Ana Sayfa Blog Sayfa 1389

Hayvan hakları örgütlerinden Ankara’da sokağa çıkma çağrısı

Kamuoyunda Hayvan Hakları Yasası olarak bilinen ‘Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ Meclis komisyonunda kabul edildi.

Kabul edilen kanun teklifinin hayvanları korumak için yetersiz olduğunu belirten ve uzun yıllardır kapsamlı bir yasa için mücadele eden hayvan hakları örgütleri 11 Temmuz Pazar günü Ankara‘da büyük bir eylem düzenleyecek.

Görüşmeye STK’ler alınmadı

6 Temmuz’da görüşülmeye başlayan teklifin bazı maddeleri üzerindeki tartışmalar nedeniyle toplantı oylama yapılmadan ertelenmiş ve teklif ertesi gün STK’lerin ve basının içeriye alınmadığı toplantıda kabul edilmişti.

HAYKURDER, kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından Twitter hesabından “O teklife kimler evet diyerek kaldırdığı elini kana buladı tutanaklarda göreceğiz. Bunu tarih asla unutmayacak, affetmeyecek!” diyerek 11 Temmuz Pazar günü yüzlerce STK ile Ankara’da eylem yapılacağını duyurmuştu.

Pazar günü saat 13.00’te söz konusu yasayı protesto etmek amacıyla “Katliam Yasa Tasarısına Hayır” sloganıyla Ulus’taki Atatürk Heykeli önünde buluşulacak.

Teklifte neler var?

Kabul edilen teklifte hayvanların ‘mal’ statüsünden çıkarılıp, ‘can’ statüsüne geçirilmesi ve öldüren, cinsel istismarda bulunan, hayvana hunharca hislerle işkence yapan bu kişilerin eylemleriyle alakalı Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gibi olumlu maddeler yer alıyor.

Ayrıca hayvana karşı kötü muamele gibi suçlarda uygulanan idari para cezalarının miktarı artırılıyor.

“Tehlikeli köpek türleri” olarak adlandırılan hayvanların bakılması ve barındırılmasının ise yasaklanacağı söyleniyor.

Fotoğraf: Gülnaz Bingöl / csgorselarsiv.org

Neler yok?

Hayvan deneyleri ve avcılık ile ilgili hayvan lehine bir düzenleme yer almıyor.  Yunus terapi ve gösteri merkezi, hayvanların esaret altında tutulduğu hayvanat bahçelerine yönelik bir düzenleme yok.

Mobil kısırlaştırma, evcil hayvan satışı, fayton yasaklanmamış, deve-boğa güreşlerine izin verilmeye devam ediliyor.

Petshop’larda kedi ve köpek satışlarının yasaklandığı söyleniyor ancak diğer türlerin satışı devam edecek. Ayrıca petshopa gelenler katolog üzerinden kedi ve köpekleri seçip üretim merkezlerinden satın almaya devam edebilecek.

Ek olarak hayvana tecavüzün “hayvanla cinsel ilişki” olarak adlandırılması da tepki çeken başlıklardan. Hayvan hakları örgütleri hayvanın rızası gibi bir durumun söz konusu olmadığı için bu terimin tecavüz olarak değiştirilmesini talep ediyor.

 

 

 

Saros’ta ekolojik yıkım: Liman inşaatından çıkan siyah su körfeze dökülüyor

BOTAŞ tarafından Saros Körfezi’ne yapılmak istenen ve karşı görüşteki bilirkişi raporlarına rağmen devam eden FSRU liman ve kara boru hattı inşaatının denizi kirlettiği anlar görüntülendi.

Saros Gönüllüleri tarafından yapılan paylaşımda “Saros Körfezi’nin nasıl kirletildiği videoda çok açık. Yürütmesi durdurulmayan Saros Doğalgaz Liman inşaatı orman ve tarlalardan sonra denizimizi kirletiyor” denildi.

Videoda inşaat alanından çıkan atıkların denize nasıl döküldüğü ve denizin rengini nasıl değiştirdiği görüntüleniyor.

10 Temmuz’da miting

Projenin ikinci ÇED başvurusu için açılan İptal Davası ve Nazım İmar Planları İptal Davası’na sunulan iki ayrı bilirkişi raporunun limanın yapılmaması yönündeki kanaatlerine rağmen inşaatın durdurulmamasına tepki gösteren halk, 10 Temmuz günü Keşan’da miting düzenleyecek.

Mitinge İstanbul’dan katılmak isteyenler için ise Kadıköy Evlendirme Dairesi önünden otobüs kaldırılacak. Otobüste yer ayırtmak isteyenlerin ise irtibat numarası ile iletişime geçmeleri gerekiyor.

‘Son bir yılda 46 bin 923 çiftçi tarımdan uzaklaştı’

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, son bir yılda 46 bin 923 çiftçinin tarımdan uzaklaştığını açıkladı.

2016 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı tarımsal işletme sayısının 2 milyon 267 bin 176 olduğunu belirten Şevkin, giderek işletme sayısının düştüğünü ve 2019 yılında 2 milyon 83 bin 22’ye gerilediğini söyledi.

‘5-11 yaş grubundaki 32 bin çocuk çalışıyor’

Dr. Şevkin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; 5-11 yaş grubundan 9 milyon 12 bin çocuktan 32 bininin çalıştığını, 12-14 yaş grubundaki 3 milyon 796 bin çocuğun 114 bininin de bir iş yerinde çalıştığını vurguladı.

Müzeyyen Şevkin, 15-17 yaş grubundaki 3 milyon 649 bin çocuktan 16 milyon 457 bininin de okula gitmek yerine çalışma yaşamında yer aldığının altını çizerken, Türkiye’deki 16 milyon 457 bin çocuğun 720 bininin çalışmak zorunda kaldığını da ifade etti.

‘Kadınlar ekonomide ve iş yaşamında yer bulamıyor’

CHP Adana Milletvekili, TÜİK işgücü istatistikleri Mart 2021 verilerine atıfta bulunarak, işgücüne dahil olmayan ve ev işleri ile meşgul 9 milyon 635 bin ev kadınının bulunduğunu kaydetti ve şu ifadeleri kullandı:

Bu veriler Türkiye’deki işsizliğin korkunç boyutlara ulaştığını gösteriyor. Çocuk işçi sayısı her geçen gün artıyor. Çocuklarımız eğitim-öğretim yerine aile ekonomilerine katkıda bulunmak için ağır çalışma yaşamına dahil olmak zorunda kalıyor. Kadınlarımız ekonomide ve iş yaşamında yer bulamıyor. İş yaşamında olan kadınlarımız da erkeklere oranla daha az para kazanıyor. Çiftçimiz tarımdan uzaklaşıyor. Tarımsal işletmelerde her yıl geriye gidiş yaşanıyor.”

‘Her iki kişiden biri işsiz’

Dr. Şevkin iktidarın artık Türkiye’yi yönetemez durumda olduğunu ve ağır ekonomik koşullarla beraberinde gelen salgın nedeniyle Türkiye ekonomisinin çöküş yaşadığını ifade etti.

Şevkin bunların yanında, 10 milyonu geçen işsiz sayısıyla birlikte kayıt dışı çalışma alanları, ev işleriyle meşgul olan kadınlar, günübirlik işlerde çalışanlar, emeklilikte yaşa takılanlar, çocuk işçiler, genç üniversite mezunları, tarımdan uzaklaşanlar baz alındığında çalışma yaşamında olması gereken her iki kişiden birinin işsiz olduğu anlamı çıktığını ifade etti.

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali filmleri Kınalıada’da gösterilecek

Bu sene 13-17 Ekim tarihleri arasında sekizincisi gerçekleşecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali için hazırlıklar devam ediyor. Hazırlıklar sürerken BIFED, daha önceki senelerde festivalde gösterilen filmlerden bazılarını Kınalıada’da gösterime açacak.

Covid-19 pandemi önlemleri sebebiyle kapılarını bu yaz yatılı kalan öğrencilere açamayan Gazturman Gayan yönetimi, 55’inci yılını kutlarken etkinliklerinde BIFED filmlerine de yer veriyor.

Herkese açık ve ücretsiz

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali ve Karagözyan Yetimhanesi Gazturman Gayan Dinlenme Evi işbirliğinde temmuz ve ağustos aylarında olmak üzere dört ekolojik belgesel film bu kez Kınalıadalılarla buluşacak.

Önceki yıllarda Bozcaada halkı ve tüm ziyaretçilerine açık ve ücretsiz olarak gösterilen festival filmlerinden seçkiler, bu kez Kınalıada halkına ve tüm ziyaretçilerine açık ve ücretsiz olarak gösterilecek.

‘Umudunu kaybetmeyen filmler’

BIFED ekibi tarafından yapılan açıklamada “Pandemi sebebiyle sanat ve kültürel etkinliklerden uzak kaldığımız bir senenin ardından BIFED, umudunu kaybetmeyen ve değişimin tarafı olan filmlerini izleyicileriyle yakın zamanda tekrar buluşturabilmeyi dört gözle bekliyor” denildi.

Kınalıada Karagözyan Yetimhanesi Gazturman Gayan Dinlenme Evi’nde BIFED filmlerinin gösterime açılacağı tarihler; 14 ve 28 Temmuz, 11 ve 25 Ağustos olarak belirlendi.

Gösterilecek filmler önümüzdeki günlerde web sitesinden, Instagram ve Twitter hesaplarından duyurulacak.

RTÜK, Cemo türküsü nedeniyle Halk TV’ye ceza verdi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, (RTÜK) Halk TV’de müzisyenlere destek için düzenlenen gecede Hilmi Yarayıcı‘nın seslendirdiği “Cemo” türküsünün “örgüt propagandası” olduğunu ileri sürdü ve kanala yüzde 3 idari para, üç kez de program durdurma cezası verdi.

RTÜK, cezanın gerekçesi olarak da Cemo türküsüyle ilgili Cumhuriyet ve CNN Türk‘te 10 yıl önce, Anadolu Ajansı‘nda ise 2016’da çıkan haberlere gönderme yaptı.

Okan Konuralp cezayı duyurdu

Okan Konuralp, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda cezayı şöyle duyurdu:

CHP eski Mv. Hilmi Yarayıcı’nın Cemo’yu seslendirmesini ‘terör örgütü propagandası’ kabul eden RTÜK, oy çokluğuyla HalkTV’ye para ve yayın durdurma cezası verdi. Yaşar Kemal’den bir alıntıyla karara bakışım şöyle: ‘Bu gelip geçici duruma bakıp, umutsuzluğa düşmenin gereği yok.’

https://twitter.com/okonuralp/status/1412743896971546631

Dört kanala daha para cezası

Konuralp, RTÜK’ün FOX TV, KRT, TELE 1 ve TV 100‘e de para cezası verdiğini açıkladı:

https://twitter.com/okonuralp/status/1412743898447892489

Levent Gültekin’in sözlerine de ceza

Öte yandan, RTÜK Murat Sabuncu ile Levent Gültekin‘in gündemi birlikte yorumladığı “İki Yorum” programında Gültekin’in yorumlarının eleştiri sınırlarını aştığını ileri sürdü.

RTÜK, “İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” maddesinden dolayı Halk TV’ye başka bir ceza daha verdi.

AYM’nin Gergerlioğlu için verdiği kararın gerekçesi açıklandı

Milletvekilliği düşürüldükten sonra cezaevine giren HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun, Anayasa Mahkemesi‘ne (AYM) yaptığı bireysel başvuruya ilişkin gerekçeli kararı yayınlandı.

AYM’nin ‘hak ihlali’ kararından beş gün sonra Gergerlioğlu tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden tahliye edilmişti.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan AYM kararına göre, Gergerlioğlu, hakkında yargılamaya devam edilmesinin seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını, sosyal medyadan yaptığı bir paylaşım gerekçe gösterilerek cezalandırılmasının ise ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla AYM’ye bireysel başvuru yaptı.

Berberoğlu kararı emsal oldu

Başvuruyu değerlendiren yüksek mahkeme, AYM’nin ihlal kararını gönderdiği ilk derece mahkemesinin seçilme ve siyası faaliyette bulunma hakkı ile ifade özgürlüğü ihlallerinin giderimi için yapması gereken zorunlu işlemleri; yeniden yargılama işlemlerine başlanması, mahkumiyet hükmünün infazının durdurulması ve ceza infaz kurumundan tahliyesinin sağlanması, başvurucunun hükümlü statüsünün sona erdirilmesi olarak belirtirken, Enis Berberoğlu hakkında alınan karar emsal gösterilerek, yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesi olarak kaydetti.

AYM kararda, bu bağlamda ayrıca başvurucunun yasama dokunulmazlığı kaldırıldığı takdirde devam olunacak yeniden yargılamada ifade özgürlüğü bakımından Anayasa Mahkemesi’ni ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermesi gerektiğini de belirtti.

AYM, kararın sonuç bölümünde, açıklanan gerekçelerle; Gergerlioğlu’nun anayasada güvence altına alınan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini kaydederek, ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucunun yeniden yargılanmasına başlanması, infazının durdurulması ve yeniden yapılacak yargılamada durma kararı verilmesine hükmetti.

Millet Bahçesi yapılmak istenen Cebeci İnönü Stadyumu’nda yıkım başladı

Millet Bahçesi yapılmak istenen tarihi Cebeci İnönü Stadyumu‘nda devam eden hukuki sürece rağmen yıkım başladı.

TMMOB’a bağlı meslek odaları ise stadın yıkımına ilişkin Çankaya Belediyesi‘nin verdiği ruhsatı yargıya taşıyacaklarını belirterek İnönü Stadyumu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Basın açıklamasına, Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreteri Nihal Evirgen, İnşaat Mühendisleri Odası’ndan (İMO) TMMOB Ankara İKK Sekreteri Özgür Topçu, Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursunüstün, Makine Mühendisleri Odası Ankara Şube Sekreteri Seyit Ali Korkmaz, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ankara Şubesi’nden Dilan Kırmızı katıldı.

‘Rantsal ve ideolojik bir proje’

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, yıkıma tepki gösterirken, “Cumhuriyetin sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünün mekansal karşılığı olan Cebeci İnönü Stadyumu iktidarın rantsal ve ideolojik projesi millet bahçeleri için yıkılıyor. Ankara’da cumhuriyet değerleri yıkılırken suskun mekalanlar, tarih hiç sizleri affetmeyecek” dedi.

Bu yık-yap kültürünün 25 yıldır mevcut olduğu belirtilen açıklamada “Gökçek gitti ama yık yap kültürü maalesef bitmedi. Bu durum iktidarla birlikte yerel yönetimlerin de bakış açısını gösteriyor. Bugün burada yapılan şey aslında sadece bir tanığın yıkılması değil. Cumhuriyet’in değerinin yıkılmasıdır” denildi.

‘Tarih affetmeyecek’

Projede yapılmak istenenler hakkında bilgi veren Karakuş Candan, “Millet bahçesi kapsamında cami yapılacak altına otopark yapılacak. Üstünü de yeşillendiriyoruz diyerek halkı kandırmaya çalışacaklar. Bu aslında iktidarın yeni politikasıdır, yeşille birlikte yeşil sermayeyi bu tür alanlardan devşiriyorlar” dedi.

Çankaya Belediyesi’nin yıkım için verdiği ruhsatın yargıya taşınacağı belirtilen açıklamada “Bu yıkıma ortak olanları, yıkım sürecinde suskun kalanları tarih hiçbir zaman affetmeyecek. Bugün tanıklık için buradayız. Bu tanıklığımız bitsin istiyoruz ama bu iktidar gitmeden de bu tanıklık sürecinin bitmeyeceğini biliyoruz. İçerde gördüğümüz yıkım manzaraları bunlar 60 yıllık bir tarihin izleri ve 100 yılık bir kamusal alanının cami ve ticari ünitelerle talan edilerek dönüştürülmesidir” denildi.

‘Hukuki süreç devam ediyor’

TMMOB Ankara İKK Sekreteri Özgür Topçu ise “Maalesef yine bir yıkımla karşı karşıyayız. Bu stad 50 yılı aşkın süredir Ankara halkına hem spor hem sosyal ve kültürel alanda hizmet etmiş, birçok sporcunun yetişmesine olanak sağlamış, birçok spor müsabakasının gerçekleşmesine vesile olmuştur. Cumhuriyet’in tarihi ve simge yapılarından olan Cebeci Stadı’nın yıkımıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

2012 yılından itibaren bu alanın defalarca plan değişikliğine maruz kaldığını hatırlatan Topçu,  “Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren yaşamıştır ancak sonrasında bu örgütlü kötülüğe maruz kalmıştır. TMMOB’a bağlı meslek odalarımız bu plan ve proje değişikliklerine defalarca dava açmış ve kazanmıştır. Son olarak da iktidarın ideolojik projelerinden biri olan millet bahçesi projesine yönelik TMMOB’un odalarının açtığı davalar devam etmektedir. Hukuki süreçler devam ederken yangından mal kaçırırcasına bu yıkımla karşılaşmış olmak kabul edilebilir bir durum değildir. Bu yıkımını parçası olanları ve gerçekleştirenleri kınıyoruz. Bizler de bu sürecin parçası olacağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.

‘Değeri yüksek’

Şehir Plancıları Odası Ankara Şube Sekreteri Ömer Dursunüstün de Cebeci Stadı’nın bulunduğu konumdan dolayı yüksek değeri olduğuna dikkat çekerek “Yıllardır bu nedenle AVM’lere, ticaret ve konutlara dönüştürmeye çalıştılar. Çoğu zaman bir parselle ilgili bir durumda değildir. Bu alanın tamamıyla alakalı bir yatırımın başlangıcıdır. Bu nedenle millet bahçesi olarak seçildi” dedi.

Dursunüstün “Buradaki kamusal nitelikli bir alan büyük bir bahçesi olan camiye dönüştürülecek. Çocuğunuzla ailenizle gezebildiğiniz bir yer değil, cami cemaatinin gözleri önünde olacaksınız. İçerde idare ofisler vardır. Maaşa bağlanacak 4,5 kişinin hangi konuları idare edeceği de ortadadır. Kontrollü anti-kamusal bir alan yaratıp bir miktar özgürlüğüne düşkün insanları buradan çıkartıp bu bölgeyi tamamen ele geçirmiş olacaklar” ifadelerini kullandı.

4. Yargı Paketi’nin birinci bölümü kabul edildi: Pakette hangi maddeler var?

4. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi‘nin birinci bölümü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu‘nda kabul edildi.

Birinci bölüm 14 maddeden oluşuyor.

Paketteki maddeler

Kabul edilen yargı paketinde yer alan bazı maddeler şöyle:

  • İdari başvurulara cevap verme süresi 60 günden 30 güne düşürülecek. Cevap verme süresinin kısaltılmasına bağlı kesin olmayan cevaplar için de bekleme süresi altı aydan dört aya indirilecek.
  • İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılacak değişiklikliğe göre, üst makamın veya üst makam yoksa işlemi yapmış makamın cevap verme süresi de 60 günden 30 güne indirilecek. İdari eylemler nedeniyle dava açmadan önce idareye yapılan zorunlu başvurulara ilişkin idareye tanınan 60 günlük cevap verme süresi de 30 güne düşürülecek.
  • İdari yargı mercileri tarafından verilen nihai kararlar, gerekçesiyle birlikte en geç 30 gün içinde hazırlanacak.
  • Düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce yapılmış idari başvurulara idarenin cevap verme süresi 60 gün, kesin olmayan cevaplar için öngörülen bekleme süresi de altı ay olarak devam edecek.

Bazı cezalar eski eşi de kapsayacak

Kabul edilen yargı paketinde kadına karşı şiddete yönelik düzenlemeler de yer alıyor. Buna göre,

  • Eşe karşı işlenen “kasten öldürme”, “kasten yaralama”, “eziyet” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarında kabul edilen cezayı artırıcı nedenler, boşanılan eşi de kapsayacak.
  • Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, davaya bakma yetkisi bakımından suçun işlendiği yer mahkemesine ilave olarak mağdurun yerleşim yeri mahkemeleri de yetkili olacak.

Zorla getirme kararına ilave usul

Paketle birlikte zorla getirme kararlarının bildirilmesine ilişkin ilave usul de gelecek:

  • Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanıklar hakkında verilen zorla getirme kararlarının bildirilmesine ilişkin ilave usul gelecek. Mevcut usule ek olarak zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması halinde bu araçlardan yararlanılarak da tanığa bildirilecek.
  • İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı merci önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişi, Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda serbest bırakılabilecek. Bu hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilecek. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin lira idari para cezası verilecek.
  • Katalog suçlarda bir kişinin tutuklanabilmesi, kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasına bağlı hale getirilecek.
  • Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu konudaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin hakim veya mahkeme kararlarında, mevcut koşullara ilave olarak adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren deliller de somut olayda gösterilecek ve kararda yer alacak.

İspanya’da açık rıza gösterilmemiş cinsel ilişki ‘tecavüz’ olarak tanımlanacak

İspanya‘da hükümet, açıkça rıza gösterilmeyen her türlü cinsel ilişkiyi tecavüz olarak tanımlayan yasa tasarısını onayladı.

Hükümet sözcüsü Maria Jesus Montero yasanın, “sessizlik ve pasifliğin rıza anlamına gelmediğini veya muhalefet göstermemenin diğer kişinin iradesine karşı hareket etmek için bir mazeret olamayacağını açıkça ortaya koyduğunu” söyledi.

Zorla evlendirme cezaları sertleşiyor

Euronews Türkçe’nin haberine göre kadın hakları grupları tarafından uzun süredir beklenen yasayla sokakta tacizde bulunmak ve ıslık çalmak ilk kez suç haline geliyor.

Tasarı ayrıca zorla evlendirme ve kadın sünnetini ceza gerektiren suçlar olarak nitelendirirken, kadın tacirliğine karşı yasaları da sertleştiriyor.

Sosyalist Başbakan Pedro Sanchez de tasarının onaylanması sonrası sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Ülkemizi kadınlar için daha özgür ve güvenli bir yer haline getirelim” ifadelerini kullandı.

Yasaya yol açan olay

Tasarı 2016’daki toplu tecavüz olayı sonrasında hazırlandı
“Sadece evet evettir” olarak adlandırılan tasarı, 2016’da Pamplona‘daki San Fermin Boğa Güreşi festivalinde 18 yaşındaki bir kadının, beş erkeğin toplu tecavüzüne uğraması sonrası açılan davada verilen karar sonrası başlayan tartışmalar sonucunda hazırlandı.

Saldırıda, kendilerine “kurt sürüsü” diyen erkekler, mahkeme fiziksel şiddet kullandıklarına dair hiçbir kanıt bulamadığı için, tecavüzü de içeren daha ciddi cinsel saldırı suçu yerine, başlangıçta cinsel tacizden hüküm giydi.

Adamlardan ikisi, saldırı sırasında kadının sessiz kaldığının görüldüğü bir video çekmişti. Yargıçların videoyu “kadının rızası var” şeklinde yorumladığı ortaya çıkmıştı.

Eylül’de parlamentoya sunulacak

İspanya’da ‘toplu tecavüze’ cinsel istismar indirimi protestolara neden oldu
Eşitlik Bakanı Irene Montero, “Bu yasa rızayı merkeze alıyor ve bu da bedeniniz ve cinselliğiniz hakkında yalnızca sizin karar vermeniz anlamına geliyor. Sizi direndiğinizi, şiddet olduğunu veya korkutulduğunuzu göstermek zorunda kalmaktan kurtarıyor” dedi.

Tasarının yasalaşması için eylül ayında parlamentoda oylamaya sunulması bekleniyor.

Dünyada ilk kez fil sürüsü yaban hayatıyla tanışmak için ülke değiştirecek

Birleşik Krallık‘taki bir hayvanat bahçesinde doğup büyüyen bir fil sürüsü, yaban hayatıyla tanışmak için Kenya‘ya gitmeye hazırlanıyor.

Hayvanları özgürlüğüne kavuşturmayı planlayan kişiler, dünyada ilk kez bir fil sürüsünün “yabanileştirileceğini” söyledi.

Independent Türkçe’nin The Guardian’dan aktardığı habere göre yaklaşık 7 bin kilometrelik uçak seyahatinin detayları henüz belli değil. Ancak üçü yavru 13 filin büyük bir uçakla kutu içinde Güney Afrikalı uzmanların yardımıyla taşınması planlanıyor. Hayvanların bilinci seyahat esnasında açık olacak.

Fotoğraf: David Rolfee/David Rolfee/Howletts

Altı ay takip edilecekler

Howletts Yabani Hayvan Parkı‘nda doğan filler, seyahate çıkmadan önce kutularda vakit geçirecek. Böylece hayvanların ortama alışması ve stresin önüne geçilmesi planlanıyor. Bir veteriner ekibi de hayvanları sürekli izleyecek.

Afrika savan fili olan hayvanlar Kenya’ya vardığında, iklime ve hastalıklara karşı verdikleri tepkilerin takip edilebilmesi için 6 ay boyunca kapalı bir ortamda tutulacak. Fil sürüsü için Kenya’da iki bölge değerlendiriliyor ancak henüz nihai karar verilmedi.

Filleri yabanileştirme görevini Aspinall Foundation (Aspinal Derneği), Kenya Wildlife Service (Kenya Yaban Yayatı Servisi) ve Sheldrick Wildlife Trust (Sheldrick Yaban Hayatı Vakfı) üstleniyor.

Fotoğraf: David Rolfee/Howletts

‘Buraya ait değiller’

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson‘ın eşi Carrie Johnson‘ın da çalıştığı Aspinall Foundation’ın başkanı Damian Aspinall, projenin heyecan verici olduğunu söyledi.

Hayvanları taşımanın bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Aspinall “Hayvanlar Kent’te (Birleşik Krallık’ta bir bölge) ne kadar mutlu olsa da buraya ait değil. Fillerin durumu esaret altında kötüleşiyor. Bu tür hayvanların yarısından fazlası obez. Filler ayak, cilt ve akıl sağlığı sorunları yaşıyor” dedi.

Aspinall, projenin başarılı olması halinde başka filleri de yabanileştirmeyi hedeflediğini söyledi.