[İki Teker] Bisikletin güzel coğrafyası – Süleyman Erçalışkan

Bisiklete binmeye başlayıp çeşitli rotaları sonuna kadar bitirebildiğinizi fark ettiğinizde hayal kurmaya başlarsınız. Önce çevrenizdeki zorlu yerleri geçmek istersiniz. Sonra gerek yurdumuzdaki harika güzellikte yerleri gerekse televizyonda izleyip bisikletçilerin kıyasıya yarıştığı muazzam coğrafyaları hayal etmeye başlarsınız. Ülkemizdeki yerlere tek tek gitmeye başladıktan sonra gözünüzü adına şarkılar şiirler yazılan yokuşlara, bira-patates kızartması ve çamurla anılan bahar klasikleri rotalarına çevirirsiniz.

Bir düşünün Marco Pantaninin zarif bir şekilde 42 dakikada çıktığı 11 km’lik 1.852 rakımda  Montirolo’yu bisikletinizle çıktığınızı. Alplerde Fransa turu geçilirken her virajına ayrı bir isim verilen Alpe d’Huez’i soluk soluğa bitirdiğinizi. İtalyan Alplerinde 2.757 metre rakımda bulunan Stelvio geçidini geçip İsviçre topraklarına iniş yaptığınızı. Bol bol bira ve patates kızartması ile Belçika’nın kısa ama sert, bir o kadar taşlı yokuşlarından oluşan parkurlarını tamamladığınızı bir düşünün.

Bu yazıda yol bisikleti sezonunun parkurlarına göz atacağız.

Stelvio geçidi

Yol bisikleti sporu takviminde 3 çeşit yarış mevcut. Haftalık turlar, büyük turlar ve tek günlük klasik turlar.

Haftalık turlar kimi ülkelerin coğrafyalarındaki güzelleri gösterme çabasına dayalı 800 ile 1000 km arasında değişen toplam mesafeye sahip yarışlar. Ülkemizdeki Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu da bu gruba sahip bir turdur. O yüzden turumuz turizm potansiyeli taşıyan yerlerden geçer.

Büyük turlar 3 haftalık yarışlardır. 3 bin km üzeri mesafede türlü türlü zorlu etaplarda yapılır. 3 ülke ev sahipliği yapar. Kalbi bisiklet sporuyla atan İtalya’da GİRO D’İTALİA. Bisiklet terimlerine dilini vermiş Fransa’da TOUR DE FRANCE ve ağustos sıcağında buram buram yanan İspanya coğrafyasında LA VUELTA.

GİRO D’İTALİA manzaraları

Tek günlük klasikler çeşitli zorluklarda ve uzunluklarda koşulan harika yarışlardır. Bu klasiklerden bazılarını kazanmak kariyerinizde ulaşabileceğiniz en üst nokta olabilir. Klasiklerde kimi yarışlar var ki adına “anıtsal klasikler” deniyor.

Sezonun ilk anıtsal klasiği 1907’den günümüze 291 km’lik MİLANO-SANREMO yarışı. İtalya’nın Liguria bölgesinde ilkbaharın başında koşuluyor. Günümüz yarışlarının en uzun mesafeli yarışı. Uzun mesafesinin neredeyse tümü düz bir profilde fakat son 7 km’de 2 dev yokuş bulunuyor. Strateji çok önemli. Doğru yerde atak yapan bisikletçi adını tarih sahnesine yazdırabiliyor.

MİLANO-SANREMO galibi Vincenzo Nibali

Hemen ardından Belçika’nın Flaman bölgesine geçilir. Flaman milliyetçiliğinin yarışın her anında hissedildiği bir parkurda RONDE VAN VLAANDEREN koşulur. Taşlı klasiklerin ilk yarışıdır. Bizim Arnavut kaldırımı dediğimiz yokuşlu yollar geçilir. 1913’den günümüze 263 kmlik parkurda düzenlenir. Televizyonda izlediğinizde her yerde sarı siyah Flaman bayrağı görünür.

Anıtsal yarışların kraliçesi ya da kuzeyin cehennemi PARİS-ROUBAİX yarışı yol bisikleti yarışlarının çılgınlığının ulaştığı son nokta. Tarlalar arasında traktörlerin ulaşımını sağlamak için yapılmış bebek kafası büyüklüğünde taşlardan oluşan yollarda yapılıyor.

PARİS-ROUBAİX

Parmak kalınlığında bisiklet lastikleriyle gidilmesini asla hayal edemediğiniz bu parkurda 1896 yılından günümüze yarış düzenleniyor. Bisikletçiler parkurda çektikleri acıları haç yolculuğu olarak özümsüyor. Yarışı kazanana kupa olarak o acılara neden olan bebek kafası büyüklüğünde Arnavut kaldırımı taşı verilir. 2016 yılında yarışı 16. Katılımında kazanan Mathew Hayman, “Bu yarışı rüyalarımda bile kazanamıyordum. Hala inanamıyorum” diyerek kupa olarak verilen taşı öpüyordu.

LIÈGE–BASTOGNE–LIÈGE yarışı kısa, sert, patlayıcı yokuşlarla dolu Ardenler’de farklı bir acı köşesi. Toplam 5 bin metreye yakın yükseklik kazanımı olan 258 kmlik yarış. Fransızlar bu yarışa “La Doyenne “, Türkçesi ile söyler isek“yaşlı hanımefendi”  diyorlar. 1892’den günümüze kadar düzenleniyor.

Sonbahara girdiğimizde yılın son resitali GIRO DI LOMBARDIA bizi bekliyor. “Dökülen yapraklar” klasiği İtalya’nın Lombardia bölgesinde sonbahar renklerinde muazzam coğrafyada 1905’den itibaren düzenleniyor.

GIRO DI LOMBARDIA

Mitik yokuşlara ve dağlara tırmanmak, yüzyıllardır geçilen parkurları geçmek bu sporu ete kemiğe büründüren unsurlar arasında. Acı, sevinç ve hüzün bu sporun her anında mevcut. Birçok yarışın ruhani mabetlerin önünde bitmesi ya da yarış parkurunun yakınlarında bir mabet olması şaşırılacak bir durum değil. Bu kadar acı ve fedakarlığın olduğu bir spor dalı başka nereden geçebilir ki?

Tabii kiliselerde yapılan biranın bu duruma küçükte olsa bir katkısı olabilir. Bira, bisiklet sporu var olduğundan itibaren bisikletçi dostu ve karbonhidrat zengini bir içecek. Kimi kilise rahipleri de bu biraları yarışlarda dağıtmak için pek hevesli olabiliyor. Bira bu sporun içinde öyle önemli bir yer tutuyor ki bahar klasiklerinin en önemli yarışlarından birisinin adı “Amstel Gold Race” ve bisiklet dünyasının en meşhur taşlı yokuşlarından birisi olan “oude kwaremont” yine bira markasıdır. Bol bol içilir ve sürülür.

 

Süleyman Erçalışkan