Ana Sayfa Blog Sayfa 702

Dersim’de, ‘Türkiye’de Gazetecilik ve Basın Özgürlüğü Konferansı’ düzenlendi

Haber: Fırat BULUT

*

Munzur Press, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) iştiraki, Hollanda Kraliyeti Büyükelçiliği desteğiyle ‘Türkiye’de Gazetecilik ve Basın Özgürlüğü Konferansı’ gerçekleştirdi.

Dersim’de 6 Kasım tarihinde bir otelde düzenlenen konferansa çok sayıda gazetecinin yanısıra, akademisyenler, meslek odaları temsilcileri ve siyasetçiler de katıldı.

Bu yıl ilki gerçekleştirilen konferansa Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Akademisyen Ceren Sözeri, TGS Akademi Sorumlusu Orhan Şener, Teyit.org şefi Gülin Çavuş, Gazeteciler Rengin Arslan, Mustafa Kuleli, Can Ertuna, Barış Altıntaş, Fatih Polat, Ahmet Alphan Sabancı, Diren Keser, yabancı basından İngrid Woudwijk, Naomi Renee Cohen, Paul Benjamin Osterleund, Munzur Press Profesyonel Gazetecilik Atölyesi kursiyerleri ve bölge muhabirleri, CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu, Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve STK’lar katıldı.

Konferansa ayrıca Hollanda Kraliyeti Türkiye Büyükelçisi Marjanne de Kwaasteniet, uzun yıllar FOX Ana Haber sunuculuğu yapan Fatih Portakal, Aidan White ve Zeynep Şentek de online olarak katıldılar.

TGS Akademi Direktörü Orhan Şener’in moderatörlüğünde düzenlenen ve beş oturumdan oluşan konferansta konuşmacılar ‘Türkiye’de ve Avrupa’da Gazeteciliğin Durumu‘, ‘Yeni Dezenformasyon Yasası’ , ‘Basın Özgürlüğü / Ekonomi ve Sürdürülebilirlik’ , ‘Yabancı Basın Mensuplarının Yaşadığı Sorunlar‘ ve ‘Yerel Gazeteciliğin Sorunları ‘ başlıklarında konuşma ve sunumlar gerçekleştirdi.

Konferansı düzenleme amaçlarına ilişkin konuşan Munzur Press Gazetecilik Atölyesi Proje Koordinatörü Mehmet Bidav, Gazetecilik Atölyesi’ne ve konferansa yönelik ilginin kendilerini daha fazla cesaretlendirdiğini belirtti. Bu yıl ilkini düzenledikleri konferansı gelenekselleştirerek önümüzdeki yıl da yapmak istediklerini söyleyen Bidav, TGS, Medya Koridoru, Hollanda Kraliyeti Büyükelçiliği ve katılımcılara teşekkür etti.

‘Gazetecilere sahip çıkmalıyız’

Geçmişten günümüze baskı ve sansürün sürdüğünü ifade eden Evrensel yazarı Ceren Sözeri, “Ulusal ve yerel basının yaşadığı ekonomik ve siyasal baskılar devam edecek. Cumhuriyet kurulduktan sonra neden bazı gazeteciler iyi gazeteci bazıları kötü gazeteci olageldi. Buradan nasıl çıkılır? Basın ilan kurumunu ve RTÜK’ü daha fazla tartışmalıyız. Gazetecilere sahip çıkmalıyız ve esas desteğin yerele verilmesi gerekiyor” dedi.

Sağlıklı çalışmayan medya sistemini sağlıklı hale getirmeleri gerektiğini dile getiren gazeteci Can Ertuna, “Ana akımın ortadan kalkmasıyla kutuplaşma yaşandı, bu da siyasi kutuplaşmanın yansıması oldu. Gazeteci olmayan patronların varlığı çarpık ilişkileri de beraberinde getiriyor. Ana akımın kırılması Roboski katliamıdır açık olanı vermeyen ama akımın teslim olduğu gündür. Bir şekilde birbiriyle konuşamayan dağınık bir medya söz konusu haber merkezlerinden haber yapma yetisi yitirildi” dedi.

‘İktidarın dezenformasyon yasasına ihtiyacı vardı’

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ise şunları ifade etti:

“Dezenformasyon yasası herkes için uygulanacak mı? Amasra’da yapılan açıklamalarından dolayı Enerji Bakanı yargılanacak mı? Burada bir eşitsizlik söz konusu. Kirli işlerinin gündeme gelecek iktidarın dezenformasyon yasasına ihtiyacı var. Türkiye gazetecilere peşinen ceza uygulanıyor. Dezenformasyon yasası gazetecileri cezaevinde tutmanın yasal dayanağı olacak. Bu kadar boş ve dayanakları olmayan bir yasa çıkarıldı. Bu yasa aynı zamanda sosyal medya kullanıcılarını ilgilendiren bir yasa. Tutuklu gazetecilerin en fazla olduğu dönemler dönüşümün olduğu zamanlardır. Seçim dönemine girdiğimiz bu aylarda artıyor. Gazetecilere böyle bir muamele reva görülüyor. Gazetecilerle dayanışma güçlü olduğu zaman gazetecilerin cezaevinde kalma sürelerini kısaltıyor. Bugün bu dayanışma ne yazık ki zayıf. Mücadele edersek Türkiye’de basın özgürlüğünün olduğu bir dönem yaratırız.”

Gazetecilerin zor bir işi yaptığını belirten gazeteci Faruk Bildirici, “Bu yasa dezenformasyon yasası değil siyasal iktidarın kendine özgü bir yasa çıkardı. Türkiye’de iyi doğru bir gazetecilik yapılacaksa kendi yanlışlarımızı düzeltmeliyiz. Biz aykırı ve çıkıntıyız” diyerek başladığı konuşmasında, ilk göreve başladığında herkes ile ilişkilerinin çok iyi olmasına rağmen, zamanla kendisine karşı değişen tutumları örneklerle açıkladı.

Yanlışların söylenmesinden gazeteciler de dahil birçok kişinin hoşnut kalmadığına vurgu yapan Bildirici, “Aslında bizler özgürlüğümüze düşkünüz. Aykırıyız, çıkıntıyız. Toplumdaki birçok kişinin karşısına geçip; ‘Arkadaş sen yanlış yaptın, bu doğru değil’ diyoruz. Bu kolay bir şey değil. Hele bizim gibi toplumlarda bu hiç kolay değil. Maalesef biz böyle zorlu bir işi yapıyoruz” dedi.

‘Haber merkezlerinde ne kadar kadın, LGBTİ+ var, ona bakmak lazım’

Türkiye’de toplumsal cinsiyet meselesini 20 yıldır konuştuklarını ancak tehditlerin devam ettiğini vurgulayan gazeteci Rengin Arslan, “Haber merkezlerinde ne kadar kadın, LGBTİ+ var, ona bakmak lazım. Kadın bakış açısıyla haberlere bakmak ve dilini kurmak gerekiyor. Bu sorun sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde aynı” ifadelerini kullandı.

Basın özgürlüğü için muhalefete ihtiyaç var

Yakın zamanda 25 gazetecinin tutuklandığını söyleyen Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, “Gazeteciliğin bu kadar baskılandığı bir ortamın olması siyasetten gelen bir şey, o yüzden siyaseten çözülebilecek bir şey. Sansüre karşı Türkiye tarihinde çeşitli yol ve yöntemler ile aşıldı. Gerçeğin kendini ifade edeceği bir basın özgürlüğüne ihtiyaç var o yüzden muhalefete önemli görevler düşüyor” dedi.

‘Söylemin dışında omuz omuza olabilmemiz gerekiyor’

Gazetecilerin yaşadığı sorunların demokrasi sorunuyla doğrudan bağlantısı olduğunu söyleyen Aidan White, “Türkiye’de basının yaşadığı sorunlara karşı uluslararası kuruluşlar yeterli duyarlılığı göstermiyor. Gazetecilerin hapse atılması bunun bir örneği. İktidar bulunduğu jeopolitik konumdan kaynaklı kendisine karşı baskı oluşmayacağını biliyor. Gazeteci örgütlerinin daha fazla dayanışma göstermesi gerekir, seçimler yaklaşırken gazetecilik önemli bir noktada duruyor. Her kim seçimi kazanırsa kazansın basın özgürlüğünü geliştirmeli” dedi.

‘Aslında dezenformasyon yasası yerelde birkaç yıldır karşılığını buluyor’

Yereldeki gazetecilerin geçmişteki gibi haber yapamadığını belirten gazeteci Diren Keser, “Aslında dezenformasyon yasası yerelde birkaç yıldır karşılığını buluyor. Yereldeki bazı gazeteler iktidarla ilişkili bu yüzden Vali’nin basın bülteni dışında bir bülten yayınlamıyorlar ve onların istemediği haberlere kulaklarını kapatmış durumdalar. Yereldeki gazetecilerin sorunlarına dair sendikalar bu konuda oldukça yetersizler. Bundan sonraki süreçte dayanışmayı sadece söylemde değil somut anlamda göstermemiz gerekiyor. Mezopotamya Ajansı ve JinNews çalışanlarına yönelik yaklaşık son altı ayda 50 gazeteci gözaltına alındı ve yaklaşık 30’a yakın tutuklu var. Gazeteciler tutuklanıyor ancak ne kadar tutuklanan gazetecilerle söylemin dışında ne kadar omuz omuza olabiliyoruz” diye konuştu.

Konferans, Munzur Press Profesyonel Gazetecilik Atölyesi’ne katılan gazetecilere sertifikalarının verilmesinin ardından kokteyl ile sona erdi.

Konferansta Yeşil Gazete muhabiri Fırat Bulut’a da sertifika verildi.

Munzur Press hakkında

Tunceli Gazeteciler Derneği’nin Hollanda Kraliyet Başkonsolosluğu ile yaptığı Profesyonel Gazetecilik Atölyesi Projesi’nde Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Medya Koridoru iştirakçi kurumlar olarak yer alıyor.

Proje, bölgede gazetecilik yapan, iletişim, radyo televizyon gibi fakültelerden mezun veya öğrenci olan gazeteci/gazeteci adaylarının eğitim, teknik ve analitik yönlerine katkı sunmayı; iletişim ağı oluşturmayı ve kursiyerlerin kendi kendilerini idame ettirecekleri yetkinliğe ve yeterliliğe kavuşturmayı hedefliyor.

Proje kapsamında online ve yüz yüze gerçekleştirilen eğitimler sonrası Dersim, Elazığ, Van, Diyarbakır, Siirt, Batman, Van illerinde çalışan gazetecilerin hazırladıkları haberler Munzur Press’te yayınlanıyor.

Munzur Press’in yayın koordinatörü Mehmet Bidav, projenin 2009’da atılan ilk adımlarını Hollanda Kraliyeti Büyükelçiliği’nden aldıkları fon ile gerçekleştirdiklerini hedeflerinin ise özgün içerikler ile bölgedeki 20 ilden mitoloji, tarih, ekoloji, insan hikayelerini haberleştirmek olduğunu söylüyor.

Bidav önümüzdeki 6-7 ay içinde işleyen bir gelir modeli oturtarak reklam alabilecekleri, tanıtımlarını yapabilecekleri bir kuruma dönüşmek istediklerini ifade ediyor ve bu sayede ‘Munzur Press olarak tüm bölgede hakim olan bir ağ haline gelmek ve böylece çalışanlarının tümüne telif ödeyerek sürdürülebilir bir gazetecilik ortamı sağlamak’ istediklerini belirtiyor.

[COP27] İklim felaketlerine karşı 3,1 milyar dolarlık ‘Herkes İçin Erken Uyarı Eylem Planı’ açıklandı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres tarafından dün Şarm El-Şeyh‘te COP27‘de açıklanan Herkes İçin Erken Uyarılar için Yürütme Eylem Planı‘na göre, giderek artan aşırı ve tehlikeli hava koşullarına karşı erken uyarılarla dünyadaki herkese ulaşmak, önümüzdeki beş yıl boyunca kişi başına yılda sadece 50 sente eşdeğer olacak.

Girişim, 2023 ve 2027 yılları arasında 3,1 milyar dolar tutarında yeni  yatırım çağrısında bulunuyor. Bu, uyum finansmanı için talep edilen 50 milyar doların yaklaşık yüzde 6’sına denk geliyor. Bu miktar, afet risk bilgisi, gözlemler ve tahmin, hazırlık ve müdahale ile erken uyarı iletişimini kapsayacak.

Guterres, planı,  COP27’deki Dünya Liderleri Zirvesi sırasında hükümet ve BM organizasyon liderleri, finans kuruluşları, Büyük Teknoloji şirketleri ve özel sektör toplantısında duyurdu. Plan, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve ortakları tarafından hazırlandı ve 50 ülke tarafından imzalanan ortak bir bildiriyle desteklendi.

Uyuma ve dayanıklılığa eşit şekilde yatırım yapmalıyız

Açıklamasında BM Genel Sekreteri, “Sürekli artan sera gazı emisyonları, gezegen genelinde aşırı hava olaylarını hızlandırıyor. Artan bu felaketler canlara ve yüz milyarlarca dolarlık kayıp ve hasara mal oluyor. İklim felaketleri, savaştan üç kat daha fazla insanı yerinden ediyor. İnsanlığın yarısı zaten tehlike bölgesinde” dedi:

“Uyuma ve dayanıklılığa eşit şekilde yatırım yapmalıyız. Bu, fırtınaları, sıcak dalgalarını, selleri ve kuraklıkları tahmin etmemizi sağlayan bilgileri içerir. Bu amaçla, önce en savunmasız olanları desteklemek olmak üzere, dünyadaki her insanın beş yıl içinde erken uyarı sistemleriyle korunması çağrısında bulundum.”

Konuşmasında erken uyarı sistemleri az gelişmiş ülkelerde afet kaynaklı ölümlerin, gelişmiş sistemleri bulunan ülkelere göre 8 kat fazla olduğunu aktaran Guterres, Afrika, Güney Asya, Güney ve Orta Amerika ve küçük ada devletlerindeki insanların iklim felaketlerinden ölme riskinin 15 kat daha fazla olduğuna işaret etti.

Erken uyarı sistemlerine duyulan ihtiyaç acil: Kaydedilen afetlerin sayısı, insan kaynaklı iklim değişikliği ve daha aşırı hava koşulları nedeniyle beş kat arttı ve bu artışındevam etmesi bekleniyor.

Ancak dünyadaki  ülkelerin yarısının erken uyarı sistemleri yok. Ülkelerin çok azı erken uyarıları acil durum planlarına bağlayacak düzenleyici çerçevelere sahip. İklim değişikliğinin etkilerinden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkeler, yani En Az Gelişmiş Ülkeler (LDC’ler) ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri (SIDS) ise en kötü durumda.

Planda neler var?

Plan, evrensel afet riski bilgisini geliştirmek için kilit alanları tanımlayarak  Sendai Afet Riskini Azaltma Çerçevesi’ni temel alarak bunu başarmak için gereken öncelikli eylemleri ana hatlarıyla belirtiyor.

Beş yıl içinde hedeflenen 3,1 milyar dolarlık tahmini yeni yatırımlar, dört temel Çoklu Tehlike Erken Uyarı Sistemi (MHEWS) bileşenini geliştirmek için kullanılacak. Bunlar şöyle açıklandı:

  • Afet riski bilgisi (374 milyon dolar): Sistematik olarak veri toplamak,  tehlikeler ve güvenlik açıkları hakkında risk değerlendirmeleri yapmak.
  • Gözlemler ve Tahmin (1.18 milyar dolar): Tehlike izleme ve erken uyarı hizmetleri geliştirmek
  • Hazırlık ve müdahale (1 milyar dolar): Ulusal ve topluluk müdahale kapasitelerini geliştirmek.
  • Yaygınlaştırma ve iletişim (550 milyon dolar): Risk bilgilerini aktarmak ve, böylece ihtiyacı olan herkese ulaşmak, anlaşılır ve kullanılabilir olmak.

Plan ayrıca, iklim finansmanı kurumlarının ortaklığı Hydromet Geliştirme İttifakı aracılığıyla, uluslararası finans kuruluşlarından gelen mevcut ve planlanan yatırımların tutarlılığının artmasını ve plana uymasını da talep ediyor.

Planın etkili şekilde uygulanma ve ilerlemesini izlemek üzere Dünya Meteoroloji Örgütü ve BM Afet Risk Azaltım Ofisi bir danışma kurulu oluşturulacak ve bu kurul, yıllık olarak plandaki gelişmeleri raporlayacak.

Bilimsel gelişmeler

Erken uyarı sistemleri, insanları ve varlıkları fırtına, sel, sıcak hava dalgaları ve tsunamiler de dahil olmak üzere tehlikelerden korumanın nispeten ucuz ve etkili bir yolu olduğu için iklim değişikliğine uyum için yaygın olarak “kolay ulaşılabilir hedef” olarak kabul edilir.

WMO Genel Sekreteri Prof. Petteri Taalas, “Erken uyarılar hayat kurtarır ve büyük ekonomik faydalar sağlar. Yaklaşmakta olan bir tehlikeli olayın sadece 24 saat önceden bildirilmesi sonucunda meydana gelen hasarı yüzde 30 oranında azaltabilir” dedi.

Küresel Uyum Komisyonu, gelişmekte olan ülkelerde bu tür sistemlere sadece 800 milyon dolar harcamanın, yılda 3 ila 16 milyar dolarlık zararı önleyeceğini tespit etti.

Taalas, “Böyle bir ilerleme ancak modern bilim, sürekli sistematik gözlem ağları, günlük uluslararası kaliteli veri alışverişi, yüksek kaliteli erken uyarı ürünlerine erişim, tahminlerin etkilere dönüştürülmesi ve telekomünikasyondaki ilerlemelerle mümkün” dedi.

Herkes İçin Erken Uyarı sisteminin temel bileşenleri şöyle sıralanıyor:

  • Tüm zaman ölçeklerinde riskin daha derinden anlaşılması;
  • Daha güçlü ulusal meteorolojik ve hidrolojik hizmetler,
  • Afet risk yönetim kurumları ve acil durum hazırlık önlemleri;
  • Erişilebilir finansal ve teknik destek,
  • Vizyoner bir insani yardım sektörü ve topluluk katılımına öncelik veren insan merkezli bir yaklaşım.

Eylem Planı 2023-2027 arasında bu bileşenlerin bu hedefe ulaşmak için nasıl bir araya gelebileceğinin tarifini ortaya koymayı ve hedefe ulaşmak için gereken ilk eylemleri özetleyerek uygulamaya giden yolu belirlemeyi hedefliyor.

Mısır Dışişleri Bakanı ve COP27 Başkanı Sameh Hassan Shoukry, “Bilim, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum sağlamak için desteğe ihtiyacı olanlara yardım etmek için acilen hareket etmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor. Bu Yürütme Eylem Planının başlatılması, özellikle insanların yüzde 60’ının erken uyarı sistemleri kapsamında olmadığı Afrika’da uyum ve dayanıklılık için önemli bir katkıdır” açıklamasında bulundu.

Mozambik Devlet Başkanı Filipe Jacinto Nyusi ve diğer başbakanlar, dün gerçekleşen  üst düzey yuvarlak masa toplantısında Herkes için Erken Uyarı eylem planını başlatmak üzere konuştuve girişime yönelik yaygın siyasi destek verdi.

Microsoft Başkan Yardımcısı  Brad Smith, teknolojinin erken uyarıların son aşamaya ulaşmasını sağlamada oynayabileceği temel rolü vurguladı:

“Bu BM girişimi, insanların iklim değişikliğine uyum sağlamasını ve afet grevlerinden önce erken uyarılara yanıt vermesini sağlayarak hayat kurtaracak. Bugün yapay zeka ve veri araçlarına sahibiz. Onları bir sonraki krizi tahmin etmek ve uyarmak için çalıştıralım.

Yuvarlak masa toplantısındaki diğer konuşmacılar arasında BM İklim Değişikliği Çerçevesi, Yeşil İklim Fonu, Uyum Fonu, İklim Yatırım Fonları ve İslam Kalkınma Bankası, Dünya Gıda Programı, Uluslararası Kızılhaç Federasyonu başkanları da yer aldı.

 

 

 

 

Yurttaşlar Ankara’da meclis toplantısına alınmadı

ODTÜ ormanındaki yol projesine karşı bin 731 dilekçeyi 10 Ekim’de Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne teslim eden Ankaralılar ve ODTÜ’lüler belediye meclis toplantısını izlemeye alınmadı.

Evrensel’in aktardığına göre; belediye meclisi toplantısına girmek isteyen gruba görevliler izin vermedi ve pandemi gerekçelerini sundular.

Grubun 9 Nisan tarihli Cumhurbaşkanlığı genelgesi ve belediye kanunundaki maddeleri iletmesi üstüne durum belediye yönetimine iletildi.

‣ODTÜ öğrenci hareketi neden parlar her daim?
‣ODTÜ anlattı
‣Ankara’nın hortlayan kabusu ODTÜ Yolu projesi
‣ODTÜ’de ‘rant yolu projesi’: Bu yol halkın yararına değil
‣ODTÜ’lüler ‘Rant Yolu Projesi’ne karşı dilekçelerini verdi

Daha sonra toplantıya katılan meclis üyeleri ile görüşüldü. Bir belediye meclis üyesinin “İçeride yeriniz de var, zaten bu toplantılar halka açıktır” demesi dikkat çekti.

Yapılan görüşmeler sonrasında belediye meclis toplantısının halka kapalı başlaması üzerine yasal sorumluluklarını yerine getirmeyen belediye yönetimi hakkında tutanak tutuldu.

Ardından yapılan açıklamada belediyenin zaten 5627, 4990, 5836 ve 7335 sayılı kanunlardan kaynaklı görevlerini yerine getirmediği için ODTÜ ormanının parçalayacak bir yol yapabildiği ve şimdide 5393 sayılı kanunu tanımayarak halkı meclise almadığı ifade edildi.

Açıklamada Gökçek’in projeleri içeride yürürken dışarıda belediyenin halka kapatıldığı ifade edildi.

8 Kasım’da devam edecek meclis toplantısını izlemek için tekrar gelineceği öğrenildi.

[COP27] İklim zirvesinde ilk günlerde neler yaşanıyor?

Bu yıl Mısır‘ın ev sahipliğinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCC) 27’nci Taraflar Konferansı (COP27), 6 Kasım itibariyle resmen başladı.

İklim kriziyle mücadelede her yılın en önemli konferansı kabul edilen COP’ların 27’incisi için dünyanın her yerinden delegeler, liderler, aktivistler ve politika yapıcılar, 18 Kasım‘a kadar Şarm El-Şeyh’te düzenlenen oturumlarda UNFCC ve Paris İklim Anlaşması‘nın gereklerini yerine getirmek için tartışmalara başladı.

COP27’ye yaklaşık 190 ülkeden 40 binin üzerinde katılımcının kaydedildiği açıklandı.

Mısır, 120’den fazla dünya liderinin katılacağını ve birçoğunun bugün ve yarın gerçekleşecek üst düzey bir etkinlikte konuşacağını söyledi.

Prof. Dr. Levent Kurnaz, COP27’nin ilk günlerini Yeşil Gazete okurları için anlattı:

 

[COP27 Liderler Zirvesi-3] Avrupalı liderler: Ukrayna savaşı yüzünden iklim hedeflerinden geri dönmeyeceğiz

COP27‘de ülke liderlerinin konuşmalar yapacağı iki günlük üst düzey zirvenin ilk günü,  yaklaşık 50 devlet ve hükümet başkanının konuşmalarıyla tamamlandı.

Zirve yarın sona erdiğinde 100’den fazla dünya lideri konuşmalarını yapmış olacak. 110′ yakın dünya liderinin yalnızca yedisi kadın.

ABD Başkanı Joe Biden‘ın bu zirveye katılmayacağı ancak önümüzdeki hafta COP27’de olacağı açıklandı. Şu an itibariyle ne Çin ne de Rusya Devlet Başkanlarının konuşması ve katılımı beklenmiyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, bugün zirveye bir video mesaj gönderecek.

Etkinlik dün Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve BM Genel Sekreteri Guterres’in konuşmalarıyla başlamıştı. Barbados, Gana, Gabon gibi iklim değişikliğinin etkilerini adaletsiz şekilde yaşayan ülkelerin liderleri, konuşmalarında zengin ekonomilerden kayıp ve zarar için tazminat talep etmişti.

Küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 80’inden sorumlu olan G20 ülkelerinin COP’lara katılımı kritik.

Etkinliği devamında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dünyanın küresel krizlerin bir araya gelmesiyle dikkati dağılırken, iklim değişikliğiyle mücadele için ulusal taahhütleri feda etmemenin önemli olduğunu söyledi.

Konuşmasında derin deniz madenciliğinin yasaklanması için çağrıda bulunan Macron ve Ukrayna‘daki savaştan kaynaklanan enerji ve gıda krizine rağmen iklimin bir öncelik olarak kalması gerektiği konusunda uyardı.

“Rusya tehdidi nedeniyle, iklim taahhütlerimizi enerji açısından feda etmeyeceğiz. Bu nedenle tüm ülkeler tüm taahhütlerini yerine getirmeye devam etmeli. Daha zengin ülkeler için, özellikle Fransa dahil Avrupa ülkeleri için bu, taahhütlerimiz doğrultusunda ulusal stratejilerimizin teslimi demek.”

ABD ve Çin’in emisyon kesintileri ve mali yardım konusunda adım atmasına ihtiyacımız var” diyen Macron, “Avrupalılar ödüyor. Ödeyen sadece biziz” dedi.

Macron, “Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı savaşı sadece Avrupa topraklarına getirmekle kalmadı, aynı zamanda dünyaya belirsizlik ve gerginlik getirdi” diyerek savaşın Afrika ve Akdeniz‘de “zorluk üstüne zorluk” yarattığını da sözlerine ekledi.

Varlıklı ülkelerin iklim taahhütlerini yerine getirmeleri gerektiğini söyleyen Macron, enerji tasarrufunun – ve yenilenebilir enerji ve nükleer enerjinin hızlandırılmasının – Fransa için bir öncelik olmaya devam ettiğini de söyledi

“İklim acil durumu burada kapımızda, bu yarının sorunu değil. Geçen yıl COP26’da dile getirilen her şey geçerli. Dünyamız artık eskisi gibi olmasa bile, iklim, Rusya’nın Ukrayna topraklarında başlattığı savaşla değişen bir öncelik olamaz.”

Savaş, yavaşlamak için değil daha hızlı hareket etmek için bir neden

İngiltere‘nin yeni Başbakanı Rishi Sunak, başbakan olmasından bu yana ilk uluslararası gezisinde Mısır’daki COP27 konferansına hitap etmek için sahneye çıktı. Sunak, “diğer acil sorunlara” öncelik verdiği için zirveye katılmayacağını söylemiş, büyük eleştiri aldıktan sonra ise COP27’ye katılacağını duyurmuştu.

Macron’un sözleriyle uyumlu bir konuşma yapan Sunak, savaşın, dünyayı fosil yakıtlardan uzaklaştırma çabalarını hızlandırmak için bir neden olduğunu söyledi.

“İklim güvenliği enerji güvenliği ile el ele gidiyor, Putin‘in Ukrayna’daki tiksindirici savaşı ve dünya genelinde artan enerji fiyatları iklim değişikliği konusunda yavaşlamak için bir neden değil. Bunlar daha hızlı hareket etmek için bir neden.”

Sunak, iklim değişikliğiyle mücadelenin hem ahlaki hem de ekonomik bir zorunluluk olduğunu söyleyerek, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kritik bir an olarak nitelendirdi.

“Çocuklarımıza daha yeşil bir gezegen ve daha müreffeh bir gelecek bırakabiliriz. Uluslar ortak bir amaç için bir araya geldiklerinde, her zaman umut için yer vardır. Küresel sıcaklıkları 1.5C ile sınırlayacak bir plan oluşturmak için  Glasgow’da umut için yer bulduğumuza inanıyorum Bugün soru şu, bunları yerine getirmek için kolektif irade oluşturabilir miyiz? Bunu yapabileceğimize inanıyorum.”

“İklim finansmanı konusundaki sözlerimizi yerine getirmeliyiz” diye devam eden Sunak, salgının küresel ekonomiyi neredeyse “batırdığını”, ancak İngiltere’nin iklim finansmanında 11,6 milyar sterlinlik taahhüdünü yerine getirdiğini ve 2025 yılına kadar 1,5 milyar sterlinlik uyum finansmanını üçe katlayacağını söyledi.

Fosil yakıt rönesansına yer yok

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının yenilenebilir enerjiye geçişin “bir güvenlik politikası zorunluluğu” ve ileriye dönük bir iklim, çevre ve ekonomi politikası olduğunu gösterdiğini söyledi.

“Fosil yakıtları kullanmayı bırakacağız, ne olursa olsun! Fosil yakıtlarda küresel bir rönesans olmamalı.”

Almanya’nın, Ukrayna savaşı enerji arzını kesintiye uğrattığı için kömür santrallerinin kapatılmasını ertelemelerini istediği biliniyor.

Scholz 2030’da fosil yakıtına tamamen son vermesini hedefleyen Almanya’nın “kömürden çıkışımıza bağlı kalacağına” dair güvence verdi. Ancak Almanya ayrıca, ABD ve Katar‘dan sıvılaştırılmış doğal gaz ithal etmek için yeni altyapılara yatırım yapıyor.

Scholz konuşmasında, birçok iklim sorununu çözeceği için küresel ısınmayı azaltmanın ne kadar önemli olduğundan da bahsetti: “Daha düşük küresel ısınma;daha az kuraklık ve sel, kaynaklar üzerinde daha az çatışma, daha az açlık  ve herkes için daha fazla güvenlik ve refah anlamına geliyor.”

Almanya’nın uluslararası çevre programlarına yaptığı yatırımları da artırmayı planladığını ve toplamı 6 milyar dolara getirmeyi planladığını söyleyen Scholz, Kalkınma Bakanlığı’nın 2025 yılına kadar ormanların korunmasına yönelik fonların ikiye katlayarak 2 milyar dolara çıkaracağını da söyledi. Bakanlığın belirttiğine göre yatırımlar çoğunlukla Brezilya, Ekvador, Madagaskar ve Pakistan gibi ülkelerle ortaklık programları aracılığıyla yapılacak.

İtalya‘nın yeni aşırı sağcı Başbakanı Giorgia Meloni de dün konuşma yapan liderler arasındaydı. Geçen ay göreve başlamasından bu yana büyük bir uluslararası zirveye yaptığı ilk konuşmada Meloni, İtalya’nın yeni sağ hükümetinin Paris İklim Anlaşmasına uygun olarak karbondan arındırma konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü söyledi:

“Etkilenen toplulukları desteklemek ve kimseyi geride bırakmamak için adil bir geçişi sürdürmeyi amaçlıyoruz.”

ÜlkeSİnin birkaç Afrika ülkesiyle ortaklaşa enerji çeşitlendirme stratejisini sürdüreceğini söyleyen Meloni, ulusların iklim krizine yeterince yanıt vermek için daha fazlasını yapmaları gerektiğini belirtti:

“İklim değişikliğiyle mücadele, tüm ülkelerin tam katılımını ve tüm büyük küresel aktörler arasında pragmatik işbirliğini gerektiren ortak bir çabadır. Maalesef bunun olmadığını kabul etmek zorundayız.”

Kanlı ay tutulması başlıyor

Bugün Kuzey ve Orta Amerika, Asya ve Okyanusya bölgelerinden görünebilecek ay tutulması gerçekleşecek.

NASA’ya göre bu senenin son tutulması olan bugünkü tam ay tutulması, Türkiye’de 11.02’de Ay’ın Dünya’nın gölgesine girmesiyle başlayacak.

Bir sonraki tam ay tutulması 14 Mart 2025’te gerçekleşecek. Ancak bu süre zarfında kısmi ve yarı gölgeli ay tutulmaları görülebilecek.

Tutulma, Ay’ın Dünya’nın gölgesinden geçecek şekilde; Güneş, Dünya ve Ay aynı hizaya geldiğinde gerçekleşiyor.

Kaynak: NASA

Neden ‘kanlı ay’?

Tam bir ay tutulmasında, Ay‘ın tamamı, Dünya‘nın gölgesinin en karanlık kısmına geliyor. Ay tam gölgedeyken kırmızımsı bir renk alıyor. Bu fenomen nedeniyle Ay tutulmalarına bazen “Kanlı ay” deniyor.

Ay tutulmasını gözlemlemek için herhangi bir özel ekipmana ihtiyacınız da yok. Ancak dürbün veya teleskopla bakarsanız kırmızı rengi daha belirgin bir şekilde görebilirsiniz.

Nasıl bir ortamda izlenmeli?

NASA’dan bilim insanları tam ay tutulmasının izlenmesi için en iyi ortamın parlak ışıklardan uzak karanlık bir ortam olduğunu söylüyor.

Ay’ın tamamen Dünya’nın gölgesinde olduğu tutulma aşaması, Kuzey ve Orta Amerika’da ve Ekvador, Kolombiya ve Venezuela ve Peru‘nun batı kısımlarında görülebilecek.

Tutulma ayrıca Asya, Avustralya ve Yeni Zelanda’da da görülebilir. Alaska ve Hawaii’deki izleyiciler, tutulmanın her aşamasını görme fırsatına sahip olacak.

Canlı olarak da izleyebilirsiniz

Ancak bulutlu bir hava hakimse ya da tutulmanın izlenemeyeceği bir bölgedeyseniz dünyanın çeşitli bölgelerine yerleştirilmiş teleskoplarla canlı yayından tutulmayı izleyebilirsiniz.

Peki ay neden kırmızıya bürünüyor?

Gökyüzünü mavi ve gün batımlarını kırmızı yapan aynı fenomen, ay tutulması sırasında Ay’ın kırmızıya dönmesine neden oluyor. Buna Rayleigh saçılması deniyor.

Işık dalgalar halinde hareket eder ve farklı ışık renkleri farklı fiziksel özelliklere sahiptir. Mavi ışığın dalga boyu daha kısadır ve Dünya atmosferindeki parçacıklar tarafından daha uzun dalga boyuna sahip kırmızı ışığa göre daha kolay dağılır.

Kaynak: NASA

Öte yandan kırmızı ışık, atmosferde daha doğrudan hareket eder. Güneş tepedeyken gökyüzünde mavi ışık görülür. Ancak Güneş batarken, güneş ışığı gözlerimize ulaşmadan önce daha fazla atmosferden geçmeli ve daha uzağa gitmelidir. Güneş’ten gelen mavi ışık saçılır ve daha uzun dalga boylu kırmızı, turuncu ve sarı ışık geçer.

Ay tutulması sırasında, Ay’a ulaşan tek güneş ışığı Dünya atmosferinden geçtiği için Ay kırmızıya döner.

Tutulma sırasında Dünya atmosferinde ne kadar çok toz veya bulut varsa, Ay o kadar kırmızı görünür.

Sanki dünyanın tüm gün doğumları ve gün batımları Ay’a yansıtılmış gibi.

[COP27 Liderler Zirvesi-2] Gelişmekte olan ülkeler finansman ve tazminat talep etti: Bu adaletsiz

COP27‘de ülke liderlerinin konuşmalar yapacağı iki günlük üst düzey zirvenin ilk günü,  yaklaşık 50 devlet ve hükümet başkanının konuşmalarıyla tamamlandı.

Zirve yarın sona erdiğinde 100’den fazla dünya lideri konuşmalarını yapmış olacak.

ABD Başkanı Joe Biden‘ın bu zirveye katılmayacağı ancak önümüzdeki hafta COP27’de olacağı açıklandı. Şu an itibariyle ne Çin ne de Rusya Devlet Başkanlarının konuşması ve katılımı beklenmiyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, bugün zirveye bir video mesaj gönderecek.

Etkinlik dün Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ve BM Genel Sekreteri Guterres’in konuşmalarıyla başlamıştı.

Devamına söz alan eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, küresel liderlerin iklim değişikliği konusunda bir güvenilirlik sorunu yaşadıklarını söyledi ve gelişmiş ülkelerin Afrika’da devam eden gaz kaynakları arayışını “fosil yakıt sömürgeciliği” olarak nitelendirdi.

“Hepimizin bir güven sorunu var: Konuşuyoruz, harekete geçmeye başlıyoruz ama yeterince yapmıyoruz” diyen Al Gore, fosil yakıtları çıkarmaya devam ederek “ölüm kültürünü” devam ettirdiğimizi söyledi, Pakistan‘daki büyük selden, Çin’deki sıcak dalgalarından ve “yağmur bombalarından” ve Nijerya‘da yerinden edilmiş bir milyon kişiden bahsetti.

Gelişmekte olan ülkeler finansman ve tazminat talep ediyor: Bu adaletsiz

Barbados başbakanı Mia Mottley,  küresel güneyin iklim kriziyle mücadele etmek ve daha iyi büyümek için teknolojiye daha fazla erişime ihtiyacı olduğunu söyledi:

Yeşil teknoloji  geliştirmek için gereken her şey zaten küresel güneyde bulunuyor, çıkarılıyor ve kuzeye gönderiliyor. Sonra da bunu bize ihraç etmek isteyenlerin insafına kalıyoruz.”

COP27’nin en çok tartışılan temalarından biri olan kayıp ve hasar konusuna vurgu yapan Mottley, Danimarka, Belçika ve İskoçya’yı, iklim değişikliğinden güçlü bir şekilde etkilenen küresel emisyonlardan neredeyse hiç sorumlu olmayan gelişmekte olan ülkelere fon tahsis ettikleri için selamladı.

Guterres’in çağrısını yineleyen Mottley, bir iklim anlaşması yapılmasını ve ülkesinin, petrol ve gaz şirketleri gibi devlet dışı aktörlerin ve paydaşlarıyla kolaylaştıracılar eşliğinde bir araya getirilmesi gerektiğine inandığını söyledi:

“Şirketler son üç ayda nasıl 200 milyar dolar kâr ediyor ve bir zarar fonuna her dolar için en az 10 sent katkıda bulunmuyor? Halkımızın beklentisi bu.”

Hükümetler iklim kriziyle mücadele edemezlerse, yüzyılın ortasına kadar dünya çapında bir milyar iklim mültecisi olacağı konusunda uyaran Mottley şöyle devam etti:

Sanayi devrimin kanı, teri ve gözyaşıyla finanse eden bizdik. Sanayi devriminden kaynaklanan sera gazlarının bir sonucu olarak maliyeti ödemek zorunda kalarak şimdi çifte tehlikeyle karşı karşıya mı kalacağız? Bu özünde adaletsiz.

Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Al-Hüseyin, kurak ülkesindeki ortalama yağış miktarının 50 yılda yarı yarıya düştüğünü söyledi. Orman zengini Gabon ülkesinin başkanı Ali Bongo Ondimba, Cop27’deki en önemli konu olan finansman konusuna dikkat çekerek zengin ulusların 2020’den itibaren yılda 100 milyar dolar vermeyi vaat etmesinin üstünden 13 yıl geçtiğini, ancak bunun henüz yerine getirilmediğini ekledi.

Ondimba ayrıca Gabon ormanlarının çok büyük miktarda karbon emdiğini ve bunların karbon kredisi olarak ticarileştirilmesi gerektiğini söyledi.

En çok kirletenler, en çok ödemeli

Gana Devlet Başkanı Nana Akufo-Addo, iklim değişikliğinden daha fazla sorumlu olan varlıklı ülkelere, iklim değişikliğinin etkilerinden en çok etkilenen Afrika ülkelerine ödeme yapmaları ve tazminat ödemeleri çağrısında bulundu.

Senegal Devlet Başkanı ve Afrika Birliği Başkanı Macky Sall konferansta COP27’nin ülkeler için “tarih yazma” ya da “tarihin kurbanı olma” şansı olduğunu söyledi.

“En çok kirletenler, gezegenimizi bu iklim krizi yolundan çıkarmak için en çok ödemeli”.

Tazminat müzakerelerinde ‘agresif’ olacağız

Nijerya Çevre Bakanı Muhammed Abdullahi, zengin ülkeleri, iklim değişikliğinden en çok etkilenen gelişmekte olan ülkelere yardım etmek için olumlu ve açık taahhütler göstermeye çağırdı.

Ulusların, “güçlü bir şekilde bölünmüş” olmasına rağmen “emisyonlardan ve elbette iklim değişikliğinden en çok sorumlu olan ülkelerin acil ve kararlı adımlar atılması gerektiğini” söyleyen Abdullahi, “Suçlama oyunu durmalı” dedi ve savunmasız ülkeler için finansman ve tazminat müzakereleri sırasında ülkesinin “agresif” olacağını da sözlerine ekledi.

Konuşmalar boyunca liderler, muhataplarını, özellikle de zengin ülkeleri onca kriz sırasında “dikkatlerinin dağılmaması” konusunda uyardı.

Bugün ABD ara seçimleri yapılacak. G20 ülkeleri liderleri, COP27’nin ikinci haftası devam ederken Endonezya Bali‘de toplanacak.

 

 

 

[COP27] Mısır, insan hakları örgütlerinin internet hesaplarını ve haber sitelerini engelliyor

Mısır‘ın Şarm el Şeyh sahil kentinde başlayan BM 27. Taraflar Konferansı‘na (COP27) katılanlar, konferans internet bağlantısının küresel haklar örgütü İnsan Hakları İzleme Örgütü‘ne (HRW) ve görüşmeler sırasında bilgi için gereken diğer önemli haber sitelerine erişimi engellediğini duyurdu.

HRW, web sitesine konferans wifi üzerinden erişilebilen Uluslararası Af Örgütü ile birlikte Cop27’de bir panel tartışmasına öncülük edecek.  Engellenen siteler listesinde ayrıca, Mısır’ın tek bağımsız haber kuruluşu olan Medium, Mada Masr ve Katar haber kuruluşu Al Jazeera  de yer alıyor.

Gençlik iklim örgütü Earth Uprising‘e liderlik eden bir aktivist olan Alexandria Villaseñor, sosyal medyada şunları paylaştı:

 “Mısır’da #Cop27’de o kadar çok engellenen web sitesi var ki, bizim için çalışmak çok zor. Medium engellendiği için @Earth_Uprising Medium sitemizi kullanamıyoruz . Referans verdiğimiz haber ajansları da engellendi. Gerçek ve bilgi olmadan iklim eylemi olmaz.”

Gözlemciler ve konferans katılımcıları, COP27’deki sorunların, Mısırlı yetkililerin hayati iklim müzakerelerini insan hakları sorunlarından ayırma çabalarının bir parçası olduğunu ve her yere uzak Şarm El-Şeyh beldesindeki katılımcıların Mısır’ın onlarca yıllık çöküş sicili hakkında görebileceklerini kontrol etmelerinden korktuğunu düşünüyor.

700’den fazla haber sitesi engelli

Mısırlı telekom sağlayıcıları, COP27’de WhatsApp araması gibi internet üzerinden ses protokolü (VoIP) aramalarına yönelik bir yasağı geçici olarak kaldırdı. Yine de yetkililer, bağımsız medya ve insan hakları örgütleri de dahil olmak üzere Mısır makamlarını eleştiren web sitelerini engellemek için gelişmiş ve geniş bir aralığa sahip.  Qurium ve Citizen Lab dahil olmak üzere internet özgürlüğü grupları , Kanadalı Sandvine şirketi tarafından sağlanan derin paket inceleme teknolojisinin Mısırlı yetkililerin web sitelerini istedikleri zaman engellemesine nasıl izin verdiğini belgeledi: 

“Mısırlı yetkililer, bağımsız haber medyası ve sivil toplum grupları da dahil olmak üzere yaklaşık 700 web sitesine erişimi engelledi. Bu, çevre ve insan hakları sorunları da dahil olmak üzere tartışılması gereken bilgilere erişimi ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Etkili iklim eylemi, daha az değil, daha fazla insanın fikirlerini dile getirmesini gerektirir.”

Engellenen sitelerin sayısı, Mada Masr ve Al Jazeera’dan başlayarak 2017’de bağımsız haber sitelerini engellemeye başladığından beri çok arttı.  Eylül 2020’ye kadar, Arap İnsan Hakları Bilgi Ağı ve Mada Masr, Mısır’da 116 haber sitesi, 15 insan hakları konularıyla ilgilenen, 27 siyasi eleştiri sitesi ve kullanıcıların sanal özel ağ indirmesine izin veren 349 site dahil 628 sitenin engellendiğini bildirdi . Mısır’da VPN kullanmak da yasak.

da , haber sitelerindeki engelleme , bağımsız haber kuruluşu Al-Manassa‘yı da kapsayacak şekilde genişletildi. İfade özgürlüğü örgütü Article 19, uygulamayla ilgili  “şimdiye kadar hiçbir devlet kurumu bu engelleme kararlarından sorumlu olduğunu açıklamadı” dedi.

Aktivistlere baskı

HRW, COP’27’nin Mısır devletinin çevresel aktivizm ve bağımsız araştırmalar üzerindeki baskısını başlatmadan kısa bir süre önce, birçok aktivisti sürgüne gönderdiğini, kalanlara ise tutuklanma, örgütlerinin kapatılması veya daha kötüsünün başlarına gelebileceği yönünde korku saldığını, böylece bu grupların ülke içindeki eylemlerinin büyük ölçüde kısıtlandığını bildirdi:

“Bağımsız araştırmanın önündeki bir diğer engel de bilgiye erişimdeki ciddi kısıtlamadır. Gazetecilerin sistematik olarak tutuklanması ve kovuşturulmasıyla birleşen bu tür büyük sansür, çevre sorunları da dahil olmak üzere hükümet tarafından yasaklanmış sayılan konularda bilgiye ve haberciliğe erişimi ciddi şekilde kısıtladı.”

 

[COP27] Zirveyle birlikte protestolar da tırmanıyor

Bu yıl Mısır‘ın ev sahipliğinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCC) 27’nci Taraflar Konferansı (COP27), 6 Kasım itibariyle resmen başladı. COP27’nin iklim krizi değmemiş salonunda iklim meseleleri konuşulurken dünya çapında aktivistler iklim krizi için protestolar gerçekleştiriyor.

Ülkelerin verdiği taahhütlere ilişkin Mısır’daki salonda yapılan konuşmaların ötesinde hükümetleri bir gerçekliğe davet ediyor ve harekete geçmeye çağırıyor.

[COP27] Küresel ısınma durmuyor, dünya eşzamanlı krizlerin pençesinde: COP27 başladı
[Şarm El Şeyh’ten COP27 Notları -1] Kızıldeniz’in balıkları da bizi görecek mi?
[COP27] Falan, filan, falandan; kan, kan ve daha çok kana
[COP27] İklim örgütlerinden Türkiye’ye çağrı: 2030’a kadar emisyonlar yüzde 35 azaltılmalı 

Birleşik Krallık’ta Just Stop Oil’e yedi tutuklama

Fosil yakıta karşı iklim krizine dikkat çeken aktivist grup Just Stop Oil’den aktivistler, iklim krizine karşı acil eyleme geçilmesi taleplerini yinelemek için Birleşik Krallık’ta köprülere tırmandı.

Fotoğraf: Just Stop Oil/PA

Surrey’deki M25’te bir köprüye eylemcilerin tırmanmasının ardından bazı yolların trafiğe kapatıldığı duyuruldu.

İngiliz polisi Just Stop Oil grubundan yedi eylemciyi tutuklamıştı. Eylem tutuklamaların ardından gerçekleşti.

Bugün COP27’de liderlerin konuşmalarının başlamasından saatler önce şehirde aksamalara neden olacağı düşünülen aktivistlere yönelik önleyici tedbirler aldığını duyuran polis, otoyolu kapatacağı yönünde ihbar aldığı eylemcilere gerçekleştirdiği operasyonun “önemli” olduğunu duyurmuştu. Ancak üç eylemci bu sabah köprülere tırmandı.  

Aktivistler Hollanda’da jetlerin kalkmasını engelledi

Yüzlerce çevre aktivisti, Mısır’daki Cop27 iklim konferansının arifesinde, 5 Kasım’da düzenlenen bir eylemde özel jetlerin Amsterdam’ın Schiphol Havalimanı’ndan ayrılmasını engelledi.

Greenpeace ve Extinction Rebellion aktivistleri, özel jetlerin önüne oturdu. Aktivistler oturma eyleminin öncesinde uçakların etrafında bisikletle dolaştı.

Yüzlerce iklim aktivisti havalimanını işgal etti ve “daha fazla tren” ve “havacılığı kısıtla” taleplerinde bulundu.

Greenpeace Hollanda’dan Dewi Zloch, eylemcilerin daha az uçuş, daha fazla tren ve gereksiz kısa mesafeli uçuşların ve özel jetlerin yasaklanmasını istediğini söyledi.

Polis, çok sayıda protestocuyu izinsiz olarak havalimanında bulundukları için tutukladıklarını duyurdu.

Daha önce Greenpeace’ye yanıt veren Schiphol’un yeni CEO’su Ruud Sondag, havalimanının “2030 yılına kadar emisyonsuz havalimanını ve 2050 yılına kadar net iklim-nötr havacılığı hedeflediğini” söyledi.

COP27 öncesinde Mısır’da sayısız tutuklama

İnsan Hakları İzleme Örgütü bugün yaptığı açıklamada, Mısır makamlarının protesto çağrısında bulundukları için düzinelerce insanı tutukladığını ve COP27 iklim zirvesine giden günlerde protesto hakkını kısıtlayarak zirvenin başarısını tehdit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, konferansın gerçekleştirildiği Şarm El-Şeyh’te, tüm taksilere kamera koyulmasını zorunlu kılmak da dahil olmak üzere güvenlik birimlerinin sürücüleri ve yolcuları gözetlemesine olanak sağlayan bir dizi güvenlik önlemleri aldı.

Örgüt tarafından yapılan açıklamaya göre; yetkililer ayrıca, önceki zirvelerde iklim sorunlarıyla ilgilenmek ve zirve katılımcıları ile etkileşimi sağlamak için daha geniş halka açık olan COP mekanı dışındaki sözde Yeşil Bölge’ye kayıt için aşırı derecede karmaşık bir süreç uyguladı.

1 Kasım 2022’de Mısır medyası, Ekim ayının başından bu yana Mısır makamlarının konferans sırasında 11 Kasım’da hükümet karşıtı protesto çağrısında bulundukları için düzinelerce insanı tutukladığını bildirdi.

Bu tutuklamalar içerisinde bazılarının “sosyal medyayı kötüye kullanma” ve “terör örgütüne üye olma” suçlamalarıyla karşı karşıya olduğu bildiriliyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, tutuklananların sayısı her gün artıyor.

COP27 öncesi su içmeyi de bıraktı

İngiliz-Mısırlı aktivist Alaa Abdel Fattah’ın açlık grevine devam ederken COP27 zirvesinin başında artık su da içmeyeceğini duyurdu.

Fotoğraf: AFP

Dün başlayan zirvenin ardından Fattah’ın serbest bırakılması yönünde çağrılar da arttı.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, konuyu COP zirvesinde gündeme getireceğini söyledi. 2011 Arap Baharı‘nın kilit aktivistlerinden Abdel Fattah, şu anda yanlış haber yaymaktan beş yıl hapis cezasına çarptırılmış durumda.

İnsan hakları grupları, Fattah’ın tahmini 60 bin Mısırlı siyasi mahkumdan biri olduğunu söyledi ve Kahire’deki hükümeti iklim zirvesine ev sahipliği yaparak baskıcı itibarını “yeşil yıkamaya” çalışmakla suçladı.

Mısır hükümeti, ülkede siyasi tutuklu bulunmadığı konusunda ısrarcı.

Avustralya’da oturma eylemi

Avustralya’da dün beş genç eylemci Whitehaven Coal’ın Newcastle ofisinde oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemciler yeni kömür projelerinin durdurulmasını ve mevcuttakilerden vazgeçilmesini talep etti. Eylemciler tutuklandı.

Whitehaven Coal ofisinde yirmi beş protestocu, şirketin kömür üretimini ikiye katlama planlarını protesto etmek için oturma eylemi yaptı.

Eylemciler 16 ila 19 yaşları arasında. Tutuklanan aktivistlerin aileleri gençlerin iklim acil durumu hakkında alarm vermesinden ilham aldıklarını söyleyedi ve protestoya katıldı.

 

[COP27 Liderler Zirvesi] Guterres ülkeleri uyardı: İklim cehennemine giden yoldayız, ayağımız gazda

COP27‘nin ikinci günü, konferansa katılan yaklaşık 90 ülkenin liderlerinin konuşmalar yapacağı üst düzey liderler zirvesi ile devam ediyor.

Bugün ve yarın gün boyunca sürecek Dünya Liderleri Zirvesi Açılış Töreni, ev sahibi Mısır‘ın Cumhurbaşkanı Abdel Fatah el-Sisi‘nin uluslararası toplumu, “zamanımızın en acil sorunlarından biri olan iklim değişikliği üzerinde birlikte çalışmaya” çağırdığı konuşmayla başladı:

“Şimdi herkes bizi izliyor ve daha sağlıklı, daha temiz bir çevre umuyor Dünyanın dört bir yanındaki insanların zorlu soruları var ve bu soruları ele almalıyız… Liderler olarak iklim değişikliğini ele almak ve savunmasızları korumak için sorumluluklarımızla yüzleştik mi? Hedeflerimize ulaşabilir miyiz? Hepimiz birlikte çalışabilir miyiz? Başka seçeneğimiz var mı?”

İnsanların iklim değişikliğinin sonuçlarından her zamankinden daha fazla acı çektiğini belirten Sisi, konuşmasında Ukrayna‘daki savaşın bitmesi gerektiğini, ekonomik olarak güçlü olmasına rağmen kendi ülkesinin de bu savaştan kötü etkilendiğini de söyledi.

Mısır’ın iddialı hedefler belirlediğini ve yeşil, düşük karbonlu bir ekonomiye uyumunu hızlandırmaya kararlı olduğunu söyleyen Sisi, katılan liderlerin bu ,işine kadar ciddiye aldıklarını gösterdiğini belirtti ve onlara teşekkür etti.

İnsanlığın iki seçeneği var: İşbirliği yapmak ya da yok olmak

Sisi’nin ardından söz alan BM Genel Sekreteri António Guterres, konuşmasında iklim krizinin aciliyetine vurgu yaptı ve ülkelere sert uyarılarda bulundu: “Sert bir seçimle karşı karşıyasınız: Ya emisyonları azaltmak için ya şimdi birlikte çalışacaksınız ya da gelecek nesilleri iklim felaketine mahkum edeceksiniz.

“Sadece birkaç gün içinde gezegenin nüfusunun yeni bir eşiği geçeceğine ve insanlığın sekiz milyarıncı üyesinin dğacağına işaret eden Guterres şunları söyledi:

“Hayatımızın kavgasını veriyoruz. Ve kaybediyoruz. Sera gazı emisyonları artmaya devam ediyor. Küresel sıcaklıklar yükselmeye devam ediyor. Ve gezegenimiz, iklim kaosunu geri döndürülemez hale getirecek dönüm noktalarına hızla yaklaşıyor. Ayağımız gaz pedalında, iklim cehennemine giden bir yoldayız.”

Guterres, dünyanın en zengin ve en fakir ülkeleri arasında fosil yakıtlardan çıkışı hızlandırmak ve halihazırda meydana gelen zararlarla başa çıkabilmelerini sağlamak için finansman sağlanması konusunda bir anlaşma yapılması çağrısını da yineledi:

“COP27’nin başlangıcında, gelişmiş ve yükselen ekonomiler arasında tarihi bir anlaşma – bir iklim dayanışması anlaşması – çağrısında bulunuyorum. Bu pakt, tüm ülkelerin 1,5 derecelik hedef doğrultusunda bu on yılda emisyonları azaltmak için ekstra çaba gösterdiği bir anlaşma olacaktır. En büyük iki ekonomi olan ABD ve Çin, bu anlaşmayı gerçeğe dönüştürmek için çabalara katılma konusunda özel bir sorumluluğa sahip.

Bunun iklim hedeflerimize ulaşmak için tek umudumuz olduğuna inanıyorum. İnsanlığın iki seçeneği var: İşbirliği yapmak ya da yok olmak. Ya bir iklim dayanışma paktı kurulacak ya da toplu bir intihar paktı.”

COP27’nin en önemli gündemi olan kayıp ve hasar mekanizmalarına değinen Guterres, “Kayıp ve hasar konusu artık halının altına süpürülemez. Bu ahlaki bir zorunluluktur. Bu, uluslararası dayanışmanın ve iklim adaletinin temel bir sorunudur” dedi:

“İklim krizine en az katkıda bulunanlar, başkaları tarafından yapılanların etkilerini çekiyor. Ne yapacağımızı biliyoruz ve bunu yapmak için finansal ve teknolojik araçlara sahibiz.”

Küresel iklim savaşı, bu kritik on yılda  ya kazanılacak ya da kaybedilecek. Kesin olan bir şey var: Vazgeçenler kesinlikle kaybedecekler.

Öyleyse birlikte savaşalım ve kazanalım. İnsanlık ailemizin 8 milyar üyesi ve gelecek nesiller için.

2024 yılında Dubai‘de gerçekleşecek COP28’e ev sahipliği yapacak olan Birleşik Arap Emirlikleri‘nin lideri Mohammed bin Zayed Al Nahyan, Guterres’İn hemen ardından söz aldı ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyesi olan ülkesinin, ihtiyaç olduğu sürece fosil yakıt üretmeye devam edeceğini söyledi:

“BAE sorumlu bir enerji tedarikçisi olarak kabul ediliyor ve dünyanın petrol ve gaza ihtiyacı olduğu sürece bu rolü oynamaya devam edecek.”

Konuşmacılardan Ugandalı genç iklim aktivisti Leah Namugerwa, liderlere şöyle hitap etti:

“Biz gençler, yetişkin gibi düşünmek zorunda kaldık çünkü siz düşünmüyorsunuz. Büyük kirleticilerin dokunulmaz olması adalet değil… Gerçekle yüzleşmeliyiz – dünya fosil yakıtlar nedeniyle olağanüstü bir durumda. Gençler ümitsiz. Konuştuğumuz zaman duyulduğumuzdan veya görmezden gelindiğimizden emin değiliz. Acil bir durum olduğunu hatırlayarak konuşun… İktidarda hiçbir şey yapmayan biri olarak anılmak ister misiniz?”

Gün boyunca hem Kongo, Libya, Çad,  Venezuela gibi az gelişmiş ülkelerin, hem de İtalya, İspanya, Birleşik Krallık, Fransa gibi G20 ülkelerinin liderleri konuşmalar yapacak.

Yarın (8 Kasım) Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de söz alacak.