Ana Sayfa Blog Sayfa 1633

‘Bu dünyadan Perihan Pulat geçti’

Ankara’daki eylemlerin ve nükleer karşıtı hareketin öncü isimlerinden Perihan Pulat 78 yaşında tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Pulat, Ankara, Mersin ve Akkuyu’da, düzenlenen nükleer karşıtı eylemlerde hep en ön sıralarda yer alıyordu.

Eski Sayıştay Hakimi olan Perihan Pulat, KHK ihraçları sonrasında ‘İşimi geri istiyorum’ eylemleri yapan eğitimcilere destek vermişti. Bu süreçte İnsan Hakları Anıtı önündeki her eyleme katılan Pulat, Yüksel Caddesi’nin “Perihan Ablası” olarak tanınıyordu.

Yüksel Direnişi sırasında polisin saldırısında yaralanan ve o günden beri eski sağlığına kavuşamayan Pulat, solunum yetmezliği rahatsızlığı sebebiyle yoğun bakıma kaldırılmıştı.

Perihan Pulat Yüksel Caddesi’nde

‘Ona bunu yapanlar her yerde karşımıza çıkıyor’

KHK ile işten çıkarılma sonrasında bir direniş başlatan Veli Saçılık yaptığı paylaşımda Perihan Pulat’ın polis tarafından darp edildiği görüntüleri yeniden paylaştı. Saçılık paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Perihan Anne’yi bu hale getiren polis amiri 3 bin TL para cezası aldı ve ceza ertelendi. Perihan Anne artık aramızda değil. Ona bu kötülüğü yapanlar ve cezasız bırakanlar ‘ben kanunum’ diye her yerde karşımıza çıkıyorlar. Suçluların güçlü olmadığı günler de gelecek elbet.”

 

Pulat, polisin müdahalesi sırasında defalarca yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmış, Yüksel Caddesi’ndeki eylem sırasında bir polisin kendisine “Sen daha ölmedin mi!” demesi üzerine “Karar verdim 100 yaşına kadar yaşayacağım” cevabı verdiğini söylemişti.

Perihan Pulat Sarı Yazmalılar eyleminde

‘Ruhu şad olsun’

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı ise yaptığı paylaşımda “Ruhu şad olsun” ifadeleriyle Perihan Pulat’ı andı.

Sinop NKP: Onu mücadelemizde yaşatacağız

Sinop Nükleer Karşıtı Platform tarafından yapılan açıklamada ise “Perihan Abla 25 Nisan 2015 de Sinop’ta düzenlediğimiz ‘Sinop Nükleer Santral İstemiyor’ mitinginde ve diğer nükleer karşıtı mitinglerimizde hep yanımızdaydı” denildi.

Paylaşımda “Işıklar içinde uyusun. Onu mücadelemizde yaşatacağız ve her daim anacağız. Yolun açık olsun Perihan abla!” ifadeleri kullanıldı.

Eski Japonya Başbakanı: Türkiye’ye nükleer enerjiyi tavsiye ettiğim için utanç duyuyorum

Japonya‘da, Fukuşima nükleer felaketi sırasında başbakan olan Naoto Kan, o dönem Türkiye‘ye gelip yetkililere nükleer enerjiyi güçlü bir şekilde tavsiye ettiği için pişman olduğunu söyledi.
 
11 Mart 2011’de Fukuşima’da büyük hasara yol açan deprem ve tsunami sonucu oluşan Daiichi Nükleer Reaktörü felaketinin yaklaşan 10’uncu yılı nedeniyle eski başbakanlardan Junichiro Koizumi ile birlikte basın toplantısına katılan Kan, BBC Türkçe‘nin sorusunu yanıtladı.
 
Kan, Japonya’nın Türkiye dahil diğer ülkelere sattığı nükleer santral projeleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:
 
“Başbakanlığım sırasında Fukuşima felaketinin henüz gerçekleşmediği bir dönemde Türkiye’ye gittim ve bu tür büyük satış toplantılarına katıldım. Türk yetkililere, eğer Türkiye nükleer enerjiyi getirmeyi düşünüyorsa bu teknolojiyi Japonya’dan almalarını rica ettim. Şu an bundan utanç duyuyorum. Bugün olsa bunu yapmam.” 

‘Doğruları söylemiyorlar, bugün olsa asla önermezdim’

Fukuşima’dan sonra öğrendiği gerçekleri o gün bilse böyle bir satışta asla bulunmayacağını söyleyen Kan’a bir zamanlar siyasi hasmı olan eski başbakan ve nükleer enerji karşıtı Koizumi de destek verdi.

Koizumi, bakanlık yetkililerinin uzun yıllar nükleer enerji konusunda kendisi de dahil herkesi aldattığını iddia etti.

Fukuşima felaketinin üzerinden zaman geçtikten sonra şu an istifa etmiş olan eski Başbakan Şinzo Abe ile golf oynadıkları bir sırada onu Japonya Ekonomi, Ticaret ve Endüstri Bakanlığı‘nın (METI) nükleer enerji konusunda uyardığını hatırlatan Koizumi, “Doğruları söylemiyorlar. Nükleer enerjiyi ‘güvenli, düşük maliyetli ve temiz’ olarak sunup karbon emisyonuna karşı ideal çözümmüş gibi gösteriyorlar. Abe’ye ‘Onların seni aldatmasına izin verme’ dedim” şeklinde konuştu.

‘Yeni tesisler pahalı, atık düzgün tahliye edilemez’

Kan, Japonya Başbakanı Yoşihide Suga’nın “2050’ye kadar net 0 karbon hedefi” politikasını da eleştirerek, bunun, 2011 sonrası işletilmesi askıya alınan ülke geneli nükleer reaktörlerin yeniden başlatılmasının “bahanesi” olacağını kaydetti. 

Yenilenebilir enerjiye geçişin önünde en büyük engelin yapısal olduğunu kaydeden Kan, şirketler, hükümete bağlı ajanslar ile akademisyenlerin Japonya’yı “nükleer güç köyü yapma” hedeflerinin bu engelin temelinde yattığını söyledi: 

“Yeni tesislerin pahalı olduğunu ve nükleer atığın düzgünce tahliye edilemeyeceğinin farkındalar. Ancak halihazırda yolun bu şekilde sürdürülmesini isteyen üçüncü taraflar var.” 

Koizumi de, “Japonya, güneş enerjisi, hidrogüç ve rüzgar gücü gibi oldukça fazla doğal kaynağa sahip. Neden daha pahalı ve daha az güvenli bir şeyi kullanmalıyız ki ?” diye konuştu. 

Ne olmuştu?

2013 yılında Türk hükümetinin Şinzo Abe hükümetiyle imzaladığı ve Japonya’nın Fransız Engie Konsorsiyum’uyla ortak geliştirdikleri Sinop Nükleer Santrali projesi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın fizibilite çalışmasına takılmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2019’da Japonya ziyareti öncesinde verdiği bir demeçte “Hem maliyet hem de takvim bakımından başlangıçtaki anlaşmayla uyum içinde olmayan bir tablo ile karşılaşıldığını” ve projenin durdurulduğunu söylemişti. 

Fukuşima felaketi sonrası istifa etmişti

Naoto Kan, Haziran 2010-Eylül 2011 arasında Japonya’da başbakanlık görevini üstlendi. Bu dönemde 11 Mart 2011’de meydana gelen deprem ve sonrasında oluşan tsunami nedeniyle Fukuşima’daki Daiichi nükleer santralinde meydana gelen patlama ve sonrasındaki çevre felaketinin faturası kendisine çıkarılmıştı.

2001-2006 arası Liberal Demokrat Parti’den üç dönem Başbakanlık yapan Junichiro Koizumi, halen Japonya Çevre Bakanı. Junichiro Koizumi, Fukuşima’daki nükleer atığın temizlenmesi için çalışıyor ve çevre kirliliği sorunuyla mücadele etmeye çalışıyor.

XX kromozomu Jıneps’i ele geçirdi

“Çerkeslerin Özgür Sesi” sloganıyla yayın yapan Jıneps‘in bu ayki sayısı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘ne özel olarak yalnızca kadınlar tarafından hazırlandı.

Yayın Kurulu’nun kadın üyeleri tarafından yayına hazırlanan sayı için yalnızca kadın yazarlar iş başı yaptı, söyleşilerde de sorular yalnızca kadınlara yöneltildi.

‘Farkındalık yaratmak için’

Jıneps mart sayısı
Jıneps mart sayısı

Yapılan açıklamada “Kadınların sorumluluk almış olması hiçbir şeyi kanıtlamak için değil kamusal alanda küçük bir farkındalık yaratmak içindi sadece” ifadeleri kullanıldı.

Jıneps’in yayın hayatına başladığı günden bu yana kadın sorunlarına yer verdiğini ve manşetlerine taşıdığı belirtilen açıklamada “Mart 2018’den beri kadınların sesini Seteney sayfamızda duyurmaya çalışıyoruz. Bu sayımızda ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla söz söylemek isteyen kadınlarla dayanışmak istedik” denildi.

Bu sayıda bizi neler bekliyor?

Derginin içeriği hakkında da bilgi paylaşılan açıklamada “Kadın öyküleri, anılar, yaşanmışlıklar da dile getirildi, her biri konusunda uzman kadınlar tarafından çeşitli konu başlıkları da ele alındı. Hukukta, sağlıkta, ekonomide, eğitimde, siyasette kadınlar ve sorunları… Sadece Türkiye ile sınırlı kalmadık, anavatandan da yazılarımız, haberlerimiz var, İran’dan da, Porto Riko’dan da, Kenya’dan da…” denildi.

Mart ayı sayısında kadınlarla yapılan mini bir ankete de yer verildi. Açıklamada “Hazırladığımız iki soruyu çeşitli yaş ve meslek gruplarından 19 kadına yönelttik, mutlaka eksikleri ve kapsayamadıkları vardır ama ilginç bir gökkuşağı çıktı ortaya. Bizim mini anketimizin yanı sıra kadınlara ilişkin araştırmaları, çalıştayları da bulacaksınız sayfalarımızda” ifadeleri kullanıldı.

 

Azerbaycan’dan sıfır gümrükle gıda ithal edilecek

Azerbaycan’dan yapılacak bazı gıda ürünlerinin ithalatı için açılan tarife kontenjanı açıklandı. Tarife kontenjanı çerçevesinde yapılacak ithalatta, gümrük vergisi ve varsa ek mali yükümlülükler uygulanmayacak.

Bazı peynir çeşitleri için 100 bin ton, bazı meyve çeşitleri için toplam 39 bin ton, siyah çay için 300 ton, ayçiçeği tohumu yağı için 5 bin ton, bazı hayvansal ve bitkisel yağlar için 2 bin 500 ton, şeker ve şeker mamulleri için 5 bin ton, kakao ve kakao müstahzarları için bin 250 ton, konserve sebze ve meyve için 750 ton, çeşitli meyve püreleri için 3 bin ton, elma suyu için 2 bin ton ve şarap için 9 bin hektolitre.”

Tarife kontenjanlarının dağıtım yöntemi ve başvuru esasları, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Ticaret Bakanlığı‘nca tebliği ile düzenlendi.

Kota dağıtımında; Et ve Süt Kurumu, Toprak Mahsulleri Ofisi, Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’nin tahsisat önceliği bulunuyor.

Resmî Gazete’deki karar için tıklayın

İran’da dört kişi ‘isyan çıkarmak’ suçlamasıyla idam edildi

İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (Hrana), İran’da dört kişinin “isyan çıkarmak” suçlamasıyla Ahvaz‘daki Sepidar Cezaevi‘nde pazar günü idam edildiğini duyurdu.

Öldürülen kişilerin isimleri de şu şekilde paylaşıldı: Casım Haydari, Ali Hosarci, Hüseyin Silavi ve Nasır Hafacıyan.

Karakol saldırma suçlaması

Söz konusu kişilerin Ahvaz’da iki karakola saldırma suçlamasıyla 2017 yılında güvenlik güçlerince tutuklandığı ve yargılamalar sonucu Ahvaz Devrim Mahkemesi tarafından idam cezasına çarptırıldığı belirtildi.

AA’nın aktardığına göre idamların, Yüksek Mahkeme tarafından onaylanmasının ardından pazar günü, mahkumların aileleri ile son görüşmelerinden kısa bir süre sonra gerçekleştiği bildirildi.

Açlık grevine başlamışlardı

Öte yandan, Casım Haydari, Ali Hosarci, Hüseyin Silavi ile 28 Ocak’ta idam edilen Ali Matiri‘nin görüş yasağı ve yetkililerin kötü muamelesini protesto etmek için ocak ayında dudaklarını dikerek açlık grevi yaptıkları kaydedildi.

Güvenlik güçlerine yakın bazı medya kuruluşları ise söz konusu kişilerin “terörist faaliyetler” suçlaması nedeniyle idam edildiğini savundu.

İran resmi haber ajansı IRNA, Casım Haydari’nin “Ahvaz Milli Direnişi” çatısı altında faaliyet gösteren ayrılıkçı El-Ahvaziye (Ahvaz Özgürlükçü Arap Hareketi) örgütünün “asli unsurlarından” olduğunu kaydederek, Suriye’de faaliyet gösteren El Nusra örgütü ile bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Uluslararası Enerji Ajansı: Küresel karbondioksit emisyonları tırmanışa geçti

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) küresel karbondioksit emisyonlarının 2020 yılında pandemi nedeniyle yüzde 5,8 seviyesinde düştüğünü ancak yeniden tırmanışa geçtiğini açıkladı.

Salı günü yapılan açıklamada Aralık 2020 tarihinde büyük ekonomilerin enerji talebindeki artış ile birlikte emisyonlarını Aralık 2019’a kıyasla yüzde 2 (60 milyon ton) artırdığı belirtildi.

Çin emisyonu azalmayan tek ülke oldu

Rapora göre en büyük sera gazı salıcısı Çin, 2020 yılında emisyonlarını bir önceki yıla kıyasla yüzde 0.8 artıran (75 milyon ton) tek ülkeydi.

En büyük üçüncü sera gazı salıcısı Hindistan ise koronavirüs tedbirlerinin azalmasıyla birlikte Ekim 2020’de 2019 seviyesinin üzerine çıktı.

küresel karbondioksit emisyonları
Küresel karbondioksit emisyonları tırmanışta

‘Temiz enerjiye geçişteki eksikliği gösteriyor’

UEA genel müdürü Fatih Birol, “Geçen yılın sonuna doğru küresel karbon emisyonlarındaki toparlanma, dünya çapında temiz enerji geçişlerini hızlandırmak için yeterince adım atılmadığına dair kesin bir uyarı” ifadelerini kullandı.

Birol ek olarak “Bu yıl küresel bir ekonomik toparlanmaya ilişkin mevcut beklentiler doğrulanırsa ve dünyanın en büyük ekonomilerinde büyük politika değişikliklerinin olmaması durumunda, küresel emisyonların 2021’de artması muhtemel” değerlendirmesinde bulundu.

Enerji talebi yüzde 4 azaldı

Kilitlenmeler ve diğer kısıtlamalar endüstriyel faaliyeti ve ulaşımı sınırlandırdığı için 2020’de birincil enerji talebi yüzde 4 seviyesinde düşüş yaşamıştı.

UEA bunun emisyonlarda neredeyse 2 milyar ton gibi eşi benzeri görülmemiş bir düşüşe yol açtığını söyledi. Bu miktar, Avrupa Birliği’nin emisyonlarının küresel miktardan tamamen çıkması gibi bir oranı temsil ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı
Uluslararası EnerjiAjansı: 2020 yılında enerji talebi yüzde 4 düştü

Yenilenebilir enerji arttı

Enerji talebi azalmasına rağmen, yenilenebilir enerji üretiminin büyümesi düşüşe en büyük katkıda bulundu.

Yenilenebilir enerjinin elektrik üretiminde payı geçen yıl yüzde 27 iken yüzde 29’a yükseldi. Ulaşım kaynaklı emisyonlar ise 2020 yılında, 2019 seviyelerine kıyasla yüzde 14 düştü.

Çıldır Gölü’nde bir ilk: Sütlabi ördeği görüntülendi

Kars‘ın Arpaçay ilçesine bağlı Taşbaşı köyü mevkisinde çalışma yapan Kuzey Doğa Derneği ekibi, Çıldır Gölü‘nde sütlabi ördeğinin varlığını tespit etti.

KuzeyDoğa Derneği Bilim Koordinatörü Emrah Çoban, düzenli olarak yaptıkları kuş gözleminin meyvesini aldıklarını söyledi.

‘Bu yıl erken buzlanma yaşandı’

Çıldır Gölü’nün hem yaz hem de kışın büyük öneme sahip olduğunu anlatan Çoban, “Doğu Anadolu Bölgesi’nde en büyük göllerden olan Çıldır Gölü’nde yaptığımız gözlemlerde daha önce Kars’ta görülmemiş sütlabi ördeğini tespit ettik. Tabii kış için beklediğimiz türler arasındaydı ama bugüne kadar görememiştik.” dedi.  ,

Sütlabi ördeği
Sütlabi ördeği ile birlikte Kars’ta görülen kuş türü sayısı 307’ye yükseldi. Fotoğraf: AA

Kars’taki sulak alanların bu yıl erken buzla kaplandığını belirten Çoban AA muhabirine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Bu sene hızlı bir soğuma gerçekleşti. Bu nedenle Doğu Anadolu’daki birçok sulak alan dondu. Çıldır Gölü’ndeki sulak alan, gölün ana damarlarından biri ve donmadı. O nedenle etraftaki bütün kuşlar buraya toplandı. Bu sütlabi ördeği de buraya toplanan kuşlar arasında tespit ettiğimiz bir birey. Keşfettiğimiz sütlabi ördeği, kış formunda ve bir yaşındaydı. Bu güzel bir keşif çünkü Türkiye’de çok fazla alanda gözükmüyor.”

Çıldır Gölü
Sütlabi ördeğinin görüntülendiği Çıldır Gölü bu sene erken buzlanma yaşadı

Kuş türü sayısı 307’ye yükseldi

Sütlabi ördeğinin Çıldır Gölü’nde görülmesiyle Kars’taki kuş türünün 307’ye yükseldiğini bildiren Çoban, kışın her tarafın donması nedeniyle kuşların su olan yerlerde toplandığına işaret etti.

Çoban, sulak alanların kuş türlerinin gözlenmesi ve kayıt altına alınması bakımından önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

Ördek, denizcil bir tür, baktığınız zaman daha çok deniz ve sulak alanların birleştiği yerlerde, biraz daha ağaç ve ormana ihtiyaç duyuyor. En önemli özelliği aslında yuvalarını ağaçlardaki deliklere yapıyor ve yavrularını orada yetiştiriyor. Yavruları büyüyünceye ve belli bir zamana gelinceye kadar hiç suyu görmüyorlar. Sonra o yuvalardan atlayarak suya ulaşmaya çalışıyorlar.”

Avrupa’dan 2030 hedefi: Meşrubat şişe ve ambalajları yüzde 100 geri dönüşümle üretilecek

Avrupalı ​​meşrubat üreticileri bu hafta 2030 için yeni vizyonlarını açıklayarak plastik şişelerde yüzde 100 geri dönüştürülmüş veya yenilenebilir malzeme kullanma planlarını duyurdu.

2025 yılına kadar şişelerin üzerindeki ambalajlarının yüzde 100’ünün pet şişelerin de yüzde 50’sinin geri dönüştürülmüş içerikten oluşacağı taahhüt edildi.2030 yılına kadar da pet şişelerinde de yüzde 100 oranına ulaşılması hedefleniyor.

‘Döngüsel ambalaj vizyonu’ olarak adlandırılan modeli endüstri grubu UNESDA başlattı.  UNESDA yetkilileri bunun hem teknik hem de ekonomik olarak fizibil olduğunu belirtiyorlar.

‘Hedef döngüsel ekonomi modeline geçmek’

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre PepsiCo Avrupa Yöneticisi Ian Ellington yaptığı açıklamada “Hedefimiz tüm ürünlerimizde tam bir dairesel ekonomi modeline geçmek” dedi.

Ellington, “Ambalajın asla israf edilmemesi gereken bir kaynak olduğuna inanıyoruz ve tam döngüselliğe ulaşmak ve Avrupa Komisyonu’nun yeşil ekonomiye geçişi hızlandırma gündemini desteklemek için çok sayıda adım atıyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Komisyonu geçen yıl Mart ayında yeni bir döngüsel ekonomi eylem planını açıklayarak, ambalaj, inşaat malzemeleri ve araçlar gibi alanlarda geri dönüştürülmüş plastiklerin kullanımına ilişkin 2021 sonuna kadar zorunlu şartlar getirileceğini duyurmuştu.

Boğaziçi akademisyenleri Melih Bulu’nun atanmasının iptali için Danıştay’a başvurdu

Boğaziçi Üniversitesi’nden 70’in üzerinde öğretim üyesi eski AKP milletvekili adayı Melih Bulu‘nun AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından rektör olarak atanmasının iptali için Danıştay’a başvurdu.

Atama işleminin hukuka aykırı bir işlem olduğunun altını çizen akademisyenler, Yükseköğretim Kanunu’nda yer alan ve rektörlerin siyasi parti üyeliğinin olamayacağını söyleyen maddeye de dikkat çektiler.

‘Cumhurbaşkanı yetkisi kamu yararı aleyhine’

Danıştay’a sunulan dava dilekçesinde “Her ne kadar şekli manada güncel mevzuat hükümlerine uygun bir atama olsa dahi, yapılan atama işlemi, Anayasal ilkeler ve kurallarla bağdaşmaktan uzak, hukuka aykırı bir işlemdir” denildi. Dilekçede şu ifadeler yer aldı:

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kullanılan takdir yetkisi maalesef kamu yararının aleyhine ve atama işleminin oluşturacağı etki gözetilmeden kullanılmıştır. Yapılan işlem Anayasa’ya aykırılığı yanında maksat unsuru yönünden hukuken sakattır.

Fotoğraf: Boğaziçi Direnişi

 

‘İlan kısa süre açık kaldı’

Açıklamada Yüksek Öğretim Kurulu’nun (YÖK) internet sitesinde 9 Ekim 2020’de Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör ataması yapılacağının duyurulduğu ve başvuruların 9-23 Ekim 2020 arasında e-posta yoluyla gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığı hatırlatıldı. Bu sürenin kısalığına dikkat çekilen dilekçede şu ifadeler yer aldı:

Rektör ataması gibi önemli bir kadro atamasına ilişkin ilanın neden bu kadar kısa bir sürede ve bir internet sitesinde duyulması zor bir şekilde ilan edildiği anlaşılabilir değildir.

Ayrıca 141 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na 4.madde 3.fıkrasına göre, başvuruların YÖK’na verilecek dilekçe ile yapılacağı kararlaştırılmış olup, başvuruların elektronik posta ile kabulü hususu ayrıca düzenlenmemiştir. İlana kaç adayın başvurduğu, başvuran adayların nitelikleri kamuoyunun bilgisine sunulmamıştır.”

‘Siyasi parti üyeleri rektör olamaz’

Akademisyenler ayrıca Melih Bulu’nun siyasi geçmişine de dikkat çekerek, Yükseköğretim Kanunu’nda rektörlük ataması için belirlenen “Siyasi parti üyesi olan öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyesi, rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü ve bölüm başkanı olamazlar, onların yardımcılıklarına seçilemezler” koşulunu hatırlattı. Akademisyenler bu koşuldan yola çıkarak diğer bazı üniversitelerin rektörleri hakkında da şu bilgileri paylaştı:

Eski AKP milletvekili Necdet Ünüvar’ın Ankara Üniversitesi’nde, eski AKP Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu’nun Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde, eski AKP İstanbul Milletvekili Cevdet Erdöl’ün İstanbul Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde, eski AKP Edirne Milletvekili Necdet Budak’ın Ege Üniversitesi’nde, eski AKP İzmir Milletvekili Nükhet Hotar’ın ise 9 Eylül Üniversitesi’nde rektör olarak görev yaptığı öğrenilmiştir.”

Fotoğraf: Tolga Sütlü

‘Üniversiteye akademisyen olarak kabulu bile mümkün değil’

Üniversitelerin kurumsal ve bilimsel özerkliğinin korunmasının kamu otoritesinin yükümlülüğü olduğu belirtilen dilekçe şu ifadelerle devam etti:

Maalesef, Boğaziçi Üniversitesi’nde yeterliliği olan bu kadar çok sayıda profesör varken, siyasi kimliği ortada olan, üniversite teamülleri gereği bırakınız rektörlüğü, üniversiteye akademisyen olarak kabulü mümkün olmayan Prof. Dr. Melih Bulu’nun atanması kararının gerek atama yönteminin Anayasaya aykırı oluşu gerekse kullanılan takdir hakkının kamu yararı hilafına oluşu gerekçeleri ile iptali gereklidir.”

Koronavirüs yasakları: Hangi ilde önlemler gevşetildi, hangi illerde devam ediyor?

İçişleri Bakanlığı tarafından “Koronavirüs ile Mücadelede Kontrollü Normalleşme Süreci” başlıklı genelgeyle, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısında alınan kararlar yayımlandı.

Genelgede, sürece dair kararların Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulu‘nun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak belirlendiği de vurgulandı.

Kabine Toplantısında alınan kararlara göre, iller düşük, orta, yüksek, çok yüksek risk grubuna ayrılarak tedbir seviyeleri risk gruplarına göre belirlenecek. İlin bulunduğu risk grubuna göre, Vali tarafından Hıfzıssıhha Kurul kararları alınıp bugünden itibaren uygulanmaya başlanacağı duyuruldu.

Görsel: Twitter/ @ufubo

Düşük risk Grubundan Bulunan İller

Genelgede, düşük risk grubunda bulunan iller şöyle sıralandı:

Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Iğdır, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Uşak, Van.

Orta risk grubundaki iller

Orta risk grubunda yer alan 28 il ise şöyle:

Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Aydın, Bartın, Bayburt, Bursa, Çankırı, Çorum, Denizli, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırşehir, Malatya, Manisa, Nevşehir, Sivas, Tunceli, Yozgat.

Yüksek risk grubundaki iller

Aralarında İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerin de olduğu yüksek risk grubunda yer alan iller:

Antalya, Ardahan, Artvin, Bilecik, Bolu, Çanakkale, Düzce, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırıkkale, Kırklareli, Kilis, Kocaeli, Kütahya, Mersin, Muğla, Niğde, Tekirdağ, Yalova, Zonguldak.

Çok yüksek risk grubundaki iller

Çok yüksek risk grubunda bulunan 17 il:

Adıyaman, Aksaray, Amasya, Balıkesir, Burdur, Edirne, Giresun, Gümüşhane, Konya, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon.

Sokağa çıkma kısıtlaması kararları

Yayımlanan genelgede, sokağa çıkma kısıtlamasıyla ilgili şu bilgiler paylaşıldı:

  • Hafta içi günlerde 21.00-05.00 saatleri arasında tüm Türkiye’de sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır.
  • Hafta sonlarında ise; düşük ve orta risk grubunda yer alan illerimizde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması, hafta içinde olduğu gibi 21.00-05.00 saatleri arasında uygulanacaktır.
  • Yüksek ve çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması, Cuma 21.00-Cumartesi 05.00 saatleri arasıyla Cumartesi 21.00’den başlayıp Pazar gününün tamamını kapsayıp Pazartesi günü saat 05.00’de bitecek şekilde uygulanacak olup bu illerimizde Cumartesi günleri 05.00-21.00 saatleri arasında sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacaktır.

65 yaş üstüne yeni düzenleme

65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı genç ve çocuklara yönelik yeni düzenlemeler yapıldı. Ayrıca, yüksek ve çok yüksek risk grubunda bulunan illerde belirli şartlar dahilinde öğrenci, öğretmen ve okul çalışanlarının muaf olabileceği duyuruldu:

  • Düşük ve orta risk grubunda yer alan illerimizde; 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 20 yaş altı genç ve çocukların sokağa çıkma kısıtlaması kaldırılacaktır.
  • Yüksek ve çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde; 65 yaş ve üzeri ile 20 yaş altı vatandaşlarımız için getirilen sokağa çıkma süreleri 3 saatten 4 saate yükseltilecek, 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız 10.00-14.00 saatleri arasında,
    20 yaş altı çocuklarımız ve gençlerimiz ise 14.00-18.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecektir.
  • Yüksek ve çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde; Milli Eğitim Bakanlığınca yüz yüze eğitim/sınav yapması uygun görülen eğitim kurumlarının öğrenci/öğretmen/çalışanlarının durumlarını eğitim kurumlarınca verilecek kurum adresi ile çalışma/ders programını ihtiva eden belge ile belgelendirmeleri şartıyla, güzergah ve ilgili saatlerle sınırlı olacak şekilde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulacaktır.

Yeme-içme yerleriyle ilgili düzenlemeler

Hizmet verecek işletmelere HES kontrol zorunluluğu getirilirken, sosyal mesafe kurallarına göre belirlenen oturma düzeni dışında fazla masa-koltuk bulundurulmasına da izin verilmeyecek:

  • Düşük, orta ve yüksek risk gruplarında belirlenen kapasite oranlarına göre 07.00-19.00 saatleri arasında faaliyet gösterecek olan yeme-içme yerleri (lokanta, restoran, kafeterya, pastane, tatlıcı vb.) ile kıraathane ve çay bahçesi gibi işyerleri için Sağlık Bakanlığı Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde yer alan mesafe koşulları (masalar ve koltuklar arası) göz önünde bulundurularak açık ve kapalı alanlar için ayrı ayrı olacak şekilde % 50 kapasite sınırlaması oranı uygulanarak mekanda bulunabilecek masa-koltuk sayısı ve aynı anda bulunabilecek azami kişi sayısı tespit edilecektir. Bu risk gruplarındaki yeme-içme yerleri 19:00-21.00 saatleri arasında paket servisi veya gel-al şeklinde, 21.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis şeklinde hizmet verebileceklerdir.
  • Çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde bulunan yeme içme yerleri, 10.00-20.00 saatleri arasında paket servisi veya gel-al şeklinde, 20.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis şeklinde hizmet verebilecek olup ayrıca işyeri içerisinde hizmet sunamayacaklardır.
  • Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberindeki mesafe kuralları ile Ek-1’de yer alan tabloda belirtilen kapasite kullanım oranlarına göre her bir yeme-içme yeri için oturma düzeni planı hazırlanacak ve içeride aynı anda bulunacak müşteri sayısı müşterilerin içeriden ve dışarıdan rahatlıkla görebileceği şekilde ilan edilecektir.
  • HES kodu kontrol edilmeksizin müşteri kabul edemeyecek olan yeme-içme yerlerinde onaylanan oturma düzeninde belirtilen şeklin dışında mekanda kesinlikle fazladan masa-koltuk bulundurulmasına müsaade edilmeyecektir.

Halı saha, yüzme havuzu yüksek risk grubundaki illerde kapalı

Halı saha, yüzme havuzu tesisi gibi yerler yüksek ve çok yüksek risk grubunda yer alan illerde kapalı kalmaya devam edecek. Bunun yanında, genelgede nikah merasimleriyle ilgili alınan kararlara da değinildi:

  • Düşük ve orta risk grubunda yer alan illerimizde; girişlerde HES kodu kullanılması ve seyirci/refakatçi/misafir alınmaması kaydıyla halı saha, yüzme havuzu vb. tesisler 09.00-19.00 saatleri arasında çalışabilecektir.
  • Halı saha, yüzme havuzu ve benzeri tesisler yüksek ve çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde yeni bir karar alınıncaya kadar kapalı kalmaya devam edecektir.
  • Düşük ve orta risk grubunda yer alan illerimizde; nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler, kişi başına minimum 8m² alan ayırmak, katılımcı sayısı 100’ü geçmemek ve 1 saatle sınırlı olmak üzere yapılabilecektir.
  • Yüksek ve çok risk grubunda yer alan illerimizde; nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler, kişi başına minimum 8m² alan ayırmak, katılımcı sayısı 50’yi geçmemek ve 1 saatle sınırlı olmak üzere yapılabilecektir.

Genel Kurul ve etkinliklerle ilgili düzenlemeler

Genelgede, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, kooperatifler tarafından düzenlenecek her türlü etkinlikle ilgili de açıklamalarda bulunuldu:

  • Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek genel kurul dahil kişilerin bir araya gelmesine neden olan her türlü etkinlikleri düşük, orta ve yüksek risk gruplarında; kişi başına 8 m² alan bırakma ve aynı anda bulunabilecek azami kişi sayısı 300’ü geçmemek üzere ilgili kurum/kuruluşların yetkililerince her türlü tedbir alınarak yapılabilecektir.
  • Çok yüksek risk grubunda yer alan illerimizde ise yeni bir karar alınıncaya kadar, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatifler tarafından düzenlenecek genel kurul dahil kişilerin bir araya gelmesine neden olan her türlü etkinlik ertelenecektir.
  • Ayrıca denetim faaliyetlerinin kesintisiz yürütülmesi amacıyla yukarıda belirtildiği şekilde kişilerin bir araya gelmesine neden olacak her türlü etkinliğin Valilik/Kaymakamlıklara (ilgili mevzuatında başkaca bir hüküm bulunmadığı takdirde en az üç gün öncesinden) bildirilmesi sağlanarak bu kurum/kuruluşlarca yapılacak etkinliklerde belirlenen kurallara ve kişi ve alan sınırlamalarına riayet edilip edilmediğinin denetim ekiplerince kontrol edilmesi sağlanacaktır.
  • Benzer şekilde nikah veya nikah merasimi şeklindeki düğünlerde de kişi ve alan sınırlamalarının kontrolünün sağlanması için nikah ve/veya düğün salonu işletmelerince yapacakları her türlü organizasyon öncesinde kişisel verilere yer verilmeksizin hangi günde hangi saat aralıklarında nikah veya nikah merasimi şeklindeki düğün organizasyonu yapacaklarının en az üç gün öncesinden Valilik/Kaymakamlıklara e-Devlet kapısından İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemi üzerinden ya da doğrudan dilekçe ile bildirilmesi sağlanacaktır.

Kamudaki çalışma saatleri normale döndü

Kamudaki çalışma saatleri tüm Türkiye’de normale döndüğü duyulurken, vatandaşlardan salgınla ilgili belirtilen kişisel önlemlere uyulması istendi:

  • 2021/5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle kamudaki çalışma saatleri tüm Türkiye’de normale döndürülmüş olup Valiliklerce gerek görülmesi halinde Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla kademelendirilmiş mesai başlama ve bitiş saatleri tespit edilebilecektir.
  • Salgınla mücadelede kalıcı başarının sağlanması için temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra hayatın her alanını kapsayacak şekilde belirlenen kurallara/tedbirlere toplumun tüm kesimlerince azami düzeyde uyulması büyük önem taşımaktadır.
  • Bu çerçevede yürütülecek denetim faaliyetlerinin etkinliği ve sürekliliği kadar aziz milletimizin bu güne kadar sergilediği sağduyulu ve fedakarca yaklaşımını sürdürmesi de sürecin bir an evvel neticelenmesini doğrudan etkileyecektir.
  • Aşılama programı kapsamında her geçen gün hızla artan aşılanan nüfus oranıyla beraber tüm illerimizde beklenen normalleşme kararlarının alınması daha da kolaylaşacaktır.