Ana Sayfa Blog Sayfa 121

İstanbul Havalimanı’nda akrep ve tarantula dolu valizle yakalanan küratör serbest bırakıldı

Amerika‘daki Doğal Tarih Müzesi’nin küratörü Lorenzo Prendini, İstanbul Havalimanı‘nda gerçekleşen özel bir operasyonda endemik akrep ve örümcek türleri kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına alındı. Valizinde 88 şişe sıvı ve 1500’e yakın ölü akrep, örümcek ve tarantula bulunan Prendini, Türkiye‘ye özgü türleri yasadışı yollarla taşımakla suçlandı.

Mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Prendini, gözaltında geçirdiği sürenin ardından yaptığı açıklamada, tüm gerekli izinlere sahip olduğunu ve bu izinlerin Türk yetkililer tarafından görmezden gelindiğini ifade etti.

istanbul

Müzeden yapılan açıklamada, Prendini’nin bilimsel araştırma amaçlı bu örnekleri topladığı ve Türk bilim insanlarıyla işbirliği içinde olduğu belirtildi.

Prendini, havalimanı polisini izinlerini yok saymakla ve kanuni süreci ihlal etmekle suçladı. Ayrıca, gözaltına alınmasına neden olan uzmanın bilimsel çalışmalarının şüpheli olduğunu ve çıkar çatışması içinde olduğunu öne sürdü. Anadolu Ajansı’nın bildirdiğine göre, bu türlerin DNA’larının pahalı ilaçların üretiminde kullanıldığı ifade ediliyor.

İngiltere’nin ‘net sıfır’ iddia eden projesi 20 milyon ton karbon salacak

İngiltere‘nin kuzeydoğusunda, BP ve Equinor gibi dünya çapında büyük enerji firmalarının desteği ile hayata geçirilecek olan ‘Net Sıfır Teesside’ gaz yakıtlı enerji santrali projesinin ömrü boyunca 20 milyon ton karbon salınımına neden olacağı öngörülüyor.

The Guardian’ın aktardığına göre proje, karbon yakalama ve depolama (CCS) teknolojisi kullanarak emisyonlarının yüzde 95’ini toplayıp Kuzey Denizi‘nin altına gömeceğini iddia etse de, araştırmalara göre bu iddialar gerçeği yansıtmıyor.

Net Sıfır Teesside inisiyatifi, enerji sekreteri Claire Coutinho tarafından onaylanmasına rağmen, enerji analisti Andrew Boswell tarafından yapılan hesaplamalara göre proje, gazın çıkarılması, rafine edilmesi, taşınması ve ABD‘den gelen sıvılaştırılmış doğal gazın metan emisyonları dahil olmak üzere toplamda 20,3 milyon ton karbon salımına sebep olacak. Boswell, bir projenin 20 milyon ton karbon salımı yapmasının, onu ‘net sıfır’ olarak nitelendirmenin yanıltıcı olduğunu belirtiyor.

İngiltere’de öğrencilerden büyük bankaya ‘kariyer boykotu’
Türkiye net sıfır hedefleri kapsamında akaryakıta ‘karbon vergisi’ planlıyor
[COP28’e doğru] Sponsorların çoğu net sıfır hedeflerine imza atmamış

İngiliz hükümeti, CCS teknolojisinin bir zorunluluk olduğunu belirtirken, bu teknolojiye 20 milyar sterlin yatırım yaparak ekonomik büyümeyi ve 50 bin iş imkanı yaratacağını savunuyor. Ancak bilim insanları, CCS teknolojisinin bu enerji santralinin emisyonlarının yüzde 95’ini yakalayacağı iddiasına şüpheyle yaklaşıyor. Yüksek Mahkeme’nin bu ay hükümetin iklim eylem planını yasalara aykırı bulması, bu teknolojinin İngiltere’nin karbon azaltma stratejileriyle uyumlu olmadığını gösteriyor.

Tartışmalı proje, fosil yakıt firmaları tarafından destekleniyor olması ve yaratacağı büyük miktarda karbon emisyonu nedeniyle eleştirilerin odağında. Yeşil sanayici Dale Vince ve analist Boswell, projenin hükümetin iklim taahhütleriyle çeliştiğini ve bu yüzden yasal yollarla projenin durdurulması için mücadele ediyor. Eğer bu projenin gerçekleşmesine izin verilirse, bu durum İngiltere’nin ‘net sıfır’ hedefleriyle bağdaşmayacak ve çevresel sorunlara yol açacak gibi görünüyor.

Avrupa’da ‘temiz pişirme’ zirvesi düzenleniyor: Afrika’da yarım milyon insanın hayatı kurtarılabilir

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2024’ü herkesin temiz pişirmeye erişimini sağlama konusunda ilerleme açısından bir dönüm noktası haline getirmek amacıyla küresel liderleri ‘Afrika’da Temiz Pişirme Zirvesi’ için bir araya getiriyor.

IEA İcra Direktörü Dr. Fatih Birol, “Komşunuzun evi yanıyorsa, ona yardım edersiniz. Afrika bizim komşumuz” diyerek bu sorunun ciddiyetine dikkat çekti.

Dünya genelinde 2,3 milyar insan, insan sağlığına zararlı kirleticilerin salınımını önemli ölçüde sınırlayan veya önleyen yakıtlar ve ekipmanlara erişimden yoksun. Afrika’da dört kişiden biri, açık ateşler ve temel ocaklar üzerinde pişirme yaparken, bu durum kadınlar ve çocuklar arasında erken ölümlerin ikinci önde gelen nedeni olarak öne çıkıyor.

IEA’nın verilerine göre, Afrika’da temiz pişirme yakıtlarına erişim sağlamak için yıllık sadece 4 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Bu yatırım, Afrika’da yaklaşık yarım milyon kadının ve çocuğun erken ölümünü önleyebilir. Dr. Birol, “Bu büyük çevresel, ekonomik ve insani zorluk, nispeten mütevazı bir yatırımla çözülebilir,” diyerek Avrupa’nın bu sorunu çözme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Zirve, Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, IEA İcra Direktörü Dr. Fatih Birol ve Afrika Kalkınma Bankası Başkanı Dr. Akinwumi A. Adesina‘nın eş başkanlığında düzenleniyor. Zirveye yaklaşık 50 hükümetten temsilciler, çok sayıda devlet başkanı ve bakan katılıyor. COP28 başkanı Sultan Al-Jaber de zirveye katılarak BAE’nin bu konuda nasıl yardımcı olacağını açıklayacak.

Dr. Birol, “2024’ün bu sorunu nihayet çözmek için bir dönüm noktası olacağını düşünüyorum,” diyerek bu konuda umutlu olduğunu belirtti.

Dünya Bankası: Tarımda dönüşüm sera gazı emisyonlarını üçte bir azaltabilir
İklim değişikliği meyve verimliliğini ve ticaretini etkiliyor
Kanada’daki plastik kirliliği görüşmelerinden yine karar çıkmadı

Zirvenin amaçları arasında temiz pişirmeyi küresel gündeme taşımak ve bu kritik sorun için daha geniş bir destek koalisyonu oluşturmak, hükümetlerden, kalkınma ajanslarından, iklim fonlarından, özel sektörden, hayırseverlerden ve sivil toplum kuruluşlarından finansal taahhütler sağlamak yer alıyor. Zirve ayrıca, temiz pişirme çabalarını ölçeklendirmek için finansman, karbon piyasaları, politikalar ve ortaklıklar etrafında somut, eyleme yönelik stratejiler geliştirmeyi hedefliyor.

Karbon kredilerine ek talep yaratılacak

IEA, zirveye hazırlık sürecinde, hükümetler, kalkınma ajansları, finans kurumları, uluslararası ve sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle 150’den fazla teknik danışma gerçekleştirdi. Bu danışmalar sonucunda belirlenen taahhütler, zirvede katılımcılar tarafından tartışılacak ve hayata geçirilecek.

Finansman topluluğu, temiz pişirme için daha fazla fon sağlamayı taahhüt ediyor. Kalkınma ve hayırsever ortaklar, enerjiyle ilgili portföylerinin daha büyük bir kısmını temiz pişirmeye tahsis etmeyi taahhüt ederken, kalkınma ortakları da özel sermaye kolları aracılığıyla temiz pişirme için daha fazla finansman getirmeyi taahhüt ediyor. Karbon piyasaları topluluğu, temiz pişirme projelerinden yüksek bütünlükte karbon kredilerini artırmayı ve bu tür karbon kredilerine yönelik ek talep yaratmak için ülkeler, şirketler ve aracılarla çalışmayı taahhüt ediyor.

Hükümetler, temiz pişirmeyi ulusal planlama süreçlerine dahil ederek enerji yatırımlarının daha büyük bir kısmını temiz pişirmeye yönlendirmeyi, vergi ve ithalat vergisi indirimlerini değerlendirmeyi ve ulusal olarak belirlenmiş katkılar (NDC’ler) içinde temiz pişirmeyi netleştirmeyi taahhüt ediyor.

Temiz pişirme yakıtlarına geçiş, iklim değişikliğini hafifletebilir. IEA’nın raporuna göre, 2030 yılına kadar bu geçişle 1,5 gigaton CO2 eşdeğerinde net bir azalma sağlanabilir. Dr. Birol, “Bu büyük çevresel, ekonomik ve insani zorluk, nispeten mütevazı bir yatırımla çözülebilir” diyerek Avrupa’nın bu sorunu çözme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Papa Francis: İklim değişikliği dünyayı ‘kırılma noktasına yakın’ hale getirdi

Papa Francis, iklim değişikliğinin gelecekteki potansiyel sonuçları konusunda bir kez daha dünyayı uyardı. İklim krizinin gezegeni “neredeyse kırılma noktasına” getirdiğini söyleyen Papa,  “suçun bir kısmının ABD’nin ve halkının ‘sorumsuz yaşam tarzında’ olduğunu belirtti.

15-17 Mayıs tarihlerinde Vatikan‘da düzenlenecek üç günlük iklim zirvesinin öncesinde açıklama yapan Francis, “acı çeken gezegenimiz” için “içten endişeleri”ni dile getirdi.

İklim değişikliğinin eşitsizliği artıracağının ve dünyanın en savunmasız insanlarından bazılarını daha da yoksullaştıracağının “şüphesiz” olduğunu söyleyen Papa, iklim değişikliğinin etkisinin halihazırda “sağlık hizmetlerinde, istihdam kaynaklarında, kaynaklara erişimde, barınmada, zorunlu göçlerde” görüldüğünü kaydetti; iklim değişikliğinin ” dünyanın her yerinde toplumun ve küresel topluluğun karşı karşıya olduğu temel zorluklardan biri olduğuna” dikkat çekti.

ABD’ye sitem

Amerika Birleşik Devletleri’nin kültürü ve halkının yaşam tarzının iklim değişikliği hızını artırdığı bir ülke olduğunu da vurgulayan Papa, “Amerika Birleşik Devletleri’nde kişi başına düşen emisyonların Çin’de yaşayan bireylere göre yaklaşık iki kat, en fakir ülkelerin ortalamasından ise yaklaşık yedi kat daha fazla olduğunu düşünürsek, sorumsuz yaşam tarzında geniş bir değişikliğin buna bağlı olduğunu söyleyebiliriz”  dedi. Francis, Ekim 2023’te şöyle yazmıştı: “Batı modeliyle birlikte hareket etmenin uzun vadede önemli bir etkisi olacaktır.”

Bu arada 2022’de kardinal rütbesine yükselen San Diego Piskoposu Robert W McElroy da iklim değişikliğinin insanlığın geleceğine meydan okuduğu konusunda uyardı. Piskopos, iklim acil durumunu “kontrolsüz iklim değişikliğinden kaynaklanan uzun vadeli ölümlerin daha büyük olduğu ve insanlığın geleceğini tehdit ettiği” şeklinde tanımladı.

Dünyanın dört bir yanındaki K-Pop hayranları iklim ve çevre için bir araya geliyor

Koreli pop gruplarının dünya çapındaki hayranları, milyonlarca insana etki eden güçleriyle iklim ve çevre aktivizmine giderek daha fazla yöneliyor; kömür enerjisiyle bağlantılı iş anlaşmalarını protesto hareketleri yükseliyor. Bunun için 2021’de K-Pop hayranları Nurul Sarifafh ve Dayeon Lee tarafından Kpop4Planet adlı bir de iklim-çevre grubu kuruldu. Grup, K-pop sanatçılarını ve şirketleri hayranlarını israfı azaltmaya çağırmaları yönünde cesaretlendiriyor, iklimle ilgili sorunlar hakkında farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Bu çalışmalar kapsamında diğer iklim aktivisti gruplar da Kpop4Planet ile güçlerini birleştirmeye başladı. Kpop4Planet’in ilk başarısı, Güney Koreli otomobil üreticisi Hyundai Motor Co.‘ya dilekçe yağdırdıktan sonra yakın zamanda Endonezya‘daki kömür santralleriyle bağlantılı bir anlaşmayı iptal ettirmesi oldu.

Aynı yıl, Güney Kore’yi kömür enerjisi kullanmayı bırakmaya çağıran sivil gruplardan oluşan bir koalisyon olan Korea Beyond Coal, kömür yakan bir enerji santrali planları hakkında farkındalığı artırmak için 2021’de Kpop4Planet ile iş birliği yapmıştı.

AP‘nin aktardığına göre, Kore’deki ‘Kömürün Ötesinde İklim Kampanyası’nın bir parçası olan Solutions for Our Climate‘ın iletişim sorumlusu Euijin Kim, “Kpop4Planet’in insanları harekete geçirme, birbirine bağlama ve sosyal medyayı kullanarak bilgi paylaşma deneyimine sahip olduğunu fark ettik… Bu da iklim kampanyası söz konusu olduğunda çok faydalı” diyor.

Dayeon Lee de santralin inşaatının halen devam ettiğini ancak grupların kömür enerjisinin neden olduğu çevre sorunları hakkında farkındalık yaratmayı başardıklarını söylüyor: “K-pop hayranlarının sahip olabileceği gücü ve etkiyi göstermek istiyoruz… hepimiz bir araya gelirsek daha iyi sosyal etkiler yaratabileceğimize ve belki de toplumumuzu daha sürdürülebilir şekillerde değiştirebileceğimize inanıyoruz.”

‘İklim eylemi için gücümüzü kullanıyoruz’

Büyük, kendini adamış bir grubu hızlı bir şekilde organize etme yeteneği, K-pop hayranlarını protestolara katılarak ve ABD‘deki Black Lives Matter hareketini de içeren davaları destekleyerek çevrimiçi ortamda giderek daha etkili bir lobi haline getirdi. Bunun farkına varan kimi politikacıların da bu güçten yararlanmaya çalıştığı belirtiliyor.

K-pop hayranlarının nasıl potansiyel bir güç olarak görülebileceğini  fark ettiğini belirten Nurul Sarifah, “İklim değişikliği eylemi için bu gücü kullanabileceğimizi  düşünüyoruz” dedi.

Buffalo Üniversitesi‘nde K-pop kültürü üzerine doktora sonrası araştırma görevlisi olan Stephanie Choi ise  Kore pop kültürü hayran kulüplerinin aktivizmi ve hayırseverliğinin 1960’larda başladığına işaret ediyor. K-pop hayranları, son dönemde sadece ülkelerinde değil, dünyada da son derece popüler K-pop şarkıcılarına ve gruplarına belirli amaçları desteklemeleri için düzenli olarak sosyal medya platformlarında binlerce kişiyi organize ediyor.

İşe ‘israfı azaltmak’ üzere başladılar

Sarifah ve Lee, Kpop4Planet’in faaliyetlerini çeşitli amaçlar için uyumlu hale getirdi ve eğlence şirketlerini, albümlerde yer alan ve ürün olarak satılan, grup üyelerinin fotoğraf kartlarını toplamaya yönelik K-pop hayran kültürüyle ilgili israfı azaltmaya teşvik etmekle başladı. K-pop şirketleri genellikle düzinelerce farklı fotoğraf kartı içeren birden fazla albüm sürümü yayınlayarak hayranlarını, K-pop yıldızlarıyla tanışma ve selamlaşma etkinlikleri için şanslı çekilişlere katılmaları için albümleri toplu olarak satın almaya teşvik ediyor.

Lee bir röportajında ​​”Sorun şu ki, bu çok fazla israf yaratıyor. Önce bu konuyu ele almak istedik çünkü bu, K-pop hayranları arasında en iyi bilinen sorundu” diyor.

Eğlence şirketleri Kpop4Planet’in dilekçelerine ve diğer yaklaşımlarına doğrudan yanıt vermese de Lee, kampanyayı bir başarı olarak görüyor: “Kampanyamızın ardından değişiklikler oldu: büyük eğlence şirketleri çevresel, sosyal ve yönetişim raporları yayınladı ve çevre dostu albümler yayınladı; bunlardan bazıları israfı en aza indirmek için QR kodlarını kullanan kayıtlar yayınladı.”

Kpop4Planet tarafından sağlanan bu görüntüde üyeler, Mayıs 2023'te Jakarta'daki Hyundai Motorstudio Senayan Park'ın önünde Hyundai, Damla Kömür protestosunun bir parçası olarak gösteri yapıyor. Gösteri, Hyundai'nin en azından kısmen yeni güç sağlayan bir endüstri parkından alüminyum satın alma anlaşmasını protesto etmek için yapıldı. kömür santralleri kurduk. Koreli pop gruplarının dünya çapındaki hayranları, milyonlarca güçlü çevrimiçi topluluklarını iklim ve çevre aktivizmine giderek daha fazla kanalize ediyor. (AP aracılığıyla Kpop4Planet)
Kpop4Planet üyeleri, Mayıs 2023’te Jakarta’daki Hyundai Motorstudio Senayan Park’ın önünde yaptıkları eylemde.

Kpop4Planet’in Hyundai aleyhindeki kampanyası kapsamında Endonezya’daki kömür enerjisine bağlı projelerden alüminyum satın almak için imzaladığı bir anlaşmayı  protestosu sonucunda, Endonezya’nın en büyük kömür madencilerinden biri olan Adaro Energy Indonesia‘nın bir birimi ile 2022 yılında bir mutabakat zaptı imzalandı. Bunun sonucunda, Hyundai’ye ülkedeki yetkililerin “yeşil” olarak tanımladığı bir endüstri parkından düşük karbonlu alüminyum satın alma hakkı tanındı. Zapt gereği, başlangıçta alüminyum üretimi için kullanılan tesisi, yeni inşa edilen kömürle çalışan tesisler tarafından çalıştırılsa da ileriki bir tarihte sanayi parkına hidroelektrik ve güneş enerjisi kullanılarak enerji sağlanacaktı.

K-pop grubu BTS‘in Hyundai ile olan işbirliği göz önüne alındığında, Kpop4Planet onların etkisini hayata geçirme şansı görmüştü. Mart 2023’te Kpop4Planet, Hyundai’den kömürü aşamalı olarak kaldırana kadar projeden çekilmesini ve alüminyumu yapmak için kullanılan enerjinin ayrıntılarını açıklamasını isteyen bir imza kampanyası başlattı. Dilekçe iki ayda 10.000’den fazla imza topladı ve Kpop4Planet taleplerini Hyundai Motor’un genel merkezine gönderdi. Mart ayında Hyundai Motor, Adaro ile olan anlaşmasını sonlandırdığını açıkladı.

Hyundai Motor’un bir sözcüsü “Mutabakat anlaşmasının 2023 sonunda sona ermesinin ardından, her iki şirket de anlaşmayı yenilememeye ve diğer fırsatları bağımsız olarak keşfetmeye karar verdi” dedi.

Sarifah, “Bu, harekete geçen ve aynı zamanda iklim krizini ve yerel toplulukları gerçekten önemsediklerini gösteren binlerce insanın ve arkadaşların zaferi” diyor.

Fatih’te kedileri öldüren Mehmet Fatih Öztürk serbest bırakıldı

İstanbul Fatih Cami çevresindeki kedileri toplayıp İzmit’teki işyerine götürerek öldüren Mehmet Fatih Öztürk‘ün görülen son duruşmasında 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılması ve ardından serbest bırakılması, hak savunucularının tepkisini topladı.

Kedi katili Mehmet Fatih Öztürk, güvenlik kamerasıyla kaydedilen görüntüleri ortaya çıktıktan sonra gözaltına alınmış ve işyerinde yapılan aramada 9 ölü kedi bulunduktan sonra adliyeye sevkedilip, 14 Kasım 2023’te tutuklanmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma sonunda Mehmet Fatih Öztürk’e “ev hayvanı veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 yıl hapis istemiyle dava açmıştı. İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 19 Aralık 2023 günü ilk kez hâkim karşısına çıkan Mehmet Fatih Öztürk hakkındaki suçlamaları reddetmiş ve mahkeme de failin akıl hastası olup olmadığı yönünde rapor alınmasına karar vererek duruşmayı ertelemişti.

Mahkeme, 21 Şubat 2024’te bir kez daha tutukluluk incelemesi için dosyayı ele almış ve Mehmet Fatih Öztürk’ün tutuksuz yargılanmak üzere cezaevinden tahliye edilmesine karar vermişti.

18 Mart’ta tekrar mahkemeye çıkan katil, kalbini bahane ederek rapor almış ve dava bu sebeple Mayıs ayına ertelenmişti.

Fail duruşmaya gelmedi

Havyanseverler İstanbul Fatih Cami çevresinde beslenen kediler ortadan kaybolunca durumu araştırmıştı ve Mehmet Fatih Öztürk, kedilerden birini çantaya koyarken görüntülenmişti. Öztürk, polis ekiplerince gözaltına alınmış, İzmit’teki iş yerinde yapılan aramada 9 ölü kedi bulunmuştu. Olaya ilişkin davanın karar duruşması İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün (13 Mayıs’ta) yapıldı.

Duruşmaya İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi avukatları ve çok sayıda hayvansever katıldı ancak davaya müdahil olmalarına müsaade edilmedi. Tutuksuz sanık ve avukatı ise duruşmaya gelmedi.

Hak savunucuları pes etmiyor: Hayvan hakları anayasal güvence altına alınmalı
Hayvan hakları aktivistlerinden adaylara: Hangi ahlaktan, hangi güvenli sokaklardan bahsediyorsunuz?
Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden rapor: 2023’te hayvanlara eziyet edenler hangi cezaları aldı?

Kararını açıklayan mahkeme sanık Mehmet Fatih Öztürk’ün üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu gerekçesiyle, “Birden fazla evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 4 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetti. Ancak itiraza açık bir şekilde açıklanan kararın ardından fail, serbest bırakıldı.

Duruşma sonrası açıklama yapan avukatlar, verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığını ve gerekli itirazların yapılacağını, davanın takipçisi olacaklarını açıkladı.

Rapor: Bankalar 8 yılda fosil yakıt şirketlerine 7 trilyon dolar sağladı

İklim Kaosunda Bankacılık raporuna göre; sınırlandırılmasına yönelik Paris Anlaşması‘ndan bu yana fosil yakıt endüstrisine yaklaşık 7 trilyon dolar (225 trilyon 768 milyar TL) fon aktardı.

2016 yılında Paris‘te yapılan görüşmelerin ardından 196 ülke, karbon emisyonlarının bir sonucu olarak küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin en fazla 2C üzerinde sınırlamak için bir anlaşma imzaladı; büyük ölçüde değişen bir iklimin en kötü etkilerini önlemek için ideal sınır 1.5C olarak belirlendi.

Paris Anlaşması nedir?
Fotoğraf: David Zalubowski/AP

O zamandan bu yana pek çok ülke karbon emisyonlarını azaltma sözü verdi, ancak son araştırma özel çıkarlarla bankaların petrol, gaz ve kömür şirketlerine para aktarmaya devam ettiğini ve bu paraları faaliyetlerini genişletmek için kullandıklarını gösteriyor.

Guardian‘ın aktardığına göre; geçen hafta yayınlanan bir anketin sonuçlarına göre, dünyanın en seçkin iklim bilimcilerinin 10’da sekizi küresel ısınmanın en az 2.5C olacağını öngörüyor – bu sonucun uygarlık için yıkıcı sonuçlara yol açması bekleniyor.

Bu yıl 15. baskısı yapılan İklim Kaosunda Bankacılık raporu için araştırmacılar, dünyanın en büyük 60 bankasının 4 bin 200’den fazla fosil yakıt firmasına ve Amazon ile Kuzey Kutbu‘nun tahrip edilmesine neden olan şirketlere verdiği kredileri analiz etti.

Bu bankaların petrol, kömür ve gaz şirketlerine 6,9 trilyon dolar finansman sağladığı ve bunun neredeyse yarısının (3,3 trilyon dolar) fosil yakıtların fonlanmasına gittiği tespit edildi.

Rapora göre, birçok büyük bankanın Net Sıfır Bankacılık İttifakı‘nın bir parçası olarak emisyonları azaltmaya yönelik çalışma sözü vermesinden iki yıl sonra, 2023’te bile fosil yakıt şirketlerine yönelik banka finansmanı 705 milyar dolardı ve bunun 347 milyar doları genişlemeye gitti.

Rapora göre ABD bankaları, 2023 yılında sağlanan toplam 705 milyar doların yüzde 30’una katkıda bulunarak fosil yakıt endüstrisinin en büyük finansörleri oldu. JP Morgan Chase, 2023 yılında fosil yakıt şirketlerine 40,8 milyar dolar sağlayarak dünyadaki bankalar arasında en fazla desteği veren banka olurken, Bank of America üçüncü sırada yer aldı. Dünyanın en büyük ikinci fosil yakıt finansörüyse 37,1 milyar dolar sağlayan Japon bankası Mizuho oldu.

Londra merkezli Barclays 24.2 milyar dolarla Avrupa’nın en büyük fosil yakıt finansörü olurken, onu 14.5 milyar dolarla İspanyol Santander ve 13.4 milyar dolarla Alman Deutsche Bank izledi. Rapora göre, genel olarak, Avrupa bankaları 2023 yılında toplam fosil yakıt finansmanının dörtte birinden biraz fazlasını sağladı.

14 Kasım 2023'te Brezilya'nın São Paulo kentinde genç bir kadın kendini güneşten koruyor. - Fotoğraf: Sebastião Moreira/EPA
14 Kasım 2023’te Brezilya’nın São Paulo kentinde genç bir kadın kendini güneşten koruyor.
– Fotoğraf: Sebastião Moreira/EPA

‘Buna bir son verilmeli’

Çalışmayı kaleme alan Indigenous Environmental Network‘ün Yönetici Müdürü Tom BK Goldtooth şunları söyledi:

“Fosil yakıt finansörleri ve yatırımcıları iklim krizinin ateşini yakmaya devam ediyor. Fosil yakıt endüstrisi ve bankacılık kurumlarının yanlış çözümlere yaptığı yatırımlar, nesiller boyu süren sömürgecilikle birleştiğinde, Toprak Ana üzerinde yaşayan tüm akrabalar ve insanlık için yaşanmaz koşullar yaratıyor.

Yerli halklar olarak iklim felaketinin ön saflarında yer almaya devam ediyoruz ve fosil yakıt endüstrisi, çıkarımlarını sürdürmek için topraklarımızı ve bölgelerimizi kurban bölgeleri olarak hedef alıyor. Kapitalizm ve onun çıkarıma dayalı ekonomisi, Toprak Ana’mıza karşı sadece daha fazla zarar verecek ve yıkımı sürdürecektir ve buna bir son verilmelidir.”

Kanun teklifi: Bisikletteki KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili ve Doğa ve Çevre Politikaları Başkanı Evrim Rızvanoğlu, 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ni TBMM’ye sundu.

Rızvanoğlu’nun teklifi bisikletten alınan KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesini öngörüyor.

‘Bisiklet ulaşım aracı olarak teşvik edilmeli’

Milletvekili Rızvanoğlu teklifin gerekçesine ilişkin olarak “Bisiklet, modern toplumun karmaşık dengelerine cevap veren ve çeşitli avantajlar sunan çok yönlü bir araçtır. Bu avantajlar, çevresel, sağlık ve sosyal boyutlarda çeşitli katkılar sağlıyor” dedi ve ekledi:

“Özellikle, metropollerde nüfus yoğunluğu artarken ve milyonlarca aracın yollarda yer almasıyla birlikte, mikromobilite, karbon emisyonuna karşı en çevreci çözüm olarak öne çıkıyor. Bu sebeple, çevre dostu bir ulaşım aracı olarak bisiklet kullanımının teşvik edilmesi, şehirlerimizin sürdürülebilirliğini artırmak adına son derece önemlidir. Bisiklet kullanımının yol açtığı karbon ayak izinin düşük olması, hava kirliliğiyle mücadelede ve iklim değişikliğiyle mücadelede etkili bir çözümdür.”

‘Atmosferdeki zararlı emisyonlar azalacak’

Bisikletin şehir yaşamını iyileştireceğini savunan Rızvanoğlu, bisikletin sıkça tercih edilmesinin, atmosferdeki zararlı emisyonları azaltarak temiz bir çevre oluşturduğunu ve şehir yaşamını iyileştirdiğini belirterek “Trafik açısından bakıldığında, bisikletin yaygınlaşmasıyla birlikte şehir içi trafiği azaltmak ve ulaşım maliyetlerini düşürmek de mümkün olacaktır. Bu sayede, mikromobiliteye verilen destekle birlikte, şehirlerimiz daha yaşanabilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacaktır” ifadelerini kullandı.

Bisikletin sağlık açısından fiziksel aktiviteyi teşvik ettiğini ve aktif bir yaşam tarzını desteklediğini belirten Rızvanoğlu, “Düzenli bisiklet sürmek, obezite, kalp hastalıkları ve birçok kronik rahatsızlığın riskini azaltıyor. Bunun yanı sıra, bisiklet kullanımını destekleyen bir politika benimsemek, sosyal bağları güçlendiriyor. Toplum içinde düzenlenen bisiklet etkinlikleri ve geziler, insanlar arasındaki etkileşimi artırarak doğayla ve çevreleriyle daha yakın bir ilişki kurmayı teşvik ediyor” dedi.

‘Bisiklet üzerindeki KDV oranı yüzde 1’e düşürülmeli’

Rızvanoğlu gerekçesini, “Bununla birlikte, bisiklet alımlarında uygulanan yüzde 18 ila yüzde 20 KDV oranı, bireylerin bu sürdürülebilir ulaşım aracını tercih etmelerini zorlaştıran bir faktördür. Vergisel kolaylıkların sağlanması, bisiklet kullanımını teşvik ederek vatandaşlar üzerindeki ekonomik yükü azaltacaktır. Bu kanun teklifi ile, bisiklet üzerindeki KDV oranının yüzde 1’e düşürülmesi, sadece ekonomik bir teşvik olmanın ötesinde, çevre dostu, sağlıklı ve sosyal bir yaşam tarzını desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu adım, toplumumuzun genel refahını artırırken, şehirlerimizi daha yaşanabilir ve sürdürülebilir kılacak önemli bir değişime katkı sunacaktır” sözleriyle sonlandırdı.

Hatay’da sel ve hortum felaketi: Kuvvetli yağış yolları ikiye böldü

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün Doğu Akdeniz için yaptığı kuvvetli yağış uyarısının ardından Hatay’ın birçok ilçesinde sel ve hortum felaketi yaşandı. Pazar (12 Mayıs) sabah saatlerinden itibaren etkili olan yağış, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde yolların zarar görmesine ve ulaşıma kapanmasına neden oldu.

hatay

Dörtyol ilçesi Özerli Mahallesi‘nden geçen derenin aşırı yağışla debisi arttı ve Aybüke ile Dere sokak mevkilerinde yollar parçalanarak ikiye bölündü. Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Dörtyol Belediyesi ekipleri, bölgede çalışmalarını sürdürüyor.

Şiddetli yağış, 6 Şubat depremlerinde büyük yıkım yaşayan Hatay’da konteyner kentleri de etkiledi. Başta Defne ve Antakya ilçeleri olmak üzere birçok bölgede sel baskınları meydana geldi. İki ilçede okullar tatil edilirken, Dörtyol ilçesinde otomobille sele kapılan iki kişi yaralandı. AFAD’ın kurduğu konteyner kentlerin yanı sıra Emlak Konutlar, Ciner Evleri, Bursa Kütahya, İGA konteyner kentler de sel sularıyla doldu.

hatay

Çekmece Mahallesi Muhtarı Ali Kaya, konteyner kentlerde yaşanan içme suyu ve hijyen sorunlarını dile getirdi. Kaya, “Deprem nedeniyle Hatay’ın altyapısı tamamen çöktü. Özellikle konteyner kentlerde su sıkıntısı var, içme suyu sıkıntısı var, ilaçlama sıkıntısı var. Yağmurda konteynerlerin çoğu su geçiriyor. Bunlar ciddi sorunlar” dedi. Halk, neredeyse diz boyuna ulaşan suları kendi imkânlarıyla tahliye etmeye çalışırken zamanında önlem alınmadığı gerekçesiyle yetkililere tepki gösterdi.

Konteyner kentlerde yaşanan su baskınları, aylardır devam eden içme suyu ve hijyen sıkıntısını daha da artırdı. Yakın zamana kadar kaymakamlıklar ve belediyeler tarafından sağlanan içme suyu desteğinin kesildiğine dikkat çeken halk, selden sonra şebeke suyunun renginin değiştiğini belirtti. Ali Kaya, “HATSu çökmüş. Şu an musluklardan su içmek mümkün değil. Selden sonra da zaten sular kırmızı akmaya başladı. Belediye ve kaymakamlık konteyner kentlere su dağıtımını da kesti. Arıtma cihazı verileceği söylendi ama vatandaş çok emin değil. Konteyner kentlerde sıkıntı çok. Acil olan sorunlar var. Bunların başında da dediğim gibi içme suyu geliyor. Bunun acilen çözülmesi gerekiyor” dedi.

hatay

Kuvvetli yağışın etkili olduğu Hatay’ın Samandağ ilçesinde, deniz üzerinde hortum oluştu. Çevlik Mahallesi‘nde meydana gelen hortum, cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Kısa süreli oluşan hortum, bir süre sonra gözden kayboldu.

Hatay Valiliği, kuvvetli sağanak nedeniyle Antakya ve Defne ilçelerinde tüm okulların tatil edildiğini duyurdu.

Ardahan ve Kars’ın suları, meraları Koza Altın şirketinin tehdidi altında

Ardahan ve Kars’ı kapsayan Doğu Anadolu’nun verimli meraları, altın ve bakır madeni ile tehlike altında. Koza Altın İşletmeleri tarafından bölgede açılması planlanan altın ve bakır madeni için Aralık 2023’te Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı.

Madenciliğe açılması planlanan arazi, Ardahan ve Kars’ı kapsayan 1/100 Bin Ölçekli Çevre Düzeni Planında kullanım sınırlaması getirilen Ekolojik Öneme Sahip Alan, Tarımsal Arazi Kullanımları ve Çayır Mera kullanımı için ayrılan bölgede yer alıyor. Projenin faaliyete geçmesinin ardından üç yıl içinde yaklaşık 463 bin 685 ton kazı yapılması planlanıyor.

Türkiye’de görülen dört akbaba türü bu alanda yaşıyor

Biyolojik çeşitlilik açısından öneme sahip olan bölge, Türkiye’de görülen dört akbaba türünün (küçük akbaba, sakallı akbaba, kızıl akbaba ve kara akbaba) bir arada görülebildiği nadir alanlardan biri.

Urkeklik, kaya kartalı, puhu, küçük kartal ve küçük orman kartalı ile çok sayıda ötücü kuş alanda yaşıyor.

Fotoğraf: Doğa Derneği

Bölgedeki ıslak çayırlar yumuşakça türleri için hayati önem taşıyor. Endemik Elia somchetica somchetica ile endemik Oxychilus spatiosus yumuşakça türleri yine bu çayırlarda yaşıyor.

Fotoğraf: Doğa Derneği

Bölge zarar görecek

Açılması planlanan maden alanı ve çevresi Kafkas ırkı arılarla bal üretiminin yoğun olarak yapıldığı yerlerden biri.

Hayvancılık ve buna bağlı süt ürünleri üretimi ise bölgenin ana geçim kaynağı. Kaşar peyniri ve festivalleriyle ünlü olan bölge aynı zamanda Türkiye’nin dünya çapında önemli peynir üretimlerinin yapıldığı bir havzada yer alıyor. Bu havzayı tehdit eden projeye karşı bölgede gösterilen tepki büyüyor.

Fotoğraf: Hüseyin Çağlar Güngör / Doğa Derneği

‘Hiçbir maden projesi yaşamdan daha değerli değil’

Proje hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç “Türkiye’de tarımsal üretimin biyolojik çeşitliliği koruyarak yapıldığı alanlar sürekli bir kayıp içinde. Yapılması planlanan altın ve bakır madeni ile bölgede ilk olarak biyolojik çeşitlilik ve tarımsal üretimler zarar görecek. Aynı zamanda yer üstü ve yer altı su kaynakları olumsuz etkilenecek” dedi ve ekledi:

“Alan, nesli tehlikede olan küçük akbaba başta olmak üzere birçok türün yaşadığı nadir yerlerden biri. Hiç bir maden projesi yaşamdan daha değerli değil. Doğu Anadolu’nun doğa dostu üretim merkezlerinden biri olan Göle Havzası’nı tehdit eden bu maden ruhsatı hemen iptal edilmeli.”