Ana Sayfa Blog Sayfa 1586

HDP İş ve Aş Buluşmaları ekolojik yıkım altındaki Karadeniz’de

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Herkes İçin Adalet kampanyası kapsamında başlattığı ve 2021 yılı boyunca devam edecek olan İş ve Aş Buluşmaları’nın dördüncüsünü 25-26 Mart tarihlerinde Karadeniz’de gerçekleştiriyor.

Buluşmada Karadeniz’in Ekoloji ihtilafları üzerine Ekolojiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, Ekoloji Komisyonu Sözcüsü Menekşe Kızıldere ve Ekonomiden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan basın açıklaması yaptı.

Buluşmada Garo Paylan, Naci Sönmez ve Menekşe Kızıldere’nin yanı sıra Emekten Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse, Erol Katırcıoğlu, Hopa İlçe Yönetimi ve PM üyeleri de yer aldı.

‘Sadece Artvin’de 129 HES projesi var’

Karadeniz bölgesinde süre gelen ekoloji yıkım projelerine değinilen açıklamada Cerattepe’deki madencilik faaliyetleri ve Murgul’da kurulmak istenen siyanür havuzlarına değinildi. Ekolojik tahribata karşı bölge halkının uzun süredir mücadele ettiği hatırlatılan açıklamada “Halkın istemediği hiçbir projeyi sermaye gerçekleştiremez” denildi.

Özellikle Artvin ve Hopa’da birçok ekolojik itlafı bulunduğu belirtilen Menekşe Kızıldere “Bunların başında HES’ler ve madenler gelmekte. Hopa’nın çayını bitirdiniz şimdi yapılan HES’lerle hem geçim hem yaşam kaynağı olan dereleri de mi bitireceksiniz? Neredeyse 7 bin 500 kilometrekarelik yüzölçümü olan Artvin’de 129 HES projesi var ve bunların hepsi küçük küçük projeler. Artvin’in yüzde 71’i maden ruhsatı almış durumda. Ne ile geçinilecek? Hem Artvin hem de Hopa sermayenin ablukası altında” dedi.

‘Metin Lokumcu Hopa halkı direnişinin simgesi’

Toplantıda 21 Nisan günü Metin Lokumcu’nun ölümüne ilişkin davanın görüleceği hatırlatıldı. Emekli öğretmen Lokumcu, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın düzenlediği mitinge yönelik yapılan protestolar sırasında polisin sıktığı biber gazından ve aldığı darbelerden etkilenerek kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti.

Açıklamada “Metin Lokumcu Hopa halkının direnişinin simgesidir. Bu kent direnişin sembolüdür ve mücadelenin yanındadır” ifadeleri kullanıldı.

Pfizer/BioNTech aşısı çocuklarda test edilmeye başlandı

ABD’li ilaç şirketi Pfizer ile Alman ortağı BioNTech’in geliştirdiği COVID-19 aşısı, 12 yaşın altındaki çocuklarda test etmeye başlandı. ABD’deki denemenin ilk katılımcıları olan dokuz yaşındaki ikiz kız çocukları, Kuzey Carolina’daki Duke Üniversitesi’nde aşılandı.
 
Pfizer firmasından yapılan açıklamada, gönüllüler üzerinden dün ilk testlere başlandığı belirtilerek söz konusu yaş aralığındaki çocuklara aşılamanın 2022 yılı başlarında genişletilmesinin öngörüldüğü kaydedildi.

İlaç şirketinin sözcüsü Sharon Castillo, denemenin sonuçlarının yılın ikinci yarısında beklendiğini ve şirketin gelecek yılın başlarında daha küçük çocukları aşılamayı umduğunu söyledi.

Ulusal Sağlık Enstitüleri‘nde görev yapan Dr. Emily Erbelding de , çocukların aşılanmasının okulların yeniden açılmasına ve salgının sona ermesine yardımcı olacağını belirtti. 

Diğer firmalar da testlere başladı

6 ay-11 yaş aralığı test çalışması sonuçlarının 2021’in ikinci yarısında alınması umuluyor. Pfizer’in 12-15 yaş aralığı için devam eden aşı çalışmalarının sonuçlarının da gelecek haftalarda açıklanması bekleniyor. 

ABD’li Moderna da altı aydan 12 yaşına kadar olan çocuklarda aşı denemesine başladığını duyurmuştu. Her iki şirket de aşılarını 12 yaş ve üstü çocuklarda test ediyor ve bu sonuçları önümüzdeki birkaç hafta içinde almayı umuyor. 

Birleşik Krallık’ın AstraZeneca firması da geçen ay aşısını altı aylık ve daha büyük çocuklarda test etmeye başlamıştı. ABD’li Johnson & Johnson ise daha büyük çocuklarda performansını değerlendirdikten sonra aşı denemelerini küçük çocukları kapsayacak şekilde genişletmeyi planlıyor.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından onaylanan ülkedeki COVID-19 aşılarından Moderna ile Johnson&Johnson 18 yaş ve üstü, Pfizer/BioNTech aşısı ise 16 yaş ve üstüne uygulanabiliyor.

Hrant Dink davasında karar açıklandı: Dört isme müebbet hapis cezası

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in 14 yıl önce katledilmesine ilişkin görülen davada, aralarında eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de bulunduğu altısı tutuklu, 13’ü firari toplam 76 sanığın yargılandığı davada karar bugün açıklandı.

Astsubay Yavuz Karakaya‘ya, müebbet hapis ve kasten öldürmeye yardım suçundan 12 yıl 6 ay, eski emniyet müdürü Ramazan Akyürek‘e ağırlaştırılmış müebbet ve resmi belgeyi yok etmek suçlamasından 5 yıl 7 ay 15 gün, Tutuklu sanık eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer‘e ağırlaştırılmış müebbetle birlikte resmi belgeyi yok etmek suçlamasından 4 yıl 6 ay hapis, tutuklu sanık eski asker Muharrem Demirkale‘ye ise iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada, 14 Aralık 2020 tarihinde duruşma savcısı, 68 sayfalık esas hakkındaki mütalaasını dava dosyasına sunmuştu.

Savcılık, Fetullah Gülen‘in de aralarında olduğu 13 firari sanığın dosyalarının ayrılmasını talep ederken, 11 sanığın da üzerine atılı suçlardan beraatini istemişti.

Ercan Gün’e 10 yıl hapis cezası

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Gazeteci Ercan Gün‘ü “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, Ekrem Dumanlı, Adem Yavuz Arslan‘ın da aralarında bulunduğu 13 firari sanığın dosyasının ayrılmasına karar verildi.

Bazı dosyalar düşürüldü

Tutuksuz sanıklar eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkındaki dava dosyası da zaman aşımı nedeniyle düşürüldü.

Yargılama aşamasındayken hayatını kaybeden emekli jandarma istihbaratçı astsubay Şeref Ateş hakkındaki dosyanın da düşürülmesine karar verildi.

Eski Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay “İhmal nedeniyle adam öldürmek” ve “resmi belgeyi yok etme” suçlarından beraat ederken, “Görevi ihmal” suçlamasından zaman aşımı nedeniyle dosyası düşürüldü.

Eski polis memuru Muhittin Zenit‘e üç suçtan beraat verildi. Hakkındaki görevi ihmal suçlaması ise zaman aşımı sebebiyle düşürüldü.

Müebbet hapis cezaları verildi

Eski İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü‘nde görevli astsubay Yavuz Karakaya, “Anayasayı ihlal”den müebbet hapis ve “kasten öldürmeye yardım” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Eski emniyet müdürü Ramazan Akyürek’e tasarlayarak kasten insan öldürmek suçlamasından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, resmi belgeyi yok etmek suçlamasından da 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası aldı.

Tutuklu sanık eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer de tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Resmi belgeyi yok etmek suçlamasından da 4 yıl 6 ay hapis cezası aldı.

Davasının tutuklu sanığı eski asker Muharrem Demirkale ise iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

BM’den Uluslararası Suriye Donörler Konferansı öncesi ülkelere çağrı

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri (BMMYK) Başkanı Fillippo Grandi, en fazla Suriyeli sığınmacıların yaşadığı beş ülke için 5 milyar 800 milyon dolar mali yardım gerektiğini açıkladı.

Grandi, Türkiye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Mısır‘da planlanan destek programlarının hayata geçmesi için bu meblağa ihtiyaç olduğunu, finanse edilmemesi durumunda ise Avrupa‘ya doğru sığınmacı akınlarının olabileceğini kaydetti.

Suriye’ye yardım için yapılacak olan Uluslararası Suriye Donörler Konferansı, Brüksel‘de 29-30 Mart tarihlerinde Avrupa Birliği‘nin (AB) girişimiyle sanal ortamda düzenlenecek.

‘Lübnan’dan Kıbrıs’a doğru yola çıkan tekneler var’

Fillippo Grandi, Geçtiğimiz yıl Lübnan’ın Beyrut Limanı‘nda meydana gelen patlama sebebiyle ülkenin ekonomisinin kötü olduğuna dikkat çekti ve “Lübnan’ı mültecilerle baş başa bırakırsak ülkenin tabutuna bir çivi de biz çakmış oluruz” dedi.

Steiner, gerekli miktarın toplanacağından umutlu

BMMYK Başkanı, şimdiden Lübnan’dan Kıbrıs‘a doğru yola çıkan tekneler olduğunu da ekledi.

BM Kalkınma Programı Sorumlusu Achim Steiner da, “Eğer anne ve babanın para kazanma imkanı yoksa, çocuklar okula gidemiyorsa ve aile sağlık imkanlarından yoksunsa çaresizlik kaçınılmazdır” dedi.

İnsanların bu durumdan kurtulmaya çalışmasının da sürpriz olmayacağını söyleyen Steiner, mülteciler için gerekli olan miktarın toplanacağından umutlu olduğunu dile getirdi.

Toplanan yardımların beş ülkedeki 4 milyon 800 bin Suriyeli sığınmacı için kullanılması planlanıyor. Ancak, geçtiğimiz yılki yardım konferansında sığınmacılar için gereken maddi yardımın yalnızca yüzde 53’ü toplanabilmişti.

Türkiye de sığınmacılar için AB’den daha fazla mali destek istiyor.

Dolar yeniden 8 TL’ye ulaştı

Haftaya Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal‘ın görevden alınması sebebiyle büyük bir düşüşle 8.50 TL’ye yakın bir seviyeden başlayan ve daha sonra döviz satışlarıyla dengelenen dolar, yeniden 8 TL üzerine çıktı.

Haftanın son işlem gününe yükselişle başlamasının ardından 8,01 seviyesinde işlem görüyor. Kur, bu seviyelerden kapanması halinde haftalık bazda yüzde 10 değer kaybetmiş olacak.

Euro yüzde 0,9 artışla 9,4355 TL’ye, sterlin de yüzde 0,7 değer kazancıyla 11,0030 TL’ye kadar yükseldi.

Türk varlıklarından uzak durma önerisi

Sözcü’nün aktardığına göre enflasyondaki yükselişin devam edeceği beklentisi, TL’deki değer kaybının yeni bir enflasyon yükselişi daha yaratacak olması ve rezervlerin düşük seviyesine ek olarak ekonomi ve hukuk reformlarından söz edildiği bir dönemde HDP’ye kapatma davası açılması, İstanbul sözleşmesinden çıkılması gibi gelişmeler bankacılara göre Türkiye ekonomisini içinden çıkılması oldukça zor bir süreç oluşturuyor.

Yabancı banka raporlarında “güven” konusu öne çıkıyor. Birçok yatırımcı Türkiye’de ekonomi anlayışında değişiklik olana kadar Türk varlıklarından uzak durmayı önerirken şu an için oldukça azınlıktaki bazı yatırımcılar ise oluşan yeni fiyatlamaların fırsat oluşturabileceğini düşünüyor.

Açıklamalar piyasa tepkisi sınırlamaya yetmedi

Ekonomi yönetiminin pazartesi günü yaptığı açıklamalar piyasa tepkisini sınırlamaya yetmemişti. Ekonomi yönetimi “serbest piyasa mekanizmasından” uzaklaşılmayacağına” sermaye hareketlerindeki liberalizasyonu “kırmızı çizgi” olarak tanımlıyor.

Bugün yurtiçinde saat 10.00’da yayımlanacak olan Mart ayı reel kesim güven endeksi ve imalat sanayi kapasite kullanım oranı verisi izlenecek. Yurtdışında ise Şubat ayı ABD kişisel gelirler verisi ve Fed’in enflasyon göstergesi olarak kabul ettiği kişisel tüketim harcamaları (PCE) verisi saat 16.30’da yayımlanacak.

Adalet Nöbeti’ndeki Gergelioğlu’dan muhalefete çağrı: Gelin bir çayımızı için

Hakkında verilen hapis cezası nedeniyle milletvekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu ve partisinin önce Meclis’te başlattığı daha sonra HDP Genel Merkezi’ne taşıdığı Adalet Nöbeti 10’uncu gününe girdi.

Bir video mesaj paylaşan Gergerlioğlu, muhalefet partisi liderlerine seslendi. Siyasi parti liderlerinin daha aktif bir tutum almaları gerektiğini söyleyen Gergerlioğlu şunları söyledi:

Evet Sayın Davutoğlu, Babacan, Kılıçdaroğlu beni aradı, Sayın Karamollaoğlu da konuşmalarında bahsetti ama biz Adalet Nöbeti’ndeyiz. Buyursunlar gelip çayımızı içsinler ve bize desteklerini açık bir şekilde göstersinler.”

Gergerlioğlu’nun diğer çağrısı ise kamuoyuna oldu. Sokağa çağırmadığını belirten Gergerlioğlu “Tüm kamuoyuna Adalet Nöbeti’ni evlerinde kurumlarında yapmaları çağrısında bulunuyorum” dedi.

Gergerlioğlu, “Halkın iradesi, Anayasa, dokunulmazlıklar herkesin gördüğü açık bir şekilde çiğnenirken sessiz kalmayın. Hem halkımızdan hem siyasi partilerinden daha açık, net, güçlü destek bekliyorum” dedi.

KESK, Ankara’ya yürüyor: Eşit ve özgür bir yaşam için mücadelemizi sürdüreceğiz

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, (KESK) Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilen emekçilerin, işlerine geri dönmesi ve demokrasi talebiyle İstanbul‘dan Ankara‘ya başlattıkları yürüyüşte Kocaeli ve Yalova‘dan sonra Bursa‘yı da geride bıraktı.

Uğranılan illerin kent merkezlerinde de yürüyüşler gerçekleştirip basın açıklamaları yapılırken, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına da sık sık tepki gösterildi.

‘Hedef alınıyoruz’

Bursa’da yapılan basın açıklamasında konuşan KESK Eş Başkanı Aysun Gezen, “Zenginlere ve sermayeye öncelik tanıdılar, salgın ile birlikte paketler açıkladılar. Paketlerden emekçilerin yararına tek bir satır çıkmadı” dedi ve iktidarın politikalarına karşı çıktıkları için hedef alındıklarını kaydetti:

Özellikle eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme gibi kamusal hizmetler piyasanın insafına terk edilerek sefalet ücretiyle yaşamaya mahkum edilen halkın bu hizmetlere ulaşamamasına karşı çıktığımız için, güvencesizleşmeye karşı çıktığımız için; insanca çalışma koşulları, insanca yaşamaya yetecek ücret talep ettiğimiz için hedef alınıyoruz. Çünkü bu iktidar sermaye için bu ülkede dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor.”

‘Mücadelemizi sürdüreceğiz’

Basın açıklamasında, yürüyüşlerinin amacına da değinen Gezen, şu ifadeleri kullandı:

Bugün yaptığımız bu yürüyüş KHK zulmüne karşı bir yürüyüş. Aynı zamanda emekten yana, barış içinde yaşamın tesis edildiği, laik demokratik bir cumhuriyetin de yürüyüşü. Karanlığa, gericiliğe karşı bir yürüyüş.

Kadınlar için eşit özgür bir yaşam yürüyüşü. Biz KESK olarak tarihimizden aldığımız güçle kendimizi sokakta var ettik. Sokaklardan çekilmeden, yılmadan bu ülke eşit ve özgür bir yaşama kavuşsun bu ülkenin her bir ferdi rahat, refah bir yaşama kavuşsun diye mücadelemizi sürdüreceğiz.”

Düzensiz göçmenler hükümete tepkilerini Paris’in ortasına çadır kurarak gösterdi

Fransa‘da, çoğunluğu Afganların oluşturduğu ve aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu düzensiz göçmenler, içinde bulundukları kötü koşullar konusunda hükümete seslerini duyurmak için başkent Paris’in göbeğinde kamp kurdu.

“Dayanışma gecesi” kapsamında birçok derneğin öncülüğünde düzenlenen protestoda yüzlerce kişi Republique Meydanı‘na geldi.

‘Görünmeyeni görünür hale getirmek istedik’

Afganistan Çocukları Derneği Başkanı ve düzensiz göçmenlere yönelik çalışmalar yapan “Requisitions” kolektifin üyesi Reza Jafari, AA’dan Yusuf Özcan’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Paris Emniyet Müdürü Didier Lallement göçmenlerin Paris’te çadır kurmasını yasakladığı için ancak Paris çevresinde çadır kurabiliyorlar. Bu akşam görünmeyeni görünür hale getirmek istedik.”

‘En temel hakları barınacak yer’

Düzensiz göçmenlerin iltica talebinde bulunduklarını ifade eden Jafari, göçmenlerin temel hakkının barınacak yere sahip olması olduğunu ancak bunun gerçekleşmediğini kaydetti. Jafari, “İnsan hakları ülkesinde ailelerin köprülerin altında kalması kabul edilemez” yorumunu yaptı.

Jafari, düzensiz göçmenlerin Kasım 2020’de de bu meydanda kamp kurduğunu hatırlatarak, “Çok kötü geçmişti ve şiddetliydi. Bu göçmenler polisten korkmuyor. Her gün ve her akşam köprülerin altında yaşam mücadelesi veriyor. Polisler köprülerin altına geldiklerinde çadırları dağıtmaktan, göçmenleri copla dövmekten ve onlara biber gazı kullanmaktan çekinmiyor” dedi.

Paris’in göbeğinde sığınmacılara biber gazı

Fransa’nın başkenti Paris’te 24 Kasım 2020 gecesi, polis, Republique Meydanı’nda çadır kuran çoğunluğu Afgan 500’e yakın sığınmacıyı yaka paça dışarı atmış, biber gazıyla müdahalede bulunmuştu.

İçişleri Bakanlığı, alandaki gazetecilere de şiddet uygulayan polis ve jandarmanın görüntülerinin gündem olması üzerine soruşturma açıldığını duyurmuştu.

Birçok gazeteci, aktivist ve siyasetçi de sığınmacılara desteklerini ifade ederek polis şiddetini kınamıştı.

 

Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez Boğaziçi’nde dördüncü görevine atandı

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Melih Bulu‘nun 5 Mart tarihinde rektör yardımcısı olarak görevlendirdiği Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez bu kez de Fen Bilimleri Enstitüsü‘ne (FBE) vekaleten müdür olarak atandı.

Sönmez 22 Mart tarihinde hem Öğrenci İşleri Dekanı hem de Burs Ofisi Koordinatörü olarak görevlendirilmişti. Böylece bu pozisyon Sönmez’in atandığı dördüncü pozisyon oldu.

‘Tercih belirleme yoklaması yapılamadı’

bianet’ten Dilek Şen’in haberine göre  Boğaziçi İslam Araştırmaları Kulübü‘nün (BİSAK) danışman hocalığını da üstelenen Sönmez’in, yeni görevi bölüm başkanlarına ve yöneticilere duyuruldu. Bulu imzalı mailde şu ifadeler kullanıldı:

Rektörlüğümüz tarafından kurayla belirlenen FBE komisyon üyelerinin görev almak istememelerinden dolayı FBE müdürlüğü tercih belirleme yoklaması maalesef yapılamamıştır. Bu nedenle 26 Mart 2021 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü görevini Rektörlüğümüz tarafından başlatılacak yeni bir atama süreci sonlanana kadar Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fazıl Önder Sönmez vekaleten yürütecektir.”

Fazıl Önder Sönmez kimdir?

Makina Mühendisliği Öğretim Üyesi. Lisansını ve yüksek lisansını Boğaziçi Üniversitesi‘nde, doktorasını ise Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles’ta (UCLA) tamamladı.

Sönmez, 2003’te kurulan BURA – Boğaziçi Üniversiteliler Derneği‘nin ilk disiplin kurulu üyelerinden. Derneğin 10 Ekim 2004’teki 1. Genel Kurulu’na, AKP’liler Recep Tayyip Erdoğan, Kadir Topbaş ve Burhan Kuzu da katıldı.

BURA‘nın 1 Aralık 2019’da düzenlenen 15. Olağan Genel Kurulu da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop‘un aralarında olduğu çok sayıda kişinin katılımıyla düzenlendi.

Sönmez, ayrıca, Boğaziçi İslam Araştırmaları Kulübü‘nün (BİSAK) de danışman hocası.

 

 

Bilecik Belediye Başkanı’na ‘İstanbul Sözleşmesi kimden korur?’ afişleri için soruşturma

İçişleri Bakanlığı, Türkiye‘nin İstanbul Sözleşmesi‘nden çekilmesiyle ilgili Bilecik Belediyesi tarafından kentin çeşitli yerlerine asılan “İstanbul Sözleşmesi kimden korur?” başlıklı afişler nedeniyle Bilecik Belediye Başkanı Semih Şahin hakkında soruşturma başlattı.

Konuyla ilgili Twitter hesabından bir açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, afişlerin öğretmenleri ve polisi zan altında bıraktığını iddia etti ve afişlerin polis tarafından kaldırıldığını duyurdu.

‘Toplumun tüm kesimlerine hakaret içeriyor’

Süleyman Soylu, Twitter hesabından şu açıklamalarda bulundu:

Toplumumuzun tüm kesimlerine hakaret içeren, Öğretmenlerimizi ve Polisimizi zan altında bırakan Bilecik’teki bilboardlar yaptığımız suç duyurusu sonucu güvenlik güçlerimizce derhal kaldırılmıştır

Bilecik Bel. Başkanı ve ilgililer hakkında Bakanlığımızca soruşturma başlatılmıştır.”

Afişte neler yazıyordu?

“İstanbul Sözleşmesi kimden korur?” başlıklı söz konusu afişlerde yer alan ifadeler ise şöyle:

Şiddete meyilli herkesten korur: Eşin, eski eşin veya partnerin şiddetinden, abinin, babanın veya diğer aile bireylerinin şiddetinden, işyerinde patronun, okulda öğretmenin, karakolda polisin ya da sokakta, çarşıda ya da toplu taşımada tanımadığımız erkeklerin şiddet ve tacizinden, kısaca en yakınımızdakinin şiddetinden korur.”