Sırp keskin nişancı meselesi – Sezin Öney

Bu yazı taraf.com.tr/ den alınmıştır

Son derece güvenilir güvenlik kaynaklarından aldığımız bilgilere göre, Diyarbakır’da Sur’da, Sırp keskin nişancılar da terör örgütüne destek veriyor.

Türkiye’nin başlıca haber kanallarından biri olarak addedilen yayın organında bu haberi gördüğümde, gözlerime, kulaklarıma inanamadım.

Buram buram dezenformasyon kokan bu “haberin” benzerlerine, “havuz” tabir edilen medya organlarında rastlıyoruz. Ancak, merkez medyanın bu tarz, aslı astarı olmayan komplo teorilerini, “haber” olarak kullanması, ciddi bir propaganda operasyonunun tam ortasında olduğumuzu gösteriyor.

Bir de, Sırp keskin nişancı haberi, gün içi sürekli veriliyor ve şöyle duyuruluyordu:

CNN TÜRK, Sırp keskin nişancılarla ilgili de çok özel bilgilere ulaştı.

İki gün içinde, bizzat İçişleri Bakanı Efkan Ala tarafından yalanlanan bu haberin, anatomisinin, nasıl bir süreçle yayıldığının üzerine düşünmekte fayda var. Belki, “son derece güvenilir güvenlik kaynaklarının”, gazetecilerin, muhabirlerin yerini aldığı bir dönemin henüz başlangıcındayız. Kamuoyunun algı ayarları ile de, arzu edilen “cızırtısız”, net görüntü sağlanana kadar daha bayağı bir oynanacak.

Benzer bir süreç, Ukrayna Savaşı başladığı dönemde Rusya’da yaşanmıştı. O zamanlar, Ukrayna’da yaşayan bir Rus’un, “Moskova’da annemle konuştuğum zaman, kendi öz annem bana inanmıyor. Gerçekten ne olup bittiğini anlatıyorum; bana, ‘Yalan söylüyorsun. Burada televizyondan gayet güzel her şeyi izliyoruz, gerçeği biliyoruz’ diyor” dediğini işitmiştim.

Benzer şekilde, geçen Kasım’da Prag’da tanıştığım Radio Free Europe/ Radio Liberty’nin Programlar Müdürü Nenad Pejiç, “Bosna Savaşı sırasında, Saraybosna’dan çıkıp da, dışarıdaki insanlara gerçekten neler olup bittiğini anlattığımda, beni yılladır tanıyanlar bile bana inanmadılar. Yüzüme bakıyor ve ‘televizyonda öyle demiyor ama’ diyorlardı” diye anlatmıştı.

Türkiye’de de benzer bir “psikolojik savaş” hâlini yaşıyoruz şimdi.

Sırp keskin nişancı” haberinin çıkış noktası herhâlde, özellikle İslami hassasiyetleri olan kesim başta olmak üzere, kamuoyunun genelini, “Türklerin, Türk devletinin mağduriyeti” konusunda ikna edip, galeyana getirme hedefi. “Bosna Savaşı’nın Sırp sniperları” metaforu kullanılarak, Cizre ve Sur’da abluka altında olanlar, “Boşnak kimliği” ile özdeşleşenler olarak, “Türk milleti ve devleti”, “Müslümanlar” gösterilmeye çalışılıyor.

Bu tuhaf algı operasyonunda haberin yayılma ağı da enteresan.

Önce, “son derece güvenilir güvenlik kaynakları”, şu bilgileri, seçmece haber kanallarına pazarlıyor.CNN TÜRK’teki haberi ele alalım:

Terör örgütünün keskin nişancı olarak Sırp paralı teröristleri tuttuğu Adli Tıp’ta ortaya çıktı. Vurulan bir keskin nişancının Sırp olduğunun belirlenmesinin ardından yaralı olarak ele geçirilen bir başka nişancının da Sırp olduğu belirlendi. Yaralı Sırp teröristin, para karşılığı PKK’lılarla birlikte çatıştığı öğrenildi. Sırp teröristin sorgusu Diyarbakır’da sürüyor.

Eş zamanlı olarak (Habertürk’ten alıntılarsak); “Başbakan Ahmet Davutoğlu, bölgede devam eden operasyonlar hakkında bilgi verirken, keskin nişancının yakalanmasına da değindi. Davutoğlu, ‘İnşallah bu süreç tamamlandığında, ki Silopi bitti, Sur ve Cizre de neredeyse bitti. Burada birçok yabancı keskin nişancı da tespit edildi. Bunların hedefi de Türkiye’yi karıştırmak’ diyor.

Bu arada, Anadolu Ajansı da, şu haberi geçiyor; “Operasyonların aralıksız sürdüğü Cizre’de, bugün bir Sırp uyruklu keskin nişancı yakalandı. Sırp keskin nişancı, ifadesi alınmak üzere Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldü.

İlçede, önceki gün gerçekleştirilen operasyonda öldürülen bir keskin nişancının da Sırp uyruklu olduğu ortaya çıkmıştı.

Anadolu Ajansı’nın bir muhabiri de, Twitter hesabından, sarışın bir Hollywood yıldızının resmini, “İşte iddialara göre Cizre’deki Sırp keskin nişancı” diye paylaşıyor. Daha sonra da, muhabir olarak görevi objektif biçimde gerçekleri yansıtması gereken bu kişi, “Bazen tuzaklar oluyor. Aktör olduğunu bile bile paylaştım. Tepkileri ölçmek için” diye bir mesaj atıyor.

Sabah ise, “Bir Sırp öldürüldü; Cizre’de en az 5 paralı katil daha var” haberi yapıyor.

Tabii, Sırbistan durumdan rahatsız oluyor. Ve Sırbistan Büyükelçiliği şu açıklamayı yapıyor: “SırbistanCumhuriyeti, vatandaşlarının 3. ülkelerdeki silahlı çatışmalara muhtemel katılımlarına şiddetle karşı çıkmaktadır. Sırbistan Cumhuriyet Ulusal Meclisi, bu tür faaliyetlere katılımı ağır biçimde cezalandıran bir yasayı geçirmiştir. Bu hususu dikkate alarak, iddiaların hiçbir şekilde Sırbistan Cumhuriyeti ve kurumlarının resmi politika ya da uygulamalarıyla ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.

İlginç şekilde, haber kanallarında bu açıklamanın sadece ilk bölümü yer aldı; “Sırbistan Cumhuriyeti, vatandaşlarının 3. ülkelerdeki silahlı çatışmalara muhtemel katılımlarına şiddetle karşı çıkmaktadır” kısmı yani. Bu vurgu da, Sırp keskin nişancıların aslında Cizre ve Diyarbakır’da olduğu ama Sırbistan’ın durumdan rahatsız olduğu algısını yaratıyordu.

Belli ki, olay ciddi bir uluslararası krize dönüşme potansiyeli taşıdığından, İçişleri Bakanı Ala, “Sırp keskin nişancılar olduğu spekülasyondur. Uyruk açıklamıyoruz. Yanı başımızdaki Suriye’nin durumu ortada. Oradan geçişler olabiliyor. Ama Türkiye’nin uluslararası ilişkileri de dikkate alınarak açıklamalar yapıyoruz” diye konuyu kapattı.

Spekülatif” haber kanalları ise bir özür bile dilemedi. Kamuoyunun algı ayarları ile oyuncak gibi oynamak, “ahlaki” mi, “etik” mi, gazetecilik mi?

Bu yazı taraf.com.tr/ den alınmıştır

14-Sezin Öney

 

Sezin Öney

[email protected]