Bir isyan merkezi: Gever – Fırat Bilir

Son günlerde Ortadoğu’yu kasıp kavuran ve özellikle de tekçi iktidar biçimleriyle ülkelerini yönetenleri tedirgin eden halk isyanlarını saniye saniye izliyoruz. Öyle ki birçok kanalda canlı yayınla dahi bu isyanları takip edebiliyoruz. Tunus halkının haklı talepleriyle yoğunlaşan hareketin yönetimi tümden düşürmesi, Mısır’da da vuku bulan ve en azından şimdilik hükümetin düşmesine vesile olan olayların devam etmesi alışılagelmişin dışında durumlar Ortadoğu için. Ama bu devam ediş, isyanlara geçiciymiş gözüyle bakılamayacağını gösterir.

Zaman zaman Yunanistan’da ya da Fransa’da emekçilerin, öğrencilerin ve ötekileştirilenlerin isyan ettiğini gördük. Her seferinde de Türkiye’yle bir karşılaştırma gereği hissettik. Çoğu zaman da Türkiye’nin demokrat kesimlerinin bu gibi konularda eksik kaldığını düşündük. Örneğin şu aralar gündemde olan Torba Yasa ile taşeronlaştırma ve emeğin tümden sömürüsüne dayanan tasarıya karşılık birkaç cılız tepkinin dışında basına ve kamuoyuna yansıyan bir hareketin olmaması çok can sıkıcı. Gerçek anlamda demokrat bir anlayışla düşünürsek bugün dahi sokakların, alanların dolu olması gerekirdi. Yasanın geri çekilmesi için iş sadece birkaç konfederasyonda örgütlenen emekçilerin omuzlarına bırakılmamalıydı.

Bu gibi durumların birebir karşılaştırmasına girmek kimileri için doğru olmayabilir; ancak bariz olan şu ki her geçen gün emeğin sömürüsünün, tecavüz kültürünün, siyasi soykırımın ve tasfiye planlarının arttığını görmemek ayıp, görüp de bir şey yapmamak daha büyük ayıp oluyor. Ahlaki açıdan gerçek demokrat bir kimliğe ulaşmanın temel öğelerinden biri de bu değil mi? Bireylerin etrafında olup bitenlere kayıtsız kalmamasıdır aslolan. Halkların değer yargılarını da oluşturan bu ahlaki duruşun Türkiye’deki en güzel örneğini Gever (Yüksekova) gösteriyor. Herhangi bir günü hareketsiz geçmiyor. Bu normal değil mi diyorsunuz? Tam tersine, orası için normal olan bu.

Teokratik ve baskıcı rejimleriyle ünlü Ortadoğu’da onyılların, belki de yüzyılların, verdiği bıkkınlıkla halkın isyana geçmiş olmasının siyasal sebeplerini tartışmak değil kasıt. “ABD mi, Avrupa mı harekete geçirdi bunu? Ya da yeni bir turuncu devrim süreci mi başlıyor?” gibi daha çok komplo teorilerine dayalı izahlara değil de halkın ya da daha doğru bir tabirle demokratik halk kesimlerinin ortaya koyduğu duruş tartışılabilir. Elbette nedenler ve siyasi müdahale ve etkiler önemlidir. Ancak mevzu bahis demokratik halk kitleleri olunca da olup bitenler karşısında olabilecek en iyi örneği tartışmamak elde değil.

İşte Gever bu örneği teşkil eden yegane yer. Sistemin tüm bozukluklarına karşı, sergilenen kitlesel eylemliliğin sürekliliği ve içinin dolu olması, merkezi bir olanak da yaratabilir. Gever’in gerek coğrafi gerekse sosyo-ekonomik yapısının böylesine bir hareketliliğin önündeki en büyük engel olduğu düşünen birçok kesim var. Ancak dünya siyasi tarihinin benzer örnekleri de isyan merkezlerinin böylesi koşullarda olgunlaştığını gösteriyor bize. Mesela Paris’in banliyöleri.

Açıkça söyleyebiliriz ki Gever bir isyan merkezidir. Özellikle Kürt halkının demokratik tüm taleplerine karşı geliştirilmeye çalışılan siyasi manevralara karşı sessiz kalmayışı ve bunu yaparken de ortaya koyduğu bilinç, Gever’deki eylemliliğin ruhunu oluşturuyor.

Şu günlerde Tayyip Erdoğan’ın başkanlık sistemini sıkça tartışmaya açması ve aslında AKP zihniyetiyle inşa edilmek istenen tekçi iktidar biçiminin – tıpkı Mısır’da olduğu gibi – karşısında böylesi bir dinamiğin şimdiden yer aldığını düşünebiliriz. Konu demokratik halk kitlelerinin onurlu ve eşit yaşam koşullarının tasfiyesi ve Kürt halkının demokratik taleplerinin ortadan kaldırılması ise şimdiden söyleyelim, Gever’de harlanan isyan ateşinin yayılmaması için bir sebep yok.

Sonuç itibariyle ezen ve ezilen uluslar arasındaki ilişkinin biçimi ve işleyişi iki ahlaki duruşa sebep oluyor. Biri boyun eğmek ve tüm haklarından vazgeçmek. İkincisi de ezenin karşısında demokratik bir güç oluşturarak eşit demokratik bir ulus yaratmak. Bu noktada ahlaki duruşu ve sürdürdüğü demokratik eylemliliğiyle Gever halkını selamlamak düşer bize. Bir de zamanı geldiğinde onlara katılmak…

Fırat Bilir (Şırnak Emek Platformu Üyesi) (firatbilir2005 @ yahoo.com)