EkolojiHayvan HaklarıManşet

İyi haber: Avrupa’da yaban hayatı geri dönüyor

0

Vahşi yaşamdaki ‘toparlanma’yı inceleyen büyük bir araştırmanın sonuçlarına göre, kurtlar, boz ayılar ve beyaz kuyruklu kartalların Avrupa‘daki popülasyonunda artış var.

Türlerin “geri dönüşüne” ilişkin rapor, yasal korumanın, habitat restorasyonunun ve yeniden girişlerin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar, bu çalışmaların türlerin geri dönüşünü nasıl en iyi şekilde sağlayabileceğini göstermek için nüfus büyüklüğü ve coğrafi dağılımı son 40 yılda genişleyen 50 yaban hayatı türüne ilişkin verileri analiz etti.

Rewilding Europe tarafından yaptırılan Avrupa Yaban Hayatı Geri Dönüş raporunun yazarlarından biri olan Londra Zooloji Derneği‘nden (ZSL) Louise McRae, “Büyük çoğunluk insan çabaları sayesinde iyileşti” dedi: “Küresel biyoçeşitlilik üzerinde çalışan ve küresel eğilimleri araştıran biri olarak en son istatistikleri duymak oldukça iç karartıcı olabilir, ancak bu rapor gerçekten heyecan ve cesaret verici. Benim gibi insanlara yaptığımız şeyi yapmaya devam etmeleri için ilham veriyor.”

Guardian‘da aktarılan çalışmadan elde edilen verilere göre, gri kurt, etoburlar arasında en hızlı döneni oldu. Yüzyıllar boyunca insanlar tarafından öldürülen ve  1970’lerde güney ve kuzeydoğu Avrupa’nın küçük bölgelerinde sadece birkaç bireye kadar düştüğü hayvanların sayısı, korumaya yönelik mevzuatın yürürlüğe girmesinden ve onlarla birlikte yaşamaya daha fazla hoşgörü gösterilmesinden bu yana yüzde 1.800 arttı. Şu anda neredeyse tüm kıta Avrupası’nda dolaşan 17.000 birey bulunuyor ve Birleşik Krallık’ta onları yeniden tanıtma ve koruma yönünde çağrılar destek buluyor.

Yeniden vahşileştirme nedir?

Yeniden vahşileştirme; insan faaliyetleri tarafından değiştirilen vahşi yaşam alanlarında doğanın ve doğal yaşamın yeniden restorasyonuna verilen ad. Jaguarlar ve kurtlar gibi yırtıcıları serbest bırakmaktan kentsel alanlarda yerel alanlara yer açmaya kadar, yeniden vahşileştirme büyük veya küçük ölçekte gerçekleşebiliyor.

Örneğin İngiltere’nin Sussex sahilindeki yosun ormanlarının geri dönüşü veya Galapagos Adaları’nda alaycı kuşların yeniden ortaya çıkışı, İç savaştan sonra Mozambik’teki Gorongosa milli parkının restorasyonu gibi örneklerde büyük başarı sağlanmış durumda.

İskoçya’nın Mull Adası açıklarında avlanan bir beyaz kuyruklu kartal.

Yapılan çalışmada, 12.500 çift ak kuyruklu kartalın, Avrupa’nın büyük bir bölümünde, İskoçya’nın batı kıyısında ve Wight Adası‘nda artan nüfusa sahip olduğu bulundu. Avrupa genelinde, esas olarak yasal koruma ve zararlı pestisitlerin yasaklanması sayesinde 1970 ile 2018 arasında sayılarında  yüzde 445’lik bir artış oldu.

Avrasya kunduzu ise, 1960 yılındaki popülasyonundan 16 kat artışla ve 1955’ten beri yaşam alanını 8,5 kat genişleterek, otçullar arasında en çok güçlenen türlerden biri oldu.

Barnacle kaz, kızıl akbaba ve büyük beyaz ak balıkçılın ise en başarılı kuş geri dönüşleri arasında olduğu tespit edildi. Şu anda dünyada yaklaşık 800 çift sakallı akbaba bulunuyor ve 1991’den bu yana nüfuslarında yüzde 120’lik bir artış yaşandı. Doğu Avrupa‘daki bazı popülasyonlar hala tehdit altında olsa da, yeniden yerleştirme programları ve öldürme yasakları sayesinde Fransa, İspanya ve Almanya‘da çoğalıyorlar.

1960’dan bu yana, daha iyi yasal koruma sayesinde boz ayı popülasyonu da yüzde 44 artış gösterdi, ancak bu hayvanlara yönelik tehditler ve yerleşim alanlarına giren insan-ayı çatışmaları halen devam ediyor. McRae, “Etoburlar gibi türlerle bir arada yaşamak hala bir zorluk, ancak tutumlar değişiyor. Hala hala bu türlerle birlikte yaşamanın yollarını öğreniyoruz” diye konuştu.

ZSL, BirdLife International ve Avrupa Kuş Sayımı Konseyi tarafından derlenen rapor, 24 memeli, 25 kuş ve bir sürüngen hakkındaki verileri de inceledi.  Ana veri kaynakları Yaşayan Gezegen Endeksi Veritabanı, AB Kuşlar Direktifi ve neslinin tükenme riskini ölçen IUCN kırmızı listesi olarak belirlendi.

Kısmen uzun vadeli eğilimler hakkında çok daha az veri bulunduğundan, rapora hiçbir böcek veya bitki dahil edilmedi. McRae, “Bu türleri seçtik çünkü çok iyi gidiyorlar” değerlendirmesi yaptı.

Önceki analizler, boz ayıların, kurtların, bal arılarının ve Avrasya vaşaklarının, AB’nin yasal düzenlemeleri nedeniyle tüm omurgasızların toplamıyla neredeyse aynı miktarda fon aldığını gösteriyor. Oysa bazen kunduz veya kurt gibi ‘şemsiye türlerin’ korunması genel olarak tüm habitatlara yarar sağlıyor.

Bulgular olumlu ama…

Araştırmada elde edilen olumlu bulgulara rağmen, 1 milyon türün nesli halen tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. Avrupa’da korunan alanların büyük çoğunluğu ise kötü veya çok kötü durumda ve vahşi yaşam gezegen genelinde büyük bir hızla kaybolmaya devam ediyor. Ele alınan türlerin  birçoğu son 40 yılda iyileşme gösterse de, yüzyıllar süren düşüşten dolayı hiçbiri tarihsel olarak olması gereken sayıya da ulaşabilmiş değil. 

İki kişi bir kunduzu kafesten gölete yönlendirmeye çalışıyor

Kuşlar ve habitat direktifleri gibi AB yasalarıyla yasal koruma, arazi kullanımındaki değişiklikler ve daha iyi tür yönetimi, türleri kurtarmak için en etkili araçlar arasında. Korunan alanların genişletilmesi ve birbirine bağlanması, türlerin yeniden tanıtılması ve habitatların kalitesinin iyileştirilmesi de işe yarıyor. Rewilding Europe’un yönetici direktörü Frans Schepers şunları söyledi: “Bu yeni rapor, yalnızca Avrupa’daki vahşi yaşam türlerinin iyileştiğine değil, aynı zamanda neden iyi iyileştiklerine de ışık tutuyor.”

Yaklaşık on yıl önce yayınlanan bir önceki ‘Avrupa’da Yaban Hayatı Geri Dönüşü’ raporundan bu yana, analiz edilen türlerin çoğunun durumunda iyileşme devam etse de araştırmacılar dikkatli yorumlar yapıyor:  “Başarı öykülerinden öğrenerek, yaban hayatının geri dönüşünü her alanda en üst düzeye çıkarabiliriz. Rapor ayrıca toparlanmanın devam etmesini sağlamak ve daha fazla türün bundan faydalanmasını sağlamak için birçok cephede çok çalışmamız gerektiğini gösteriyor”

Araştırmacılar, yeni önerilen AB Doğa Restorasyon Yasası‘nın kabul edilmesi halinde, bunun biyolojik çeşitlilik kaybı ve iklim bozulmasıyla mücadele çabalarını güçlendireceğini söylüyor. Yasa tasarısında, 2030 yılına kadar tozlayıcı popülasyonlarındaki düşüşü tersine çevirme ve aynı tarihe kadar kimyasal pestisit kullanımını yarıya indirme hedefleri yer alıyor.

Birleşmiş Milletler’in doğa restorasyonu konusundaki gelecek on yıl planı, bu aralık ayında Cop15‘te Montreal’de kararlaştırılacak.

Kategori: Ekoloji

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.