Ana Sayfa Blog Sayfa 754

North Stream sızıntısı: Benzeri görülmemiş bir iklim ve çevresel etkisi olabilir

Baltık Denizi‘ndeki iki Rus gaz boru hattındaki, sabotaj ihtimali güçlenen sızıntı ve patlamalar, büyük miktarda sera gazı yayıyor. Kesintinin bir iklim ve çevre felaketine neden olabileceğinden korkuluyor, ancak bunun ne ölçüde olabileceği halen belirsiz. 

Rusya’nın Avrupa’ya akan gazı kesmesi nedeniyle boru hatları çalışır durumda değildi ancak her ikisi de doğal gaz içeriyor. Doğal gaz ise ağırlıklı olarak karbondioksitten (CO2) sonra  iklim değişikliğinin en büyük ikinci nedeni olan güçlü bir sera gazı olan metandan oluşuyor.

Kâr amacı gütmeyen Temiz Hava Görev Gücü’nün kıdemli bilim adamı olan atmosferik kimyager David McCabe, “Bir takım belirsizlikler var, ancak bu boru hatlarındaki sorunu çözmede başarısız olunursa, iklim üzerindeki etkisi feci,  hatta benzeri görülmemiş olabilir” diyor.

Metan, gezegeni ısıtan CO2 potansiyelinin 80 katından fazlasına ve 100 yıldaki etkisinin kabaca 30 katına sahip. Bilim adamları , önümüzdeki birkaç yıl içinde metan emisyonlarında keskin kesintilerin iklim değişikliğini engellemede hayati bir kaldıraç olacağını söylüyor.

Reuters‘e konuşan McCabe ve diğer emisyon uzmanlara göre sızıntının boyutunu değerlendirme henüz mümkün değil, çünkü boru hattındaki gazın sıcaklığı , ne kadar hızlı sızdığı ve yüzeye ulaşmadan önce sudaki mikroplar tarafından ne kadar gazın emileceği gibi faktörler belirsiz. 

Ancak her iki Kuzey Akım boru hattı da çoğunlukla metan içerdiğinden, “büyük ve son derece zararlı bir emisyon  potansiyeli çok endişe verici” diyor McCabe.

Imperial College London‘daki Sürdürülebilir Gaz Enstitüsü‘nde araştırma görevlisi olan Jasmin Cooper de, denizaltı boru hatlarından sızıntılarla ilgili mevcut verilerin yetersiz olmasından dolayı atmosfere tam olarak ne kadar gazın ulaştığını söylemenin zor olacağını, bunun için Rus devlet şirketi Gazprom’un açıklamasını bekleyeceklerini belirtiyor.

He kadar metan sızıyor olabilir?

Ticari metan ölçümü uydu firması GHGSAT’ın ölçümlerden sorumlu başkan yardımcısı Jean-Francois Gauthier, mevcut verilere dayanan “ihtiyatlı bir tahmin”, sızıntıların birlikte ilk ihlal edildiğinde saatte 500 metrik tondan fazla metan saldığını ve basınç ve akış hızının zamanla azaldığını söylüyor.

2016 yılında Amerika Birleşik Devletleri‘ndeki devasa Aliso Canyon gaz sızıntısı, zirve noktasında saatte yaklaşık 50 ton metan yaymıştı. Gauthier, “Yani bu çok daha büyük bir felaket” diyor.

Rusya‘nın Ukrayna‘yı işgal etmesinden hemen önce Almanya tarafından rafa kaldırılan ve hiçbir zaman çalışmaya başlamayan hatlardan biri olan Nord Stream 2‘nin bir sözcüsü bu hafta sistemin 300 milyon metreküp gaz tuttuğunu söylemişti.

Londra‘daki Queen Mary Üniversitesi’nden kimya mühendisi Paul Balcombe, Euronews’e bu miktarın tamamının atmosfere bırakılmasının yaklaşık 200.000 ton metan emisyonuyla sonuçlanabileceğini bildirdi. Alman kâr amacı gütmeyen kuruluş Deutsche Umwelthilfe de potansiyel emisyon hakkında benzer bir tahminde bulunuyor.

Küresel ısınmaya etkisi nedir?

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) yaptığı hesaplamalara göre bu metan miktarı 100 yıllık bir zaman diliminde yaklaşık 6 milyon ton CO2 ile aynı küresel ısınma potansiyeline sahip. Bu da kabaca  Havana veya Helsinki gibi orta büyüklükteki şehirlerin bir yılda yaydığı CO2 miktarına eşit bir emisyon anlamına geliyor.

Ancak boru hattıyla ilgili yetkililer, bakım için devre dışı bırakılan sistemde ne kadar gaz kaldığını söylemeyi reddediyor.

AB enerji komiseri Stefano Grassi dün yaptığı açıklamada, sızıntıların bir “iklim ve ekoloji felaketi” olma riski taşıdığını belirtmişti.

Grassi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Neler olup bittiğini araştırmak ve sızıntıları durdurmanın ve daha kötü hasarı önlemenin en hızlı yolunu bulmak için AB üye ülkeleri ile temas halindeyiz” demişti.

Deniz yaşamına zararları

Bu tür sızıntılar denizdeki yaşamın anında etkileyebilir ve öldürebilir. Ancak yetkililer az boru hattı sızıntılarının çevredeki bitki ve hayvan yaşamı için sınırlı bir tehdit oluşturduğunu söylüyor.

Buna karşılık çevre örgütü Greenpeace balıkların nefes almalarını engelleyebilecek gaz bulutlarına yakalanabilecekleri endişesini dile getiriyor.

Ne olmuştu?

Kuzey Akım gaz sızıntısının nedeni hala belirsiz olsa da, AB ve Rusya’dan gelen son haberler sabotaj ve kasıtlı eyleme işaret ediyor.

İlk sızıntı, pazartesi akşamı Danimarka‘nın Bornholm adası çevresinde Nord Stream 2‘de keşfedilmiş; saatler sonra, Kuzey Akım 1′in ayrı bölümlerinde, Baltık Denizi’nin hem Danimarka hem de İsveç ekonomik bölgelerine ulaşan iki sızıntı daha tespit edilmişti.

Sismologlar, Baltık Denizi’nin altındaki iki Rusya-Almanya boru hattından gaz emisyonu başlamadan önce denizde patlama olduğunu düşündükleri olayları kaydetmişti.

Kenya’da son 40 yılın en kötü kuraklığında fil ve zebralar da yaşam savaşı veriyor

Uyarı: Bu haber hassas kişiler için rahatsız edici bilgi ve görüntüler içebilir.

*

Kenya’nın kırk yıldır gördüğü en büyük kuraklık, üç ayda dünyanın en nadir zebra türünün neredeyse yüzde 2’sini ve aynı dönemin normaline göre 25 kat daha fazla filin ölümüne sebep oldu.

Kuraklığın giderek artmasıyla yiyecek aramak için kent ve kasabaların etrafına kadar gelen yaban hayvanları insanlarla ölümcül çatışmalara girmek zorunda kalıyor.

Uzmanlar, vahşi yaşamı korumaya yönelik önlemler alınmazsa ve yaklaşan yağmur mevsiminde ülke yeniden yetersiz yağış alırsa Doğu Afrika ülkesinin birçok yerindeki hayvanın bir varoluş krizi yaşayacağını belirtiyor.

Türler arasında en nadide olan Grevy zebrasının dünyada yalnızca 3 bin bireyi kaldı ve 2 bin 500’ü Kenya’da.

Kenya’nın kuzeyinde Haziran ayından bu yana kuraklık yaklaşık 40 Grevy zebrasını öldürdü ve daha bir bu kadar zebrnın ölebileceği düşünülüyor.

Grevy’s Zebra Trust (GZT) görevlisi olan Andrew Letura, “Bu bizim için ciddi bir tehdit” dedi:”Üç ay içinde 40’ını kaybediyorsak, bu kalan nüfus için ne anlama geliyor?”

Fotoğraf: Baz Retner / Reuters

Güney Kenya’daki durum da iç karartıcı: Korucular, normal bir Eylül ayına kıyasla sekiz kat daha fazla ölü veya ayakta duramayacak kadar zayıf hayvan saydıklarını belirtiyor.

Amboseli ekosisteminin koruma alanlarını gözlemleyen Big Life Foundation’dan Benson Leyian‘ın aktardığına göre, Amboseli Filleri Vakfı, 50 filin ölü veya kayıp olduğunu kaydetti.

Kitenden Koruma Alanı‘nda, ölü hayvan bedenlerinin kokusu o kadar güçlü ki, oradaki korucular bazı turistlerin koruyucu maske takmaya başladığını söyledi.

Bazı vahşi hayvanlar insanların elinde can çekişerek ölüyor. Leyian, “Diğer kurak mevsimlere kıyasla, vahşi hayvan eti ticareti için avlanma oranlarında beş kat artış gördüklerini söyledi.

Save the Elephants (Filleri Kurtarın) kuruluşu, silah veya mızrakla öldürülmüş ancak dişleri çalışnmamış fillerin sayıssının arttığını belirtti: Bu, fillerin kaçak avlanma yüzünden değil, insanlarla çatışmada öldüğünün bir işareti.

Uzmanlar, krizin yalnızca kuraklığa bağlanamayacağını söylüyor. Save the Elephants’ın saha operasyonları şefi David Daballen, çiftlik hayvanlarının aşırı otlatılmasının meraları tükettiğini ve bu ekosistemlerin kuraklıktan kurtulmasını zorlaştırdığını söyledi.

GZT’den Letura için, Ekim-Kasım aylarında beklenen yağmurların yapmaması olasılığını düşünmek bile korkutucu: “Durum zaten kötü. Ama bu durumda ciddi bir kriz haline gelir.”

“Şu an kimle konuşursanız söylediği ilk şey, yağmur yağması için dua ettiği.”

Karacasöğüt yat limanı için halkın katılım toplantısı iptal, bakanlık ‘halk bilgilenmek istemiyor’ dedi

“ÇED gerekli değildir” kararı mahkemece iptal edilen Marmaris-Karacasöğüt yat limanı genişletme projesinin kapağı bile değişmemiş dosyasını Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kabul edip ÇED sürecini başlattı. Bu usulsüzlüğü reddeden bölge halkı ise bakanlığın düzenlediği “halk katılım toplantısını” yaptırmadı.

Muhtarlıkta dün gerçekleştirilen toplantıya toplantıya Karacasöğüt halkı,  Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi, Datça MUÇEP Meclisi, Gökova MUÇEP Meclisi, Menteşe MUÇEP Meclisi, Deştin Çevre Platformu temsilcileri ile Marmaris ve Muğlalı vatandaşlar katıldı.

Bakanlığın iptal gerekçesi: Halk bilgi almak istemiyor

Toplantıya başkanlık eden Bakanlık temsilcisi, şirketin sunumuyla oturumu başlatmak istedi ancak Karacasöğüt sakinlerinin usul hakkındaki itirazlarını ısrarla dile getirmeleri üzerine yurttaşlara söz vermek zorunda kaldı. Projenin yaratacağı sonuçlardan yaşamları doğrudan etkilenecek bölge halkı, ortak görüş olarak toplantıya konu proje tanıtım dosyasının halkı bilgilendirmek yerine yanıltmak için hazırlanmış bir içeriğe sahip olduğunu, bakanlığın böylesi bir dosya üzerinden ÇED sürecini başlatmasının mahkeme kararını tanımamak anlamına geleceğini ve suç teşkil edeceğini  kaydetti.

Toplantının yapılmasının usulen mümkün olmadığını belirten katılımcılar  itirazların dayandığı mevzuatların da yer aldığı dilekçeyi imzaya açtı ve bakanlık temsilcilerinin dilekçeyi tutanağa ekleyecekleri beyanı ile yetkililere teslim edildi.

Toplantının sürdürülmesi yönünde bakanlık yetkililerinin ısrarı karşısında katılımcı halkın protestosunun sürmesi üzerine toplantı iptal edildi. Katılımcılara bir örneğinin verilmesi zorunlu olan  “toplantı tutanağı” halka verilmedi; toplantının gerçekleşmeme nedeni olarak ise “halkın bilgi almak istemediği” yazıldı.

Toplantının iptalinin ardından  Karacasöğüt yaşayanları, Marmaris Ekolojik Mücadele Komitesi, Datça MUÇEP Meclisi, Gökova MUÇEP Meclisi, Menteşe MUÇEP Meclisi, Deştin Çevre Platformu temsilcileri ile Marmaris ve Muğlalı vatandaşlar ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

İyi haber: Avrupa’da yaban hayatı geri dönüyor

Vahşi yaşamdaki ‘toparlanma’yı inceleyen büyük bir araştırmanın sonuçlarına göre, kurtlar, boz ayılar ve beyaz kuyruklu kartalların Avrupa‘daki popülasyonunda artış var.

Türlerin “geri dönüşüne” ilişkin rapor, yasal korumanın, habitat restorasyonunun ve yeniden girişlerin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu çalışmaların türlerin geri dönüşünü nasıl en iyi şekilde sağlayabileceğini göstermek için nüfus büyüklüğü ve coğrafi dağılımı son 40 yılda genişleyen 50 yaban hayatı türüne ilişkin verileri analiz etti.

Rewilding Europe tarafından yaptırılan Avrupa Yaban Hayatı Geri Dönüş raporunun yazarlarından biri olan Londra Zooloji Derneği‘nden (ZSL) Louise McRae, “Büyük çoğunluk insan çabaları sayesinde iyileşti” dedi: “Küresel biyoçeşitlilik üzerinde çalışan ve küresel eğilimleri araştıran biri olarak en son istatistikleri duymak oldukça iç karartıcı olabilir, ancak bu rapor gerçekten heyecan ve cesaret verici. Benim gibi insanlara yaptığımız şeyi yapmaya devam etmeleri için ilham veriyor.”

Guardian‘da aktarılan çalışmadan elde edilen verilere göre, gri kurt, etoburlar arasında en hızlı döneni oldu. Yüzyıllar boyunca insanlar tarafından öldürülen ve  1970’lerde güney ve kuzeydoğu Avrupa’nın küçük bölgelerinde sadece birkaç bireye kadar düştüğü hayvanların sayısı, korumaya yönelik mevzuatın yürürlüğe girmesinden ve onlarla birlikte yaşamaya daha fazla hoşgörü gösterilmesinden bu yana yüzde 1.800 arttı. Şu anda neredeyse tüm kıta Avrupası’nda dolaşan 17.000 birey bulunuyor ve Birleşik Krallık’ta onları yeniden tanıtma ve koruma yönünde çağrılar destek buluyor.

Yeniden vahşileştirme nedir?

Yeniden vahşileştirme; insan faaliyetleri tarafından değiştirilen vahşi yaşam alanlarında doğanın ve doğal yaşamın yeniden restorasyonuna verilen ad. Jaguarlar ve kurtlar gibi yırtıcıları serbest bırakmaktan kentsel alanlarda yerel alanlara yer açmaya kadar, yeniden vahşileştirme büyük veya küçük ölçekte gerçekleşebiliyor.

Örneğin İngiltere’nin Sussex sahilindeki yosun ormanlarının geri dönüşü veya Galapagos Adaları’nda alaycı kuşların yeniden ortaya çıkışı, İç savaştan sonra Mozambik’teki Gorongosa milli parkının restorasyonu gibi örneklerde büyük başarı sağlanmış durumda.

İskoçya’nın Mull Adası açıklarında avlanan bir beyaz kuyruklu kartal.

Yapılan çalışmada, 12.500 çift ak kuyruklu kartalın, Avrupa’nın büyük bir bölümünde, İskoçya’nın batı kıyısında ve Wight Adası‘nda artan nüfusa sahip olduğu bulundu. Avrupa genelinde, esas olarak yasal koruma ve zararlı pestisitlerin yasaklanması sayesinde 1970 ile 2018 arasında sayılarında  yüzde 445’lik bir artış oldu.

Avrasya kunduzu ise, 1960 yılındaki popülasyonundan 16 kat artışla ve 1955’ten beri yaşam alanını 8,5 kat genişleterek, otçullar arasında en çok güçlenen türlerden biri oldu.

Barnacle kaz, kızıl akbaba ve büyük beyaz ak balıkçılın ise en başarılı kuş geri dönüşleri arasında olduğu tespit edildi. Şu anda dünyada yaklaşık 800 çift sakallı akbaba bulunuyor ve 1991’den bu yana nüfuslarında yüzde 120’lik bir artış yaşandı. Doğu Avrupa‘daki bazı popülasyonlar hala tehdit altında olsa da, yeniden yerleştirme programları ve öldürme yasakları sayesinde Fransa, İspanya ve Almanya‘da çoğalıyorlar.

1960’dan bu yana, daha iyi yasal koruma sayesinde boz ayı popülasyonu da yüzde 44 artış gösterdi, ancak bu hayvanlara yönelik tehditler ve yerleşim alanlarına giren insan-ayı çatışmaları halen devam ediyor. McRae, “Etoburlar gibi türlerle bir arada yaşamak hala bir zorluk, ancak tutumlar değişiyor. Hala hala bu türlerle birlikte yaşamanın yollarını öğreniyoruz” diye konuştu.

ZSL, BirdLife International ve Avrupa Kuş Sayımı Konseyi tarafından derlenen rapor, 24 memeli, 25 kuş ve bir sürüngen hakkındaki verileri de inceledi.  Ana veri kaynakları Yaşayan Gezegen Endeksi Veritabanı, AB Kuşlar Direktifi ve neslinin tükenme riskini ölçen IUCN kırmızı listesi olarak belirlendi.

Kısmen uzun vadeli eğilimler hakkında çok daha az veri bulunduğundan, rapora hiçbir böcek veya bitki dahil edilmedi. McRae, “Bu türleri seçtik çünkü çok iyi gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.

Önceki analizler, boz ayıların, kurtların, bal arılarının ve Avrasya vaşaklarının, AB’nin yasal düzenlemeleri nedeniyle tüm omurgasızların toplamıyla neredeyse aynı miktarda fon aldığını gösteriyor. Oysa bazen kunduz veya kurt gibi ‘şemsiye türlerin’ korunması genel olarak tüm habitatlara yarar sağlıyor.

Bulgular olumlu ama…

Araştırmada elde edilen olumlu bulgulara rağmen, 1 milyon türün nesli halen tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa’da korunan alanların büyük çoğunluğu ise kötü veya çok kötü durumda ve vahşi yaşam gezegen genelinde büyük bir hızla kaybolmaya devam ediyor. Ele alınan türlerin  birçoğu son 40 yılda iyileşme gösterse de, yüzyıllar süren düşüşten dolayı hiçbiri tarihsel olarak olması gereken sayıya da ulaşabilmiş değil. 

İki kişi bir kunduzu kafesten gölete yönlendirmeye çalışıyor

Kuşlar ve habitat direktifleri gibi AB yasalarıyla yasal koruma, arazi kullanımındaki değişiklikler ve daha iyi tür yönetimi, türleri kurtarmak için en etkili araçlar arasında. Korunan alanların genişletilmesi ve birbirine bağlanması, türlerin yeniden tanıtılması ve habitatların kalitesinin iyileştirilmesi de işe yarıyor. Rewilding Europe’un yönetici direktörü Frans Schepers şunları söyledi: “Bu yeni rapor, yalnızca Avrupa’daki vahşi yaşam türlerinin iyileştiğine değil, aynı zamanda neden iyi iyileştiklerine de ışık tutuyor.”

Yaklaşık on yıl önce yayınlanan bir önceki ‘Avrupa’da Yaban Hayatı Geri Dönüşü’ raporundan bu yana, analiz edilen türlerin çoğunun durumunda iyileşme devam etse de araştırmacılar dikkatli yorumlar yapıyor:  “Başarı öykülerinden öğrenerek, yaban hayatının geri dönüşünü her alanda en üst düzeye çıkarabiliriz. Rapor ayrıca toparlanmanın devam etmesini sağlamak ve daha fazla türün bundan faydalanmasını sağlamak için birçok cephede çok çalışmamız gerektiğini gösteriyor”

Araştırmacılar, yeni önerilen AB Doğa Restorasyon Yasası‘nın kabul edilmesi halinde, bunun biyolojik çeşitlilik kaybı ve iklim bozulmasıyla mücadele çabalarını güçlendireceğini söylüyor. Yasa tasarısında, 2030 yılına kadar tozlayıcı popülasyonlarındaki düşüşü tersine çevirme ve aynı tarihe kadar kimyasal pestisit kullanımını yarıya indirme hedefleri yer alıyor.

Birleşmiş Milletler’in doğa restorasyonu konusundaki gelecek on yıl planı, bu aralık ayında Cop15‘te Montreal’de kararlaştırılacak.

11. Pembe Hayat Kuirfest, 30 Eylül’de başlıyor: Yasaksa Yasak!

Geçen 10 yılı onlarca yasağa rağmen sürdüren Pembe Hayat KuirFest, bu yıl da dolu bir programla seirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. 30 Eylül’de başlayacak festivalde, bu yıl da kısa ve uzun filmler, tiyatro oyunları, gazinolar, atölyeler, partiler ve konuklar yer alacak.

“Yasaksa Yasak” etiketinin öne çıkarıldığı festival, 2 Ekim’e kadar Ankara‘da devam edecek, 16-18 Ekim’de ise İstanbul‘a taşınacak. İstanbul programı 12 Eylül’de Nükhet Duru’nun sahne alacağı gazino programıyla başlayacak.

Lale Mansur‘dan Popo Fan‘a, Kami Sid‘e kadar birçok sanatçının yer alacağı festival, 58 film gösterimi, beş özel atölye, beş etkinlik ve bir tiyatro oyununa ev sahipliği yapacak. Öne çıkan programlar İstanbul Sözleşmesi Etkinliği, Lale Mansur Eşliğinde Düş Gezginleri Gösterimi, Mubi ve Başka Sinema Seçkileri olurken yönetmen Metin Akdemir Film Hayal Atölyesi, Zeynep Su Topal Kuir Drama ve Aras Örgen “Aktivizmde Kişisel Esenlik ve Kolektif İyileşmenin Temelleri” atölyelerini gerçekleştirecek.

Programdan seçmeler

Ateşli ve Gözüpek: Lale Mansur Eşliğinde Düş Gezginleri Gösterimi: 15 Ekim 2022 / 18:00 Düş Gezginleri film gösterimi ardından / Pera Müzesi, İstanbul

Kolaylaştırıcılığını KuirFest Direktörü Gök Akyel ve kuir sinemacı, aktivist, Hayalimdeki Sahneler filminin yönetmeni Metin Akdemir’in gerçekleştireceği söyleşi, ateşli ve gözü pek Lale Mansur Sineması’nı tüm açıklığıyla ortaya koyacak.

Vazgeçmiyoruz: İstanbul Sözleşmesi Özel Etkinliği: 15 Ekim 2022 / Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği‘nin Moxie Film’le beraber hazırladığı “Bu Kalabalığı Hatırla” belgesel serisinin ilk bölüm özel gösteriminin ardından gerçekleşecek olan oturum Janset Kalan’ın kolaylaştırıcılığında, yönetmenler Vuslat Karan ve Burcu Melekoğlu, belgeselde yer alan muhabir, editör ve yayın yönetmeni Yıldız Tar, KİH-YÇ’den Berfu Şeker ve İstanbul Sözleşmesi’ni Uygula Kampanya Grubu’ndan İrem Gerkuş‘un katılımıyla sürdürülecek.

Oscar Adayı Kaçış, Başka Sinema Ortak Gösteriminde!: 2 Ekim 2022 / 19:45 / Goethe-Institut, Ankara, 15 Ekim 2022 / 21:15 / Kadıköy Sineması, İstanbul

Afganistan‘dan Danimarka’ya uzanan 90 dakikalık bir göç hikayesini, eşcinsellik, toplumsal cinsiyet, insan hakları, adaletsizlik ve yurtsuzluk kavramlarını odağına alarak işleyen film, Danimarka adına 2022 En İyi Uluslararası Film, En İyi Belgesel ve En İyi Uzun Metraj Animasyon dallarında Oscar adayı olmuştu.

Kısalardan Hisseler: MUBI özel seçkisi: Daha çok kısa filmlerden oluşan seçkide sekiz kuir film sunulacak.  Seçki ücretsiz olarak herkese açık olacak.

Ayrıntılı bilgi ve program için tıklayın.

 

İrem Derici’nin Elazığ’daki konseri de iptal!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy‘un yasaklamanın yaygın olmadığını, yasak gelenler için de dava yolunun açık olduğunu söylemesine rağmen, festival ve sanatçı yasakları hız kesmeden devam ediyor. Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) İl Başkanı Yasin Kavaklı‘nın hedef aldığı İrem Derici’nin Elazığ’da vereceği konser de iptal edildi.

HÜDA-PAR İl Başkanı Yasin Kavaklı, festivale katılan sanatçıların Elazığ halkının manevi değerlerine uygun olmadığını belirterek, “Kurum ve kuruluşlarımız şehrin bu azizliğine zarar verecek etkinliklere prim vermemeli, aziz şehri eşcinsellik denen sapıklıktan muhafaza etmelidir. Köfteciler sokağı esnafımız başta olmak üzere aziz şehrin insanları, bu lezzetlerimizin sapkın organizeler ile lekelenmesine müsaade etmemeli, tepkisini göstermelidir” demişti.

‘Şarkılarımı bağıra bağıra söyleyeceğim’

İptal kararına sosyal medya üzerinden tepki gösteren Derici “Sevenlerimle arama giremezsiniz. En kısa zamanda bir şekilde sizinle buluşup şarkılarımı bağıra çağıra söyleyeceğim. Bunu da buraya not edin!” dedi.

https://twitter.com/iremderici/status/1574847056870514690

Baskılar sonrasında festivali organize eden Elazığ Tatlıcılar Odası başkanı Zülfü Tarhan da İrem Derici konserinin iptal edileceğini doğruladı. Sözcü’den Evren Demirdaş’a konuşan Tarhan, sanatçının 2021 yılında alışveriş merkezi açılışı için de Elazığ’a geldiğini ve hiçbir kimseden tepki oluşmadığını hatırlatarak şunları söyledi: 

“Bu yıl 4’üncüsünü düzenleyeceğimiz Salçalı Köfte Festivali’nde sanatçı İrem Derici’yle ilgili son zamanlarda bazı STK ve siyasi partilerin karşıt açıklamaları ve baskılarından dolayı bu konseri iptal etme kararı alacağız.

İrem Derici, 2021 Elazığ’a AVM açılışına katıldı, kimseden bir tepki yoktu ancak bu seneki festivalimizde İrem Derici’nin sahne alacağını duyurmamız sonrasında bir algı oluşturarak bu konserin iptal edilmesi için baskı oluşturmaya başladılar.

Memleketimizin başka sorunu kalmamış gibi bir tek problem İrem Derici’ymiş demek ki. Biz de mecburen bu konseri iptal etme yoluna gideceğiz.”

Zeytinli Rock Festivali de yasaklandı: ‘Bu yaz, yasakçılığın son yazıdır’

Yaz aylarının başından beri Türkiye’de çok sayıa konser, festival ve etkinlik yasaklanıyor.

Sahnede giydiği kıyafetlerle bir süredir hedef gösterilen sanatçı Gülşen‘in 23 Temmuz’da Şile‘de vereceği konser de kaymakamlık tarafından iptal edilmişti.

Dersim‘de düzenlenecek olan Munzur Festivali  ardından Zonguldak‘taki Kozlu Müzik Festivali Valilik tarafından yasaklanmıştı.

Daha önce Melek Mosso gibi kadın sanatçılar hedefe oturtularak konserlerine izin verilmemiş; Kürt müzisyenler Aynur Doğan ve Mem Ararat‘ın konserleri iptal olmuşNiyazi Koyuncu ve Apolas Lermi’ye de izin verilmemişti. Son olarak geçen hafta İlkay Akkaya‘nın Urfa‘daÇöp kutusuna taşı vereceği konsere de yasak geldi. Urfa Valiliği, sanatçının 25 Eylül’de bir AVM’de vereceği konseri, “genel güvenlik, kamu düzeni, emniyet ve asayiş yönünden uygun görülmediği” gerekçesiyle iptal etti.

Eskişehir’de Anadolu Fest, Ankara’da ODTÜ, İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesi festivali gibi pek çok etkinlik de art arda yasaklanmıştı.

Bitez Koyu’nun doğal sit koruma statüsü düşürüldü, imara ve madenciliğe açıldı

‘Kontrollü kullanım’

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü kararında şu ifadelere yer verildi:

“Muğla ili, bodrum ilçesinde yer alan, Eskiçeşme-Bitez Mahalleleri ve Çevresi (5.Etap) Doğal Sit Alanı, aşağıdaki haritada gösterildiği şekliyle Bakanlık Makamının 8 Eylül 2022 tarih E. 4517852 Olur’u ile ‘Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’ olarak tescil edilmiştir. Alana ait koordinat ve parsel bilgileri www.says.csb.gov.tr adresinde mevcuttur.”

İlanda atıf yapılan web sitesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı SİT Alanları Yönetim Sistemi’nde (SAYS) koyun doğusundaki 20 dönüm arazi ve Akvaryum Koyu’na komşu 50 dönümlük arazi için 1. Derece Doğal Sit Alanı notu düşülmüş durumda. Notta şu ifadelere yer veriliyordu:

Karar No: 7077
Karar Tarihi: 29.04.2011
Sit Durumu: 1.Derece Doğal Sit Alanı
Kısıtlar: 728 nolu İlke Kararı
Kapsam: Bilimsel Muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.

‘Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’nda neler yapılabilir?

Bakanlığın 7 Aralık 2019 tarihli İlke Kararları’nda “Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı”nda yapılabilecekler şöyle sıralanıyor:

  • Yerleşim yeri planlanabilir: Düşük yoğunlukta faaliyetler, turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır. Düşük yoğunluklu yerleşim yerleri olarak planlanabilir. Sit kararı öncesi alınan ruhsatlı yapılar mevcudiyetini korur.
  • Yoğunluk imar planıyla belirlenebilir: Kentsel yerleşik alanlarda ve kentsel dönüşüm alanlarında yoğunluk, yapılacak koruma amaçlı imar planlarında belirlenebilir.
  • Mevcut sanayi tesisleri kalabilir: Bu alanlarda sanayi tesislerine izin verilmez, ancak mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri, gerekli çevresel tedbiri almak koşulu ile kullanılabilir.
  • Madencilik faaliyeti yapılabilir: İlgili mevzuata uygunluğun sağlanması şartlarıyla madencilik faaliyetleri yapılabilir.
  • Kum, çakıl, maden alınabilir: Doğal peyzaj ve siluet dikkate alınarak kum, çakıl, taş, maden vb. malzeme alınabilir, bu amaçla ocak açılabilir.
  • Turizm tesisi, yat limanı yapılabilir: Koruma amaçlı imar planına uygun olması koşulu ile turizm tesisleri, yat limanı, tekne imal ve çekek yeri ve 1. sınıf hariç düzenli depolama tesisi yapılabilir.

Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 7 bin 245 lira oldu: Alım gücü hızla düşüyor

Türk-İş’in “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”na göre Eylül 2022’de dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı, yani açlık sınırı 7 bin 245 liraya yükseldi.

Gıda harcaması, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, giyim, sağlık gibi yapılması zorunlu diğer aylık harcamaları kapsayan yoksulluk sınırı ise 23 bin 599 liraya ulaştı.

Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise aylık 9 bin 469 liraya yükseldi.

Bir önceki ay aynı araştırmada açlık sınırı 6 bin 890 lira, yoksulluk sınırı ise 22 bin 442 lira olarak hesaplanmıştı.

Dünyada konut fiyatları en çok artan ülke Türkiye, en çok artan kent İstanbul oldu

Verilere göre gıda fiyatları ise bir önceki aya göre yüzde 5,15;  bir önceki yıla göre yüzde 130 arttı.

Raporda Türk Lirası’nın değer kaybına vurgu yapılarak, “Fiyatlar doludizgin artıyor, alım gücü hızla düşüyor. İnsan önce karnını doyurmak, sonra barınma ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılama ihtiyacı içindedir. Açlık, insani değerleri törpülerken toplumun dengesini sarsar. Yaz henüz biterken gıda fiyatlarındaki bu şiddetli artışın en temel sebebi TL’deki özellikle son bir yılda oluşan yüksek değer kaybıdır” ifadelerine yer verildi.

 

İstanbul Uluslararası Vegan Festivali’nin programı açıklandı

Bu yıl 1-2 Ekim’de Festival Park Kadıköy‘de gerçekleştirilecek Uluslararası İstanbul Vegfest‘te ziyaretçiler, Türkiye‘den ve dünyadan 53 konuşmacının 37 farklı oturumuna ücretsiz katılabilecek.

Türkiye’de veganlık bilincinin geliştirilmesi için çalışmalarını sürdüren Vegan Derneği Türkiye (TVD), herkesin katılımına açık olan uluslararası vegan festivali İstanbul Vegfest’in programını açıkladı.

1-2 Ekim tarihlerinde gün boyu sürecek olan festival, #YaşamaŞansVer sloganıyla vegan yaşam felsefesini anlamak ve hayvan hakları mücadelesine katkıda bulunmak isteyen herkese 10:00’dan itibaren kapılarını açacak.

Söyleşiler, performanslar, müzik dinletileri ve panellerden vegan yemek atölyeleri ve tadımlarına, ödüllü belgesel gösterimleri ve sergilerden, çocuklar ve yetişkinler için çeşitli atölyelere kadar pek çok farklı etkinlikğe katılmak için Radar İstanbul mobil uygulaması üzerinden veya festivalin sosyal medya hesaplarındaki LCV bağlantılarından, birinci ve ikinci güne ayrı ayrı ücretsiz kayıt yaptırarak karekod almak yeterli.

Festivalde yer alacak konu ve oturum başlıkları şöyle:

  • Etik, sürdürülebilir, sorumlu moda
  • Vegan yemek atölyeleri
  • Vegan çocuklar ve doktorlar ile etik, ekolojik, sağlıklı beslenme gerçekleri
  • Etik, sürdürülebilir, sorumlu turizm
  • Üniversitelerde vegan aktivizm
  • Hayvan hakları, insan hakları, hukuki mücadele ve veganlık
  • Vegan sporcularla bitkisel beslenme ve dayanıklılık
  • Genç iklim hareketi ve iklim acil durumu
  • Deniz ve okyanuslar, iklim krizi ve aktivizm
  • Vegan, zehirsiz tarım ve atıksız yaşam
  • Vegan kalite etiketi
  • Çocuk atölyeleri
  • Yoga atölyesi
  • Yaratıcı drama atölyesi
  • Çizim atölyesi
  • Sinema, hikaye anlatıcılığı ile belgesel gösterimi ve söyleşisi
  • Caz/Pop, Hint/Batı, akustik/elektro müzik dinletileri

Festival programı

1 Ekim Cumartesi

10:00 Ebru Arıman | Açılış Konuşması
10:10 Melisa Akkuş, Alen Zinzal | Genç İklim Hareketi
10:50 Havva Zorlu | Hayvan Fotomuhabirliği ve Türkiye’den Süt Çiftliği Gerçekleri
11:15 Renato Pichler | Dünya Çapında Veganlığı Güçlendiren Etiket V-Label
11:40 Av. Hacer Gizem Karataş | Mevcut Hukuki Düzenlemelerle Hayvanları Savunmak
12:50 Sita Gül Rose | Hint ve Batı Etkileriyle Bezenmiş Yeni Albüm Parçaları
13:30 Emre Yavuz ve Dr. Selin Alkan | Vicdan Hürriyeti: Askerde ve Hastanede Vegan Olmak
14:10 Av. Tuğçe Berber ve Av. Hacer Gizem Karataş | Vicdan Hürriyeti Kapsamında Veganlık ve Av Karşıtı Hukuki Mücadele
15:05 Nur Alaca, Kamillo Erdem, Eylül Aslan, Ahmet Caner Altay, Can Adalı, Güney Ulaş Türker, Ege Uğur Amasya | Kampüste Vegan Mücadele
16:00 Medusa Aslı Büyüközer | “Peki Balık Da Mı Yemiyorsun?” Aktivizmin Görünmeyen Yüzü: Sualtı
16:40 Mine Yağız | Canlı Hayvan Ticaretinden Veganlığa
17:10 Emma Håkansson | Bütüncül Etik Moda, Hayvan Özgürleşmesi ve Kolektif Kurtuluş
17:50 Gülan Eşsiz | Rotco Kurucu Ortağı Rotco: Çürüğün Dönüşümü
18:30 İlksen Gürsoy | Vegan ve Zehirsiz Tarım Deneyimi
19:00 Bennu Gerede | Şifalı Tınılar ve Dans Eşliğinde Vegan İpek
19:20 Prof. Dr. Ebru Günlü Küçükaltan, Bahar Bozkaya, Melike Çakmak | Sorumlu, Etik ve Sürdürülebilir Turizm Mümkün
20:30 Sezgin İnceel | ”E İnekler Nerede?”: Müzikli Bir Yolculuk
21:10 Sara Abed Millman | Bir Aktivizm Aracı Olarak Vegan Karakterler ile Hikâye Anlatıcılığı
21:50 Ezgi Selin Ülkü, Yusuf Emre Yalçın | “Anima” Belgeseli Gösterimi ve Söyleşi

2 Ekim Pazar

10:00 Ebru Arıman | Dünün ve Günün Özeti
10:10 Mehmet Şalcı | Yoga Atölyesi
10:50 Berna Köse, Canan Uğur, Rabia Turhan, Zeynep Sağlamöz | İklim Krizi ve Hayvan Hakları Kesişimi
11:30 Başak Demirkol, Hazal Selin Uygur Arifoglu, Mehmet Şalcı | Vegan Sporcular ile Bitkilerin Gücü Adına
12:25 Ayşenur Deveci, Tuana Tırnaksız | Neden Vegan ve Deneysiz Ürünler ile Makyaj?
13:05 Burcu Ebru Özdemir | Türcülük: Tanış ve Yüzleş
14:15 Rana Bulut, Seher Gül | Rana & Seher Caz/Pop Konseri
15:00 Elif Dağdeviren | Bir Veganın Kendini İfadesi
15:40 Nil Ormanlı Balpınar | Atıksız Yaşam Atölyesi
16:50 Av. Burcu Yağcı, Av. Tuğba Gürsoy | Pati Yardım Hattı ve Sokaktaki Hayvanlara Yönelik Nefret Suçları
17:45 Semih Özkarakaş, Vegan Aktivizmini ‘Çizimle’ Güçlendirme: Queer & Feminist Eksenlerle
18:25 Uzm. Dr. Ayşenur Yıldırım, Dr. Irmak Saraç, Sita Gül Rose | Her Yaşta Vegan: Çocuklar
19:20 Jasmijn de Boo, Bitkisel Yuvarlak Plakalar ve Beyaz Sıvılar: Gıda Etiketlemesinde Bitki Bazlı Gıda Sansürü

Kadınlar seçim öncesi toplanıyor: Laik ve demokratik bir ülkede; eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam!

Eşitlik İçin Kadın Platformu‘nun (EŞİK), genel seçimler yaklaşırken kadınların haklara saygı saygılı bir siyaset talebini yükseltmek için düzenleyeceği EŞİK Kadın Forumları‘nın ilki 1 Ekim ‘de Van‘da yapılacak.

İlk aşamada 11 ilde yapılacak Kadın Forumlarının ikinci durağı da 2 Ekim’de Edirne olacak.

Forumlarda komşu illerin de katılımıyla kazanılmış haklara yönelik tehditler, saldırılara karşı mücadele ve ortaklaşılan talepler konuşulacak.

Van Kadın Forumu 13.00-17.00 saatlerin arasında Van Barosu toplantı salonunda, Edirne Kadın Forumu ise 14.00-17.00 saatleri arasında Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nin toplantı salonunda gerçekleşecek.

Kadınların tüm kazanımları tehdit altında

Platformdan yapılan açıklamada “İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuz çekilme girişiminden çok daha önce başlayan ama artık eşit ve özgür bir hayat hakkımıza açık saldırılara dönüşen iklimin hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz” denildi:

Çalışma, seyahat etme, dilediğimizce giyinme, sanat yapma, konser verme, konsere gitme, dans etme, evimizin bahçesinde arkadaşlarımızla muhabbet etme, gülme, şaka yapma gibi haklarımıza ve yaşam tarzımıza yönelik hem iktidardan, hem de kışkırttığı fanatik yandaşlarından gelen saldırıların dozu her geçen gün artıyor.

Fotoğraf: Fatoş Sarıkaya / csgorselarsiv.org

İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme girişiminin sadece devletin kadına karşı şiddeti önleme yükümlülüğünden kaçması değil, aynı zamanda, kadınların haklarını güvence altına alan tüm yasaları, uluslararası sözleşmeleri ve mekanizmaları da terk etmesinin yolunun açılması anlamına geldiğini söyleyen EŞİK, “Anayasanın kadın erkek eşitliğini güvence altına alan 10. Maddesi ve aile reisliğine son veren 41. Maddesi çok uzun süredir kağıt üzerindeki bir kelime yığını halinde duruyor” ifadelerine yer verdi ve şunları söyledi:

“Sıra, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesini düzenleyen Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması (CEDAW) Sözleşmesine, çocukları istismardan koruyan Lanzarote Sözleşmesi’ne, çocuk istismarı faillerinin affına, 6284 sayılı şiddet yasasına, nafaka hakkına ve bir bütün olarak Medeni Yasa’ya gelebilir.

Kadınların ve kız çocuklarının kazanılmış tüm hakları tehlike altında.

İstanbul Sözleşmesi’nden geri adım atılması sürecinde iyice yükseltilen LGBTİ+ düşmanlığı ise artık sokaklara taşan bir nefret suçları dalgasına dönüşmüş halde ve tüm LGBTİ+’ların can güvenliğini tehdit etmekte.”

Türkiye’de kadın hakları artık bir bütün olarak tehlikede.

Bu tehlike ikincil bir mesele değil, ülkenin bütün acil sorunları ile eşit derecede önemli.

Seçim hazırlığındaki iktidarın kadınlara daha çok ayrımcılık ve şiddetten başka bir şey vaad etmediği belirtilen açıklamada muhalefetin de eşitlik krizini gözden kaçırdığını, çöküşten çıkış için acil önlemler önermediği dile getirildi:

“Milyonlarca kadın ve çocuk için iktidarın seçim vaadi, seçimden sonra nafakanın kesilmesi!”

EŞİK Kadın Forumları sonrasında daha da güçlenecek olan 5 acil talep ise şöyle sıralandı:

1. Eşit yurttaşlık hakkımızı aşındırmaktan vazgeçin.

2. Kazanılmış haklarımızı tehdit eden söylem ve girişimlere son verin.

3. Evde, işte, sokakta, tüm toplumsal yaşamda şiddetsiz bir yaşam sürme hakkımız için acil eylem planı uygulayın.

4. Eğitimi eşitlikçi, ayrımcılıktan uzak, bilimsel, laik, parasız hale getirin.

5. Eşit istihdam, kreş ve işyerinde şiddeti önleme mekanizmaları için etkin politikalar uygulayın.

Açıklamasını “Bir yüzyıl daha kaybetmeyeceğiz! Haklarımıza, hayatlarımıza, hayallerimize sahip çıkacağız!” diyerek bitiren EŞİK, kadınları özgürlüklerine yönelik tehditlere karşı birlikte durmak için Ekim ve Kasım ayı boyunca başka şehirlerde de devam edecek forumlara davet etti.