Ana Sayfa Blog Sayfa 555

Binlerce ton kayısı enkaz altında: Çıkarmamıza izin vermiyorlar

Video haber: Fırat BULUT

*

Maraş merkezli depremlerden etkilenen illerden Malatya’da vatandaşın kayısısı, tütünü, üzümü enkaz altında kaldı.

Doğanşehir ilçesi Karşıyaka Mahallesi‘nden Mazlum Alakuş enkaz altında 20 ton kayısısının kaldığını yetkililerin yardımcı olmadığını söyleyerek destek çağrısında bulundu.

Alakuş, depremden sonra hasar gören binanın üstünün sağlam olduğunu, yıktırmamak için ellerinden geleni yaptıklarını ancak moluz kaldırma ihalesini alan şirketin polis eşliğinde binayı yıktığını söyledi.

‘Kayısıların borcunu nasıl ödeyeceğiz?’

Mağdur edilmelerine tepki gösteren Alakuş, “Bizim kendi arsamızda bulunan, anayolu işgal etmeyen, yan tarafında boşluk olan bir bina. Bina sadece yerine oturmuştu, kayısılar çıkarılabilirdi” dedi ve ekledi:

“Bir çatal kaşık bile çıkaramadık, eşyayı geçtik kayısıyı çıkaramadık, bir ton üzüm vardı, elek makinaları vardı, gübre vardı. Çok da aciliyeti olan bir bina değildi. Müteahhit buranın ihalesini almış, araç ve kepçelerini bizim buraya yakın bırakmıştı, ‘buradan başlayalım’ dediler. Biz de dedik ‘bırakın eşyamızı çıkaralım, malımızı çıkarmamıza izin verin’ dedik. Sonra polisi falan çağırdılar. ‘Yaklaşamazsınız, giremezsiniz’. Yıktılar çekip gittiler.”

‘MASKİ’yi aradık gelmediler, kayısı su altında kaldı’

Kendi imkanları ile kepçe tutup enkaz altında kalan 20 ton kayısılarını çıkarmaya çalıştıklarını söyleyen Alakuş “Biz kepçe tutup getirdik, enkazın üstünü temizledik. Öğle yemeği yiyelim dedik geldik ki su basmış. Dört saat boyunca MASKİ’yi [Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi] aradık, gelmediler. Gelene kadar zaten su altında kaldı” ifadelerini kullandı.

Malatya, kayısı - Fotoğraf: Fırat Bulut
Fotoğraf: Fırat Bulut

‘Kimsenin malı umurlarında değil’

Kendi imkanları ile sadece beş bin tona yakın kayısıyı çıkardıklarını belirten Alakuş yetkililerin ilgisizliğine tepki göstererek şunları söyledi:

“Enkazda 20 ton kayısımız vardı. Biz kardeşim ile birlikte bunları köylülerden aldık, daha bunların borcunu bile ödememişiz. Nasıl vereceğiz bilmiyorum; bir buçuk milyon kaybımız var. Doğanşehir’in molozunu müteahhite ihale ile vermişler adamlar gelip demirini ayıklayıp gidiyor. Kimsenin malı umurlarında değil. Biz AFAD’a gittik dedik ‘gelin malımızı çıkarın’, ‘Ben adamlarımızı buraya koymam, o riski almam’ dediler. Tamam, o zaman bina yıkıldıktan sonra gelseydiler, 10 tane adam verseydiler o mal kurtulurdu. Bu AFAD nerede, bu KIZILAY nerede? Her gün lüks araçlara binip buralarda geziyorlar. Ben ve kardeşim tek nasıl çıkaralım. Elimiz, kolumuz hep yara, yardım etseydiler o mal kurtulmuş olurdu, su basmadan çıkarırdık.”

Yetkililerden yardım isteyen Alakuş “Umarım zararımızı birileri karşılar. Biz bu malı köylüden almıştık, bunun parasının ödenmesi gerekiyor. Bu mal ziyan olduktan sonra nereden getirip vereceğim bilmiyorum. Bir buçuk milyona yakın kaybımız var” dedi.

Plastik atıkların yol açtığı ilk hastalık tanımlandı: Plastikoz

İngiltere ve Avustralya‘lı bilim insanları, Lord Howe Adası‘nda yaşayan deniz kuşlarında plastik yutulmasından kaynaklanan, daha önce bilinmeyen bir hastalığı keşfetti. 

Buna göre, yeni sınıflanan ve “plastikoz” olarak adlandırılan hastalığa plastiğin yumuşak dokuyu tekrar tekrar zedelemesi ve canlının midesinde geniş yara dokusu oluşumuna yol açması neden oluyor. Etkilenen yumuşak doku, sağlıklı doku gibi çalışmıyor; organ yapısını ve işlevini etkiliyor. 

Daha önce laboratuvar ortamında yapılan deneylerde plastiğin bu tür bir hastalığa neden olabileceği öngörülmüş, ancak doğada örneğine hiç rastlanmamıştı.

Keşif, Adrift Lab‘e üye küresel bir ekibin parçası olarak, Birleşik Krallık Doğa Tarihi Müzesi ve Avustralya kurumlarından bilim insanlarından oluşan disiplinler arası bir ekip tarafından yapıldı.

Plastikozdan etkilenen doku (solda) ile sağlıklı doku karşılaştırması. 

Adrift Lab araştırmacısı Hayley Charlton-Howard, bunun insanlar da dahil olmak üzere tüm canlı türlerinde plastik yutulmasıyla ilgili endişeleri artırdığını söyledi. 

Kalamar ve benzeri yiyeceklerden alıyorlar

Yeni Güney Galler’deki Lord Howe Adası’nda yaşayan yelkovan kuşları düzenli olarak plastik tüketiyor ve bilim insanları bunun henüz yumurtadan çıkma aşamasında başladığını düşünüyor. 

Plastikler, kalamar gibi esas olarak okyanustan gıda alımı sırasında yutuluyor.

Charlton-Howard şunları söyledi: “Kumsalda bir plastik parçası düşünün; oldukça keskin ve kırılgandır. Bunun sürekli olarak midenin yumuşak, hassas dokusuna tekrar tekrar girdiğini hayal edin. Bu durumun, midede çok fazla yaralanmaya neden olacağını biliyoruz. Yutulan plastikler, sindirim bezlerinde de hasar meydana gelebilir ve deniz kuşlarının besinleri sindirme ve emme kabiliyetini sınırlayabilir.”

Ekip, 10 yıllık araştırmaları sonucunda,  son yıllarda sıkça gözlemledikleri, yumuşak dokuda yara olaylarında ani bir artış olduğunu aktardı. 

Charlton-Howard, fibroz (doku kalınlaşması ve yara izi) ile ponza taşı gibi doğal olarak oluşan aşındırıcı kalıntıların tüketimi arasında önemli bir bağlantı bulunmadığını söyledi. “Tarih boyunca kuşların kayaları yediğine dair kanıtları fosil kanıtlarında bulduk. Ancak gördüğümüz hasara ponza taşı yemek neden olsaydı, muhtemelen farklı kuş türlerinde bu kadar tekrarlayan ve önemli bir sonuç ortaya çıkmazdı. “

Bilim insanları, incelenen kuşlara “sağlıklarının inanılmaz derecede kötü olması” nedeniyle ötenazi yapıldığından, durumun ölümcül olup olmadığını henüz tespit edebilmiş değil. Bu yara dokusunun diğer organlarda olup olmadığı ise inceleniyor. 

Mikroplastiklerin, suda, havada hatta anne sütü ve insan kanında bile bulunduğu kanıtladı. 2019’da Doğa Fonu tarafından yaptırılan küresel bir araştırma, insanların ortalama olarak haftada beş gram mikroplastik yuttuğunu ortaya çıkardı.

Mikroplastik ilk kez insan kanında tespit edildi
Bizi bilmediklerimiz ve görmediklerimiz mahveder
Yaşayan insanların akciğerlerinde ilk kez mikroplastik görüldü
Hollanda’daki çiftlik hayvanlarının etinde, sütünde ve kanında mikroplastik tespit edildi

Çalışmanın, yelkovanın kuşlarının dışında, plastik yutan diğer türler için nasıl etkiler yaratabileceğine ışık tutması bekleniyor.

“Bu plastik parçaların insan sağlığına ne yaptığına dair çok az fikrimiz var” diyen Charlton-Howard, bu kuşların insanların yuttuğu küçük mikroplastiklere kıyasla yüksek miktarda, büyük plastik parçaları yuttuğunu belirterek, “İnsanlarda plastikozun genel durumunu göremeyebiliriz, ancak dokularımızda lokal yaralanmalar, iltihaplanma ve yara dokusu oluşumu vakaları ortaya çıkabilir” dedi. 

Plastik yediği bilinen binden fazla deniz türü bulunuyor. Araştırmayı yapan uzmanlar, plastik kirliliğinin bir kriz haline dönüştüğünü ve konuyla ilgili daha fazla araştırma yaparak, insanları ve hükümetleri farkındalık ve eyleme geçmek için zorlamak istediklerini belirtiyor.

Afetten etkilenen tüm iller ‘Cazibe Merkezleri Programı’na dahil edilecek

Deprem bölgesinin tamamı ‘cazibe merkezi’ kapsamına alınacak. Bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi amacıyla 24 ilde uygulanmakta olan Cazibe Merkezleri Programı kapsamı, depremden etkilenen illerin tamamını kapsayacak şekilde genişletilecek.

6 Mart’ta yapılan kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın açıkladığı düzenleme, Cumhurbaşkanı kararı ile yapılacak.

ekonomim.com‘un aktardığına göre, yatırımlarla Cazibe Merkezleri Programı kapsamında halihazırda desteklenen iller arasında depremden etkilenen Adıyaman, Diyarbakır, Malatya ve Şanlıurfa illeri yer alıyor. Düzenleme hayata geçirildiğinde Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Osmaniye ve Elazığ da bu kapsama alınacak.

Deprem felaketinin ardından bölgenin yeniden ayağa kaldırılması için, bu illerin tamamının 6’ncı bölge teşviklerinden yararlanması önerileri gündeme gelmişti. Ancak teşvik düzenlemesinde bölgeler, illerin sosyoekonomik gelişmişlik endeksi sıralamasına göre belirlendiği için, teşvik mevzuatında bir değişiklik düşünülmedi.

Cazibe Merkezleri Programı

Yatırımlara verilen destekler

İşletme döneminde enerji giderlerinin yüzde 30’u toplam 10 milyon lirayı geçmemek üzere üç yıl boyunca destekleniyor.

Makine ve teçhizat alımlarında KDV istisnası, ithal makine için gümrük vergisi muafiyeti, 10 yıl boyunca sigorta primi işveren hissesi ve işçi hissesi desteği ve yatırım yeri tahsisi sağlanıyor.

Kurumlar vergisi yüzde 50 yatırıma katkı oranına göre yüzde 90 indirimli olarak uygulanıyor.

Üst limiti 1,8 milyon lira olmak üzere; TL kredilerde 7 puan, döviz kredilerinde 2 puan indirim yapılıyor.

İmalat sanayindeki yatırımlara inşaat gideri için KDV iadesi sağlanıyor, imar ile ilgili bina inşaat, yapı kullanma izni, parselasyon harcından istisna sağlanıyor.

İnşa edilen binalar beş yıl süreyle bina vergisi muafiyetinden, teşvik süresi sonuna kadar ise arazi vergisi muafiyetinden yararlanıyor.

Cazibe Merkezleri Programı

Cazibe Merkezleri Programı nedir?

2 Ocak 2018’deki Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe alınan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında bulunun diğer iller ise Ağrı, Ardahan, Batman, Bayburt, Bingöl, Hakkâri, Iğdır, Kars, Mardin, Bitlis, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Muş, Siirt, Sivas, Şırnak, Tunceli ve Van‘dan oluşuyor.

Programla görece az gelişmiş bölgelerdeki yatırım ortamını canlandırarak istihdam, üretim ve ihracatın artırılması ve bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılmasına yönelik yatırımların desteklenmesi amaçlanıyor.

Programdan yararlanan işletmelere, yürürlükteki yatırım teşvik mevzuatında, 6’ncı Bölge için verilen destek unsurlarının tamamı sağlanıyor.

Depremzedeler nasıl oy kullanacak?

Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, depremlerden etkilenen illerde ikamet eden kişilerin diğer illerle ilgili adres değişikliğini nüfus müdürlüklerinin yanı sıra e-Devlet ve Nüfusmatikler üzerinden de yapabileceğini duyurdu.

Buna göre; doğal afet sonucu yerleşim yerlerinin kullanılamayacak hale gelmesinden dolayı afetzedelerin yerleşmeleri için gösterilen karavan, çadır, prefabrik evler, yurt, huzurevi gibi yerlere de nüfus müdürlükleri, e-devlet ve nüfusmatikler üzerinden yerleşim yeri adres beyanı yapılabilecek.

Genel Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Afetzede vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin azaltılması ve kamu hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması için 6 Şubat öncesinde yerleşim yeri adresi depremden etkilenen illerde bulunan vatandaşlarımızın diğer illere yerleşim yeri adres değişikliği işlemlerini nüfus müdürlüklerimizin yanı sıra e-Devlet ve Nüfusmatiklerimiz üzerinden yapabilmelerine imkan sağlanmıştır. Ayrıca Adres Kayıt Sistemi Uygulama Yönergesinin 7’nci maddesinin 4’üncü fıkrasına istinaden doğal afet sonucu yerleşim yerlerinin kullanılamayacak hale gelmesinden dolayı afetzede vatandaşlarımız, yerleşmeleri için gösterilen ‘karavan, çadır, prefabrik evler, yurt, huzurevi gibi yerler’e nüfus müdürlüklerimiz, e-Devlet ve Nüfusmatiklerimiz üzerinden yerleşim yeri adres beyanı yapabilecektir.”

BM Türkiye yetkilisi: Küresel tedarik zinciri çadır ihtiyacını karşılayamıyor

Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Alvaro Rodriguez, video konferans yoluyla BM’nin günlük basın brifingine bağlanarak gazetecilerin sorularını yanıtladı.

BM’nin Türkiye için başlattığı insani yardım çağrısına değinen Rodriguez, halihazırda üç aylık bir süre için 1 milyar dolar olarak açıklanan çağrıya sadece 100 milyon dolarlık bir katkı sağlandığına dikkati çekti.

Rodriguez, trajedinin çok büyük olduğunu ve yardımın çoğunun Almanya ve ABD‘den geldiğini belirterek “İnsani yardımları karşılamak için ilave katkıya ihtiyacımız var. Türkiye’nin gelecek aylarda etkili bir toparlanma ve yeniden inşa sürecini başarılı bir şekilde yürüteceğine dair haklı bir algı var” dedi.

Türkiye’de genel devlet yapısı, Dışişleri Bakanlığı, AFAD ve İçişleri Bakanlığının koordineli bir şekilde etkin bir çalışma yürüttüğünü belirten BM yetkilisi, öte yandan yıkımın 11 şehir ve yaklaşık 9 milyon kişiyi etkilediğini hatırlattı.

‣ Çadır ihtiyacı: 80 bin, gönderilen çadır sayısı: 10 bin
‣ ‘Çadır satışları araştırılsın’ önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi
‣ Türkiye enkazken Kızılay çadır satışında

‘Küresel tedarik zinciri karşılayamıyor’

Çadır ve barınma imkanlarının çok büyük bir ihtiyaç olduğunu belirten Rodriguez, “İhtiyaç o kadar büyük ki küresel tedarik zinciri bu ihtiyacı karşılayamıyor” diye ekledi.

BM Mukim Koordinatörü, küresel ölçekte depolarda bulunan çadırlara ulaşılmaya çalışıldığını, aynı zamanda barınma için prefabrik ev ve konteynerlerin de daha pahalı ancak iyi bir seçenek olduğunu ifade etti.

Halihazırda bölgede yaklaşık 600 BM personelinin aktif çalıştığını aktaran Rodriguez bunların 500’ünün Türk personel olduğunu dile getirdi.

Feminist Gece Yürüyüşü’ne geceden hazırlık: Taksim’de barikatlar…

Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nin ara sokakları, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü’nden bir gün önce (7 Mart) barikatlarla abluka altına alınmaya başlandı.

Ayrıca son yıllarda olduğu gibi, bu yıl da yürüyüş öncesi metro seferlerinin durdurulması yönünde bir karar alındı. Söz konusu karar vatandaşların bazı metro ve füniküler hatlarında ulaşım yapma hakkını engeller nitelikte.

İstanbul Valiliği’nin aldığı karar uyarınca Metro İstanbul’dan yapılan açıklamada şu durakların ulaşıma kapalı olacağı bildirildi:

“İstanbul Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı Taksim istasyonu, Şişhane istasyonu İstiklal Caddesi giriş-çıkışı ve F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattımız 8 Mart Çarşamba günü saat 14.00 itibarıyla işletmeye kapatılacaktır.”

Kadınlar ve lubunyalar bugünkü eylem öncesi şu çağrıda bulundu:

“Yasımız ve öfkemiz büyük. Patriyarkal kapitalizmin yıkımına karşı feminist mücadelemiz ve dayanışmamızla hayatlarımızı kuracağız. Öfkeliyiz, yastayız patriyarkal kapitalist yıkıma karşı feminist isyandayız!”

Kadınlar ve lubunyalar geçen yıllarda da benzer yasaklarla karşılaşmış ancak tüm yasaklara rağmen Feminist Gece Yürüyüşü’nü gerçekleştirmişti.

İzmir’de Erdoğan ve Tarım Bakanlığı’nın ormanlık alana imar kararı Danıştay’dan döndü

Cumhurbaşkanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü’nün İzmir’deki bir arazinin orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararının iptali kararına yönelik yaptığı itiraz, Danıştay’tan döndü.

İzmir’in Bayraklı ilçesinde bulunan 375 hektarlık arazi, daha önce “bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına da dönüştürülmesi mümkün olmayan” alan olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kararı ile orman sınırları dışına çıkarılmıştı.

Karara yapılan itiraz sonucunda Danıştay 8. Dairesi, kararın iptali ve yürütmenin durdurulmasını kabul etmişti.

TMMOB, tapuda orman olarak kayıtlı 375 hektarlık alanın, İzmir depreminin ardından depremzedeler için kalıcı konut yapılmak üzere orman vasfının dışına çıkarılması için çalışma yapıldığını tespit ettiklerini açıklamıştı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idarenin itirazını reddetti. Kurul, karara ilişkin şu ifadelere yer verdi:

“İtiraz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen ve yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için gerekli olan koşulların gerçekleşmiş olduğu dikkate alınarak yürütmenin durdurulması isteminin kabul edildiği anlaşıldığından ve davalı idarelerce öne sürülen hususlar, bu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, itirazların reddine, 18/01/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”

‣ Bodrum’da Cumhurbaşkanı kararıyla 100 hektarlık alan için verilen imar izni iptal edildi
‣ Cumhurbaşkanı Kararı’yla iki ilin ormanlık alanları ‘orman vasfı’ dışına çıkarıldı
‣ İkizdere’yi yok eden taş ocağına Danıştay’dan ‘dur’ kararı: Hukuk yavaş, makine hızlı

Ne olmuştu?

İzmir’in Bayraklı ilçesinde tapuda orman olarak kayıtlı 375 hektarlık alan, 25 Kasım 2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman vasfının dışına çıkarılmıştı.

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) İzmir İl Koordinasyon Kurulu, tapuda orman olarak kayıtlı 375 hektarlık alanın, depremzedeler için kalıcı konut yapılmak üzere orman vasfının dışına çıkarılması için çalışma yapıldığını tespit ettiklerini açıklamıştı.

Cumhurbaşkanlığı kararında, “İzmir İl Bayraklı ilçesi, Bayraklı Mahallesi’nde bulunan, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verilmiştir” denilmişti.

Konut yapılacak alanın Yamanlar dağından başlayan ve yaklaşık bin 750 hektarlık su toplama havzasına sahip Laka Deresi Havzası içinde kaldığını belirten Kurul, sel felaketine dikkat çekmişti.

Amedspor’a saldırılarda gözaltına alınanların tümü serbest

TFF 2’nci Lig Beyaz Grup‘ta Bursaspor-Amedspor maçında, Amedsporlu futbolculara yönelik ırkçı saldırılar ve tribünde açılan pankartlar nedeniyle gözaltına alınan dokuz kişiden üçü savcılıktan altısı adli kontrolle serbest bırakıldı.

Bursa Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda oynanan karşılaşma sonrası başlatılan soruşturma kapsamında; aralarında tribüne ırkçı pankartları getiren ve açan, saldırılara karışan dokuz kişi gözaltına alınmıştı.

Bursaspor-Amedspor karşılaşması: ‘Futbol değil savaş alanı, oyuncularımızın ölmesi mi gerekiyordu?’

İfadeleri alınan üç kişi, dün sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi savcılıkça serbest bırakıldı. Aralarında tribüne pankart getirip, açan Ö.Ç, E.A, L.U. ve M.B’nin de bulunduğu altı kişi için de savcılıktan bir gün ek süre alındı. Bugün ifadeleri alınan şüpheliler de adliyeye sevk edildi. Tutuklanma talebiyle nöbetçi hakimliğe çıkarılan altı kişi, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Bahçeli sahip çıktı, Buldan yanıt verdi: Amed de var, Amedspor da

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıya sahip çıkmış; “Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor diye bir kulüpten de bahsedilemeyecektir. Bursaspor taraftarlarını buradan selamlıyorum. Milli duruşlarından dolayı tebrik ediyorum” demişti.

Buldan’dan Bahçeli’ye: Amedspor var olmaya devam edecek, olmayacak sizlersiniz

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da Bahçeli’ye verdiği yanıta “Amed vardır, var olmaya devam edecektir. Amedspor vardır, var olmaya devam edecektir. Amedspor gol atmaya devam edecektir. Olmayacak olan, bu seçimde gidecek olan sizlersiniz. Irkçı konuşmalarınızla, saldırgan tavırlarızla gitmeye mahkumsunuz ve bizler sizi göndereceğiz” demişti.

Ne olmuştu?

Amedspor, Bursaspor’la oynayacağı deplasman maçı öncesi Amedspora yönelik saldırılar sahada da sürmüş, maç öncesi Amedspor sahaya çıktığı sırada çok sayıda kişi de sahaya inip Amedsporlulara saldırmıştı. Tribünlerden yabancı maddeler, bıçak ve kurşun atılmış, Bursasporlu oyuncular da Amedsporluların üzerine yürümüştü. Maç başladığında da tribünde bir grup taraftarın Yeşil kod adlı JİTEM elemanı Mahmut Yıldırım‘ın, 90’larda derin devletin insan kaçırmasının simgesi haline gelen “beyaz toroslar”ın ve Kurtlar Vadisi‘ndeki Pala karakterinin posterleri açılmıştı. Maç sonrası soyunma odasında da Amedsporlu oyunculara yönelik fiziki saldırılar sürmüştü.

Peru’da 63 bin kuş ve 3 bin 487 deniz aslanı kuş gribinden öldü

Peru’da binlerce deniz aslanı kuş gribi nedeniyle öldü. Peru devlet yetkilileri vatandaşların plajlardan uzak durması için uyarıda bulundu. ABD‘den gelen göçmen kuşların hastalığın hayvanlara bulaşmasının nedeni olabileceği düşünülüyor.

SERNANP Doğal Alan Koruma Dairesi, sekiz korunan kıyı bölgesinde pelikanlar ve penguenler de dahil olmak üzere 63 bin ölü kuş bulunduğunu duyurdu.

SERNANP’a göre; en az 3 bin 487 deniz aslanı virüs nedeniyle ölü bulundu. Bu sayı, Peru’nun deniz aslanı nüfusunun yüzde 3’ünden fazlası. Ayrıca kuş gribine bağlı beş kürklü fok ölümü kaydedildi.

H5N1 olarak da bilinen kuş gribi, ülkede çok sayıda türe yayıldı. Kuşlar arasında salgın ilk olarak 2022 Kasım sonlarında Peru kıyılarında bildirilmişti.

Perulu veteriner Javier Jara, Reuters‘e “Geçen yıl pelikanlarla başladığını hatırladığımız şey şimdi bu deniz memelilerini etkiliyor” dedi.

2022’nin sonlarından bu yana, bilim insanları bu virüsü ABD’de ördekler, martılar, kazlar, şahinler ve baykuşlar gibi 100’den fazla yabani kuş türünde tespit etti ve ayılar, tilkiler, vaşaklar, rakunlar, ayılar ve yunuslar arasında da vakalar görüldü.

Ne olmuştu?

Laboratuvar testleriyle de bu hayvanlarda virüsün varlığı saptandı. Yetkililer bir ay önce de “biyolojik teyakkuz protokolü” ilan etmişti.

Peru Ulusal Orman ve Yaban Hayatı Servisi (SERFOR), insanları ve evcil hayvanlarını sahilde deniz aslanları ve deniz kuşlarıyla olası temaslardan kaçınmaları üzere uyarıda bulundu.

Kasım ayında da Peru’da pelikanlarda yüksek derecede bulaşıcı üç kuş gribi vakası tespit edildikten sonra 180 günlük bir sağlık alarmı ilan edildi.

Aralık ayında, bir önceki salgının vahşi yaşamı etkilemesinin ardından bir tavuk çiftliğindeki 37 bin kuş öldürüldü.

Kuşları öldürmek, kuş gribinin yayılmasını önlemek için standart protokolün bir parçası olarak görülüyor.

H5N1 kuş gribi virüsünün memelilere sıçraması nadir görülüyor ve insanların bu virüse yakalanmasının ise bundan daha da nadir görüldüğü belirtiliyor.

Ancak virüs son zamanlarda İngiltere‘de tilki ve su samurlarında, Fransa‘da bir kedide ve ABD‘de Montana‘da boz ayılarda görüldü.

Virüsün bulaştığı tüm memelilerin, enfekte kuşları yedikleri düşünülüyor.

2021’in sonlarından bu yana Avrupa, şimdiye kadarki en kötü virüs salgınıyla boğuşuyor. Aynı zamanda Kuzey ve Güney Amerika da ciddi salgınlar gördü.

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un yaptığı uyarıda ise memelilerdeki bu H5N1 vakalarının “yakından izlenmesi” gerektiğini bildirdi.

Ghebreyesus insanlara yönelik riskin şu anda düşük olduğunu ancak bunun böyle kalacağına kesin olarak güvenilmemesi gerektiğini ve her ihtimale karşılık durumda oluşabilecek herhangi bir değişikliğe hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti.

Ghebreyesus, insanları hasta veya ölü hayvanlara dokunmamaları konusunda uyardı ve ölü hayvanları bulan vatandaşlara yerel yetkililere bildirmeleri konusunda çağrıda bulundu.

Murat Kurum: 232 bin bina ya yıkık ya da hasarlı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kahramanmaraş merkezli depremlerde 232 bin binanın yıkık ya da hasarlı durumda olduğunu açıkladı. Kurum ayrıca beş ildeki hasar tespit çalışmalarının tamamlandığını kaydetti.

UNDP depremlerde 600 bine yakın binanın yıkıldığını bildirmişti 

Depremden hasar alan toplam 1 milyon 712 bin binada inceleme yapıldığını bildiren Murat Kurum, iki ayda 11 il ve köylerde 309 bin konutun yapımına başlanacağını duyurdu.

Malatya‘da konuşan Kurum, “Bakanlığımızda tüm ekiplerimizle Malatya’mızda hasar tespit çalışmalarını yerinde görmek hem de Malatya’mızın inşasına yönelik istişarede bulunmak amacıyla bir araya geldik. Malatya’da yapılacak yerleşim yerlerine, sanayi alanlarına ilişkin görüşlerini dinledik ve kararlar aldık” dedi. 

“Seferberlik” anlayışıyla çalışmalarını aralıksız devam ettirdiklerini belirten Murat Kurum, “Geçici barınma ve hasar tespit çalışmaları noktasında TOKİ’mizle özel sektörümüzle çadır kent kurulumundan sonra konteyner kentler, prefabrik yapıların inşa sürecini yönetiyoruz. Konteyner kentlerimizde sıcak sularımızı akacak, vatandaşlarımız günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları imkanlara sahip olacak. Malatya’da 5.7 büyüklüğünde bir deprem daha yaşadık. Battalgazi, Yeşilyurt, Doğanşehir’de hasar çalışmaları çerçevesinde binalara ekiplerimiz bir kez daha bakmaya başladı” ifadelerini kullandı.

Malatya Afet Koordinasyon Merkezi‘nde açıklamalarda bulunan Bakan Murat Kurum, “Depremden hasar alan toplam 1 milyon 712 bin binada inceleme yaptık, 232 bin 632 binanın da acil yıkılacak veya ağır hasarlı olduğu tespit edildi. 2 ayda 11 il ve köylerde 309 bin konutun yapımı başlayacak” dedi.

Depremlerin ardından vatandaşlar “Devlet nerede?” ya da “Devlet yok mu?” veya “AFAD nerede AFAD?” diye sormuştu ancak depremlere ilişkin olarak Bakan Murat Kurum, “Bir devletin milleti için alabileceği en hızlı aksiyonu aldık” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanımızın da AFAD’la koordine ettiği ilgili bakanlarımızın, belediyelerimizin görebileceği en hızlı refleksi alarak depremzede kardeşlerimizin sıcak yuvaya kavuşması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”