Kozak’ta ‘aktivist’ bir belediye başkanı vardı – Arif Ali Cangı

Geçtiğimiz cuma günü yirmi yılı aşan süredir toplumsal ve hukuksal olarak gündemden düşmeyen Bergama Ovacık Altın Madeni’nde ve Kozak Gelintepe’de mahkeme heyetiyle keşifteydik.
Ovacık ile ilgili söylenecek söz kalmamış. Halkı, hukuku, yaşamı umursamayan yöneticilerin verdiği izinlerle alan atık depolama sahası olmuş, altını alınmış işi bitmiş devasa açık ocağı ile ova mahvolmuş, korkunç bir hal almış.

ovacık madenBununla da kalmıyor, bu işletmeyi büyüterek sürdürmek istiyorlar. İki atık havuzunun dolması üzerine üçüncüsü yapılmak istendi, kayyım atanınca işler hızlandı, şimdi dördüncüsü için ÇED süreci başlatıldı. Görülmemiş bir hızla hareket ediyorlar. 22 Şubat’ta ÇED sürecinin başlatıldığı ilan edili, üç gün sonra 25 Şubat’ta ’24 Mart 2016’da halkın katılımı toplantısı yapılacağı duyuruldu. Hızlı izin süreci Bergama’da ilk değil, daha önce de ABD Büyükelçisinin talebi üzerine çok hızlı imar planı yapılmıştı.
Ovacık’ta hukuk bitirileli çok oldu, çevre de bitirilmiş. Şimdi 2009 yılında açılan ÇED izni iptali davasında altı yıl sonra yapılan keşifle bilirkişilerin ve mahkemenin gerçekliği tespit etmekten başka yapacağı bir şey kalmamış.
Ovacık keşfinden sonra Kozak Yaylası’na çıktık. Ovacık’ta işletilmek üzere altın madeni ocakları açılmak isteniyor. Geçtiğimiz Ocak ayında Yerlitahtacı Köyü’nde planlanan ocağın ÇED izninin iptali yolunda yeniden mahkeme kararı çıktı. Aynı şekilde Yukarıbey Köyü yakınlarındaki yörüklerin düğün alanı olan Gelintepe’de de maden ocağı açılmak isteniyor. Bergama’nın, Dikili’nin, Ayvalık’ın, bölgenin akciğeri, su kaynağı olan Kozak Yaylası’nın tepe noktası olan bir yerden söz ediyorum. Cuma günü yapılan keşiften sonra bir kez daha ‘Buraya maden ocağı açmak cinayettir, altınınız batsın’ diye haykırmak geldi içimden. Neyse ki Bergamalılar, Ayvalıklılar, Dikilililer, Kozaklılar buna izin vermeyeceklerini bir kez daha gösterdiler.

Bu arada Bergama Çevre Platformu Sözcüsü Erol Engel ile Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’i özellikle anmak isterim.

Erol Engel, yirmi yıldan bu yana hiç geri adım atmadan, hiç ödün vermeden, altın madenine karşı, bölgede yapılacak termik santrallere, çevreyi kirleten faaliyetlere karşı yaşamı savunmayı sürdürüyor.

Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç de belediye başkanı olduğundan bu yana beldesinin hayatını olumsuz etkileyecek faaliyetlerle ‘aktivist’çe ilgileniyor. Çandarlı’ya termik santral yapılması gündeme gelince, gerekirse kamyonların önüne yatarız, diyebilecek kadar kararlı bir belediye başkanı. Kozak keşfinde de davacı belediyenin başkanı olarak hazırdı; maden ocağının Kozak’ı ne hale getireceğini anlattı, itiraz etti, tepki gösterdi, halkın içinde yaşamı savunan bir ‘aktivist’ti. ‘Belediye Başkanı aktivist değildir’ sözünü de anlamakta güçlük çekiyorum. Türkiye ekoloji hareketinin iki önemli halk hareketinden örnek vermek istiyorum. 1989-1990 yıllarında Aliağa’da yapılmak istenen termik santrale karşı Konak’tan Gencelli’ye oluşturulan insan zinciri ve devam eden eylemlerdeki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, Aliağa Belediye Başkanı Hakkı Ülkü, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, Foça Belediye Başkanı Nihat Dirim’in yaptıkları da ‘aktivist’çeydi. Bu tutumu nasıl değerlendireceğiz, kötü mü yaptılar? Bergama – Ovacık Altın Madeni’ne karşı 90’lı yıllara damgasını vuran Bergama hareketinin oluşmasında, yıllarca yürütülmesinde dönemin belediye başkanı Sefa Taşkın’ın ‘aktivist’ belediye başkanlığı kötü müydü?
Belediye başkanının beldesinin havasını, suyunu, toprağını, sağlığını korumak için kısacası yaşam için halkla birlikte her türlü yasal, demokratik, meşru çabanın içinde yer almasının küçümsenmesi, belediye başkanlığını önemsiz kılmaz mı?
Beldesinin yaşamını savunmayan belediye başkanı ne işe yarar ki.

Arif Ali Cangı – www.haberexpres.com.tr

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page