Kasım güneşi, kaktüsler ve Akdeniz’in her köşesinden doğa koruma hikâyeleri – Özge Doruk

Aval aval bakıyorum etrafıma, insanlara, yüzümü yakan güneşe ama en çok da günler boyu peşimi bırakmayan bulutlara. Ne farklı bir ülke imiş Fas. Kendi tarihi içerisinde kavrulup gitmiş bazen çok Arap bazen tam Fransız ama esasında kökeni Berberiler ile var olan diyarlar. Akdeniz’in taa bir ucu. Kuzeyden güneye seyahat ettikçe aynı Karadeniz’den Akdeniz’e iner gibi iklimin farklı farklı katmanları ile karşılaşıyorsunuz. Hayatım boyunca boyumu aşan bu kadar kaktüsü bir arada görmemiştim. Daha ilginci ise şehir parklarında dahi yolunuza eşlik eden zeytin ağaçları. Bizim için belli bir bölgeye kodlanmış zeytinin, hayatın bu kadar merkezinde olması şaşkın bir tebessüm sebebiydi.

Sebebi ziyarete gelsem iyi olur zira olay gezelim görelim güncesine evrilmek üzere. Asıl anlatmak istediğim bu değil. 
Fas’ta olmamın esas sebebi Akdeniz Çevrecileri Bölgesel AkademisiGlobal Diversity Foundation, İngiltere temelli ama dünyanın pek çok bölgesinde faaliyetlerini sürdüren bir vakıf. Özellikle Fas’ta yapmakta olduğu yoğun çalışmaları bizzat gözlemleyebilme şansım oldu. Çeşitliliğin ve bir arada olmanın gücüne inanan ve aynen de bu şekilde bir araya gelen harika bir ekipten oluşuyor. Vakfın kurucusu ise kültür antropoloğu ve etnobotanist olan Gary Martin. Şu ana kadar zamanının çoğunu akademide geçirmiş olan ben için Martin ile tanışmak ayrı bir heyecan.

Vakıf, her yıl küresel ya da bölgesel ölçekte ‘akademi’ olarak tanımladığı toplantılar düzenliyor. Bu toplantıların amacı ise temel olarak dünyanın pek çok yerinden çevre/ekoloji alanında çalışmalar yapan akademisyenleri, öğrencileri, aktivistleri, kamu/özel sektör çalışanlarını bir araya getirerek, geniş bir çevre ağı kurmak. Akdeniz kapsamında bu toplantı ilk defa bu yıl yapıldı. Ve bir parçası olabilme şansını yakaladım.

Türkiye’yi temsilen beni sayarsak benimle birlikte Yunanistan, Fas, Tunus, Cezayir, Fransa, İspanya gibi Akdeniz coğrafyasından gelen katılımcılarla birlikte dolu dolu 10 gün geçirdik. Her bir gün ve öğrendiklerim gerçekten ayrı bir yazı konusu olabilir. Kooperatifçilik, müşterekler, yerel tohum meselesi, bir ağ olabilme, doğa koruma hikayeleri ve iklim değişikliği… Neyden daha çok bahsetmem gerektiğini bilemedim. Sanırım ufak bir Fas ve geriye kalanlar serisi olacak.

Tüm 10 günün özeti olarak diyebilirim ki bu buluşmanın özellikle bir anlamı vardı. Her birimiz küresel bir mücadelenin parçası olmak ile birlikte zaman zaman kendi yerelimizdeki dinamikleri kaçırıyoruz, orada öyle iken burada niye böyle olmuyor sorusu abes kaçabiliyor. Çevre mücadelesinde, doğa korumada genel itibariyle gözümüz ‘batı’ odağındayken bizimle benzer bir coğrafyayı, kültürü ve yaşam pratiklerini tecrübe eden bu topraklarda işlerin nasıl ilerlediğini keşfetmek bambaşka bir ilham oldu. Bizi bir araya getiren, hepimizin ama hepimizin yüreğine bir şekilde dokunan aynı gökyüzünün altında toplaştığımız ‘zeytun’ ağaçlarıydı.

Özge Doruk