Dersim yangınları, 2018

Yanıyoruz. Ormanlarımız yanıyor. Hem de her geçen gün daha da şiddetlenerek, bir öncekinden daha fazla insan-hayvan canına, doğa tahribatına mal olarak.

Sivil Sayfalar ve Yeşil Gazete ortaklığında bu soruna el atalım, gündeme taşıyalım istedik.

Gezegen çapında sorunu kavramak, yerelde durum tespiti yapmak, kimlikler işin içine girdiğinde orman yangınlarına karşı tavırda değişim oluyor mu (bknz. Dersim Yangınları) araştırmak , uzmanlara danışmak ve en nihayetinde dosya konusunun bittiği an itibarı ile kapsamlı bir #OrmanDosyası içerik dizgesini önünüze sunmaktır ana gayemiz.

Yeşil Gazete gönüllü muhabir/yazarı Bahar Topçu‘nun Dersim Yangınlarının dünü ve bugününe dair hazırladığı kapsamlı makalesi ile başlıyoruz.

***

Ferhat Tunç, Dersim’deki yangınlara dair ilk dayanışma çağrısını 15 Ağustos’ta yapmıştı.

Bu aslında, hafifleterek söylersek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan günümüze bölgeyle kurduğu sorunlu ilişkinin ülkenin farklı kesimlerinin de payına düşen tarihsel travmayı gösteren bir çağrı. Son yıllarda iklim değişikliği kaynaklı çıkan yangınların sayısında ciddi artış yaşandı. Yunanistan, Muğla, Kastamonu daha geçtiğimiz günlerde yangın felaketini yaşayan yerlerden bazıları. Dersim’deki yangınların farkıysa, büyük bir bölümünün terörle mücadele kapsamında gerçekleşen çatışma ve bombardımanlar sonucunda çıkması. Ferhat Tunç Eylül 2015’te Bianet’te yayınlanan yazısında Dersim’in 1 Eylül 2015’ten itibaren bir yıldan fazla sürecek “geçici askeri güvenlik bölgesi” kapsamına alındığını belirtiyor. Bu kapsam dahilinde çevre köylerine gönderilen tebligatlarla köylerinden çıkmayanların yaşayabileceği olumsuz gelişmelerden devletin sorumlu tutulmayacağı belirtilmiş.

Tunç yazısında Dersim Araştırmaları Merkezi, Munzur Doğal Yaşamı Koruma Derneği ve Dersim Ekoloji Meclisi’nden oluşan bir ekiple beraber konuştukları köylülerin 1994’teki gibi zorla alınmadıkça evlerini terk etmeye hiç niyetli olmadıklarına dair konuşmaları da aktarmış. 2016’nın başında Munzur Doğal Yaşamı Koruma Derneğinin mühürlenerek aktivitelerine son verilmesinin hemen ardından Orman Çalıştayı gerçekleştirilmiş. Dersim Ekoloji Meclisinin 16 Ocak 2016’da açıkladığı sonuç bildirgesine göre 1970’lerden beri resmi kurumlar ya da herhangi bir demokratik kitle örgütü bölgede herhangi bir orman envanter çalışması yapmamış. Yine bildirgeye göre köylüler arazilerini HES ve maden şirketlerine satmaya mecbur hale getirilmişler. (Bildirgenin tamamına bu bağlantı üzerinden erişim mümkün)

Son iki yıla geldiğimizde ise, aynı dönemde ve aynı bölgede çıkan yangınlar için Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu kurumlara ve gönüllülere acil müdahale çağrısını yineledi.

Dersim Barosunun çağrısı ise devletin ormanlara dair yükümlülüklerini hatırlatması açısından önemliydi. Açıklamada ormanların tahrip edilmesine yol açan herhangi bir siyasi propaganda yapılamayacağı belirtilmiş, orman suçlarının genel ya da özel af kapsamına alınamayacağı hatırlatılmıştı. 16 Ağustos’da Açık Radyo’daki Ekonomi & Ekoloji programına konuşan Baro Başkanı Barış Yıldırım, tam olarak bu nedenlerle orman ve çevre kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesinin hukuksal zorunluluk olduğunun altını çizdi. Valilikten yapılan eş zamanlı açıklamadaysa ilgili haber ve yorumlar yalanlanarak gerçekte olanlar iyice muğlaklaştırıldı.

Bu açıklamanın hemen akabinde HDP milletvekili Alican Önlü meclis başkanlığına konuyla ilgili bir soru önergesi iletti. Önlü, Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Valiye ‘Bu yalanı neden söylüyorsunuz?’ diye sormak lazım. Orman İşletme Müdürlüğü’ne göre Dersim’de 40 yıldır yangın çıkmamış, bir kayıt yok. Mümkün mü?” diyerek gerçekliğin mücadelesini vermeye devam ediyordu. Bayram hazırlığı ile geçen sonraki günlerde Mecliste, basında ya da sivil toplumda, yangınları söndürmeye çalışan gönüllüler dışında herhangi bir hareketlilik bulmak zor. Bu durum üzerine Pelin Cengiz, ArtıGerçek sayfasında yazdığı yazıyla Doğu’daki Doğa Katliamlarına ilgi ve dayanışma göstermeyen, bölge halkı ve ekolojisini yalnız bırakan herkese ekolojik değerleri hatırlatarak hepimizi Bayram telaşına uğurladı, diyebiliriz sanırım.

Bayramın üçüncü gününde Türkiye’nin farklı bölgelerindeki ekoloji mücadelesi içerisindeki 56 örgütten oluşan ekoloji birliği bir açıklama yaptı. Devlet kurumlarının günlerdir yangınlara müdahale etmeyişinin anayasal suç olduğunu belirtildiği açıklamada, “Ülke yangın yeriyken bayram yapılmaz” denildi.

Dersim Barosu da yine 22 Ağustos’ta yangına havadan müdahale başvurusunda bulundu. Birler böyle bir başvurunun gerekliliğini sorgularken yangınların gönüllü vatandaşların çabalarıyla söndürüldüğü bilgisini aldık, kısa süreliğine de olsa yüreğimize su serpilmiş oldu. Ancak hafta sonunda Cumartesi Annelerine reva görülen zulmün başka bir yüzü yine Dersim’deydi. 27 Ağustos haftasına bombardımanlar sonucunda tekrar alevlenen yangınların haberiyle başladık. Bunun üzerine HDP, bölgeye 11 milletvekilinden oluşan bir heyet göndereceğini duyurdu. Ertesi gün heyetin bölgeye ulaşmasıyla beraber valilikten ikinci bir açıklama geldi.

Bu açıklamayla paralel olarak HDP heyetinin yangın bölgesine ulaşmasına izin verilmedi. Operasyon ve can güvenliği gerekçeleriyle yolları kesilen heyet bunun üzerine yol üzerinde kısa bir oturma eylemi yaptı.

28 ve 29 Ağustos itibariyle vatandaşın söndürdüğü yangınların ve çeşitli nedenlerle tekrar tekrar çıkan yangınların haberleri gelmeye devam ediyor…

***

Bütün bu gelişmeler sonrasında içinde yaşayan canlılarla beraber kül olan ormanlar, geride – insanla ilgili olduğu için bana kalırsa aslında aynı; içerik olarak farklı ele alınabilecek iki tartışma bıraktı. Öncelikle Pelin Cengiz’in de belirttiği gibi; Kuzey’de, Güney’de ve Batı’daki orman yangınlarına ya da doğa katliamlarına gösterilen sivil toplum dayanışmasının Doğa’da olduğu zaman yaşanmadığı, bölge halkının da yangınların ortasında yalnız bırakıldığı gerçeği. Gerçi, sözü edilen dayanışma da ayrıca sorgulanmaya açık… İkincisiyse, yine bu yalnızlık durumunun değiştirilebileceği yerlerin başında gelen mecliste de HDP’ye yönelik olarak yaşatıldığını söyleyebiliriz.  Geçen yılki yangına dair Hürriyet Gazetesi’nde çıkan habere göre CHP milletvekili Gürsel Erol twitter adresinden yaptığı açıklamayla yangınlara müdahale edilmesi için yetkililerle sıkı görüşmeler yaptığını belirtmiş. Bu yılki yangınlar sırasında ise yerel yetkililerle bölge ziyaretinde bulunmuş ve 18 Ağustos 2018 tarihinde yazdığı yangınlara müdahale edildiğini gözlemlediğini belirten açıklaması sonrasında herhangi bir açıklamada bulunmamış.

Günün sonunda terörle mücadele dâhilinde gerçekleştirilen bombardıman ve çatışmaların ülke çapında kazandığı politik meşruiyet neticesinde Türkiye’nin Doğusunda ormanlar yok edilmekte.

Ormanların yakılmasına karşı çıktığınızı, bu yüzden yapılan her türlü – ama her türlü – harekatın ve şiddet içerikli gelişmelerin bu yangınların sorumlusu olduğunu, çıkan yangınlara müdahale edilmemesinin de anayasal suç olduğunu söylemek Tunceli Valiliği tarafından terör eylemlerine dâhil ediliyor. Buna karşılık, aslında orman yangınlarına karşı inatla dağlarda olmaya devam eden doğa koruyucuları için manevi destek yaratmak bile çok görülebiliyor. Nitekim, sosyal medyada #DersimYanıyor dendiği sırada ana-akım medyaya yapılan çağrılar sırasında insanlar kentin adının Tunceli mi, Dersim mi olduğu üzerine gerilmişti.  Devleti koruyabilirsiniz, terörle suçlananları savunabilirsiniz; ama ormanları neden korumak istersiniz ki?

Kronolojik sırayla kaynaklar:

Bianet – Eylül 2015

Dersim Ekoloji Meclisi – Orman Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

Gerçeküstü bir yangın hikayesi

15 Ağustos 2018 çağrıları

– Ovacık Belediye Başkanı’nın çağrısı

– Ferhat Tunç’un twitter’daki çağrısı

basında yayınlanan

Dersim Baro’sunun çağrısı 

16 Ağustos 

– 16 Ağustos EkonomiEkoloji programı Dersim Baro başkanı Barış Yıldırım

– Bakanlığın açıklamaları, 1,2,3

– hdp soru önergesi verdi. valinin açıklamasının gerçeği yansıtladığının altı çizildi, 1, 2, 3

— > bir yıl öncesi, 1, 2, 3

19 Ağustos 

-Dersim dört dağ ateş içinde

20 Ağustos – Bayram başladı.

– Tunceli Valisi bayram ziyaretlerinde

22 Ağustos 

– Günlerdir süren yangınlara sessiz kalan çevrecilere tepki 

– yangına havadan müdahale edilsin başvurusu 1, 2

– yangın söndürüldü

Araya giren bayram, tatil ve cumartesi anneleri olayları… haftasonu bombardımanlarının ardından,

27 Ağustos 

– hdp heyet gönderecek

röportaj

28 Ağustos 

gitti

– valilik açıklama yaptı

Ferhat Tunç Pulebargi köyündeki yangının kontrol altına alındığını yazdı.

 

Bu içerik Sivil Sayfalar ve Yeşil Gazete işbirliği ile yayınlanmıştır

 

 

Bahar Topçu