Ana Sayfa Blog Sayfa 1347

Dişi makak maymunu Yakei, erkeğe meydan okuyarak alfa oldu

Maymunlar aleminde nadir görülen bir gelişmeyle, bir dişi makak maymunu 677 makaktan oluşan koruma altındaki bir topluluğun alfası (lideri) oldu.

Japonya‘daki Takasakiyama doğal zooloji parkında yaşanan olayda, Yakei isimli dokuz yaşındaki dişi makak, önce annesine, ardından da erkek makaklara karşı koyarak kendini topluluğun lideri haline getirdi.

Beş yıllık erkek lidere meydan okudu

Gazete Duvar’ın The Guardian’dan aktardığı habere göre Yakei, dişi alfa olma yolundaki ilk adımını nisan ayında kendi annesine saldırarak attı.

Birçok dişi maymunun bu noktadan ileri gitmediği belirtilirken, 10 kiloluk Yakei bu kez de erkek maymunlara karşı ağırlığını koymaya başladı.

Yakei’nin haziran ayında koruma alanındaki topluluğun beş yıldır alfa erkeği olan 31 yaşındaki Sanchu’ya meydan okuyup onu ‘benzetti’.

Bir ilk

70 yıllık tarihlerinde hiç alfa dişi görmemiş olan doğal park çalışanları, bu gelişmeleri fıstık testiyle teyit etmeye karar verdi. 30 Haziran’da yere yemiş konularak, Yakei ile Sanchu arasından hangisinin önce yiyeceği incelendi.

Beş yıldır topluluğun lideri olan Sanchu’nun geri çekilerek ilk sırayı Yakei’ye verdiği, bunun da Yakei’nin dişi alfa statüsünü teyit ettiği belirtildi.

‘Dişi maymunlarda nadir görülüyor’

Parkta rehberlik yapan Satoshi Kimoto, The Guardian’a yaptığı açıklamada “Yakei o günden beri ağaçlara tırmanıp onları sallıyor. Bu, bir güç ifadesidir ve dişi maymunlarda çok nadir görülen bir davranıştır. Kuyruğunu havada tutarak dolaşıyor ki, bu da dişiler için çok sıradışı” dedi.

Kimoto, park çalışanlarının Yakei’nin dominant davranışı karşısında şaşırdıklarını söyledi.

1952 yılında maymunlar için bir koruma alanı olarak kurulan Takasakiyama’da A ve B grupları olarak ayrılmış şekilde yaklaşık 1500 makak yaşıyor.

Ağrı Dağı zirvesindeki buzullar eriyor, çamur ve taşlar yerleşim alanına yağıyor

Ağrı‘nın Doğubayazıt ilçesi ile Iğdır‘ın arasında bulunan deniz seviyesinden 5 bin 137 metre yüksekliğindeki Ağrı Dağı‘nın 4 bin 900 metresinden sonra başlayan buzullar iklim krizinin neden olduğu sıcaklık artışıyla erimeye başladı.

Iğdır’ın Aralık ilçesi Ahura Vadisi ve Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesi Örtülü köyündeki derelere büyük kayalarla birlikte gelen çamur yöre halkı tarafından cep telefonları ile görüntülendi.

Zirveden gelen çamur ve kayaları görenler hem şaşırdı hem de büyük korku yaşadı. Turizmci ve dağ rehberi olan Murat Şahin de dağdan akan çamur ve kayaları görüntüledi.

‘Tonlarca çamur ve kaya parçaları geldi’

Şahin, Ağrı Dağı’nda ilk kez böyle bir manzarayla karşılaştığını belirterek, “Yaklaşık 40 yıldır bölgede dağcılık faaliyetleri ve turizm arama-kurtarma işleri yapıyorum. Hava günlük güneşlik ama zirveden gelenler bir seli andırıyor. Kuruyan dere yatağından çamurla birlikte dev kaya parçaları geliyor. Tırmanış için çıktığım Ağrı Dağı’nın eteğindeki Yenidoğan köyüne gittiğimizde köylülerin bir yere toplandığını ve bir yere baktığını gördüm. Ben de o noktaya baktığımda gördüğüm manzara korkutucuydu. Tonlarca çamur ve ve kaya parçaları hızla geliyordu. Gelen kayalar insan gücü ile kaldırılabilecek kayalar değil. Köylüler bu olay yaşanmadan önce zirveden büyük bir patlama sesi duyduklarını söyledi. Şimdilik köylere bir tehlikesi yok ama zirveden ne zaman ne geleceği belli değil” dedi.

‘Böyle giderse 10 yıla buzul kalmayacak’

Şahin, bu yıl aşırı sıcaklardan dolayı Ağrı Dağı’ndaki buzulların gözle görülebilecek derecede eridiğini belirterek, “Böyle giderse 5-10 yıl sonra Ağrı Dağı’nın zirvesinde kar bile kalmayacak” dedi.

Ağrı Dağı eteklerinde yaşayanlar ise bu yıl ilk kez gerçekleşen olaydan büyük bir tedirginlik duyduklarını söyledi.

Ekrem İmamoğlu: THK uçaklarının bakım ve onarımı için bugün resmi başvuruyu yapıyoruz

İstanbul Minibüsçüler Odası ve ilçe minibüsçüler odaları temsilcileriyle Florya’daki İstanbul Planlama Ajansı‘nda bir araya İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin sorusu üzerine Türk Hava Kurumu‘na (THK) ait uçakların bakım ve onarımını yapmak için 11 büyükşehir belediye başkanı olarak bugün resmi başvuru sürecini başlatacaklarını açıkladı.

CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanı, yangın söndürme uçaklarının tüm bakım ve işletme giderlerini karşılamaya hazır olduklarını açıklamıştı.

‘Kararlıyız, başvurumuz yapacağız’

İmamoğlu açıklamasında, THK’nin içinde bulunduğu durumun herkesi üzdüğünü ve bu noktada da kendilerinin etkin olmak istediklerini kaydetti:

Şu anda gözbebeğimiz THK, her çocuğun zihninde vardır bu ülkede. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca en etkin, en saygın kurumlarımızın başındadır. Düştüğü durum hepimizi üzmektedir. Yani THK demek, Kızılay demek hepimizin göğsünü kabartan kurumlar olmalı. Bu yönde atılan bu yanlış adımlarla geldiği bu noktada biz etkin olmak istiyoruz ve 11 büyükşehir belediye başkanımızla dün aldığımız karar gereği; mevcut uçakların tadilatı, tamiratı, bakımı, onarımı, hatta filonun genişletilmesi ve hatta bu filodan hizmet alma noktasında belediyelerimizin talebi olduğunu ilettik.

Resmi başvurumuzu da bugün hazırlayıp sunuyoruz, 11 büyükşehir belediyesinin imzasıyla görüşmeleri başlatmak adına bugünden süreci başlatıyoruz. Bütün bu gelişmelerle ilgili de bugün Ankara’da Sayın Genel Başkanımızla toplantımız olacak. Orada bu süreci kendileriyle başkanlarımızla beraber paylaşacağız. THK iyi olsa, onlarca uçağı olsa hangarlarında, keşif uçaklarıyla dönem dönem takip edilmesi gereken sıcak dönemde keşif uçaklarımız gezsek, oraya müdahale eden uçaklarımız olsa, yangın olmaz mı? Olur her sene oluyor ama bugün şu düştüğümüz durumu yaşamazdık. O bakımdan kararlıyız, bugün de başvurumuzu yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, THK’nin yangın söndürmeye uygun uçaklarının bulunmadığını kaydetmiş, ancak konunun uzmanı isimler uçakların bakımının yapılıp rahatlıkla kullanılabileceğini ifade etmişti.

Van’da art arda sel felaketi: ‘Evimiz yıkıldı, hiçbir şeyimiz kalmadı’

Haber: Şenol BALI

*

Ülkenin Ege ve Akdeniz Bölgeleri orman yangınlarıyla boğuşurken, Doğu Bölgesi’nde ise sel felaketi yaşanıyor.

Van’ın Başkale ilçesine bağlı Esenyamaç Mahallesi’nde bir gün arayla yaşanan iki büyük sel felaketi sonucu 70 ev zarar görürken bunların 16’sı kullanılamaz hale geldi.

Birçok hayvanın yaşamını yitirdiği köyde yeşil alanlar ve tarlalar da ağır bir tahribata uğradı. Köylerde park halinde bekleyen araçlar da sular altında kaldı.

Gece yaşansaydı tablo farklı olurdu

Selden kısa bir süre önce muhtarlığın vatandaşlara evlerinin damına ve yüksek yamaçlara çıkmaları yönünde yaptığı çağrı olası insan ölümlerini önledi.

Ancak köylüler gündüz vakti yaşanan selin gece olması durumunda birçok insanın sele uykuda yakalanarak hayatını kaybedebileceğini söylüyor.

Su ve elektrik kesik

 Van Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Su İşleri’ne (DSİ) bağlı ekipler köydeki çalışmalarına başladı. İlk olarak dolan dere yatağını temizleyen iş makinaları tıkanan yolları açarak mahallede biriken hafriyatı tahliye ediyor.

Direklerin devrilmesi veya kabloların kopması sonucu elektriklerin kesik olduğu köyde su borularının patlamasıyla sular da akmıyor. Van Gölü Elektrik Dağıtım Şirketi (VEDAŞ) ile Van Su ve Kanalizasyon İdaresi (VASKİ) köyde bakım ve onarım çalışmalarına başladı.

Mahalleliler, kendilerine dağıtılan suya ek olarak civarda bulunan doğal kaynak sularını at veya eşeklerle taşıyarak su ihtiyacını karşılıyor.

3 bin nüfuslu mahalleye altı çadır

 Öte yandan Kızılay ve AFAD ekipleri de köyde aktif olarak çalışma yürütüyor. Kızılay, tespit edilen evlere battaniye, kuru gıda, su ve ekmek gibi temel ihtiyaçları ulaştırırken AFAD ise 3 bin nüfuslu mahalleye altı adet çadır kurdu.

Ancak köylüler kurulan çadırlarda değil evi hasar görmeyen komşularında kalıyor. Mahalle sakinleri, çadırların hem yetersiz olduğunu hem de geniş aileler için uygun olmadığını düşünüyor.

Çocuklar Kızılay’ın dağıttığı yemek kuyruğunda.

Esenyamaç’a bağlı mezralarda da sel yaşandı

Aşırı yağışlar Esenyamaç’a bağlı Onikidere mezrasında da yıkıma neden oldu. 50 hanelik mezrada birçok ev hasar görürken bunlardan altısı kullanılamaz halde.

Birçok ağacın kökünden söküldüğü, köprü ve geçitlerin dolduğu mezrada da düzenleme ve tahliye çalışmaları başladı.

Hasar tespit çalışmalarını sürdüren AFAD ve Kızılay da mezrada 11 çadır kurarken, mahalleliye iki öğün yemek servisi yapıyor.

Buradaki yurttaşlar da Esenyamaç’taki yurttaşlar ile benzer talepler dile getiriyor ve sel felaketinin bir daha yaşanmaması için daha uzun ömürlü planlamalarının yapılmasını istiyor.

Sel başlar başlamaz yamaçlara kaçtık’

İki kardeşiyle beraber evlerine dolan çamur yığınını tahliye etmeye çalışan Rabia Acar, sel sırasında çok korktuklarını söyledi. Sel başlayınca yamaçlara kaçtıklarını söyleyen Acar şu ifadeleri kullandı:

“Selden kısa süre önce yamaçlara çıktık. Daha sonra indiğimizde balkonumuzu sel suları götürmüştü yine camekanın camları kırılmıştı. Alttaki ambarımızda ise un, peynir ve çimento gibi malzemelerimiz vardı. Mutfak eşyalarını bıraktığımız bölme de gitti. Hiçbir şeyimiz kalmadı. Şu an temizlemeye çalışıyoruz.’’

‘Komşularda kalıyoruz’

Evi tamamen kullanılamaz hale gelen Nimet Özer ise muhtarın anonsu sayesinde kaçtıklarını ve bu nedenle mahallede herhangi bir kişinin yaşamını yitirmediğini söyledi:

“Buraya yazın geliyoruz. Düğüne gitmiştik o saatlerde. Saat 12 gibi yağış başladı ve hemen sonrasında muhtar bizi uyararak tepelere çıkmamızı söyledi. Millet kaçtı ve sel cana değil mala geldi böylece. Çadırlar kurmuşlar ama gidemiyoruz. Şu an komşularda kalıyoruz. Şimdiye kadar yapılan müdahaleler yeterli.”

Nimet Özer

Sele kapılan Yurtseven konuştu

Sele kapıldığı anın kameralara yansımasıyla gündemde oldukça yer tutan Kader Yurtseven ise yaşadığı o anları anlattı. Sel sırasında evinin önünde duran Yurtseven sel sularına kapıldıktan kısa bir süre sonra çevredekilerin müdahalesi kurtarılmıştı. Hala psikolojik olarak olanları atlatamadığını kaydeden Yurtseven şunları dile getirdi:

‘’Sel sırasında evimiz yıkıldı, hiçbir şeyimiz kalmadı. Komşulara gidip kalıyoruz. O gün kardeşim selin içine düşmüştü. Onu bulmak için hareket ettiğimde ben de kapıldım. Komşumuz beni çıkardı ve devamında kalp masajı yaptı bana. Uzun süre sonra kendime geldim. Çok zordu. Psikolojik olarak hala etkisindeyim. Sanki bir rüya gibiydi. Öyle bir şey yaşamamışım sanki.’’

Kader Yurtseven

Bir evi daha önce yakılmıştı, ikinci evini sel adlı

Mahalle sakinlerinden Fettah Avcı’nın da evi kullanılamaz hale geldi. 58 yaşındaki Avcı daha önce başka bir mezrada yaşarken evlerinin yakılmasıyla buraya geldiklerini ve şimdide evlerinin sel sonucu yıkıldığını ifade etti.

‘’Evimizi sel götürdü, eşyalarımızı sel götürdü. Hiçbir şey bırakmadı. Yatacağımız yer de yok şimdi. Yetkililerden destek istiyoruz. Şimdiye kadar çok önemli bir şey yapılmadı mahallede. Herkesten bizi görmelerini istiyoruz’’ diyen Avcı, durumlarının ne olacağına dair bir şey kestiremediğini söyledi.

Van Demokrasi Platformu’ndan inceleme

Van Demokrasi Platformu da kalabalık bir heyetle Esenyamaç Mahallesi ve bağlı mezraları ziyaret etti. Çok sayıda kurum, dernek ve STÖ temsilcilerinin yer aldığı grup, mahallede ev ev gezerek yurttaşların mağduriyet ve taleplerini dinledi.

Mahallelerdeki temaslarını gün boyu sürdüren heyet, yaşanan sel felaketine ve selden dolayı zarar gören yurttaşların acil taleplerine ilişkin geniş kapsamlı bir rapor hazırlayarak kamuoyu ile paylaşacak.

Van Demokrasi Platformu alanda inceleme yaptı.

Van Valisi ve HDP’li siyasetçilerden ziyaret

Van Valisi Mehmet Emin Bilmez, etkili olan sağanak sonrası sel yaşanan mahalleyi ziyaret etti. Burada bir dizi incelemede bulunan Bilmez, Çevre ve Şehircilik, AFAD ile Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri detaylı bir hasar tespiti istedi.

Bilmez, “Bu mahallenin acısı bizim acımızdır. Başkale’de selin yaralarını en kısa sürede saracağız. Evi zarar görenler için barınma yeri ayarlandı. Biz de bütün ekiplerimizle buradayız. Bir vatandaşımız sele kapılmış. İlk müdahaleyi muhtarımız yapmış. Yağışlar sürecek dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle hayvanlarımızı dere yataklarında otlatmayalım” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van milletvekili Muazzez Orhan ve beraberindeki partililer de mahalleyi ziyaret etti. Burada konuşan Orhan, yardımların daha hızlı ve çok yönlü yapılması çağrısında bulundu.

Van’da başka bölgelerde de sel yaşandı

Esenyamaç’ta sel felaketinin yaşandığı günlerde Başkale ilçe merkezini de su bastı. Yaklaşık yarım saat süren sel sonucu birçok dükkan zarar gördü. İlçe merkezindeki tahliye ve temizleme çalışmaları sürüyor.

Yine Van merkeze bağlı Bostaniçi Mahallesi’nde de sel etkisini gösterdi. Birçok ev dükkanın hasar aldığı selde bazı arabalar da sele kapıldı. Selin vurduğu bir başka ilçe ise Çaldıran oldu.

İlçeye bağlı üç ayrı mahallede yaşanan selde bazı evler yıkıldı, birçok küçükbaş hayvan can verdi. Aynı günlerde Özalp ilçesinde bir çoban yıldırım çarpması sonucu hayatını kaybetti.

 

Erkekler temmuz ayında en az 24 kadını öldürdü

bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği Erkek Şiddeti Çetelesi’ne göre erkekler temmuz ayında en az 24 kadını öldürdü, 11 kadının ölümü ise şüpheli olarak yansıdı.

Erkekler üç kadını “uzaklaştırma kararına rağmen” öldürdü. Öldürülen kadınların isimleri şu şekilde: Aysel Y., Deniz F., Derya Aldıç, Durdu Kadem Kızıloluk, Ebru K., Elvan Gezer, Fatma A., Fatma Keke, Gülcan E., Hamiyet Y., Hatice Çetin D., Hatun Güneş Özsoy, İpek Dedeoğlu, Kader K., Mehtap K., Meryem M., Öykü Y., Selma Ö., Serap Dedeoğlu, Serpil Dedeoğlu, Sevda Çelemoğlu, Sibel Dedeoğlu, Şadiye R. ve Zeynep Ü.

Öldürme bahaneleri

Erkeklerin 13 kadını öldürme bahanesi basına yansımadı. Erkekler, dört kadını ayrılmak istediği/barışmak istemediği için, bir kadını “telefona bakmadığı” için öldürdü. Irkçı bir erkek dört kadını “nefret ettiği” için öldürdü. Erkekler, iki kadını da “kıskandığı” için öldürdü.

14 kadını kocası, sevgilisi, eski kocası öldürdü. Bir kadını komşusu, bir kadını babası, bir kadını kocasının babası, bir kadını arkadaşı öldürdü. Altı kadını öldüren üç erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

17 kadın ev içinde öldürüldü

Erkekler, 17 kadını ev içinde, altı kadını sokak, ormanlık alan, siyasi parti binası gibi ev dışı alanlarda öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, 12 kadını ateşli silahlarla, sekiz kadını kesici aletlerle, iki kadını da boğarak öldürdü. Erkeklerin iki kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

Fail erkeklerden 11’i tutuklandı. İki fail basına “kaçtı” “aranıyor” diye yansıdı. Beş fail intihar etti. Bir fail gözaltına alındı.

Erkekler dört çocuğu öldürdü

Temmuz’da erkekler en az dört çocuğu öldürdü. Geçen yıl aynı ayda da bu sayı üçtü. Bursa’da bir hırsız girdiği evdeki çocuğu darp etti. Antep’te de bir baba çocuklarını rehin aldı.

Bir çocuğu akranı arkadaşı erkek, bir çocuğu babası, bir çocuğu erken yaşta zorla evlendirildiği erkek öldürdü. Bir çocuğu öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Çocukları öldüren dört fail vardı. Üç fail tutuklandı. Bir failin hukuki süreci basına yansımadı.

 

Ankara’da hastane inşaatında çıkan yangın kontrol altına alındı

Ankara’da YHT Gar binası yanındaki bir hastane inşaatınında yangın çıktı. Yangına müdahale için bölgeye birçok itfaiye ekibi gönderilirken, yangın Anıtkabir’den de görüldü.

Yangının meydana geldiği Celal Bayar Bulvarı kısa süreliğine trafiğe kapatıldı.

İtfaiye ekiplerinin yaklaşık yarım saatlik müdahalesinin ardından yangın kontrol alınarak söndürüldü. Bölgede soğutma çalışmalarına başlandı.

Dumandan etkilenen bir işçi ise ayakta tedavi edildi.

Validen açıklama

Ankara Valisi Vasip Şahin de yangınla ilgili yaptığı açıklamada, yangının kontrol altına alındığını duyurdu:

Ankara YHT Gar binası yanındaki inşaatta izolasyon malzemelerinin tutuşması sonucu başlayan yangın itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesinin ardından kontrol altına alınmış olup; soğutma çalışmaları devam etmektedir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

Kadınlar, katledilen kız kardeşleri için sokaktaydı: Ne Azra’nın ne Emine’nin katili tek değil

Antalya Kadın Platformu, Antalya’da beş gündür kayıp olan ve katledilmiş olarak bulunan Azra Gülandam Haytaoğlu ve Maraş’ta üç gündür kayıp olan ve cansız bedeni bulunan Emine Gökkızın için Attalos Meydanı’nda bir araya geldi.

Burada bir basın açıklaması gerçekleştiren kadınlar, İstanbul Sözleşmesi‘ni feshedenlerin elinde iki kadının da kanı olduğunu kaydetti.

‘Kimse timsah gözyaşı dökmesin’

Katillerin tek olmadığının altı çizilen açıklamada, katilleri, tecavüzcüleri ve istismarcıları cezasızlık ile ödüllendirenlerin, kadınların yaşam tarzına karışanların da katil olduğu kaydedildi:

5 gündür kayıp olan ve polislerin telefon sinyali için pazartesi gününü beklediği Azra Gülandam Haytaoğlu dün sabah ormanlık alanda vahşice katledilmiş bir şekilde bulundu. Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Öğrencisi olan Azra, TMMOB Türk mühendis ve mimar odaları birliği saymanı ve emlakçı olan Mustafa Murat Ayhan tarafından iş görüşmesinde cinsel saldırıya uğradı ve katledildi.

Kahrammaraş’ta 3 gündür kayıp olan Emine Gökkızın cansız bedeni ormanlık alanda bulundu. Derhal etkin bir soruşturma yürütülmeli ve şiddet failleri gerekli cezayı almalıdır.

Dün aynı gün içinde iki kız kardeşimizin erkek şiddeti sonucunda ölüm haberini aldık. İstanbul Sözleşmesini feshedenlerin elinde iki kadının da kanı var. Ne Azra’nın ne de Emine’nin katili tek değildir. Katilleri tecavüzcüleri ve istismarcıları cezasızlık ile ödüllendirenlerdir. Biz katledilirken haberlerde bizim ne giydiğimiz nasıl yaşadığımızı irdelenyen ama katilin adını kısaltanlardır. Kadınlar öldürülmemek, eşit ve özgür yaşamak için sokaklara çıktığında jopuyla gazıyla karşımıza dikelen ama bizler katledilirken görmezden gelen kolluk güçleridir. Üniversitelerde hakları için mücedele eden kadınlara soruşturma açanlardır. Şimdi kimse timsah gözyaşı dökmesin hepiniz katilsiniz.”

‘Biz kazanmadan bitmeyecek’

Açıklamada, kadınların birbirlerinden ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceği vurgulandı ve mücadelenin kadınlar kazanmadan bitmeyeceği kaydedildi:

Tırnağına taş değen kirpiği yere dökülen tüm kadın, lgbti+ ve çocuğun sorumlusu sizsiniz. Yaşarken bedenimiz üzerinde tahakküm kuran emeğimizi sömüren, varoluşumuzu kabul etmeyenler bir de bizi öldürdükten sonra katledilen bedenlerimiz üzerinden , artık sadece fotoğraflarda kalan gülüşlerimiz üzerinden rant sağlamaya ve duygularını tatmin etmeye devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesi etkin bir şekilde uygulansaydı bugün Azra ve Emine hayatta olacaklardı. Ama bırakın İstanbul Sözleşmesini etkin uygulamayı kadın düşmanları hayat güvencemiz olan Sözleşmeyi siyasi çıkarları için bir gece yarası kararı ile feshettiğini duyurdu. Buradan bir kez daha söylüyoruz :
Birbirimizden ve İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz. Kadınları katledilen ve ormanlık alanlarda cansız bedeni bulunan bir ülke olmak istemiyoruz. Mücadelemiz bitmedi ve biz kazanmadan bitmeyecek.”

Bolu Belediye Başkanı’nın ırkçı önerisine CHP ve İYİ Parti’den destek

Bolu‘da yaşayan mültecilerin su faturası ve katı atık vergisi ücretleri başta olmak üzere bazı faturalarına 10 kat zam yapılabilmesini Belediye Meclisi gündemine taşıyan Belediye Başkanı Tanju Özcan‘a CHP ve İYİ Partili meclis üyelerinden destek geldi.

Belediye Meclisi’nde oylamaya sunulan önergeye toplantıya katılmayan iki CHP’li üye haricinde 13 evet oyu çıktı. Dört İYİ Partili meclis üyesi de destek verdi.

AKP ve MHP’in ret oyuna rağmen önerge kabul edilerek plan ve bütçe komisyonuna gönderildi. Komisyon incelemesinden sonra zam teklifinin mecliste tekrar tartışılıp oylanacak.

Özcan: Fikrim değişmedi

Oylamanın ardından ise Başkan Özcan, dilek ve temenni kısmında söz almak isteyenlere izin vermedi.

Özcan’ın önerisi toplumun birçok kesimi tarafından tepki toplamış, uygulama “ırkçı” olarak nitelendirilmişti. Mülteciler hakkında fikrinin değişmediğini dile getiren Özcan, “Geldikleri gibi gidecekler” ifadelerini kullanarak oturumu sonlandırdığını duyurdu.

AKP’li üyelere çay fırlattı

Gazete Duvar’da yer alan habere göre Özcan kendisine tepki gösteren AKP sıralarına kürsünün altından çıkardığı çayları fırlatarak, “Sakin olun, sakin olun ya. Arkadaşlar sakin olun. İlla Cumhurbaşkanı gibi mi yapayım sizi sakinleştirmek için. Alın size çay. İçin sakinleşin” ifadelerini kullandı. CHP’li üyeler de Özcan’a alkışlarla destek verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yangın bölgelerine yaptığı ziyaret sırasında halka çay atması büyük tepki toplamıştı.

 

Eynif Ovası’nda yangın: 1500 yılkı atının hayatı tehlikede

Antalya’da orman yangınlarını söndürme çalışmaları devam ederken, alevler 1500 yılkı atının yaşadığı Eynif Ovası‘nı da sardı.

Yangın sebebiyle yılkı atlarının hayatı tehlikedeyken, bölge halkı ve yaşam hakkı savunucuları yangına acil müdahale edilmesi için çağrıda bulunuyor.

Başka hayvanlar da var

Alanın yılkı atları için doğal bir bölge olduğunu belirten Antalya Büyükşehir Belediyesi Basın Bürosu, veteriner ekiplerin şu anda tedavi, bakım ve nakil işlemleri için alanda olduğunu kaydetti.

Ayrıca belediye, bölgede yılkı atları dışında da hayvanların olduğunu, vatandaşların her yıl ekim ayında geri almak üzere mart ayı başlarında büyük ve küçükbaş hayvanlarını bu bölgeye bıraktığını kaydetti.

Belediye, bölgedeki hayvan sayısıyla ilgili olarak ise “Şu an yangın nedeniyle hayvanların nerede olduğu belli değil” dedi.

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların başında kimse olmadığının altı çizilirken, Eynif’in alageyikler için de üreme noktası olduğu belirtildi.

Yangının termik santrale sıçraması durumunda beklenen tehlikeler neler?

Muğla‘nın Milas ilçesinin kıyılarında başlayan orman yangını, Ören‘deki Kemerköy Termik Santrali’nin bir-iki kilometre mesafesine kadar yaklaşmış durumda.

Santral şirketi tarafından yapılan açıklamada yangının santrale sıçramasına karşı “gerekli önlemlerin alındığı” belirtildi. Ancak bölge halkı oldukça tedirgin ve açıklamaları yeterli bulmuyor. Peki böyle bir felaketin yaşanması halinde yaşanması beklenen tehlikeler neler?

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu üyesi Orhan Aytaç, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada santral içerisinde yanıcı ve patlayıcı özellik gösteren maddeler bulunduğunu anlattı.

En tehlikeli madde hidrojen

Bunlardan en tehlikelisi ise jeneratörlerin soğutmasında kullanılan hidrojen gazı. Hidrojen üretme tesisinden çıkan gaz, daha sonra kullanılabilmek üzere tanklarda depolanıyor. Yangının bu tanklara sıçraması ise büyük bir felaket anlamına geliyor.

Kemerköy Termik Santrali’nin eski müdürü Muzaffer Başaran ile görüştüklerini belirten Aytaç, tankların boşaltılarak yerine su konulduğu ve bu tehlikenin önüne geçildiği bilgisini aldığını söyledi.

Üretme tesisindeki hidrojen duruyor

Ancak tesisteki nispeten daha az miktardaki hidrojen gazı ise hala duruyor. Bunu da Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) verilerinden anlıyoruz. Verilere göre santralin iki ünitesi yangın tehlikesine rağmen 3 Ağustos gecesinde de çalışmaya devam etmiş.

Hidrojenin tamamının boşaltılması durumunda santralin çalışmasının mümkün olmayacağını belirten Aytaç, “Tankın boşaltıldığını ancak hidrojen üretme tesisinin çalıştığını öğrendim. Bir kısmı ise acil durumda kullanılmak üzere tüplerde tutuluyor” dedi.

Santralin içindeki tüplerin de tehlike oluşturabileceğini ifade eden Aytaç, “Tehlikeli ancak dışarıdaki tanklar kadar değil. Hidrojen, tüplerde ve tesiste tankta olduğundan çok daha korunaklı şekilde muhafaza ediliyor” bilgisini paylaştı.

Fuel oil ve bakım yağları

Santral içerisinde tehlike yaratan bir başka madde ise bir akaryakıt türü olan fuel oil. Santraller her ne kadar kömürle çalışsa da faaliyete başlatılması fuel oil aracılığıyla oluyor. Bu sebeple santrallerde fuel oil de depolanıyor.

Muzaffer Başaran yaptığı açıklamalarda bu maddenin de santral bölgesinden uzaklaştırıldığını söyledi.

Yanıcı özellik gösteren bakım yağları hakkında ise bir açıklama yok. Aytaç, “Klasik mekanik teçihizat olarak santrallerde varil içerisinde bakım yağları tutulur. Bu maddeler de yanıcı özellik gösterir” dedi.

Kömür

Ve tabii ki santralin yakacak olarak kullandığı kömür diğer tehlikeli unsurlardan. Kömürün yalnızca belirli durumlarda patlayıcı özellik gösterebileceğini belirten Orhan Aytaç, “Patlayıcı özellik gösterebilmesi için kapalı tutulması veya toz halinde olması lazım” ifadelerini kullandı. Diğer durumlarda ise sadece yanıcı özellik gösteriyor.

Santralin içindeki kömür kadar dışında depolanan kömür de tehlike yaratıyor. Aytaç’ın paylaştığı bilgilere göre her santralin, santrale birkaç gün yetecek kadar kömürün depolandığı kömür sahaları var.

Kemerköy’ün kömür sahası ise santrale kuş uçuşu beş kilometre mesafede. Kömür her gün yedi kilometrelik bir güzergahı takip ederek santrale taşınıyor. Yangının buraya ulaşması durumunda ise iki yönlü etkisi olabilir.

Havaya zehirli gaz karışabilir

İlki kontrolsüz kömür yakılması sebebiyle havaya salınacak gazlar. Orhan Aytaç, “Buradaki kömürün yanması halinde azot oksit gibi zehirli gaz salımları olacaktır.  Bu durumda arıtma olmayan bir santralin iki-üç günlük gaz salımına eş bir salım görebiliriz” bilgisini paylaştı.

İkinci etkisi ise yangının kömür sahasının hemen yanındaki ormanlık alana kolayca sıçrayabilecek olması. Aytaç, “Google Earth’ten görüldüğü kadarıyla sahanın sınırları hemen ağaçların yanında. Eğer oraya kadar gelirse devamı da gelir” dedi.

Santral yapısı içerisinde kullanılan malzemelerin çıkardığı salımın da olacağını belirten Aytaç, “Örneğin asbestli yapı varsa ve orası yanarsa asbest havaya karışabilir” dedi.