Şiir neye taraftır?

Artık ilginç fikirler ve hiç olmayacak karşılaşmalar böyle mi gerçekleşiyor?

Bir gün bir arkadaşımın sosyal medya paylaşımında bir şiir gördüm. Öyle satırlardı ki okuduklarım, bizim mahallede sosyalleşmesinin peşine düşmek istedim.

Arkadaşım B.‘yi aradım. “Ben bu şiirleri merak ediyorum. Bana daha fazla gönderebilir misin?” dedim. Bu şiirleri Sultanbeyli Belediyesinin gönderdiği şiir antolojisinden paylaştığını söyledi.

Böyle alakasız bir yayınevine gönderilmişse mutlaka internete de konmuştur, diyerek aradım:

“Sultanbeyli Belediyesi – 15 Temmuz Şiir Antolojisi”

İtiraf etmeliyim, antolojinin sayfaları yüklensin diye beklediğim o kısa anda kendimi iyi hissettim. Çöküş zamanlarında şiir ne yapar, sorusunu hep Enis Batur’dan okuyacak değildim. Başka türlü yaşadığını bildiğim birilerinin dizelerini okuyacaktım. İyiye yormalı.

İşte burada. Önce haberleri, biraz aşağılarda da antolojinin kendisi: https://issuu.com/sultanbeyli/docs/siir-kitabi

Tam 388 sayfa. Sultanbeyli Belediyesi’nin Ekim ayında yayınladığı antolojinin başlığı; Darbeye Direnen Şiirler. Editörlüğünü Cevat Akkanat’ın yaptığı çalışmada 200 şairin 250 şiiri farklı dergilerden alınmış ya da – yanlış anlamadıysam –  antoloji için özellikle yazılmış. Şiirlerin tamamı, teker teker 15 Temmuz’da sokaklara çıkan ve yaşamını yitiren insanlara atfediliyor. Antolojinin tamamı ise giriş sayfasında belirtildiği gibi,

Yeni Türkiye’nin ‘Reis’ine…

İşte hayatımda okuduğum ilk şiir antolojisi böyle başladı. Eğer antoloji dediğimiz şey böyle, farklı şiirlerin bir ara gelmesiyse, zaten hep kendi antolojilerimi yaptığımı fark ettim. Gerçi Enis Batur yine bambaşka şeyler söylemiş. Antoloji yapmak gerçekten zorlu bir işmiş. Bir de, “..dilin o alandaki toplam üretimine hâkim olmayı, tartımlı çünkü adil davranmayı, hipermetrop ya da miyop, astigmat ya da şaşı olmamayı, uzun süre iğneyle kuyu kazmayı gerektiriyor.” gibi şeyler. Bu yazı da Darbeye Direnen Şiirler Antolojisini bu açıdan ele al-a-mayacak. Çünkü böyle bir şeyin imkânsız, güç ve de gereksiz olduğunu düşünüyorum. Nedenlerine gelelim adım adım..

Aslında konu 15 Temmuz Darbe girişimi ve bu girişimin öncesinde iktidar partisinin yarattığı kendi toplumsal kültür alanlarının bu girişime nasıl tepkiler verdiği. Bütün bunlara dair kitaplar, tiyatrolar var; farklı şehirlerde resim sergileri düzenlendi; ama onlara ulaşmak Sultanbeyli Belediyesi’nin bu hizmeti gibi kolay ulaşılabilir değil. Belgesel de izlemek gerek, iyi oluyor tabii. Ama belgeseller, şiirin yaptığını yapmıyor. Bana bu üç buçuk ölçülük merak ve fikir söyleme cesaretini vermiyor mesela.

Konuya direk giriyor şiir.

O gece ölen ve yaralanan yüzlerce insanın böyle anılmak isteyeceğini, bunu istediği için ölümü pahasına sokağa çıktığını ve kazandığını, pardon, kanla kazandığını söylüyor bu şiir. Bu şiir için, büyük ihanetten sonra her şey olması gerektiği gibi – bir destan. Değil mi?

Antolojinin girişindeki yazılar onaylıyor beni. Öncelikle Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin şiirleri takdim ettiği yazısında 15 Temmuz Demokrasi Zaferinin sadece Türk milletinin zaferi olmadığını, bu zaferi tüm mazlum milletlerle paylaştıklarını yazıyor. Daha önce, 2013 yılında “Daima Rabia” başlığında bir antoloji çıkarttıklarını da böylece öğreniyoruz.

Bana asıl cevap verense Prof. Dr. Mehmet Narlı’nın antolojiye yazdığı önsöz. Kısa ve öz. Bana kalırsa herkes okumalı. Narlı’nın önsözünün iki farklı başlığı var, “Şiir Taraftır” başlıklı ilk yazıyı, “Şiirin tarafsızlığı, özgürlüklerin, iradelerin, beğenilerin farklılığının bilinci içinde anlam kazanır. Yoksa şiir, din gibi, ideoloji gibi kültür gibi taraftır” diyerek bitiyor. Hemen arkasından da “Şiir Neye Taraftır” başlığı geliyor.

Paylaştığım haliyle bu yazı yüzünden yazıyorum ben bu değerlendirmeyi. Herkes okusun herkes bilsin şiirin neyin tarafında olduğunu ve neler yapabildiğini. Bu yazıya başladığım ama bitiremediğim gün Nuray Mert’in Cumhuriyet Gazetesindeki Karanlık Kapı yazısını paylaşıyordu bizim mahalle insanları. Özellikle de tepelerde alıntı yaparak, “Orta mektepte okuduğunuz üç beş derme çatma kitapla, ergenlik öfkenize tercüman olan üç beş şiirle… , bu işler olmaz.” Okuduğumda vazgeçer gibi oldum Yeşil Gazeteye böyle şiirlerin kitabını anlatmaktan. Gerginliği, acıyı ve öfkeyi şiirle göstermek kalbe iğne saplamak gibi olabilir. Ne biçim bir ruh halindeyiz ve hiç anlayamayacağımız şiirler okumak neye iyi gelebilir? Bu şiirler karşısında Nuray Mert’e hak versem de bu şiirleri okumak başka türlü bir gösterge ve bilgi veriyor. Olup bitenleri bambaşka gören, bilen, yaşayan insanların bunu umursamadıklarını ve bunun bir tercih olduğunu, liderlerine güvendiklerini ve gerekirse birlikte fakir, birlikte güzel, birlikte yalnız, birlikte kanlar içinde bir ülke olmayı göze aldıklarını görüyorsunuz. Dava da bundan ibaret olabilir ve davacının kendisi de istediği sıfatlarla anlatabilir tarafını. Nitekim son giriş yazısında antolojinin editörü Cevat Akkanat “ŞİİRİN ŞAHADETİ” başlığını koyarak tane tane anlatmış. 15 Temmuzla yeni bir ruh kazanan bu mazlum şiirlerin geçmişteki darbelerin bir birikimi olduğunu “Olur elbet bir gün bizim de tankımız” dediği kendi satırlarını hatırlayarak anlatıyor ve ekliyor, “…halk olarak tanklara el koymuştuk, artık yüzlerce tankımız vardı, artık şiir yazmasam da olurdu.”

İlginç geliyor tabii ki, Yeni Türkiye’nin şiirleriyle tarafgirliği/tarafsızlığı, vatan millet din kavramları üzerinden şiddet temasını, aynı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş şiirleri için yapıldığı gibi tartışmaya açmak. Şu uzun cümlenin neresinde şiirden konuştuğumu anlayamıyorum. Zaten bana yeterli gelmeyen cevabında Enis Batur, antolojiler için “Yararlarını sınırlı, zararlarını aşırı buluyorum” demiş.  Cevat Akkanat için ise bu antoloji yeni bir milli romantizm çağının habercisi. Tam karşısında 27 Mayıs ‘ı güzelleyen Yeni Çağ Türküleri Antolojisi var.

Halkın zaferlerinde tanksız, kansız, kurşunsuz, hatta kahramansız şiirler olamaz mı? Ne kadar çok yeni var. Ben de şimdi daha iyi anlıyorum neden İkinci Yeni’ye ihtiyacım var.

Kaynaklar:

 

 

Bahar Topçu

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page