Ana Sayfa Blog Sayfa 5352

Cancun’da son müzakereler devam ediyor

Cuma’yı Cumartesi’ne bağlayan gece itibariyle Meksika’nın Cancun şehrindeki iklim müzakereleri devam etmekte, ve takipçilerine az da olsa ümit veren gelişmeler var.

cancun, son oturumlar
Dünya insanları son oturumun sonuçlarını yine endişe ile heyecan arasında giden hislerle bekliyor

Son haberler itibariyle iki müzakere metni taslağı açıklandı. Üstünde finansman konusu ve Kyoto sonrası süreç hakkında uzlaşmaya varılan bir metin olmasa bile, bu noktaya gelinmiş olması bile heyecan yarattı. Müzakere metinleri Uzun Vadeli Müşterek Eylem (Long Term Cooperative Action) ve Kyoto Protokolü metni olarak adlandırılmış iki paralel metin, ve ne sonuç çıkacağı, bir sonuç çıkıp çıkmayacağı, son oturumda belli olacak.

Rapor edildiğine göre, mettinlerden Uzun Vadeli Müşterek Eylem (Long Term Cooperative Action) metni, 2C derece hedefini ifade ediyor, uzun vadede 1.5C derecenin tekrar gözönünde bulundurulmasını istiyor. Kopenhag Mutabakatı’nda ülkelerin vaad ettiğsera gazı indirimi oranları, yetersiz de olsalar en azından bağlayıcı bir şekilde metne giriyor. Ancak öğrenebildiğimiz kadarıyla bunun ötesinde oranlardan bahsetmiyor.

İklim Fonu’nun Dünya Bankası değil BM bünyesinde kurulmasını öneren taslak metin, yönetim kurulunda ağır çoğunluğun gelişmekte olan ülkelere verilmesinden, Dünya Bankası’nın fonun sadece bir mütevellii olmasından bahsediyor.

STK katılımcılarından gelen ilk itirazlar oranların yetersizliği, hem adaptasyon hem de azaltma (mitigation) fonlarından bahsedilirken, aralarındaki dengenin meçhul olduğu, gelişmiş ülkelerin nasıl denetleneceğinin meçhul bırakılmış olduğu, ve iklim sorununun toplumsal cinsiyet boyutuna atıfların kaldırılmış olması üzerine.

Diğer metin, Kyoto Protokolü metni, 2020’ye kadar 1990 seviyelerine göre %25-40 arasında bir karbon indirim hedefini koyuyor, ve küresel ısınmayı 2C dereceyle mahdut tutmak için gerekenle vaad edilen indirim arasındaki “gigaton arlığı”na atıfta bulunuyor: şu andaki vaadler %11-16 bir indirimden bahsediyor, ve aradaki 2 milyar ton karbondioksit eşdeğeri salınım indirimi gerçekleşmezse, iklim değişikliğini istediğimiz şekilde sınırlamamız mümkün olmayacak.

En hakim korku ve gerçek bir ihtimal ise, Kyoto benzeri bağlayıcı bir anlaşmaya itiraz eden Japonya, Rusya ve Kanada gibi ülkelerin müdahalesiyle Konferans’ın sonuç vermeden kapanacağı.

(The Guardian – Yeşil Gazete)

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi

Cancun’da gerçekleştirilen ve hüsranla, sonuçsuzlukla, insiyatifsizlikle biteceği herkese malum 16. Taraflar Konferansı bu gece Türkiye saatiyle geç saatlerde kapanacak. Konferans’ta cesur adımlar isteyen dünya halkına ses olan Evo Morales “Toprak ananın haklarını kabul etmeden iklim değişikliğini durduramayız” vurgusunda bulundu.  Yeşil Gazete ekibi olarak, COP 16’nın kapanışında bir umut ışığı olarak, 2010 Nisan’ında bir taban hareketi desteğiyle kabul edilen Beyanname Taslağı’nı paylaşmayı yerinde bulduk.

earth

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi

Biz, Dünya halkları ve ulusları:

Hepimiz, ortak bir kadere sahip birbiriyle ilişkili ve birbirine bağımlı varlıklardan oluşan, parçalanamaz ve canlı bir topluluğun, Toprak Ana’nın parçası olduğumuzu biliyoruz;

Toprak Ana’nın yaşamın, gıdanın ve öğrenmenin kaynağı olduğunu ve iyi yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz herşeyi sağladığını minnetle kabul ediyoruz;

Kapitalist sistemin ve her çeşit yağma, sömürü, istismar ve kirlenmenin, bugün bildiğimiz yaşamı iklim değişikliği gibi olaylarla riske atarak, Toprak Ana’ya büyük yıkım, bozulma ve parçalanma getirdiğinin farkındayız;

Birbirine bağımlı varlıkların oluşturduğu bir topluluk içerisinde, yani Toprak Ana’da, bir dengesizliğe yol açmadan sadece insanların haklarını tanımanın mümkün olmadığına ikna olduk;

İnsan haklarını garanti altına almak için Toprak Ana ve tüm varlıkların haklarını tanımak ve savunmak gerektiğini ve bunu yapan kültürlerin, uygulamaların ve yasaların var olduğunu söylüyoruz;

İklim değişikliğine ve Toprak Ana üzerinde tehditlere neden olan yapıların ve sistemlerin dönüşümü için belirleyici, kolektif eylemlerde bulunmanın aciliyetinin bilincindeyiz;

Toprak Ana Hakları Evrensel Beyannamesi’ni kamuya ilan ediyor ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Bu, tüm dünya halkları ve ulusları için ortak bir başarı standardı olmalı. Her birey ve kurum öğretim, eğitim ve bilinçlendirmeyle bu standartları destekleme sorumluluğu almalı. Bu Beyanname’de tanımlanmış haklara saygı göstermeli ve gecikmeden ulusal ve uluslararası yenilikçi önlem ve mekanizmalarla dünyadaki tüm halklar ve devletler arasında evrensel olarak etkili bir şekilde tanınması ve yerine getirilmesi garanti altına alınmalı.

Toprak Ana

(1) Toprak Ana canlı bir varlıktır.

(2) Toprak Ana, tüm varlıkları besleyen, kapsayan ve meydana getiren birbiriyle ilişkili varlıkların eşsiz, parçalanamaz, kendi kendini düzenleyen bir topluluğudur.

(3) Her varlık, Toprak Ana’nın ayrılmaz bir parçası olarak ilişkileriyle tanımlanır.

(4) Toprak Ana’nın doğal hakları, varoluş ile aynı kaynaktan geldiğinden dolayı elinden alınamaz.

(5) Toprak Ana ve tüm varlıklar, türler, organik ve inorganik varlıklar arasında yapılan, insanlar için kullanılan her türlü ayrım olmadan bu Beyanname’de tanımlanmış tüm doğal haklara sahiptir.

(6) İnsanların insan haklarına sahip olduğu gibi, tüm diğer varlıklar da kendilerine özel, varoldukları topluluklar içerisindeki rol ve işlevlerine uygun haklara sahiptir.

(7) Her varlığın hakları diğer varlıkların haklarıyla sınırlıdır. Haklar arasındaki herhangi bir çatışma Toprak Ana’nın bütünlüğünü, dengesini ve sağlığını sürdürecek şekilde çözülmek zorundadır.

Toprak Ana’nın Doğal Hakları

(1) Toprak Ana ve meydana getirdiği tüm varlıklar aşağıdaki doğal haklara sahiptir:

(a) Yaşama ve var olma hakkı;

(b) Saygı duyulma hakkı;

(c) Yaşamsal döngülerini ve süreçlerini insan tarafından bozulmadan devam ettirme ve biyolojik kapasitesini yeniden oluşturma hakkı;

(d) Kendi kimliğini ve bütünlüğünü ayrı, özlük ve birbiriyle ilişkili varlıklar olarak sürdürme hakkı;

(e) Yaşam kaynağı olarak su hakkı;

(f) Temiz hava hakkı;

(g) Bütünsel sağlık hakkı;

(h) Kirlenmeden, zehirli ve radyoaktif atıklardan muaf olma hakkı;

(i) Bütünlüğünü yahut yaşamsal ve sağlıklı işleyişini tehdit edecek şekilde genetik yapısındaki bozulma ve değişikliklerden muaf olma hakkı;

(j) Bu Beyanname’de kabul edilmiş hakların insan faaliyetleri nedeniyle ihlal edilmesi durumunda bunların gecikmeden ve tam olarak iyileştirilmesi hakkı;

(2) Her varlık, Toprak Ana’nın uyumlu işleyişi için kendi rolünü yerine getirme hakkına sahiptir.

(3) Her varlık, insanların işkence yahut kötü muamelesinden muaf olma ve belli bir refaha sahip olma hakkına sahiptir.

İnsanların Toprak Ana’ya olan Yükümlülükleri

(1) Her insan Toprak Ana’ya saygı göstermek ve onunla uyum içerisinde yaşamaktan sorumludur.

(2) İnsanlar, tüm devletler, tüm kamu ve özel kurumlar aşağıdakileri yapmak zorundadır:

(a) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklere uygun olarak hareket etmek;

(b) Bu Beyanname’de tanımlanmış haklar ve yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilmesi ve uygulanmasını kabul ve teşvik etmek;

(c) Bu Beyanname’ye uygun olarak Toprak Ana ile uyum içerisinde nasıl yaşanacağı konusunda öğrenme, analiz, yorumlama ve iletişimde yer almak ve teşvik etmek;

(d) Günümüzde ve gelecekte, insanın refahına yönelik faaliyetlerin Toprak Ana’nın refahına katkıda bulunmasını garanti etmek;

(e) Toprak Ana’nın haklarının savunulması, korunması ve muhafaza edilmesi için etkili standartlar ve yasalar belirlemek ve uygulamak;

(f) Toprak Ana’nın yaşamsal ekolojik döngülerine, süreçlerine ve dengelerine saygı göstermek, korumak, muhafaza etmek ve gerekli olduğu yerlerde bütünlüğünü iyileştirmek;

(g) Bu Beyanname’de tanımlanmış doğal hakların insanlar tarafından ihlal edilmesiyle oluşan hasarların düzeltilmesini ve sorumluların Toprak Ana’nın bütünlüğünü ve sağlığını yeniden sağlamaktan sorumlu tutulmasını garanti etmek;

(h) Toprak Ana’nın ve tüm varlıkların haklarını savunmak için insanlara ve kurumlara yetki vermek;

(i) Türlerin neslinin tükenmesine, ekosistemlerin yok olmasına yahut ekolojik döngülerin bozulmasına neden olan insan faaliyetlerini önlemek için ihtiyatlı ve kısıtlayıcı önlemler tesis etmek;

(j) Barışı sağlamak ve nükleer, kimyasal ve biyolojik silahları ortadan kaldırmak;

(k) İnsanların kendi kültürlerine, geleneklerine ve adetlerine uygun olarak Toprak Ana ve tüm varlıklara saygı gösterdikleri pratikleri teşvik etmek ve desteklemek;

(l) Toprak Ana ile uyum içerisinde olan ve bu Beyanname’de tanımlanmış haklara uygun ekonomik sistemleri teşvik etmek;

Tanımlar

(1) “Varlık” tanımı ekosistemleri, doğal toplulukları, türleri ve Toprak Ana’nın bir parçası olarak varolan tüm diğer doğal varoluşları kapsar.

(2) Bu Beyanname’deki hiçbir şey tüm varlıkların yahut belirtilen varlıkların diğer doğal haklarının tanınmasını kısıtlamaz.

(Türkçe metin: Serhat Demirkol. Sormadan iktibas ettiğimiz Doğa Derneği’nden dostlarımıza teşekkür ederiz.)

Beşiktaş varlık gösteremedi

Beşiktaş’ın bu sene Eskişehirspor ile ilk, takımın çalıştırıcısı Bülent Uygun ile ise ikinci karşılaşması bu geceydi. Daha önce de Bucaspor ile karşılaşmıştı Beşiktaş ligin ilk haftasında. İzmir’de oynanan karşılaşmayı 1-0 kazanmayı bilmişti Siyah Beyazlılar.

Bu maç o maça göre biraz farklı başladı denilebilir. Bucaspor kendi sahasında oyunu kabul eden bir takımken, Batuhan’ın da ekstra motive olmasından hareketle Eskişehirspor baskıyla başladı karşılaşmaya.

Beşiktaş yine sakatlıklardan dolayı eksiklerle dolu bir kadroyla maça çıktı. Bunun yanında bu sakatlıkların belki de tek yararlı noktası Ali gibi gençlerin iyice 11’e yerleşebilmeleri… Sol bekten top çıkartan bir forvet oyuncusu izliyoruz sakatlıklar sayesinde.

Maçta Eskişehirspor’un baskısı ilk 25 dakika sürdü. 25. dakikadan 38. dakikaya kadar maçın Eskişehir yarı sahasında oynandığını söyleyebiliriz ama bu dakikada hakem Bünyamin Gezer’in Guti’ye ikinci sarı kartı göstermesi ile oyun yine tersine döndü. Guti’nin kendisine yapılan iki faulden sonra da sarı kart görmeyi başarmış olması enteresan bir nokta. Hem ona hem de Quaresma’ya yönelik sert oyuna hakemlerin yeteri kadar tepki göstermediği ortada ve açık ama yine de birilerinin ona hem Türkiye futbolunu hem de hakemler ile Beşiktaş’ın arasının nasıl olduğunu anlatmış olması gerek. Bu kart sonrasında herhalde uzunca bir süre hem Noel tartışmaları hem de geçen hafta Guti’nin yaptığı kaza konuşulacaktır. Yabancı düşmanlığıyla eleştirinin karışımının sunulduğu spor medyamız da bunu büyük bir zevkle yapacaktır kesinlikle. Son yedi dakikası Eskişehir’in baskısıyla geçen ilk yarı ise başladığı gibi bitti.

Guti’nin eksikliğiyle başlayan maçın da başladığı gibi bitmesinin iyi olabileceğini düşünmüş olmalı ki Bernd Schuster, ikinci yarıya forvet Ali’yi çıkartıp, savunmaya Erhan’ı alarak başladı. İlerde kontra atak için Holosko’yu bıraktı sadece. Fakat bu hamle işe yaramadı ve beklenen gol 15 dakika geçtikten sonra da gelmiş oldu. Beşiktaş’ın çok silik oynadığını söylemek gerek. Hem eksikken, hem de eşitken. Eskişehir’e göre şekillendi oyun. Bunun sonucu Eskişehir ikinci golü de dakika 77’de buldu.

Genel olarak sıkıcı geçen maçın sonucunda Schuster ile Bülent Uygun arasındaki ikili avaraj Uygun lehine +1 oldu. Son iki haftada önemli maçlar kazanan Beşiktaş da yakaladığı avantajı kaybetmiş oldu.

Yeşil Gazete ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Son Dakika!: SBF’de muhalif öğrencilere ülkücü saldırısı

“Yumurtalı protesto” ile gündeme gelen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yine tansiyon yükseldi. Yükselen muhalefetin merkezi olan fakültede, ülkücü olarak adlandırılan grubun yarattığı bir gerginlik yaşanıyor. Aldığımız bilgilere göre, okula dışarıdan gelen ülkücüler ile öğrenciler arasında gerginlik çıkmış durumda. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne çevik kuvvet ve panzer gönderilmiş bulunuyor. Okuldan çıkışların da bir süre engellendiği öğrenildi.

(Yeşil Gazete)

Evo Morales: “Toprak ananın haklarını kabul etmeden iklim değişikliğini durduramayız”

Evo Morales Via Campesina zirvesinde (Fotoğraf: Ümit Şahin, Cancun, 10 Aralık 2010)

Cancun, 10 Aralık 2010 – Via Campasina’nın Cancun’daki alternatif şenliğinin kapanışında bir konuşma yapan Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales geçen Nisan ayında Cochabamba’da kabul edilen Halkarın İklim Değişikliği Bildirgesi’ne ve toprak ananın hakları deklerasyonuna vurgu yaparak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edileli 60 yıl olduğu halde hala insan haklarının tanınmadığına dikkat çekerek bu yıl kabul edilen Toprak Ana Hakları’nın tanınmasının da zaman alacağını ama toprak ananın haklarını kabul etmeye mecbur olduğumuzu söyledi.

Evo Morales konuşmasında Kuzey Amerika’daki imparatorluk diye söz ettiği ABD’nin hala yönetimlerini devirmek için baskı yaptığını söyleyerek sık sık “Chavez, Fidel, Raul ve Correa” isimlerini anarak Latin Amerika’daki solcu yönetimlere sahip Küba, Ekvator ve Venezuella’yla dayanışma içinde olduklarını vurguladı. Bu ülkelerin ve gelişmekte olan diğer ülkelerin Dünya Bankası’na alternatif, Güney Bankası adında bir ortak fon oluşturmaları gerektiğini söyleyen Morales kapitalizme karşı çıkılmadıkça hiçbir küresel sorunun çözülemeyeceğini söyledi.

İklim değişikliğinin kapitalizmin yarattığı krizlerden biri olduğunu söyleyen Morales, finansal kiriz ve enerji krizini diğer önemli krizler olarak saydı. Cancun’da toplanan devlet başkanlarına neden harekete geçmediklerini sorduğunu söyleyen Morales Cochabamba’da kabul edilen Halkların Bildirgesi’ni kabul edilmesi gereken asıl politika olarak gösterdi.

Bolivya Devlet Başkanı Morales yeni bir sosyalizm çağrısı yaparak, yeni sosyalizmin toprak ananın haklarını tanıyacağını ve onun her türlü kirlilikten uzak yaşamasını garanti edeceğini, daha iyi bir hayat, eşitlik ve güvenliğin yeni sosyalizmin diğer belirleyticileri olacağını söyledi.

Morales’in konuştuğu Via Campesina buluşmasına 76 ülkeden 300 köylü ve çiftçi örgütünün temsilcileri katıldı.

(Yeşil Gazete)

Via Campesina: “Cochabamba Si, REDD No!”

Cancun, 10 Aralık 2010 – Meksika’nın Cancu kentinde yapılan iklim zirvesi sırasında Via Campesina’nın (Çiftçi Yolu) düzenlediği “Yaşam için Küresel Forum – Sosyal ve Çevresel Adalet” başlıklı alternatif forumda dün Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales’in de katıldığı bir buluşma yapıldı. Cancun kent merkezindeki bir stadyumda yapılan ve aralarında çok sayıda Latin Amerika ve Avrupa ülkesinin de bulunduğu çeşitli ülkelerden gelen Via Campesina delegelerinin buluştuğu şenlikte bu sene Alternatif Nobel ödülünü alan Uluslararası Friends of the Earth’ün (Yeryüzü Dostları) başkanı Nimmo Bassey de bir konuşma yaptı.

Bolivyalı müzik gruplarının konserleriyle başlayan şenlikte Morales ve Via Campesina delegeleri sahneye çıktıktan sonra önce Bolivyalı yerli kadınlar tarafından toprak anayı kutsayan bir ritüel gerçekleştirildi. Tütsülerin yakıldığı ve şarkıların söylendiği törende yerel tohumlardan yapılmış desenler masalara yayılmıştı. Tören boyunca insanın toprak ananın çocuğu olduğu, tüm canlıların eşit olduğu ve doğanın tahrip edilmesine ve sömürülmesine son verilmesi gerektiği tekrarlandı.

Törenin ardından Via Campesina delegeleri tarafından hazırlanan bir bildirge okundu ve Morales’e sunuldu.

“Görüşmeler Ay’da yapılıyor

Friends of the Earth’in başkanı Nimmo Bassey yaptığı konuşmada müzakerelerin yapıldığı otelin adı olan Moon Palace’a gönderme yaparak “resmi görüşmeler Ay’da yapılıyor, oradaki delegelerin dünyada neler olup bittiğinden haberi bile yok. Tam iki haftadır görüşüyorlar, hala en ufak ilerleme kaydedemediler. Biz geçen Nisan ayında Cochabamba’da sadece iki gün buluştuk ve şimdi elimizde Halkların Bildirgesi var” dedi.

Şenlik boyunca sık sık Cochabamba Halkların Bildirgesi hatırlatıldı ve sloganlar atıldı. En çok atılan slogan ormansızlaşmayı durdurma yoluyla emisyonların azaltılmasını amaçladığı söylenen, ancak yerli halklar tarafından topraklarından edilecekleri kaygısıyla sert bir şekilde eleştirilen REDD mekanizmasına karşı atılan “Cochabamba si, REDD no” (Cochabamba’ya evet, REDD’e hayır) sloganıydı. Şenlikte ayrıca “Zapatistalara özgürlük, mücadeleye devam”, “Birleşen halklar yenilmez” gibi  sloganlar atıldı.

Evo Morales de şenliğin sonunda uzun bir konuşma yaptı.

Şenlikten fotoğrafları aşağıda bulabilirsiniz.

Fotoğraflar: Ümit Şahin, Cancun, 9 Aralık 2010

(Yeşil Gazete)

Çarşı’nın cezalı maçlarda şehir önerisi: Diyarbakır

0

Beşiktaş’ın dünyaca ünlü taraftar grubu Çarşı’dan siyah beyazlı yönetime öneri geldi!..

Çarşı Grubu, futbol takımlarının Bursaspor maçı öncesi yaşanan olaylar nedeniyle alınan 2 maç tarafsız sahada seyircisiz oynama cezasını Diyarbakır’da geçirmesini istedi.

Taraftar grubu, kendilerine ait “www.forzabesiktas.com” adresli sitede “Irkçılığa ve Irkçılara Karşı Seyircisiz Maç Diyarbakır’a” sloganıyla başlattıkları kampanyayla takımlarının Diyarbakır’da karşılaşmalarını yapması için destek arayışlarına başladı. (Milliyet)

Golf “turizmi” – Burcu Contepe

*12 ay turizm istediler.. golfü seçtiler.. golf turizmi her ay, her hava şartında oynanabilecek bir spormudur sorarım..

*12 ay turizm dediler… binlerce dönümü heba edip, küresel ısınmanın bu denli etkilediği, mevsim değişiklikleri nedeni ile kış mevsiminin doğru dürüst yaşanmadığı ülkemizde, rezervleri çok az olacak olan suyu tüketmenin sonucu gelecek kârın, elimizden gidecek olan doğanın orantısını sorarım..

*12 ay turizm dediler…golfu seçtiler… kışın hangi 5 veya 4 yıldızlı otel zinciri Bodrumdaki iş potansiyeli kâle alıp kapılarını açık tutuyor.. Bodrum çarşısındaki kaç dükkan kepenklerini kapatmıyor ki 12 ay turizm olsun, sorarım…

*12 ay turizm dediler.. asıl hava şartları ne olursa olsun, kaliteli, paralı ve her kesime iş sağlayabilecek olan Kongre turizmi yerine Golfü seçtiler…temeli atılmış ama sonra nedensiz yere inşaatı durdurulmuş olan Kongre Merkezi “Beyaz İnci” nin inşaatına yeniden başlamak yerine, 2bin dönüm araziyi talan edip, köyümüzü elimizden almayı, yarımadada hali hazırda 2 golf sahası var iken, daha potansiyel gruplar yakın gelecekte rezervasyonları görünmez iken, bu yıkımın, bu kıyım ve gösterişin, bu inadın, cahilliğin nedenini sorarım..

*12 ay turizm dediler.. Bodrum Antalya’ya benzeyecek dediler..Antalyanın en kârlı, turizm sektöründe gerek ulusal gerek uluslararası, Türkiyedeki en büyük destinasyonlardan birisi olmasına sebep olan Kongre turizmi yerine, gösterişi tercih edip golfü seçtiler…

Pis Su alt yapısı olmadan,vidanjörler ile, belediyeden sağlanan kullanma suyu yetmeyip, taşıma su ile oteli döndüren, 12 ay çalıştrılmadıkları için, her sezon yenilenen turizm çalışanlarının kalifiyesizliği, sadece sezonda para kazanan esnafın “turiste özel kazıklı sezon fiyatları” uygulamak durumunda kalan, katı atık depolama sistemi olmadığı içn her yaz yangın tehlikesi geçiren, düzgün planlama olmadan, her sezon yol inşaatı yapıp, turist kafilelerinin bu tadilatlardan ötürü Bodruma gelmesini engelleyen, havaalanını genişletmeyip, uçuş seferlerinin kısıtlı kalmasına sebep olan bir zihniyet, yeni yatırımlardan önce eksikler tamamlanmalı… EKSİKLERİ TAMAMLA SONRA YARARI OLACAK OLANI ARAŞTIR…Bu şuursuz davranışı genç bir turizmci olarak kınıyor ve daha yapıcı kararlarınızın olmasını ümid ediyorum..

Golfün gerçek yüzü;

Golf sahalarının çok fazla su gereksiniminin yanı sıra, çimenlerin yıl boyunca golf oynanabilecek durumda tutulabilmesi için çok fazla miktarda kimyasal gübre ve ilaçlar kullanılmaktadır. Bir golf sahasının yıllık kimyasal gübre ve ilaç kullanımı, tarımda kullanılan miktarın altı katı daha fazladır. Bu kimyasal maddeler,daha sonra yeraltına sızarak yeraltı su kaynaklarını ya da çevredeki yüzey su kaynaklarının kirlenmesine sebep olmaktadır. Bu durum uzun vadede zaten çok sınırlı olan su kaynaklarımızın tükenmesine, kirlenmesine ve hatta içme suyu temini ve tarımsal sulamada ciddi sorunlar yaşamamıza neden olacaktır.

Bir golf sahası için yılda hektar başına ortalama 10.000 ile 15.000 m3 su gerekmektedir. 100 hektarlık bir golf sahasının bir yılda tüketeceği su miktarı yaklaşık 1 milyon m3 olacaktır. Bu da 12.000 nüfuslu bir yerleşimin ortalama yıllık su tüketimine eşittir.

Birleşmiş Milletler’in verilerine göre tüm dünyada 1,5 milyardan fazla insan, sağlıklı içme suyuna ulaşamamaktadır Golf sahaları için bir günde tüketilen 660.000 tonu aşkın su, 4,7 milyar insanın günlük asgari su gereksinimine eşittir.Türkiye ise kişi başına ortalama 1500 m3’lük yıllık kullanılabilir su miktarı ile su fakiri bir ülkedir.

Golf sahaları ve tesisleri doğru planlandığında ekonomiye katkıları açısından önemlidir. Ancak WWF-Türkiye’ye göre; su kaynakları ve ormanlar gibi doğal kaynaklar üzerindeki etkileri değerlendirilmeden planlanan golf sahaları ve tesisleri doğaya zarar vermekte, su kaynaklarını miktar ve kalite açısından olumsuz etkilemekte ve işletim aşamasında önemli çevre sorunlarına neden olmaktadır. Dolayısıyla, golf yatırımları yalnızca bir turistik ve ticari yatırım konusu olarak düşünülmemeli; doğal kaynaklarımızın sürdürülebilir kullanımı açısından da değerlendirilmelidir. WWF-Türkiye, golf sahalarının yer seçiminde özellikle su kaynaklarının durumu, bölgenin ekolojik yapısı ve tarımsal potansiyelinin büyük önem taşıdığını belirtmektedir.

Bu alıntıdan çok daha kötümser gerçeklere ulaşmak hiç de zor değil. ”Su” yoksa, ”para” ne işe yarayacak?

Bakan Çelik yine soy sop işine girdi

AKP’li Çelik, yine Kılıçdaroğlu’nun Kürt-Alevi kökenini hatırlattı, “CHP kabullenmez diye Türkmen oluverdi” dedi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kürt Alevi kökenini anımsatıp, “CHP kabullenmez diye bir anda Türkmen oldu çıktı” dedi.

Çelik dün düzenlediği haftalık bilgilendirme toplantısında CHP’ye yüklendi. Deniz Baykal’ın istifasına mal olan videoyu anımsatarak, Kılıçdaroğlu’na “Bu video sizi genel başkanlığa taşıyabilir ama WikiLeaks belgeleri de bu çirkin üslubunuz da bu karalamalarınız da bu hakaretleriniz de sizi başbakanlığa, CHP’yi de iktidara taşımaz” diyen Çelik, bir kez daha Kılıçdaroğlu’nun “Kürt ve Alevi” olduğunu söyledi. Çelik, “Kendisine karşı bile dürüst değil.

Dersimli, Alevi-Kürt olmasına rağmen ‘CHP’deki geleneksel yapı beni bu halimle kabul etmez, tahammül edemez’ endişesi ile bir anda Türkmen oldu çıktı. İnsanların kendi kimliği ile ilgili bu kadar oportünist olması kabul edilebilir değil” dedi. ANKARA – RADİKAL

Harç isyanı

0

İngiltere’de sağcı hükümetin üniversite harçlarını üç katına çıkarması üzerine binlerce öğrenci parlamentoya yürüyüp polisle çatışmaya girdi.

Britanya’da Muhafazakâr-Liberal Demokrat hükümeti 81 milyar sterlinlik ekonomik paket önlemlerine üniversite harçlarının üçe katlanmasını eklerken, öğrenciler sokaklara döküldü. 2012’den itibaren Büyük Britanya içerisinde sadece İngiltere’de harçları 9 bin sterlin (21 bin 150 lira) üst limitine çıkartan yasa parlementoda 302’ye karşı 323 “evet” oyuyla geçti.

Koalisyonda ciddi fire
Dünkü oylama sırasında, binlerce öğrenci Londra’da parlamento ve hükümet binalarına yürüdü. Parlamento önünde barikat kuran polisle öğrenciler çatıştı. Bir grup, parmaklıkları polise atarak barikatları aşmayaWçalıştı. Karar duyulduğu anda kalabalıktan yuhalamalar yükseldi.

Başbakan David Cameron, üniversitelerin parasızlıktan çağdışı kalacağını savunurken seçim öncesinde ‘harçların kaldırılması sözünü vermiş’ olan Liberal Demokratların lideri ve Başbakan Yardımcısı ‘Pinokyo’ Nick Clegg, öğrenci öfkesinin hedefiydi. 84 sandalye üstünlüğü bulunan koalisyondaki zayıf halka Liberal Demokratlardan en az 30 vekil “evet” demedi, iki vekil de istifa etti.

Zamma yönelik en temel eleştiri üniversiteyi zengin ayrıcalığı haline getireceği ve yoksulları alt mesleklere mahkum edeceği. Hükümet ise öğrencilere harç için geri ödemeli borç vermeye devam edecek. Öğrencilerin mezuniyetten sonra borçlarını ödeyecekleri öngörülüyor. LONDRA / BBC-AFP-GUARDIAN