Ana Sayfa Blog Sayfa 1820

Filipinler’de son 45 yılın en güçlü tayfunu: Ölenlerin sayısı 67’ye yükseldi

Filipinler’de ülkenin son 45 yıl içerisinde karşılaştığı en şiddetli tayfun olarak nitelendirilen Vamco Tayfunu’nun ardından ölenlerin sayısı 67’ye yükseldi. Yetkililer ülkenin kuzeyindeki birçok bölgenin ise sular altında kaldığını duyurdu.

Başkan Rodrigo Duterte, tayfunun ardından sel felaketiyle karşılaşan Cagayan Vadisi bölgesindeki durumu değerlendirmek için Tuguegarao eyaletine uçtu.

’12 kişi kayıp’

Afet yönetimi ajansı sözcüsü Mark Timbal, Cagayan’da 22, güney Luzon’da 17, Metro Manila’da sekiz ve diğer iki bölgede 20 ölüm kaydedildiğini söyledi. Devlet Başkanı ise yaptığı açıklamada 12 kişinin hala kayıp olduğunu ve yaklaşık 26 bin evin hasar gördüğü bilgisini paylaştı.

‘Her yıl daha da kötüleşiyor’

Cagayan Valisi Manuel Mamba ise devlet başkanı ile birlikte gerçekleştirdikleri basın toplantısında “Bu son 45 yılda yaşadığımız en kötü sel felaketi. Her yıl durum daha da kötüye gidiyor” ifadelerini kullandı.

Yalnızca dört hafta içerisinde aralarında Vamco ve Goni’nin de bulunduğu altı kasırga Filipinler’i vurdu. Ulusal afet merkezinden yapılan açıklamada Goni sebebiyle en az 16 kişinin öldüğü, üç kişinin ise kayıp olarak bildirildiği bilgisi paylaşılmıştı. Vamco ise bu yıl içerisinde Filipinler’i vuran 21’inci tayfun oldu.

Fotoğraf: AJ+

Süper tayfunların sıklığı iklim kriziyle artıyor

2016’da yayınlanan bir araştırma tayfunlar ile insan kaynaklı iklim değişikliği arasında göz ardı edilemez bir bağ olduğunu belirtiyor. Araştırmaya göre artan okyanus sıcaklığı sebebiyle tayfunlar çok daha yoğun şiddette gerçekleşiyor.

Yapılan başka bir araştırmada ise Pasifik Okyanusu’nun kuzeybatısında gözlemlenen süper tayfun sayısının son yıllarda artış gösterdiğine dikkat çekiliyor.

Ümit Özdağ İYİ Parti’den ihraç edildi

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu için “FETÖ’cü” imasında bulunduğu gerekçesiyle parti teşkilatlarının talebi doğrultusunda disipline sevk edilen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ‘ın partiden ihraç edildi. Kararın Disiplin Kurulu’nda oybirliğiyle alındığı açıklandı.
 
Özdağ, geçen gün de İYİ Parti yönetimini  HDP ile gizli anayasa görüşmeleri yürütmekle” suçlamış, AKP ile de bir süredir gizli yeni anayasa çalışması yapıldığını öne sürmüştü. Genel Başkan Meral Akşener ise her iki iddiayı da yalanlamıştı. 

Kararı yargıya taşıyacak 

Gazeteci ve eski CHP milletvekili Barış Yarkadaş, Özdağ’ın ihraç gerekçesini aykırı bulduğu için mahkemeye başvuracağını duyurdu. 

Özdağ ile konuştuğunu belirten Yarkadaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Özdağ, ihraç gerekçesini hukuka aykırı bulduğu için mahkemeye götüreceğini ve tüm delilleri de mahkemeye sunacağını söyledi. Kesinlikle bir parti kurmayacağını, Abdulkadir Selvi’nin doğru yazmadığını da ekledi” dedi. 

Yarkadaş’ın paylaşımları şöyle: 

 

Moderna: Geliştirdiğimiz aşı yüzde 94.5 koruma sağlıyor

Yeni tip koronavirüse (Covid-19) karşı aşı çalışmalarını sürdüren ABD’li şirket Moderna, yapılan veri analizi sonucu aşı adayının yüzde 94,5 oranında koruma sağladığının anlaşıldığını duyurdu. Moderna, birkaç hafta içerisinde aşı adayının ABD’de tescil edilmesi için acil süreç başlatmayı planlıyor.

Aşı adayının, Biontech-Pfizer‘in aşı adayı gibi RNA teknolojisi kullanılarak geliştirildiği bildirildi.

30 bin gönüllüde denendi

Moderna’nın son faz denemelerine 30 bin kişi katıldı. Gönüllerin yarısına dörder hafta arayla iki doz aşı yapıldı. Diğer gönüllülere de plasebo verildi.

Gerçek aşı yapılan grupta beş, plasebo verilen grupta ise 90 kişi hastalığa yakalandı. Moderna bu sonuçlara göre aşının yüzde 94,5 oranında koruma sağladığını duyurdu.

AB 160 milyon doz aşı için görüşmelere başladı

Avrupa Birliği Komisyonu ise ABD’li şirket ile 160 milyon doz aşı sevkiyatı için görüşmelere başladı.

Aşı yapılan gönüllülerin bağışıklığının ne kadar süreceği ve en hassas durumdaki yaşlılarda nasıl bir koruma sağladığı ise henüz bilinmiyor. Şirketten denemeler sırasında aşının güvenliğine ilişkin hiçbir ciddi sorun rapor edilmediği bildirildi.

Geçen hafta da Biontech-Pfizer firmaları ortak geliştirdikleri aşı adayının yüzde 90 oranında koruma sağladığını duyurmuştu.

İmamoğlu’dan Kanal İstanbul açıklaması: Benim için bir devlet projesi değil

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kanal İstanbul afişleri bastırıp asmasıyla ilgili hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından açılan soruşturmaya dair açıklama yaptı.

KİPTAŞ anahtar teslim törenine giderken gazetecilerin konuyla ilgili sorusunu cevaplayan İmamoğlu “Konumuz deprem. Konumuz kentsel dönüşüm. Hukukçularımız süreci çalışıyor, inceliyor. Şimdilik bir şey söylemeyeceğim. Kamu kaynağı kullanıp kentsel dönüşüm yapıyoruz. Yapılan iyi şeyleri alkışlarız biz. Deprem ile yatıp kalkıyoruz, deprem bizim için kıymetli bir konu. Zayıf, oturulamayan evlerdeki insanları oturabilir evlere taşıyoruz. Kamu kaynağı böyle kullanılır” dedi.

‘Hukuken inceliyoruz’

Bir gazetecinin İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasında Kanal İstanbul için “devlet projesi” ifadesi yer aldığını belirterek sorduğu “Kanal İstanbul devlet projesi midir?” sorusunu “Benim için değil” diye yanıtladı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, soruşturmaya yönelik yazılı ifadeyi ne zaman vereceğine dair soruya da “Cuma gününe daha var, hukuken inceliyoruz” yanıtını verdi.

Neler yaşandı?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox TVde katıldığı bir programda Kanal İstanbul Projesi‘ne karşı çıktığı için İmamoğlu hakkında soruşturma açıldığını söyledi.

Akşener’in ifadelerinin ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan İBB Sözcüsü Murat Ongun, iddianın doğru olduğunu söyleyerek şu paylaşımlarda bulundu:

T.C. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında “Ya Kanal Ya İstanbul” “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleri ile ilgili olarak inceleme başlatıldığı tebliğ edilmiştir.

İçişleri Bakanlığı’ndan açıklama

Soruşturma haberinin duyulmasının ardından İçişleri Bakanlığı‘ndan da yazılı bir açıklama geldi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada söz konusu soruşturmanın “Devlet Projesi olarak uygulamaya konulan Kanal İstanbul Projesi aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kimliği kullanılarak afişler bastırılması ve şehrin değişik yerlerine astırılması” üzerine başlatıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Onaya tabi konular incelendiğinde; Belediyelerin, Anayasa’da ifadesini bulan ‘İdarenin Bütünlüğü İlkesi’ çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu çerçevede idari vesayet denetimine tabi oldukları, Belediye Kanunu gereğince Belediye başkanının görevleri arasında bulunan ‘Beldenin ve Belediyenin Hak ve Menfaatlerini Koruma’ görevinin belediyeye verilen görevlerle sınırlı olduğu, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ şeklinde bir afişle uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve ‘Devletin Egemenlik Yetkisi’ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın idarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek sorumlular hakkında araştırma, gerek görülmesi halinde ön inceleme yapılması hususlarının yer aldığı görülmektedir.

‘Kişisel karşıtlığı ile ilişkisi yok’

Soruşturmanın İmamoğlu’nun kişisel olarak karşı çıkmasıyla bir ilişkisi bulunmadığı belirtilen açıklamada “Kurumsal olarak ve kamu kaynağı kullanılarak bu afişlerin bastırılmış olması araştırma/ön incelemeye dahil edilmiştir. İddia edildiği gibi onayın hiçbir yerinde bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır” denildi.

Açıklamada ek olarak İmamoğlu’na 9 Kasım tarihli bir yazı gönderilerek yedi gün içerisinde yazılı ifade vermesi talep edildiği belirtildi.

Kadın İşçi gazetesi, ‘her türlü emek hali’ için yayına başlıyor

Kadın işçilerin emeğini görünür kılmak ve sorunlarını kamuoyuna duyurmak için hazırlanan “Kadın İşçi” gazetesi, yarın (17 Kasım) yayın hayatına başlıyor.
 
“Ücretli kadın emeğinin emek piyasalarında en değersiz, en görünmez, en güvencesiz emek türleri arasında yer aldığına” dikkat çeken gazete emekçileri, Covid-19 pandemisi koşullarında işyerlerinde ve evde emek sömürüsü, şiddet, mobbing, cinsel tacizin arttığına, kadınların düşük ücretli işlerinden de olmamak için her türlü baskı ve sömürüye katlanmak zorunda kaldığına vurgu yapıyor.

Bağımsız feminist

Bu zor koşullarda bir kadın emek gazetesi çıkarma kararı aldıklarını belirten kadınların açıklamasında şu ifadeler yer alıyor: 

“Farklı işlerde çalışan ve farklı düşüncelere sahip bağımsız feminist kadınlar olarak “Kadın İşçi” internet gazetesi etrafında bir araya geldik. Amacımız emeğimize sahip çıkmak, kadın işçilerin yaşantılarını, örgütlenme biçimlerini, eylemlerini, direnişlerini, günlük yaşam deneyimlerini, tarihlerini görünür kılmak, bunları feminist politikaların gündemine taşımak. Ücret, değer, kadın işçi sağlığı ve güvenliği, işyeri şiddeti, alternatif kadın emeği örgütlenme biçimleri gibi çoğu zaman mesele haline gelemeyen “meseleleri” de politikalarımızın “öznesi” yapmaya çalışmak ise boynumuzun borcu…  

Her yerden her emek türünden her direnişten her fabrikadan her hastaneden her AVM’den her marketten, her evden erkeklerin ve erkek politika yapıcılarının önemsemediği en küçük hak ihlalini, duyurulmasını istediğiniz her sorunu bize yazabilirsiniz. Sevincinizi ve mutluluklarınızı, eylem günlüklerinizi, kazandıklarınızı da yazın elbette. Ayrımız gayrımız yok, dertlerimiz ortak çözümlerimiz de öyle.

17 Kasım Salı günü www.kadinisci.org’ta buluşalım o halde…”

Kadın İşçi’ye ulaşabilmek için e-posta adresi şöyle:  iletiş[email protected][email protected]

 

Torba yasa 17 Kasım’da Meclis’te, İstanbullular sokakta

Enerji ve maden şirketlerine bir takım ayrıcalıklar öngören Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi isimli yeni torba yasa Salı günü TBMM Genel Kurulu‘nda görüşülecek.

Yasanın geri çekilmesini talep eden İstanbullular ise 17 Kasım Salı günü saat 18.00’de Kadıköy Eminönü İskelesi önünde bir araya gelecek.

Kazdağları İstanbul Dayanışması tarafından yapılan çağrıda “Tüm yaşam savunucularını sokağa çıkmaya, ‘Torba Yasa Geri Çekilsin’ demeye çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Torba yasada neler var?

AKP’li milletvekillerinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan torba yasa, 13 Ekim’deki alt komisyonda görüşüldükten sonra 21 Ekim tarihinde gerçekleştirilen üst komisyon toplantısında oy çokluğuyla kabul edilmişti. Teklifte şu maddeler yer alıyor:

  • Havaya çok miktarda kimyasal ve zehirli gaz salan, araba lastiği, orman ürünleri ve çöp yakarak elde edilen enerji “yenilenebilir” sayılıyor ve teşvik ediliyor. Biyokütle santrallerinin önü daha da açılıyor.
  • Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destek Mekanizması (YEKDEM) kapsamı genişletilerek Karadeniz derelerinde ekolojik yıkımlara ve sel felaketlerine neden olan HES’lerin sayısının artmasın neden olunuyor.
  • Cumhurbaşkanı izni ile T.C. Kanunlarından muaf enerji şirketleri kuruluyor.
  • Enerji yatırımları için gereken taşınmazlar kolayca, kamu yararı kararı olmaksızın istimlak ediliyor ve halkın, köylünün toprakları sermayeye peşkeş çekiliyor.
  • Dağıtım şirketlerine çeşitli kolaylıklar sağlanarak daha fazla kar elde etmeleri sağlanıyor.
  • Ülkemizin her yerinde köylüleri ve halkı canından bezdiren, ekolojik yıkımlara yol açan, havayı, su kaynaklarını ve tarım alanlarını kirleten ve HES’ler, JES’ler ve RES’lere YEKDEM destekleri devam ettiriliyor.  Bu santrallerin sayısı kontrolsüz bir şekilde verilen teşviklerle daha da arttırılıyor.

Tepki toplayan 3’üncü madde değiştirildi

Torba yasa teklifinin en çok tepki toplayan maddeleri 3’üncü ve 5’inci maddeleriydi. 3’üncü maddede maden ruhsatlarının uzatma (temdit) döneminde, denetlemeler ve izinler tamamlanmadan maden işletmelerine Bakanlık izniyle 12 ay daha çalışma hakkı sunuluyordu.

Bu da kamuoyunda ruhsat süresi bitmiş Alamos Gold’un çalışmalara tekrar başlayacağı endişesi yaratmıştı. Bu madde komisyon görüşmesi sırasında yeniden düzenlendi ve şirketlere ruhsat süreleri bitiminden 12 ay önce başvuru yapma zorunluluğu getirildi.

Buna göre sürede başvuru yapmayan şirketler 100 bin lira para cezası ödeyecek. Ayrıca şirketlerin süre bitiminden altı ay önce Bakanlık veya ilgili kurumların istediği şartları yerine getirmesi gerekecek. Aksi taktirde başvuruları yok hükmünde sayılacak.

’20 metre sınırı getirildi’

Teklifin 5’inci maddesi ise, madencilik faaliyetlerinde ruhsat alanı dışına yapılan taşmaların Kanun’un Ek-15’inci maddesinde yer alan cezai düzenlemelerden istisna tutulmasını öneriyordu. Bu da komisyon toplantısında değiştirildi.

Yeni değişiklikle torba yasa kabul edilirse şirketlerin işletme ruhsatını 20 metre aşan taşmalarında cezai yaptırımla karşılaşmaları öngörülüyor.

Öte yandan son anda eklenen ve işletmelere ruhsat sahası dışında madencilik faaliyetiyle ilgili geçici tesis kurabilme imtiyazı sağlanan yeni bir madde eklendi. bu madde itirazlara rağmen oy çokluğuyla kabul edildi.

İmza kampanyası başlatıldı

Torba yasaya karşı başlatılan imza kampanyasına aralarında Her Yer Kazdağları, Kazdağları Kardeşliği, Yeşil Düşünce Derneği, Ekoloji Birliği ve Kuzey Ormanları Savunması‘nın da yer aldığı 100 örgüt destek verdi.

Bireysel olarak da imzaya açık olan kampanyaya imza vermek isteyenler change.org üzerinden başlatılan kampanya ile desteklerini sunabilecek.

350 yıllık tarihi Vaniköy Camisi’nde yangın: Soruşturma başlatıldı

İstanbul Üsküdar‘da bulunan 350 yıllık tarihi Vaniköy Camisi‘nde dün (15 Kasım) yangın çıktı. Yangın, itfaiye ekiplerinin karadan ve denizden müdahalesiyle söndürüldü, ancak cami kül oldu. İstanbul Valiliği, yangının sebebinin belirlenmediğini söyleyerek, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Osmanlı‘dan kalma tarihi bir camii olan yapıda yangın iki saatin ardından kontrol altına alınsa da ahşap bölümü yok oldu.

1670 yılında Vani Mehmet Efendi tarafından inşa edilen camiye Sultan I. Mahmut zamanında hünkar mahfili ilave edildi. Tek minareli ve tek şerefeli olan cami dikdörtgen planlı, duvarları kargir, kırma yapılıydı.

 

Soruşturma başlatıldı

Konuyla ilgili bir açıklama yapan İstanbul Valiliği, yangınla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurarak şunları söyledi:

“İl Emniyet Müdürlüğümüzce; itfaiye raporu, çevredeki kamera görüntüleri ve görgü tanıklarının bilgileri doğrultusunda yangının çıkış sebebi ve sorumluların tespitine yönelik geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştır. Vakıflar 2. Bölge Müdürlüğü‘nce bir süre önce hazırlanan tarihi Vaniköy Camimizin rölöve ve restitüston projesi onaylatılarak, restorasyon projesi Koruma Kurulu‘na sunulmuş olup, onay safhasında bulunmaktadır. Koruma Kurulu izinlerini müteakip, camimizin restorasyon çalışmalarına en kısa sürede başlanacaktır”

‘Restore edilerek ibadete açılacak’

 

İmamoğlu’na açılan soruşturmaya tepkiler büyüyor: Kanal İstanbul’a #bendekarşıyım

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Kanal İstanbul projesine karşı yayınladığı afişler sebebiyle İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından soruşturma başlatılmasına ilişkin tepkiler büyüyor.

Projeye karşı çıkan birey ve örgütlerden oluşan Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu tarafından başlatılan kampanyada “Kanalı değil yaşamı savunanlar olarak #bendekarşıyım etiketi altında hem destek paylaşımları yapıyoruz hem de kanala neden karşı olduğumuzu bir kez daha anlatıyoruz” çağrısında bulunuldu.

‘Halkın çoğunluğu karşı’

Sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada “Yapılan tüm anketler gösteriyor ki #Kanalİstanbul’a sadece İmamoğlu değil halkın büyük çoğunluğu karşı” ifadeleri kullanıldı.

‘Üç denizin ölümü anlamına geliyor’

Kampanyaya farklı ekoloji örgütlerinden de destek geldi. Karadeniz İsyandadır oluşumu yaptığı paylaşımda projeye neden karşı olduğunu “Karadeniz’in soğuk ve tatlı suyuyla Akdeniz’den Marmara’ya, oradan da Karadeniz’e varan sıcak ve tuzlu su birleşecek; denizlerin su/tuz ve yaşam dengeleri alt üst olacak. Bu da her 3 denizin ölümü anlamına geliyor” sözleriyle açıkladı.

Kuzey Ormanları Savunması tarafından yapılan paylaşımda ise “İstanbul betona boğulmuş halde. Suyumuz yüzde 27. Deprem ve yeni salgınlar kapıda bekliyor. Buna rağmen #KuzeyOrmanları yok edilerek yapılmak istenen rant kanalına #bendekarsıyım” denildi. 

‘Doğayla barışık yaşamak istiyoruz’

Halkevleri tarafından yapılan paylaşımda ise “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, Kanal İstanbul’a karşı çıktığı gerekçesiyle soruşturma açıldı. Kanal İstanbul’a sadece İmamoğlu değil halkın büyük çoğunluğu karşı. Halkevleri olarak doğayla barışık yaşamak istiyoruz ve tüm talan projelerinin karşısındayız. #bendekarşıyım” denildi.

‘Orman varlığına büyük bir darbe’

Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion Turkey) da yaptığı paylaşımda projenin binlerce canlı türüne ev sahipliği yaptığını söyledi.

Açıklamada “En ihtiyacımız olan zamanda orman varlığına büyük bir darbe indiriyor. Bu yüzden #bendekarsıyım” ifadeleri yer aldı. 

‘Doğayı talan edenler hesap verecek’

HDP İstanbul Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu üyesi Oya Ersoy da kampanyaya “ben de karşıyım” diyerek destek verdi. Ersoy paylaşımında “Kanal İstanbul’a sadece İmamoğlu değil, İstanbullular ve doğayı savunan herkes karşı İstanbul’u savunanlar değil, doğayı talan eden projelerin sahipleri hesap verecek!” dedi.

Neler yaşandı?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Fox TVde katıldığı bir programda Kanal İstanbul Projesi‘ne karşı çıktığı için İmamoğlu hakkında soruşturma açıldığını söyledi.

Akşener’in ifadelerinin ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapan İBB Sözcüsü Murat Ongun, iddianın doğru olduğunu söyleyerek şu paylaşımlarda bulundu:

T.C. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında “Ya Kanal Ya İstanbul” “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleri ile ilgili olarak inceleme başlatıldığı tebliğ edilmiştir.

İçişleri Bakanlığı’ndan açıklama

Soruşturma haberinin duyulmasının ardından İçişleri Bakanlığı‘ndan da yazılı bir açıklama geldi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada söz konusu soruşturmanın “Devlet Projesi olarak uygulamaya konulan Kanal İstanbul Projesi aleyhine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kurumsal kimliği kullanılarak afişler bastırılması ve şehrin değişik yerlerine astırılması” üzerine başlatıldığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Onaya tabi konular incelendiğinde; Belediyelerin, Anayasa’da ifadesini bulan ‘İdarenin Bütünlüğü İlkesi’ çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve bu çerçevede idari vesayet denetimine tabi oldukları, Belediye Kanunu gereğince Belediye başkanının görevleri arasında bulunan ‘Beldenin ve Belediyenin Hak ve Menfaatlerini Koruma’ görevinin belediyeye verilen görevlerle sınırlı olduğu, ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ şeklinde bir afişle uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve ‘Devletin Egemenlik Yetkisi’ne ilişkin bulunan bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkmanın idarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek sorumlular hakkında araştırma, gerek görülmesi halinde ön inceleme yapılması hususlarının yer aldığı görülmektedir.

‘Kişisel karşıtlığı ile ilişkisi yok’

Soruşturmanın İmamoğlu’nun kişisel olarak karşı çıkmasıyla bir ilişkisi bulunmadığı belirtilen açıklamada “Kurumsal olarak ve kamu kaynağı kullanılarak bu afişlerin bastırılmış olması araştırma/ön incelemeye dahil edilmiştir. İddia edildiği gibi onayın hiçbir yerinde bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır” denildi.

Açıklamada ek olarak İmamoğlu’na 9 Kasım tarihli bir yazı gönderilerek yedi gün içerisinde yazılı ifade vermesi talep edildiği belirtildi.

Su ve Vicdan Nöbeti’ne kesilen ‘koronavirüs cezaları’ için kampanya başlatıldı

Kazdağları’nda Alamos Gold şirketinin taşeronu Doğu Biga Madencilik’in siyanürlü altın arama projesine karşı 425 gündür “Su ve Vicdan Nöbeti” tutan çevre aktivistleri ve destekçilerine toplam 525 bin lira idari para cezası kesildi. Gerekçe olarak ise koronavirüs önlemlerine uyulmaması gösterildi. 

Hacizle karşı karşıya kalan aktivistler yardım çağrısı yaptı. Kazdağları Kardeşliği’nden yapılan çağrıda “Yaşanan salgın bahane edilerek toplamda 500 bin lirayı aşan para cezalarıyla karşı karşıya bırakıldık. Kesilen cezalara itiraz ettik, hukuki süreci başlattık ancak bu süreç tamamlanmadan haciz emirleri gelmeye başladı” denildi. 

https://twitter.com/KazdaglarK/status/1327896853300600834

Çağrı metninde ise şu ifadeler kullanıldı: 
 

“350 bin ağacı katledip, kurdu kuşu sincabı yuvasından eden Alamos Gold’un altın madeni projesine karşı 425 gün kar kış, yağmur fırtına demeden çadırlarımızla nöbet tuttuk. 4 mevsim geçirdik gözümüz gibi koruduğumuz Kazdağları’nın yamacında. Alamos Gold’un patlatıp yok etmek istediği Balaban Tepesinin eteğinde çadırlarımızda uyuduk, o bize göz kulak oldu biz de ona. İçme suyumuz zehirlenmesin, daha fazla ağaç kesilmesin diye her türlü zorluğa rağmen mücadelemizden vazgeçmedik. Maden işletmesi kapanana ve tahrip ettikleri alan onarılana kadar Kazdağları’nı terk etmeyeceğimize, haklı mücadelemizi kazanana kadar direneceğimize, her ağacı tek tek savunacağımıza söz verdik.”

Karşı karşıya kaldığımız hacizleri durdurabilmek, yaşamdan yana olan herkes için bir umut olan ve ağacın, sincabın, karacanın hakkını savunanların vicdanıyla büyüyen bu mücadeleye devam edebilmek için şimdi herkesin desteğine ihtiyacımız var. Biliyoruz ki yanımızda, kalbi Kazdağları için atan milyonlar var.”

İnternetten başlatılan yardım kampanyasında şimdiye dek 13 bin 100 lira destek toplandı. Hedef ise 200 bin lira.

Amerika’da tansiyon yüksek: Sokaklar karıştı, Trump kaybettiğini kabul etti

Amerika Birleşik Devletleri‘nin (ABD) başkenti Washington D.C’de  15 Kasım Pazar günü hareketli saatler yaşandı. Trump destekçisi grup ile BLM (Black Lives Matter) ve Antifa gibi gruplar karşı karşıya geldi.

Polis ise gruplara biber gazıyla müdahale etti. Yaklaşık 20 kişinin gözaltına alındığı belirtilirken, en az 10 kişinin de yaralandığı tahmin ediliyor.

Trump, belediye başkanını ve ANTIFA’yı eleştirdi

ABD’nin mevcut başkanı Donald Trump, yaşanan bu gerginlikle ilgili Antifa’yı ve belediye başkanını eleştirerek şu paylaşımda bulundu:

“Radikal sol grubu ANTIFA, Washington’da MAGA tarafından kolayca uzaklaştırıldı. Fakat kalabalığın yüzde 99’u ayrıldıktan sonra, yaşlı insanlara ve ailelere saldırmak için gece geri döndüler. Polis olay yerine gelmek için geç kaldı. Belediye başkanı işini yapmıyor!”

Washington D.C’de sabah saatlerinde ise Trump yanlıları, Trump’a destek yürüyüşü yaptı.

‘O kazandı’

Trump, Twitter hesabından yaptığı paylaşımla ilk defa Demokrat Parti‘nin adayı Joe Biden‘ın seçimleri kazandığını ima etti. Trump’ın paylaşımı ise şu şekilde:

“Kazandı çünkü seçim hileliydi. Oy sayımlarına denetçi ve gözlemciler alınmadı. Oylar Dominion isimli radikal sola ait kötü üne ve ekipmanlara sahip özel bir şirket tarafından tasnif edildi. (Bu şirket) büyük bir farkla kazandığım Teksas’a (girmeye) bile hak kazanamadı. Sahte ve sessiz medya ve dahası!”

Trump, daha sonraki bir paylaşımda ise bu sefer “Seçimi kazandım” dedi.

Amerika başkanlık seçimlerini resmi olmayan rakamlara göre 306 delegeye sahip Joe Biden kazandı. Ancak, Trump ve ekibi bu seçim sonuçlarını kabul etmedi. Seçimlerde hile ve usulsüzlük yapıldığını söyleseler de bu iddialarıyla ilgili herhangi bir kanıt sunamadılar.