Ana Sayfa Blog Sayfa 1567

Rusya’nın muhalif lideri Navalni hastaneye kaldırıldı

Rusya’da cezaevinde bulunan ve  bulunduğu hapishanede doktor ve ilaç hakkı engellendiği için mart ayı sonunda açlık grevine başlayan Aleksey Navalni solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle tedavi için hastaneye kaldırıldı.

Rusya’da yayın yapan Izvestia gazetesinin haberine göre Navalni’ye hastanede koronavirüs testi de yapıldı ancak muhalif liderin Covid-19’a yakalandığı yönünde herhangi bir bilgi yok.

Kendisine ait Telegram hesabından yapılan açıklamada, Navalni’nin hastaneye girerken 93 kilo olduğu ancak şimdi 85 kiloya düştüğü belirtildi.

Ne olmuştu?

Muhalif politikacı, geçtiğimiz yaz Sibirya’da bulunduğu sırada Sovyetler Birliği döneminde üretilen Noviçok grubundan bir madde ile zehirlenmiş ve ardından Almanya’ya götürülerek tedavi edilmişti.

Yaklaşık beş aylık tedaviden sonra ülkesine dönen Navalni, daha önce hakkında verilen şartlı tahliye kararını ihlal ettiği gerekçesiyle Moskova’da havaalanında gözaltına alınmış, aynı gerekçeyle 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Navalni’nin bel ağrıları çektiği, ağrının sağ bacağına vurduğu ve felç benzeri semptomlar gösterdiği belirtilirken, doktorları ve avukatları Navalni’nin sağ bacağını kaybedeceğinden endişe ettiklerini ifade etmişti. Navalni ise tıbbi yardım talebinin reddedilmesi üzerine açlık grevine başlamıştı.

‘Validebağ Korusu’na karşı sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz’

Validebağ Korusu’nun Millet Bahçesi‘ne dönüştürülmek istenmesine karşı çıkan Validebağ Savunması itiraz dilekçelerini sunmak için bugün saat 12.00’de Üsküdar Belediyesi önünde bir araya gelecek.

Yapılan açıklamada “Validebağ Korusu’nun neden Millet Bahçesi ol(a)mayacağını Üsküdar Belediyesi önünde yapacağımız basın açıklamasıyla önce kamuoyuna duyuracak, arkasından dilekçelerimizle Üsküdar Belediyesinden projenin iptalini talep edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

Ne olmuştu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2018 yılında Üsküdar’daki 354 dönümlük alana yayılan 1’nci derece doğal sit alanı olan Validebağ Korusu’nun Millet Bahçesi yapılmasına karar vermişti. Proje ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından çizilmişti.

Milli Emlak Genel Müdürlüğü Mart 2020 tarihinde korunun dörtte üçünü Üsküdar Belediyesi’ne tahsis etti. Belediye ise Millet Bahçesi projesinden çok farklı olmayan bir şekilde koruda otopark, festival alanı gibi inşaatlar yapılacağını açıkladı.

Türkmen’in konuşması hatırlatıldı

Validebağ Savunması tarafından yapılan açıklamada Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in Koru’da yaptığı bir konuşma hatırlatıldı. Türkmen konuşmasında şunları söylemişti:

Altını çizerek söylüyorum, bizim bugüne kadar yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır…burada doğal olmayan, yasal olmayan hiçbir müdahalemiz olmayacak. Tekrar söylüyorum bizi de kendinizi de yormayın. Biz burayı vatandaşlarımızla buluşturacağız.”

‘Sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz’

Validebağ Savunması Türkmen’in konuşmasına “Biz de yüz yılı aşkın bir süredir vatandaşlarıyla buluşmuş Validebağ Korusu’na karşı sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz” sözleriyle yanıt verdi.

Açıklamada 6 Nisan Salı (bugün) saat 12.00’da şikayet dilekçelerini teslim etmek ve basın açıklaması gerçekleştirmek için Üsküdar Belediyesi önünde bir araya gelinceği belirtildi.

Erdoğan’dan emekli generallerin bildirisine yanıt: İfade özgürlüğü değil, her tedbiri uygulayacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de emekli amirallerin Kanal İstanbul ve Montrö Anlaşması ile sarıklı amiral hakkındaki bildirisine ilişkin yapılan değerlendirme toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. 

Erdoğan’ın 2 saat 10 dakika süren toplantının ardından yaptığı açıklamadan satır başları şöyle: 

  • Bir gece yarısı gerçekleştirilen bu eylem kesinlikle art niyetli bir girişimdir. Emekli amirallerin vazifesi 104 tanesi bir araya gelerek siyasi bir tartışma konusunda darbe imaları içeren bildiriler yayınlamak değildir.
  • Geçmişi darbelerle dolu ülkede, bir gece yarısı 104 emekli amiralin böyle bir girişimde bulunması kabul edilemez. Bunun adına ifade özgürlüğü diyemeyiz. 
  • Emekli amiral sıfatıyla da olsa böyle bir girişim, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri‘ne yönelik bir bühtandır
  • Biz bildiri yayımlanır yayımlanmaz tüm siyasetçilerin karşı duruş sergilerini beklerdik.
  • Demokrasi karşıtı tüm bildirilerin özellikle arkasında yer alan zihniyet yine safını belirlemiştir. 

‘Montrö’den çıkmakla ilgili çalışmamız ve niyetimiz yok’

  • Türkiye’de demokrasiye yönelik her saldırı bu tarz bildirilerin ardından gelmiştir.
  • Bildiriye karşı gereken her tedbiri uygulama kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Montrö’nün ülkemize sağladığı kazanımları önemli görüyor ve daha iyisi için imkan bulana kadar sözleşmeye bağlılığımızı sürdürüyoruz. Konumuz olan Montrö tartışması nereden çıktı?”
  • Montrö Sözleşmesinden çıkmayla ilgili halihazırda ne  bir çalışmamız ne de böyle bir niyetimiz vardır.
  • Amaç Montrö Sözleşmesiyle ilgili tartışmaya katkı sağlamaksa bunun mecrası bildiri yayımlamak değil, akademik dünyada görüş ifade etmektir.
  • Türkiye, Kanal İstanbul sayesinde İstanbul Boğazı’ndaki ağır deniz trafiği yükünü hafifletirken Montrö’deki sınırlamaların dışında tamamen kendi egemenliğinde bir alternatife kavuşmuş olacaktır. Bu bizim egemenlik mücadelemizdir.
  • Eski diplomatlardan, eski milletvekillerinden ülkemize karşı husumetleriyle bilinen sözde aydınlardan oluşan kimi kesimler, bir süredir benzer söylemlerle yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı hedef almaktadır. Üstelik bunların çoğu da ülkede dikili taşı olmayan, millete zerre faydası dokunmamış kişilerdir.
  • Milleti ve milletin seçtiği yönetimi tehdit etme cüretini gösterenlere hadlerini yine milletimizle göstereceğiz.

Ne olmuştu? 

Emekli 103 amiral bir bildiri yayımlayarak, gerek Kanal İstanbul, gerekse Uluslararası Antlaşmaların iptali yetkisi kapsamında Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması endişe ile karşıladıklarını belirtmiş; Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı‘nın “takke ve cübbe” giydiği bir fotoğraf eleştirilmişti. 

Bildiriye sert tepki gösteren  MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamasının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında 10 kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı, dört emekli amirale  tebligat gönderildi. 

Bildiri hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 316/1 maddesinde yazılı “Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan re’sen soruşturma başlatıldığı bildirildi.  

Arktik’teki buzlar eridikçe silahlanma yarışı hız kazanıyor

Arktik‘teki buzların insan kaynaklı iklim krizi nedeniyle bilim insanlarının öngördüğü hızdan da daha hızlı bir şekilde erimesi bölgedeki silahlanma yarışını hızlandırdı.

Buzlardan oluşan doğal sınırlarını kaybetmeye başlayan Rusya, kuzey kıyılarını güvence altına almak ve Asya‘dan Avrupa‘ya önemli bir nakliye rotası açmak amacıyla, Kuzey Kutbu‘nda eşi benzeri görülmemiş bir askeri gücü toplamaya başladı. Ayrıca en yeni ‘süper’ silahlarını da iklim krizi nedeniyle buzları erimiş bölgede test ediyor.

Silah uzmanları ve Batılı yetkililer, bir Rus ‘süper silahı’ olan Poseidon 2M39 torpidosu ile ilgili endişelerini dile getirdi.

Devlet medyasında yer alan çok sayıda habere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in şubat ayında Savunma Bakanı Sergei Shoigu‘dan testlerin “kilit aşamasına” ilişkin bir güncelleme talep etti. Torpidonun gelişiminin hızla ilerlediği ve bu yıl başka testlerin de planlandığı bilgileri aktarıldı.

Nükleer reaktörden güç alıyor

İnsansız torpido, bir nükleer reaktörden güç alıyor ve Rusya’daki araştırmacılar tarafından ABD’ninki gibi deniz tabanında yer alan kıyı savunmalarını gizli bir şekilde aşmak için tasarlandığı belirtiliyor.

Rusyalı yetkililere göre, cihaz, hedef kıyı şeridinin alanlarını onlarca yıl boyunca yaşanmaz hale getirecek radyoaktif dalgalara neden olan birden fazla megatonluk bir savaş başlığı göndermeyi amaçlıyor.

‘Radyoaktif tsunamilerle doldurmak için tasarlandı’

Kasım ayında, o zamanlar Uluslararası Güvenlik ve Silahların Yayılmasını Önleme Dışişleri Bakanı Yardımcısı Christopher A Ford, Poseidon’un “ABD kıyı kentlerini radyoaktif tsunamilerle doldurmak” için tasarlandığını söyledi.

Uzmanlar, silahın “çok gerçek” olduğu ve şimdiden meyve vermeye başladığı konusunda hemfikir. Norveç istihbaratının başı, Koramiral Nils Andreas Stensønes CNN’e yaptığı açıklamada ajansının Poseidon’u “yeni tip nükleer caydırıcı silahların bir parçası olarak değerlendirdiğini” söyledi. Ancak testlerin ne aşamada olduğu konusunda bilgi vermeyi reddetti.

Askeri hareketlilik uydu görüntülerinde

Uzay teknolojisi şirketi Maxar tarafından CNN’e sağlanan uydu görüntüleri, Poseidon ve diğer yeni yüksek teknolojili silahlar için muhtemel yer altı depolama tesislerinin ve askeri üslerinin inşa edildiğini gösteriyor.

Rusya’nın High North bölgesindeki donanımları arasında bombardıman uçakları, MiG31BM jetleri ve yeni radar sistemleri yer alıyor.

https://www.youtube.com/watch?v=7Dg2E7cpmpc

NATO ve ABD hazırlık yapıyor

Rusya’nın silahlanma adımları NATO ve ABD’nin asker ve teçhizat hareketleri ile karşılık buldu. Örneğin Norveç’in Ørland hava üssünde bulunan Amerikan B-1 Lancer bombardıman uçakları, son zamanlarda Barents Denizi‘nin doğusundaki görevleri tamamladı. ABD yetkilileri ağustos ayında ordusunun gizli Seawolf denizaltısının bölgede olduğunu belirtti.

Üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi CNN’e yaptığı açıklamada “Kuzey Kutbu’ndaki Ruslardan açıkça askeri bir meydan okuma var. Eski Soğuk Savaş üslerini yeniden yerleştirmeleri ve Murmansk şehri yakınlarındaki Kola Yarımadası’nda yeni tesisler inşa etmeleri bunu gösteriyor” dedi.

Etkisi Rusya topraklarını aşabilir

Uydu görüntüleri, Rusya bayrağının kırmızı, beyaz ve mavisiyle bezenmiş yonca benzeri bir tasarıma sahip olan hava alanları ve “yonca” üslerinin son beş yılda Rusya’nın Arktik kıyısı boyunca çeşitli yerlerde yavaş ve metodolojik olarak güçlendirildiğini gösteriyor.

İnşa edilen üsler Rusya topraklarında sınırlarının ve kıyı şeridinin savunmasının bir parçası. Ancak ABD’li yetkililer bunların Kuzey Kutbu’nun yakın zamanda buzları erimiş olacak daha uzak bölgeleri üzerinde fiilen kontrol sağlamak amacıyla kullanılabileceğine dair endişeli.

‘Füze sistemleri ağını genişletiyor’

Pentagon sözcüsü Yarbay Thomas Campbell, “Rusya, Sovyet döneminden kalma hava sahalarını ve radar tesislerini yeniliyor, yeni limanlar ve arama kurtarma merkezleri inşa ediyor. Nükleer ve geleneksel olarak çalışan buz kırıcılardan oluşan filosunu oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Campbell, “Aynı zamanda hava ve kıyı savunma füze sistemleri ağını genişletiyor. Böylece Kuzey Kutbu’nun önemli kısımları üzerinde erişim önleme ve alan reddi yeteneklerini güçlendiriyor” dedi.

Yeni nesil silahlar: Tsirkon ve poseidon

Campbell ek olarak kasım ayında Rusya’nın ‘Tsirkon’ gemi karşıtı hipersonik seyir füzesinin testini başarılı olarak gerçekleştirdiğini de sözlerine ekledi. Tsirkon ve Poseidon, Putin’in 2018’de hızla değişen bir dünyada stratejik oyun değiştiriciler olarak taahhüt ettiği yeni nesil silahların bir parçası.

O yıllarda ABD’li yetkililer silahları teknik olarak ihtimal dışı olarak gördükleri için küçümsemişti ancak silahlar meyvelerini vermeye yaklaşıyor gibi görünüyor. Norveç istihbarat şefi Stensønes, Tsirkon silahını “savunmayı zorlaştıran hipersonik hızlara sahip yeni bir teknoloji” olarak nitelendirdi.

Fotoğraf: TASS

Tsirkon testleri başarılı oldu

Rusya devlet ajansı TASS salı günü yayınlanan Amiral Gorshkov savaş gemisinden bir yetkiliye dayandırdığı haberinde Tsirkon’un başarılı bir testinin daha yapıldığını aktardı. Haberde dört test roketinin de hedeflere isabet ettiğini ve daha ileri bir seviyeye taşındığı belirtildi.

İklim krizi Rusya’nın kuzeyindeki bu tabakalarının oluşturduğu doğal savunma hattının çoğunu beklenmedik bir hızda ortadan kaldırıyor. Erime, bilim insanlarının tahminlerinden çok daha hızlı ilerliyor. Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü bu durumu “fiziksel erişim açısından önümüzdeki yıllarda çarpıcı bir dönüşüm olacak” sözleriyle değerlendirdi.

Rusya yeni ticaret rotasının peşinde

ABD’li yetkililer ayrıca, Moskova’nın, Norveç ile Alaska arasında Rusya’nın kuzey kıyısı boyunca Kuzey Atlantik’e uzanan bir nakliye şeridi olan Kuzey Deniz Rotası’nı (NSR) etkileme girişiminden endişe duyduklarını dile getirdi.

Bu güzergah konteynırların Süveyş Kanalı yoluyla Asya’da Avrupa’ya ulaşması için gereken süreyi neredeyse yarıya indirme potansiyeline sahip.  Campbell, Rusya’nın NSR’yi “büyük bir uluslararası nakliye yolu” olarak kullanmaya çalıştığını belirtti.

Rusya devletine ait Rosatom nükleer şirketi şubat ayında Kuzey Kutbu boyunca ilk kez doğu rotasını tamamlayan ve nükleer buz kırıcısının eşlik ettiği Christophe de Margerie tankerinin videosunu yayınlamıştı.

‘Uluslararası hukuktaki yetkisini aşıyor’

Ancak Moskova’nın rotayı kullanan gemilere empoze etmeye çalıştığı kurallardan duyduğu endişeyi dile getiren Campbell, “NSR geçişlerini yöneten Rus yasaları, Rusya’nın uluslararası hukuktaki yetkisini aşıyor” dedi.

Campbell “Uluslararası sulardan geçen herhangi bir geminin gemiye kılavuzluk etmesi için bir Rus pilot bulundurmasını şart koşuyorlar. Rusya ayrıca NSR’ye girmeden önce yabancı gemilerin izin almasını talep etmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

‘Küresel nakliyeyi değiştirebilir’

Avustralya’da yer alan Deakin Üniversitesi Stratejik Araştırmalar’da öğretim görevlisi Elizabeth Buchanan, “Temel coğrafya Rusya’ya, giderek daha ince buz gören NSR’yi sağlıyor ve bu da onu ticari olarak bir nakliye arteri olarak kullanılmaya uygun hale getiriyor. Bu durum, küresel nakliyeyi ve tüm malların yüzde 90’ının hareket yönünü değiştirebilir” dedi.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ise Rusya’nın en çok rota boyunca, ülkenin ekonomisi için gerekli olan hidrokarbonları ihraç etmekle ilgilendiğini belirtti.

Rusya: Amacımız ekonomik ve barışçıl

Rusya’nın silahlanması NATO çevresinde büyük bir endişe yaratırken Moskova ise amaçlarının tamamen ekonomik ve barışçıl olduğunu öne sürüyor.

Ülke strateji  bölgede yüksek yaşam standartı ve ekonomik büyüme hedefledikleri belirtiliyor. Ayrıca “küresel olarak rekabetçi bir ulusal ulaşım koridoru” olarak NSR’yi geliştirme ihtiyacı duydukları aktarılıyor.

Putin’den övgüler

Devlet Başkanı Putin ise Rusya’nın Kuzey Kutbu’ndaki teknolojik üstünlüğünün önemini düzenli olarak övüyor. St. Petersburg’da yeni bir buz kırıcının açılışı sırasında konuşan devlet başkanı şu ifadeleri kullanmıştı:

Kuzey Kutup bölgelerinin geliştirilmesi ve incelenmesinde lider bir konuma sahip olan benzersiz bir buz kırıcı filomuz olduğu iyi biliniyor. Bu üstünlüğü her gün sürekli yeniden teyit etmeliyiz.

Poseidon tehlikesi

Putin tarafından övülen silahların başında ise Poseidon torpidosu geliyor. Devlet tarafından işletilen Norveç Savunma Araştırmaları Enstitüsü’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Katarzyna Zysk, torpidoyu taşımak için denizaltıların altyapı geliştirme ve test etme düzeyi göz önüne alındığında Poseidon’un “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Zysk, “Kesinlikle gelecekte bir müzakere kartı olarak, belki de silahların kontrolü görüşmelerinde korkutmak için kullanılacak bir proje” ifadelerini kullandı.

Test edilmesi dahi nükleer risk taşıyor

Koramiral Nils Andreas Stensønes ise bu tür silahların test edilmesinin dahi ciddi çevresel sonuçlar doğurabileceği endişesini dile getirerek “Ekolojik olarak endişeliyiz” dedi.   

Bu endişenin sadece teorik düzeyde olmadığını belirten Stensønes, 2019 yılında Burevestnik füzesinin test edilmesi sırasında gerçekleşen ölümcül nükleer kazayı hatırlattı ve “Nükleer kirlenme potansiyeli kesinlikle orada duruyor” ifadelerini kullandı.

 

 

Pandemi döneminde şehirler, insanlar ve doğa-1: Stockholm

Podcast: Murat Utku

İsveç‘in başkenti Stockholm‘de yaşayan sinema yapımcısı Nadir Öperli‘yle ülkedeki salgını ve salgının çevreye olan etkisini konuştuk.

İsveç’in koronavirüs önlemleri kapsamında diğer ülkeler gibi bir kapanmaya gitmediğini aktaran Öperli, Noelle birlikte vaka sayılarında yaşanan artıştan dolayı ülke için katı olabilecek bazı önlemlerin alındığını söyledi. Restoranların sabah 11.00 akşam 20.00 saatlerinde hizmet verdiğini belirten Nadir Öperli, bazı restoran sahiplerinin, hükümetin bu sınırlamayı kendilerine daha önce haber vermediği için restoranlarının kapısının önünde eylem yaptığı ifade etti.

‘Çevresel bilinç arttı’

Nadir Öperli, koronavirüs salgınından önce ülkede çevresel bilincin başladığını, hatta hükümetin çevre için büyük meblağlar ayırdığını hatırlattı. Ancak, Öperli koronayla birlikte insanların toplu taşımaya binmek istemediği için ülkede araba kullanımında ciddi bir artış yaşandığını dile getirdi.

Ücretsiz izne çıkarılanların sayısı 2.5 milyonu geçti

İşten çıkarma yasağı sürmesine rağmen, işsizlik maaşı alan kişi sayısı artıyor.

Dünya’nın aktardığına göre,  29 Mart itibariyle işsizlik maaşı alan kişi sayısı 1 milyonu geçti. Ücretli izne çıkarılanlara verilen nakdi ücret desteği ve işten çıkarılanlara yönelik işsizlik ödeneğini alanların sayısı da bu tarih itibariyle 3,5 milyonu aştı.

29 Mart 2021 itibariyle kısa çalışma ödeneği alan sayısı 3 milyon 764 bin, ücretsiz izin kapsamında nakdi ücret desteği alan sayısı 2 milyon 508 bin ve işsizlik ödeneği alan sayısı 1 milyon 22 bin kişiye ulaştı.

Günde 39.24 TL veriliyor

Salgın döneminde yasaya eklenen bir madde ile işverenin işçisini ücretsiz izne çıkarma hakkı verilmişti. Ekim ayından bu yana ücretsiz izne çıkarılan kişi sayısında hızlı yükseliş gerçekleşti. Ekim ayında 2 milyon 45 bin kişi olan ücretsiz izin kapsamında nakdi ücret desteği alanlar, 29 Mart’ta 2 milyon 507 bin kişi oldu.

Kısa çalışma ödeneği uygulamasının 31 Mart’ta sona ermesi sonrasında ücretsiz iznin daha da artması bekleniyor. Ücretsiz izne çıkarılanlara devlet 15 Mart 2020 tarihinden itibaren günlük 39,24 TL, aylık 1,177 TL veriyor.

Salda kendini onarmaya çalışıyor: Çamur çukurları kapanmaya başladı

Beyaz kumu ve turkuaz mavisi suyuyla Türkiye’nin en önemli cazibe merkezleri arasında yer alan gölü ziyaret edenlerin sağlık ve güzellik sağladığı gerekçesiyle çamur banyosu yapmak üzere açtığı çukurlar, Beyaz Adalar Bölgesi’ni delik deşik etmişti.

Bunun üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca, 15 Ekim 2020’de Beyaz Adalar kısmına ziyaretçi yasağı getirildi. Burdur Valiliği de Beyaz Adalar kısmında çamur banyosu yapılmasını, kil ve çamur alınmasını yasakladı.

Beyaz Adalar kısmının ziyarete kapatılmasının üzerinden geçen yaklaşık 6 aylık sürede, göl sahilindeki çamur çukurları doğanın kendi kendini yenilemesi sonucu kapanmaya başladı. Sahildeki çamur çukurlarının gözle görülür şekilde kapandığı gözlendi.

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi‘nce (NASA) Mars‘taki Jezero Krateri‘yle benzer özellikler gösterdiğinin açıklanması sonrası, göl ve çevresinde izdihama varan görüntüler oluşmuştu. 

‘Ziyaretçi azalınca, su kalitesi yükseldi’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü Araştırma ve Tescil Daire Başkanı Ümit Turan, Beyaz Adalar bölgesinde daha önce ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak için konulan barakaların kaldırıldığını, göl kenarına kadar gidebilen araçları engellemek için ahşap bariyerler konulduğunu anlattı.

Sinovac aşısı için ilk bağışıklık oranı açıklaması: İlk dozdan sonra yüzde 25, ikincisinden sonra yüzde 97

Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde (MCBÜ) Çin menşeili Sinovac aşısının bağışıklık yanıtına ilişkin araştırma yapıldı. Aşının ikinci doz sonrası kadınlarda yüzde 99,2, erkeklerde yüzde 95,7 bağışıklık sağladığı belirlendi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre çalışma, Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları, Halk Sağlığı ve Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim elemanları tarafından 11 Ocak-18 Mart 2021 tarihlerinde, MCBÜ Hastanesi’nde gönüllü bin 53 sağlık çalışanı üzerinde yapıldı. Aşılama öncesi tüm katılımcılara antikor testi yapılarak, SARS- CoV-2 antikoru saptanmayan kişiler çalışmaya alındı.
 
Aşının birinci doz uygulamasından en az 28 gün sonra bağışıklık yüzdesi 25,3 tespit edilirken ikinci dozdan en az 28 gün sonra nötralizan kantitatif (niceliksel) testi bağışıklığı yüzde 97,92, kalitatif (niteliksel) testi bağışıklığı yüzde 97,79 olarak tespit edildi. Çalışma kapsamında cinsiyet gruplarında yapılan incelemede ise söz konusu aşının kadınlarda daha etkili antikor ürettiği tespit edildi.

Kadınlarda daha yüksek bağışıklık yanıtı

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: 
 
“Her iki cinsiyette de yeterli yüzdede bağışıklık sağlanmakla birlikte kadınlarda, erkeklere göre anlamlı düzeyde daha yüksek aşı bağışıklık yanıtı elde edilmiştir.
 
 
Etkili antikor yanıtı, birinci aşı sonrası kadınlarda yüzde 29,5, erkeklerde yüzde 18,6 olurken, ikinci aşı sonrası kadınlarda yüzde 99,2, erkeklerde ise yüzde 95,7 olarak saptandı.
 
Bu sonuçlar, ülkemizde ağırlıklı olarak uygulanan COVID-19 inaktif (Sinovac-Coronavac) aşısının bağışıklık etkinliğinin yüksek ve yeterli olduğunu göstermektedir. Ancak antikor düzeylerinin yeterliliği kişinin tam olarak bu hastalıktan güvenle korunduğunu garanti etmez. Kişisel korunma önlemleri hiç taviz verilmeden sürdürülmelidir. Bu araştırmanın sonuçları arasında yer alan, bilimsel toplantılarda ve hakemli bilimsel dergilerde ayrıca yayınlanacak olan istenmeyen aşı yan etkileri, kabul edilebilir sınırlar içindedir.”
 
Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, yürütülen bu çalışma Türkiye’de sonuçları açıklanan ilk kapsamlı çalışmalardan biri olma özelliğini taşıyor.
 
 

Migros işçilerine patron Özilhan’ın evinin önünde darp ve gözaltı

Kod 29 ile işten çıkarılan ve işe iadelerini isteyen DGD-SEN üyesi Migros Depo işçileri, patron Tuncay Özilhan’ın evinin önünde eylem yaptıkları sırada bir kez daha gözaltına alındı.

Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde bulunan Migros Depo’da çalışan işçiler salgına karşı alınmayan önlemler ve uzun çalışma koşulları nedeniyle, DGD-SEN’e üye olunca önce ücretsiz izne çıkarılmış daha sonra depo önünde başlattıkları eylemin 52’nci gününde Kod 29 çıkış koduyla işten atılmıştı.

HDP’den destek

Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Musa Piroğlu da destek verdi. İşçilerin gözaltına alınmasına tepki gösteren Piroğlu, polis ablukasını göstererek, “Bu abluka sadece hakkını arayan işçileri engellemek için kuruluyor” dedi.
 

Devletin bir kez daha patronları koruduğuna şahit olduklarını belirten Piroğlu, “Bir kere daha açığa çıktı ki bu ülkede işçinin hakkı yok. İşçinin hakkını arama hakkı da yok. Migros işçisini işinden atan Tuncay Özilhan’dır. Migros işçisini işten atan bu ülkede demokrasiden söz eden TÜSİAD’ın patronlarıdır” diye konuştu. 

Grönland gölleri sadece yazın değil kış aylarında da kayboluyor

*Scientific American’dan Chelsea Harvey tarafından kaleme alınan bu makale Yeşil Gazete tarafından Türkçeleştirildi.

Grönland buz tabakasının tepesindeki devasa göllerin aniden kaybolma alışkanlığı var: Bir bakmışsınız oradalar bir bakmışsınız buzdaki deliklerden hızla akıyorlar.

Bazı bilim insanları, bu olayların buzun erime oranını artırabileceğine inanıyor. Bu durum erime hızının son 12 bin yılın en yüksek seviyesine ulaştığı ve erimenin hızlanarak devam ettiği Grönland için büyük bir endişe kaynağı.

En az altı kış drenajı tespit edildi

Yakın zamana kadar, bilim insanları bu drenaj olaylarının neredeyse tamamen yaz aylarında, buzun eridiği ve göllerin büyüdüğü zamanlarda gerçekleştiğine inanıyorlardı. Buzun çoğunun yeniden donması gerektiği kış aylarında daha az olası görünüyordu.

Ancak yeni elde edilen kanıtlar bu olayların tüm yıl boyunca gerçekleşebileceğini gösteriyor. The Cryosphere dergisinde çarşamba günü yayınlanan yeni bir çalışma, 2014 ile 2017 yılları arasında en az altı kış drenajı olayı olduğuna dair kanıt buldu.

Radar verisinden yararlanıldı

Çalışma, “geri saçılma” olarak bilinen özel bir tür radar verisine dayanıyor.  Geri saçılma, kar ve buz gibi daha yansıtıcı olan nesnelerde daha yüksek olma eğiliminde. Yani sıvı bir göl donmuş bir yüzeye göre daha az geri saçılma üretiyor.

Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar Corinne Benedek ve Ian Willis, Grönland buz tabakasının üstündeki gölleri bulmak için ilk önce verileri taradılar. Daha sonra, kış aylarında bu göller üzerindeki geri saçılmanın aniden arttığı örnekleri aradılar. Bu da göllerdeki sıvı suyun hızla boşaldığı zamanları gösterdi.

Hepsi kasım ve şubat ayları arasında gerçekleşen altı örnek buldular. Ek veriler, bu olayların en az üçü için ekstra kanıt sağladı.

Ne kadar yaygın olduğu bilinmiyor

Araştırmacılar, göllerin süzüldükten sonra hacim olarak nasıl değiştiğini tahmin etmek için özel bir görüntüleme yöntemi kullandı. Görüntüler de göllerin gerçekten küçüldüklerini gösterdi.

Çalışma, Grönland göllerinin kışın her zaman yeniden donmadığını gösteriyor. Bazıları açıkça bir miktar sıvı su tutmaya devam ediyor. Çalışmanın ortaya çıkardığı bir başka soru ise kış drenaj olaylarının gerçekte ne kadar yaygın olduğu.

Willis yaptığı açıklamada, “Artık kışın göllerin drenajının olabilecek bir şey olduğunu biliyoruz, ancak bunun ne sıklıkla olduğunu henüz bilmiyoruz” dedi.

Sebebi hakkındaki varsayımlar

Buna ek olarak araştırmacılar kışın drenaj olaylarına neyin sebep olduğundan tam olarak emin değiller.

Bilim insanları yaz aylarında göller büyüdükçe buz üzerinde artan baskı oluştuğuna inanıyor. İlave basınç da sonunda buz çatlaklarının açılmasına neden olabiliyor. Bazı çalışmalar ise buz tabakası kayarken hareketin yeni çatlaklar oluşmasına neden olabileceğini öne sürüyor. Kış göllerine neyin neden olduğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Yaz aylarında bilim adamları, göllerin büyüdükçe buz üzerinde artan baskı uygulayabileceğine inanıyor. Bu ilave basınç, sonunda buzda çatlakların açılmasına neden olabilir. Diğer çalışmalar, buz tabakasının kayarken ve ana kayanın üzerinde kayarken hareketinin yeni çatlakların oluşmasına neden olabileceğini ileri sürdü. Kış göllerine ne olduğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Etkisi ne?

Bilim insanları, hızlı drenaj olaylarının Grönland buz tabakasını hem yazın hem de kışın nasıl etkilediğini tam olarak anlamaya çalışıyorlar.

Göller boşaldığında, sıvı su genellikle doğrudan buz tabakasının dibine akıyor. Bazı araştırmalar, bunun bir tür yağlama etkisine sahip olabileceğini ve buzun altındaki ana kayanın üzerinden kaymasını kolaylaştırdığını öne sürüyor. Bazıları da bu gerçekleştiğinde, eriyen buzulların okyanusa parçalanma hızını artırabileceğini söylüyor.

 Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin 2014’te yayınlanan son büyük raporu, drenaj olaylarının meydana geldikleri yerde geçici olarak buz akışını hızlandırabileceğini, ancak etkinin kısa ömürlü olduğunu öne sürdü.

Ayrıca, bu olaylar zamanla daha yaygın hale gelirse- buz tabakasının yüzeyinde erime arttıkça daha olası- kayma etkisinin azalacağına işaret ediyor.

Cevaplanmayı bekleyen sorular

Her iki durumda da bu olayların ne sıklıkla gerçekleştiğini bulmak önemli bir adım. Bilim insanlarının, Kuzey Kutbu ısınmaya devam ederken Grönland buz tabakasının geleceği hakkında daha iyi tahminler yapmasına yardımcı olabilir.

Willis, “Bu kış göl drenajı fenomeninin ne kadar yaygın olduğunu henüz bilmiyoruz, ancak Grönland buz tabakasının yanı sıra Kuzey Kutbu ve Antarktika’daki diğer yerler için de önemli etkileri olabilir” ifadelerini kullandı.