Ana Sayfa Blog Sayfa 1390

Hayvan Hakları Yasası Teklifi Komisyon’da kabul edildi: Görüşmeye STK’ler alınmadı

Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu‘nda kabul edildi.

Komisyon’da dün başlayan kanun teklifi görüşmeleri bugün de devam etti.  Ancak, bugünkü toplantıya sivil toplum kuruluşlarından gelen temsilciler ve basın alınmadı.

Hayvanları neler bekliyor?

Kabul edilen yasa teklifiyle birlikte hayvanların mal statüsünden çıkarılıp, can statüsüne geçirileceği ileri sürülüyor.

Bunun yanında “Tehlikeli köpek türleri” olarak adlandırılan hayvanların bakılması ve barındırılması yasaklanacak.

Katalogla hayvan alınabilecek.

Kara ve su sirkleri Türkiye’de yasaklanacak. Ancak, Türkiye’de zaten kara ve su sirkleri bulunmuyor.

Hayvan hakları aktivistleri, kabul edilen kanunun da hayvanları koruyamayacağını dile getirmişti.

Öte yandan, taslakta hayvana tecavüzün “hayvanla cinsel ilişki” olarak adlandırılmasına da hayvan hakları aktivistleri sert tepki göstermişti.

Kanunla ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Fotoğraf: Burcu Çelik / csgorselarsiv.org

‘Bir tek gün cezaevine girmeyecek’

Dünden bu yana Komisyon’da yaşanan gelişmeleri anlık olarak Twitter hesabından yayımlayan HAYKURDER, teklifin ne anlama geldiğini, neyi oyladıklarını, neyi reddettiklerini anlatmaya devam edeceklerini söyledi.

2018’de Sivas’ta bir köpeğin derse getirilip canlı canlı kesilmesini hatırlatan HAYKURDER, teklifin bu durumu yasal hale getirdiğini kaydetti.

2018’de de tecavüze maruz bırakıldığı için yoğun bakıma alınan bir kedi hatırlatılarak, hazırlanan teklife göre bu olaydan artık şikayetçi olunamayacağı şöyle anlatıldı:

Teklife göre bu olay hakkında biz şikayetçi olamayız. Hiç kimse olamaz. Kaderi Tarım müdürünün elinde! Lütfeder şikayetçi olursa tarım müdürü; bunu yapan yargılanacak. Suçlu bulunursa hapis cezası alacak ama bir tek gün cezaevine girmeyecek.
Kediyle “cinsel ilişki yaşayan” beyefendi için lütfeder de Tarım Müdürü şikayetçi olursa ve hapis cezası verilirse tek gün yatmadan sokağa dönmesi sağlıklı ve caydırıcı bir hukuki yaptırımdır önerisine hanginiz “evet” diyor bugün, hanginiz “böyle vicdansızlık olmaz” diyecek?

STK’ler ve Komisyon Başkanı arasında tartışma

HAYKURDER, dün STK’ler ve Komisyon Başkanı arasında yaşanan tartışmayı şöyle duyurdu:

TBMM’de Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda bir skandal yaşanıyor!
Tüm itirazlara rağmen teklifteki “KATLİAM” maddelerinin oylanarak AK Partili vekiller tarafından kabul edilmek istenmesi üzerine STK’lar ile Komisyon Başkanı arasında tartışma çıktı!

‘Toplantıya sizsiz devam edeceğiz’

Dernek bu paylaşımının ardından, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Başkanı’nın oturuma 10 dakika ara verdiğini ve toplantıya STK’ler olmadan kapalı devam edeceklerini kaydettiğini duyurdu:

Başkan Yunus Kılıç oturuma 10 dk ara verildiğini duyururken; “Toplantıya sizsiz ve kapalı devam edeceğiz” açıklaması yaptı! Bunun üzerine STK temsilcileri “Biz zaten yokuz sizin için! Hangi görüşlerimiz var teklifte? Bugün biz yoksak yarın da siz yok olacaksınız seçimde” dedi!”

Pazar günü geniş katılımlı bir eylem olabilir

HAYKURDER, yaptığı başka bir paylaşımda STK’lerin pazar günü Ankara’da geniş katılımlı bir eylemle Cumhurbaşkanına seslenme seçeneğini değerlendirdiklerini aktardı:

Hayvanseverler toplantı salonundan çıkarılarak katliam maddelerinin kabulüne geçilmek isteniyor! STK’lar Pazar günü Ankara’da geniş katılımlı bir eylem ile Cumhurbaşkanına seslenme seçeneği üzerinde şuan değerlendirme yapıyor…”

Ara verilmeden toplantı bitirildi

Komisyon Başkanının toplantıya ara vereceğini söylemesine rağmen, toplantının son dakika kararı ile bitirildiği bilgisi de şöyle paylaşıldı:

SON DAKİKA: TBMM’de Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda yaşanan gerginlik tırmanınca komisyon toplantısına 10 dakika ara verilmiş, STK’ların katılımı olmadan kapalı devam edilmek istenmişti.

Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu toplantısı son dakika kararı ile bitirildi.”

‘STK’leri dinledik ama dediklerini yapmadık deyin’

Komisyon görüşmesinde olan Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkanı Nesrin Çıtırık da Komisyon Başkanı Yunus Kılıç‘ın kendisine yönelik “Burada fikirlerinizi dikte edemezsiniz” sözlerine şöyle cevap verdi:

O zaman biz niye geldik? Terk edelim.  STK’lerden fikir aldık diyorsunuz. O zaman ‘Biz STK’leri dinledik ama onların dediklerini yapmadık’ deyin.”

‘STK’lerle devam ediyormuş algısı yapıyor’

Yunus Kılıç’ın komisyondaki toplantıyla ilgili paylaştığı bir tweeti alıntılayan HAYKURDER, Kılıç’ın görüşmelerin STK’lerle devam ediyormuş algısı yaptığını kaydetti:

Hayvanseverlere ve STK’lara etmediği hakaret kalmadı, toplantıdan kovdu, 1 buçuk saat önce toplantıyı kapattı, 30 dakika önce twit atıp her şey güllük gülistanlıkmış ve STK’larla devam ediyormuş algısı yapıyor! Topluma küfür eder gibi “çok sesli toplantımız var” yalanı söylüyor!”

Venedik Komisyonu: Derneklere kayyım atanması örgütlenme özgürlüğünün ihlali

Avrupa Konseyi‘nin anayasal konularda danışma organı olan Venedik Komisyonu, Türkiye’de geçtiğimiz yıl kabul edilen ve dernekler üzerindeki denetimi sıkılaştıran Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’a ilişkin raporunu yayınladı.

Komisyon, mevcut haliyle sivil toplum kuruluşları (STK) açısından riskler içerdiğini kaydettiği kanunun revize edilmesini isteyip Ankara’ya tavsiyelerde bulundu.

Türkiye’nin terörün finansmanıyla mücadelesini anlayışla karşıladığını belirten Venedik Komisyonu, bununla birlikte, bu mücadelenin ‘uluslararası hukuk yükümlülükleri çerçevesinde yapılması gerektiğini’ söyledi.

24 sayfalık rapora bu link üzerinden ulaşılabiliyor.

‘Amacını aşıyor’

Komisyon, 7262 sayılı kanun ile Türkiye’nin kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanına ilişkin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) konuya ilişkin tavsiyelerini iç hukuka aktarmak istediğini ancak kanunun bu amacı aşan hükümler içerdiğini kaydetti.

DW Türkçe’nin haberine göre kanunun, hedef ve faaliyetleri ne olursa olsun tüm dernekleri kapsadığını not eden Venedik Komisyonu uzmanları, kanun hükümlerinin başta örgütlenme ve ifade özgürlüğü ve adil yargılanma olmak üzere temel insan hakları açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini bildirdi.

Fotoğraf: AA

‘Yardım toplamayı olumsuz etkileyecek’

Kanun kapsamında 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda yapılan değişiklikteki formülasyonu ‘muğlak’ bulan Komisyon, net ve objektif kriter olmaksızın internet ortamında yardım toplama girişimlerine hükümet kontrolü ve ceza uygulanmasının STK’lerin meşru yardım toplama faaliyetleri üzerinde olumsuz etki yaratacağı, bunun da örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal edeceği görüşünü belirtti.

Kanun, ‘izinsiz’ yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapılması halinde valilikler ya da İçişleri Bakanlığı’nın içerik kaldırılması için bildirimde bulunabilmesini öngörüyor. İçeriğin 24 saat içinde kaldırılmaması halinde Sulh Ceza Hakimliği’ne içeriğe erişim amacıyla başvuruda bulunulmasını düzenliyor.

‘Kayyım atanması örgütlenme özgürlüğünün ihlali’

Venedik Komisyonu, Terörün Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ve Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından mahkûm olanların, hukuksal denetim olmaksızın derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görev alamayacaklarına dair hükmü de eleştirdi.

Bu kişilerin yerine dernek ve üyelerinin onayı olmaksızın kayyım atanmasını örgütlenme özgürlüğü bakımından ‘ciddi ihlal’ olarak değerlendirdi.

Faaliyetleri askıya alınmış bir derneğin feshedilmesine İçişleri Bakanı değil mahkemelerin karar verebileceğine vurguda bulunan Komisyon, böyle bir kararın da ‘orantılılık ilkesi kapsamında sadece son çare olarak ve uygun adil yargılanma güvenceleriyle’ alınması gerektiğini kaydetti.

‘AİHS temel alınmalı’

Komisyon, üst kuruluşları veya merkezleri yurt dışında bulunan dernek, vakıf ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluşların kanun kapsamına alınmış olmasını da ‘orantısız’ buldu. Bu kuruluşların Türkiye’de faaliyette ve iş birliğinde bulunmaları için izne ihtiyaçları olduğunu anımsattı.

Venedik Komisyonu, derneklere getirilecek kısıtlamalarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin örgütlenme özgürlüğüyle ilgili maddelerinin temel alınmasını istedi. Kanunun sivil toplum kuruluşlarıyla istişare edilerek revize edilmesini önerdi.

Venedik Komisyonu

Neler yaşandı?

‘Terörün finansmanı önleme’ gerekçesiyle TBMM tarafından 27 Aralık 2020 tarihinde çıkarılan ve 31 Aralık 2020 tarihinde yürürlüğe giren kanun Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşu tarafından eleştirilmiş, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Hukuk İşleri ve İnsan Hakları Komisyonu bu eleştiriler üzerine Venedik Komisyonu’na başvurarak, kanunun uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumu hakkında görüş hazırlamasını istemişti.

Konu hakkında Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, 25 Şubat 2021 tarihinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül‘e ortak bir mektup göndermiş ve kanunu sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri açısından ‘kaygı verici’ bulduğunu belirtmişti. Mijatovic, Venedik Komisyonu konu hakkında görüş açıklayana kadar kanunun uygulanmamasını istemişti.

Üyeleri arasında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa Konseyi’ne bağlı olan Venedik Komisyonu, anayasal konularda Avrupa’nın devletlerarası referans organı olarak biliniyor.

Boğaziçi Üniversitesi açık cezaevi olmaya bir adım daha yaklaştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Melih Bulu‘yu rektör olarak atamasının öğrencilerin ve öğretim üyelerinin protestolarıyla karşılandığı Boğaziçi Üniversitesi‘nde güvenlik önlemleri her geçen gün biraz daha artırılıyor.

Bulu’nun göreve başlamasının hemen ardından kampüslerin giriş kapılarına inşa edilen demir parmaklıklara bu kez de kat çıkılmaya başlandı.

‘Demir parmaklıklar yetmemiş’

Boğaziçi LGBTİ+ sayfasından yapılan paylaşımda “Kayyum Melih Bulu ve avanesine diktikleri parmaklıklar yine yetmemiş. Bu sefer de Kuzey Kampüs A Kapı’ya kaçak kat çıkıyorlar” ifadeleri kullanıldı.

Kameralar yerleştirildi

Melih Bulu yönetimi daha önce de okulun birçok noktasına güvenlik kamerası yerleştirmiş, demokratik yollarla seçilmiş rektör talebiyle gerçekleştirilen protestolara katılan öğrenciler kameralarla tespit edilip haklarında soruşturma açılmıştı.

Öğrenciler ve öğretim üyeleri bu uygulamaya “#BuluBiziGözetliyor” etiketi üzerinden başlattıkları kampanyayla tepki göstermişti.

 

İnsan faaliyetleri küresel yağışları etkiliyor

Yapılan bir araştırmaya göre sera gazı emisyonları ve arazi kullanımındaki değişiklikler gibi insan faaliyetleri, çapında sel ve toprak kayması gibi aşırı yağış olaylarında önemli bir faktör.

Şimdiye kadar, bu alandaki çalışmalar küresel olarak uygulanmaktan ziyade ülkelerle sınırlı tutuluyordu. Ancak araştırma ekibi, küresel bir veri seti oluşturdu.

El Nino gibi iklimdeki doğal değişiklikler yağışların oluşmasını etkiliyor. Salı günü Nature Communications’da yayınlanan makale ise insan eylemlerinin aşırı olayların olasılığına ve ciddiyetine katkısına odaklanıyor.

Küresel iklim kayıtları incelendi

Los Angeles’ta yer alan Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCLA) araştırmacılar insan etkisini ölçmek için küresel iklim kayıtlarına baktılar ve veri setinin tamamında aşırı yağışı ekleyen insan faaliyetlerine dair kanıtlar buldular.

Baş araştırmacı Gavin Madakumbura, “Doğal iklim değişkenliğinin neden olduğu değişikliklerle karşılaştırıldığında, insan eyleminin neden olduğu [yağış düzenlerinde] değişiklikleri belirlemek hayati önem taşıyor. Su varlıklarını yönetmemize ve iklim değişikliğinin neden olduğu değişikliklere uyum önlemleri planlamamıza izin veriyor” dedi.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Sıcak hava daha fazla su buharı tutabiliyor’

İnsan kaynaklı iklim değişikliği sıcaklıkları önemli ölçüde artırıyor. Madakumbura, “Dünyadaki çoğu bölge için baskın mekanizma sıcak havanın daha fazla su buharı tutabilmesi. Bu durum fırtınaları körüklüyor” açıklamasını yaptı.

Bölgesel farklılıklar olsa ve bazı yerler daha kuru olsa da Met Office verileri genel olarak yoğun yağışların küresel olarak arttığını gösteriyor. Yani yılın en yağışlı günleri daha da yağışlı hale geliyor.

Yağışların maksimum seviyelerindeki değişiklikler aynı zamanda bir problem oluşturuyor. Çünkü yoğun yağışlar altyapı ve çevre üzerinde yıkıcı etkilere ve ani sel basmalarına neden olabiliyor.

Daha yoğun aşırı yağışlar

Oxford Üniversitesi’nde kıdemli bir araştırma görevlisi olan ve çalışmaya dahil olmayan Dr. Sihan Li, “Endüstri öncesi seviyelere kıyasla zaten 1.2C’lik bir ısınma gözlemliyoruz. Isınma artmaya devam ederse, daha yoğun aşırı yağış olayları ve aynı zamanda aşırı kuraklık olayları da yaşayacağız” dedi.

The Guardian’ın haberine göre Li, çalışmada kullanılan makine öğrenimi yönteminin son teknoloji olmasına rağmen, şu anda antropojenik aerosoller, arazi kullanımı değişikliği veya volkanik patlamalar gibi aşırı yağışları etkileyebilecek bireysel faktörleri analiz etmesine izin vermediğini söyledi.

Gelecekte algoritmanın daha da geliştirilebileceğini belirten Li, “Böylece saece aşırı yağışların değişip değişmediğini değil aynı zamanda mekanizmaların neden değiştiğini de öğrenebileceğiz” dedi.

 

 

Çin topraklarının yüzde 25’ini ‘ekolojik koruma alanı’ ilan etti

Çin, çevreyi iyileştirmek ve doğal varlıkları korumak için karadaki topraklarının yüzde 25’ini “ekolojik koruma” alanları olarak belirleyerek buradaki insan faaliyetlerini kısıtlama kararı aldı.

Ekoloji ve Çevre Bakanlığı on yıl önce, hükümetin bunca zamandır uygulanan “irrasyonel gelişmenin” ekolojik güvenliği ciddi baskı altına aldığını itiraf etmesinin ardından korumaya ihtiyaç duyulan alanları belirlemekle görevlendirilmişti.

Bakanlığın Doğa ve Ekoloji Koruma Departmanı’ndan bir yetkili olan Cui Shuhong çarşamba günü bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda biyolojik çeşitlilik için önemli bölgelerin ve hassas ve savunmasız alanların etrafına “kırmızı çizgiler” çizildiğini söyledi.

‘Çevre ihlallerini dizginleyeceğiz’

Reuters’ın aktardığına göre Cui, “Ekolojik korumanın kırmızı çizgilerini belirleyip sıkı bir şekilde muhafaza edeceğiz… ve insanların hayati çıkarlarına zarar veren çeşitli çevre ihlallerini dizginleyeceğiz” açıklamasını yaptı.

2017 yılında merkezi hükümet, yerel hükümetin belirlenmiş alanların korunmasından sorumlu olduğunu belirtmiş ve bu alanlardaki endüstriyel tesisler, çiftlikler ve hatta konutlar üzerinde yıkım emri vermişti.

Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise suikaste uğradı

Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise, evinde uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi.

Yerel basında çıkan haberlere göre, Haiti Devlet Başkanlığı konutundan yapılan açıklamada, Moise, Türkiye saati ile 05.00’te evinde kimliği belirsiz silahlı kişilerin saldırısına uğradı.

Ölüm haberini duyuran Başbakan Claude Joseph yönetimin kendisine geçtiğini söyledi.

Martine Moise hastaneye kaldırıldı

AA’nın yer verdiği açıklamada, Moise’nin saldırıda hayatını kaybettiği, eşi Martine Moise’nin ise yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı ifade edildi.

Bir süredir siyasi istikrarsızlığın hakim olduğu Haiti’de Moise, şubat ayında gazetecilere yaptığı açıklamada “hayatına yönelik bir girişim olduğunu” olduğunu söylemişti.

Moise, “Kasım 2020’den bu yana yürütülen bir kumpasın tespit edildiğini” ve olayla ilgili 20 kişinin gözaltına alındığını belirtmişti.

Fotoğraf: AA

Yolsuzlukla suçlanıyordu

Göreve 2017’de başlayan Moise 2018’deki yapılamayan parlamento seçimlerinden bu yana ülkeyi kararnamelerle yönetiyor, ülkedeki muhalefet ise bu yönetime karşı çıkıyordu.

Moise dört yılda yedi başbakan değiştirmişti. Üç aydır görevde olan Claude Joseph’in de bu hafta görevden alınması bekleniyordu.

Muhalefetin yolsuzlukla ve ülkeyi bir diktatörlüğe dönüştürmekle suçladığı Moise’ye karşı 2021 başında pek çok şehirde büyük protestolar düzenlenmişti.

CHP’li Gülizar Biçer Karaca Hayvanları Koruma teklifi hakkında konuştu: AKP kendi teklifini dayatıyor

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, “Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” gündemi nedeniyle toplanan Komisyonda bir konuşma yaptı.

Karaca, TBMM çatısı altında kurulan ve beş aylık çalışma sonrası, Komisyondaki tüm siyasi partilerin milletvekillerinin imzasıyla onaylanan 50 maddelik önerinin yer aldığı raporun yerine, kendi hazırladıkları hayvan hakları teklifini dayatan AKP’ye tepki gösterdi.

‘Kanun teklifi komisyon raporu önerilerini içermiyor’

CHP’li Karaca, söz konusu kanun teklifinin Komisyon raporundaki madde ve önerilerin birçoğunu içermediğini kaydetti ve şu açıklamalarda bulundu:

Bu kanun teklifi Komisyon raporumuzun madde ve önerilerinin birçoğunu içermiyor. Devrim yapıyoruz dedi AKP… Komisyon Raporu 1. Maddemizde de önerdiğimiz gibi Hayvan Hakları Kanunu olarak kanun adı değiştirilmelidir. Ancak Komisyonumuzun 1. Madde önerisi dikkate alınmamış, Koruma Kanunu değil hayvan hakları kanunu olması değişikliği yapılmamıştır.

Kendisi Komisyonun başkanı olan Tekirdağ Milletvekili Mustafa Yel’in tutanaklarda beyanları var, ne diyor ‘Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını sağlamayacak ceza öngörülmelidir. Mevcutta yok ancak ekleyeceğiz’ demesine rağmen getirilen teklifte ne yazık ki yok.

Apartman Yönetim Planında kat mülkiyeti kanununda değişiklik yapacağız, keyfi düzenlemelere son vereceğiz diye önermiştik, getirdikleri teklifte bu da yok.

Kamu lojmanlarında hayvan beslenmesinin yasaklanmasının ortadan kaldırılmasını önermiştik. Bakıyoruz ki teklifte yok.

Belediye ve İl Özel İdareleri ile ilgili görev tanımı getirilerek görevini ihlal eden Belediye Başkan ya da yardımcıları hakkında cezai yaptırım getirilmeli dedik, herkesin imzası var ancak, bu düzenleme de bu teklifte yok.

Hayvan bakımevlerinde 24 saat çalışan kamera sistemi kuracağız, hayvan hakları gönüllüleri izleyebilecek diye önerdik ancak getirilen teklifte yok.

Mobil kısırlaştırma ünitelerinin kaldırılması gerekir demiştik, bu kanun teklifinde yok.”

‘Hayvanların rızası mı var?’

Kanun teklifinde hayvanlara karşı cinsel ilişki ifadesi olduğunu hatırlatan Gülizar Biçer Karaca, cinsel ilişki değil hayvana karşı her türlü istismarın, tecavüzün denmesi gerektiğini vurguladı:

Hayvanlara karşı cinsel ilişki ifadesi var. Hayvanların rızası mı var ki cinsel ilişki tanımını kullanıyorsunuz! Hayvana karşı her türlü istismarın, tecavüzün denmesi gerekirken bu kanun teklifinin bir zihniyet değişikliği öngörmediğinin açıkça göstergesi…

STK’lara davalarda müdahil olma hakkı tanınacak demiştik, hayvan hakları mücadelesi verenlerin yüreklerine su serpen düzenleme önermiştik ancak o da yok!

Sahipli-sahipsiz ayrımına dair düzenleme önermiştik; vatandaşlar, hayvan hakları mücadelesi veren gönüllüler takip edebilecekti. Savcılık’ta özel birimler oluşturulacak, Hayvan Suçları Soruşturma Bürosu kurulacak, şikayetler doğrudan buraya yapılacaktı, bu düzenlemede bu da yok!

Cezalandırmada 6 ay ne demek? 6’da 1 takdir hakkıyla 5 aya düşer, ertelenir para cezasına çevrilir. Hayvanlara karşı suç işleyen kişi elini kolunu sallayarak dolaşır. Bu kanun bu haliyle yürürlüğe girerse, hayvana tecavüz eden kişi elini kolunu sallayıp dolaşabilecek.

Kadın ve çocuğa karşı işlenen suçlara bakıldığında, geçmişte hayvana yönelik suçlar işlediklerine dair istatistikler mevcut. Biz ciddi yaptırımlar getirirsek hem hayvanlar hem de çocukları ve kadınları da korumuş olacağız. Haklarının teslimi için burada düzenleme yapılması gerekiyordu, yok!”

‘Komisyon Raporu’ndaki öneriler bu kanuna derç edilmeli’

CHP Denizli Milletvekili, Komisyon Raporu’ndaki 50 maddelik önerilerin bu kanuna derç edilmesinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi:

İsveç’te akvaryumdaki balığı evde yalnız bırakıp strese girmesi idari para cezası. Kedi köpek gibi hayvanları evde yalnız bırakırsanız aç bırakma vb. suçlar işlerseniz cezası var.

Nesli tükenmekte olan hayvanı kasten öldüren ifadesi var teklifte… Hayvanın nesli tükenmiyorsa öldürmek getirdiğiniz teklife göre meşru mu olacak?

Yunus parkları mevcut hali korunacak deniyor, yeni bir hayvan devri tespit edilirse 25 bin TL cezası deniyor, yeni yunus için o cezayı öderler, devam eder.

Biz yurtdışından sirklerin ülkeye girişi yasaklanmalı demiştik.

Özveriyle birlikte çalıştık, Komisyonda yerinde incelemeler yaptık, kanuna esas olabilecek, düzenlenmesi ve hazırlanmasında demokratik olarak biz Komisyonda yerine getirdik. Dünyada örnek olacak kanuna Türkiye’nin öncü ve lider olması için çalışma altyapısını Komisyon’da oybirliğiyle getirdik. Demokraside kanun yapma koşullarına uygun hazırladığımız Komisyon Raporu’ndaki 50 maddelik önerilerin bu kanuna derç edilmesi sağlanmalıdır.”

Rapor: Özelleştirilen 13 kömürlü termik santral hala çevre mevzuatına uyumsuz

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği, hazırladıkları Özelleştirilmiş Termik Santraller ve Çevre Mevzuatına Uyum Süreçleri Raporu‘nu ve santrallerin çevre yatırımı olmadan çalışmaması için toplanan  107 bin 139 imzayı parti yöneticileri, grup başkan vekilleri ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerine teslim etti.

İmza kampanyasında Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a seslenilerek, “Çevre yatırımlarını tamamlamayan kömürlü termik santrallerin havayı ve suyu kirletmeye devam etmemesi için çalışmalarına #izinvermeyin” denildi.

107 bin 139 imza ise TEMA Zonguldak Temsilciliği, Yaşanabilir Zonguldak Platformu, Hayatı ve Doğayı Koruma Platformu Elbistan, Muğla Çevre Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Salihli Çevre Derneği ve Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından toplandı.

‘Fiilen hala uygulanıyor’

2019 yılında, özelleştirilmiş kömürlü termik santrallere çevre mevzuatına uymaları için yapılması gereken yatırımlardan muafiyet getiren yasa tasarısı binlerce kişinin tepkisi sonucu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto edilse de, dernek tarafından hazırlanan rapor bu yasa tasarısının fiilen hala uygulandığını gözler önüne serdi.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği tarafından hazırlanan Özelleştirilmiş Termik Santraller ve Çevre Mevzuatına Uyum Süreçleri Raporu’nda öne çıkan bulgular şöyle:

  • Özelleştirilen 13 kömürlü termik santral 1 Ocak 2020 ve öncesinde olduğu gibi çevreyi kirletmeye devam etmektedir ve hala çevre mevzuatına uyumsuzdur.
  • Tesislerin tamamı toksik atıklarını vahşi depolama yöntemi ile depolamaya devam etmektedir.
  • 2020’nin başından beri 1 yıl içerisinde çevre izni alamadığı için Geçici Faaliyet Belgesi iptal edilen tesisler tekrar Geçici Faaliyet Belgesi’ne başvurarak 1 yıl daha faaliyet sürelerini uzatmışlardır.

‘Somut adımlar atılmıyor’

Raporun yazarlarından İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Baran Bozoğlu da bazı tesislerin çevreye ve insan sağlığına zarar vermeye devam ettiğini, sorunun çözümü için somut adımlar atılmadığını ifade etti:

Santrallerin çevre mevzuatına uyumu için verilen 7 yıl süreye ek olarak 2,5 yıl daha süre verilmesi için hazırlanan yasa tasarısı Sayın Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmişti. Yani bu tesislerin faaliyet göstermesinin insan sağlığı ve çevreyi koruma ödevi ile bağdaşmayacağı açıkça ortaya konmuştu. Ancak bazı tesisler 1 yıldır, bazıları ise fiilen 1,5 yıldır çevre ve insan sağlığına zarar vermeye devam etmekte, toksik atık sahaları ve bacalarından çıkan kirletici gazları başta olmak üzere somut adımlar atmamaktadırlar.”

‘Santraller havamızı kirletmeye devam ediyor’

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı ise, santrallerin havayı kirletmeye devam ettiğini kaydetti ve bacadan çıkan emisyonların kamuoyuyla paylaşılmadığı için limitlerin aşılıp aşılmadığının bilinmediğini ifade etti:

Covid-19 ile mücadele ettiğimiz, her nefesin önem taşıdığı bu günlerde, baca gazı ve kül depolama ile ilgili gerekli yatırımları tamamlamadan tekrar çalışmaya başlayan santraller havamızı kirletmeye devam ediyor. Halk sağlığını önceliklendirdiğini söyleyen karar vericilerin, bu yatırımlar tamamlanmadan santralleri açması kabul edilebilir değil. Bacadan çıkan emisyonlar maalesef resmi olarak kamuoyu ile paylaşılmıyor, limitlerin aşılıp aşılmadığını veya hangi yatırımların yapıldığını bilemiyoruz. Bütün partilerin 2019 yılında #temizhavahaktır #2yılbeklemez” diyerek yasayı geri çektikleri zaman verdikleri sözleri tutmasını bekliyoruz.”

Kömür santrallerinin isimleri

Çevre yatırımları eksik olan özelleştirilmiş kömürlü termik santrallerinin Ankara/ Çayırhan Termik Santrali, Bursa / Orhaneli Termik Santrali, Çanakkale / Çan 18 Mart Termik Santrali, Maraş / Afşin Elbistan A Termik Santrali, Maraş / Afşin Elbistan B Termik Santrali, Kütahya / Tunçbilek Termik Santrali, Kütahya / Seyitömer Termik Santrali, Manisa / Soma Termik Santrali, Muğla / Yeniköy Termik Santrali, Muğla / Yatağan Termik Santrali, Muğla /Kemerköy Termik Santrali, Sivas / Kangal Termik Santrali (1 ve 2. üniteler) ve Zonguldak / Çatalağzı Termik Santrali olduğu açıklandı.

Çevre mevzuatına uymayan durumlar

13 kömürlü termik santralin, çevre mevzuatına uymayan yatırımları da şöyle sıralandı:

  • Geçici Faaliyet Belgesi (GFB) alarak faaliyetine devam etmesine bir yıl izin verilen santrallerin 3’ü (Afşin Elbistan B, Çayırhan ve Orhaneli Termik Santralleri) baca gazı emisyon sınırlarına uygun çalışmamakta, havayı kirletmekte ve toksik atık depolamaktadır. Vahşi atık sahalarını rehabilite etmedikleri için Çevre İzni almaya uygun görülmemeleri nedeniyle GFB’leri iptal edilmiştir. Ancak bu tesisler aynı gün yeni bir GFB alarak çalışmaya devam etmektedir. 1 yıl çevre mevzuatına aykırı çalışan bu tesislere en az 1 yıl daha çevre mevzuatına aykırı çalışma hakkı tanınmıştır.
  • Santrallerden 2’si (Afşin Elbistan A ve Kangal Termik santralleri) GFB’lerini yenileyerek ek süre kazanmışlardır. İlk GFB’leri ile fiilen 1 yıldan fazla çalışacaklardır. Bu tesislerin de mevzuatın belirlediği baca gazı emisyon sınırlarına uygun çalışmadıkları, havayı kirlettikleri, toksik atık depoladıkları ve vahşi atık sahalarını rehabilite etmedikleri tespit edilmiştir.
  • Santrallerden diğer 2’si (Soma ve Çatalağzı – ÇATES Termik Santralleri) mevzuatın belirlediği baca gazı emisyon sınırlarına uygun çalışmamakta, havayı kirletmekte, toksik atık depolamakta ve vahşi atık sahalarını rehabilite etmemektedir.
  • Çatalağzı-ÇATES termik santrali ve Kangal Termik Santrali’nin Geçici Faaliyet Belgesi’nin süresi Haziran ayı başında dolmuştur. Bu tesisler GFB ve izni olmadan çalışmaya devam etmektedirler, Çevre Kanunu’na göre faaliyetleri durdurulmalı ve idari yaptırım uygulanmalıdır.
  • EÜAŞ 18 Mart Çan Termik Santrali 18.03.2021’den bu yana çevre izni ve GFB’si olmadan çalışmaktadır. Çevre Kanunu’na göre faaliyeti durdurulmalı ve idari yaptırım uygulanmalıdır.
  • Çelikler Seyitömer Termik Santrali’ne 2021 Şubat ayında verilen GFB’de atık depolama sahası lisansı bulunmamaktadır. Dolayısıyla çıkan atıklarını (kül, baca gazı tozu v.b.) atık sahasına boşaltması yasaktır ancak atıklarını depolama sahasına verdiği bilinmektedir. Buna rağmen tesisin çalışması durdurulmamış ve Çevre Kanunu kapsamında herhangi bir ceza uygulanmamaktadır.
  • Toksik atık barındıran vahşi depolama yöntemi ile atık sahasını yönetmesine ve atık sahasını rehabilite etmemesine rağmen 1 tesise (Yatağan Termik Santrali) 5 yıllık çevre izin belgesi verilmiştir.

Ev kurmanın maliyeti son üç yılda iki kat arttı

Bloomberg HT’nin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı aylık fiyat verilerinden derlediği sepete göre, ev kurmanın bedeli son üç yılda ik kat arttı.

Ev kurmak için gereken ihtiyaç sepeti 2018’in haziran ayında 32 bin 493 TL iken, 2021’in haziran ayında 64 bin 896 TL’ye yükseldi.

En büyük artış set üstü ocakta

Fiyatı en fazla artan ürün yüzde 242 fiyat artışıyla set üstü ocak olurken ikinci ürün yüzde 200 artışla porselen ev eşyası oldu.

2021 yılında sepetteki en büyük gider kalemi 8 bin 485 TL ile bilgisayar olurken ikinci sırada 8 bin 343 TL ile oturma odası takımı geldi.

37 ürün yer alıyor

Derlenen sepette ev kurarken ihtiyaç duyulan 37 ürün yer alıyor. Ürünlerin içerisine fatura abonelik ücretleri ve ilk kira gibi değişken giderler bir seferliğine dahil edildi.

Evlenme hızı 10 yılın en düşüğünde

Evlenen çiftlerin sayısında da büyük bir düşüş yaşandı. Evlenen çift sayısı 2020 yılında yüzde 10,1 azalarak 487 bin 270 olurken bin nüfus başına düşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı 2020 yılında binde 5,84 olarak gerçekleşti. 2019 yılında kaba evlenme hızı 6,57’ydi.

Kaba evlenme hızı 2020 yılında 2010’dan beri en düşük seviyeye gerilerken evlilik sayıları da 10 yılın en düşüğüne indi.

Boşanan çiftlerin sayısı şse 2019 yılında 156 bin 587 iken 2020 yılında yüzde 13,8 azalarak 135 bin 22 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2020 yılında binde 1,62 olarak gerçekleşti.

Çeyiz hesabı

İnsanların 27 yaşından önce evlenmesi için yapılan devlet destekleri bulunuyor. Nisan 2016’da hayata geçirilen Çeyiz Hesabı ve Devlet Katkısı uygulamasıyla çiftlere destekler sunuluyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Çeyiz Hesabı katkısı ise en az üç yıl boyunca birikim yapmanızı gerektiriyor ve en fazla 12 bin TL’ye kadar devlet katkısını kapsıyor.

Bakanlığın katkısından faydalanmak isteyenler en az üç yıl birikim yaparak 27 yaşını doldurmadan evlenmeleri gerekiyor.

Afyon’da haşhaş hasatı kuraklık nedeniyle erken başladı

Afyonkarahisar‘ın Sandıklı ve Kızılören ilçelerinde yetiştirilen haşhaşın hasatına bu yıl kuraklık nedeniyle 15 gün erken başlandı.

Kasım ayında Sandıklı ve Kızılören ilçelerinde 2 bin 250 üretici tarafından 25 bin dekar alanda ekimi yapılan haşhaşta yaklaşık 1400 ton rekolte bekleniyor. Bölgedeki haşhaş hasadının 20 gün içerisinde tamamlanacağı tahmin ediliyor.

‘Afyon’ olarak da bilinen haşhaş bitkisinin kapsülü ilaç sanayisinde kullanılırken, kapsülün içindeki haşhaşın ezmesi ve yağı tüketiliyor. Haşhaş bitkisi birçok unlu mamulde de kullanılıyor.

Çiftçi zorda

Sandıklı Ziraat Odası Başkanı Fatma Toptaş, haşhaş hasadı yapılan tarlalarda üretici ve işçileri ziyaret etti. İşçilerle birlikte bir süre haşhaş kırımı yapan Toptaş, “Kuraklıktan dolayı haşhaşlar erken kurudu ve bu yıl haşhaş hasadı erken başladı. Kuraklıktan dolayı verim kaybı da var” dedi.

Üreticilerin haşhaşı zor şartlarda yetiştirdiğini ifade eden Toptaş, “Haşhaşa diğer ürünler gibi mazot ve gübre desteği verilmiyor. Haşhaşa da mazot gübre desteği verilmesi lazım. Kapsül alım fiyatı da 5 yıldır aynı. Kapsül fiyatının da biraz artırılması lazım. Bir de kuraklıktan dolayı üreticiye ek bir destek paketi verilmeli yoksa önümüzdeki yıllar üretim yarıya düşer bu da ülke ekonomimize büyük zararlar verir” dedi.

DHA’nın haberine göre haşhaş üreticisi Nuriye Yılmaz da “Hasat erken başladı, verimde kayıp var. Yetkililerden destek istiyoruz. Kapsüle 5 yıldır aynı fiyat veriliyor. Fiyatın artmasını istiyoruz” talebinde bulundu.