Hafta SonuManşet

[Babil’den Sonra] Nuh Köklü ve ‘Bir Şey Daha Var’

Nuh Köklü’nün sesini Açık Radyo’dan tanıyordum. Ne yazık ki yüz yüze tanışmamız çok daha sonra oldu. Öldürülmesinden kısa bir süre önce İstanbul Ergene İnisiyatifi’nin toplantılarına katıldığı günlerde onu yakından tanıma şansım oldu. İlk anda dayanışmacı- mücadeleci kimliğini hissettiriyordu. Bir süre önce NTV’den atılmıştı, işsizdi ve arkadaşlarıyla yeni bir internet gazetesinin hazırlığındaydılar. Nuh’un bir dönem Güney Amerika’da yaşadığını da o sohbetlerde öğrenmiştim; bir de Nick Cave’i çok sevdiğini.

Fotoğraf: Gazete Kadıköy

Nuh Köklü arkadaşımızdı. Geride bıraktıkları, mücadelesi, anıları, yazıları ve sesiyle onu hep hatırlayacağız ve her zaman arkadaşımız olarak kalacak.

O günlerde Ergene mücadelesini desteklemek için yazdığı, “Yengecin isyanı, kaynağın büyüsü” başlıklı yazıda “…Doğayı tahrip edenler hayatımızı da yok ediyor, dolayısıyla hayatımızı savunmalıyız…” diyordu. Kirletilen Ergene Nehri için kaleme aldığı bu son yazısında asıl meselenin suyun kaynağına yani doğal hayatın akışına saygı duymaktan geçtiğini vurguluyordu.

Nejla Demirci’nin yaptığı ‘Gündöndü: Bir Nehrin Hikâyesi, Ergene’ belgeselinin sonunda Saros’un kirlenen sularından süpürülen ve kollarını açıp, adeta, “Hayatımı alırsanız dişlerimi gösteririm” diyerek isyan eden yengece atıfla; doğal hayatın gözesini kurutanlara, hayatı kirletenlere karşı diş göstermenin tam da zamanı olduğunu hatırlatıyordu hepimize.

Nuh Köklü, 17 Şubat 2015 akşamı, daha birkaç gün önce sokak köpekleri için mama aldığı mahalle esnafı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. O günlerde mecliste görüşülen İç Güvenlik Yasası’na karşı düzenlenen protestoya katılmış ve akşam 22.00 sıralarında Kadıköy, Karakolhane Sokağı’nda arkadaşlarıyla kartopu oynuyorlardı.

Bu sırada aktar dükkânının camına da bir kartopu isabet etmişti. Bugün de olduğu gibi, toplumsal ayrışmanın ısrarlı söylemlerle büyütüldüğü, insanların iki ayrı uca çekilmeye çalışıldığı günlerden geçiyorduk. ‘Öfkeli’ esnaf Nuh ve arkadaşlarına önce tehditler savurup, sopayla saldırmış, bu öfkesini dindirmeye yetmemiş, bu kez tezgâhtan kaptığı ekmek bıçağıyla saldırmaya başlamıştı. Nuh Köklü arbede sırasında yere düşen bir arkadaşını kurtarmaya çalışırken yere düşmüş ve en güzel yerine, kalbine aldığı bıçak darbeleri sonucu, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen 17 Şubat 2015’de hayata veda etmişti.

Arkadaşlarının anlattığına göre Nuh’u hastaneye yetiştirmeye çalışırken bile sözlü tacizlerini sürdüren öfkeli esnaf Serkan Azizoğlu kendinden emin “Bana bir şey olmaz, raporum var, yarın elimi kolumu sallayarak dışarı çıkarım”diyormuş!

Katil, Nuh’un arkadaşlarının da ısrarlı takibiyle davanın sonunda müebbet hapis cezası aldı ama neye yarar? Yüreği avuçlarında dolaşan, onu her an isteyen herkese vermeye hazır bir insanı, arkadaşımız Nuh’u geri getirmeye yeter miydi? Yetmedi.

Nuh Köklü son anlarında yaşama tutunmaya çalışırken “Keşke rüya olsa” diyormuş.

Fotoğraf: Hürriyet

46 yaşında hayata veda eden gazeteci, yazar, televizyoncu, radyo programcısı, sendikacı ve ekoloji mücadeleleri aktivisti Nuh Köklü, Express dergisi, İstanbul Life, Tempo dergisi ve Bianet’te çalışmış.

Latin Amerika dönüşü Hürriyet ve Radikal gazetelerinde muhabirlik ve editörlük yapan Köklü, Sabah gazetesinde editör olarak çalıştığı yıllarda TGS’nin işyeri temsilcisiymiş. Şubat 2009’da ATV-Sabah grevini hemen öncesi işine son verilmiş.

Arkadaşları onu “Ana-akım medya kuruluşlarında uzun yıllar kalemini ve kişiliğini satmadan çalışan, her zaman sendikal mücadelenin içinde olan Nuh Köklü, bu onurlu duruşundan işsiz kalma pahasına vazgeçmemişti. Seçilmiş işyeri temsilcimiz olmasına rağmen hukuk tanımaz işveren tarafından Sabah-ATV grevi öncesinde işten atılmıştı. Yine de grev önlüğünü ilk o giydi. Bir yılı aşkın süre boyunca grevde olan arkadaşlarını bir gün bile yalnız bırakmadı, grev yasaklanana kadar pankartının altında yerini aldı… Sonraki yıllarda çalıştığı diğer medya kuruluşlarında da meslektaşlarını sendika ile buluşturmaya devam etti. Hunharca öldürülene kadar TGS çatısı altında işsiz gazetecilerin sorunlarını çözmek için uğraştı. Kişilere küstü ama örgütlü mücadeleye asla küsmedi. Hep sendikası ile birlikte hareket etti.” diye anlatıyorlardı.

Nuh Köklü, Sabah gazetesinden sonra Mayıs 2014’e kadar NTV’ de program editörü olarak çalışmış.

Nuh Köklü, 2001’de Açık Radyo’da yayımlanan İstanbul, Açık Şehir dizisine ‘Bir Şey Daha Var’ programı ile katılmıştı. Programıyla bizleri, İstanbul’u İstanbul yapan gözden ırak mahallelere, kentin pek bilinmeyen- görünmeyen insanlarına, mekânlarına taşımıştı. Bu hafta ‘Babil’den Sonra’da Nuh Köklü’nün programlarından derlediğim kayıtları dinlettim. Programı buradan dinleyebilirsiniz.

Nuh Köklü, Açık Radyo’nun 15. Yılına özel yayınladığı ‘Ansiklopedik Açık Kitap’ın da yazarlarındandı.

Nuh Köklü’nün mücadelesi bugün katledildiği sokağın girişine yerleştirilen İskender Giray’ın yapıtı ‘Ayrışma’ heykeliyle yaşatılıyor. Arkadaşları heykele “Nereye vursa kalbine gelirdi” notumu düşmüşlerdi.

Nuh Köklü arkadaşımızdı. Geride bıraktıkları, mücadelesi, anıları, yazıları ve sesiyle onu hep hatırlayacağız ve her zaman arkadaşımız olarak kalacak.

Bu yazı ilk olarak acikradyo.com.tr/ de yayınlanmıştır

.

Ercüment Gürçay

Kategori: Hafta Sonu