Ana Sayfa Blog Sayfa 1394

Ziya Selçuk öğretmenlere seslendi: İlk ders hemen matematik, fizik demeyin

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Habertürk‘te öğrencilerin de katıldığı bir televizyon programında önümüzdeki dönem eğitim süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Programda öğretmenlere de seslenen Selçuk, “Ne olur ilk ders hemen matematik, fizik demeyin. Dakika bir matematik, fizik olmasın” dedi.

‘Telafide Ben de Varım’ programı

“Telafide Ben de Varım” programıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Bakan Selçuk, yaklaşık 300 bin öğretmenin programa başvuruda bulunduğunu ifade etti:

Zorlama yok, tamamen gönüllülük. Hiçbir öğretmenin katılmayacağı noktasında bazı endişeler de vardı. Bunun böyle olmadığını net olarak gördük ki şu an görev alan öğretmen sayısı 293 bin, öğrenci sayısı yaklaşık 8 milyon civarında. 493 bin faaliyet sayısı var. Bu şu demek 493 bin ayrı etkinlikten bulunduğunuz okulda ilçede hepsine katılabilirsiniz. Etkinlik okulunuzda, belediyenin bir tesisinde de Gençlik ve Spor Bakanlığının bir kuruluşunda da olabilir.”

’31 Ağustos’ta öğretmenlerimiz gelecek’

Ziya Selçuk, 31 Ağustos’ta öğretmenlerin, 6 Eylül’de de öğrencilerin okula gideceğini duyurdu:

Varyantlarla ilgili farklı çözüm senaryoları geliştirilmeye başlandı. Türkiye’de kontrol edilebilir bir tablo söz konusu. Sağlık Bakanlığından aldığımız verilere baktığımızda ve biz şu anda tereddütsüz eylülde okula başlamakla ilgili bir süreci yönetiyoruz. 31 Ağustos’ta öğretmenlerimiz gelecek, 6 Eylül’den itibaren öğrencilerimiz gelecek.”

Ayrıca, Bakan Selçuk öğretmenlerdeki aşılanma oranının yüzde 90 civarında olduğunu kaydetti.

‘İlk ders hemen matematik, fizik demeyin’

Milli Eğitim Bakanı, “Gelecek yıl eğitim-öğretimde eskiye göre ne fark olacak?” şeklindeki soruya şöyle cevap verdi:

Öğretmenlerimize şunu söylüyorum, ne olur ilk ders hemen matematik, fizik demeyin. Dakika bir matematik, fizik olmasın. Bunu şundan dolayı istiyorum. Okul açıldığında sınıfınızdaki çocuklara şöyle bir bakın, hepsinin gözüne, gözünden kalbine ılık ılık akmadan akademik döneme başlamayın. Önce bir uyum dönemi olsun, hemhal olalım, isimlerimizi konuşalım. Bir konuşalım, sohbet edelim. Bunu salgından bağımsız istiyorum. Bu, öğretim yılının tümünü güçlendirir. Eğitimde asıl olan öğretmenle öğrenci arasında şefkat ve sevgi bağlıdır. Bu bağ kurulmadan alışveriş olmaz. Çünkü hiç kimseye zorla bir şey öğretemezsiniz ama şefkat bağı o kanalları açar ve çocuk alır. Salgın dönemiyle ilişkili olarak bizim her sınıf seviyesinde birinci hafta, birinci gün, beşinci gün hangi sınıfta hangi etkinliği yapacaksınız, bunun çalışması bitti, hazır. Öğretmenlerimiz dilerse bunları dilerse de kendi istediği faaliyetleri yapabilir.”

Japonya’da heyelan: 80 kişi hala kayıp

Japonya’daki kurtara ekipleri cumartesi günü sahil kenti Atami’de meydana gelen heyelanın ardından kaybolan 80 kişi için çalışmalarını sürdürüyor.

Heyelan evlerin yıkılmasına, yolların çamur ve kayalar altına gömülmesine neden olmuştu. İlk belirlemelerde dört kişinin cansız bedenine ulaşılırken 113 kişiden ise haber alınamadığı belirtilmişti. 20 bin hane için ise tahliye emri verilmişti.

NHK televizyonuna konuşan bir kişi “Annem hala kayıp. Böyle bir şeyin olabileceğini hiç hayal etmemiştim” ifadelerini kullandı.

Ekip sayısı artırıldı

Başbakan Yoshihide Suga pazartesi günü yaptığı açıklamada polis, itfaiyeciler ve ordu mensuplarının arama çalışmalarına yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptığını söyledi.

Kurtarma ekibi sayısının 1500’e çıkarıldığını aktaran Suga, “Enkazda gömülü olan olabildiğince çok kurbanı kurtarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

36 bin nüfusa sahip Atami, Tokyo’nun 90 kilometre güneybatısında körfeze dik inen bir yamaca kurulu. Heyelanı tetikleyen ise şiddetli yağış oldu. Yetkililer bölgenin 24 saat içerisinde temmuz ayı boyunca alacağından daha fazla yağış aldığını söyledi.

640 milyon TL’ye mal olan yazlık sarayın görselleri paylaşıldı [Foto Galeri]

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nin de mimarı olan Şefik Birkiye, yapımı 2019’da tamamlanan ve daha önce görseli paylaşılmayan Muğla Marmaris’teki Cumhurbaşkanlığı Devlet Konuk Evi‘nin görsellerini kendi internet sitesi üzerinden paylaştı.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Konuk Evi, Cumhurbaşkanlığı bütçesinden 2018-2021 yıllarında 640 milyon TL harcanarak inşa edildi.

Yeni hali

Sözcü‘den İsmail Şahin‘in haberine göre, konuk evi, Marmaris’in Okuluk Koyu‘ndaki 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yaz tatillerini geçirdiği konut yıkılarak yapıldı.

Yerleşkede farklı büyüklükte beş yapı yer alırken, konuk evinin hemen yakınına üç bloktan personel lojmanları inşa edildi. 10 bin 966 metrekarelik dolgu alanı ise özel kum ve çakılla doldurulup plaj haline getirilirken, plaj içerisinde bungalovlar da yer alıyor.

Yerleşkede bugüne kadar Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev gibi bazı devlet başkanlarının misafir olarak kaldığı da biliniyor.

Boğaziçi akademisyenleri özel güvenliğe seslendi: Suç işliyorsunuz

Boğaziçi Üniversitesi‘nin öğretim üyeleri bugün rektör olarak atanan Melih Bulu‘yu 124’üncü kere Güney Kampüs‘te rektörlük binasına sırtlarını dönerek protesto etti.

Meydanda gerçekleştirilen eylemin ardından akademisyenler Güney Kapı’ya yürüyerek burada bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, hafta sonu öğrencilerin çadır nöbeti başlatmasının ardından rektörlüğün okula girişleri yasaklamasına ve özel güvenlik ile polisin müdahalesine tepki gösterildi.

‘Üniversite asıl sahiplerine kapatıldı’

Açıklamada “Boğaziçi Üniversitesi’nin atanmış yönetimi 3 Temmuz 2021 Cumartesi sabahı ani ve herhangi bir somut gerekçeye dayanmayan bir karar ile kampüslere girişleri 5 Temmuz sabahına kadar yasakladı. Bu, yani üniversiteyi asıl sahipleri olan öğrenci ve öğretim üyelerine kapattı” ifadeleri kullanıldı.

Boğaziçi Üniversitesi tarihinde ilk defa kampüse girmek isteyen hocaların bu keyfi karar gerekçe gösterilerek engellendiği ve içeri alınmadığı belirtilen açıklamada “Kapıdan içeri alınmadı. Aynı günün akşamında şu anda bulunduğumuz noktada açıklama yapmaya çalışan öğrencilerimiz güvenlik görevlileri tarafından şiddete maruz bırakıldı. Dövülerek kampüs dışına atıldı” denildi.

Öğrencilere uygulanan şiddete değinilen açıklamada “Burayı büyük emeklerle ve üstün başarı göstererek akılları ve çalışmalarıyla hakkıyla kazanan öğrencilerimiz üniversitelerinde yani kendi evlerinde darp edildi. Yerlerde sürüklendi ve tekme tokat kampüs dışına fırlatıldı. Şiddete maruz kalan öğrenciler hastaneden darp raporu aldı. Bir öğrencimiz beyin kanaması şüphesiyle gözetim altına alındı” ifadeleri kullanıldı.

‘Öğrencilere şiddet uygulama hakkınız yok’

“Bir kamu üniversitesi olan Boğaziçi Üniversitesi’nin çalışanı olan güvenlik görevlilerine esas sorumluluklarını bir kere daha hatırlatıyoruz” ifadeleri kullanılan açıklamada şunlar söylendi:

Sizler Melih Bulu yönetiminin değil, bir kamu üniversitesinin çalışanlarısınız; göreviniz tüm kampüs sakinlerinin kendilerini rahat ve güvende hissedecekleri özgür bir ortam yaratmaktır. Öğrencilerimize karşı şiddet uygulamaya hakkınız yok! Yetki aşımında bulunuyor, kanunsuz davranıyor ve suç işliyorsunuz. Size bu emredilse bile, davranışlarınızın sonuçlarından yine siz sorumlu tutulacak, bu konuda cezai yaptırımlara siz maruz kalacaksınız. Zira Türk Ceza Hukuku suçun ve cezanın şahsiliği ilkesini temel alır.

‘Güvenlikçi üniversiteyi kabul etmiyoruz’

Açıklamada “Bir kez daha vurgulamak isteriz ki gerçek bir üniversitenin kampüsü nefes alan bir mekândır. Böyle bir kampüs “güvenlikli” değil, güvenilir bir yerdir. Tıpkı 2 Ocak 2021 rektör atamasından önce Boğaziçi kampüslerinin olduğu gibi…” denildi.

Akademisyenlerin açıklaması “Boğaziçi hepimizin evi. Kimse bizi evimizden koparamaz. Bu inanç ve dirençle sesleniyoruz: Güvenlikçi üniversiteyi kabul etmiyoruz, özgür ve güvenilir kampüs talebimizden vazgeçmiyoruz!” ifadeleriyle son buldu.

 

Pilot uygulama: Mesai saati 35-36 saate düşen çalışanların verimliliği arttı

İzlanda’da mesai saatinin 35-36 saate düşürüldüğü pilot programda çalışanların verimliliğinin arttığı açıklandı.

Çalışanların stres, tükenmişlik sendromu ve sağlık-iş hayatı dengesinde de iyileşme gözlemlendi.

Mutlulukları arttı

İzlanda’da çalışan nüfusun yüzde 1’inden fazlası maaşlarında kesinti olmadan haftalık mesai saatinin 35-36 saate düşürüldüğü pilot programa katıldı.

Pilot uygulamanın sonucuna göre, çalışanlarda verimlilik artarken, mutluluk ve refah düzeyleri de olumlu yönde etkinlendi.

Araştırmacılar, çalışanların yüzde 86’sının mesai saatlerini azalttığını veya esnettiğini tahmin ettiklerini belirtti.

Pilot programla ilgili değerlendirmeler

İzlanda’da bulunan Sürdürülebilirlik ve Demokrasi Birliği’nden araştırmacı Gudmundur D. Haraldsson programla ilgili, “Deneme yalnızca modern zamanlarda daha az çalışmanın mümkün olduğunu değil, aynı zamanda ilerici değişimin de mümkün olduğunu gösterdi” yorumunda bulundu.

Birleşik Krallık’taki düşünce kuruluşu Autonomy’nin direktörü Will Stronge ise programla ilgili, “Daha kısa çalışma saatleri üzerine yapılan bu dünyanın en geniş çaplı denemesi her bakımdan büyük bir başarıydı” ifadelerini kullandı.

18. Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali 24 Temmuz’da başlıyor

Bu yıl 18. düzenlenecek olan Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali, 24 Temmuz cumartesi akşamı Gümüşlük Antik Taş Ocağı‘nda başlıyor.

Festivalin açılış konserinde Devlet Sanatçısı, Piyanist Gülsin Onay ve Ancyra Ensemble birlikte sahne alacak. Konseri, Şef Nisan Ak yönetecek.

Festival, 24 Temmuz-29 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek.

Festivalin programı oldukça yoğun

Festivalde bu yıl 17 konser, iki ustalık sınıfı öğrenci konseri ve iki Dj performansının gerçekleşmesi planlanıyor.

Zefirya Kültür Merkezi, Gümüşlük Sahili’ndeki festival merkezi ve Toprak Ev’de gerçekleşecek konserlerle birlikte, festivalin en önemli oluşumlarından Gümüşlük Festival Akademisi bünyesinde piyano ve çello masterclassları düzenlenecek. 1 – 12 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek piyano masterclassına Gülsin Onay, Pablo Galdo ve Valerian Shiukashvili eğitmen olarak katılacak. 12 – 18 Ağustos tarihlerinde düzenlenecek çello masterclassını ise çelist Henri Demarquette üstlenecek.

Festivalin programıyla ilgili daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Çocuklar için atölyeler

Uluslararası Gümüşlük Müzik Festivali, sürdürülebilir yaşam misyonuyla öne çıkıyor.

Festival konserleri öncesinde “Yeşil Yaşam Gümüşlük Etkinlikleri” adı altında PEK-DER (Peksimet Eğitim ve Kültür Derneği) işbirliği ile çocuklar için alternatif eğitim programı, temmuz ayına girilmesiyle birlikte başladı.

Festivalin, bu projedeki hedef kitlesi, bilgisayarı ya da internet bağlantısı olmayan, maddi güçlük çeken dezavantajlı çocuklar. Bu nedenle Peksimet Köyü çocuklarıyla uzun zamandır çalışan PEK-DER ile işbirliğine giren festival, günü birlik çocuk atölyeleri de düzenleyecek.

Peksimet Köyü Çocuk atölyeleri; PEK-DER – Festival işbirliği ile 2 Temmuz – 15 Temmuz ve 1 Eylül – 31 Ekim tarihleri arasında Festival Merkezi’nde gerçekleşecek.

Tozkoparanlılar Ankara’da: Evleri yıkılanların mağduriyeti nasıl karşılanacak?

İstanbul‘un Güngören ilçesinde yer alan ve itirazlara rağmen kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmak istenen Tozkoparan Mahallesi sakinleri yaşadıkları sıkıntıları anlatmak için Ankara’ya gitti.

Danıştay binası önünde basın açıklaması yapan mahalleli, açtıkları davanın hala sonuçlanmadığını hatırlatarak Danıştay’da bir yıldan fazladır bekleyen davanın artık sonuçlanmasını ve hukuksuzluğun sona erdirilmesisini talep etti.

Tozkoparan halkı adına konuşan Serap Halis, “Danıştay 6’ncı Dairenin riskli Alan Kararının İptali karşısında evleri başlarına yıkılan mağdurların kaybını kimin nasıl karşılayacak?” diye sordu.

Fotoğraf: Damla Kırmızıtaş/Evrensel

İki ayrı dava açıldı

Tozkoparan ve Mehmet Nesih Özmen mahallelerinin 10,4 hektarlık alanı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 20 Nisan 2020 tarihinde riskli alan ilan edilmişti.

Bu karara Danıştay 6’ncı Dairesinde Haziran 2020 tarihinde iki dava açıldı. Henüz yürütmeyi durdurma kararı çıkmasa da savcı  Ocak 2021 tarihinde bu kararın neye göre verildiğinin belirsizliğini vurgulayarak riskli alan kararının iptal edilmesi yönünde görüş bildirdi.

Şu anda hala mahkeme kararı bekleniyor. Ancak polis eşliğinde gelen Güngören Belediyesi çalışanları mahallelinin altyapısını kesmeye çoktan başladı. Buna karşı çıkan halk ise polis şiddeti ile karşı karşıya kaldı.

Fotoğraf: Birgün

‘Geri dönülemez mağduriyet yaşanıyor’

Evrensel’den Damla Kırmızıtaş’ın haberine göre Tozkoparan’da geri dönülemez mağduriyetler yaşandığını belirten Halis, “Psikolojik baskı ve telefon tehditlerinden aynı sokakta, yaşları 67 ile 92 olan yakınlarımız 25 gün arayla vefat etmişlerdir. Bu vefatların bir tanesi olan Ramazan Kabataş için eşi tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur” dedi.

Geç gelen adaletin nimetlerini kupon araziye ve ranta dönüştürmek isteyen idarenin Tozkoparan’da zulmetmeye devam ettiğini belirten Halis, “Sonrasında davalı bakanlık 22 Aralık 2020 tarihinde konutlarımızın 6306 sayılı risk yasasının 6/A maddesi kapsamına alındığını ve 1 ay içinde konutlarımızın tahliyesini isteyen tebligatlar apartmanlarımızın diş kapılarına, Güngören Belediyesi yetkilileri tarafından asıldı” dedi.

Fotoğraf: Damla Kırmızıtaş/Evrensel

‘Tozkoparan bizimdir’

Bu karara da idare mahkemelerde 33 dava açıldığını ve 28 tane yürütmeyi durdurma kararı verildiğini belirten Halis, “Bu mahkemelerin hiç birinde duruşmalar sonuçlandırılıncaya kadar Yürütmeyi Durdurma kararı vermemeleri ayrıca düşündürücüdür. Bu yürütme kararlar bilirkişi talebine rağmen İstanbul 10’uncu İdare Mahkemesinde toplanarak Mayıs 2021 sonu itibariyle iptal edildi” dedi.

Şu anda da polisin biber gazi, gaz bombası ve plastik mermi ile evlerin su, elektik ve doğal gazını kestiğini aktaran Halis, “Yaklaşık 208 konut yani 20 apartmanı Nisan ayından bu yana yıkmışlardır. Tozkopran bizimdir bizim kalacak” ifadelerini kullandı.

 

Anayasa Mahkemesi, Özgür Gündem’in kapatılmasına ‘hak ihlali’ dedi

Anayasa Mahkemesi, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem gazetesine ilişkin başvuruyu karara bağladı.

Kararda gazetenin “geçici olarak kapatılmasının” Anayasa’nın 26’ıncı ve 2’inci maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali olduğu belirtildi.

Özgür Gündem hesabından yapılan açıklamada “KHK ile kapatılan Özgür Gündem gazetesi avukatlarının, 2016 yılında gazetenin “geçici olarak kapatılmaya” karşı AYM yaptığı başvuru karara bağlandı. AYM, Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddelerinde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar verdi” denildi.

Karara ilişkin detayların önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.

Kuraklık nedeniyle gül rekoltesi yarı yarıya düştü

Isparta’nın Gönen ilçesinde, gül yetiştiriciliğinin en çok yapıldığı Güneykent’te, kuraklık nedeniyle gül rekoltesinde düşüş yaşandı. Bazı bölgelerde 15 Mayıs’tan sonra başlayan hasat, haziran sonunda tamamlandı.

Belediye Başkanı Metin Kutsal, kuraklık ve yağış nedeniyle gül üretiminin yarı yarıya azaldığını, 1200 kilogramlık üretimin bu yıl 600-700 kilograma düştüğünü söyledi.

Hasat geç başladı

Başkan Kutsal, hasadın iklimsel nedenlerle biraz geç başladığını dile getirerek, 1,5 ay gibi kısa sürenin sonunda bu yıl gül sezonunun sonuna geldiklerini kaydetti.

Geçen yıla oranla rekoltenin yarıya bile ulaşmadığının altını çizen Kutsal, DHA’ya yaptığı açıklamada “Kuraklık oldu, yağış olmadı. Son zamanlarda dolu zarar verdi. Güneykent’te 1200 kilogram üretim yapılıyordu, bu sene 600-700 kilogram üretim yapıldı” ifadelerini kullandı.

‘Üreticilerimiz mağdur oldu’

Gül bahçelerinde her gün 05.00 ile 11.00 saatlerinde gül çiçeğinin toplandığını ve vakit kaybedilmeden gül yağı fabrikalarına teslim edildiğini belirten Başkan Kutsal, gül çiçeğinin suyunun ve yağının çıkarılarak, işlendiğini vurguladı.

Kutsal, ayrıca artık üreticilerin, maliyetin hesaplanmasının ardından alacakları ücreti beklemeye başlayacaklarını da belirtip, “Gül işlemesi yapıldıktan sonra maliyeti ortaya çıkıyor. Daha sonra üreticiye para ödemesi yapılıyor. Üreticilerimiz de bu yıl mağdur oldu. Fabrika sahiplerinin, gül üreticilerimizi mağdur etmeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Kent Konseyleri: Marmara bu kirliliği artık kaldıramıyor

İstanbul‘daki Kent Konseyleri üyeleri Marmara Denizi‘nin karşı karşıya olduğu kirlilik problemini konuşmak için 4 Temmuz Pazar günü Kadıköy İskelesi’nde bir araya geldi.

Toplantı sonrasında yapılan ortak açıklamada “Bilim insanları bunun bir oksijen bunalımı ve denizin ölmeden önceki son evresi olduğu konusunda hemfikir. Yetkilileri acilen önlem almaya davet ediyoruz” çağrısında bulunuldu.

Basın açıklamasını Kadıköy-Beşiktaş İskelesi önünde toplanan İstanbul Kent Konseyi, Adalar Kent Konseyi, Ataşehir Kent Konseyi, Avcılar Kent Konseyi, Beşiktaş Kent Konseyi, Beylikdüzü Kent Konseyi, Esenyurt Kent Konseyi, Kartal Kent Konseyi, Maltepe Kent Konseyi, Sarıyer Kent Konseyi ve Şişli Kent Konseyi üyeleri adına Avcılar Kent Konseyi Başkanı Turgay Halisçelik okudu.

‘Gelecek kuşaklar da tehlike altında’

Birgün’ün aktardığına göre açıklamada “Bugün sistemin ve insanın doğayı talan ettiği; yanlış kentleşmeden çarpık sanayileşmeye, kontrolsüz derin deşarj atıklarından bilinçsiz tüketime, siyasal rantlardan ekonomik dengesizliklere, sadece bugünkü kuşakların değil, gelecek kuşakların haklarının da tehdit altında olduğu, kamusal alanların yağma edildiği bir düzenle karşı karşıyayız” denildi.

Marmara Denizi’nde meydana gelen müsilajın üç-beş ayın kirlilik birikimiyle olmadığına dikkat çekilen açıklamada “Marmara, artık bu kirliliği kaldıramıyor. Doğa, ‘Artık yeter!’ diyor. Sanayi kuruluşları atıklarını doğrudan denize dökmeye devam ettikçe, deniz yüzeyinde bugün gördüğümüz bu kirliliğin sonlanması mümkün değil” ifadelerine yer verildi.

‘Denetim yok’

Birçok sanayi kuruluşunun arıtma tesisine sahip olmadığı veya çalıştırmadığı ifade edilen açıklamada “Denetim yok. İktidarın yanlış ve sorumsuz politikaları ile giderek bozulan bu tablo, canlı organizmaların geri dönüşsüz bir şekilde yok olmasına yol açıyor. Yok olan sadece Marmara Denizi değil, yok olan bütün bir ekosistem ve dünyadır. Bu yok oluş yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir krizi de tetikleyecektir” denildi. Açıklama devamında şu talepler sıralandı:

Dört tarafı denizlerle çevrili bir ülke, kendi sonsuz yaşam kaynağını böyle yok etmemeli. Biz, İstanbul ilçelerindeki Kent Konseyleri olarak Marmara’nın yok oluşunu durdurmak adına, Marmara Denizi’ni kirleten tüm sanayi kuruluşlarının gerekli filtrelemeyi yapana kadar kapatılmasını, Ergene Nehri’nin deniz deşarjının acilen durdurulmasını talep ediyoruz. Sorunun gerçek muhataplarının ve sorumlularının gerekeni bir an evvel yaparak, bilimin ışığında ortak akılla bu sorunun çözülmesini talep ediyoruz.

Bizler, İstanbul ilçelerindeki Kent Konseyleri olarak, ülkemizdeki sivil toplum ve bütün paydaşlar adına üzerimize düşen her türlü sorumluluğu, müşterek çabayı, kamuoyunu uyarma görevini, fikri ve eylemsel takibi yapmaya hazırız. Tüm yetkililere ve sorumlulara çağrımızdır. Gelin, İstanbul’umuzu, Marmara Denizi’mizi ve ülkemizi tahrip edecek projeleri bırakıp, ülkemizi hak ettiği güzel yarınlara taşıyalım. Marmara Denizi’mizi yaşatalım!