Ana Sayfa Blog Sayfa 1348

DİSK-AR: Türkiye, koronavirüsle mücadeleye sınırlı kaynak ayıran ülkelerden biri

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi, (DİSK-AR) “Dünyada ve Türkiye’de Covid-19’un Sosyal ve Ekonomik Etkileri İçin Ayrılan Kaynaklar (2)” isimli yeni raporunu yayımladı.

Rapora göre, Türkiye koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında ek harcama ve dolaylı gelir desteği olarak Gayri safi yurt içi hasılanın (GSYH) sadece yüzde 2,7’si kadar nakit destek ayırırken, bu oran Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yüzde 25,4, Yunanistan’da 21,1 ve Yeni Zelanda’da 19,3.

Görsel: DİSK-AR

‘Desteklerde ülkeler arasında uçurum var’

Raporda, koronavirüs salgını dolayısıyla dünya ve Türkiye’de ekonomik ve sosyal zorlukları gidermek için çeşitli ekonomik önlemler alındığı, bu destek paketleri ve programlarının da iki temel bileşenden oluştuğu kaydedildi.

Birinci bileşen doğrudan vatandaşlara dönük nakit harcama ve dolaylı desteklerden (hükümet harcamalarında artış ve vergi gelirlerinde azalma/vazgeçilen vergiler), ikinci bileşen ise işletmelere, şirketlere ve bankalara (sermayeye) sağlanan finansman desteklerinden ve çeşitli mali kolaylıklardan oluştuğu belirtildi.

Salgınla mücadele kapsamında yapılan desteklerde ülkeler arasında uçurum olduğuna şöyle dikkat çekildi:

Zengin ülkeler milli gelirlerine oranla vatandaşlarına daha fazla nakit harcama ve dolaylı gelir desteği sağlarken, yoksul ülkelerin desteklerinin milli gelirlerine oranı çok daha sınırlı kalıyor.

Zengin ülkeler gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) ortalama yüzde 17,3’ü kadar nakit harcama ve dolaylı gelir desteği sağlarken, orta gelirli ülkeler GSYH’lerinin yüzde 4,1’ive yoksul ülkeler ise yüzde 2’si kadar destek sağlayabildi.

‘Hükümet destekleri çok sınırlı’

Rapora göre, Türkiye vatandaşlarına yalnızca 19 milyar dolar tutarında ek harcama ve dolaylı gelir desteği sağladı:

Türkiye’nin vatandaşlara dönük Covid-19 harcamaları, sağlık harcaması, nakit harcama ve dolaylı gelir desteği dahil GSYH’sinin yüzde 2,7’si düzeyinde gerçekleşti. Bu oran Yunanistan’da yüzde 21,1 ve Yeni Zelanda’da yüzde 19,3 olarak gerçekleşti.

10,7 milyon nüfusa sahip Yunanistan toplam 38,9 milyar dolar, 4,9 milyon nüfusa sahip Yeni Zelanda 40,4 milyar dolar nakit harcama ve dolaylı gelir desteği sağlarken 84 milyon nüfusa sahip Türkiye yalnızca 19 milyar dolar tutarında ek harcama ve dolaylı gelir desteği sağladı.

Türkiye tarafından sağlanan nakit gelir desteğinin büyük bölümü İşsizlik Sigortası Fonu, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu ile “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” isimli kampanyadan karşılandı. Dolayısıyla doğrudan hükümet destekleri çok sınırlı düzeyde kaldı.”

‘Desteklerin büyük çoğunluğu vatandaşa değil’

Bunların yanında, desteklerin çok büyük bir bölümünün vatandaşa değil; işletmeler, şirketler ve bankalara sağlanan kolaylıklardan oluştuğunun altı çizildi:

Türkiye’de Covid-19’un sosyal ve ekonomik etkileriyle ilgili toplam ekonomik ve mali desteklerin çok büyük bölümü (yüzde 78’i) vatandaşa değil işletmeler, şirketler ve bankalara sağlanan kolaylıklardan oluşuyor.

Covid-19’un ekonomik ve sosyal etkilerine karşı, zengin 10 G20 ülkesi 8,3 trilyon dolar, orta gelirli 10 G20 ülkesi 1,3 trilyon dolar, yüksek gelirli diğer 26 ülke 666 milyar dolar, orta gelirli 82 ülke 317 milyar dolar ve yoksul 59 ülke ise 49 milyar dolar ek nakit harcama ve dolaylı destek sağladı.

Covid-19’a yönelik 10,4 trilyon dolarlık küresel ek harcama ve dolaylı gelir destekleri içinde Türkiye’nin payı binde 2 (19 milyar dolar) civarında kaldı.”

Orman yangınlarında son durum: Altı ilde 11 yangın devam ediyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli altı ilde, 11 farklı yangının devam ettiğini, 32 ilde 152 yangının da kontrol altına alındığını duyurdu.

Antalya ve Muğla gibi yangının çok şiddetli olduğu illerde yangını söndürme çalışmaları devam ediyor.

‘Balıkesir’de bir yangın devam ediyor’

Bakan Pakdemirli, Antalya’da Manavgat ve Gündoğdu’da yangınların, Milas ve Köyceğiz’deki yangınların ve Balıkesir’deki bir yangının devam ettiğini açıkladı:

Antalya’da Manavgat ve Gündoğdu yangınları devam ediyor. Manavgat’ın batı tarafında iyi bir haber aldık. Ekiplerimiz biraz risk aldılar. İyi bir noktaya doğru gidiyor. Marmaris’te bir bölümde parlama var, bu gece kontrol altına alınabilirse oradan da iyi haber alabiliriz. Milas’taki yangın devam ediyor. Balıkesir’deki 6 yangının 5’i kontrol altına alındı, bir yangın devam ediyor. Köyceğiz’de yangın devam ediyor. Kavaklıdere’de sabah saatlerinde söndürülen yangın öğleden sonraki saatlerde tekrar başladı. Denizli’deki dün çıkan yangınımızı kontrol altına aldığımızı söylemiştik. Isparta’da öğle saatlerde iyiye giden yangın şu aralar alevlenmiş durumda.”

Antalya

Tedbir amaçlı boşlatılan Gündoğmuş ilçesinde yangın söndürme çalışmaları hala devam ediyor.

Alevler, Ortakonuş,  Çarızözü, Senir, Narağacı, Balkaya ve Ümütlü mahallerine de sıçrarken, bazı yerlerde yangınlar kontrol altına alındı. Bazı mahallelerde ise yangını kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

Bir süre kontrollü geçiş sağlanan Gündoğmuş-Antalya karayolu tamamen ulaşıma açıldı.

Manavgat ilçesinde de yangını söndürme çalışmaları devam ederken, Manavgat’ta çıkan orman yangınıyla ilgili yakalanan bir kişinin tutuklandığı öğrenildi.

Beydiğin, Çardak mahalleleri ve Kızıldağ çevresini etkileyen orman yangınına müdahaleler de sürüyor.

Akseki’de süren orman yangınlarıyla ilgili bir açıklama yapan Akseki Kaymakamı Volkan Hülür, “Sadece Gülen Dağ’da devam eden bir yangın var. Alevlerin yerleşim alanına sıçramaması için şerit açtık, havadan da müdahale sürüyor” dedi.

Muğla

Marmaris, Köyceğiz, Milas, Bodrum ve Kavaklıdere ilçelerinde çıkan ve günlerdir kontrol altına alınamayan yangınları söndürme çalışmaları hala devam ediyor.

Bodrum Yeniköy’de yangın devam ederken, Mazı’daki yangın Çökertme Mahallesi’ne de sıçradı. Halk, bölgeden tahliye edildi.

Köyceğiz ilçesindeki yangının yayılması üzerine de üç mahalle tahliye edildi.

Çayhisar, Zeytinalanı ve Taşdibi mahalleleri de tedbir amaçlı boşaltıldı.

Menteşe ilçesindeki yangın sebebiyle 15 ev tedbir amaçlı tahliye edildi.

Ağla Mahallesi ve Muratlar Mahallesi’nde çıkan yangınları söndürme çalışmaları da devam ediyor.

Isparta

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde çıkan yangını da söndürme çalışmaları devam ediyor.

Ekipler gece boyunca arazöz ve itfaiye araçlarıyla söndürme çalışmalarını sürdürürken, yangına havadan da müdahale edildi.

Denizli

Denizli’nin Tavas ilçesinde çıkan orman yangınını söndürme çalışmaları da hala devam ediyor. Yangına 35 arazöz, 250 orman işçisi, 10 iş makinesi, beton mikseri ve çok sayıda su tankeri ile karadan müdahale edildi.

Denizli Valisi Ali Fuat Atik, yangının kısmen de olsa kontrol altına alındığını açıkladı.

AFAD’dan açıklama

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, (AFAD) sosyal medya hesabı üzerinden Antalya ve diğer illerde yangından dolayı evsiz kalan kişiler için çadır ve konteyner gönderdiklerini açıkladı:

Yangından etkilenen vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için, kamu pansiyonlarında 5.064 kişilik kapasite ayrılmış olup 1.332 kişiye barınma hizmeti verilmektedir.

Ayrıca bölgeye 557 aile tipi çadır, 40 genel maksat çadırı, 204 konteyner ve 42 WC-duş konteyneri sevk edilmiştir.”

Alevler Milas’taki Kemerköy Termik Santrali’ne yaklaştı

Muğla‘nın Milas ilçesinin kıyılarında başlayan orman yangını, Ören‘deki Kemerköy Termik Santrali’nin bir-iki kilometre mesafesine kadar yaklaşmış durumda.

Öte yandan, Fesleğen Yaylası‘ndaki yangın ise Yeniköy Termik Santrali‘ne doğru yaklaşıyor.

Termik santral şirketi Yeniköy Kemerköy Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş. (YK Enerji) bir açıklama yaparak “ellerinden gelen her türlü önlemi aldıklarını” duyurdu.

Açıklamada “Bugün itibariyle Santrallerimizde çevredeki yerleşim yerlerine tehlike oluşturacak herhangi bir durum söz konusu değildir” ifadeleri kullanıldı.

Ne önlemler alındı?

Kemerköy Termik Santrali’nin eski müdürü Muzaffer Başaran ise Halk TV’ye yaptığı açıklamada hidrojen tankının tamamen boşaltılarak su doldurulduğunu, patlama riski olmadığını söyledi.

Başaran ek olarak santral çevresinde hendekler kazıldığını ve ağaçların kesildiğini, tesisin içerisinde ise arazözlerin beklediğini belirtti.

‘Açıklamalar yeterli değil’

Ancak alevlerin termik santralin bir kilometre ötesine kadar geldiğini belirten İkizköy Çevre Komitesi, resmi ve kapsamlı bir açıklamaya ihtiyaç duyduklarını belirterek şu soruları yöneltti:

1) Kemerköy Termik Santrali ve Yeniköy Termik Santrali çalıştırılmakta mıdır? Eğer santraller durdurulduysa, ne zaman durdurulmuştur?
2) Yangının santrallere ulaşması durumunda patlama riski var mıdır?
3) Kömürlü termik santrallerde bulunan ve patlama riski olan yanıcı maddeler, yani ana yakıt olan kömür, yardımcı yakıt fuel oil-mazot, jeneratör soğutucu olarak kullanılan hidrojen, mekanik sistemler için kullanılan yağlar tamamen alandan uzaklaştırıldı mı? Olası bir patlamaya karşı başka hangi önlemler alındı?
4) Termik santrallerin yerleşkelerinde ne kadar kömür bulunmaktadır? Bu kömürün yanmaması için ne önlemler alınmıştır? Santraldeki kömür uzaklaştırılmış mıdır?
5) Termik santrallerin kömür stok alanlarının konumu nedir? Yangın noktalarına ne kadar mesafededir?
6) Stok alanlarında ne kadar kömür bulunmaktadır?
7) Stok alanlarının çevresinde koruma bandı var mıdır? Kömür kümelerinin çevredeki ağaçlara uzaklığı ne kadardır? Stok alanlarındaki kömürün yanması söz konusu olursa çıkacak güvenlik sorunları nedir? Stok alanlarında kömürün yanmasına karşı alınan yangın önlemleri nelerdir?
8) Stoktaki kömürün yanması durumunda oluşacak büyük ölçekli hava kirliliğine karşı ne tür önlemler alınmıştır?
9) Yangının açık ocak kömür sahalarına (İkizköy Sahası ve Hüsamlar Sahası) ulaşması durumuna karşı herhangi bir önlem alınmış mıdır?

Santral hala çalışıyor

Öte yandan yangın tehlikesinde bulunan Kemerköy Termik Santrali‘nde dün akşam gece saatlerine kadar elektrik üretme faaliyetlerinin devam ettiği öğrenildi.

Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) verilerinde göre santralin 3 Ağustos boyunca 20:00’a kadar saatlik 400 MWh, 20.00’den gün sonuna kadar ise 300-350 MWh arasında üretim yapmaya devam ettiği belirtiliyor.

İşçiler tahliye edilmedi mi?

Santralin hala çalışıyor olmasıyla ilgili de açıklama beklediklerini belirten İkizköy Çevre Komitesi, “Yangın Kemerköy Termik Santrali’ne sadece 1-2 kilometredeyken, santralin çalışmaya devam ettiği bilgisi doğru mu?” sorusunu sordu.

Açıklamada “Tüm işçilerin tahliye edilmesi gerekirken neden üretime devam edildi?” sorusu yöneltildi.

Konya’da aynı aileden yedi kişinin katledilmesiyle ilgili süren soruşturmada 10 kişi tutuklandı

Konya’nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğlu ailesinden yedi kişinin katledilmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, 14 şüpheliden 10’unun tutuklandığı açıklandı.

Dedeoğlu ailesi, katledilmeden önce de ırkçı saldırıya maruz bırakılmıştı.

Suçun asli faili halen yakalanmadı

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Meram ilçesinde 30 Temmuz’da aynı aileden yedi kişinin katledildiği olayla ilgili 14 zanlının gözaltına alındığını hatırlattı ve firari şüpheliyi yakalama çalışmalarının da devam ettiğini ifade etti:

Bu aşamada delillerin tam olarak toparlanmamış olması, HTS analizlerinin devam etmesi, kriminal raporlarının tam olarak ikmal edilmemesi ile siber inceleme raporlarında dijital materyallerin incelemesinin devam etmesi, olay günü şüphelilerin bulundukları yerler ile ilgili kamera ve tanık araştırması işlemlerinin devam etmesi, suçun asli faili olup halen hakkında yakalama kararı bulunan firari şüpheli ile olan münasebetleri nedeniyle, A.Ç, V.K, Y.Ç, Z.A, A.K, A.K, İ.K, İ.A, İ.A ve R.Ç. ‘kasten öldürme’ suçundan nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmış, geriye kalan şüpheliler M.Ç, İ.Ç, M.G. ve A.K. yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır.”

Yangında örgütlülüğün başarısına örnek: Manavgat Ahmetler Köyü

Birkaç gün önceki yazımda orman köylülerinin yangına ilk müdahalede ne kadar önemli bir yer tuttuğunu ve bu kültürün iktidar eliyle büyük oranda nasıl ortadan kaldırıldığını yazmıştım.

Ancak Manavgat’taki Ahmetler köylüleri 2014 yılında Ahmetler Kanyonu’na hidroelektrik santral (HES) yapılmasını önledikleri direnişlerinin örgütlülüğünü devam ettiriyorlar olsa gerek ki orman yangını söndürme konusunda da müthiş bir örnek sergilediler.

Örgütlülüğün ve dayanışmanın gücü

Ahmetler Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Koç’tan öğrendiğimize göre: Ahmetler Köylüleri yangını öğrenir öğrenmez, yangını kimin çıkardığı üzerine spekülatif konuşmalar yapıp, komplo teorileri üretmek yerine nasıl söndürebileceklerinin peşine düşmüşler.

Ellerindeki imkânları hızla toparlayan köylüler, önce ağırlığını kadınların oluşturduğu tırmıklı timler örgütlemişler. Traktörlere bağladıkları su depolarına tazyikli su sıkan düzenekler ekleyerek üç adet itfaiye aracı yaratmışlar.

Tırmıklar ve gerekli malzemeler köy derneğinden yapılan “Ya bize bir tırmık al ya tırmığını al da gel” çağrısıyla sağlanmış ivedilikle. Fazlasıyla su, buz ve gıda desteği gelmiş. Böylece köye desteğe gelen dayanışmacılarla birlikte sayısı yüzleri bulan ve sürekli aktif ekipler oluşmuş.

Bu ekiplere belediyelerin itfaiye araçları ve su tankerleri de eklenince yangın söndürme işi daha kolaylaşmış onlar için. Antalya ve Manavgat Belediyeleri’nin dışında Arnavutköy, Kahramanmaraş, Silivri, Manisa, Bitlis, Eskişehir ve Siirt Kayabağlar Belediyeleri itfaiye göndererek destek olmuşlar. Daha sonraları ara ara gelen helikopterle hava desteği de olmuş.

Habitata sahip çıkma kararlılığı

Ahmetler Köylüleri sadece yangının köye girmesini engellemek değil, yangını mümkün olan en uzak noktada durdurup ormanın yanmasını önlemeyi amaçlamışlar. Doğalarının tahrip olmasına nasıl HES zamanı izin vermedilerse bütüncül bir bilinçle ormana da sahip çıkmışlar. Yoksa amaç sadece köyü korumak olsaydı bu çok kolay olurdu diyorlar.

Bu çerçevede öncelikle köyün 2 km uzağından kanyona giden yolu genişletip bir hat açarak yangını hapsetme üzerine bir strateji belirlemişler. Tırmıklı timler ve bulduğu her aracı kullanarak 40-50 metre genişliğinde bir hat oluşturmuşlar.

Buna yolun genişliği de eklenince yer yer bu hat 70-80 metreye ulaşmış. Ve bu hattın başında sürekli nöbet tutmuşlar. Nöbet şu nedenle gerekli: yanan kozalaklar ağaç tepelerinden 50 metreye kadar fırlayabiliyor. Olur da yanmayan bölgeye kozalak düşerse anında müdahale ediliyor.

Köyde kalmayı tercih ettiler

Jandarmanın köyü boşaltın ihbarı karşısında köylüler köyü boşaltmayı yaşlılar, hayvanlar ve önemli eşyalar üzerinden gerçekleştirdikten sonra kendileri kalıp yangınla mücadele etmeyi seçmişler. Ve şöyle diyorlar: diğer köyler de boşaltmak yerine kalsalardı evleri yanmayacaktı. Ama tabii örgütlü bir şekilde.

Ahmetler, Akseki yönüne giden yangını söndürdüğü gibi Akseki’den kendi yönlerine gelen yangını da söndürmüş tabii yerel ve başka yerlerden gelen ekiplerin de varlığıyla.  Güçlüköy ve Murtiçi köylülerini de desteğe çağırıp aktive etmişler.

Tamamen boşalıp kimsenin kalmadığı Gebece Köyü’ndeki yangın İbradı tarafına sıçramış ve oradan bir destek alamamışlar. Şimdi İbradı büyük tehlike altında. Belki orada da ciddi bir örgütlülük olsaydı bu tehlike olmayacaktı.

Aslında bölgede yangının tahribatı daha da az olabilirmiş ancak herkesi üzen bir talihsizlik yaşanmış. Manisa ekibinden iki itfaiye eri itfaiye aracıyla kritik bir yerde yangının ortasında kalıp hayatını kaybetmiş ve moralleri çok bozmuş bu ölümler. Bu uğurda hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz hep gönüllerimizde yaşayacak sevgiyle.

Kendi bölgelerindeki yangınlar şu an söndürülmüş durumda ve nöbet bekliyor Ahmetlerliler olabilecek bir olumsuzluğa karşı. Mustafa Koç ‘Bu bölgede yangın durdurulamazsa Alanya’ya kadar gider ve Güney Toroslar’ı kaybederiz’ diye yetkilileri uyardık diyor.

Orman köylüsüyle ormanın organik bağının önemi

Ahmetler örneği Tarım Orman İş Sendikası Başkanı Şükrü Durmuş’un orman köylülerinin desteklenip orman muhafaza memurlarının bu insanlardan oluşması gerektiği uyarısının ne kadar haklı olduğunu da gösteriyor.

Ahmetler Köylüleri herhangi bir hükümet desteği olmamasına rağmen, ormandan bir gelir de elde etmiyor olmalarına rağmen ormanlarına sahip çıktılar. Dernek başkanı Mustafa Koç da bölgedeki en büyük orman köyü olduklarını söyleyerek Durmuş’un uyarılarına hak veriyor.

“İnsanların ormanla bağı yok edildi” diyor. “Ormandan elde edilen gelir ve ücretli işçilik tamamen başka insanlara rânt alanına dönüştürüldü “diye tepkisini gösteriyor ve “ormanlar ormanda yaşayan insanlara teslim edilmelidir” vurgusu yapıyor.

Bu olağanüstü başarı hikâyesinin herkese örnek olması dileğiyle Ahmetlerlilerin şu sözleriyle bitirelim:

“Nasıl olsa hepimiz öleceğiz bir gün
Öleceksek eğer ormanımız ve köyümüz için ölürüz!”

 

 

RTÜK yangın haberleri konusunda yayıncıları uyardı: Ceza uygulanabilir

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanlığı, medya kuruluşlarına orman yangınlarının haberleştirilmesi hakkında bir yazı gönderdi.

Birçok yayıncı kuruluş tarafından haberlerde halkı yanlış yönlendirebilecek üsluptan sakınılmadığı ve gerçeği yansıtmayan yanıltıcı görüntülere yer verildiğini iddia eden RTÜK, bugün itibarıyla RTÜK uzmanları tarafından cezai yaptırıma esas oluşturulmak için raporlama çalışmasına başlanıldığını kaydetti.

RTÜK’ün bu açıklamasına CHP kontenjanından seçilen RTÜK üyesi İlhan Taşcı tepki gösterdi.

Açıklamanın tamamı

RTÜK tarafından medya kuruluşlarına gönderilen yazıda yer alan ifadeler şöyle:

Medya kuruluşumuzun değerli temsilcisi;

Ülkemizde yaşanan her türlü olağanüstü durumda ve afetlerde devlet, millet ve medya iş birliği olası krizlerin etkin ve verimli yönetilmesi açısından çok değerlidir. Hem ormanlarımızın hem de yüreklerimizin yandığı bugünlerde, bu iş birliğinin kaçınılmaz olduğu açıktır. Yangınların insanlarımız üzerindeki algısal tesirini vahim hale getirmek hiçbir şeyin çözümü değildir. Yaşanan elim hadiselerin toplumsal bir kriz haline gelmemesi devlet yönetiminin de medyamızın da arzusudur. Medyamızın sorumluluk bilinci içinde duyarlılıkla hareket etmesi, vatandaşlarımızın ve yangın söndürme ekiplerinin moral ve motivasyonu açısından çok önemlidir.

Verilen haberlerde halkı yanlış yönlendirebilecek üsluptan sakınılması, gerçeği yansıtmayan yanıltıcı görüntülere yer verilmemesi gerektiği daha önce Üst Kurulumuz tarafından sizlere hatırlatılmıştır.

Ancak, Üst Kurulumuz tarafından yapılan yayın denetimlerinde, maalesef ki, birçok yayıncı kuruluşun bu konuda gereken hassasiyeti göstermediği, kamuoyunda korku ve endişe uyandıracak şekilde haberlerin aktarıldığı, sahadan yapılan devamlı canlı yayınların halkın ve yangın söndürme ekiplerinin motivasyonunu kıracak şekilde olduğu görülmektedir.

130 farklı noktada çıkan yangınlar acil müdahale ekipleri tarafından başarıyla söndürülmüşken buraları hiç görmeksizin sadece yanan alanların ısrarla ekranlara taşınması, kaos havası beklentisinde olan çevrelerin istediği yönde bir yayıncılıktır.

Bugün itibari ile, RTÜK uzmanları tarafından cezai yaptırıma esas oluşturulması amacıyla raporlama çalışmasına başlanılmıştır. Bu minvalde, orman yangınlarıyla ilgili yapılan yayınların 6112 sayılı Kanun’da yer alan yayın ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi, tereddütler halinde İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı ile temasta olunması son derece önemlidir. Aksi takdirde söz konusu yayın ilkelerini hiçe sayan medya hizmet sağlayıcılara en ağır müeyyidelerin uygulanması kaçınılmaz hale gelecektir.”

‘Türkiye’deki tüm yayıncıları tehdit etmiştir’

İlhan Taşcı ise, RTÜK’ün bu açıklamasına karşı bir açıklama yayımladı. Taşcı, söz konusu açıklamanın tehdit anlamına geldiğini savundu:

RTÜK Başkanı Şahin, özel hat üzerinden Türkiye’deki tüm yayıncıları tehdit etmiştir!

Türkiye yangın yerine dönmüş, ciğerlerimiz yanarken; RTÜK Başkanı Şahin, Üst Kurul ile yayıncılar arasındaki ‘özel hat’ üzerinden televizyon yöneticilerini tehdit etti. Şahin gönderdiği mesajda televizyon yöneticilerine ‘Yangınları göstermeyin yoksa size en ağır cezayı veririm’ diye tehdit savuruyor.

Gazetecilerin görevi, gerçeği kamuoyuna aktarmak, kamu yararı doğrultusunda gerçeğin izini sürmektir. RTÜK Başkanının keyfi istedi diye gerçeklikten kopmak, televizyon yayıncılarının işi olamaz. Kameraları alevlerden başka yöne çevirmek yangınların söndüğü anlamına maalesef gelmiyor, gelmeyecek. O kameralar, halkın gözü, kulağı olmak zorundadır.

Yöneticilerin gerçeklikten koptuğu, ne yapacağını bilmez halde olduğu bu günlerde, gerçeğin tüm yalınlığıyla yalnızca acıyı iliklerine kadar duyumsayan halkımız farkında.

Anlaşılan halkın duyarlılığı, farkındalığı ve fedakarlığı RTÜK Başkanını rahatsız etmiş. Bu farkındalığı sona erdirebilmek için yayıncılara parmak sallıyor, cezayla tehdit ediyor.

Görevi televizyonları denetlemek ve düzenlemek olan RTÜK’ün başkanı 2021 yılında hala tek kanallı yayıncılığın özlemi peşinde koşturuyor. Şaşırmadım ama ülkem ve yayıncılık açısından üzgünüm. Yazık oldu!”

Aydın’da termometre 44 dereceyi gördü

Aydın ağustos ayının ilk günlerine aşırı sıcakların etkisi altında başladı. 2 Ağustos Pazartesi günü termometreler 44 dereceyi gördü.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre 1941 ile 2020 yılları arasında Aydın’daki ortalama en yüksek sıcaklık 35.8 derece olarak kaydedilmişti.

Yangınlar artabilir

Aydın Valiliği bir açıklama yaparak Aydın’ın merkez ilçesi Efeler başta olmak üzere il genelinde artan hava sıcaklıkları ile birlikte yangınlarda da artış yaşanması ihtimaline karşı vatandaşları uyardı.

Açıklamada “Artan hava sıcaklıkları orman yangını için risk oluşturmaktadır. Bu dönemde alınan kararlara uyarak ormanların zarar görmemesi için dikkatli olmalıyız” ifadelerine yer verdi.

Ormanlara giriş yasağı

İklim krizine bağlı sıcak dalgaları ve uzun süreli kuraklığın ardından görülen orman yangınları ile mücadele edilirken Valilik orman yangınlarının önüne geçmek için il genelindeki tüm ormanlık ve mesire alanlara giriş çıkışlar yasaklandığını duyurmuştu.

Aydın Valiliği tarafından yapılan açıklamada kurallara uyulması konusunda vatandaşlardan destek istendi.

Asi Nehri’nde balık ölüleri görüldü

Lübnan’daki Bekaa Vadisi‘nin başlayarak Türkiye’nin Hatay ilinden Akdeniz’e dökülen Asi Nehri‘nde yüzlerce balık hayatını kaybetti.

Nehrin Antakya merkezinden geçen bölümünde, su yüzeyinde balık ölüleri görüldü.

Bölge halkı, balıkların suyun üzerine çıkma sebebinin sudaki oksijen seviyesinin düşmesi olabileceğini belirtti ve bu konuda yetkililerden yardım istedi.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri sudan ve balıklardan numune alarak inceleme başlattı.

Alg patlaması yaşayan Uluabat Gölü’nün rengi yeşile döndü

Bursa‘nın Nilüfer ilçesinde yer alan ve Ramsar Sözleşmesi ile koruma altında olan Uluabat Gölü, alg patlaması nedeniyle yeşile büründü.

Sudaki kirliliğin ve sıcaklığın artması nedeniyle alglerin çoğaldığını belirten Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurhayat Dalkıran, kirliliğin artmaması için önlem alınması gerektiğini söyledi.

‘Doğal bir süreç değil’

Uluabat Gölü’nde azot ve fosfor girdisinin fazla olduğunu bunun da alglerin çoğalmasına neden olduğunu belirten Dalkıran, “Uluabat Gölü sığ ve ötrofik bir göl. Yani gölün çok beslendiği anlamına geliyor. Azot ve fosforla fazla beslenmiş. Bunu besin olarak alan fotosentetik mikroskobik alglerin aşırı çoğalmasına sebep oluyor. Aslında bu bir süreç. Azot ve fosfor girdisi insan kaynaklı. Doğal bir süreç değil” ifadelerini kullandı.

Sıcaklığın da alglerin çoğalmasına neden olduğunu belirten Doç. Dr. Dalkıran, “Su seviyesi düştükçe, durgunluk arttıkça ve buharlaşma arttıkça, sulama amacıyla su çekildikçe aşırı alg çoğalmaları daha fazla olmaya başlıyor. Müsilajı oluşturan mikroskobik algler o birliğe giren algler var ama Uluabat Gölü’nde bakteri dediğimiz mavi-yeşil algler var. Ama Marmara Denizi’nde çok farklı türler var. Gölde müsilaj oluşmaz” diye konuştu.

Çevre kirliliğine karşı önlem alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Dalkıran, DHA’ya yaptığı açıklamada “Eğer suda siyanatoksin varsa, bu canlılar için zararlı. Alg toksini olup olmadığı konusunda da araştırma yapmak gerekiyor. Sürekli izlenmesi gerekir. Alg toksinleri, siyanatoksinler zararlı. Siyanatoksin üretme potansiyeline sahip olan algler de Uluabat Gölü’nde var. Varsa eğer insan ve hayvan sağlığı için ciddi sıkıntı olur. Ama bu sadece Uluabat Gölü için geçerli değil” dedi.

Uluabat Gölü

Marmara Denizi’nin güneyinde, Bursa il sınırları içinde yer alan Uluabat Gölü, Türkiye’nin en geniş nilüfer yataklarına sahip göldür. 1998 yılında Ramsar alanı ilan edilen Göl, 2001 yılında da ‘Yaşayan Göller’ (Living Lakes) ağına dahil edildi.

Balıkesir’deki kuş cennetine yakınlığı ve barındırdığı kuş zenginliği ile sadece Türkiye’de değil, Avrupa ve Orta Doğu’nun en önemli sulak alanlarından biri.

En derin yeri 6 metre olan Uluabat, bulanık, ötrofik bir tatlı su gölüdür. Yüzeyinde, rastgele yayılan ve fırtınalı havada dalgakıran görevi gören birçok ada bulunan Uluabat Gölü’nü besleyen başlıca su kaynağı Mustafakemalpaşa Çayı (Kirmastı). Gölün tek gideğeni ise kuzeybatıda olup Kocaçay’a (Susurluk ya da Simav Çayı) karışıyor.

Derinliği azalıyor

Doğu-Batı doğrultusunda uzanan tektonik kökenli Yenişehir-Bursa-Gönen çöküntü alanında oluşmuş üçgen biçimli bir sulak alan olan Uluabat Gölü’nün ortalama derinliği 3 metredir. Ancak yaz aylarında buharlaşma ve su kullanımının etkisi ile derinlik bir metreye kadar iniyor.

Uluabat Gölü bir dere ile Marmara Denizi’ne bağlanır. Kocadere isimli bu bağlantı, geçmişte teknelerin yük taşıdığı geniş bir kanal iken şimdi mille dolarak küçüldü. Normalde Uluabat Gölü’nün suyunu Marmara Denizi’ne akıtan Kocadere, ilkbahar ve sonbaharda tersine akabiliyor.

Antalya’da son durum: 35 mahalle tamamen, 15 mahalle de kısmen boşaltıldı

Antalya’da yedi gün önce başlayan orman yangınları hala devam ederken, yangın nedeniyle ilde 35 mahalle tamamen, 15 mahalle de kısmen boşaltıldı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi, Manavgat’ta Beydiğin, Çardak, Ahmetler, Kızıldağ, Gündoğmuş’ta Senir, Umutlu, Karaisa, Alanya’da Güzelbağ ‘ın kuzeybatısı ve Akseki’de ise Güneykaya mahallelerinde yangınların sürdüğünü duyurdu.

Emniyet Genel Müdürlüğü de, Antalya ve Muğla’daki yangın söndürme çalışmalarına destek vermek amacıyla bölgelere 112 Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) sevk ettiğini açıkladı.

Antalya’da yedi kişi hayatını kaydetti

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Antalya’daki yangından etkilenen 598 hastanın taburcu edildiğini ve 11 hastanın da tedavisinin devam ettiğini açıkladı:

598 hastamızı tedavilerini tamamlayarak taburcu ettik. Tedavisi devam eden 11 hastamız var. Bölgedeki felakette yedi can kaybımız oldu. 34 Ambulans, 17 UMKE ekibi, 1 mobil komuta aracı, toplam 191 sağlık profesyoneli ile sahadayız.”

Güncel yardım listesi

Antalya Büyükşehir Belediyesi, yangından kurtulan hayvanlara yem ve saman desteğinin aralıksız devam ettiğini kaydetti.

Belediye, ayrıca yangından kurtulan vatandaşlar için bir güncel ihtiyaç listesi paylaştı.

Çadır, battaniye-yastık, aydınlatma araçları, yanık kremi, göz damlası gibi malzemelerin yer aldığı ihtiyaç listesine destek olmak isteyen kişiler 444 94 20 nolu telefondan belediyeyle irtibat sağlayabiliyor.

Ukrayna’dan iki yangın söndürme uçağı geldi

Ukrayna’dan 14 kişilik ekiple Ukrayna Acil Durum Devlet Servisi‘ne ait AN-32 P tipi iki yangın söndürme uçağı, Antalya’da yangın söndürme faaliyetlerine başladı.

Gazipaşa Havalimanı’na konuşlanan uçaklar, Manavgat, Alanya, Akseki, Gündoğmuş’taki yangınlara müdahale etti.

Uçaklar, yangından etkilenen bölgelere 34 uçuş gerçekleştirdi ve 272 ton su boşalttı.

Uçakların 10 gün boyunca Türkiye’de olacağı kaydedildi. 2 biner litrelik değiştirilebilir dört su tankına sahip olan uçaklar, su boşaltma işlemini tüm tanklardan eş zamanlı olarak ya da belli aralıklarla sırayla yapabiliyor.

‘Hava gücümüz iyi ama ülkeleri kıramıyoruz’

Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Özkaya ise yangınlarla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sahip olduğu toplam 45 helikopter ve üç uçağın yanı sıra, yabancı ülkelerden de destek geldiğini ve hala bekledikleri yardım uçakları olduğunu kaydetti. Özkaya, şu an ülkede bulunan 18 yabancı hava aracının 12 uçak ve altı helikopterden oluştuğunu da belirtti.

Özkaya, ayrıca “Bizim hakikaten hava gücümüz iyi ama bu tür destek vermek isteyen ülkeleri de kıramıyoruz. Bu yardım taleplerini geri çevirmek diplomatik olarak da doğru değil” ifadelerini kullandı.