Milletvekilliğinin düşürülmesiyle birlikte tutuklanan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) vekilliğinin düşürülüp cezaevine gönderilmesiyle ilgili hak ihlali kararını vermesinin beş gün ardından Sincan Cezaevi‘nde tahliye edildi.
Gergerlioğlu, tahliyesinin ardından HDP Genel Merkezi‘nde yaptığı açıklamada Anayasa Mahkemesi’ne teşekkür etti.
Tahliyeyi oğlu duyurdu
Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun oğlu Salih Gergerlioğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla ‘Artık özgür:)’ notuyla babasının tahliyesini duyurdu.
Ömer Faruk Gergerlioğlu ise tahliye sonrası ilk sosyal medya paylaşımda “Nerede kalmıştık? :)” ifadesini paylaştı.
Nerede kalmıştık? :)
— Ömer Faruk Gergerlioğlu (@gergerliogluof) July 6, 2021
‘Yargı sürecinin utanması gerekiyor’
Tahliye sonrası HDP Genel Merkezi’nde bir açıklama yapan Ömer Faruk Gergerlioğlu, hukuksuzluğun had safhada olduğunun altını çizdi ve şu açıklamalarda bulundu:
İstedikleri kadar zulüm etsinler. Direne direne kazandık. Beni darbederek evimden çıkartılırken, ‘Bu hikaye burada bitmez’ dedik. Biz geri adım atmayacağız, çünkü haklıyız dedik. Bu zaferi en başta halkımıza armağan ediyorum. Tüm duyarlı insanlar direndi. Cezaevinde o dört duvar arasında bana edilen duaları, sevgi dileklerini hissettim. Bu bizim değil halkın zaferidir. Bu kadar zorbalık içinde bu halkın yüzünün gülmesine çok ihtiyacı vardı. Bundan dolayı çok mutluyum.
5 yıl önce ben barış istedim diye Kürt meselesinde, 27 yıllık kamu doktorluğumdan ihraç edildim. Türkiye’de kime güveneceğiz biz? 5 yıldır mağdur ediliyorum. Tüm ezilenler mağdur ediliyor. Hukuksuzluk had safhada.
Buradan Anayasa Mahkemesi’ne teşekkür ediyorum. Hızlı bir süreç işletti. 1 Temmuz’da karar verildi. Çok net bir karardır. Oy birliğiyle alınmıştır. Yargı sürecinin utanması gerekiyor.”
Greenpeace Birleşik Krallık ofisi petrol şirketlerinin lobi faaliyetleriyle iklim eylemlerinin nasıl tıkandığını göstermek için çarpıcı bir yöntem izledi.
Daha önce petrol devi Exxon için Washington’da lobi faaliyetleri yürütmüş bir isim olan Kaith McCoy ile işe alım görüşmesi olduğu belirtilerek sahte bir video görüşmesi düzenlendi.
Gizlice videoya çekildi
Bu görüşmenin bir tezgah olduğunu fark etmeyen McCoy ise görüşme boyunca ne tür lobiler yürüttüklerini ve ABD’nin yeni başkanı Joe Biden’ın iklim gündemini köreltmek için neler yaptıklarını açıkça anlattı.
Gizlice kaydedilen videonun yayınlanmasıyla fosil yakıt lobisinin kirli ilişkileri ve iklim eylemlerinin engellenmesindeki rolü de açığa çıkmış oldu.
REVEALED: How Exxon held back climate action for decades, and is still doing it today. We went undercover with Exxon’s lobbyists to expose the truth. Watch and share. pic.twitter.com/yICeai1Sop
Şirketin federal ilişkilerden sorumlu kıdemli direktörü McCoy, ExxonMobil’in baskı uygulayacağı senatörleri nasıl seçtiğini anlattı.
Petrol firmasının karbon emisyonları vergisine verdiği kamu desteğinin Kongre’den geçme şansı çok az olan “kolay bir konuşma noktası” olduğunu söyledi.
‘Engellemek için dış kuruluşlara fon verdik’
Videoda McCoy, Biden’ın sera gazı emisyonlarını azaltma hedeflerinin “çılgın” olduğunu savunarak “Savunma oynuyoruz çünkü Başkan Biden bu büyük altyapı paketinden bahsediyor ve bunun bedelini kurumlar vergisini artırarak ödeyecek” ifadelerini kullandı.
McCoy ayrıca Exxon’un, hükümetin artan sıcaklıkları durdurma çabalarını engellemeye çalışan dış kuruluşlara fon sağladığını da itiraf etti ve “İlk çabalardan bazılarına karşı çalışmak için bu ‘gölge gruplardan’ bazılarına katıldık mı? Evet, bu doğru. Ama bunda yasa dışı bir şey yok. Yatırımlarımıza sahip çıktık” dedi.
Cepteki senatörler
Exxon’un lobicisi görüşme sırasında ‘cepte gördükleri’ senatörleri de listeledi. Demokrat senatör Joe Manchin’in ofisi ile iklim planının kapsamını azaltmak ve sera gazı emisyonlarını sınırlayan kurallar ve petrol vergileri gibi “olumsuz” şeyler için her hafta konuştuğunu belirtti.
Manchin’in en iyisi olduğunu belirten McCoy, “Bu konuda en önemli kişi o çünkü Batı Virginia’dan bir Demokrat ve çok muhafazakâr bir eyalet. İddiasını erkenden ortaya koymaktan çekinmiyor ve tartışmayı tamamen değiştiriyor” ifadelerini kullandı. McCoy, Batı Virginia’dan senatör Shelley Moore Capito ile de iletişimde olduğunu söyledi.
Joe Manchin
‘Coons’un Biden ile çok yakın ilişkisi var’
Demokratlar arasında da ılımlı olan senatörleri tercih ettiklerini belirten McCoy, Arizona Senatörü Kyrsten Sinema, Montana Senatörü John Tester ve Delaware Sanatörü Chris Coons’un isimlerini saydı.
Sanatör Coons’un Biden ile çok yakın bir ilişkisi olduğunu söyleyen McCoy, “Bu yüzden onun ofisi ile çalışıyoruz. Aslına bakarsanız CEO’muz gelecek salı onunla konuşacak” ifadelerini kullandı.
Arizona’dan Demokrat senatör Mark Kelly, New Hampshire Demokrat senatör Maggie Hassan ve 2022’de yeniden seçilmek üzere olan Florida Cumhuriyetçi senatörü Marco Rubio gibi kişileri de hedeflediğini söyleyen McCoy, “Onlarla bu sohbetleri yapabilirsiniz çünkü onların sağlam bir izleyici kitlesi var. Onların bana, benim de onlara ihtiyacım olduğunu biliyorlar” dedi.
Video görüşmesinde isimleri çıkan senatörlerin birçoğu ise iddiaları yanıtlamayı ve gözden kaybolmayı tercih etti. Exxon lobicileriyle yakın ilişkileri olduğu ortaya çıkan birçok ofis, videonun bir iş görüşmesi sırasında çekildiğini bu yüzden McCoy’un abartılı beyanlarda bulunmuş olabileceğini söyledi.
Exxon: Yaptıklarımızla tutarsız
Videonun yayınlanmasının ardından ExxonMobil CEO’su Darren Woods bir yazı yayınlayarak videodaki yorumların “Şirketin çevreye, şeffaflığa ve kendisi CEO olduğu dört yıldan bu yana yöneticilerin ve ekibin yaptığı çalışmalar ile tutarsız” olduğunu söyledi.
Şirketin Paris İklim Anlaşması’nı ve karbon fiyatlandırmasını kamuoyunda da açık bir şekilde desteklediklerini yineleyen Woods, başka bir bilgi paylaşmadı.
‘İlişkilerini açıklamalı’
Demokrat Milletvekili Ro Khanna, şirketin CEO’sundan ExxonMobil’in Kongre’deki iklim değişikliği konusundaki iletişimi hakkında geniş bir ifade vermesini talep ederek “Bu video, ülke çapında birçok kişinin şüphelendiği şeyin bir teyidi” dedi.
Khanna, “Bu, fosil yakıt endüstrisinin ve özellikle Exxon’un iklim değişikliğinin etkisini inkar etmek için kamuoyunu manipüle eden yanlış bilgilendirme kampanyasına giriştiğini gösteriyor” dedi.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Resmi Gazete‘de de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Türkiye Elektrik İletim A.Ş’nin (TEİAŞ) özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin bir açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada, TEİAŞ’ın halka arz yoluyla özelleştirileceği ve çoğunluk hissesinin yine kamuda kalacağı, şirketin herhangi bir kişi veya kuruma blok satışı veya işletme hakkının devrinin söz konusu olmadığı ileri sürüldü.
‘Şirketin Bakanlığa bağlılığı devam ediyor’
Yapılan açıklamada, TEİAŞ’ın ve personelinin mevcut statüsü ile şirketin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘na bağlılığının devam ettiği belirtildi:
Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) 2 Temmuz 2021 tarihli ve 4222 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile halka arza yönelik hazırlık işlemlerine başlanmak üzere özelleştirme kapsamına alınmıştır.
Söz konusu kararda açık ve kesin bir şekilde belirtildiği üzere özelleştirme yöntemi halka arz olup TEİAŞ’taki çoğunluk hissesi kamuda kalacak, kamu kontrolü kesin surette devam edecektir. Şirketin herhangi bir kişi veya kuruma blok satışı veya işletme hakkının devri söz konusu değildir.
Mevcut durumda TEİAŞ sadece özelleştirme kapsamına alındığından TEİAŞ’ın ve personelinin mevcut statüsü ile Şirketin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlılığı devam etmektedir.”
‘Yanıltıcı yorumlara itibar edilmemeli’
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
TEİAŞ’ın azınlık düzeyindeki bir payı halka arz edilerek Türk sermaye piyasalarına güçlü ve yatırımcı tabanı geniş bir şirket kazandırılması hedeflenmektedir. Böylelikle, TEİAŞ’ta kamu denetimine ek olarak finansal raporlama, kamuyu aydınlatma, bağımsız denetim ve kurumsal yönetim gibi halka açık şirketlerin tabi olduğu sermaye piyasası düzenlemeleri de uygulanmaya başlayacaktır.
Halka arz hazırlık sürecinde ve devamında Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve diğer bütün paydaşlar olarak, tüm iş süreçlerinin ve TEİAŞ’ın faaliyetlerinin kusursuz bir şekilde sürdürülmesine en yüksek düzeyde dikkat edilecek ve önem verilecektir.
Süreç hakkında yetkili kişi ve kurumların yapacağı açıklamalar dışında ortaya atılan hiçbir söylentiye, yanlış ve yanıltıcı yorumlara itibar edilmemelidir.”
Binlerce kişiyi mağdur eden Çiftlik Bank‘ın kurucusu Mehmet Aydın Brezilya’da kendi isteğiyle teslim olduktan sonra Türkiye’de yargılanması için ifade işlemleri devam ederken dosyayla ilgili kısıtlama kararı alındı.
Alınan bu karar kapsamında, taraf avukatlarının soruşturma dosyasını inceleme ve dosyada bulunan belgelerden örnek alma yetkisi kısıtlandı.
Talep kabul edildi
AA‘da yer alan habere göre, Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü‘nde hala gözaltında bulunan Mehmet Aydın hakkında yürütülen savcılıktaki soruşturma dosyasına kısıtlama kararı istedi.
Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği ise talebi kabul etti. Böylece, Aydın hakkında yürütülen soruşturma dosyasına kısıtlama kararı getirilmiş oldu.
Yeni bir soruşturma açıldı
Çiftlik Bank’ın kurucusu hakkında 102 mağdurun şikayetçi olmasının ardından, yeni bir soruşturma dosyasının açıldığı bilgisine ulaşıldı.
Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nda da farklı illerden müştekilerin yaptığı şikayetlerin yetkisizlik kararıyla tek dosya üzerinden birleştirilerek yürütüldüğü kaydedildi.
Söz konusu soruşturma dosyasında da mağdurların uğradığı zararın tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ifade edildi.
Antalya’da, Finike’nin sedir ormanlarını yapılması planlanan mermer ocağına karşı savundukları için öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti için hatır ormanı kampanyası başlatıldı.
Çiftin kızı Emine Büyüknohutçu, ağaçlandırmanın TEMA Vakfı aracılığıyla Gaziantep’in Kızılin bölgesindeki kurak bir alanda yapılacağını duyurdu.
Büyüknohutçu çiftinin adını taşıyacak hatıra ormanına destek vermek istenler fidan başına 10 TL katkı sağlayabilecek. Emine Büyüknohutçu, “Bir ay boyunca bağış toplama kampanyası devam edecek ve 20 bin liraya ulaşıldığında ağaçlandırma başlatılacak” dedi.
Güzel haberimizi veriyoruz 🌲💚🌲@temavakfi aracılığıyla Gaziantep~Kızılin sahası ağaçlandırma kampanyamızı başlattık! Ali Ulvi & Aysin Büyüknohutçu Ormanı'nda senin de bir ağacın olsun ister misin?
— Emine Büyüknohutçu 🌿 (@EBuyuknohutcu) July 2, 2021
Proje bir yıl sürecek
Kızılin’in, en acil ağaçlandırılması gereken bölge olduğu için seçildiğini belirten Emine Büyüknohutçu, projenin bir yıl süreceğini, hedeflerinin önümüzdeki yıl ölüm yıl dönümünde ormanlaştırma çalışmasını tamamlamak olduğunu ifade etti.
Bağış yapmak isteyenlerin Türkiye İş Bankası Levent Şubesi’ndeki alıcı ismi TEMA Vakfı olan hesaba açıklama yerine “isim-soyisim/Büyüknohutçu ailesi” yazarak para göndermeleri mümkün. Hesabın IBAN’ı ise şu şekilde: TR56 0006 4000 0011 0351 2077 74
Neler yaşandı?
Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu 9 Mayıs 2017’de Antalya Finike’de Kızılcık yaylasındaki evlerinde ölü bulundu. Cinayetin hemen ardından Ali Yamuç isimli “kiralık katil” yakalandı ve cinayeti mermer şirketlerinin azmettirmesiyle işlediğini itiraf etti.
Yamuç, kendisini “Çirkin” lakaplı, taş ocağı adına çalışan birinin 50 bin liraya kiraladığını ancak sadece üç bin lira ödeme yaptıklarını söyledi.
Ali Yamuç, Elmalı Cezaevinden güvenlik gerekçesiyle Alanya L Tipi Cezaevine sevk edilmesinden bir süre sonra şort ipi ile kendini asarak “intihar etti”. Katilin ölmesiyle, çiftin cinayetleri için açılan dava düştü.
Azmettiriciler hala serbest
Katil zanlısı Ali Yamuç’un eşi Fatma Yamuç, yargılandığı Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Cinayete yardım etmek” suçundan beraat etti. Dosya şu anda yargıtay aşamasında.
Ancak katilin cinayeti para için işlemiş olduğu itirafına rağmen azmettiriciler hakkında herhangi bir işlem yapılamadı ve cinayetlerinin üstü yargının da yardımıyla örtüldü.
Çiftin öldürülmesinin dördüncü yıl dönümünde ölümlerinin araştırılması için “Azmettiriciler Kim?” isimli bir imza kampanyası başlatıldı. Kampanyaya şu ana kadar 48 bin 500 kişi imza attı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sağlık ve Sosyal Politikalar Komisyonu Eş Sözcüsü Samet Mengüç, Kürt illerinde koronavirüs aşılama oranlarının diğer illere kıyasla çok daha düşük olmasıyla ilgili HDP Genel Merkezi‘nde basın toplantısı düzenledi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sağlık Bakanlığı verilerine dayanılarak 26 Haziran’da illere göre aşılama sayılarının ve oranlarının kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Mengüç, “Bu aşılama oranı düşüklüğü bir tesadüf mü yoksa bilinçli bir siyasi tercih mi?” sorusunu sordu.
Kürt illerinde aşılama oranı yüzde 22
TÜİK raporuna göre Türkiye’de aşılamanın en az yapıldığı iller sırasıyla Şırnak, Urfa, Siirt, Bitlis, Mardin, Muş, Hakkari, Diyarbakır, Batman, Bingöl, Ağrı, Iğdır ve Van.
Mengüç açıklamasında “Türkiye illerinin ortalama aşılama oranına bakıldığında 18 yaş üstü nüfusun yüzde 53’ü aşılanmışken aynı oran Kürt illeri ortalamasında sadece yüzde 22. Yani genel aşılama oranının yarısından daha az” ifadelerini kullandı.
Eş Genel Başkan Yardımcımız Samet Mengüç, aşı politikalarının bölgesel eşitsizliğine dair basın toplantısı düzenliyor https://t.co/DzlaSRqy3Z
“Türkiye’yi yaşanmaz hale getiren, hukuksuzluk üreten, demokrasiyi katleden bu ayrımcılıktır” ifadelerine yer veren Mengüç “Türkiye’de hak, hukuk, adalet, özgürlük talep eden, asgari düzeyde demokrat olan herkes öncelikle bu ayrımcılığa karşı çıkmak zorundadır” dedi.
bianetin aktardığına göre hükümete çağrı yapan Mengüç,”Sağlık Bakanı ve hükümeti bu konuda açıklama yapmaya çağırıyoruz. Aşılama oranlarındaki bu kırılmayı neyle izah edeceksiniz? Sizin açıklama borcunuz bakidir” tepkisini gösterdi.
‘Anadilde eğitim’
Samet Mengüç açıklamasında “Genç nüfus oranı, yüksek yaşlı nüfus oranı, Kürt halkı gerçekliği, anadilinde eğitimin ve anadilinde sağlık hakkının olmamasıyla doğrudan ilişkilidir” diyerek hükümetten. bu konuda adım atmasını istedi.
Mengüç, “Hükümetten, Eğitim ve Sağlık Bakanlığı’ndan bu hususta adımlar atılması ve açıklamalar yapılması beklentilerimizin yanında, tüm halkımızı bir kez daha bir an önce ve acilen aşı olmaya çağırıyoruz” dedi.
Yıllar içerisinde devletin ve hükümetin halkta yarattığı güvensizliğin de aşılamadaki düşük oranların sebebi olduğunu ifade eden Mengüç, “Halkımız bize güvensin ve tereddütsüz aşı olsun diyoruz” çağrısında bulundu.
Fotoğraf: HDP Basın
‘Randevu alma ve dil desteği sağlayacağız’
HDP olarak da bu konuda çalışmalar yürüteceklerini aktaran Samet Mengüç yapılacakları şu şekilde sıraladı:
Bunun için tüm yerellerde halkımızı bilinçlendirme çalışmaları yapacağız. Kurmancî, Kirmançkî (Zazaki), Arapça, Lazca, Çerkezce yani tüm anadillerde halka bilgilendirme çalışmaları başlatıyoruz.
Yerelde sağlık meslek örgütleriyle birlikte anadilde aşı olma çağrıları yaparak, gerekirse il-ilçe örgütleriyle yapılan ve milletvekillerinin de eşlik ettiği çalışmalarla esnafa, çiftçiye, köylüye giderek bilgilendirmeler yapacağız.
Aşı olmaya istekli olduğu halde imkansızlıklardan ötürü randevu alamayanlara randevu alma desteği sunacağız.
Sağlık Bakanlığı’na erişilebilir, anadilinde, farklılaşan ihtiyaçlara özgü aşılama yapması için çağrılarımıza devam edeceğiz.
Mevsimlik işçi göçlerinin olduğunu da gözeterek gerekirse gezici aşılama birimlerinin oluşturulması konusunda hükümete ve Sağlık Bakanlığı’na çağrı yapmaya devam edeceğiz.
İstanbul Pendik‘te yer alan Çamlık Mahallesi‘nde 17 köpek ölüsü bulundu. Sokakta yaşayan hayvanları beslemek için ormanlık alanın yakınlarındaki araziye giden hayvanseverler köpeklerin cansız bedeniyle karşılaştı.
İhbar üzerine bölgeye polis ve belediye ekipleri sevk edildi. Belediye ekipleri, arazideki köpek cesetlerini toplayarak, ilçedeki veteriner işleri birimine götürdü.
İşkence yapıldığı tespit edildi
Burada yapılan incelemede, birçoğunun zehirlendiği belirlenen köpeklere işkence yapıldığı da tespit edildi. Çevrede araştırmalar yapan polisin soruşturması sürüyor.
Köpekleri bulan hayvansever Sevgi Elik “En kötüsü de orada herhangi bir güvenlik kamerası olmaması. Zaten kimin öldürdüğü bulunsa bile bir şey değil. Hayvanlarla ilgili yasa çıkmadığı sürece köpekler eşya konumunda gerçekten çok üzücü ve çok üzüldüm” dedi.
Bir başka hayvansever Fatih Yazıcı ise, “Bizim besleme alanlarımızdan bir yer orası. Bu olay canımızı çok yaktı. Resmen perişan olduk. İçimizi çok sızlattı. İnsanlar mahalle aralarında topluyorlar köpekleri, böyle belirli bir yerlere atıyorlar. Bilinçli olarak yapılan bir şey bu” ifadelerini kullandı.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile diğer ham petrol üreticisi ülkelerin, petrol arzını artırma konusunda uzlaşma sağlayamaması üzerine, ham petrol fiyatları 2014’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye çıktı.
Koronavirüs pandemisinin ardından, küresel ekonomik toparlanmayla birlikte, enerjiye olan talep arttı. New York piyasasında ağustos teslimatlı ham petrolün varil fiyatı 76 dolar 68 sente çıktı.
Uzlaşmazlık aşılamadı
BBC Türkçe’nin haberine göre son 24 saatteki yükselişin nedeni olarak pandemi nedeniyle geçen yıl azalan tedarikin nasıl artırılacağı konusundaki adımlar üzerinde uzlaşamamasından kaynaklanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, uzun vadede daha fazla ham petrol üretmesini beraberinde getirecek ödünler verilmesini talep ediyor.
OPEC üyesi ülkeler, Rusya ve diğer bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ ülkelerinin pazartesi günü yaptığı telekonferansta uzlaşmazlık aşılamadı ve yeni bir toplantı tarihi de belirlenmedi.
Fotoğraf: Shutterstock
Markets.com analisti Neil Wilson AFP’ye yaptığı açıklamada “Ağustos ayı ve sonrasında üretimin artırılması konusunda uzlaşılamaması arz talep dengesizliğini artırdı” ifadelerini kullandı.
Enflasyon kaygısı
Petrol üreticisi ülkeler, koronavirüs salgını yüzünden çöken talep yüzünden kıstıkları petrol musluklarını, son aylarda yavaş yavaş açmaya başlamıştı.
Ancak küresel ekonomik toparlanmayla birlikte, ABD’de yoğun araç kullanılan tatil döneminin başlamasıyla, her ay günlük üretimin 400 bin varil artırılması planlanıyordu. Ancak uzlaşmazlık yeni tedarikin gelmemesi anlamına geliyor.
OPEC ve diğer ham petrol üreticisi ülkeler arasındaki görüşmelerin çökmesi petrolün varil başına fiyatının 100 doları bulması ihtimalini de artırmış oldu.
Ham petrol fiyatlarındaki artışın, enflasyonu da artırabileceğinden, bunun da merkez bankalarının faiz artırımını planlanandan önce yapmasına yol açabileceğinden kaygılanılıyor.
Van Gölü havzasında toplu martı ölümleri yaşanmaya başladı. Ölen martılardan alınan numuneler üzerine yapılan incelemeler sunucunda ölümlerin açlığa bağlı stresten kaynaklandığı ortaya çıktı.
Üreme zamanlarında, insanların bulunmadığı ve riskli olmayan yerleri seçen martılar, Van Gölü havzasına özellikle de Adır Adası‘na geliyor. ‘Martı Adası’ olarak da bilinen adaya gelen martılar yumurtalarını buraya bırakıyor.
‘Hastalık belirtisi yok’
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, DHA’ya yaptığı açıklamada inceleme sonucunda martılarda herhangi bir hastalık belirtisi görmediklerini söyledi.
Aslan, “Martılar yalnız üreme zamanlarında sakin olan yerlere göç etmekte. Üremeleri için uygun ortam hazırlamakta, bunu seçerken de yiyeceğin ve güvenliğin en iyi olduğu yerleri seçmekte çünkü buraya 1 milyona yakın martı yuva yapmakta. Adır Adası’nda kuluçkaya yatmakta. Bu 1 milyon martı ikişer yumurta bıraktığı zaman yavru çıkarttığı zaman sayı üçe katlanmakta” dedi.
‘Martılarda beslenme sorunu ortaya çıktı’
Bu yıl kuraklığın olması ve sulak alanlarda suyun erken tükenmesine bağlı olarak inci kefali balığının da göçünü erken tamamladığını belirten Aslan, “Dolayısıyla martıların beslenme sorunu ortaya çıktı. Bizler ölümlerin olduğu bölgede çalışarak ön incelememizi tamamladık. Bu ölümlerin her yıl yaşanan ölümlerle aynı nedenle olduğunu tespit ettik. Herhangi bir hastalık veya salgın söz konusu değil” ifadelerini kullandı.
İlk belirlemelere göre stres faktörüne bağlı parazit ölümler olduğunu tespit ettiklerini aktaran Prof. Dr. Aslan, “Yani yiyeceğin azalması, kalabalık ortamların oluşması da stres faktörüdür. Her yıl rutin olarak açlığa bağlı bu ölümler gerçekleşmektedir. 3 milyon martıdan 3 bin martının ölmesi normaldir” dedi.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de ilk Delta Plus vakalarının üç farklı ilde üç kişide görüldüğünü, bu illerden birinin İstanbul olduğunu kaydederek, diğer iki ili açıklamadı.
Koca, Delta vakalarının 284’lere kadar çıktığını, il sayısının da 30’u bulduğunu duyurdu.
‘Delta sayıları giderek artıyor’
Bakan Koca, dün akşam yapılan kabine toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Koca, Delta varyantı ve Delta Plus ile ilgili sorulara vererek, Delta vakalarının arttığını ifade etti:
Delta varyantı ve Delta Plus ile ilgili sorular üzerine ise Koca, “Delta plus 3 farklı ilde 3 kişide görüldü. Bunlardan biri İstanbul. Ankara’da yok. Diğer iki ili söylemeyeyim. Bu kişilerin de genel durumları iyi, ayaktan takip edilen hastalar. Dolayısıyla o açıdan daha ağır geçiren kişiler değil. Aşılı kişiler değil. Delta sayıları ise giderek artıyor, 284’lere kadar çıktı. İl sayımız da artıyor, 30’u buldu.”
‘Şu an vatandaşın odaklandığı sayıları vermek istiyoruz’
Fahrettin Koca, yeni tabloda bazı verilerin yer almadığının ifade edilmesi üzerine, şu an vatandaşların odaklandığı aşı, vaka, hasta, vefat sayısını vermek istediklerini kaydetti:
Bakan Koca, yeni tabloda bazı verilerin yer almadığının söylenmesi üzerine de, “Çıkartılan bir şey yok. Vatandaşımız şu an neyi merak ediyor? Bir; vatandaşı aşıya odaklanmamız gerektiği, ilindeki durumu, iki; toplam aşı durumu, üç; en az bir aşı devamında iki aşı ki onu da görüyoruz. Bunun dışında vaka sayısı önemli, vefat sayısı önemli, iyileşen hasta önemli, test sayısı önemli, bunları yine vermeye devam ediyoruz. Ama onun dışında parametreler var pnömoni oranı dahil olmak üzere hasta, ağır hasta dahil olmak üzere. Onları da haftalık olarak vermeye devam ediyor olacağız. Ama şu an vatandaşın odaklandığı aşı, vaka, hasta, vefat sayısını vermek istiyoruz.”
İller aşılamaya göre sınıflandırıldı
Bakan Koca, bazı illerde aşılama sayılarının düşük olduğunu, bunun nedeninin de aşıların ulaştırılamaması ya da aşı yapılmaması olmadığını kaydetti ve şu açıklamayı yaptı:
Bunu ilgili kuruluşlarımız da sağlık birimlerimiz de bilerek, görerek mobil ekip sayılarını artırıp, gerektiğinde vatandaşımızın ayağına giderek aşıyı yapıyor olmalılar. Ne zamana kadar? Bayramda bir hareketlilik olacağını biliyoruz; bayram öncesi en az aşılanması gereken 18 yaş üzeri vatandaşımızın yüzde 70’ine erişebilir olup, aşılayalım istiyoruz. O nedenle de illeri sınıfladık. Yüzde 75’in üzeri mavi, yüzde 65’in üzeri sarı, yüzde 55’in üzeri turuncu, yüzde 55’in altındakiler ise kırmızı şeklinde. Bütün iller nüfusuna göre nerede olduğunu görecek. Herkesin, ilinde toplumsal bağışıklığın oluşup oluşmadığını görebilir ve biliyor olması gerekiyor.”
‘Toplumsal bağışıklığı sağlamak istiyoruz’
Kurban Bayramı için ekstra bir tedbir alınmayacağını ifade eden Bakan Koca, Türkiye’ye gelecek turistler için de şu açıklamayı yaptı:
Biz diyoruz ki aşı karnesi olan veya son 6 ayda hastalığı geçirmiş olan kişilerden test istemiyoruz; ama bunun dışında olan herkesten 48 saat içinde antijen, 72 saat içinde PCR istiyoruz. Bayramda hareketlilik artacak. Biz bayrama kadar aşılanması gereken 18 yaş üstü vatandaşın en az yüzde 70’inin en az 1 aşıyla aşılanmasını hedefliyoruz. Onun için bütün illeri dünden itibaren yayımladığımız il bazlı aşı oranlarıyla birlikte illerin bu noktadaki durumunu ve her ilde oranı artırmak üzere yapılması gereken yaklaşımları yerinde karar vererek, mobil ekip sayılarımızı da olabildiğince artırarak bir an önce bu hedefe ulaşıp toplumsal bağışıklığı sağlamak istiyoruz.”