Ana Sayfa Blog Sayfa 1634

‘Yeni normalleşme’ başlıyor: Okullar açılıyor, hafta sonu kısıtlaması gevşetiliyor

Bakanlar Kurulu‘nun 3.5 saat süren toplantısının ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeniden ve kademeli normalleşmeye geçileceğini açıkladı. İllerin düşük riskli (mavi), orta riskli (sarı), yüksek riskli (turuncu) ve çok yüksek riskli (kırmızı) şeklinde sınıflandırıldığını belirten Erdoğan, bu sınıflandırmalar kapsamında kademeli önlemler alınacağını kaydetti. 

Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı kademeli normalleşme uygulaması şöyle: 

  • Hafta sonu kısıtlaması düşük ve orta riskli illerde kalkarken, yüksek ve çok yüksek riskli illerde pazar günleri devam edecek.
  • Düşük ve orta riskli illerde ilaveten ortaokullar ve liseler dahil diğer kademelerde eğitim-öğretime başlanacak.
  • Okullar, Türkiye genelindeki tüm okul öncesi eğitim kurumlarında, ilkokullarda, 8. ve 12. sınıflarda eğitim-öğretime açılacak.
  • Akşam 21.00 ile sabah 05.00 arasındaki sokağa çıkma sınırlaması sürecek.

Liselerde sınavlar yüz yüze, restoran ve kafelere sınırlı izin

  • Kamunun çalışma saatleri tüm Türkiye’de normale döndürülecek, ihtiyaç halinde valilikler farklı düzenlemeler yapabilecek.
  • Yüksek ve çok yüksek riskli illerde genel uygulamanın dışında sadece liselerdeki yüz yüze sınavlar yapılacak.
  • Restoran, lokanta, kafeterya gibi yerler çok yüksek riskli iller dışında faaliyetini 07.00-19.00 arasında yüzde 50 kapasiteyle sürdürebilecek.
  • Nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler, düşük ve orta riskli illerimizde 100 kişiyi, yüksek ve çok riskli bölgelerde 50 kişiyi geçmemek ve bir saati aşmamak kaydıyla yapılabilecek.
  • STK’lar, meslek odaları, kooperatifler ve benzeri kuruluşların genel kurulları düşük, orta ve yüksek riskli illerde katılımı 300 kişiyi geçmeyecek şekilde yapılabilecek.
  • Halı saha ve havuz gibi yerler, düşük riskli illerde sabah 9 ile akşam 19 arasında faaliyetini sürdürecek.
Sağlık Bakanlığı’nın illeri dört kategoride topladığı risk haritası.

Erdoğan, her iki haftada bir normalleştirme uygulamasının güncelleştirileceğini, değerlendirmenin ise valilikler ve il hıfzısıhha kurullarınca yapılacağını söyledi. 

Bilim Kurulu ve Türk Tabipleri Birliği‘nden uzman doktorlar ise geçen hafta içinde normalleşme ve açılma uygulamaları için henüz erken olduğunu, aşılamanın bir süre daha devam ettikten sonra bunun konuşulması gerektiğini söylemişti. 

Cumhurbaşkanı ayrıca yarın hazırladıkları İnsan Hakları Eylem Planı’nı kamuoyuyla paylaşacaklarını duyurdu. 

 

Araştırma: Koronavirüs aşısı obezite hastalığı olan kişilerde daha az etkili 

İtalya‘da sağlık çalışanlarının dahil olduğu bir araştırma, Pfizer/BioNTech koronavirüs aşısının obezite hastalığı olan kişilerde daha az etkili olabileceğini gösterdi.

Araştırmaya göre, obez bireyler ikinci doz aşı sonrası sağlıklı kişilere kıyasla yarı yarıya antikor üretiyor.

Araştırmanın detayları

Roma’da bulunan Istituti Fisioterapici Ospitalieri’de iki doz Pfizer/BioNTech aşısı sonrası 248 sağlık çalışanın antikor seviyeleri değerlendirildi.

İkinci dozdan yedi gün sonra yüzde 99,5’i antikor yanıtı geliştirirken, bu yanıtın koronavirüs geçirenlerde daha güçlü olduğu görüldü.

Fakat, fazla kilolu ve obez kişilerde antikor yanıtının daha zayıf olduğu vurgulandı.

Aşı, obez kişilerde neden daha az etkili?

Daha önce yapılan bir araştırmada, obezitenin koronavirüs kaynaklı ölüm riskini yüzde 50’ye, hastaneye yatış riskini de yüzde 113’e çıkardığı açıklanmıştı.

Bu durumların başlıca nedenleri arasında obezite hastalığı olan kişilerde kalp rahatsızlığı, tip 2 diyabet gibi hastalıklar olmasının koronavirüs riskini artırması, kilonun insülin direnci ve enflamasyon gibi değişikliklere neden olup, vücudun enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştırması gösteriliyor.

‘Etkili bir aşılama programı planlaması zorunlu’

Araştırma ekibi, obezite hastalığı olan kişiler için etkili bir aşılama çalışmasının zorunlu olduğunu dile getirerek şunları ifade etti:

Obezite Covid-19’da büyük bir hastalık ve ölüm riski anlamına geldiğinden bu alt grup için etkili bir aşılama programı planlanması zorunlu. Daha fazla araştırma yapılması gerekmekle birlikte, elde ettiğimiz veriler özellikle obez bireyler için aşılama stratejisi geliştirilmesine işaret ediyor. Verilerimiz daha geniş çalışmalarla da doğrulanırsa bu grup için ekstra bir doz aşı ya da daha yüksek dozda aşı uygulanması seçenekleri değerlendirilmeli.”

Boğaziçi’nde Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün başına Fizik Bölümü’nden Naci İnci atandı

Boğaziçi Üniversitesi‘nde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atanan Melih Bulu‘nun rektör yardımcılığını kabul eden Prof. Dr. Naci İnci, bu kez de Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevine atandı.

Böylece sosyoloji, siyaset bilimi, tarih, psikoloji gibi sosyal bilim dallarındaki yüksek lisans programlarını ve tezlerini koordine eden SBE’nin başına Fizik Bölümü’nden bir isim getirilmiş oldu.

‘Üniversite bileşenlerine danışılmadı’

9 Şubat 2021 Çarşamba günü yapılan Prof. Dr. Ünal Zenginobuz‘un tek aday olduğu seçimde SBE müdürlüğü eğilim belirleme seçmen listesinde bulunan 245 kişiden 201’i oylamaya katılmıştı. Oy sayım sonuçlarına göre Zenginobuz 197 evet, 4 hayır, ve 0 çekimser oyu aldı.

Ancak bu Naci İnci’nin göreve gelmesi üniversite bileşenlerine danışmadan yapılan bir atama olarak gerçekleşti.

Prof. Dr. Naci İnci

‘Kayyımların atadıklarını da kabul etmiyoruz’

Prof. Dr. İnci’nin bu kez de Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün başına atanması öğrencilerden tepki topladı.

Boğaziçi Dayanışması tarafından paylaşılan mesajda “Halihazırda iki Fizik bölümü öğrencisi tutukluyken herhangi bir açıklama yapmaktan kaçan Naci İnci şimdi de Melih Bulu’nun talimatıyla Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünün başına atandı. Atanmış kayyumları da, onların atadıklarını da kabul etmiyoruz!” denildi.

Üniversitedeki öğretim üyelerinin kendilerine gelen teklifleri reddederek bir aydır başarılı bir şekilde yürüttüğü boykotu kıran İnci, Endüstri Mühendisliği bölümünden Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu ile birlikte rektör yardımcısı olarak atanmıştı.

Öğrencileri: Hayal kırıklığına uğradık

Prof. Dr. İnci’nin rektör yardımcılığı görevine gelmesinin ardından Fizik bölümü mezunları ve eski araştırma görevlileri kaleme aldığı mektupta “Çok uzun zamandır üniversitemizin değerlerini ve kültürünü çok iyi bildiğini düşündüğümüz siz hocamızın, bu kültürü yok sayan ve zorla çiğnemeye çalışan birinin yardımcısı olarak yanında duracak olması fikri bizi büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır” denilmişti.

“Eski öğrencileriniz olarak sizi haktan ve doğruluktan yana birisi olarak tanırız” ifadelerinin yer aldığı mektupta, Prof. Dr. İnci görevden istifa etmeye davet edilmişti.

 

Eski Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e yolsuzluktan üç yıl hapis cezası

 
Mahkeme, Sarkozy’nin ev hapsi talebinde bulunma imkanına sahip olacağını açıkladı.  Sarkozy’nin karara itiraz etmek için 10 günü bulunuyor.

Ne olmuştu?

Sarkozy’nin görev yaptığı 2007-2012 yılları arasında partisine yönelik cezai soruşturma hakkında bilgi vermesi karşılığında Monako’da prestijli bir iş teklif ederek sulh hakimi Gilbert Azibert’e rüşvet vermeye çalıştığı ortaya çıkmıştı. 

Sarkozy, modern Fransız tarihinde yolsuzluktan mahkum edilen ikinci, hapis cezası alan ilk cumhurbaşkanı oldu. Fransa’da eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac da 2011 yılında zimmetine para geçirmekten hüküm giymişti. Chirac, 2011 yılında kamu fonlarını yönlendirmek ve kamu güvenini istismar etmek suçlamalarından ötürü 2 yıl hapis cezası almış, sağlık durumunun kötü olması nedeniyle hakim karşısına çıkmamıştı.

Sarkozy, 2007-2012 yıllarında Fransa Cumhurbaşkanı olarak görev yapmıştı.

Rize Güneysu’daki Alicik HES projesine mahkemeden onay

Haber: Gençağa Karafazlı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın memleketi Rize Güneysu ilçesinin Gürgen Köyü‘nde yapılmak istenen Alicik Hidroelektrik Santrali’ne (HES) mahkemeden onay geldi.

Daha önce 2010 yılında iptal edilen ve 2021 yılında çok az değişiklikle tekrar sunulan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu mahkeme tarafından olumlu bulundu.

Alicik HES projesi
Alicik HES projesi

‘Danıştay’a başvuracağız’

17 Şubat tarihinde Rize Adliyesi’nde görülen duruşmanın sonucu 12 gün sonra açıklandı. Bölge halkı, ‘Bu dava burada bitmez, Danıştay’a başvuracağız” diyerek karara tepkilerini gösterdi.

Mahkemenin kopyala yapıştır yöntemiyle yaşam savunucularını üzen bir karar verdiğine dikkat çeken Handüzü Yaylası Kültür ve Tabiat Varlılarını Koruma Derneği başkanı Ceyhun Kalender mahkemenin kararını “Küresel sermayenin, şirketin, ortaklarının, destek veren siyasilerin, muhtarların ve yandaşlarının gözü aydın olsun. Kazandılar ama şimdilik” sözleriyle eleştirdi.

‘10 yılda ne değişti?’

Daha önce projeye dava açıldığını hatırlatan Kalender, “2010’da Alicik HES Projesine dava açmıştık. O tarihte yapılan bilirkişi raporuna göre Rize İdare Mahkemesi projeyi iptal etmişti. Peki, aradan geçen 10 yıl zarfında ne değişti? Aynı HES, aynı köy… Hatta değiştirilen ÇED Raporuna göre çok daha olumsuzluklar içeren bir proje hayata geçirilmek isteniyordu” dedi.

“Şirket 2010’da iptal edilen ÇED Raporunu sözde revize ederek, kopyala yapıştır yöntemiyle yeniden düzenledi” diyen Kalender, projenin vatandaşlardan gizleyerek, bilgilendirme toplantısı yapmadan hayata geçirilmek istendiğini söyledi.

Açıklanan karar sonrası davanın avukatları da yetersiz su debisine rağmen hangi bilimsel kararla bu derenin üzerine HES kurulabileceğine karar verildiğini sordu. Mücadelenin devam edeceğini belirten avukatlar mahkeme kararını Danıştay’a taşıyacaklarını belirtti.

[Hayvan hakları yasası nerede?] Ankara’da molozların altına gömülmüş 20 ölü köpek bulundu

Ankara‘nın Gölbaşı ilçesinde boş bir arazide moloz ve toprak yığınlarının altında yaklaşık 20 ölü köpeğin bulunduğu bildirildi. Toprağın altında hala köpeklerin olduğu da ileri sürüldü.

Ölü bulunan köpekler, belediye ekipleri tarafından inceleme yapılmak üzere toplanarak götürüldü.

Olayın tanıklarından hayvansever Sibel Bengüyü, belediye ekipleriyle köpek besledikleri esnada boş araziden kötü koku geldiğini ve bunun üzerine bölgeye gittiğini anlattı. Bengüyü, moloz yığını arasında ölü köpeklerin olduğunu fark edince polise haber verdi.  Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner Şube Müdürlüğü ve polis konuyla ilgili inceleme başlattı.

fotoğraf: DHA

‘Yaklaşık 20 köpek çıkardık’

Bengüyü, yaşadıklarını şöyle aktardı:

Üst üste yığılmış bir biçimde ölü köpekleri gördük. Birkaç tanesinin ağzından hala kan akıyordu. O köpekleri belediye ekipleri aldı ve otopsiye götürdü. Yaklaşık 20 köpek çıkardık buradan. Fakat toprağın altında daha sayısı belli olmayan köpekler var diye tahmin ediyoruz.”

Mansur Yavaş: Failler en ağır cezayı alana kadar takipçisi olacağım

Olaya ilişkin Twitter’dan bir açıklama yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Vahşetin fail ya da failleri kanun önünde en ağır cezayı alana kadar olayın bizzat takipçisi olacağım” dedi. 

 

Yavaş, “Kentimizde, can dostlarımızı hedef alan insanlık dışı olaylara ilişkin takibimiz sürüyor. Bu vahşetin fail ya da failleri kanun önünde en ağır cezayı alana kadar olayın bizzat takipçisi olacağım” ifadelerini kullandı. 

 

Müjdat Gezen ve Metin Akpınar ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten beraat etti

Halk Tv‘de gazeteci Uğur Dündar’ın sunduğu programdaki sözleri nedeniyle “Cumhurbaşkan’ına alanen hakaret” suçundan yargılanan sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen için beraat kararı verildi.

Esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, sanatçıların 4’er yıl 8’er ay hapisle cezalandırılmasını istemişti. Davanın bugün Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında iki sanatçının beraatine hükmedildi. 

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Müjdat Gezen ve Metin Akpınar hakkında 21 Aralık 2018’de konuk oldukları Halk TV’de Uğur Dündar tarafından sunulan “Halk Arenası” adlı programda yaptıkları açıklamalar üzerine soruşturma başlatmıştı.

Soruşturma kapsamında polis eşliğinde geldikleri Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği’ne ifade veren sanatçılar, adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmış, daha sonra adli kontrol de kaldırılmıştı. 

Soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, Müjdat Gezen ile Metin Akpınar’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçundan 1 yıl ikişer aydan, 4 yıl sekizer aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyordu. 

Kutup ayılarını nasıl bilirsiniz?

Dünya Doğayı Koruma Vakfı, (World Wide Fund for Nature – WWF) 27 Şubat Dünya Kutup Ayıları Günü‘nde kutup ayılarının bilinmeyen yönlerini anlatan kısa bir video yayınladı.

Videoda, kutup ayılarının ayaklarının koktuğu, karda yıkandıkları, kış uykusuna yatmadıkları gibi ilginç bilgiler yer aldı.

 

Her yıl 27 Şubat, küresel ısınma ve iklim krizi nedeniyle yaşam alanları yok olan, bu yüzyıl içinde nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kalan kutup ayıları hakkında farkındalık oluşması için Dünya Kutup Ayıları Günü olarak kutlanıyor.

Salda için UNESCO’ya başvuru yapıldı

Salda Gölü’nün ‘Dünya Doğal Mirası’ sayılması için Salda Gölü Koruma Derneği Başkanı Gazi Osman Şakar tarafından UNESCO’ya başvuru yapıldı. Salda’nın korunması gerektiğine vurgu yapılan başvuru dilekçesinde ekolojik ve bilimsel açılardan bölgenin önemini altı çizildi.

Dilekçede, NASA ve bilim insanlarının Salda’ya ilişkin yaptığı çalışmalara dikkat çekilerek Mars’a benzerliği olduğu yönündeki veriler hatırlatıldı; Dünya’daki canlı yaşamının başlangıcı olan tek hücreli canlıların bölgede oluşumunun halen devam ettiği belirtildi. 

301 bitki türüne ev sahipliği yapıyor

Bölgenin ekolojik zenginliğine de değinilen dilekçede, Orman Bakanlığı tarafından 2013’te yapılan çalışma sonucu 301 sucul ve karasal bitki türü belirlendiği, bunlardan ikisinin endemik olduğu hatırlatıldı. Yine bakanlığın çalışması sonucu bölgede 110 kuş türüne rastlandığının altı çizilerek bunlardan da 75’inin Bern Sözleşmesi kapsamında koruma alında olduğu aktarıldı.

Millet Bahçesi için çalışmalar sürüyor

Bu arada göl çevresine inşa edilecek olan Millet Bahçesi hazırlıkları da hız kesmeden sürüyor. 2020’nin eylül ayında Salda’yı imara açacak 1/25000 ölçekli plan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmıştı. Plana göre, Salda Gölü Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin bir kısmında seyreltilmiş kırsal yerleşimin korunurken, otel ve pansiyonların ise Doğanbaba ve Kayadibi’nin bulunduğu bölgeye yönlendirilerek yapılaşmaya açılmasına başlanmıştı. 

Salda Gölü Koruma Derneği ise yıl sonunda yaptığı açıklamada projede belirtilenlerin de dışına çıkıldığını, Beyaz Adalar’a ahşap binalar yapıldığını bildirdi. Pandemi döneminde çalışmalarının hız kazandığını kaydeden Dernek, proje tanıtımında söylenen ‘bir çivi bile çakmayacağız’ sözlerinin ise unutulduğunu kaydetti. 

İki aydır ‘cehennem’ koşullarında seyahat eden 850 inek alıcı bulamadığı için öldürülecek

İspanya Tarım Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Akdeniz‘de bir gemide aylar geçirmiş 850’den fazla ineğin artık nakliye için uygun olmadığını ve öldürülmesi gerektiğini söyledi.

İnekler son iki aydır koşulları hayvan hakları aktivistleri tarafından “cehennem” olarak nitelendirilen “Allah Kerim” isimli bir gemide tutuluyordu. Aylar boyunca alıcı bulmaya çalışan gemi en son İspanya‘nın Cartagena limanına yanaştı.

Virüs endişesiyle kimse almadı

Hayvanlar sığır mavi dil virüsüne sahip oldukları korkusuyla birçok ülke tarafından reddedildi. Böcek kaynaklı virüs, sığırlar arasında topallığa ve kanamaya neden oluyor ancak insanları etkilemiyor.

Reuters’ın yer verdiği gizli bir veteriner raporu hayvanların uzun yolculuktan mağdur olduğunu ve öldürülmelerinin onlar için en iyi çözüm olacağını söylüyordu. Ancak raporda hayvanların hastalık taşıyıp taşımadığına yer verilmedi.

Bakanlık: Öldürülmeliler

Tarım Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada raporun bulguları doğrulandı. Açıklamada gemi sahiplerinin sığırları öldürmesi gerektiği belirtildi.

Bakanlık, “Hayvanları yürürlükteki mevzuata uygun olarak izole etmeye devam etmeli ve kesmeliler. Bunu yapmazlarsa Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı yapacak” dedi.

Türkiye’ye teslim edilecekti

Gemi sahibi Talia Shipping Line’ı temsil eden avukat Miquel Masramon, perşembe günü hayvanlardan alınan ve yetkililer tarafından el konulan numunelerin virüs testi yapılması için iade edilmesini istedi.

Masramon, “Raporda, bu hayvanların neden yok edilmesi gerektiğini açıklayan herhangi bir ciddi hastalıktan bahsetmiyor” dedi.

Sığırlar en başta Türkiye’ye teslim edilmek için Cartagena’dan ayrılmıştı. Ancak Türkiye’deki yetkililer mavi dil enfeksiyonundan korkarak İspanya’dan yapılan canlı hayvan ithalatını askıya aldı. Bunun ardından talep birçok ülke tarafından daha reddedildi.