Editörün SeçtikleriFoto GaleriHayvan HaklarıManşet

Vahşi yaşamdaki anneler ve yeni doğmuş bebekleri [Foto Galeri]

Doğada yavru hayvanların ve ebeveynlerin samimi anları her gün görülemiyor. Bunun da bir sebebi var.

Yeni doğmuş bebekleri olan anneler genel olarak tetikte oluyorlar. Bu yüzden bu kareleri yakalayabilmek de kendinizi onların yerine koymayı ve güvenlerini kazanmayı gerektiriyor.

Nesli tükenen türleri çekti

Yukarıdaki fotoğrafı yakalayan Suzi Eszster, dünyanın dört bir yanındaki çeşitli hayvan ve yavruları fotoğraflayan ödüllü bir vahşi yaşam fotoğrafçısı. Aynı zamanda kendi koleksiyonunu içeren ve çoğu nesli tükenmekte olan hayvanlarda oluşan bir kitabı var.

Gizmodo’nun aktardığına göre Eszster, “Bence tüm hayatlar önemli. Ancak bilhassa nesli tükenmekte olan veya kritik seviyede olan türlerin yeni üyeleri çok önemli sayılır ve belgelenir. Gerçekten ve gerçekten çok önemlidir” ifadelerini kullanıyor.

Kenya’daki Masai Mara Ulusal Koruma Alanı’nda bir aslan yavrusu.

İlgisi çocukluktan başladı

Eszter, çocukluğundan beri vahşi yaşam fotoğrafçısı olmak istediğini söyledi. En büyük destekçilerinden biri kendi annesiydi, şu anda anneleri ve bebekleri fotoğraflamakta uzmanlaştığı için komik bulduğu bir gerçek.  Ancak Eszter, annesinin “hiç de doğa insanı olmadığını” söyledi. Yine de bu, annesini, kızının vahşi yaşam fotoğrafına olan ilgisini teşvik etmekten asla alıkoymamış.

Bir Borne orangutanı ve iki buçuk yaşındaki bebeği.

İlk kamerası olan Pentax IQ Zoom’u altı yaşındayken aldığını hatırlıyor. Onu ailenin kedi ve köpeklerini fotoğraflamak için kullanıyormuş. Eszter büyüdükçe sincaplara ve kuşlara yöneldi. Okulda korktuğunu ve uyum sağlamadığını hissettiği için de doğada olmaya ve hayvanlarla birlikte olmaya yöneldi.

Bir anne bizon, bebeğiyle Montana’daki Yellowstone Milli Parkı’nda oynuyor.

Önde gelen kadın fotoğrafçılardan

Yıllar geçtikçe Eszter, fotoğrafçılığa olan ilgisini tam zamanlı bir mesleğe dönüştürdü. Bugün, önde gelen birkaç kadın vahşi yaşam fotoğrafçısından biri. Genç kızlara ücretsiz doğa fotoğrafçılığı atölyeleri sunan, kar amacı gütmeyen Girls Who Click‘i kurdu.

Eszter, ayrıca Kuzey Amerika Doğa Fotoğrafçılığı Derneği tarafından yılın seçkin fotoğrafçısı ödülüne layık görüldü. Bu ödül son 24 yılda yalnızca bir kadına verilmişti.

Bir anne fil bebeğini Masai Mara Ulusal Koruma Alanı’nda taşımak için hortumunu kullanıyor.

Güven ilişkisi gerektiriyor

Yavru hayvanların ve ailelerinin fotoğraflarını çekmek için dünyayı dolaşmak çocuk oyuncağı gibi görünse de, durum böyle değil. Bir vahşi yaşam fotoğrafçısı olmak, amansız bir sabır ve hayvanla bir güven ilişkisi geliştirmeyi gerektiriyor.

Kendisini annelerin yerine koymanın önemli olduğunu dile getiren Estzer annelere stresli veya korkutucu bir şekilde yaklaşmamak gerektiğini söylüyor.

Kosta Rika’daki Cahuita Ulusal Parkı

’14 saat boşuna beklediğim oldu’

Leopar yavrularıyla yakın zamanda yaşadığı bir deneyimi anlatan Estzer, yavrular beş haftalıkken başlayıp 18 aylık olana kadar yaptığı çalışmayı şu sözlerle anlattı:

14 saatin geçtiği günler vardı. Küçük bir yüzün gülümsediğini görmeyi umarak 14 saat boyunca bir termit tümseğine baktığımı ve hiçbir şey olmadığını hatırlıyorum.”

Eszterhas’a göre, ayılar meraklı hissettiklerinde arka ayakları üzerinde zıplama eğiliminde.

Bazı hayvanlar daha zor

Bazı hayvanların bir görüntüde yakalanması diğerlerine göre çok daha zor. Çakal gibi utangaç hayvanlarla çalışmak inanılmaz derecede zor olabiliyor. Çakallar söz konusu olduğunda Eszter, ilk fotoğrafını çekmeden önce çakalların varlığına alışmasının 17 gün sürdüğünü söyledi.

Oraya ulaşmak için arabasını her gün hayvanların inine biraz daha yaklaştırdı. Bu, alışkanlık haline getirme olarak bilinen bir işlemdi. Sabah bölgeye gidiyor ve gece gidiyordu çünkü aracı çalıştırmak bile rahatsız edici olabiliyordu.

Sıcak, sıkışık bir arabada 14 saat kalmak ve tuvaleti kullanmak için dışarı çıkmak çakalların onu koklayacağı anlamına geldiği için su şişelerine işemek demekti.

Kanada’daki Wapusk Ulusal Parkı’nda çekilen bu fotoğrafta yer alan kutup ayısı yavruları, mağaradan yeni çıkmış ve dünyayı ilk kez görüyor.

‘En büyük tehlike insanlar’

Herhangi bir hayvanla tehlikeli bir durum yaşayıp yaşamadığı sorulan Eszter şu cevabı verdi:

Hayvanlar tahmin edilemez, ancak insanlar hayvanlardan çok daha öngörülemez. Ve bunu söylemek oldukça üzücü. Ama bu benim işim için insanlar en büyük tehlike.”

Bu şempanze, yaklaşık bir yaşında ve Uganda’nın Kibale Ulusal Parkı’nda yaşıyor.

Çalışırken, birinin onu kaçırmaya çalıştığını belirten Estzer bu durumdan kaçmayı başardığını söyledi. Başka bir olayda, 12 sarhoş korucu onu “kaçak avcılıktan” tutuklamaya çalıştı, ki bu açıkça doğru değildi ve başka niyetleri olduğu açıktı.

Hindistan’daki Bandhavgarh Ulusal Parkı’nda doğum ininin hemen dışında dört yavrusundan ikisini tutan bir kaplan anne.

Eszterhas, Hindistan hükümeti tarafından yakından korunan vahşi bir kaplan inini fotoğraflamasına izin verilen birkaç fotoğrafçıdan biri. İzin aldıktan sonra annesi doğum yapana kadar 18 ay nöbet tuttu.

Hindistan’daki Bandhavgarh Ulusal Parkı‘nda muhteşem bir mağarada olduğunu söylediği kaplanın inini bulması yaklaşık 10 gününü aldı. Anne çok rahat olmasına rağmen, yavrular utangaçtı ve ona alışmaları yaklaşık bir hafta sürdü. Koşulların üstesinden gelmek de kolay değildi. Muson mevsimiydi ve sıcaklıklar 46 dereceye kadar yükselmişti. Estzer, bütün bu çabaya değdiğini söyledi.

Eszterhas’a göre liman fokları insanlara alışkın değildir ve oldukça utangaçlar. Onları çekmek için gizli fotoğrafçılık yapmak zorunda kaldı.

Yıllar geçtikçe Eszterhas, çekimleriyle başkalarından daha fazla yardım almayı da öğrendi. Kariyerinin başlarında, her şeyi tek başına yapıyordu, çünkü öncelikle kayıtsız bir bütçe üzerinde çalışıyordu.

Şu anda ise yerel ekonomilere ve topluluklara para kazandırmaya yardımcı olmak için  izleyiciler ve rehberler kiralayabiliyor.

Antarktika’da deri değiştirme veya bebek tüylerini kaybetme sürecinde olan bir Adélie pengueni

Comments

Comments are closed.