Ana Sayfa Blog Sayfa 3538

Bodrum’dan Diyarbakır’a barış için yürüyenler Ankara’ya ulaştı

Bodrum’dan Diyarbakır’a dorğu yürümeye başlayan, “Barışa Yürüyorum” katılımcıları Ankara’ya ulaştı.

29

Facebook sayfaları üzerinden açıklama yapan ekip, “‪#‎Bodrum‬’dan ‪#‎Diyarbakır‬’a barış yürüyüşünde ‪#‎Ankara‬’dayız. 12:00’da Yüksel Caddesi’nde olacağız. Meclise doğru yürüyüş gerçekleştirdikten sonra Dikmen Kapısı’nda basın açıklamasını okuyup barış yürüyüşümüzün sonraki rotası olan ‪#‎Adana‬ için devam edeceğiz. Ölüm değil yaşam için ‪#‎BarışaYürüyorum‬! ‪#‎AşitiBarışPeace‬!” mesajını paylaştı

27 Aralık Pazar günü Bodrum’dan yola Barış yolcularına İzmir’den gelen bir grup da destek vermişti.. Grup adına yola çıkarken açıklama yapan Meyil Delen yürüyüş için, “Batının vicdanının henüz ölmediğini hala kardeşlik adına bir umudun olduğunu gösterecek” dedi.

30

Delen, “Bugünlerle başa çıkmanın, savaşı, ölümleri, yıkımı durdurmanın yolu, barışa ilişkin talebimizi daha yüksek sesle, hep birlikte cesaretle söylemekten ve bölge halkıyla dayanışmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“Yeni yılda barış için Diyarbakır’a yürüyorum” sloganıyla yola çıkan grup, 29 Aralık’ta Ankara’da, 30 aralık’ta Adana ve Antep’te, 31 Aralık’ta Urfa’da olacak.

Grup aynı günün akşamında Diyarbakır’a varmayı hedefliyor.

 

(Yeşil Gazete, IMC.tv)

ABD’de etkili olan fırtına ve sellerde ölü sayısı 43’e yükseldi

ABD Ulusal Meteoroloji Dairesi (NWS), güneyde New Mexico’dan kuzeyde Michigan’a kötü hava şartlarının etkili olduğu eyaletlerin sayısının 21’i bulduğunu bildirdi.

28

Teksas, Oklahoma, Missouri ve New Mexico eyaletlerinde olağanüstü hal ilan edildi. Böylece kötü hava şartları nedeniyle olağanüstü hal ilan eden eyaletlerin sayısı 6’ya çıktı. Daha önce Mississippi, Alabama ve Georgia’de olağanüstü hal ilan edilmişti.

Aşırı yağış ve hortumlar Teksas eyaletinde en az 11 kişinin canına mal oldu. Missouri eyaletinde 8, Illinois’de 5, Alabamada ise 2 kişi öldü. New Mexico’da devam eden kuvvetli kar yağışı nedeniyle vatandaşlar uyarıldı. Kar yağışı nedeniyle bazı yerleşim yerlerine ulaşımın kapandığı belirtildi.

Kasırganın etkisiyle çok sayıda evin çatısı uçtu. Devrilen ağaçlar ulaşımı aksattı. Evler yıkıldı, araçlar ters çevrildi. Dallas ve çevresinde etkili olan hortumun 1950’den bu yana en şiddetli ikinci hortum olduğu belirtildi. Dallas’taki hortum 11 kişinin ölümüne neden oldu. Arama-kurtarma ekipleri hortumun vurduğu bölgedede enkaz altında kalmış olabileceklere ulaşmak için çalışmalarına devam ediyor.

Katrina felaketinin ardından 10 yıl geçti

ABD tarihinin en yıkıcı kasırgası olan Katrina, 2005 yılında New Orleans’ın yüzde 80’ini sular altında bırakmış ve bin 600 kişinin hayatına mal olmuştu.

 

(DW)

Anayasa Mahkemesi’nden çocuk annesinin soyadını alabilir kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM) verdiği kararla boşanmada, velayeti anneye verilen çocuğun, annesinin soyadının taşımasının önü açıldı.

Karar, eşinden boşandıktan sonra velayeti kendisine verilen G.Ö.’nün, çocuğunun soyadını kendi soyadıyla değiştirmek için yürüttüğü hukuk mücadelesi üzerine alındı.

27

Eşinden boşanan G.Ö., velayeti kendisine verilen çocuğunun, kendisiyle aynı soyadını taşıması için yargıya başvurmuş, ancak önce yerel mahkeme, ardından da Yargıtay çocuğun babasının soyadını taşımaya devam etmesi yönünde karar almıştı. G.Ö. bunun üzerine konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı.

AYM, oy birliği ile aldığı kararda, anne G.Ö.nün velayeti kendisinde olan çocuğuna, babasının soyadı yerine, kendi soyadını verme hakkı bulunduğuna hükmetti.

Anayasa Mahkemesi bu kararı, Anayasa’nın iki önemli maddesi, Eşitlik ilkesi ile Aile Yaşamına Saygı hakkı maddelerine dayandırdı.

AYM, kararını hak ihlallerine ilişkin gerekçeleriyle birlikte, daha önce “boşanmış ailede çocuk, velayeti annede bile olsa, babasının soyadını taşır” kararını veren yerel mahkemeye gönderdi. Yerel mahkeme, AYM kararı çerçevesinde yeniden yargılama yaparak, yeni bir karar verecek. AYM kararıyla, boşanmış tüm annelerin, velayeti kendilerine verilmiş olan çocuklara, kendi soyadlarını vermelerinin de önü açılmış oldu.

 

(Birgün)

Aylan Kurdi’nin ailesi Kanada’ya ulaştı

Sahile vuran cansız bedeninin fotoğrafıyla mülteci krizinin simgesi haline gelen Aylan bebeğin yakınları Kanada’ya ulaştı.

26

3 yaşında hayata gözlerini yuman Aylan’ın amcası Muhammed Kurdi ve ailesi Vancouver kentine ulaştı. Kanada’ya eşi ve 5 çocuğuyla ulaşan Muhammed Kurdi Vancouver Havaalanı’nda coşkulu bir şekilde karşılandı.

Aylan’ın cesedi eylül ayında Bodrum’da sahile vurmuştu. Aylan ile birlikte annesi Rihan ve dört yaşındaki abisi Galib de hayatını kaybetmişti. Aylan, görüntülerin basına yansımasının ardından sığınmacı krizinin sembolü haline gelmişti.

Aylan’ın babası Abdullah Kurdi, olaydan sonra Kanada’ya göçmekten vazgeçmiş, Irak’a yerleşmişti. Abdullah Kurdi, Noel vesilesiyle İngiliz Chanel 4 kanalında yayınlanan video mesajında, “Tüm dünyanın kapılarını Suriyelilere açmasını diliyorum” demişti.

Suriyeli sığınmacıların kabul edilmesi çağrısında bulunan Abdullah Kurdi, “Biri bir insanın yüzüne kapıyı çarparsa bu çok zor. Bir kapı açılırsa insan kendini artık aşağılanmış hissetmez” ifadelerini kullanmıştı.

 

(DW Türkçe)

HDP sokağa çıkma yasaklarını AİHM’e taşıdı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Genel Başkanı ve Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, sokağa çıkma yasaklarıyla yaşam, özgürlük, güvenlik, sağlık, seyahat, haberleşme, ibadet, eğitim gibi temel hakların ihlal edildiğini belirterek AİHM’e başvurdu.

24

Başvuruda, vatandaşların yaşam hakkı başta olmak üzere kişi özgürlüğü, sağlık, seyahat, haberleşme, ibadet, eğitim gibi temel hakların ihlal edildiği belirtildi.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesindeki yaşam hakkı, 3. maddesindeki işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele yasağı, 5. maddesindeki özgürlük ve güvenlik hakkı, 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlaliyle ilgili karar verilmesi talep edildi.

Danış Beştaş’ın başvuru dilekçesinde şu bilgiler yer aldı:

“16 Ağustos – 21 Aralık arasında 7 ilde, 2014 nüfus sayımına göre toplam 1 milyon 299 bin 61 kişinin yaşadığı 18 ilçede toplam 54 kez süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasakları ilan edildi, en uzunu 21 gün sürdü.”

“Yasaklar toplamda 230 günü buldu ve 122 sivil yurttaş yaşamını yitirdi.”

“Siviller çoğu kez evlerine isabet eden kurşunla ya da yaralılarını beyaz bayraklarla hastaneye taşımaya çalışırken öldürüldü.”

Sokağa çıkma yasakları şu an Şırnak’ın Cizre ve Silopi, Mardin’in Nusaybin ve Dargeçit ile Diyarbakır’ın Sur ilçesinde sürüyor.

Meral Danış Beştaş, sokağa çıkma yasaklarının hak ihlali olduğu gerekçesiyle tedbir kararı için 15 Aralık’ta Anayasa Mahkemesine de başvurmuş, başvurusu 22 Aralık’ta reddedilmişti.

AYM ret kararında, benzer bir başvuruda “Şırnak Valiliği tarafından kamu düzeninin, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması amacıyla sokağa çıkma yasağı ilan edilmesinin temelsiz olduğunun söylenemeyeceğine karar verdiğini” gerekçe gösterdi.

AYM, ayrıca Danış Beştaş’ın yasaktan bireysel olarak zarar görmediğini ileri sürdü.

 

(Bianet)

Sokağa çıkma yasağının 15. gününde Cizre’de 2’si çocuk 3 kişi hayatını kaybetti

14 Aralık’ta ilan edilen sokağa çıkma yasaklarının 15 gündür devam ettiği Şırnak’ın Cizre ilçesinde, 2’si çocuk 3 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. İlçede, son olarak 3 aylık Miray bebek halasının kucağındayken vurulmuş ve kendisini hastaneye ulaştırmaya çalışırken kurşunlara hedef olan dedesiyle birlikte hayatını kaybetmişti.

23

DHA’da yer alan habere göre, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde Cudi Mahallesi’nin Merdan Sokak üzerindeki evlerinin bahçesinde oynayan 5 yaşındaki Hüseyin Selçuk, ensesine isabet eden tek kurşunla ağır yaralandı. Selçuk, yakınları tarafından hastaneye götürülmek isterken yolda hayatını kaybetti. Yetkililer, Hüseyin Selçuk’un öldüğü Merdan Sokak üzerinde güvenlik güçlerinin operasyonel bir faaliyeti bulunmadığını belirterek, “Yapılan ilk incelemede Hüseyin Selçuk’un ensesine isabet eden Kalaşnikof mermisi ile hayatını kaybettiği belirlendi” dedi.

DİHA’nın Cizre’nin Cudi Mahallesi’nde açılan ateşte Hüseyin Ertene (16) isimli çocuk göğsünden vurularak öldürüldü. Ertene’yi ilk olarak vatandaşlar vurulduğu yerden aldı. Ertene’nin Cizre Devlet Hastanesi morguna kaldırılması için bölgeye ambulans çağrıldı. DİHA, Ertene’nin özel harekat polislerince açılan ateşte vurulduğunu iddia etti.

Sendika org.’un haberine göre, Nur Mahallesi’nde evinde fenalaşan 85 yaşındaki Kumri Işık, hayatını kaybetti. Evinde fenalaşan Işık’a müdahale için  gelen ambulansın mahalleye sokulmadığı iddia ediliyor.

 

(T24)

Mahpuslar ile Fotoğraf Sanatçılarını biraraya getiren sergi: “Fotoğraf Köprüsü”

Mersin’de “Görülmüştür Ekibi” ve Redfotoğraf Grubu‘nun “İçeriden Dışarı- Dışarıdan İçeri Fotoğraf Köprüsü” başlıklı sergisi 24 Aralık Perşembe günü Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) sergi salonunda açıldı.

Sergi için 30 Hapishaneden 55 politik mahpusun düşüncesi ile 55 fotoğrafçının eseri biraraya getirildi. 24 Aralık – 7 Ocak tarihleri arasında Mersinlilerin ziyaretine açık olacak sergide yer alan fotoğrafçıların her bir eseri hapishanedeki bir politik mahpusa gönderildi ve ilgili fotoğraf ile ilgili düşüncelerini yazması istendi. Sergideki 55 fotoğrafta ise mahpusların düşünceleri fotoğraflar ile buluştu.

Yazar Adil Okay, "Görülmüştür" projesi ile mahpuslar ile dışarısı arasında bir iletişim köprüsü kurmayı düşünüyor
Yazar Adil Okay

Sergi açılışında konuşan ve hapishanede yatan mahpuslar ile dışarıda olanları mektup yolu ile buluşturan “Görülmüştür” projesinden yazar Adil Okay, projeyi Temmuz ayında oluşturduklarını kaydederek, 2015 yılının son aylarında tutsaklara uygulanan keyfi mektup-iletişim cezaları mektuplarının kaybolmalarına da neden olduğunu vurguladı. Yanıt alamadıkları ve mektuplarının ulaşamadığı tutsaklara yeniden yazdıklarını belirten Okay, “Geç de olsa gelen yanıtlar-betimlemeler birbirinden güzel ve derinlikliydi” şeklinde konuştu.

22

“İçeriden Dışarı- Dışarıdan İçeri Fotoğraf Köprüsü Sergisi”nin açılışında dağıtılan bildiri metninde serginin amacı şu şekilde özetleniyor:

“- Tutsaklarla birlikte kolektif bir fotoğraf projesi gerçekleştirmek

– Dışarıda olan bizlerin, tutsaklarla iletişim halinde olmalarını sağlamak

– Yaratıcı olmanın yalnızca zanaat olmadığını, düşüncenin soyutlama aracı olarak nasıl kullanılabileceğini göstermek

– İçerinin sesini fotoğrafların diliyle dışarıdaki insanlara göstermek

– 2016 yılı itibarıyla hapishanelerde sayıları her geçen gün artan 173.000 tutuklu ve hükümlünün varlığını dışarıdakilere yeniden anımsatmak

– İzleyicinin – okuyucunun “Sizin hala bir mektup arkadaşınız yok mu? Ama onlar sizin için hapisteler, unuttunuz mu?” sloganında ifadesini bulan kampanyamıza destek olmasını sağlamak ”

Görülmüştür projesinde yer almak için web adresi: gorulmustur.org/

(Yeşil Gazete)

Kadıköy Tüketim Kooperatifi’nin “Kış Paketi” siparişlerinizi bekliyor

İstanbul’un Kadıköy ilçesinde kooperatif çalışmaları devam eden Kadıköy Tüketim Kooperatifi Girişimi’nin 4. Sipariş Paketi çalışmaları başladı. 2015 Mart ayından itibaren “sipariş paketi” biçiminde çalışmalar yapan ve daha önce 3 farklı sipariş paketi hazırlayan girişim, 4. sipariş paketiyle birlikte çalışmalarına devam ediyor.

17

Küçük çiftçiyi desteklemek, köy ve çiftçi kooperatifleri ile çalışmak gibi prensipleri olan ve üreticiler ile ürünleri kullananlar arasında “karşılıklı inisiyatif” prensibiyle gıda egemenliğini destekleyen Kadıköy Tüketim Kooperatifi Girişimi, 4. sipariş paketiyle beraber resmi bir kooperatif olma yolunda çalışmalarına da hız veriyor. “Kurucu üye” listesini oluşturmaya başlayan kooperatif, sipariş paketi dönemi sonrasında yapacağı değerlendirme ile kuruluş sürecini hızlandıracak.

Kooperatif Girişimini Facebook üzerinden takip etmek için: facebook.com/KadikoyKoop

4. sipariş paketi ile ilgili yapılan çağrıyı paylaşıyoruz:

“Merhaba,

16Kış mevsimine özel yeni paketimizde bilge tarım yöntemleriyle üretim yapan Ali Ünüvar’ın yetiştirip hazırladığı elma kurusu bulunuyor. Elma hem solunum hem de sindirim sistemine faydaları olan bir meyvedir. Eskiden elmayi saklamanin en iyi yolu bu faydalı meyveyi kurutarak saklamaktı. Böylece hem her zaman bulmak mümkün oluyor hem de uzak ülkelerden tonla para ve yakıt harcayıp elma getirmeye de gerek kalmıyordu. Elma kurusunu ister olduğu gibi yiyin isterseniz limon ve tarçınla kaynatıp çayını için.

Paketimizin bir başka özel ürünü Özçay Kooperatifi’nden hediyelik çay; tamamen doğal yaş çayın  2,5 yapraklı kısımlarından yani çayın en makbul yeri sayılan üst filizinden oluşuyor. Birinci sınıf çaylar kurutulup harmanlanarak özel bir lezzet ve burukluk oluşturulmuş. Taze kaynamış suyun üstüne çayı atıp çökmesini bekleyiniz.

İlk paketimizde getirdiğimiz ve çok beğenilen zeytinyağından yine getiriyoruz. Zeytinyağı Datça’ya 20 km uzaklıkta, yarımadanın ucuna doğru Knidos yolu üzerinde, yüksek dağların arasındaki Sındı köyünden. Yıllardır kooperatifi ayakta tutmayı ve titizlikle üretmeyi sürdürüyorlar. Zeytinler tam olgunlaşmadan toplanan ve soğuk sıkma yöntemiyle üretilen bu zeytinyağı aroma bakımından biraz keskin ve lezzetlidir. İster salataya koyun ister ekmeği banarak yiyin.

Paketimizin son ürünü Karapürçek Kadın Derneği’nden tarhana. Kışın soğukla baş etmek için hem lezzetli hem hazırlaması kolay bir çorba. İçinde bildiğiniz tarhanaya ek olarak ezilmiş nohut da var. Manav tarhananın tadı daha az ekşi olduğu için tarhanadan uzak duranları da kendine çekecektir. Sanırız tarhananın doğal olarak hastalıklara neden olan bakterilerle baş etmeye yardımcı olduğunu hepiniz bilirsiniz.

Bu sipariş paketiyle birlikte kooperatifleşme çalışmalarımızı hızlandırıyor, aynı zamanda kış için sofralarımızı zenginleştiriyoruz.

Doğal üretim yöntemleriyle, küçük üreticilerin ve kooperatiflerin hazırladıkları ürünlerden oluşan bu paketi almak için lütfen [email protected] adresine,

“Ad-Soyad

Paket Sayısı

Ödeme Tipi (Nakit-Havale)

Ödeme Zamanı”

Bilgilerini içeren bir mail gönderin.

Paketlerimiz sınırlı sayıdadır. Siparişinizi bize 9 Ocak 2016’dan önce ulaştırın (:

Sipariş paketlerinin dağıtımı 16 Ocak 2015 tarihinde Kadıköy’de gerçekleşecektir. Kargoyla dağıtım sağlayamamaktayız.

Hayvansal ürün tüketmeyen vegan arkadaşlarımız için belirli bir kontenjanımız bulunmaktadır. Sipariş verirken bunu da belirtebilirsiniz.”

 

(Yeşil Gazete)

Çağlar arasında kalan ODTÜ

Bir okul düşünün bir taraftan İslam Devleti’ne (IŞİD) sempati duyanların taleplerini yerine getirmediği için ve öğrencileri yine bu İslam Devleti’ne sempati duyanlara tepki gösterdiği için; bir taraftan da Türkiye tarihinin gördüğü en büyük siber salırılardan birine yeterince karşılık veremediği için hedef tahtasına oturtuluyor. Tarihin çok gerisinden gelen güdüler ile, çağın son teknolojisi kaynaklı tehditler arasında bırakılıyor.

Baştan başlamakta fayda var. Türkiye 14 Aralık’tan beri bir siber saldırı altında. İlk başta olağan şüpheli Rusya olmasına rağmen daha sonra Anonymous’un olayı üstlenmesiyle durumun boyutları ortaya çıktı. Bir kaç gün saldrılar günlük hayatı da etkiledi ya da en azından günlük hayatta kendisinden söz ettirdi. Bu saldırılar karşısında çaresiz kalınmasıyla birlikte Ulaştırma, Havacılık ve Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım bir açıklama yaparak ODTÜ’yü suçladı. ODTÜ’nün yeteri kadar önlem almadığını söyleyen Yıldırım “Sunucuyu ODTÜ işletiyor ama mesele bir ulusal güvenlik meselesi, bu çeşit saldırılara karşı gerekli önlemlere sahip olunmalı” dedi. Fakat gerek ODTÜ tarafı gerekse konunun uzmanları bu konuda ODTÜ tarafından eksik bırakılan pek de bir yer olmadığını ifade ediyorlar.

Belki de üzerinde durmamız gereken konu politik bir hacker grubunun neden kendisine Türkiye’yi hedef seçtiğidir. Bir politikacının yapması gereken de teknik konularda suçlama yapmak değil, politik konularda uluslararası kamuyounun da sesini dinlemek olabilir. Tabi işin bu boyutu Binali Yıldırım’ın pek aklına gelmişe benzemiyor.

Tabii bu işin bir boyutu. Diğer boyuta geçmek için biraz zamanda yolculuk yapmak gerekecek. Türkiye siber saldırı altındayken, devlet siber saldırı olduğunu kabul etmeyip, “planlı bakım yapıldığına” dair demeçler verirken ve bir yandan da Dünya’nın .tr uzantılı adreslere erişimini kesmeye çalışırken yani 22 Aralık’ta bir grup insan, 14 mescidi ve 1 camii olan ODTÜ’de kütüphane önünde namaz kıldı. Bu grubun içinden iki kişinin İslam Devleti saflarında savaşmaya gittiği, kendi yapılanmaları içerisinde de İslam Devleti vb. gruplara sempatiyle bakıldığı ve o fikrin yayılmaya çalışıldığı da bilinmekte. Hal böyle olunca ODTÜ’lü öğrenciler de bu kişilere müdahale ettiler ve tabii ki ortaya en iyi bilinen davranış şekli çıktı. Mağdurluk! Olay bir anda olmayan bir ihtiyacı dile getirmek için dini kullanan köktenci gruplara gösterilen tepkiden “ODTÜ’de Müslümanlara zulmediliyor!”a çevriliverdi. Tabii hemen arkası da geldi. Bir sosyal medya kampanyası, bu kampanya sırasında ortaya atılan yalan yanlış fotoğraflar, önce rektörün daha sonra da üniversitenin hedefe oturtulması.

Hatta iş daha uç noktalara gitti. Mağdur olma halini hiç elinden bırakmayan ama aslında mağdur etmenin her türlüsünü yaşatmış olanlardan şöyle bir açıklama geldi: “Bu rektör, bu rektör bir an önce nerdeyse ortaya çıkmalıdır, ODTÜ rektörü ortaya çıkmalıdır ve bir açıklama yapmalıdır, bu olayları durdurmalıdır. Yoksa bu rektörden de bunun hesabını sorarız, bunu da söylüyorum, yani hesabını sorarız. Ama açık açık söylüyorum; gerekirse Cizre’ye nasıl giriliyor, Silopi’ye nasıl giriliyor, ODTÜ’ye de girilir, bu ahlaksızlara, bu edepsizlere bunun hesabı mutlaka sorulur. Ama bunların içinde en başta da bu rektöre bunun hesabı sorulur.” Çok inanılır gibi değil ama açıklama bu şekilde oldu. ODTÜ’nün öğrencisi de, rektörü de, A’dan Z’ye herkes (belli ki İslam Devleti’ne sempati duyanlar hariç), hedef tahtasına kondu.

Şimdi sormak gerekli! “Cizre’ye nasıl girdiysek ODTÜ’ye de o şekilde gireriz” de. Rektörü aleyhine kampanya yap. Olabilecek en üst düzeyde ODTÜ’yü karşına al. Sonra siber saldırı olunca “Yetiş ODTÜ!”, “ODTÜ yeterli önlemi almadı, bizi kurtaramadı!” de. Peki, hani nerede ODTÜ’ye ya da diğer muhalif gördüğünüz üniversitelere karşı kurduğunuz, beslediğiniz, büyüttüğünüz yandaş üniversiteler? Bir üniversiteyi hem kuşatırız, kurşunlarız diye tehdit edip; hem de başınız sıkıştığınızda hemen ona koşuyorsunuz! Yok mu bu çelişkiden sizi kurtaracak şöyle milli, dini ve yerli bir üniversite? Madem “ODTÜ yıkılsın, yerine üniversite yapılsın!” diye kampanyalar düzenliyorsunuz, ülkenin her yerine yaptığınız yandaş kadrolu üniversitelerde neden bir yaşam belirtisi yok?

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

https://twitter.com/Urbarli

Kaz Dağları’nda Kış Gündönümü kutlandı

Yılın en uzun gecesi, Kaz Dağları’nın eteklerinde şenlikli geçti. Güneş ışınlarının oğlak dönencesine dik düştüğü, Kuzey Yarım Kürede günlerin uzamaya başladığı 21 Aralık Kış Gündönümünde, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği “Gündönümü Şenliği”düzenledi.

13

Yeşil Gazete Çanakkale muhabiri Güneş Dermenci‘nin, Hürriyet Gazetesi ile kurduğumuz işbirliği vesilesiyle Hürriyet’in Kelebek eki’nde yayınlanan haberine göre Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu’da, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından ilk kez düzenlenen Gündönümü Şenliği, takasla başladı. Derneğin bahçesinde oluşturulan masalara kullanılmayan kıyafetler, eşyalar, dergiler, kitaplar getirildi. Küçükkuyu halkının ve öğrencilerin ilgi gösterdiği takasta sergilenen ürünler, onlara artık ihtiyacı olmayanlardan ihtiyacı olanlara el değiştirdi.

Çanakkale ve Küçükkuyu Belediyeleri, Koşuburnu Köyü Muhtarlığı, Çanakkale Çevre Platformu, Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi, İda Dayanışma Derneği, Ayvalık Tabiat Platformu ve GÜMÇED Edremit Şubesinin de destek verdiği Gündönümü Şenliği, gün boyu renkli etkinliklerle sahne oldu. İstanbul’dan  Kaz Dağları’nın bir köyüne yerleşen, değiştirdiği tüketim alışkanlıklarıyla hayatı da değişenHakan Gönül, söyleşisinde gönüllü sadeliği anlattı. Müzisyen Hakan Gürbüz, Gündönümü Şenliğine katılanlarla birlikte beden ritm atölyesi yaptı.

14

Kazdağı Doğal ve kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Süheyla Doğan, her gündönümünde tekrarlayarak geleneksel hale getirmek istedikleri şenlikle ilgili, “Tüketim çılgınlığından uzaklaşıp, tüketirken düşünüp, sorgulayıp kendi gerçek ihtiyaçlarımızı belirlememiz, yaşamlarımızı sadeleştirmemiz gerekiyor. Biz de takas etkinliğini  ile ihtiyacımız olmayanları ihtiyacı olanlarla paylaşarak, tüketimi körüklemek yerine paylaşmanın ve dayanışmanın önemini deneyimlemek istedik. 21 Aralık Kış Gündönümü ile kısa günler bitiyor, aydınlık, uzun günler başlıyor. Biz de eski halk inanışlarında karanlığın aydınlığa yenildiği gün olarak kutlanan 21 Aralık’ı, Kaz Dağları’nda altın madenine direnen köylülerle birlikte kutlamak istedik.” dedi.

Gündönümü Şenliği, Kaz Dağları’nın eşsiz ormanlarında altın cevheri çıkarmayı öngörenKısacık Altın Madeni projesinin geçen ayki ÇED halkın katılımı toplantısını yaptırmayarak ses getiren protestolarıyla gündeme gelen Çanakkale’nin Ayvacık İlçesine bağlı Koşuburnu köyünde devam etti. Köy okulunun bahçesinde düzenlenen konsere soğuk havaya rağmen neredeyse tüm köy halkı katıldı. Kaz Dağları’nda altın madeni projesinin protesto edildiği ÇED toplantısında olduğu gibi, konserde de köyün kadınları en önde yer aldı. Sahneye, Kaz Dağları kadınlarının direnişinin simgesi olarak oyalı çemberler asıldı.

15

Sahneye kurulan perdede direniş görüntülerinin yer aldığı videoda kendilerini izleyen köylüler, alkışlarıyla Kaz Dağları’nda altın madenine izin vermeyeceklerini bir kez daha haykırdı. Kazdağı Koruma Derneği müzik grubunun seslendirdiği türkülere eşlik eden köylüler, gecenin sonunda sahneye çıkan Cümbüş Cemaat grubunun çaldığı roman havalarıyla, hem Kış Gündönümünü, hem de altın madenine karşı dayanışmalarını, ÇED toplantısındaki zaferlerini kutladı.

 

Haber: Güneş Dermenci

(Hürriyet, Yeşil Gazete)