Ana Sayfa Blog Sayfa 3684

Mahkemeden karar: Artvin Kamilet vadisinde HES’e kamu yararı yok

Rize İdare Mahkemesi Artvin Arhavi Kamilet vadisinde MNG şirketi tarafından yapılmak istenen Taşlıkaya Hidrooelektrik Santral (HES) projesinde kamu yararının olmadığına hükmetti. Konu hakkında bugün bir açıklama yapan Arhavi Doğa Koruma Platformu, Taşlıkaya HES projesi için Artvin İl Genel Meclisi’nin aldığı imar planı onayının iptaliyle Kamilet vadisinin talandan kurtarıldığını ilan ederken, kararda imzası olan Artvin İl Genel Meclisi üyelerini de istifaya davet etti.

Kamilet vadisinde yapılmak istenen HES'e karşı verilen mücadeleden
Kamilet vadisinde yapılmak istenen HES’e karşı verilen mücadeleden

Daha Kamilet kurtulmuş değil

İmar planını onaylayan Artvin İl Özel İdaresi aleyhine açılan davanın avukatı Yakup Okumuşoğlu, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada bu kararla Kamilet vadisinde yapılmak istenen Taşlıkaya HES projesinde kamu yararının olmadığının tespit edildiğini, ancak bunun henüz Kamilet vadisinin kurtarılması anlamına gelmediğini söyledi. Okumuşoğlu şirketin tekrar harekete geçebileceğini söyleyerek “Birkaç ay önce Arhavi şehir merkezine planlanan Kavak HES için de ÇED iptal kararı verilmişti. Daha mahkeme bitmeden 2. ÇED’i aldılar, dün ikinci kez iptal davası açtık. Durmadan iptal ettirmemiz gerekiyor!” diye konuştu.

Kamilet vadisinden
Kamilet vadisinden

İl Genel Meclisi üyelerine eleştiri yağmuru

Arhavi Doğa Koruma Platformu ise Kamilet vadisine HES yapılmasına imkan veren imar planını onaylayan yetkilileri eleştiri yağmuruna tuttu. Platform tarafından yapılan açıklamada İl Genel Meclisi üyeleri suçlanarak “Mahkeme kararıyla, bir kez daha ‘ihanet’ ortaya çıkarılmıştır. Kahrolarak gördük ki, bizden aldıkları ‘oy’la bizi değil iş adamını temsil etmişler. Arhavi halkının, yani kamunun yararını değil iş adamının yararını gözetmişler” dendi.

Rize İdare Mahkemesi iptal kararında iptal gerekçeleri arasında  ÇED raporunda belirtilen koordinatlar ile İl Genel Meclisi tarafından onaylanan nazım ve uygulama imar planı koordinatlarının aynı olmaması; ÇED raporunda izin verilen alan dışında planlama yapılması; ÇED raporundaki proje koordinatları değiştirildiği halde imar planının revize edilmemesi; imar planının teknik ve usul yönünden hatalı olması gibi nedenler yer alıyor.

“MNG elini Arhavi’den çek!”

Kamilet vadisinde yapılmak istenen HES'e karşı verilen mücadeleden
Kamilet vadisinde yapılmak istenen HES’e karşı verilen mücadeleden

Arhavi Doğa Koruma Platformu Rize İdare Mahkemesi’nin, onaylanan imar planlarını oy birliği ile iptal etmesi sonudunda Kamilet Vadisi’nin bir rahat nefes daha almış olduğunu ve Arhavililer’in 2013 yılından beri sürdükleri direnişte hukuk cephesinde bir kazanım daha elde ettiklerini belirtiyor.

Platform mahkeme kararı doğrultusunda Taşlıkaya HES projesinin lisansının da iptal edilmesi çağrısında bulunurken HES’i yapmak isteyen MNG şirketine seslenerek “Arhavi’de HES istemiyoruz. Arhavi’de talana uzanan elini çek” dedi.

Arhvi'nin sembolü atmaca
Arhvi’nin sembolü atmaca

Arhavili doğa korumacılar ayrıca “Taşlıkaya HES projesine izin veren Artvin İl Genel Meclis üyelerine “istifa et, Artvinli olmanın verdiği onurunu kurtar!” diye seslendi.

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

ODTÜ’de Güneş Enerjisi konferansı: Pratik öneriler ve Politik enerji politikası

SolarTR konferanslarının üçüncüsü “Türk Güneş Elektriği Konferans ve Sergisi” ,ODTÜ Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulamaları Merkezi (GÜNAM)’ın organizasyonu ile  27-29 Nisan tarihleri arasında ODTÜ Kültür ve Kongre Salonu’nda gerçekleşiyor.

21

 

Konferans programında yer alan “Türk Fotovoltaik Pazarının Bugünü, Yarını ve Yasal Mevzuat” oturumunda Pazartesi günü konuşan Solarbaba Platformu Kurucusu Ateş Uğurel’in sunumunda, güneş elektriği hakkında pratikte karşılaşılan sorunları ve çözüm önerileri tartışıldı. Güneş enerjisine desteğin siyasi partilere oy olarak geri döndüğünü de belirten Ateş Uğurel, muhalefetin de iktidarın da güneş enerjisine yönlendirilmesi gerektiğini söyledi.

22

Başvuru sürecinin zorluğunun yatırımcıların geri çekilmesine neden olduğunu dile getiren Uğurel, tek bir noktadan başvuru yapılmasının süreci kolaylaştıracağın söyledi.  Uğurel sözlerini şöyle sürdürdü, “Yenilenebilir enerjinin desteklendiği bir mevzuat mümkün. Kentsel dönüşüm yapılan 7 milyon bina için azami 2 kw enerji üretimi zorunlu kılınabilir ve bu sayede 14 GW kapasite olabilirdi. Her öz tüketim, bir enerji verimliliğidir. Dokuz uluslararası şirket şu anda teşvik istemeden yatırım yapmak istiyor. Henüz bu şirketlere cevap verilmedi. Türkiye’de 19-20 şirket var, 1 1.5 GW enerji üretebilir durumdalar. Firmalar birleşip tek bir firma olabilir, yerel şirketler de dışarıdan alıp burada montajını yapıyor. Yerlilik oranında da en yüksek olanı, güneş enerjisi olan Türkiye’nin hükümet politikası olarak revize etmesi gerekiyor. Güneş enerjisi söz konusu olduğunda, herkesin sermayesi oranında potansiyel güneş enerjisi müşterisi olabilir, dünyada bu pazar böyle büyümüş. Toplumsal bilinçlenme çok önemli, Antalya Güneş Evi açtık. Burada öğrenciler, iş adamları geldi. Bilgi sahibi oldular, bir iki yıl içinde kendileri güneş enerjisi için başvuruda bulundular. 81 ilde güneş evi kurma düşüncemiz var, bu domino etkisi yaratır. Hükümet politikasına yönelik eleştirilerinde de vergi indirimine vurgu yapan Uğurel, pirincin de rüzgar tribününün kdvleri sıfırlanırken, güneş enerjisinde neden olmasın, diyor. Akıllı finans yöntemi olarak da, okuyucuların ortak olduğu kooperatif ile ‘Sosyal GES’ kurmayı planladıklarını aktarıyor.

Ateş Uğurel’in sunumunda aktardığı, Türkiye Güneş Elektriği Pazarını Büyütmek İçin gerekli olan 10 adım;

1. Tek Bir Başvuru Noktası

2. Öztüketimin Desteklenmesi

3. Lisanslı ve Lisanssız Ayrımının Kaldırılması

4. Büyük GES’ler İçin Serbest Piyasa Koşulları

5. Elektrik Depolama

6. Yerli Üretim

7. Toplumsal Bilinçlenme

8. Akıllı Finans

9. KDV ve KKDF İndirimi

10. Siyasi İktidar ve Güneş Enerjisi Arasında Sonsuz Bir Aşk Mümkün mü?

Seçim Bildirgelerinde ‘Yenilenebilir Enerji’ 

Siyasi iktidarlar ve güneş enerjisi arasındaki aşka baktığımızda, seçim bildirgelerinde güneş enerjisinden bahseden bulunmazken yenilebilir enerjiden söz eden iki parti bulunuyor: HDP ve CHP.

23AKP açıkladığı Yeni Türkiye Sözleşmesi’nde, enerji konusunda Türkiye’nin stratejik konumuna vurgu yapıyor ve bu konumun avantajının değerlendirileceği belirtilirken nasıl yapılacağına ilişkin olarak ekonomik karşılıklı bağımlılık öne çıkarılıyor.  Çevrenin korunması ve bilinçten söz edilen maddede ülkenin havası, suyu, toprağı, güneşi, ırmakları, dağları, ormanları ve ovaları vatandaşların mekan bilincine ve devletimizin sorumluluk alanına emanet olduğu türden bir yaklaşım ortaya konuyor.

CHP, yerli ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki paylarının yükseltilmesini önceliyor. Tüketiciler için elektrik ve gaz faturalarının ödenebilir seviyeye çekilmesi söz konusu iken üreticiler için teşvik politikaları uygulanacağını belirtiyor. Sektör için ise ekipmanın yerli üretiminde köklü bir AR-GE ve teşvik politikası uygulanacağı bildirgede yer alıyor.

HDP ise, ekolojik yıkım yaratan uygulamalara son verileceğini vurguluyor. Partinin enerji konusundaki tutumunda ise enerjinin yerel halkın ihtiyacı için, yerinde üretilmesine odaklanıyor ve yenilenebilir enerji önceleniyor.

MHP’nin seçim bildirgesi hazırlıklarında ise enerjiye dair herhangi bir ibare bulunmuyor.

 

Haber: Büşra Akman

(Yeşil Gazete)

 

Ekolojik Kobane ve Ekolojik özerk ev mimarisi – Miraz Rûsipî

Ekolojik ev mimarisinin ne olduğunu öğrenmek istiyorsanız şöyle bir arkanıza yaslanın, derim. Şu an hangi kentte olduğunuzu bilmiyorum ama siz Erzurum’da olduğunuzu düşleyin. Dışarısı kış kıyamet durmayın daha bir uzatın ayaklarınızı boşuna evde ayarlarıyla oynayacağınız ya da içine bir odun daha atacağınız bir soba aramayın. 3 ekolojik kobaneUnuttunuz mu? Ekolojik ev mimarisini anlatan bir yazının yarattığı düş evrenin içindesiniz ve bu evde sobaya gerek yok. En azından eksi otuz dereceye kadar herhangi bir ısıtıcıya ihtiyacınız yok. İlla Erzurum’da olmanıza da gerek de yok varsayalım mevsimlerden yazdayız. Amed’in İluh’un Hewler’in Kobanê’nin asfaltında yumurta pişirebildiğiniz cehennemi aylarındayız. Terinizi silmek için mendil aramaya çalışıp da rahatınızı bozmayın, klimanız mı yok. olmasın efendim, klimaya ne hacet! Eviniz ekolojik ilkelere göre inşa edilmişse dışarıda hava sıcaklığı varsın kırk beş dereceyle kavursun siz uzatın ayaklarınızı ne de olsa ekolojik evimiz pek de serin.  Oradan abartıyormuşum gibi mi görünüyor. Ben pek abarttığımı düşünmüyorum ama isterseniz daha da ileri gidelim Erzurum’a geri dönelim varsın dışarıda zemheri bir ayaz buz kessin, siz Ahmet Arifin şiir kitabının hemen yanındaki ki tabağa uzanın tabakta ne mi var az evvel evin serasından kopardığınız dilimlenmiş domatesler ile salatalıklar. Tabi ki yerli tohumdan türemiş lezzetli mi lezzetliler ve yenilmeyi beklemekteler. Olmaz, demeyin olur bal gibi olur. Durmayın daha fazlasını düşleyin: Mesela trafoya giren kedilerin güneş ve rüzgar enerjisinden beslenen faturasız ve de karbonsuz elektriğinizi hiçbir şekilde kesemeyeceğini. Evin su depoları bahar boyunca filtrelenmiş yağmur suyuyla tıka basa doluyken memleketinin şehirlerinde sular kesilmiş kim neylersin, dediğinizi…  Bir adım daha ileri gidelim isterseniz. Gazetelerde Türkiye’nin en kirli havasına sahip iki kenti diye geçiyor ya az çok akıl yürüterek havası bakımından Kürdistan’ın da en kirli havasına sahip iki kenti diyebileceğimiz: Iğdır veya Batmanda yaşadığınızı varsayacağım.  Dışarıda Hava kalitesi bünyenize en iyi ihtimalle uzun vadede Koha kısa vade de farenjit musibetlerini bela edecek seviyede eviniz mi? Artık anlamış olmalısınız eviniz kent merkezinde olsa da dış dünyadan azade tertemiz bir iklimi var. Nasıl mı? Şayet özerk ekolojik bir eviniz varsa antre niyetine yapılmış seralar sayesinde kent hayatının kirletemediği bir atmosferi solumaktasınız. Tüm bu anlattıklarım zihninizdeki köy zamanlarında kalma ekolojik ev modellerine benziyor mu?

Benzemiyor ise ve de ekolojik ev denilince aklınıza; yapı malzemesi bulunduğu bölgeye göre değişkenlik gösteren topraktan, taştan, ahşaptan yapılma geleneksel evler geliyorsa. Şu kadarını söyleyeyim. Büyük bir yanılgı içersindesiniz. Ekolojik evler ile geleneksel evler arasındaki fark beton evle ile köy evleri arasındaki farklar kadar derindir.  Ekolojik evler iç tasarımı, kendine yetebilirliği sağlayan kompleks yapısı, çevreye zarar vermeyen iklimlendirme teknolojisi gibi bir çok yaşamsal yönüyle geleneksel evlerden ayrışır. Ekolojik ev tasarımında evin temel atımından itibaren konforlu sağlıklı ve kendine yetebilen bir ev için doğa ince bir mühendislikle ilmik ilmik örülerek inşa edilir . Tek bir ekolojik yapı geleneksel mimariyle beş – altı farklı bölgedeki evlerin yapım malzemesini içerebileceği gibi daha önce hiçbir evin yapımında kullanılmamış kent atıklarını yapım malzemesi olarak kullanılabilir. Ekolojik yapılarda ne durumda olduğumuza gelirse elli yıl öncesine kadar emekleme aşamasında olan ekolojik evler bugün onlarca özgürlükçü mimarlar tarafından tasarlanmış yüzlerce ekolojik ev modelinin inşa edilmiş binlerce örneğiyle doğayla uyumlu yeni bir yaşam için umut veriyor, diye bilir ve bu umudu başka bir umuda Kadın devrimi ve doğrudan halk demokrasisi ile apartman yıkıntıları içerisinde ışıldayan Kobanê ruhuyla birbirine örebiliriz.  Barbarların işgali sonrası Kobanê yeniden inşa edilirken  “Bir Düşün Örülmesi,” şiarıyla yola çıkan Kobanê’yi Yeniden İnşaa Platformlarının Kobani inşasında  bu iki umut ışığının bir arada yeni bir dünya için evrene çok güçlü bir  enerji yayacağı inancına sımsıkı sarılmış durumdalar.

DEMOKRATİK ÖZERKLİK İÇİN EKOLOJİK ÖZERK EVLER

4 ekolojik kobaneKendi gözleriyle  Suriye ve Türkiye arasında bir ada gibi duran Kobanê’nin barbarlıkla savaşında kentin %80 harabeye çeviren o büyük yarayı gören. Kobanê’ye Cizira kantonundan bir koridor açılmadığı ve bilindik inşa yöntemleriyle inşaaa edildiği takdirde temel ihtiyaç olan enerji, su ve yiyecekte dahi Suriye ve Türkiye’ye bağımlı bir kentte dönüşeceğinin farkında olanların ekolojik Kobanê dışında sarılabilecekleri tek şey ekoloji. Kobanê de gerçek anlamda öz yeterliliği olan kantonun işlerlik kazanması için bir yönetim için doğa ile işbirliği yapmak ve kentin bütüncül bir planla ekolojik temeller üzerinden kurgulanıp kurulması gerekiyor. Bunun için bir çok şeyin yanı sıra ekolojik ve özerk ev modellerinin de hayata geçmesi gerekmekte.

ÖZERK MİMARİ:

Özerklikle bağımlı arasındaki temel fark öz yeterlilikle ilişkilidir. Temel ihtiyaç mamullerini üretemeyen bir ülke, kent, ilçe ya da köy özerk olamayacağı gibi bu tür yerleşkeler hangi siyasi sistemle yönetilirlerse yönetilsinler öz yeterliliği olmadığından bir şekilde kapitalist moderniteye bağımlı olmuş yerleşkelerdir. Ekolojiye dayalı özerk bir mimari ile inşa edilmiş yerleşim alanları karbon salınımını minimum düzeye indirgeyip doğa üzerindeki insan tahakkümünü azaltmanın yanı sıra bu tip yapıların gıda, ulaşım ve barınma acısından öz yeterliliği sağladığından iktidardaki güçlerinin ambargolarına karşın varlığını sürdürebilecek alanlardır.

Özerk Ekolojik Evler Ve Kobanê örneği

Kobanê daha öncede belirttiğim gibi dört çevresi her an Kobanêye düşmanlık besleyip sınırlarını kapatacak olan devletler ve çeşitli çete gruplarıyla çevrili halde. Bu durumda elektrik üretme potansiyeli düşük olan Kanton’un Türkiye’den elektrik satın almak dışında seçeneği güneş enerjisinden elektrik üretmek. Güneş enerjisinden üretilen elektrik evlerin ısınma ve soğuması için kullanabilecek elektrikli soba ve klimanın enerjisini karşılayamacağını biliyoruz. Bu sorun bizi ısınma ve soğuma için ekstra enerji ihtiyaç duymayan ekolojik evler inşasına götürür. Olaya su ihtiyacı acısından yaklaştığımızda da benzer sonuçlara ulaşırız. Kobanê’ni kent merkezinde ve çevre köylerde çok fazla sondaj açıldığından kenti taban suyu azalmış birçok kuyu kuruma noktasına gelmiş durumda. Bu durum bizi soruna yeni kuyular açmak gibi taban suyunu daha da düşürmek yerine kalıcı bir çözüm arayışı yine  aynı noktaya varmamıza neden olur: Yağmur hasadı yapıp arıtarak kendi suyunu depolayan demokratik ve ekolojik evlere…

5 ekolojik kobaneAslında sadece Kobanê değil yeryüzünün pek çok noktasında ekolojik özerk evler sayesinde sisteme olan bağımlılıklarımızdan kurtulabiliriz.

Özerk Ekolojik Evler:

Özerk ve ekolojik ev diye sınıflandırdığım öz yeterliliği olan evlerin genel olarak yedi önemli özelliği bulunmakta.

 İklimlendirme:

Yapının bir parçası olan yalıtımlı duvarlar, ısı pompaları venturi bacaları, rüzgar kepçesi, tromp duvarlar, sera gibi teknik bölümleri sayesinde evin soğutma ve ısıtmak için evin yapımı için tercih edilen yapı malzemesine göre evi soğutmak veya ısıtmak için herhangi bir ısıya ihtiyaç duymayacağı gibi maksimumu 7-8 derece ısı için enerjiye ihtiyaç duyabilir.

Enerji:

Güneş enerji panelleri, enerji değirmeni(evin yakınından geçen akarsu varsa) ve dikey rüzgar gülleri sayesinde ev kendi enerjisini sağlar. Güneş ışığından maximum düzeyde faydalanır.  Kimi Özerk ekolojik evlerde toprağın ısısı yardımıyla besin koruma üniteleride bulunduğundan elektrik ihtiyacı minimum seviyeye çekilir.  Güneş enerji panelleri ve rüzgar tribünleri ile elde edilen elektrik çoğunlukla evin ihtiyaç duyduğundan fazlasını sağlar.

Besin üretimi VE SU HASADI:

Öz yeterlilik esas alındığından evin girişinde bulunan sera evin kış için yiyecek ihtiyacını karşılamanın yanı sıra evin iklimlendirmesine de yardımcı olur. Ayrıca evin önünde veya balkonunda (Kürdistan koşullarına göre) en az yedi kişinin temel yiyeceğini sağlayan bir sebzesi için gerekli toprağı olmalıdır. Toprak kısıtlılığı varsa dikey bahçeler, balkon ve teras bahçecisi hane üyelerini yiyecek acısından destekleyebilir.  Özerk ve ekolojik evler her koşulda öz yeterliliğini sağlaması gerektiğinden evin arka tarafına bırakılan bir su deposu veya alt tarafında oluşturulmuş bir sarnıç vasıtasıyla yağmur ve kar suyunu arındırarak su hasadı ile hane halkının ihtiyaç duyduğu suyu depolanmış olur.

GERİ DÖNÜŞÜM:

Ekolojik ve özer ev modelleri olabildiğince kapalı bir sistem olarak tasarlanır. Kapalı sistemlerde bir ürünün çıktısı başka bir ürünün girdisidir. Örneğin lavaboda elimizi yüzümüzü yıkarız bu su lavabodan klozetin deposuna* dolar. Kanalizasyona giden su burada basit bir arıtma sistemiyle bostanın sulanmasını destekler. Evin çöpleri ayrıştırılır organik çöpler gübre olmak için kompost kutusuna konulur. Böylece bitki üretimi için gerekli gübreyi kendi atıklarımızdan sağlamış oluruz. Daha gelişmiş özerk ve ekolojik evlerde evin artıklarıyla beslenen tavukların gübreleriyle seranın bir köşesinde oluşturduğumuz balık havuzundaki balıkların beslenmesini de  sağlamak gibi ihtiyacımız olan her türlü besini sağlayacak şekilde inşa edilir.

ÖZ SAVUNMA:

Kobanê halkıyla yaptığımız “Bir Düşün Örülmesi” Kobanê’yi Yeniden İnşaa Platformunun yaptığı anketlerde Kobanêliler ekolojik evler istediler ama evlerinde sığınak olmasını da istemişlerdi. Ekolojik özerk evlerin olmazsa olmazlarından birisi de barış zamanlarında toprağın serinletici etkisiyle kiler görevi gören aynı zamanda acil çıkış kapısı ihtiyacını da sağlayan bir sığınağın ekolojik özerk evlerin bir parcasıdır.

EKONOMİKLİK:

Özerk ve ekolojik evler ekonomik olmak zorundadır. Enerji sarfiyatını azatlığından uzun vadede bu evlere ödenen masrafları geri ödemesi dahil hiçbir şey özerk ve ekolojik evlerin ekonomik olma gerekliliğini değiştirmez.

YERYÜZÜNÜ KORUMA:

Ekolojik özerk ev modelleri yeryüzüne en az zarar verecek şekilde inşa edilir. Bu evlerde yaşayan insanlar karbon üretimini sıfıra indirmeyi hedefler yeryüzüne olabildiğince aza zarar vererek yaşamaya çalışırlar.

EKOLOJİK ÖZERK EV MODELLERİ:

6 ekolojik kobaneEkolojik evler 2010 yılı sonrası oldukça popüler bir konu haline geldi. Her gün dünya üzerinde yüzlerce ekolojik özerk ev tanımlamamıza uyan yüzlerce ev inşa edilirken sürekli yeni tekniklerde yapılan kompleks yapılar ortaya çıkmakta. Burada genel olarak yapımında kullanılan üç temel malzemeyi inceledim ayrıca bu malzemelerle yapılmış Kobanê’de uygulanabilecek üç ekolojik malzemeye vurgu yapabiliriz.

 

KERPİÇ:  Yüzyıllardan beri Mezopotamya’da ev yapımında kerpiç kullanıldığından tarihsel bir arka planı güçlüdür. Ekolojik olmasının yanı sıra ekonomiktir.  Malzeme temini kolaydır. Yapımı için çevre kirliliğine neden olan fabrikalardan malzeme alınmadığı gibi herhangi bir alım satım işlemine tabi olmadığından kapitalizmle ilişkisi yoktur. Isı yalıtımı duvar kalınlığına göre değişse de betonarme evlere kat be kat daha iyidir.  Onarımı kolaydır. Alker yöntemiyle yapıldığı takdirde hızlı ve kolay bir şekilde inşa edilebilir. Sağlıklıdır;  insan sağlığı için en uygun evler bu malzemeden yapılabilir. Toprak evlerde manyetik negatif enerji alanları oluşmaz. Kerpiç evlerde oturanlarda modern dünyanın hastalıkları sayılan astım, bronşit, romatizma ve eklem rahatsızlıklarına da pek rastlanmamaktadır.

GERİ DÖNÜŞÜM MALZEMELERİ:

Lastik, pet şişe, kola kutusu gibi kent atıklarından ekolojik özerk mimari yöntemleriyle ekolojik evler yapılabilmektedir.

Saman :

Saman özellikle güçlü bir yalıtım malzemesidir. Kürdistan buğdayın anavatanı olduğundan yerel malzemeden yapılır. Bitlis’in kimi köylerindeki eskiden kalma saman yapılar Kürdistan’da geleneksel mimarinin bir parçası olduğunu göstergesidir. Öz savunma eksenli bir mimari için tümüyle samandan yapılmış bir ev uygun görünmede yalıtım malzemesi acısından dahi değerli bir malzemedir. Diğer taraftan ekonomik bir yapı malzemesi olmasının yanı sıra yapımı kolaydır; ağır iş gücü gerektirmez.  Nefes alabilir yapılardan olduğundan tıpkı kerpiç yapı gibi sağlıklıdır. Astım, bronşit, romatizma ve eklem rahatsızlıklarına da pek rastlanmamaktadır. Çok iyi genişlik ve yükseklik oranına sahip olduğu için esnekliği ve dayanma gücü hareketli sismik yapılarda dahi depreme karşı koruma sağlar.  Kerpiçle sıvandığından yanma ihtimalli ahşap evlerden daha düşüktür. iç mekan kış yazları serin olur tıpkı kerpiç yapı gibi Venturi bacaları, tromp duvarlar ve yer altı ısı pompalarıyla desteklendiği takdirde ek ısınma yada serinleme için soba ve klima ihtiyacı kalmaz.

Ayrıca tüm bu malzemelerin dışında buraya sığmadığı için ayrıca konu başlığı açmadığım ahşap, kum torbası, taş, kireç gibi bir çok yöntem vasıtasıyla ekolojik evler yapılabilmekte. Diğer taraftan özerk ve ekolojik ev modelleri için malzemeden çok bu malzemelerin kompleks halleri yani birbirleriyle örülme ve ihtiyaca cevap verme durumları daha büyük bir önem arz ediyor. Bu kompleks yaşı modellerinde dünya üzerinde çok fazla örnek tasarlanıp yapılmışsa da ben burada üç temel modeli örnek aldım bunlar:

SÜMERPARK GÜNEŞ EVİ:

Mimar Çelik Erengezgin tarafından 1998 Yılında Sümerparkta yapıldı. Halen bölgede tüm enerjisini güneşten alması ve komleks bir yapı olmasından öncü bir ev modelidir. Taşıyıcıları ahşaptan olduğundan dışarıdan ahşap bir ev gibi görünse de yapımında toprak, kil, demir, kamış ve kum gibi birçok malzeme kullanılmıştır. Güney Kuzey cepheli olan yapı mevsimine göre dışarıdaki hava ısıtıp yada soğutarak içeri çeken tromp duvarlar, toprağın altında dolaşarak 15 derece sabitlenen yer altı ısısını içeri çeken su boruları ve hava borularından oluşan ısı pompaları. Evin doğal serinletme sistemi sayabileceğimiz edilen vanturi bacaları ve rüzgar kepçesi ile girişte konumlanmış (yiyecek üretimi için çok küçük olsa da) serasıyla evin ısısını yaz kış 14-18 derece arasına sabitlenmiş durumda. Geriye kalan ısınma ihtiyacını dökm gövdeli akıllı şömune ile sağlamakta.  Elektrik ihtiyacını tamamen güneşten karşılayan yapının su hasadı yapan ünitelerinin yanı sıra ayrıca kendi kanalizasyon sistemi bulunduğunda özerk ve ekolojik ev tanımlamasının tüm ekonomiklik ve öz savunma dışındaki tüm özelliklerini kapsayan bir yapı. Evin bana göre en olumsuz kısmı orta sınıf için yüksek bir maliyetle inşa edilmiş olması.

Pasif evler:

7 ekolojik kobanePasif evler evinlerin temel amacı evin dış etkenlerle olan ilişkisini çeşitli yalıtım malzemeleri sayesin keserek yüzde doksanlara varan bir enerji israfıyla ısınma ve soğumayı sağlamaktır. Karbon salınımını sıfırlamayı amaçlayan yapının yapım aşamasında  ekolojiye uyumlu olmayan bir çok malzeme kullanılmakta. Almanya daki pasif ev patent ensitüsünün oluşturduğu standartlara göre yapılan Pasif ev sistemlerinin apartmalara uygulanabilmesi bakımından ekolojik ve özerk evlere göre artısıdır.

Earthship:

Bu ev yapım yönteminin mucidi Kobanê’nin yeniden inşasına katkı sunacağını söyleyen Amerikalı mimar Michael Reyonld Earthshipleri bir tür kıyamet yaşaması halinde dahi yaşamımızı sürdürebileceğimiz bir tür Nuh’un gemisi olduğu iddiasıyla tasarladı. Earthshiplari inşaasında ilginç sayılabilecek bir malzeme olan atıklar özellikle eski araba lastikleri kullanmakta.  Ekolojik ve özerk evlerin tüm özelliklerini içeren earthshiplerin ilk modelleri çöl gibi günlük sıcaklık farkları çok fazla olan alanlarda dahi earthshiplerin kendi kendine yeteceğini kanıtlamak için çöllerde yapıldı ve bu konuda gayet başarılı sonuçlar alındı. Bu gün dünyada binin üzerinde earthship örneği bulunmakta. Özellikle Haiti depremi sonrası Hatilerin barınma problemlerine kapsamlı çözüm üretti. Lastiğin içine toprak sıkıştırarak yaratılan 300 kiloluk termal kütle evin enerjisini sabit tutmakta. Güneş enerjisi ve rüzgar gülüyle kendi elektrik enerjisini üretmekte, evin girişindeki seralardan hane halının yiyeceğini üretip evin havasını temizlemekte, su hasadı yapabilmekte ve tüketilen su üç ayrı kısımda değerlendirilip eve ait bir kanalizasyon sistemine akmakta. Bütünüyle kendine yeten özerk ve ekolojik bir model diyeceğimizi Earthshiplerin her geçen gün dünyayanın farklı bölgelerinde yeni earthship modelleri inşaa edilmektedir.

ALKER

Toprak malzemenin en belirgin sakıncaları yön basınç dayanımının az, rutubete karşı duyarlılığının fazla olmasıdır.  Daha iyi, yani, basınca daha dayanıklı, rutubete karşı duyarlılığı daha az olan Alçı katkısı ile nitelikleri iyileştirilmiş kerpiçle yapılan evlere bu evlerin mucidi olan Prof. Ruhi Kafescioğlu alker adını vermiştir. Alkerin en önemli özelliklerinden birisi yüzde onu alçı olan toprağın kalıp içine alıdıktan kısa süre sonra donmasıdır. Bu durum yapının kısa sürede inşa edilmesini sağlamakta. Alker daha önce Viranşehirde yapılan Ax û Av kooparatifinin yapımında başarıyla kullanılan bir yapı olmasıylada öne çıkmakta. Kobanêni yeniden inşasında Alkerin yaratcısı Prof. Dr.Ruhi Kafescioğlu’nun destekci olmasının yanı sıra platformda yer alan Ruhi hocanın öğrencilerinden Özgül Öztürk Kobanê’nin Alker temelli bir yapının özerk ve ekolojik bir yapı haline gelmesi için çalışmalarını yürütmekte.

Bu yazı bukabarane.org/ dan alınmıştır

8.Miraz Rusipi

 

Miraz Rûsipî

Saksafona beraat

Yeşil Gazete okurlarının Türkiye’nin dört bir yanını dolaşan 3-5 Ağaç Kervanı’yla birlikte doğa talanına karşı verdikleri mücadeleyle tanıdığı Praksis müzik grubuna, sokakta müzik yaptıkları gerekçesiyle açılan davanın ikinci duruşması bugün yapıldı.

28 Mayıs 2014 tarihinde, Antakya’nın Saray Caddesi’nde Aka-Der tarafından Soma maden faciasında hayatını kaybeden 301 maden işçisini anmak için düzenlenen sokak etkinliğine katılan Praksis üyeleri, açık havada müzik yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Dört saat gözaltında tutulan müzisyenler serbest bırakılmış, ancak gruba ait saksafonun bir parçasına suça delil teşkil ettiği gerekçesiyle el konulmuştu. Saksafonun deveboynu olarak adlandırılan parçası adli emanet kaydı altıdaydı.

9/8’lik duruşma

Praksis’e, Hatay 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, 2911 sayılı yasanın 32/1 maddesi uyarınca “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılmak, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı. Praksis, davanın 2. duruşmasına katılmak üzere Antakya’ya giderken sosyal medya hesaplarında “bugün 9/8’lik gözaltının duruşması var” mesajını paylaştı.

deve boynuzu

Müzisyenler, Antakya Adliye Sarayı’nda görülen davaya enstrümanlarıyla katıldı. Duruşmayı sosyal medya hesaplarından takipçilerine aktaran Praksis, hakimin neden müzik aletleriyle geldikleri sorusunu “Suç aletlerimiz” diye yanıtladı. Grup üyelerinin sokakta müzik yaptıkları gerekçesiyle yargılandığı dava, 2 Temmuz 2015 tarihine ertelendi. Saksafona ait deveboynu parçasının ise gruba iade edilmesine karar verildi.

HES şarkısı da özgür, saksafon da

Müzik suça delil gösterilerek açılan dava, Praksis için ilk değil. Grup üyeleri daha önce, Mersin’deki Gezi direnişi eylemlerine katıldıkları ve müzik yaparak topluluğu motive ettikleri gerekçesiyle yargılanmıştı. Bu davadan beraat eden Praksis’in Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Boğazpınar köyünde yapılmak istenen HES projesine karşı köylülerin düzenlediği festivalde çocuklarla birlikte yaptığı şarkı da yargılandı. Şirketin şikayetçi olması üzerine açılan davada, 6-7 yaşlarındaki çocukların söylediği “HES yapma boşuna, yıkacağız başına” şarkısı, suç unsuru sayıldı. Ancak çocukların HES şarkısı da, saksafonun deveboynu gibi özgür kaldı.

3-5 Ağaç Kervanı yeniden yollara düşecek.

Praksis grubundan Serdar Türkmen, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Farklı sesler çıkaranları, söyleyecek başka sözü olanları baskı altına almaya çalışıyorlar. Bu açıdan bakınca bize dava açmalarını mantıklı buluyoruz. Mahkeme salonlarında bu düşüncelerle karşı karşıya geliyoruz. Sokaklar gibi, mahkeme salonları da bizim için bir sahne. Saksafonumuzun el koydukları deveboynu parçasını almadan dönmeyeceğiz. Şarkımızı söylemeye, müziğimizi yapmaya, mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

praksis nükleer

Eylül ayında 3-5 Ağaç Kervanı’yla birlikte yeniden Anadolu turuna çıkacak olan grup, müzik aletleriyle katıldığı eylemlerde, termik santrallerden Sinop ve Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer enerji santrallerine, altın madenciliğinden HES’lere direnenlerin mücadelesine sanattan siper örmeye devam edecek.

Haber: Güneş Dermenci – Yeşil Gazete

Gaziemir davasının tutuksuz yargılanan sanıklarına beraat istendi!

İzmir’in Gaziemir ilçesindeki Aslan Avcı Kurşun Fabrikası arazisinde tespit edilen radyoaktif atıkları gömdükleri için haklarında “çevrenin kasten kirletilmesi” suçundan  5 yıl hapis istemiyle açılan davada  Cumhuriyet Savcılığı, yargılanan mahkemeye de gelmemiş bulunan 6 tutuksuz sanık adına  beraat talep etti.

Gaziemir davası

14 Mart 2014 tarihinde Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi tarafından  Aslan Avcı Kurşun fabrikasının yöneticilerine yönelik açılan  Gaziemir davasına 27 Nisan 2015 tarihinde 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.  Sanıkların “Toprakta, suda veya havada kalıcı özellik gösterecek, insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek şekilde çevreyi kasten kirletme” suçundan yargılandığı dava, Savcının 2004 yılından sonra açık araziye atık atıldığına dair kesin delilin elde edilememesi sebebiyle ayrı ayrı beraat isteminde bulunması üzerine Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi adına Avukat Arif Ali Cangı, mütalaa için süre istedi. Mahkeme karar için duruşmayı erteledi.

Av.Arif Ali Cangı’dan duruşmaya ilişkin açıklama:

Duruşma sonrası açıklama yapan Avukat Arif Ali Cangı, “Nükleer Santralların gündemde olduğu günümüzde, santral olmadan santral atıklarının yargılamasının yapıldığı bu dava son derece önemlidir. Verilecek karar, sadece davanın taraflarını değil herkesi yakından ilgilendirmektedir. Davanın tipik bir çevre ceza davası olması açısından da davanın sonucu çevre sağlığının ve canlı yaşamının korunması açısından son derece önemlidir. Buna karşın savcı tarafından zaman bakımından beraat mütalaasında bulunması kaygı vericidir. Bir dahaki celsede esas hakkındaki iddialarımızı ayrıntılı olarak mahkemeye sunacağız. Sayın Savcı, fabrikanın 2010 yılına kadar faaliyetini sürdürdüğünü ve atık ürettiğini, 2007 yılında tehlikeli atıkların yanı sıra alanda nükleer atıkların ortaya çıktığını görmezden gelmiştir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin başvurusu üzerine düzenlenen iddianame ile açılan ve bu dosya ile birleşen davadaki iddia ve deliller yok sayılmıştır. Savcının beraat mütalaasına karşın, ileri süreceğimiz deliller ve açıklamalardan sonra mahkeme tarafından mahkumiyet kararı verileceğini bekliyoruz. Sanık müdafinin şahsım ve nükleer atıklar nedeniyle dava açılmasını sağlayan kurucusu olduğum Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ni hedef alan küçük düşürücü sözlerini de kabul etmek mümkün değildir. Gerekli yasal haklarımı kullanacağım” dedi.

Mahalleli: “Evlerimizi satıp gideceğiz!”demişti

Basında “İzmir’in Çernobili”  olarak da adlandırılan vakada, 2007 yılında tespit edilen radyoaktif atıklar, 2012 yılında kamuoyuna açıklanmasına rağmen 2014 yılında temizlenmeye başlanmıştı.  Ancak 2014  Şubat ayında temizliğe  3 ay ara verilince fabrika ile aynı bölgede bulunan Emrez mahallesi sakinleri isyan etmişti.  Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü de  temizlemenin bitip bitmediği konusunda bir açıklama yapmadığı için, temizleme çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve tesiste öylece bırakılan cüruflar (saf olmayan metal)  Emrez Mahallesi halkı için tehlike saçıyordu. Mahalle sakinleri özellikle yağmurlu havalarda fabrika tarafından kötü bir kokunun geldiğini, duydukları endişe sebebiyle evlerini satıp gitmeyi düşündüklerini açıklamıştı. http://yesilgazete.org/blog/2015/01/21/izmir-gaziemirde-nukleer-tehdit-suruyor/

(Yeşil Gazete)

Felaketin Dersi!.. – Serdar Kızık

Sistemin işlemesi, düzenin sürmesi için insan yaşamı hiçe sayılır.
İnsanlığın en büyük felaketlerinden Çernobil faciasının yıldönümünde, Japonya’daFukuşima’da yaşananları da katarsak, yukarıdaki yargımız pekişiyor.
Nükleer enerji karşıtlığı, bu sonuçlar üstüne büyüyor, kamuoyu baskısı artıyor.
Ülkeler, ister istemez politikalarını gözden geçiriyor.
Durumu irdeleyelim.
Yüzde 17’lik kapasiteyle nükleer enerjinin dünya elektrik ihtiyacını en yüksek düzeyde karşıladığı tarih 1993’tü. 2012 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 10’a düştü.
Dünyanın en büyük ekonomileri arasındaki Almanya, Çin, Hindistan ve Japonya, şu anda yenilenebilir enerjilerden nükleer enerjiye oranla daha fazla elektrik sağlıyor.
Üstelik nükleer enerjinin dünya birincil enerji üretimi içindeki payı, sadece ticari üretim sayılsa bile yüzde 4.5’i geçmiyor.
Ülkelerden örnekler verecek olursak:
Japonya, nükleer santrallarının büyük bir kısmını kapattı.
Almanya hükümeti, 7 santralı kapattı. 2022 yılı sonuna kadar nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesi konusunda karar alındı.
İtalya’da nükleer santral kurulması konusu referanduma taşındı ve halkın yüzde 95’e yakını nükleere hayır dedi.
İsviçre, 3 yeni nükleer reaktör planını iptal etti ve 2034 yılına kadar nükleer santrallarını kapatacağını açıkladı.
Kuveyt Başbakan Yardımcısı Dr. Mohammad Al-Sabah, elektrik üretmek amacıyla nükleer güce ve nükleer teknolojiye sahip olma isteklerinden vazgeçtiklerini açıkladı.

***

Peki, Türkiye ne yapıyor?
Büyük yenilenebilir enerji kaynaklarına sahipken dünyanın terk etmeye başladığınükleer enerjiye yöneliyor.
Ders çıkarılmazsa hayat nasıl okunacak?
Felaketlerin, hiç değilse, doğru yol haritaları çizmek konusunda olsun, bir yararı da yok mudur?
Çernobil ve Fukuşima, enerji politikalarının belirlenmesinde, nükleer enerjinin yeri konusunda uyarıcı bir role sahip değil mi?
Enerji stratejisi oluştururken, bu felekatler somut sonuçlarıyla birlikte, bir fark yaratmayacak mıdır?
Dün olduğu gibi bugün de sağ hükümetler, bu konuda ders alma yetisinden yoksun olduklarını sergiliyor.
Üstelik bu alanda iki büyük acıyı yaşamış Rusya ve Japonya’ya, Akkuyu ve Sinop santrallarını sipariş ediyor.
İktidar, yalan reklam kampanyalarıyla halkı ikna etmeye çabasında.
Dün Çernobil’in Türkiye’ye etkilerini halktan saklayanlarla bugünün iktidarı, aynı kafa.
Dün eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, kazanın ülkeyi etkilemediğini, az radyasyonun yararlı olduğunu savunmuştu.
Dönemin Başbakanı Özal, “Radyoaktif çay daha lezzetli” gibi bir saçmalık sergilemişti.
Kenan Evren’e gelince… Darbeci zihniyet, radyasyonun kemiklere iyi geldiğinisöyleyebilmişti.
Bugün Akkuyu ve Sinop’u dayatan RTE, “Ha mutfak tüpü, ha nükleer… İkisi de aynı risk” diye buyuruyor.
Buyurun o kafalar nasıl örtüşüyor.

***

Çernobil, binlerce insanın ölmesine, sakatlanmasına, kansere yakalanmasına yol açtı.
Serpinti Avrupa’ya, Türkiye’ye kadar uzandı. Radyasyon, bütün kuzey yarı küreyeyayıldı.
Bugün de etkileri sürüyor. Eli kolu, ayakları olmayan, hilkat garibesi çocuklar doğuyor.
Çernobil yakındı, peki Fukuşima uzak mı?
AKP, bu konuyu da duyurmuyor. Oysa internette de bulunan yayınlara göre hava ve denizdeki radyasyon, okyanusu aşıp Kanada’ya, ABD’ye, Meksika’ya, Avrupa’ya, Türkiye’ye kadar ulaştı.
Dünya bu kadar küçük artık.
İnsanlığın yıkımına yol açacak nükleer enerjiye, silahlara hayır demek için daha hangi felaketler beklenecek?
Bırakın kendi topraklarına santral yapmayı, hiçbir kazadan yeterince uzak değiliz.
Bunu iktidarın gözüne sokmak gerekiyor..

Bu yazı cumhuriyet.com.tr/ den alınmıştır

10.Serdar Kızık

 

Serdar Kızık

Mersin Kent Konseyi Engelliler Meclisi’nden İş-Kur İl Müdürü’ne ziyaret

Mart ayında kurulan Mersin Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri İş-Kur Mersin İl Müdürü Mustafa Kutlu‘ya bir ziyaret gerçekleştirdi.

Mersin Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri Mersin İşKur önünde
Mersin Kent Konseyi Engelliler Meclisi üyeleri Mersin İşKur önünde

Meclis Başkanı Dursun Arslan, Başkan Yardımcısı Şükrü Demir, Genel Sekreter Nilgün Ateş, Yürütme Kurulu üyeleri Celal Ersin, Metin Ünel ve Alper Tolga Akkuş‘u makamında kabul eden İş-Kur İl Müdürü Mustafa Kutlu, Mersin genelinde engellilere yönelik projeler hakkında bilgi verdi.

Mersin İşKur İl Müdürü Mustafa Kutlu (ortada, beyaz gömlekli), İş-Kur'un kendi işini kurmak isteyen engellilere yönelik hibe desteği hakkında bilgi verdi
Mersin İşKur İl Müdürü Mustafa Kutlu (ortada, beyaz gömlekli), İş-Kur’un kendi işini kurmak isteyen engellilere yönelik hibe desteği hakkında bilgi verdi

İş-Kur’un kendi işini kurmak isteyen engellilere yönelik 36 bin TL tutarındaki hibe desteğini aktaran Kutlu, Mersin’de yaşayan bir ortopedik engellinin bu desteği kullanarak bir hafta önce emlak bürosu açtığını, İş-Kur olarak bundan sonra da engellilere yönelik çalışmalarının devam edeceğini söyledi.

Mersin Kent Konseyi Engelliler Meclisi Başkanı Dursun Arslan ise meclis olarak amaçlarının Mersin genelindeki engelli dernekleri ile koordineli şekilde çalışarak Mersin’i engelsiz bir şehir haline getirmek olduğunu vurguladı

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Kıbrıs’ta Mustafa Akıncı dönemi

KKTC Yüksek Seçim Kurulu, cumhurbaşkanlığı seçimini Mustafa Akıncı’nın kazandığını ilan etti. Ada’da sol siyasetin adayı Akıncı, oyların yüzde 60.4’ünü alarak, yüzde 39.5’da kalan rakibi Eroğlu’na fark attı ve 5 yıllığına yeni cumhurbaşkanlığı seçildi.

18.Mustafa Akıncı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) bugün yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin galibi oyların yüzde 60,5’ini alan bağımsız aday Mustafa Akıncı oldu. Mevcut Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ise seçimlerde yüzde 39,5 oy aldı.

İlk turda, Eroğlu, 30 bin 328 oy ile yüzde 28.15’le birinci, Akıncı ise, 29 bin 30 oy ile yüzde 26.94’le ikinci olmuştu.

Mustafa Akıncı, 2003’te, Annan Planı döneminde oluşturulan Barış ve Demokrasi Hareketi’nin (BDH) kurucularından olup, liderliğini üstlendi. Toplumcu Demokrasi Partisi’nin (TDP) oluşumuyla birlikte başkanlık görevini devretti.

Oxford, Harvard ve Yale Üniversiteleri gibi dünyaca tanınmış akademik platformlar ile Chatham House gibi uluslararası forumlarda Kıbrıs konusuna ilişkin konferanslar verip panellere konuşmacı olarak katıldı.

2010’da ‘Belediye Başkanlığı’nda 14 Yıl’ isimli kitabı yayınlandı.

(Radikal)

24 Nisan’dan kareler

Haftalardır gündemde geniş yer bulan, Putin’den Papa’ya dünya liderlerinin ilgisiz kalamadığı, Ermenilerin Osmanlı liderlerince ölüme gönderildiği 1915 yılının üzerinden 100 yıl geçti. Olayların başladığı gün olarak kabul edilen ve her sene, 1915’te katledilen Ermenilerin anıldığı 24 Nisan günü, bu yıl Türkiye’de görmeye alışkın olduğumuz bazı sahnelerin benzersiz şekilde bir araya geldiği bir gün oldu.

kaynak: Agos
kaynak: BBC Türkçe

İstanbul’da Haydarpaşa Garı, Taksim Meydanı, Surp Sarkis Kilisesi gibi sembolleşmiş alanlarda 1915 yılında öldürülen Ermeniler anıldı.

IMG_6033

IMG_6073

IMG_6075

IMG_6092

IMG_6110

Amerikalı fotoğrafçı Diana Markosian, Haydarpaşa Garı’nda anmalardan sonra bir etkinlik gerçekleştirdi. Eski bir aile albümünü yeniden yaratmak, geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmak adına Ermenilerin poz verdiği Türkiyelilerin deklanşöre bastığı geçici bir fotoğraf stüdyosu kurdu.

Saat 11’de Kadıköy Rıhtım Meydanı’nda toplanan bir grup “Türk’e kefen biçenin, ölümü korkunç olur” diye slogan attı.

kaynak: tr.sputniknews.com
kaynak: tr.sputniknews.com

Bu yıl ilk defa Çanakkale Savaşları’nın kara savaşlarının başladığı gün anıldı. Gelibolu Yarımadası’ndaki törenlere Cumhurbaşkanı Erdoğan bizzat iştirak etti. Cumhurbaşkanı’na İngiltere Veliaht Prensi Charles ile 17 devlet başkanı ve 5 başbakan eşlik etti. Hürriyet, etkinlikleri “Türkiye’den “Çanakkale misillemesi” geldi.” şeklinde duyurdu.

Haber: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete, BBC Türkçe, Agos, Hürriyet, sputniknews)

İşçi filmleri Mayıs ayında geliyor

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali 10. kez geliyor. Bu seneki slogan ise “İşimiz gücümüz yaşamak“. Malum Türkiye artık bir işçi kıyma makinesi gibi. Yılın ilk iki ayındaki bilanço 206 iş cinayeti. Festivale geri dönersek, tarihler 1 – 7 Mayıs olarak belirlenmiş durumda. İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da aynı zamanda gerçekleştirilecek festivalde bu yıl 22’si uluslararası, 53’ü Türkiye’den olmak üzere toplam 75 film gösterilecek.

16

Bu sene festivaller daha çok sansürlerle konuşuldu. Daha İstanbul Film Festivali’nde “Bakur” filminin gösterimin iptal edilmesinin ardından festivalden çekilen filmler ve Ankara Uluslararası Film Festivali’nde belgesel ve kısa film yarışmasının iptal edilmesi çok yeni.

10. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin açılışı 2 Mayıs Cumartesi saat 19.00’da Şişli Belediyesi Kent Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Tiyatro oyuncusu Funda Eryiğit’in sunuculuğunu yapacağı açılış gecesine Haziran İsyanı’nda milyonların müziği ile tanıştığı Hakan Vreskala’nın ezgileri eşlik edecek. Festivalde, her yıl olduğu gibi bu yıl da bir set işçisine plaket verilecek. Festivalin açılış filmi ise sinemacıların sansüre karşı mücadelesini anlatan “Yollara Düştük” belgeseli olacak ve sansüre direnen sinemacılar sahneye davet edilecek.

Festivalle ilgili daha detaylı bilgiyi bu siteden edinebilirsiniz.

Haber: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete)