Ana Sayfa Blog Sayfa 1823

Sabancı’dan iklim krizi araştırması: Beş kişiden biri bireysel çözümleri yeterli görmüyor

Sabancı Vakfı’nın “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar” temasıyla bu yıl beşincisini düzenlediği ve başvuruları 20 Kasım’a kadar devam eden Kısa Film Yarışması kapsamında, kamuoyunda iklim değişikliği farkındalığına dair bir araştırma gerçekleştirildi.

Toplumsal sorunlara sinema aracılığıyla dikkat çekmek amacıyla başlatılan ve bu yıl “İklim Değişikliğini Kim Çekiyor?” sloganıyla duyurulan Kısa Film Yarışması kapsamında gerçekleştirilen araştırmada katılımcılara iklim değişikliği konusunda sorular yönetildi.

“İklim Değişikliği Farkındalığı” araştırması Türkiye’nin kentsel bölgelerinde ikamet eden 18-50 yaş aralığındaki, ABC1 sosyo-ekonomik statü gruplarını temsil eden toplam 502 kişi ile gerçekleştirildi.

‘Neden ve sonuçları bilinmiyor’

Araştırma sonuçlarına göre, “İklim değişikliğinin nedenleri” sorulduğunda araştırmaya katılan her 10 kişiden 3’ünün “hızlı sanayileşme”, “kimyasal ürün kullanımı” ve “yanlış yapılanma” konularına değinmediği görülüyor. İklim değişikliğinin olası nedenleri arasında en az bahsedilen konu ise “Gereğinden fazla et ve su tüketimi” oluyor.

Kamuoyunun yüzde 90’ından fazlası iklim değişikliğinin gıdaya erişimde zorluğa, orman yangınlarına, nesli tükenen hayvanlara ve su seviyesinin yükselmesi gibi sonuçları olacağını düşünmüyor. Kamuoyu algısına göre iklim değişikliğinin en çok etkisinin görüleceği konular arasında kuraklık, temiz su kıtlığı ve mevsim değişiklikleri yer alıyor.

Krizle mücadelede bireysel çözüm

Her 10 kişiden 9’unun iklim değişikliğinde bireysel sorumluluğu olduğunu düşünmesine rağmen her 5 kişiden 1’i bireysel önlemlerin çözüme katkısı olmayacağını belirtiyor.

Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 82’si devlet düzeyinde alınacak önlemlerin, yüzde 77’si uluslararası düzeyde alınacak önlemlerin ve yüzde 74’ü ise özel sektörün alacağı önlemlerin çözüme katkı sağlayacağını düşünüyor.

Bireysel önlemlere bakıldığında; su ve enerji tasarrufu yüzde 70’ten fazla bir oranla en çok alınan önemler olarak öne çıkıyor; fakat her 10 kişiden sadece 3’ü iklim değişikliği sorunu için “kişisel araç kullanımına” dikkat ediyor. Araştırmaya göre her 5 kişiden sadece 1’i karbon ayak izini azaltmak için uçak kullanmamaya çalıştığını ifade ediyor.

Gençler daha az ilgili

Türkiye’de her 10 kişiden 3’ü bu konuyu öncelik verilmesi gereken bir sorun olarak görmese de konu ile ilgili dikkatli olunması gerektiğini düşünüyor. 18-34 yaş aralığındaki genç ve genç yetişkinlerin, 35-50 yaş aralığındaki bireylere oranla iklim değişikliğine öncelik verme eğilimleri daha düşük.

İklim değişikliğine öncelik verme eğilimi ise İstanbul, İzmir ve Ankara’yı kapsayan metropol illerde yüzde 73’lük bir oran ile diğer illerden daha yüksek.

Safkan:Farkındalık için sanatın gücünü kullanıyoruz

Araştırma sonuçları hakkında görüşlerini bildiren Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı Kısa Film Yarışması ile her yıl farklı bir toplumsal soruna dikkat çekiyor ve o konuda farkındalık oluşturmak için sanatın gücünü kullanıyoruz” dedi.

İklim krizinin etkilerinin Türkiye’de de görüldüğünü belirten Safkan, “Bu nedenle bu yıl Kısa Film Yarışmamızın temasını ‘Değişen İklimler, Değişen Hayatlar’ olarak belirledik ve yarışmaya başvuru süreçleri devam ederken iklim değişikliği konusunda bir kamuoyu farkındalık araştırması gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

‘Sonuçları tam olarak bilinmiyor’

Safkan açıklamasında “Araştırma sonuçları iklim değişikliğinin Türkiye’de öncelikli ve acil çözüm gerektiren bir sorun olarak algılanmadığını bizlere gösterdi. Bireyler sadece ‘gözle görülebilir’ olan ve günlük hayatlarında daha sık karşı karşıya kaldıkları sorunları fark edip onları iklim değişikliğinin sonuçları olarak nitelendiriyor…kamuoyu araştırmasına katılanların yüzde 98’i iklim değişikliğinin sonuçları arasında canlıların neslinin tükenmesini öncelikli olarak görmüyor” dedi. Açıklamanın devamı ise şu şekilde:

Araştırma aynı zamanda bireylerin iklim krizi konusunda ağırlıklı olarak devlet ve kurumlardan aksiyon alınmasını beklediklerini gösteriyor. Yaşadığımız dünya hepimizin ve dünyamızı iklim krizinden kurtarabilmek için bireysel çaba da dahil olmak üzere tüm paydaşların güç birliği yapması gerekiyor.

Biz de yarışma kapsamında genç yönetmen ve sinemacılar aracılığıyla iklim değişikliği konusuna dikkat çekebileceğimize ve Türkiye’yi de derinden etkileyen iklim sorununa onların gözünden bakarak toplumda farkındalık yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu vesileyle genç sinemacıları, iklim değişikliğinin nedenlerini, hayatımızdaki etkilerini ve bu konuda yapılması gerekenleri beyaz perdeye taşımaya davet ediyoruz.

Son başvuru 20 Kasım

Sabancı Vakfı 5. Kısa Film Yarışması için başvurular 20 Kasım 2020’de sona eriyor. Bu yıl “Değişen İklimler, Değişen Hayatlar” temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya başvuracak eserlerin en fazla 5 dakika uzunluğunda olması ve iklim değişikliği konusunu ele alması gerekiyor. Eserler, öncelikle ön jüri tarafından değerlendirilecek ve finale kalan en az 10 en fazla 15 eser arasından jüri son değerlendirmeyi yapacak.

Yarışmaya başvuran eserlerin yönetmen (eser sahibi) ve / veya yapımcısından en az birisinin T.C. veya K.K.T.C. vatandaşı olması gerekiyor. Bir kişinin birden fazla eser ile başvurabileceği yarışmaya daha önce herhangi bir yerde gösterilmemiş ve ödül almamış eserler kabul edilecek. Eser sahiplerinin bugüne kadar çekmiş olduğu herhangi bir uzun metraj filmi bulunmaması gerekiyor.

İklim değişikliğinin nedenlerini, hayatımızdaki etkilerini ve bu konuda yapılması gerekenleri en iyi şekilde sunan, kriterlere uyan, akılda kalıcı ve yaratıcı bulunan eserlerin birincisine 20 bin TL, ikincisine 15 bin TL, üçüncüsüne 10 bin TL ödül verilecek. Yarışmaya www.kisafilmuzunetki.org adresinden başvurulabiliyor.

CHP’li Karaca, Osman Kavala’yı ziyaret etti

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, Silivri Cezaevi‘nde tutuklu bulunan iş insanı ve insan hakları savunucusu Osman Kavala‘ya ziyarette bulundu.

Osman Kavala hakkında bir kez beraat, iki kez tahliye verimesine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’ye hak ihlalleri kararı vermesine rağmen Kavala üç yılı aşkın bir süredir tutuklu yargılanıyor.

HSK haberini Karaca’dan öğrendi

Ziyaretin ardından bir açıklama yapan CHP’li Karaca, Kavala’nın Hakim Savcılar Kurulu tarafından belgelerinin istendiği bilgisini kendisinden öğrendiğini söyledi.

Abdülhamit Gül,  yargının kararlarını hukuka göre vermesi gerektiğini söylemiş, AYM kararlarına uyulmasını istediğini belirten bir açıklama yapmıştı.

Ardından Hakim Savcılar Kurulu, Kavala davalarının tüm iddianame, duruşma zabıtları, tutuklama ve tutuklamaya itirazın reddi kararlarının, kararı veren hakim isimleriyle birlikte ‘acele olarak’ kendilerine gönderilmesini talep etmişti.

‘Kendisini yalnız bırakmayacağız’

Silivri Cezaevi önünde açıklama yapan Gülizar Biçer Karaca şu mesajı kamuoyuyla paylaştı:

Kendisi özgürlük, bağımsızlık, demokrasi mücadelesi veren tüm vatandaşlara selamlarını iletmemi istedi. 18 Aralık’ta duruşması var, bu duruşmada da kendisini yalnız bırakmayacağız. Hukuksuzluğa, yargısız infaza dair görüşleri kendisiyle paylaştık.

Osman Kavala; özgürlüklerinin elinden alınmış olmasının, haksız hukuksuz, delilsiz yere cezaevinde olmasının kendisini elbette üzdüğünü ancak kendisini en derinden üzen ve yaralayan durumun; hukuk garabeti, hukuktaki yozlaşma ve dezenformasyon, hukukun törpülenmesi, yok sayılması olduğunu iletti. Biz Silivri Cezaevi’nde hukuksuz şekilde alıkonulan, hücrelerde tutulan vatandaşlarımızın hak, hukuk adalet mücadelesini vermeye devam edeceğiz.

 

CHP’li Erbay: Dünyaca ünlü Akyaka ve Kadın Azmağı talana açılıyor

CHP Muğla Milletvekili Avukat Burak Erbay, Muğla Akyaka’da doğal güzellikleri ve mimari yapıyı olumsuz etkileyecek Akyaka İmar Planı Revizyonu ile ilgili açıklama yaptı.

Akyaka’nın doğal güzelliklerinin yanı sıra biyolojik çeşitliliğini, koruma alanlarını ve özgün mimari yapısını bozarak yapılaşmanın önünü açacak imar planını eleştiren Erbay, “Bu plan hayata geçerse Akyaka betona ve ranta teslim edilecektir. Eşsiz doğal güzelliklerimiz, kendine has mimari yapımız ve Azmak nehrimiz yok olacaktır” dedi.

‘Her gün yeni bir talan’

Muğla’nın her geçen gün başka bir talan planıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Erbay, “Bir sabah kalkıyoruz yeni bir talan planıyla karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı kararıyla Bodrum’da bir milyon metrekare alan imara açıldı. Öte yandan Muğla’nın çeşitli bölgelerinde 32 alanda jeotermal arama sahası ilan edilerek ihaleye çıkarılmak istendi. Köyceğiz Sandras Dağı’nda maden sahası için ormanlarımız ve içme su kaynaklarımız yok ediliyor. Şimdi de dünya güzeli Akyaka imara açılarak talan edilmek isteniyor” ifadelerini kullandı.

Söz konu imar değişikliğile ilgili de bilgi paylaşan Erbay, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Akyaka ve Azmak Kıyı Bandı İçin Koruma Amaçlı Akyaka İmar Planı Revizyonu adında bir plan askıya çıkarıldı. Koruma Amaçlı Plan dense de planı incelediğimizde gördük ki yine tam bir yağma ve talan planlanmış” dedi.

Koruma amaçlı plan denilmesine rağmen Akyaka’yı imara açtığını tespit ettiklerini belirten Erbay, Bu planlamayla kentin dokusu bozulmak isteniyor. İnsanlar yaşadıkları mekanlardan koparılmak isteniyor. Mekanlar ve kentler yaşayan, tarihi ve kültürel mirası taşıyan, ruhu olan alanlardır. Ancak bu projeyle Akyaka ruhundan ve tarihinden koparılmakta betona boğulmak istenmektedir” ifadelerine yer verdi.

‘Yat limanı ve konaklama alanları inşa edilecek’

Açıklamada “Her ne kadar bu planlamayla Akyaka’da bir yat limanı yapılmayacağı ve azmak kıyı şeridinde yer alan, azmakla bütünleşmiş mekanların yıkılmayacağı söylense de Bakanlık tarafından açıklanan planda Akyaka kıyı şeridinde bir yat limanı inşa edileceğini görüyoruz” denildi.

Askıdaki plana göre yapılması planlanan yat limanının yapılacağı alanın hassas ekosistemi nedeni ile korunması gereken Kadın Azmağı’nın girişinde yer aldığını söyleyen Erbay, “Buraya yat limanı yapılması durumunda tekne trafiği, çevre, gürültü ve ses kirliliği yaratacak, bu bölgedeki doğal yaşamı olumsuz etkileyecek, Akyaka’nın kıyı ekosistemini tahrip edecektir” dedi.

Diğer yandan yat limanının kıyıda yapılacak eklentilerinin de kent yaşamını olumsuz etkileyeceğini belirten CHP’li vekil “Limanın hemen arkasında yer alan kent meydanı kamusal alan olmaktan çıkarılarak, burayı işletecek şirkete devredilecek ve halkın kıyı ile bağlantısı koparılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

‘Yaşayanlar evlerinden edilecek’

Planda yat limanının yapılacağı alanın arka kısmında yer alan, halkın nefes alabildiği son yer olan Akyaka Meydanı’nın ve yanındaki beş parsellik konut alanının da Özel Proje Alanı ilan edildiği belirtildi.

Bu beş parselde iki yüz ailenin yaşadığı belirtilen açıklamada “Bu alan Özel Proje Alanı ilan edilerek kamulaştırma yöntemi dışında ilçe belediyesinin belirlediği emlak vergisi rayiç bedelleri üzerinden bedel tespiti yapılarak vatandaşın elinden alınacaktır. Bu planlamayla buralar yıllardır orada yaşayan insanların elinden alınarak bu projeyi yapacak yandaş şirkete devredilecektir” denildi.

‘Kadınlar Azmağının doğal yapısı bozulacak’

Burak Erbay konuşmasının devamında değişikliği Kadınlar Azmağı’nı de etkileyeceğini söyleyerek “Kadınlar Azmağı her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin görmek için geldiği, kendine özel ekosistemi ile canlı flora ve faunası olan bir yerdir. Ancak hem yat limanı yapılması ile hem de Azmak Kıyı Bandı Düzenleme Projesi ile bu doğal yapısını kaybedecektir” dedi.

‘Halka açık araziler daraltılıyor’

CHP’li vekil ayrıca planla birlikte halkın kullanımına açılan arazilerin büyük ölçüde daraltıldığına dikkat çekti. Buna göre imar planı ile Akyaka’da halkın kullanımına sunulan kamusal alanlar önemli oranda daraltılıyor.

Çocuk Oyun Alanı 5 bin 28 metrekareden bin 839 metrekareye, Sosyal Kültürel Tesis Alanı 9 bin 136 metrekareden 2 bin 109 metrekareye, Meydan Alanı 5 bin 944 metrekareden 3 bin 86 metrekareye, Park Alanı ise 255 bin 583 metrekareden 140 bin 155 metrekareye düşürülüyor.

Öte yandan otel inşaatlarının ise artırıldığını belirten Erbay, “Otel ve yat limanı eklentileri inşaatı için izin verilen alan 12 bin 765 metrekareden 74 bin 197 metrekareye yükseltilmektedir. 62 bin metrekare alan otel ve AVM inşaatına açılacaktır. Yani imar yaklaşık altı kat artırılmaktadır. Bu durum göstermektedir ki bu plan halkın yararına değil burada inşaat yapacak yandaşın yararınadır” dedi.

İtiraz dilekçeleri sunuldu

Konuyla ilgili itirazlarını yaptıklarını ve hukuki süreci takip edeceklerini belirten CHP’li Milletvekili şu ifadelere yer verdi:

Bakanlık tarafından askıya çıkarılan planın iptaline ilişkin CHP Ula İlçe Başkanı Hüseyin Özcan, İlçe Başkan Yardımcımız Şennur Taşdemir, Gençlik Kolu Başkanımız Mehmet Özgür Özçelik ve Akyakalı vatandaşlarımızla birlikte yaklaşık 500 itiraz dilekçesini Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne teslim ettik.

Akyaka’da yaşayan vatandaşlarımız ve konunun uzmanlarından görüş alınarak, ortak akılla, doğaya ve insanların yaşan alanlarına zarar vermeyecek bir plan yapılana kadar bu planın iptali için sonuna kadar takipçisi olacağız. Bütün hukuki yollara başvuracağız.

Gazeteci örgütleri yeni yasaya tepkili: Çalışma koşulları basın kartına bakmaz

TBMM Genel Kurulu‘ndan geçen yasa teklifiyle gazetecilerin beş yıl erken emekli olmalarını sağlayan yıpranma hakkının sadece basın kartı sahiplerine tanınması kararlaştırıldı.

Muhalefet partileri ve basın örgütleri teklifin tüm basın çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesini istese de, bunun için verilen önerge AKP oylarıyla reddedildi. Gazeteci örgütleri ise bu karara tepkili.

TGS: Çalışma koşulları karta bakmıyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası, konuyla ilgili yaptığı açıklamada ülkede gazetecilik faaliyeti yürütenlerin yarısından azının basın kartı sahibi olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

11 saat kamera başında yayın yapan medya çalışanını yıpratan koşullar, cebindeki karta bakmamaktadır. 24 saat deprem bölgesinde, enkaz başında çalışan muhabiri, onun göndereceği haberi gazeteye ya da televizyona aktaran meslektaşımızı yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır.

Uzun süreli yayınlar nedeniyle baygınlık geçiren televizyoncuyu yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır. Savaş bölgesinde canı pahasına halka gerçeği ulaştırmaya çalışan foto muhabirini yıpratan çalışma koşulları karta bakmamaktadır.

TGS ayrıca yıpranma payının tüm gazeteciler ile matbaa çalışanlarını kapsayacak şekilde yeniden düzenleme için mücadele edeceğini açıkladı.

Hüner: Milletvekilleri gazetecilere sahip çıkmadı

TGS İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner, ‘TBMM’de gazetecilere sahip çıkmayan vekiller, seçim bölgelerinde çoğu basın kartsız habercilerin yüzüne nasıl bakacak?’ diye sorarak şu açıklamalarda bulundu:

Milletvekilleri, TBMM’de gazetecilere sahip çıkmadı. Türkiye’nin çeşitli illerinde, ilçelerinde internet sitesi, TV, radyo ve gazeteler aracılığıyla 365 gün halka seslerini duyuran milletvekilleri, Mecliste kabul ettikleri yeni kanunla tüm basın çalışanlarına değil sadece uygun görüp basın kartı verdiklerine sahip çıktıklarını gösterdi.

TGC: ‘Yeni bir hak ihlali yaratıldı’

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu ise yeni bir hak ihlali yaratıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:

İletişim Başkanlığı iktidarın istediği gibi yayın yapmayan binlerce gazeteciye basın kartını vermiyor. İktidar şimdi de yıpranma payını basın kartı taşıma zorunluluğuna bağlayarak yeni bir hak ihlali yaratıyor. Bu maddeyle basın kartlarına el konulmuş gazeteciler yıpranma payı haklarını da kaybetmiş olacaklar. İktidar kendi görüşüne yakın olmayan yayın organlarında görev yapan gazetecilerin halkın haber alma ve bilgilenme hakkı için yaptıkları gazetecilik faaliyetini zorlaştırmayı, engellemeyi sürdürecek

Basın-İş: Kartın yoksa yıpranamazsın

DİSK‘e bağlı Basın-İş‘te konuyla ilgili açıklama yayınladı. Kart yokken de gazeteciliğin yıpratıcı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

AKP karar verdi: Kartın yoksa yıpranamazsın. Tarihe bir kez daha not düşüyoruz. Emekçiler, günü gelince kalkan o parmakların hesabını soracaktır. Gazetecilik yapmak için basın kartı gerekmediği gibi kart yokken de bu meslek yeterince yıpratıcıdır. Doğru olan yıpranma hakkının sadece habercilere değil, tüm basın ve matbaa çalışanlarına tanınmasıdır. Hatta bu mesleğin bu denli yıpratıcı olmaktan çıkartılmasıdır.

Çakırözer: Hak kaybına uğrananacak

Teklifin Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında konuşan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, yerel basın kuruluşlarında ve haber sitelerinde çalışan binlerce gazetecinin mutlaka bu kapmasa alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Yüzlerce internet haber sitesinde, yerel basın kuruluşlarında bu şekilde çalıştırılan binlerce gazeteci de mutlaka kapsam altına alınmalıdır. Gazetenin basılması için her tür zehirli maddeyle yüz yüze çalışmak zorunda kalan matbaa emekçilerimiz de mutlaka yıpranma hakkından faydalandırılmalıdır. Gazeteciler de dâhil yıpranma hakkından faydalanacak tüm çalışanlar için on yıl bekleme şartı beş yıla indirilmelidir.

Eksikleri burada giderebilirsek gazetecilerin yıpranma hakkını hakkaniyetli biçimde çözmüş; basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkının korunmasına önemli bir kazanım sağlamış oluruz. Ancak düzenleme bu şekliyle kanunlaşırsa fiilen gazetecilik yapan basın çalışanlarının yüzde 60’ı yıpranma hakkından faydalanamayacak, hak kaybına uğrayacaktır.

Anayasa mahkemesi iptal kararı vermişti

Gazetecilere çalışma koşullarının yıpratıcılığı nedeniyle erken emeklilik sağlayan ve 1977’de tanınan fiili hizmet zammı hakkı (yıpranma payı) 2008’de iptal edilip 2013 yılında yeniden getirildi. 2013’te getirilen düzenlemeyi de Anayasa Mahkemesi geçtiğimiz Şubat ayında kanunun sadece basın kartı sahibi gazeteciler için uygulanmasının eşitsizliğe neden olduğunu belirterek iptal etti.

Yüksek mahkeme hükmün iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görülmesi nedeniyle de iptal hükmünün Resmi Gazete‘de yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesini uygun gördü.

 

 

Büyükada’ya helikopter pisti için yapılan imar değişikliğini mahkeme durdurdu

Büyükada’da kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında yapılmak istenen Helikopter İniş Alanı (Heliport) ile Teknik Altyapı Alanı ve İskele yapılmak için hazırlanan imar planı değişikliği mahkeme tarafından iptal edildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı söz konusu proje için 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı’nı 17 Haziran 2020 tarihinde onaylamıştı.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ise bu planların hukuka aykırı olduğunu, plan yapılan alanın Kentsel Sit Alanı içerisinde yer aldığı dolayısıyla Koruma Amaçlı plan yapılmaksızın herhangi bir planlamanın yapılamayacağını ileri sürülerek iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmıştı.

‘Kentsel sit alanında’

Şube tarafından aktarılan bilgiye göre İstanbul 9’uncu İdare Mahkemesi tarafından oy birliği ile verilen kararda, söz konusu alanın kentsel sit alanında bulunduğu, plan onama sınırının bir kısmının kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığı ifade edildi.

Mahkeme, Büyükada’ya Helikopter Pisti yapılmasına olanak sağlayan planların uygulanması halinde telafisi güç sonuçlar doğuracağı ve hukuka aykırılık taşıdığı gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.

ABD Kongresindeki kadınlar için çığır açan bir seçim miydi? Eh işte

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gerçekleşen seçimde kadınlar da birçok önemli kazanım elde etti. Seçim pusulasında da birçok ilke imza atan kadınların hem senato hem de parlamentodaki temsil oranları artış gösterdi.

Amerikalı Kadınlar ve Politika Merkezi (CAWP) tarafından sunulan bilgiye göre önümüzdeki dönemde kongrede 131 kadın yer alacak. Bazı bölgelerde oy sayımları devam etmesine rağmen şimdiden 2019 yılındaki 127 koltuk rekorunun kırıldığı kesinleşti.

NY Times’tan Alisha Haridasani Gupta’nın aktardığına göre bunun dışında bir dizi ilk de gerçekleşti. Missouri eyaletinde tarihte ilk kez bir siyah kadın Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Washington eyaleti ise Kore-Amerika kökenli bir kadını seçti.

New Mexico’nun üç kişiden oluşan delegelerinin tamamı farklı renklerdeki kadınlardan oluştu. Ayrıca gene bu eyaletten seçilen bir kadın Senato’da Wyoming’i temsil edecek.

Cori Bush Missouri eyaletinden seçildi

‘Başarı olarak neyi sayıyoruz?’

CAWP’den araştırma direktörü Kelly Dittmar her ne kadar önemli başarılar elde edilse de kadınların hala olması gerekenden daha az temsil edildiğini söyledi.

“Başarı olarak neyi sayıyoruz?” diye soran Dittmar, bu soruya şu cevabı veriyor: “Eğer başarıyı genel temsille ölçerseniz, hala oldukça az.”

Kadınlar, hem Meclis hem de Senato’daki toplam 535 koltuğun dörtte birinden daha azına sahip. Cumhuriyetçilerden 31 kadın seçilirken, Demokratlardan ise 100 kadın seçilmiş durumda.

Marilyn Strickland Washington eyaletinden seçildi

Kongrede toplam 49 siyah kadın var

Rakamlar beyaz olmayan kadınlar için çok daha kötü görünüyor. Şu anda kongrede 49 siyah kadın var. Bunlardan üçü Cumhuriyetçi Parti’yi temsil ediyor: Florida’dan Maria Elvira Salazar, New Mexico’dan Yvette Herrell ve Washington’da yeniden seçilen Temsilci Jaime Herrera Beutler. Bu 49 kadından ise sadece dördü senatör.

2018 yılının ara seçimlerinde Cumhuriyetçiler’den yalnızca bir kadının seçilmesi parti içerisinde alarm zilleri çaldırmıştı. Bu sebeple parti bu yıl normalin çok daha üzerine kadın aday listesi oluşturdu.

Böylece parti Meclis için 227 Senato için ise 23 kadın aday göstererek tarihi bir rekor kırdı. Seçim sonucunda ise Meclis’e 23 kişi seçildi. Ve 13 tanesi daha önce aday gösterilmemişti.

Dittmar yaptığı açıklamada bu başarının yadsınamayacak kadar önemli olduğunu ancak yeterli olmadığını söyleyen Dittmar açıklamasında “2018 döneminde yaşadıkları kayıpları büyük ölçüde telafi ediyorlar. Ancak partilerinde eşitliğe yaklaşmalarını gerçekten istiyorsak, her seçim döngüsünde onlar için en azından bu düzeyde kazanımlara ihtiyacımız var” dedi.

 

Bir günde 88 kişi hayatını kaybetti, Bakan Koca maskelerin yakında çıkacağını söyledi

Son 24 saatte 88 kişi koronavirüs sebebiyle hayatını kaybederken, 2 bin 841 kişiye ise ‘hastalık’ tanısı kondu. Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, ağır yoğun bakımda tedavi görenlerin sayısı da 3.230’a yükseldi. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda aşı çalışmalarında ilerleme kaydedildiğini, yakın zamanda maskenin insanların hayatından çıkacağını iddia etti.

Toplam ölüm sayısı 11 bin 233

12 Kasım Perşembe günü covid19.saglik.gov.tr adresinden paylaşılan bilgilere göre Türkiye’de son 24 saatte 148 bin 482 koronavirüs testi yapıldı, 2 bin 841 kişiye ise hastalık tanısı kondu. Bir günde hayatını kaybedenlerin sayısı da 88 oldu.

PCR testi yapılarak kesin tanı konmuş toplam hasta sayısı 404 bin 894 olurken, vefat sayısı 11 bin 233’e ağır hasta sayısı 3 bin 230’a aktif hasta sayısı da 46 bin 867’ye çıktı.

Bakan Koca: Sabrınız için sağ olun

Koronavirüs kaynaklı vaka sayıları artmaya devam ederken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan dikkat çeken bir paylaşım geldi. Koca, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla maskenin yakın zamanda çıkacağını iddia ederek, aşı çalışmalarında büyük ilerlemeler olduğunu söyledi.  Bakan Koca’nın açıklaması şu şekilde:

“ÖZGÜRCE NEFES ALACAĞIMIZ günleri özledik. Maske, yakın zamanda hayatımızdan çıkmış olacak. COVID-19 aşı çalışmalarında büyük ilerlemeler var. Sonucu bekleyelim. Evimizin dışında, başkalarıyla olduğumuz her yerde maskemizi kuralına uygun şekilde takalım. Sabrınız için: Sağ olun”

 

Alamos Gold ‘öldürme’ ve ‘soykırım’ suçlamasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikayet edildi

Aralarında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin de yer aldığı 20 doğa savunucusu, yürütmek istediği madencilik faaliyeti nedeniyle Kazdağları’nda büyük bir yıkıma yol açan ruhsatsız Alamos Gold’u Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne şikayet etti.

Şirketin madencilik faaliyetlerinin hem iklim krizine neden olması hem de koronavirüs tarzındaki salgınların ortaya çıkmasına sebep olarak insanlığa karşı suç işlediği belirtilen dilekçede, söz konusu şirketin cezalandırılması talep edildi.

Dilekçede şirket “Gezegende yaşayan 7,6 milyar insanın veya bir bölümünün ölümüne neden olan veya olacak süreci başlatmak/sürdürmek/ katkı koymak” ile itham edildi.

‘Çevre suçları UCM’de görülmeye başlanmalı’

Yapılan başvuru hakkında Yeşil Gazete’ye değerlendirmede bulunan Avukat İsmail Hakkı Atal, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin henüz bu tarz davalara bakmadığını ancak son gelişmeler ışığında mahkemenin çevre suçlarını da incelemeye başlayacağının sinyalinin verildiğini söyledi.

2016 yılında çevre suçlarının UCM’de yargılanabileceğine dair bir mütalaa yayınlandığını belirten Avukat Atal, 2019 LAhey taraflar konferansında düzenlenen bir alt konferansta  iklim değişikliği sebebiyle sular altında kalma tehlikesinde bulunan Vanuatu adasının UCM’nin  yargı yetkisini kabul ettiğini hatırlattı.

Dünyanın her tarafından çevre suçlarına ilişkin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvuru yapılması gerektiğini söyleyen Atal, “Tüm dünya halkları bununla ilgili başvuru yaparsa, bu tarz davaların UCM’de görülmesi ekolojik yıkıma sebep olan şirketlere büyük bir darbe olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Öldürme’ ve ‘soykırım’ ile suçlandı

Alamos Gold’a ilişkin başvuru hakkında da detayları paylaşan Atal, şikayetlerini UCM Roma Statüsü 7’inci Maddede yer alan a, b ve k fıkraları üzerinden gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bilimsel araştırmalar ile desteklenen başvuruda madencilik faaliyetleri sonucunda küresel koronavirüs salgınlarına neden olmak ve orman varlığını eksilterek bölgesel ekosistemlerde salgının yıkıcılığını arttırmak gerekçe gösterilerek a fıkrasında yer alan “öldürme” suçunun işlendiği belirtildi.

Madencilik faaliyetinin iklim koşullarını ve karasal-denizel döngülerini bozduğu belirtilen dilekçede insanların temiz hava, su ve toprak ihtiyaçlarına ulaşamayacağı belirtildi. Koronavirüs sebebiyle gerçekleşen ölümlerin çapı düşünülerek şirketin b fıkrasında yer alan “toplu yok etme” (genocide) suçu işlediği öne sürüldü.

Son olarak da tedavisi bulunamayan ve insanlığı büyük acılara sürükleyen koronavirüs ve diğer salgın hastalıklara yol açarak şirketin “Kasıtlı olarak ciddi ıstıraplara ya da bedensel, zihinsel veya fiziksel sağlıkta ciddi hasarlara sebep olduğu” belirtildi. Bu çerçevede UCM Roma Statüsü’nün k fıkrası uyarınca cezalandırılması talep edildi.

20 çevre aktivisti başvurdu

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin yanı sıra başvuruda bulunan kişiler arasında şu isimler yer aldı: Ferzan Aktaş, Elif Başaran, Serkan Kabak, Melis Emine Tantan, Güleda Erensoy, Murat Bütüner, Murat Barış Ugan, Alper Dönmez, Rıdvan Yüce, Onur Uysal, Mehmet Öztürk, Deniz Öztürk, Bengü İlke Çiçek, Sema Demir, Samet Palut, İjlal Gitmez, Burcu Gündüz Karakadılar, Besim Karakadılar, İsmail Hakkı Atal ve Günçe Çetin 

 

ABD seçim güvenliği yetkilileri: Bu zamana kadarki en güvenli seçimdi

Cumhuriyetçilerin adayı ve ABD Başkanı Donald Trump‘ın seçimle ilgili hile ve usulsüzlük iddiaları ABD federal seçim yetkilileri tarafından reddediliyor. Yetkililer Amerika‘daki 59. başkanlık seçimlerinin ‘bugüne kadarki en güvenli seçim olduğunu’ vurguluyor.

ABD’de 59. Başkanlık Seçimleri’ni resmi olmayan rakamlara göre Demokrat Parti‘nin adayı Joe Biden kazandı. Fakat Trump seçim sonuçlarını kabul etmedi. Seçimde hile ve usulsüzlük yapıldığını söyleyerek durumu yargıya taşıyacaklarını açıkladı. Ancak ABD federal seçim yetkilileri, Trump’ın iddialarının tam aksine seçimin güvenli bir şekilde geçtiğine emin olduklarını belirtiyor.

‘Seçimin güvenli bir şekilde geçtiğinden eminiz’

BBC Türkçe‘nin aktarımına göre, ABD İç Güvenlik Bakanlığı‘nda seçim güvenliği üzerine çalışan Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı Birimi 12 Kasım Perşembe günü bir bildiri yayımladı. Birim, seçimin güvenli bir şekilde geçtiğinden emin olduklarını belirterek şunları söyledi:

“Seçim sürecimiz hakkında çok sayıda temelsiz iddia ve yanlış bilgi dolaşıma sokulsa da seçimin güvenli bir şekilde geçtiğinden eminiz, siz de emin olabilirsiniz. Seçimle ilgili sorularınız varsa, bunları güvenilir birer kaynak olan seçim görevlilerine sorabilirsiniz”

Ajans başkanı kovulmayı bekliyor

Reuters‘ın aktardığına göre, ajansın başkanı Christopher Krebs, ‘Söylenti Kontrolü‘ isimli bir site kurarak seçimler hakkında yayılan yanlış bilgilere karşı mücadele edince Beyaz Saray‘ı kızdırdı. Ajansın direktör yardımcısı Bryan Ware, Beyaz Saray’dan gelen talep üzerine istifa etti. Krebs de Trump yönetimi tarafından kovulmayı bekliyor.

Ayrıca Krebs, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir paylaşımda şu ifadeler kullandı:

“Lütfen temelsiz iddiaları retweet etmeyin, ABD Başkanı tarafından paylaşılmış olsalar bile”

 

Cumhuriyetçiler ne diyor?

Trump’ın önemli destekçilerinden Lindsey Graham, seçilmiş başkanlara göreve başlamadan önce gizli günlük istihbarat bilgilendirmesi yapılmasının bir gelenek olduğunu söyleyerek Biden’la bu bilgilerin paylaşılması gerektiğini belirtiyor. Cumhuriyetçi Parti içinde az fakat artan sayıda siyasetçi, ABD’li yetkililerin Biden’a günlük istihbarat bilgileri vermesi gerektiğini söylüyor.

Kongre’de 10’dan fazla Cumhuriyetçi, Biden’ı tebrik etti.

Senato’daki Demoratların lideri Chuck Schumer de Cumhuriyetçi siyasetçilerin ‘yalnızca Donald Trump’tan korktukları için demokrasiye olan inancı sarstığını’ söyledi.

Trump hala, kendisine verilen milyonlarca oyun silindiğini söyleyerek, seçimlerde hile ve usulsüzlük yapıldığına işaret ediyor. Fakat iddiaları için bir kanıt sunmuyor.

 
Biden ise, Trump’ın seçim sonuçlarını kabul etmemesini ‘utanç verici’ olarak yorumlayarak, göreve başlamasına kimsenin engel olamayacağını vurguluyor.

Yargıdan herhangi bir sürpriz gelmezse ve Trump seçim usulsüzlüklerini konusundaki iddiasını kanıtlayamazsa 20 Ocak’ta Joe Biden göreve başlayacak.

İBB’nin meydanlarla ilgili oylaması sonuçlandı, birinciler belli oldu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İstanbulluların oylamasına sunduğu  kent meydanlarını düzenleme projelerinde en çok oyu alan çalışmalar belli oldu. Taksim, Bakırköy Meydanı ve Salacak kıyı bandı düzenlemeleri için 19 Ekim ile 13 Kasım tarihleri arasında yapılan ve 352 bin 784 kişinin katıldığı oylamalarda en beğenilen projeler seçildi.

İBB ile İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) ortak çalışmasıyla yarışmaya açılan toplam 233 proje teslim alınmış, oluşturulan ön jüri tarafından üçer eşdeğer ödül belirlenmişti. Dereceye giren eşdeğer projeler, Taksim, Bakırköy ve Üsküdar Meydanlarında kurulan “Karar Senin” merkezlerinde ve istanbulsenin.org sitesinde projeler tanıtıldı.

Oylama 25 gün sürdü

“İstanbul Kamusal Mekânlarına Kavuşuyor” temasıyla hazırlanan proje için 25 günlük sürede 352 bin 784 kişi en beğendikleri proje için oy verdi. Taksim, Bakırköy Meydanı ve Salacak kıyı bandı projelerinde dereceye giren üçer eser yarıştı. 

Taksim Meydanı projesi için 209 bin 728 kişi oy verdi. 15, 16 ve 19 numaralı projeler arasında geçen mücadeleyi 86 bin 597 oyla 15 numaralı proje kazandı.

Bakırköy Meydanı projesi için ise 9,12, 23 numaralı projeler için toplam 66 bin 613 oy kullanıldı. Bakırköy’deki yarışmanın galibi 24 bin 782 oyla 12 numaralı proje oldu.

Salacak’taki 4, 42, 53 numaralı projeler arasında geçen mücadelede yarışı göğüsleyen 51 bin 405 oyla 42 numaralı proje oldu. Salacak kıyı bandı projesini seçmek için 76 bin 443 oy kullanıldı. 

Bundan sonra ne olacak?

İdarenin birincilik ödüllerini açıklamasının ardından jüri üyelerinin kararları da kamuoyu ile paylaşılacak. Her üç bölgede yarışmayı kazanan projeler için sözleşme yapılacak. Uygulama çizimlerinin tamamlanmasının ardından meydanlar için inşaatlar başlayacak. 

Projelerin ayrıntılı çizimlerini İBB’nin internet sitesinden görebilirsiniz.