Rehberin izinde – Merve Kanak

“Temiz bir sayfada ben bugün başlıyorum.

Zorlamadan, yarıştırmadan, karşılaştırmadan…

Cezalandırmadan, takılmadan, dert etmeden…

Test ederek, niyet ederek, elimden geldiğince, tek başıma ve birlikte.”

Küçükkuyu’nun sessiz sakin bir köşesinde oturuyorduk. Arılar bu yaz pek çalışkanmış, petekler hemencecik doluyormuş diye seviniyorken yerlilerin örüntü gözünden ilhamla bu kışın sert geçeceğini söyledi Murat. Aradan bazı sıcak haftalar geçti ve İstanbul’a sonbahar hızlı geldi. Soğuk, yağmurlu ve şaşırtıcı biçimde sakin bir Kadıköy akşamında bütün bunları düşünürken hızlı hızlı yürüyorum. Buğday Ofis’te Güneşin, Victor’un Ekolojik Dönüşüm Rehberi’ni nasıl kullanacağımızı anlatacak. Bir hafta önce açılan etkinlik sayfasına göre kontenjan hemen dolmuş. Heyecanlıyım.

Ofise ilk defa geldim. Kapı açık, içerden bildik sesler taşıyor. Güneşin’in sesi. Girdim. Önce Victor duvarda yüzünde o bildik gülümsemeyle hoş geldin için karşılıyor beni. Aynı portreyi Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde de görmüştüm; tüm yaz eski dostları ve henüz başaklananları selamlayan.

Dışarının soğuğuna inat Buğday’ın yeşil ve kavuniçi duvarları ısıtıyor içimi. Bir dost evine buyur edilmiş gibiyim. Emine ve Güneşin’le selamlaştım, biraz hoş beş edecek vaktimiz var neyse ki. Bütün sandalyeler çoktan dolmuş, bir ara minderlere yönelecek olsak da Emine ve ben ayaktayız. Bunun üzerine hiç konuşmadık ama tuhaf bir ev sahipliği hissiyatındayız, eminim.

Konuşma öncesi hafif kımıltılar ve fısıltılar zamanında Turgay hepimize Ekolojik Dönüşüm Rehberi’nden dağıtıyor. Güneşin sözü alıyor, Buğday Derneği’nden ve Victor’dan bahsediyor. Victor’un çocukluğundan Buğday’a uzanan hikayesini anlattığı videoyu izliyoruz ilkin. Bir çift parlak göz inanarak ve dileyerek dönüşümden ve kendi tohumlarımızdan bahsediyor. Yalnızca karnımızı doyuran tohumlarımız değil, bizi biz yapan, kültürden, toplumdan, üretimin her türlüsünden azade kılınamayacak tohumlardan… O tohumu kavramanın, onu yeşertmenin, güneşin koynuna uzatmanın öneminden bahsediyor. Biz de içimizdeki tohumları uyandırmaya niyet ederek toplandık. Biliyoruz ki dönüşüm hep var ve hayli uzunca bir yol; zaten bizim de acelemiz yok.

 

Victor’un Ekolojik Dönüşüm Rehberi, kendisinin aramızdan ayrılmadan üç gün önce yoğunlaşarak, silgi dahi kullanmadan tek seferde yazdığı bir metin. Buğday Derneği metnin üzerinde hiçbir düzeltme yapmadan basmış. Metin, incecik hacmine aldırmadan dönüşüm yolunu ciddiyetle anlatıyor. Okuyucuya sorular soruyor ve cevaplar aracılığıyla okuyucunun kendisiyle yüzleşmesini, yeni kararlar vermesini sağlıyor.

Bireyin her bir nefesi bir karar, bir yaşam, büyük bir değişim aracı olabilir. Bunu deneyimlemek, yaşamak, yaşatmak için de sahip olduğumuzdan bir zerre fazlasına ihtiyacımız yok…

        Victor Ananias

Güneşin’le rehberi irdelemeye başlıyoruz

Her gün bir karar veriyoruz. Uyandığımız andan yattığımız ana dek önümüzde yüzlerce soru ve karşılığında yüzlerce seçenek uzanıyor. Her seçeneğin üzerine uzun uzun düşünmesek de giydiklerimizden yediklerimize, ulaşım tercihimizden uyku saatimize kadar hayatımızı sürdürmemize yarayan seçimler bir karar mekanizması sonucunda ortaya çıkıyor. Yalnızca makro alanlarda değil aldığımız gündelik kararlarda da tercihlerimizin tamamı politik. Sabah üzerinize geçirdiğiniz gömleği kim, hangi şartlarda üretiyor? Peki tabağınızdaki domatesi? Her gün işinize gidip gelirken ne kadar karbon ayak izi üretiyorsunuz? Tüm bu sorulara verdiğiniz cevaplar ekolojik mi?

10 başlıktan oluşan rehberde toplam 99 soru var.  Ekolojik Dönüşüm Rehberi bu sorular doğrultusunda okuyucunun kendi yaşamını değerlendirmesine, bundan sonraki yaşamında ekolojik ve adil kararlara yönelmesine rehberlik ediyor. Rehber bu yönüyle okunup bitirilecek bir öneriler silsilesi sunmuyor, açtığı patikalardan ilerlemek için rehberin üzerinde çalışmak gerekiyor. Victor’un önerisi üzerine çalışılan dönüşüm adımlarına ne kadar uyum sağlandığını altı ayda bir test etmek ve adımları çoğaltmak. Adımları dönüştürmeye niyet ederken Victor’un bir önerisi daha var: Hiçbir maddenin kişisel sınırları zorlamaması ve değişim doğal sürecine uygun olması.

Bir kişinin değişmesiyle ne elde edilebilir ki?

Ekolojik yaşam, insanın kişisel farkındalığı ve dönüşüme adım atmasıyla başlıyor. Güneşin bize kişisel dönüşüme niyet eden hemen hemen herkesin karşılaştığı umutsuz soruları savuşturacak olan ağ teorisinden bahsediyor: Hiç tanımadığımız birine 6 kişiyle ulaşabiliyoruz. Gerçek hayatta (sanal değil) yaklaşık 100 insanla ilişki yürütebiliyoruz ve düşünce sistemimizdeki bir değişimle 80 kişiyi etkileme potansiyelimiz var. Bu sırada aklıma henüz bebek adımı sayılabilecek olan dönüşümümden bir örnek geliyor ve kendimi bir zincirin içinde buluyorum. Ben farkında olmadan başka kimleri etkiledim acaba? Ya benim etkilediklerim kimlere ilham oldu? Her bir zincirde 80 kişi… Gülüyorum. Bireysel de olsa ekolojik adımlar atmanın önce kendi yaşamıma sonra da çevreme kattığı güzellikleri düşünüyorum.

Bir salon dolusu insan olarak nefes almaktan, dans etmekten, masal dinlemekten, üretmekten, omurgayı dik tutmaktan bahsediyoruz. Victor’un deyimiyle “iklimler değişse dahi” bir insan olarak refaha ve esenliğe ulaşmaktan… Belki de ihtiyacımız olan nefes almayı yeniden hatırlamak, kendimize, toprağa, suya, başka insanlara, başka materyallere, doğmamış çocuklara ve 6 insan sonra ulaşacağımız o insana karşı bir sorumluluk hissetmektir. Üstelik sıkıntıya düşmeden, elimizden geldiğince, sakin ve huzurla… İnanmak elzem: Bir niyet, bir adım belki her şeyi değil ama çok şeyi değiştirebilir.

 

Merve Kanak