[Kırsal Yaşam ve Yapılar] Ahşap Yapılar – Hüseyin Melih Aşanlı

Yeni İnsan Yayınevi‘nden kitap ve e-kitap olarak çıkan, ‘Geleneksel Yapı Teknikleri : Doğal ve Ekolojik Yapı Rehberinin yazarı Melih Aşanlı ile Yeşil Gazete’de “Kırsal Yaşam ve Yapılar” başlıklı yazı dizisine başladık.

Kendisi ile Temmuz ayında kitabı bağlamında gerçekleştirdiğimiz röportaj sırasında kararlaştırdığımız bu yazı dizisinin kırsalda bir hayat kurmak isteyen tüm okurlarımız için de bir rehber olmasını umut ediyoruz

***

4 – Ahşap Yapılar

Şu sıralarda üst üste ahşap yapılar hakkında endişeli kişiler ile konuştum. Taş bir evin ikinci katını ahşap karkas ile yapmakta endişeli olanlar, doğal malzemelerden ahşaba çok güvenmeyenler vs. Genellikle yalıtım konusunda bir endişe olduğunu gördüm. Ahşabın kışın çok soğuk olabileceği gibi bir inanç var sanırım. Bir de böcekler. Aslında doğru tasarlanıp, iyi bir ustalıkla inşa edildiğinde hiçbir doğal malzeme yalıtım ve sağlamlık konusunda bir sorun çıkarmaz. Hatta o kadar çıkarmazlar ki günümüzde kullandığımız beton ve diğer güncel fabrikasyon malzemeler ile ömürleri kıyaslanamaz bile. Yaklaşık 150 yıl gibi bir süredir yoğun bir şekilde betonarme yapılar inşa etmekteyiz. Çevrenize bir bakın 150 yıllık kaç beton yapı kullanılabilir sağlamlıkta ve güzellikte. Bir de konaklar, yalılar, köy evleri gibi tarihi yapılara bir bakın. Pek çoğumuzun içinde oturmayı hayal ettiği yapılar zaten bunlar değil mi?

Ahşap insanoğlunun aklını kullanmaya başladığından beri yanında olan eski bir dost. Öyle ki günümüzde bile kullanım alanları azalmak yerine genişlemiştir. Ahşabın en büyük sıkıntısı özellikle ülkemizde, endüstriyel ormanlarımızın olmaması. Yani devletin kestiği ormanların hiç biri devletin diktiği ormanlar değil. Evet dikim sahaları var. İçlerine girerseniz yüzlerce kürdan kadar ağacın asker gibi dizildiğini görmek mümkün, ama bunlar ne kesim büyüklüğünde, ne de kesilen miktarı karşılayacak kadar çoğunlukta. Biz ormanlarını tüketen bir ülkeyiz. Kestiğimiz ormanlar, önce bu dünyanın, sonra ise bu milletin tek varlığı aslında, hızla onları tüketiyoruz. Hastalıklı bir inancımız var, kesilen ormanın daha hızlı büyüyeceği gibi. Bu inanç o kadar hastalıklı ki okul okumuş koca maymun profesörler bile savunabiliyor. Ben bir kaçına denk geldim. 70 – 80 yaşında ağaçları barındıran hektarlarca ormanı yerle bir edip düşen kozalaklardan tekrar büyümesi için 5 -10 yıl gibi bir süre biçiyorlar. O yüzden ormandan kozalak toplamak bile yasak aslında. Biz ormanı halka yasaklayan, ama kağıt ve kereste fabrikalarına satan bir yapıda orman seviyoruz. O yüzden ahşap ile alakalı tüm ihtiyaçlar son derece dikkat edilmesi gereken tüketimler oluyor. Bu unutulmaması gereken önemli bir ayrıntı.

Gel gelelim ev kısmına. Mesela benim hayalim ve hala hayalim çünkü çok seviyorum, gövdem kalınlığında tomrukların sütun yapıldığı kafamdan bacak kalınlığında kerestelerin geçtiği eski usul bir ev. Mümkünse de ağaçlar olduğu gibi kullanılmış olacak. Öyle kutu kutu dizilmeyecekler. Ama bu bu gün yapılmamalı. En azından ben buna inanıyorum. Doğal malzeme diye doğayı katletmeye ortak olmak ve bunu sağlık, sağlamlık yada başka bir bahane ile haklı çıkarmaya çalışmak pek anlamlı değil. Ahşap ille de kalın ebatlı bir müsriflikten sonra sağlam hale gelmez. İyi bir mühendislik planlaması, doğru zamanda kesilmiş ve doğru muamele edilmiş ahşaplar, ustalık konusunda da sıkıntı yaşamazlarsa inşaatlık kereste diye tabir edilen 5×10 cm’lik ebatlar ile harikalar yaratırlar.  Örnek vermek gerekirse içinde bulunduğumuz aylar kesim için çok ideal. Orman artık uykuya daldı, ağaçlarda su çekildi, yapraklarını döktüler, ormandaki neredeyse tüm konukçu böcekler kış hazırlıklarını yaptılar ve bahara kadar sıcak evlerinde oturup bekleyecekler, ağaç kabukları sertleşti, yağmurlar başladı. Kesilen ağaca bahara kadar böcek gelmeyecek, havalar soğuk olduğundan çok hızlı kurumayacak ve dolayısı ile az çatlayacak, yağan yağmurlar tüm kış ve bahar ağacı bol bol yıkayıp öz suyu ile yavaş yavaş yer değiştirecekler. Bizim atölye veya fabrika şartlarında yapamayacağımız birçok detaylı işlemi doğa şu sıralar kendi kendine yapıyor. Dolunay gibi daha ciddi ve kadim olan bilgiler ile ortalığı bulandırmayacağım sadece mevsimin etkisini anlatmanın yeteceğine inanıyorum. Kışın kestiğimiz ağaçlar baharda işlenmek için hazır hale gelecekler, Eğer ağaçların orta kısımlarından, yani öz kısımlarından taşıyıcılarımızı imal edersek, bir kaç insan ömrü kadar varlıklarını sürdüreceklerdir.

Gelelim ağaç türlerine, aslında birçok ağaç türü yapı inşası için yeterince sağlamdır. Eskiden yani ağaçlar ve ustaların bol zamanlarında geniş yapraklı ağaçlar kullanılırmış. Ak meşeler, gürgen ve kayın ağaçları sert ama saygıdeğer malzemeler. Son sedir ormanlarımızı da neredeyse kaybettiğimizden sedirin muhteşem kokusu ancak satın alacağımız tütsülerde var artık. Günümüzde daha yumuşak olan ve hızla tüketmeye devam ettiğimiz iğne yapraklı ağaçlarımız var. Çamlar artık her alanda kullanmak zorunda kaldığımız elimizdeki tek topluluk.

En çok kızıl çam ormanlarına sahibiz. Karaçamlar daha sert ve daha sağlam. Bol reçineleri çam ağaçları baş belası gibi gözüken reçine akıtmaları sayesinde böcekler ve diğer canlılar için son derece sevimsiz. Üstelik reçineleri sayesinde sudan da daha az etkileniyorlar. 10-15 cm. reçineli bir çam özünün kendi haline bırakılarak hiç korumadan doğada açık havada çürüme süresi yaklaşık 35-40 yıl. 3-5  yılda bir bakım yapıldığında bu süre iki katına çıkıyor. Ahşap karkaslar için kullanılan son dönem ağaçlardan birde ithal çamlar var. Ucuz ve güzeller, budaksız, reçinesiz, kadife dokulu lezzetli malzemeler. Rusya’nın buz tutan ormanlarında yaşadıkları için  çok bir savunma sistemi geliştirmeye ihtiyaç duymamışlar. Bu malzemelerin daha özenle korunmaları gerekiyor. Bizim gibi ılıman iklim kuşağında olan bir ülkenin doğası oldukça zengin canlı varlığına sahip. En azından şimdilik, hepsini tarım ilaçları ile öldürmeyi başaramadık.

Yalıtım kısmına ise şöyle. Ahşap sıcak malzeme. Yani her malzemenin bir ısısı var. Ahşabınki sıcak. Isıyı az ileten, nefes alan, su emen, esneyen kesilmiş olsa da yaşayan bir malzeme. Fakat öyle bir iki santim kalınlığında bir duvar kaplaması ne sıcak ne de soğuk günler için yeterli değil. Hatta 10 cm’lik bir kalınlık bile neredeyse tüm Türkiye şartlarında son derece yetersiz. Yalıtım malzemesi olarak kereste kullanılması insaflı ebatlar için faydasız. Çatkı malzemesi için ideal bit malzeme ahşap yani yapının iskeleti. Dış kabuğunda kullanmak içinde oldukça elverişli. Duvarın içinde ise yalıtım malzemesi kullanmanız gerekiyor. Yalıtım demişken hemen belirtmek istiyorum, bir malzeme su geçirmiyorsa nefes almıyordur. Kim ne derse desin, ne kadar laboratuvar sonucu ortaya atarsa atsın inanmayınız. Siz o malzemeyi test alanında kullanmayacaksınız.  Bir malzeme anlık su geçirmeyebilir, su damlalarını kaydırma özelliğine sahip olabilir, su damlalarından küçük olan nem zerrelerini geçirecek gözeneklere de sahip olabilir ama bunlar su geçirmiyor anlamına gelmez. Geçirimsiz ise nefes almıyordur. Ve ahşap bir katmanın altına ya da üstüne geçirimsiz bir malzeme kaplarsanız bol su barındıran ahşabınız çürür, küflenir onu bir daha kurtaramazsınız.  Nefes alan ve makul miktarda geçirgen olan malzemeler kullanmalısınız. Kullanmayabilirsiniz de, yalıtım için oldukça fazla çözüm var. Sazlar, samanlar, keçeler haşeratlardan koruyabiliyorsanız çok başarılı malzemeler. Kendi evini inşa etmiş birçok kırsal sakini tüm tecrübelerini internet üzerinden paylaşıyor. Bence yapı malzemeleri üreten firmalardan daha güvenilir sonuçlar elde ediyoruz buralarda. Ahşap yoğun dokusundan rahatsız olmayanlar için iç mekanda da oldukça başarılı bir malzeme.

Eğer kurşunlu boyalar veya diğer zehirli koruyucular ile boyamayacaksanız, plastik yada türevi her hangi bir naylon parçası ile kaplamayacaksanız, sadece bir iki santim kalınlığında duvarlar inşa etmeyecekseniz, toplu iğne yada  inşaat demiri gibi çiviler ile ahşabı birleştirmeye çalışmayacaksanız, güvenilir bir keresteciden, adabında kesilmiş, biçilmiş, istiflenmiş, kurutulmuş ahşaplar ile harika ve sağlıklı yapılara sahip olabilirsiniz.

 

Hüseyin Melih Aşanlı