildir’

TELE1 yayımlanan “Anında Manşet” programında konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Aykut Küçükkaya, iki buçuk aydır İçişleri Bakanı Soylu’nun avukatları ve danışmanlarının Cumhuriyet’te çıkan haberleri takip ettiklerinin altını çizdi ve Soylu’yu sorulara açık yüreklilikle cevap vermeye davet etti:

İçişleri Bakanı’nın tabii ki hakkıdır Cumhuriyet Gazetesi’ne dava açmak. Ama burada vahim olan şudur; 2 buçuk aydır Soylu’nun avukatları, danışmanları Cumhuriyet’te çıkan haberleri saymışlar çetelesini tutmuşlar. Sayın Soylu; danışmanlarınız bu çeteleyi tutacağına kamuoyunun karşına çıkıp, ama gerçek gazetecinin karşısına çıkıp soruları açık yüreklilikte yanıtlayın ve bu sorulara kamuoyunu tatmin edecek yanıtlar verin.

Cumhuriyet olarak muhabirlerimizle, yazarlarımızla gerçeğin peşinden koşmaya bu gerçekleri araştırmaya devam edeceğiz. Hiçbir korkumuz ve yılgınlığımız yok. Gerçekleri araştırmaya devam edeceğiz. Bu davalar gazetecilerin Türkiye’de hep karşılaştığı davalardır. Gazetecilik suç değildir. Cumhuriyet Gazetesi her daim görevini lakıyla yapmaya çalışacak ve yapacaktır.”

Dava süreci

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun avukatı Uğur Kızılca, Cumhuriyet Gazetesi tarafından “52 gündür 254’ü doğrudan müvekkiline yönelik olmak üzere, toplam 313 haber ve köşe yazısı yayımlandığını” belirterek, “haberlerin tamamen kurgu ve gerçeğe aykırı olduğunu” ve “haberlerin veriliş biçimleri dikkate alındığında haber verme hakkının kötüye kullanıldığını” ileri sürdü.

Kızılca, yaptığı yazılı açıklamada, “Gelinen aşamada müvekkilimin 52 gündür sistematik bir şekilde maruz kaldığı saldırının ağırlığı ve kabul edilemez oluşu üzerine 1 milyon Türk Lirası manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açılmıştır” ifadeleriyle gazete hakkında dava açıldığını duyurdu.

Araştırma: 18-24 yaş grubunun yüzde 17,6’sı protesto oy kullanacak

Metropoll Stratejik Ve Sosyal Araştırmalar Merkezi, 24 Haziran 2018 Milletvekili Seçimleri’nde yaşından dolayı veya başka bir nedenle sandığa gidememiş 18-24 yaş grubu gençlere “Bu pazar bir milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” diye sordu.

Gençlerin yüzde 17,6’sı protesto oy kullanacaklarını kaydetti.

Araştırmanın sonuçları

2018 seçimlerinde hiç oy kullanmamış 18-24 yaş grubuna yapılan araştırmanın sonuçlarını Metropoll’ün kurucusu Özer Sencar paylaştı.

Sencar’ın paylaştığı tabloya göre, gençlerin yüzde 22,3’ü AKP‘ye, yüzde 19,9’u CHP‘ye, yüzde 6,8’i MHP‘ye, yüzde 4,9’u İYİ Parti‘ye, yüzde 3,1’i HDP‘ye, yüzde 1,5’i Gelecek Partisi‘ne, yüzde 1,4’ü DEVA Partisi‘ne, yüzde 0,9’u Saadet Partisi‘ne, yüzde 1,5’i diğer partilere oy vereceklerini açıkladı.

Ankete katılanların yüzde 7,0’u kararsız olduğunu, yüzde 17,6’sı da protesto oy kullanacaklarını açıkladı. Yüzde 13,0’u da soruya herhangi bir cevap vermedi.

Araştırmada, Ocak 2021’den Haziran 2021’e kadar düzenli aralıklarla gözlemlenen Türkiye’nin Nabzı verileri bir araya getirilerek ve 24 Haziran 2018 Milletvekili seçiminde oy kullanmamış 18-24 yaş grubunun istatistiksel olarak incelendiği belirtildi.