Editörün SeçtikleriHayvan HaklarıManşetTürkiye

Hayvan hakları aktivistleri Meclis’e sunulan teklifi değerlendirdi: Bu yasa da hayvanları koruyamayacak

Fotoğraf: AA

AKP Grup Başkanvekili ve Maraş Milletvekili Mahir Ünal, uzun süredir beklenen Hayvanları Koruma Kanunu‘nun Meclise sunulduğunu duyurmasının ardından, hayvan hakları aktivistleri de kanunun içeriğiyle ilgili açıklamalar yapmaya başladı.

Yeşil Gazete’ye konuşan İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı ve Avukat Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, yasanın hayallerindeki yasa olmadığını, ancak hayvanların mal statüsünden çıkarılması ve Türk Ceza Kanunu‘nda ceza gelmesi gibi gelişmelerin ülkenin konjonktürüne bakıldığında hayati ve güzel düzenlemeler olduğunu kaydetti.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi‘nden (HAKİM) hayvan hakları aktivisti Fatma Biltekin, yasa teklifiyle ilgili, “Bu haliyle yasa teklifinin hayvanların yaşadığı sorunları çözmesi mümkün değil” derken, Deneye Hayır Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yağmur Özgür Güven de “Bu kanunun bir sonraki revizyonunun 10-15 yıl sonra yapılacağı düşünüldüğünde, epey uzun bir zaman daha hayvanları korumayan bir yasanın eksiklikleriyle baş başa olacağız” ifadelerini kullandı.

‘Hayvanları kurtaracak bir yasa değil’

Yeni kanun teklifinin beş partinin üzerinde uzlaştığı Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu tavsiye raporuna göre hazırlanmadığını dile getiren Fatma Biltekin, bu yasanın da hayvanları kurtaracak bir yasa olmadığına işaret etti:

Bazı şeyleri ‘Bakın biz yaptık’ demek için yapıyorlar. Türkiye’nin tarihinde çok azdır, beş tane parti onay vermiş, herkes ‘tamam’ demiş. Ortada sivil toplumun da kabul ettiği maddelerin olduğu bir şey var. Şimdi bunu mantıken aslında direkt alıp yasalaştırmaları gerekiyordu. Ama şunu yapmak için yaptılar: Bakın biz diğer partilerden de görüş aldık. Bu tavsiye raporunu dikkate alarak yaptık. Ben hiçbir yerde tavsiye raporunun dikkate alındığını görmüyorum.

Bu müjdeli bir haber gibi düşünülmesin. İçerisinde tabi ki olumlu maddeler var. Ama bu hayvanları kurtaracak bir yasa değil. Hayvanların yaşamlarını kolaylaştıracak bir yasa olmayacak.”

‘Öfkelenmemek mümkün değil’

Yasa teklifini Yeşil Gazete’ye değerlendiren Yağmur Özgür Güven de teklifin hayvanları koruyamacağını dile getirdi:

Açıkçası bunca yıl bekledikten ve özellikle son 4-5 yıldır yapılan çalışmalardan sonra, önümüze konulan bu kanun teklifine öfkelenmemek mümkün değil. Araştırma Komisyonu’nun raporu eksiklikleri olmakla birlikte en azından özenli ve detaylı bir çalışmanın ürünüydü ve bizler hazırlanacak teklifin, komisyon raporunu bir üst noktaya taşımasını bekliyorduk.

Hayvan deneyleri, avcılık ile ilgili hayvan lehine en ufak bir düzenleme yok. Yunus terapi ve gösteri merkezi, hayvanat bahçesi (yeni adıyla “doğal yaşam parkı”) adı verilen esarethaneler aynen devam, evlerde bakılan hayvan sayılarının, ‘yasaklı ırk’ tanımıyla barınaklara hapsedilen hayvanların ve diğer bazı hususların yönetmelikle belirleneceği söyleniyor. Mobil kısırlaştırma-evcil hayvan satışı-fayton yasaklanmamış, deve-boğa güreşlerine izin verilmeye devam ediliyor, hayvan terk etmenin cezası adeta ödül gibi, hayvana fiziksel ve cinsel şiddet/saldırı durumunda hapis cezası geldiği söyleniyor ancak mevcut düzenlemelere göre pratikte hapis cezası olmayacak zaten.

‘TCK kapsamına alınması çok önemli’

Hayvanların mal statüsünden çıkarılıp, can statüsüne geçirilecek olmasının çok kıymetli olduğunu ifade eden Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, yasada yer alan cezalarla ilgili şu değerlendirmeleri yaptı:

Öldüren, cinsel istismarda bulunan, hayvana hunharca hislerle işkence yapan bu kişilerin eylemleriyle alakalı Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilecek, hapis cezasıyla cezalandırılacak olması çok önemli.

Alt sınır altı ay maalesef. Suça göre de dövüştürme iki yıl, cinsel istismar üç yıl, öldürme dört yıl, nesli yok etme beş yıla kadar üst sınırıları da çizilmiş durumda. Ben bu suçların TCK kapsamına alınmış olmasını çok kıymetli buluyorum. Tabi ki gönül isterdi ki iki yıl bir ay hapis cezası olsun alt sınır ki paraya çevrilmesin, ertelenmesin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümleri uygulanmasın. Ama TCK kapsamına alınması bile çok kıymetli.”

‘Tecavüze tecavüz demekten korkuyorlar’

Taslakta ve Mahir Ünal’ın yaptığı basın toplantısında, hayvana tecavüzün “hayvanla cinsel ilişki” olarak adlandırıldığına dikkat çeken Biltekin, bunun bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti:

Mahir Ünal dün basın toplantısında da hayvana tecavüze ısrarla hayvanla cinsel ilişki dediklerini görüyoruz. Bu bilinçli bir tercih. Çünkü Meclis Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu yasadaki hayvanla cinsel ilişki tanımının hayvana cinsel saldırı, hayvana cinsel şiddet olarak değiştirilmesini önermişti. Yani yasa koyucular bunu biliyorlar. Hayvanla cinsel ilişkinin olamayacak bir şey olduğunu da biliyorlar. Ama tecavüze tecavüz demekten korkuyorlar ve demiyorlar. Kanunda da yine hayvanla cinsel ilişki olarak geçiyor.”

‘Hayvan yasaklamakla bu işi çözemezler’

Yasada yer alan ve “Tehlikeli köpek türleri” olarak adlandırılan hayvanların bakılması ve barındırılmasının yasaklanacağına dair de görüşlerini dile getiren Kalafatoğlu, bu durumun üzücü bir gelişme olduğunu söyledi:

Bu konu bizim için üzücü oldu. Yasaklı ırkla alakalı yasaklar devam ediyor. Halbuki biz şunu arzu etmiştik, yasak olarak bir şey çözmek mümkün değil. Şöyle yapmışlar, mevcut olan hayvanlarla alakalı düzenleme getirecekler fakat daha sonra yasak kaldığı yerden devam edecek. Bu da bence bir süre sonra yine aynı çözümsüzlüğün içine düşmeyi getirir.

Çünkü olması gereken hayvanları yasaklamak yerine bu hayvanların silah ruhsatı gibi bir ruhsatla sahiplenilmesini sağlamak, kişinin eğitim almasını sağlamak. Bir veri tabanına onları işlemek ve bunun dışında da mutlaka bu hayvanları sahiplenmek isteyenlere esasında mizaç testi yaptırıp, şiddet eğilimli olan insanlara bu hayvanları sahiplenmesine izin vermemek. Doğrusu budur, yoksa hayvanı yasaklamakla bu işi çözemezler.”

Katalogla hayvan alınabilecek

Teklifte geçen petshoplarda hayvan satışının yasaklandığına dair maddeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatma Biltekin, buralarda sadece kedi ve köpek satışının yasaklanacağını, diğer hayvanların satışının ise devam edeceğini kaydetti:

Petshoplarda hayvan satışının yasaklandığını söylüyorlar. Bu eksik bir bilgi. Çünkü petshoplarda sadece kedi ve köpek satışı yasaklanacak. Diğer egzotik hayvanların, kuşların, sürüngenlerin, balıkların satışına devam edilecek. Kedi, köpek satın almak istiyorsanız da petshoplarda kataloglar olacak. O kataloglardan hayvan seçeceksiniz, daha sonra üretim çiftliklerinden gidip hayvanları satın alacaksınız. Hayvan üretimi ve satışı bitmediği için bir çözüm yok burada.”

‘Türkiye’de zaten hayvanlı sirk yok’

Kara ve su sirklerinin Türkiye’de yasaklanmasına ilgili de açıklama yapan Biltekin, Türkiye’de zaten hayvanlı sirk olmadığını kaydetti ve şunları söyledi:

Kara sirklerinin Türkiye’de kurulmasına izin verilmeyecek. Böyle bir şeyin oluyor olması tabi ki önemli bir şey. Zaten Türkiye’de hayvanlı sirk yok. Belediyeler hayvanlı sirkleri davet ediyorlar. Ya da özel şirketlerin kurduğu sirkler Türkiye’ye gelip gösteri yapıyor. Biz de ‘Türkiye’ye hayvanlı sirk girişini yasaklayın’ diyoruz. Burada kurulmasını da yasaklayın ama Türkiye’ye girişini de yasaklayın.

Su sirkleri dedikleri de yunus parkları oluyor. Yunus parklarıyla ilgili de yeni yunus alımının olmayacağı, yeni yunus parklarının açılmayacağı söyleniyor. Ama yunus parklarına bir yönetmelik getireceğiz diyorlar.”

‘Yönetmelik çıkmamalı’

Biltekin, yunus parklarına getirilmesi planlanan yönetmeliğin hiçbir şekilde çıkmaması gerektiğinin altını çizdi:

Şimdi bizim en çok korktuğumuz şeylerden bir tanesi yunus parklarının düzenlenmesi ve bu şekilde legal bir zemine oturtulmasıydı. Şu an bu yaptıkları şey yunus parklarını legal bir zemine oturtmak anlamına geliyor. Hayvanlar ölene kadar açık kalacak, hayvanlar öldükten sonra da buralar kapatılacak deniliyor.

Ama bunun ardından da şöyle bir şey söylenmiş: Bu yasaklara uyulmazsa hayvan başına 25 bin TL ceza kesilecek deniliyor. Benim anladığım şu: Bir yunus parkının yunus alması yasak, ama bir şekilde yunus aldı, gösteri yaptırtıyor. Bu tespit edildiğinde sadece 25 bin TL para cezası mı kesilecek bu insanlara?

Zaten yunusla terapi üzerinden binlerce Euro, Dolar para kazanan yerler buralar. Eğer o hayvan kurumda kalmaya devam edecekse hiçbir anlamı yok bunun. Yunus parklarıyla ilgili yönetmelik nasıl gelecek bu da önemli. Ama bu yönetmeliğin hiçbir şekilde çıkmaması gerekiyor.”

‘Daha detaylı beklentilerimiz vardı’

Teklifte yer alan belediyelere hayvan bakımevi kurma zorunluluğuyla ilgili görüşlerini paylaşan Kalafatoğlu, konuyla ilgili daha detaylı beklentilerinin olduğunu dile getirdi:

Bakımevlerinde herkes eğitim sertifikası alsın, hayvana eli değen herkes eğitimden geçsin, bakımevlerinde mutlaka kamera sistemi kurulsun, herkesi görebilelim. Her bakımevinde nöbetçi veteriner hekim olsun gibi isteklerimiz vardı. Onları teklif içeriğinde şu aşamada görmüyoruz. Ancak, ben bu teklife hayvan hakları yasasının son hali değil olarak bakmak istiyorum. Bu arada adı da hala hayvanları koruma kanunu ve son şeklini almadı.

O nedenle, son şeklini aldıktan sonra ancak ‘burası böyle olmadı, şurası şöyle olmadı’ diyebiliriz. Şu aşamada daha talep ettiğimiz bazı unsurları belki ekleme imkanımız olur. Rahatsızlık duyduğumuz bazı şeylerin belki düzeltilmesi imkanı olabilir. O nedenle komisyondan son şekline kadar beklemek gerekir.”

‘Değişen bir şey olmayacak’

Teklifte yeni hayvanat bahçelerinin açılmasının yasaklanacağını ifade eden Fatma Biltekin, sadece isim değişikliği olacağını; hayvanat bahçelerine artık doğal yaşam parkları denileceğini vurguladı:

Türkiye’de 40 tane hayvanat bahçesi var. Yeni hayvanat bahçesi açılması yasaklanacak ama doğal yaşam parkları olacak deniyor.

Bize en son Antalya Doğal Yaşam Parkı’ndan bir tane video geldi. Kapatıldığı ve stres altında olduğu için bir boz ayı anormal tekrarlayan bir davranış gösteriyor. Hayvanat bahçelerinde ya da kapatılan hayvanlarda çok sık rastlanan bir psikoz aslında. Burası doğal yaşam parkı. Türkiye’deki doğal yaşam parkları da böyle olacağı için hiçbir anlamı yok. İsim değiştirecekler, hayvanat bahçesi yerine doğal yaşam parkı diyecekler. Değişen hiçbir şey olmayacak.

Bu hayvanlar kimliklendirilecek mi? Yıllardır biz hayvanat bahçelerindeki hayvan sayısına ulaşmaya çalışıyoruz. Bakanlık bunun verisini tutmuyor. 40 hayvanat bahçesinde yaklaşık 20 bin 800 tane hayvan var. Bu bizim araştırmalarımız sonucunda ortaya çıkan bir veri ve çok azına ulaşabildik. Bu hayvanat bahçelerinin bir kısmı doğal yaşam parkı zaten.”