Ana Sayfa Blog Sayfa 1298

Nükleersiz.org’dan ‘nükleer enerji’ gerçekleri: Ne temiz ne de iklim değişikliğine çözüm

Nükleer enerjinin karbon salmadığı için temiz enerji olarak gösterildiği ve kullanımının iklim değişikliğini durdurmayı sağlayacağı iddialarına karşı nukleersiz.org 10 dakikalık bir videoyla nükleer enerjinin bir çözüm değil yük ve daha büyük bir risk olduğunu ortaya koyuyor.

İklim krizi sellerle, fırtınalarla, yangınlarla gündelik yaşamımızda kendini hissettirirken ve gidişatın durdurulması enerji üretim ve yöntemleri dahil acil çözümler gerektiriyor.

İklim değişikliği koşullarında nükleer enerjinin neden çözüm olamayacağına dair sivil toplum örgütleri dünya genelinde çalışmalar yapıyor. Bunlardan biri de Türkiye’de kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla ABD‘nin İllinois eyaletinde faaliyet gösteren Nuclear Energy Information Service (NEIS) /Nükleer Enerji Bilgi Hizmetleri tarafından  hazırlanmış olan video. O video dün itibariyle  Nukleersiz.org’un çeviri ve düzenlemesiyle  Türkiye kamuoyu ile buluştu.

 

Nükleer enerjiyi iklim değişikliği koşullarında düşünmek önemli çünkü inşa süreci on yıla varan ağır , hantal, maliyetli ve riskli nükleer santral yatırımlarına halen bazı ülkelerde devam ediliyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye! Halihazırda Mersin‘de inşasına devam edilen Akkuyu NGS ile şimdilik kağıt üstünde olsa da şimdiden çölleştirilen alandaki Sinop NGS projeleri Türkiye’nin gelecek on, belki de yüzyıllarına maddi manevi maliyetleri ile damgasını vuracak.

Nükleer gerçekleri

Son yıllarda nükleer enerji santrallerinin kurulması bir de iklim değişikliği sorunu karşısında nükleer enerjinin karbonsuz enerji olduğu iddiasıyla gerekçelendirilmek isteniyor ve fosil yakıt kullanımına alternatif olarak gösteriliyor. Oysa iklim değişikliğine neden olan faktörler, karbon salma potansiyelinin dışına da taşarken ve iklim değişikliği şartlarında nükleer enerjinin tercih edilmesinin neden olacağı riskler gözden kaçırılıyor.

Nükleersiz.org da bu konuda kamuoyunun yeterince bilgilendirilmediği tespitinden hareketle nükleer enerjinin neden iklim değişikliği şartlarında tercih edilmemesi gerektiğini ana hatlarıyla “GERÇEK”ler üzerinden açıklayan, nükleer enerjinin iklim krizinin çözümü değil yükü olduğunu gösteren bu videoyu Türkçeleştirerek yayımladı.

Tamamı 10 dakika olan videoda açıklanan  GERÇEKler ana hatlarıyla şöyle:

GERÇEK: Nükleer enerji karbonsuz değildir
GERÇEK: Nükleer enerji temiz değildir
GERÇEK: Nükleer enerji çok pahalıdır,
GERÇEK: Nükleer enerji iklim değişikliğini önlemenin bir aracı değildir.
GERÇEK: Yeni nükleer reaktörler inşa etmek, zaman kaybı anlamına gelecek karbon azaltımını engelleyecektir.
GERÇEK: Nükleer enerji iklim değişikliği şartlarında güvenilir değildir
GERÇEK: Nükleer enerji çok tehlikeli bir teknolojidir.
GERÇEK: Nükleer reaktörler operasyon sırasında çok miktarda su kullanır

Gerçeklerle yüzleşmemizin zamanı geldi: İklime nükleerin bulaştırılmasına izin veremeyiz. Nükleer enerji aciliyet gerektiren karbon azaltımına engeldir.

Nükleer enerjiyi içeren karbon azaltma planları, 2050 yılına kadar dünya çapında en az 8,2 trilyon dolarlık bir maliyetle 1.000 veya daha fazla nükleer reaktör inşa edilmesini gerektiriyor.”

Demircan: Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sorunu

Nükleer enerjinin iklim değişikliği koşullarında çözüm değil bilakis yük olduğunu yazılarında ve katıldığı programlarda dile getiren Nükleersiz.org Koordinatörü aynı zaman da Yeşil Gazete nükleer editörü Pınar Demircan‘ın videoya dair değerlendirmesi şöyle:

“Şimdiye kadar gördüğüm eğitim amaçlı videoların en iyisi,  Türkiye kamuoyuyla paylaşmamız gerektiğiniz düşünerek hemen izinlerini alıp çeviri ve düzenlemesini yaparak NEIS ile güzel bir işbirliği gerçekleştirmiş olduk.

İklim değişikliği şartlarında da risklerini ayrıca düşünmemiz gereken nükleer enerji santralleri  kuşkusuz sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sorunu. Bu nedenle küresel bir ağ olan Do not Nuke The Climate/ (DNTC) “Nükleeri İklimime Bulaştırma” ağının da bir parçasıyız.

Çeviriyi  yakında görme engelli yurttaşlarımız için Türkçe seslendirmeli olarak da paylaşmayı düşünüyoruz, ancak dolaşıma tüm dünyaya hitap eden şekilde girmesi de önemli, buradaki bilgiler ne kadar çok yaygınlaşırsa  o kadar iyi.  Çok geç olmadan, Akkuyu ve Sinop Projelerinin geleceğimizi nasıl bir ipotek altına aldığının tüm Türkiye kamuoyu tarafından anlaşılmasını ümit ediyoruz.

Tabii Nükleer santrallerin riskleri 10 dakikalık videoda anlatmakla bitmez, okuyucularımıza web sitemizdeki 100 nedende nükleersiz dosyamıza ve daha bir çok çalışmamıza da göz atmalarını öneririz”.

 

Beyşehir Gölü giderek yok oluyor: Göl, kıyıdan yaklaşık 150 metre çekildi

Türkiye’nin en büyük üçüncü, tatlı su açısından ise en büyüğü olan 656 kilometrekare yüzölçüme sahip Beyşehir Gölü‘nün kıyıdan yaklaşık 150 metre çekildiği kaydedildi.

Gölün çekilmesinde insan etkisiyle yaşanan iklim krizinin ve bilinçsiz tarımsal sulamanın oldukça büyük bir payı var.

Daha önce de gölde suyun renginin yeşile büründüğü görülmüştü.

‘Gölü besleyen kaynakların önüne baraj yapıldı’

DHA‘da yer alan habere göre, Beyşehir Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Hasan Kurt, Devlet Su İşleri‘nin gölü besleyen kaynakların önüne baraj ve gölet yaptığını da anlattı:

Aşırı kuraklıktan ve suların çekilmesinden dolayı 400’ün üzerinde balıkçımız, göle avlanmaya gidemiyor. Şu an 60 teknemiz gölde zor şartlarda çalışıyorlar. Suların çekilmesinden dolayı aşırı da otlanma meydana geldi ve balıkçılarımız ağ atacak yer bulamıyor.

Beyşehir Gölünde su seviyesi 1122.40 kotuna geldikten sonra Çarşamba Çayı’na tarımsal sulama için su verilmemeye başlandı. Ancak Şarkikaraağaç bölgesinde 3 tane pompa ve 2 tane de Beyşehir bölgesinde Kıreli Sulama Projesi var. Bunlar aşırı bir şekilde, hoyratça ve vahşi sulama dediğimiz sistemle sulama yapıyorlar.

Ayrıca burada bizi etkileyen konulardan bir tanesi Devlet Su İşleri, Beyşehir Gölü’nü besleyen kaynakların önüne baraj ve gölet yaptılar. Bunlar zaten su tutmuyor ve gelen suyu da engelliyorlar.”

Fotoğraf: DHA

‘Acil eylem planı yapılmalı’

“Göl önceden can çekişiyordu, şu anda ölme derecesine geldi” diyen Kurt, gölün yok olmaması için acil bir eylem planı yapılması gerektiğine işaret etti:

Ciddi bir kaynak sağlanmadığı sürece ve eğer bu yıl da ciddi bir kışımız olmazsa, Beyşehir Gölü’nü herkes yok saysın. Göl önceden can çekişiyordu, şu anda ölme derecesine geldi.

Eğer Beyşehir Gölü’nü istiyorsak, uzman ekipler gelip gölde, geniş kapsamlı inceleme yapıp acil eylem planı yapılması lazım. Eğer istemiyorsak, kendi haline bırakırız, birkaç yıl sonra da artık ‘Burada bir Beyşehir Gölü vardı’ diye anlatırız. Geçtiğimiz yıldan bugüne kadar aynı bu zamanlarda bizim su seviyelerini görürsünüz. 2 metrenin altında aşırı su çekilmesi oldu. Kıyıdan da 150 metre çekildi, diyebilirim. Eğer bu kuraklık bu şekilde devam ederse, seneye balıkçılarımızın hiçbiri göle çıkamaz.”

Dersim’deki yangın yayılarak devam ediyor: Kürek ve tırmıklarla müdahale ediyoruz

Dersim’in Hozat ilçesinde başlayan yangın, iki haftadır devam ediyor. İki gün önce havadan müdahale edilmesine rağmen tam olarak kontrol altına alınamayan yangın bölgede büyük bir alana yayılmış durumda.

Bölgenin geçici özel güvenlik bölgesi ilan edilmiş olmasından dolayı yangın ilk çıktığı günlerde gerekli müdahale yapılamamış, sivillerin alana girmesine izin verilmemişti.

Gelen tepkilerin ardından yangının 12’nci gününde havadan müdahale başlamış, yangın söndürmede gönüllü ekipler alana alınmaya başlamıştı.

Ovacık yönünde ilerliyor

Şu anda ise Hozat ilçesinde başlayan ve kontrol altına alınmayan yangın, Ovacık ilçesine doğru ilerleyerek devam ediyor.

Kutu Deresi, Mengirvan Mezrası ve Alacık Köyü arasında kalan bölge de yangın üç gündür devam ediyor. Sadece orman işletme ekipleri yangın bölgesine gitmesine rağmen bölgenin uzak olmasından ötürü, yangına müdahale edilemiyor.

Fırtına Veli Çeşmesi’ndeki yangın sürüyor

Munzur Vadisi Ovacık ilçesi sınırları içinde kalan Fırtına Veli Çeşmesi mevkiinde dün başlayan yangın da yayılarak devam ediyor.

Yangın bölgesine giden sivil toplum kuruluşları, siyasi parti yetkilileri, MUDAK, Tunceli Belediyesi, doğa gönüllüleri, orman işletme ekipleri müdahale etti. Gece 12 ye kadar müdahale edilmesine rağmen yangın kontrol altına alınamadı.

Duman: 150 kişilik bir ekiple alandayız

Fırtına Veli Çeşmesi mevkiinde gönüllü olarak yangın söndürme çalışmalarına katılan doğa aktivisti Serdar Duman Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada alanda 150 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyledi.

Bölgedeki belediye personeli, gönüllü insanlar, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti yetkilileri, MUDAK, Ovacık belediye başkanı, personeli ve gönüllü kişiler, orman işletme ekipleri ve AFAD yangınla mücadele ediyor.

‘Tırmık ve küreklerle müdahale ediyoruz’

Belirli gruplar halinde yangına müdahale edilmesine rağmen arazinin sarp olması ve rüzgârın etkisinden dolayı yangının kontrol altına alınamadığını belirten Duman, “Çok fazla kuru ağaç var. Kuru otlar da yangının yayılmasına neden oluyor” dedi.

Birçok ilçeden ve ilden gelen gönüllülerin olduğunu belirten Duman, yangın söndürme ekipmanları olmadığını söyledi.

Duman, “Elimizdeki tırmıklarla ve küreklerle müdahale ediyoruz. Zaten yangını söndürmemiz mümkün durmuyor yayılmasını engellemek için hat oluşturmaya çalışıyoruz” bilgilerini paylaştı.

Havadan müdahalenin de gerçekleştiğini sözlerine ekleyen Duman, “İki tane helikopter de havadan destek veriyor. Ancak yangın ilerlemeye devam ediyor” dedi.

Bingöl’de iki noktada çıkan yangınlardan biri söndürüldü, diğerine müdahale devam ediyor

Bingöl‘ün Yayladere ilçesinde bulunan Çıkan ve Sarıtosun köylerinde çıkan orman yangınlarının biri söndürülürken, diğerini söndürme çalışmaları devam ediyor.

Yangın bölgesinden açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Bölgede çıkan yangın maalesef tüm müdahalelere rağmen risk oluşturmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Halk da destek veriyor

Yangına, Bingöl Orman İşletme Müdürlüğü, Yayladere Belediyesi ve jandarma ekipleri yaklaşık yedi saattir müdahale ediyor. Yangın söndürme çalışmalarına bölge halkı da destek veriyor.

Müdahaleler sonucu Çıkan köyündeki yangın söndürülürken, Sarıtosun köyündeki yangının da kontrol altına alınması için çalışmalar sürüyor.

‘Risk devam ediyor’

Dün yangın bölgesinden bir açıklama yapan CHP’li Veli Ağbaba, yangının büyüme ve çevre illere yayılma riskinin sürdüğünü kaydetti:

Bingöl Yayladere’deyiz.
Bölgede çıkan yangın maalesef tüm müdahalelere rağmen risk oluşturmaya devam ediyor. Tunceli’de olduğu gibi Bingöl Yayladere için de partimiz ve belediyelerimiz tüm desteği vermeye hazır.”

Pentagon: ABD ordusunun Afganistan’dan çekilme süreci tamamlandı

ABD Savunma Bakanlığı, (Pentagon) ABD ordusunun Afganistan‘dan çekilme sürecinin tamamlandığını ve son uçağın da Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı‘ndan kalktığını açıkladı.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Kenneth McKenzie, önümüzdeki dönemlerde Taliban ile bir koordinasyon öngörmediğini kaydetti.

‘Çekilme tamamlandı’

Kenneth McKenzie ve Sözcüsü John Kirby çekilme süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. McKenzie, Afganistan’dan çekilmenin tamamlandığını şöyle duyurdu:

Amerikan vatandaşlarını ve savunmasız Afganları tahliye etmeye yönelik askeri misyonun sonunda, Afganistan’dan çekilmemizin tamamlandığını duyurmak için buradayım. Son C-17 uçağı 30 Ağustos’ta ABD Doğu Yakası saatiyle 15.29’da Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’ndan havalandı ve ülkede kalan son insanlı uçaklar şu anda Afganistan’ın üzerindeki hava sahasından çekiliyor.”

‘123 bin kişi tahliye edildi’

McKenzie, 18 günlük çekilme sürecinde 123 bin kişinin tahliye edildiğini söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Tahliye için havaalanına Amerikan vatandaşlarının alımı son uçağın çıkışından 12 saat önce durduruldu dolayısıyla son anda gelmeye çalışan Amerikalıları getiremedik.”

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, ayrıca 13’ü geçen hafta IŞİD tarafından yapılan bombalı saldırıda olmak üzere toplam 2 bin 461 Amerikalı askerin öldüğünü ve 20 binden fazla askerin de yaralandığını belirtti.

Ekipmanlarla ilgili bilgi

Havaalanındaki ekipmanlara ilişkin de bilgi veren McKenzie, bazı ekipmanların getirildiğini, bazılarının ise kullanılamaz hale getirilerek orada bırakıldığını söyledi.

Pazar günü havaalanına yapılan roketli saldırıları önlemek için kullanılan C-Ram roketsavarların son ana kadar aktif olduklarını ancak çekilme ile o silahların kullanılamaz hale getirildiğini belirten Orgeneral, “Birçok MRAP araçları bıraktık. Yaklaşık 70 MRAP, bunlar artık kimse tarafından kullanılamaz. 27 taktik HUMVEE aracını kullanılamayacak şekilde bıraktık. Ek olarak, bir daha asla uçamayacak 73 hava aracı bıraktık” dedi.

‘Sivillerin öldürüldüğüne ilişkin haberleri reddetmiyoruz’

ABD’nin pazar günü bomba yüklü olduğu iddia edilen bir araca düzenlediği hava saldırısı tartışmalara neden oldu.

Pentagon Sözcüsü John Kirby, ABD güçlerinin Kabil’de düzenlediği saldırıda aynı aileden altısı çocuk, dokuz sivilin öldürüldüğüne yönelik haberleri reddetmediklerini ve durumu değerlendirdiklerini söyledi.

Aracın bomba yüklü olmadığı ve ikincil bir patlamanın yaşanmadığına ilişkin haberlere yönelik cevap veren Kirby, ikinci bir patlamanın meydana geldiğine dair ellerinde kanıt bulunduğunu ancak bu kanıtları açıklayacak durumda olmadığını kaydetti.

Kirby, “Sivil kayıpları olduğuna ilişkin haberlere karşı çıkacak bir pozisyonda değiliz. Şu anda durumu değerlendiriyoruz” dedi.

Ida Kasırgası, Missisipi Nehri’nin akışını tersine çevirdi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Louisiana eyaletini vuran ve bir milyon kişiyi elektriksiz bırakıp bir kişinin yaşamını yitirmesine neden olan Ida Kasırgası nedeniyle Mississippi Nehri‘nin bir süre ters aktığı bildirildi.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu tarafından yapılan açıklamada nehrin pazar günü öğle saatlerinde kasırganın yarattığı şiddetli fırtına dalgası nedeniyle yaşanan tersine akışın birkaç saat sürdüğü belirtildi.

CNN’in haberine göre yapılan açıklamada bu durumun son derece nadir görülen bir olay olduğu söylendi.

Meksika Körfezi‘ne boşalan Mississippi Nehri, Ida’dan günler önce saniyede yaklaşık 8500 metreküp su boşaltırken, akış tersine döndüğünde saniyede yaklaşık 1150 metreküp suyun kaynağa doğru aktığı tespit edildi.

Mississippi Körfez Su Bilimi Merkezi’nden hidrolog Scott Perrien, ölçüm yapan cihazların tüm nehrin akışını ölçmediğine dikkat çekerek bu nedenle nehrin daha derin kısımlarında akışın terse dönmemiş olabileceğini söyledi.

2005 yılındaki Katrina ve 2012 yılındaki Isaac kasırgası sırasında da Mississippi Nehri tersine akmıştı.

Hızı saatte 240 kilometreye ulaştı

Rüzgar hızının saatte 240 kilometreye ulaştığı Ida kasırgası Louisiana eyaletinde etkili oldu. ABD tarihinin en güçlü beşinci kasırgası olarak kayıtlara geçen Ida güç kaybetse de rüzgar hızı saatte 170 kilometrenin üzerinde seyrediyor.

Üzerine ağaç devrilen bir kişinin yaşamını yitirdiği felakette arama-kurtarma çalışmaları devam ediyor ve yetkililer ölü sayısının artmasından endişe ediyor.

İki nükleer santral bulunuyor

Kasırga nedeniyle New Orleans kentinin tamamı elektriksiz kaldı. Yaklaşık bir milyon kişiye elektrik verilemiyor. Eyalet yetkilileri, elektrik ve iletişim kesintilerinin arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığını açıkladı.

Yiyecek ve su stoğu yapan halka evlerinden çıkmamaları uyarısı yapılıyor. İki nükleer santralin yer aldığı Louisiana’da, 17 petrol rafinerisi bulunuyor. Ida kasırgasının karaya ulaşmasıyla Meksika körfezindeki petrol ve doğalgaz üretiminin yüzde 95’inin durduğu belirtiliyor.

Sebebi iklim krizi

Birleşmiş Milletler’in son iklim raporuna göre, son 40 yılda yüksek yoğunluklu kasırgaların sayısındaki artışın arkasında kuvvetle muhtemel ihtimalle fosil yakıt kullanımı ve diğer insan faaliyetlerinden kaynaklanan ısınma var.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi tarafından yapılan ölçümlere göre okyanus sıcaklığı normalin üzerinde yaklaşık 29,5 dereceydi. Uzmanlar ekstra ısının fırtına için yakıt görevi gördüğünü söylüyor.

Daha hızlı yoğunlaşıyor

Sıcaklık bir enerji ve daha fazla enerjiye sahip kasırgalar daha hızlı rüzgar hızlarına ve daha büyük fırına dalgalanmalarına neden oluyor. Bilim insanları dünya ısınmaya devam ettikçe Ida gibi hızla yoğunlaşan büyük kasırgaların meydana gelme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtiyor.

2019’da yapılan bir araştırmaya göre Atlantik’te oluşan kasırgaların çok hızlı bir şekilde güçlenme olasılığı artan sera gazı emisyonları ve sıcaklıklar nedeniyle daha yüksek.

 

Yangınlardan etkilenen beş ilde elektrik borçları üç ay ertelendi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla yayımlanan karara göre, Antalya, Muğla, Adana, Mersin ve Osmaniye‘de yaşanan orman yangınları nedeniyle zarar gören tüketicilerin elektrik tüketimlerine ilişkin tahsilatları üç ay ertelendi.

Söz konusu karar 1 Ağustos tarihi itibariyle geçerli olacak.

Başvuruda aranan şartlar

Konutu, iş yeri ve tarımsal üretim alanı kullanılabilir halde olan tüketiciler, bu yerlere ilişkin mevcut elektrik aboneliği fatura tahsilatının erteleme kapsamına alınması için dilekçelerini 1 Ekim’e kadar ilgili tedarik şirketine sunacak veya aynı tarihe kadar çağrı merkezleri ya da çevrimiçi başvuru kanalları üzerinden iletecek.

Konutu, iş yeri ve tarımsal üretim alanı kullanılamaz halde olan tüketiciler de yangın sonrası yeni aboneliklerinin fatura tahsilatını erteleme kapsamına almak için ilgili kurumlarca düzenlenmiş “hasar durum belgesi” ile başvuruda bulunacak.

Öte yandan, erteleme kapsamına dahil edilmesi istenilen ticarethane, sanayi ve tarıma dayalı arazilerin sulanması amacı dışındaki tarımsal sulama aboneliklerine ilişkin iş yerlerinin de 28 Temmuz’dan sonra açıldığını gösteren “iş yeri açma ve çalışma belgesi”nin ilgili şirkete ibraz etmesi zorunlu.

Uygulamadan faydalanacak tüketicilerin 28 Temmuz öncesinde de kendi adlarına veya ticari unvanlarına kayıtlı bir aboneliklerinin olması, aynı tarihten sonraki abonelikleri ile bu tarih öncesindeki aboneliklerinin aynı abone grubunda bulunması ve aynı tedarik şirketinin faaliyet bölgesinde bulunması gerekecek.

Karar doğrultusunda her bir hasar durum belgesi ile tek bir yeni abonelik için uygulamadan faydalanılacak ve erteleme süresi, ertelemeye konu her bir fatura için ayrı ayrı uygulanacak.

Can Candan’ın görevine geri dönmesi için imza kampanyası

Boğaziçi Üniversitesi‘nin o dönemki rektör vekili şu anki atanmış rektörü Naci İnci‘nin imzasıyla görevinden alınan Akademisyen Can Candan‘ın işe geri dönebilmesi için imza kampanyası başlatıldı.

“Can Candan işe iade edilsin” başlığı taşıyan kampanyada öğrencilerin ve öğretim üyelerinin sekiz ayı aşkın bir süredir üniversitelerin demokratik ve özerkliğine sekte vuracak hamlelere karşı direndiği hatırlatıldı.

‘Akademik gerekçelerden uzak’

Kayyım olarak atandığı rektörlük pozisyonunda altı ay kalabilen Melih Bulu’nun yerine vekaleten Naci İnci’nin atandığı belirtilen açıklamada “Naci İnci, göreve ‘atanmasının’ hemen ertesi günü sekiz yıldır Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümünde yarı zamanlı öğretim görevliliği yapan Feyzi Erçin hocanın, önce yaz okulunda sonra da Boğaziçi’nde ders vermesini engelledi. Hemen ardından da 14 senedir aynı bölümde tam zamanlı öğretim görevlisi olan hocamız Can Candan’ın ‘işine son verildiğini,’ akademik gerekçelerden uzak, iftiralara dayanan ve Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenlerinin de altını çizdiği üzere ‘hukuki açıdan sorunlu’ bir yazı ile kendisine iletti” denildi.

‘İftiradan öteye geçemez’

Açıklamada Can Candan’a ilişkin “Başından itibaren direnişin ve akademisyen nöbetlerinin görsel-işitsel kaydını ve arşivini yapan, ve bu sürece dair kayyımlığın, kamuoyunun görmesini istemediği pek çok anı bizlerle paylaşan hocamız, çok değerli akademisyen ve belgesel sinemacı Can Candan zamanında öğrencisi olmuş bizlerin gurur kaynağıdır” ifadeleri kullanıldı.

“Kendisini tanıyan, açtığı dersleri alan ve ondan hayata ve bilime dair çok fazla şey öğrenmiş ve öğrenmeye devam eden (hayat boyu) öğrencileri ve meslektaşları olarak, her zaman olduğu gibi yanında olmaktan onur duyuyoruz” denilen açıklamada kendisine iletilen kararda “kişileri aşağılama ve küçük düşürme amacı güden ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde paylaşımlarla amirlerine ve Üniversitemiz yöneticilerine hakarette bulunma” iddiasının aleni bir iftiradan öteye geçemeyeceği vurgulandı.

‘Hedef gösterilmesini kabul etmiyoruz’

Açıklamada “Kayyım yandaşlarının gözünde karalamak için Can Candan hocamızın hedef gösterilmesini kabul etmemiz mümkün değildir” ifadeleri kullanıldı.

Can Candan’a desteğin sürdürüleceği belirtilen açıklamada “Kendisinin de belirttiği gibi, kayyım vekili imzasıyla iletilen kararı kabul etmiyoruz; tüm üniversite bileşenlerinin direnişine desteğimizi sürdürüyoruz” denildi.

Açıklama “Bir an evvel bu haksızlığa son verilmesini ve hocamızın işine iadesini talep ediyoruz çağrısıyla son buldu.

YKS yerleştirme sonuçları açıklandı

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, 2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavı tercih sonuçlarının açıklandığını duyurdu. Sonuçlara, ÖSYM’nin “sonuc.osym.gov.tr” internet sitesinden veya ÖSYM AİS mobil uygulamasından ulaşılabilecek.

Sonuçların adaylara ve ailelerine hayırlı olmasını dileyen Aygün, “Ülkemizin yarınları olan değerli gençlerimiz, üniversite hayatına attığınız bu ilk adımda sizleri yürekten tebrik ediyor, üniversite hayatınızda başarılar diliyorum. Tercihlerine yerleşemeyen gençlerimiz de eminim ki isteklerine azim ve gayretleriyle mutlaka ulaşacaklardır” dedi.

Adayların yüzde 85’i yerleşti

Adayların yüzde 85,80’i yükseköğretim programlarına yerleşti
Aygün, sosyal medya hesabından 2021-YKS’ye ilişkin sayısal verilerine ilişkin de şu paylaşımda bulundu:

“2021-YKS’de tercih yapan adayların yüzde 85,80’i yükseköğretim programlarına yerleşti. Adaylarımızın yüzde 52,02’si ilk üç tercihinden birine yerleşti. Adayların yüzde 27,52’si 1.tercihine, yüzde 14,41’i 2. tercihine, yüzde 10,09’u 3. tercihine yerleşmiştir.”

Üniversitelere kayıt tarihleri

ÖSYM’nin internet sitesinden yapılan duyuruya göre, yerleştirme sonuç belgesi basılmayacak ve adayların adreslerine gönderilmeyecek.

AA’nın aktardığı bilgilere göre YKS sonuçları üzerinden bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 6-10 Eylül 2021’de, elektronik kayıtlar ise 4-8 Eylül 2021’de yapılabilecek.

Kayıt için adayların yerleştirildikleri yükseköğretim programının bağlı bulunduğu üniversiteye, belirtilen süre içerisinde başvurmaları gerekiyor. Elektronik kayıt yapan adaylar, üniversiteleri tarafından duyurulan belgelere ve tarihe göre işlem yapacaklar.

Usta oyuncu Ferhan Şensoy hayatını kaybetti

Usta oyuncu Ferhan Şensoy, bir süredir tedavi gördüğü İstanbul Tıp Fakültesi‘nde hayatını kaybetti.

Şensoy’un kurucusu olduğu tiyatro grubu Ortaoyuncular‘ın sosyal medya hesabı üzerinden oyuncunun ölüm haberini şöyle paylaştı:

Tiyatromuzun kurucusu, ustamız Ferhan Şensoy’u, dün gece, bir süredir tedavi gördüğü hastanede, yapılan tüm müdahalelere rağmen kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisindeyiz. Tüm sevenlerinin başı sağ olsun…”

Ferhan Şensoy kimdir?

26 Şubat 1951 doğumlu olan Ferhan Şensoy, Samsun’un Çarşamba ilçesinde dünyaya geldi.

İlk öykü ve şiirleri Yeni Ufuklar ve Soyut dergilerinde 1969 yılında yayımlanan Şensoy’un, yazdığı skeçler de Devekuşu Kabare‘de 1970 yılında oynanmaya başladı.

Galatasaray Lisesi‘nde de bir süre okuyan Şensoy, 1970 yılında Çarşamba Lisesi’nden mezun oldu. Şensoy, 1971 yılında Grup Oyuncuları çatısında ilk profesyonel oyunculuğunu yaptı.

Ferhan Şensoy, 1972-1975 yıllarında Fransa ve Kanada‘da tiyatro eğitimine ve çalışmalarına Jerome Savary, Andre-Louis Perinetti gibi isimlerle devam ederken Montreal‘de Ce Fou De Gogol adlı oyunuyla 1975’te En İyi Yabancı Yazar ödülünü aldı. Yine Montreal’de Theatre De Quatre – Sous’da da, yönetmenliğini yaptığı, Harem Qui Rit isimli müzikalde oynadı.

Ferhan Şensoy, 7 Mart 1987’den beri aralıksız olarak Ferhangi Şeyler oyununu oynuyordu.

Ortaoyuncuları Kavuğu‘nu Münir Özkul‘dan devralmış ve Rasim Öztekin‘e devretmiştir.

Onlarca ödül alan sanatçı, aynı zamanda çok sayıda kitap kaleme aldı.