Ana Sayfa Blog Sayfa 1460

Doğal gaza zam geldi

Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş, (BOTAŞ) internet sitesi üzerinden haziran ayı için fiyat tarife tablosunu yayımladı.

Buna göre, doğal gazda konut ve sanayi abone grupları için haziranda geçerli olacak fiyat tarifelerinde yüzde 1 ve elektrik üretim santrallerinin tarifesinde ise yüzde 5 oranında artışa gidildi.

Bin metreküp doğal gaz 1328 lira 65 TL

AA‘da yer alan habere göre, konut tüketicileri için gaz dağıtım şirketlerine uygulanan satış fiyatı, mayıs ayında geçerli olan tarifeye göre yüzde 1 oranında arttı. Böylece bin metreküp doğal gaz için 1328 lira 65 TL, sanayi aboneleri için ise  1486 lira 12 TL oldu.

Elektrik üretim santrallerinin tarifesinde ise mayıs ayı fiyatlarına göre, yüzde 5 oranında artışa gidildi. Bu artışla birlikte, bin metreküp doğal gaz fiyatı 1713 lira 25 TL oldu.

Hakkari Valiliği’nden 15 gün toplantı ve yürüyüş yasağı

Hakkari Valiliği, il genelinde 15 günlük süreyle toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığını duyurdu.

Yapılan açıklamada yasağın “Cumhuriyetin temel nitelikleri, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, koronavirüs (Covid-19) salgınının yayılmasının önlenmesi, genel sağlığın korunması, meydana gelebilecek olası provokasyonların ve yaşanması muhtemel toplumsal olayların önlenmesi amacıyla” alındığı savunuldu.

‘Valilik’in uygun göreceği etkinlikler hariç’

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. Maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesi hükümleri gereğince alındığı belirtilen kararda yasak getirilen etkinlikler şu şekilde oldu:

Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Hakkari il sınırları içerisinde (il merkezi, ilçeler, polis ve jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı) 01.06.2021 tarihi saat 00.01’den 15.06.2021 tarihi saat 23.59’a kadar on beş (15) gün süre ile meydan, cadde, sokak, yol, park gibi umuma açık alanlarda; miting, açık yer toplantıları, gösteri yürüyüşleri, oturma eylemi, protesto eylemi, insan zinciri oluşturarak yapılabilecek protesto/yürüyüş ve toplanmalar, halk kürsüleri şeklinde toplantı/ toplanmalar /halk toplantıları, ses-yayın araçları (taşıt, mobil vb. araçlar) ile yapılabilecek her türlü sesli ve görsel faaliyetler, açlık grevi, çadır kurma, basın açıklamaları, her türlü stant açma, imza toplama/imza kampanyası, dilek feneri/balon uçurtmak, drone, paramotor/planör vb. her türlü hava faaliyetleri, kamu kurum/kuruluşları hariç olmak üzere anma toplantısı/anma töreni, konser, şenlik, tiyatro, skeç, sinevizyon, pandomim vb. faaliyetler, meşale yakma, el ilanı, bildiri, broşür dağıtma, afiş/poster asma, sticker yapıştırma vb. türdeki her türlü eylemlerin, etkinliklerin ve faaliyetlerin yapılmasının yasaklanması kararı alınmıştır.

Haziran ayında yeni koronavirüs kısıtlamaları nasıl olacak?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın haziran ayında uygulanacak yeni koronavirüs tedbirlerini açıklamasının ardından İçişleri Bakanlığı 81 ilin valiliğine genelge gönderdi.

 “Haziran Ayı Normalleşme Tedbirleri” konulu genelgeyle hafta içi uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının başlama saati 21.00’den 22.00’ye çekildi. Hafta sonları ise sokağa çıkma kısıtlaması cumartesi günleri 22.00-­05.00 saatleri arasında pazar günlerinin ise tamamında uygulanacak.

Sokağa çıkma kısıtlaması

  • Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak süre ve günlerde üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinin aksamaması, sağlık, tarım ve orman faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla belirtilen yerler ve kişiler kısıtlamadan muaf tutulacak.
  • Genelgede muafiyetlerin muafiyet nedeni ve buna bağlı olarak zaman ve güzergâh ile sınırlı olduğu, aksi durumların ise muafiyetlerin kötüye kullanımı olarak görülerek idari/adli yaptırımlara konu edileceği belirtildi.

Çalışma izni görev belgesi

  • Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri/fabrika/imalathane gibi yerlerde çalışan kişiler yapılan denetimlerde e-devlet platformunda yer alan İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemi üzerinden alınan “çalışma izni görev belgesini” ibraz etmek zorunda olacak.
  • Ancak NACE kodu eşleşme hatası, muafiyet kapsamındaki bir işyerinde görev yapmasına rağmen alt işverenin muafiyet kapsamında olmaması nedeniyle görev belgesi alınamaması veya erişim hatası gibi durumlarda örneği bahse konu genelge ekinde yer alan ve işveren ile çalışanın beyanı/taahhüdüyle manuel doldurularak imza altına alınan “çalışma izni görev belgesi formu” da denetimlerde ibraz edilebilecektir.

Marketler

  • Tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak Pazar günlerinde bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek, vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılara gidip gelebilecekler.
  • Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri (sadece ekmek ve unlu mamul satışı için) açık olacak. Vatandaşlarımız ekmek ve unlu mamul ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine yürüme mesafesinde olan fırına gidip gelebilecekler.
  • Fırın ve unlu mamul ruhsatlı işyerlerine ait ekmek dağıtım araçlarıyla sadece market ve bakkallara ekmek servisi yapılabilecek, sokak aralarında kesinlikle satış yapılmayacak.

Turistlere kısıtlama yok

Genelgede yabancılara yönelik sokağa çıkma kısıtlamasına dair muafiyet sadece turistik faaliyetler kapsamında geçici/kısa bir süre için ülkemizde bulunan yabancıları kapsamakta olduğu belirtildi.

Açıklamada “ikamet izinliler, geçici koruma statüsündekiler veya uluslararası koruma başvuru ve statü sahipleri dahil olmak üzere turistik faaliyetler kapsamı dışında ülkemizde bulunan yabancılar sokağa çıkma kısıtlamalarına tabidirler” denildi.

65 yaş üstü

  • Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olan ileri yaş gruplarındaki veya ağır hastalığı olan vatandaşlarımızın 112, 155 ve 156 numaraları üzerinden bildirdikleri temel ihtiyaçları, VEFA Sosyal Destek Gruplarınca karşılanacak olup, bu konuda gerek personel görevlendirilmesi gerekse ihtiyaçların bir an evvel giderilmesi bakımından gerekli tedbirler Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınacak.
  • Aşı hakkını kullanarak iki doz aşı olmuş olan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımızla ilgili olarak, herkes için uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasının dışında ayrıca bir sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayacak.
  • Aşı hakkı bulunmasına rağmen aşı olmayan 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız pazar günleri dışındaki diğer günlerde sadece 10.00-14.00 saatleri arasında sokağa çıkabilecekler; pazar günleri ise tam gün sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olacaklar.

Toplu taşıma

  • Sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olup olmadığına bakılmaksızın 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklarımız şehir içi toplu ulaşım araçlarını (metro, metrobüs, otobüs, minibüs, dolmuş vb.) kullanamayacaklar.
  • Bu hükümden, Milli Eğitim Bakanlığının yüz yüze eğitim ve öğretim yapmasını uygun gördüğü öğrenciler istisna tutulacak.

Şehirlerarası seyahat

  • Kademeli normalleşme döneminin ikinci etabında; sadece sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde şehirlerarası seyahat kısıtlaması uygulanacak olup sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayan süre içerisinde şehirlerarası seyahate ilişkin herhangi bir kısıtlamaya gidilmeyecek.
  • Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşların uçak, tren, otobüs gibi toplu taşıma vasıtalarıyla yapacakları şehirlerarası seyahatler için ayrıca seyahat izni alması istenmeyecek. sŞehirlerarası seyahat edeceğini bilet, rezervasyon kodu vb. ile ibraz etmeleri yeterli olacak.
  • Bu durumdaki kişilerin şehirlerarası toplu taşıma vasıtaları ile ikametleri arasındaki hareketlilikleri, kalkış-varış saatleriyle uyumlu olmak kalmak kaydıyla sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacak.
  • Zorunlu bir kamusal görevin ifası kapsamında ilgili Bakanlık ya da kamu kurum veya kuruluşu tarafından görevlendirilmiş olan kamu görevlilerinin (müfettiş, denetmen vb.) özel veya resmi araçlarla yapacakları şehirlerarası seyahatlerine, kurum kimlik kartı ve görevlendirme belgesini ibraz etmeleri kaydıyla izin verilecek.
  • Kendisi veya eşinin, vefat eden birinci derece yakınının ya da kardeşinin cenazesine katılmak için veya cenaze nakil işlemine refakat etmek amacıyla herhangi bir cenaze yakınının e-devlet kapısındaki İçişleri Bakanlığına ait E-Başvuru veya ALO 199 sistemleri üzerinden yapacakları başvurular (yanında akraba konumundaki 9 kişiye kadar bildirimde bulunabilecektir) sistem tarafından vakit kaybetmeksizin otomatik olarak onaylanarak cenaze yakınlarına özel araçlarıyla seyahat edebilmeleri için gerekli seyahat izin belgesi oluşturulacak.
  • Cenaze nakil ve defin işlemleri kapsamında başvuru yapacak vatandaşlarımızdan herhangi bir belge ibrazı istenilmeyecek olup Sağlık Bakanlığı ile sağlanan entegrasyon üzerinden gerekli sorgulama seyahat izin belgesi düzenlenmeden önce otomatik olarak yapılacak.

Özel araçla seyahat

Genelgede “Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde vatandaşlarımızın özel araçlarıyla şehirlerarası seyahate çıkmamaları esastır” ifadeleri yer aldı. Bu durumun istisnası ise şu şekilde açıklandı:

  • Tedavi olduğu hastaneden taburcu olup asıl ikametine dönmek isteyen, doktor raporu ile sevk olan ve/veya daha önceden alınmış doktor randevusu/kontrolü olan,
  • Kendisi veya eşinin, hastanede tedavi gören birinci derece yakınına ya da kardeşine refakat edecek olan (en fazla 2 kişi),
  • Bulunduğu şehre son 5 gün içerisinde gelmiş olmakla beraber kalacak yeri olmayıp ikamet ettikleri yerleşim yerlerine dönmek isteyen (5 gün içinde geldiğini yolculuk bileti, geldiği araç plakası, seyahatini gösteren başkaca belge, bilgi ile ibraz edenler),
  • ÖSYM tarafından ilan edilen sınavlar ile merkezi düzeyde planlanan sınavlara katılacak olanlar,
  • Askerlik hizmetini tamamlayarak yerleşim yerlerine dönmek isteyen,
  • Özel veya kamudan günlü sözleşmeye davet yazısı olan,
  • Ceza infaz kurumlarından salıverilen,

Bu zorunlu hallerin varlığı durumunda vatandaşlar, bu durumu belgelendirmek; e-devlet üzerinden İçişleri Bakanlığına ait E-BAŞVURU ve ALO 199 sistemleri üzerinden Valilik/Kaymakamlık bünyesinde oluşturulan Seyahat İzin Kurullarından izin almak kaydıyla özel araçlarıyla da seyahat edebilecekler. Seyahat İzin Belgesi verilen kişiler, seyahat süreleri boyunca sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacak.

Yeme-içme yerleri

  • Restoran, lokanta, kafeterya, pastane gibi yeme-içme yerlerinde Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde belirtilen tüm kurallara uyulması, masalar arasında her yönden 2 metre, yan yana sandalyeler arasında 60 cm mesafe bırakılması,
  • Aynı anda aynı masada açık alanlarında üç, kapalı alanlarında ise ikiden fazla müşteri kabul edilmemesi kaydıyla,
  • Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günlerinde 07.00-21.00 saatleri arasında masada servis, gel-al ve paket servis, 21.00-24.00 saatleri arasında ise sadece paket servis, pazar günleri ise 07.00-24.00 saatleri arasında sadece paket servis şeklinde faaliyet gösterebilecekler.

14 Nisan 2021 tarihinden bu yana faaliyetlerine ara verilmiş durumda olan; sinema salonları, kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi gibi yerler, internet kafe/salonu, elektronik oyun yerleri, bilardo salonları, halı sahalar, spor salonları, açık yüzme havuzları, lunaparklar ve tematik parkları şu koşullarda  pazar günleri hariç 07.00-21.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecekler.

  • Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde her bir işkolu/faaliyet alanı için ayrı ayrı belirlenen kurallara eksiksiz uyulması,
  • Kahvehane, kıraathane, kafe, dernek lokali, çay bahçesi, çay ocağı gibi yerlerde herhangi bir şekilde oyun (kağıt-okey, tavla dahil) oynanmaması, aynı anda aynı masada açık alanlarında üç, kapalı alanlarında ise ikiden fazla müşteri kabul edilmemesi,
  • Sinema salonlarında yüzde 50 kapasite (bir koltuk dolu bir koltuk boş) sınırına uyulması,

Öte yandan kapalı yüzme havuzları, hamamlar, saunalar ve masaj salonları, nargile salonu/kafeleri ile gazino, taverna, birahane gibi işyerlerinin faaliyetlerine yeni bir karar alınıncaya kadar ara verilmesine devam edilecek.

AVM’ler

Yukarıda sayılan işyerleri dışında kalan perakende ve hizmet sektöründeki giyim, tuhafiye, züccaciye, hırdavat, terzi, berber gibi dükkanlar, büro ve ofisler vb. işyerleri ile AVM’ler;

Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde içerisinde bulunduğu işkolu için belirlenen tüm salgınla mücadele tedbirlerine riayet etmek kaydıyla (Pazar günleri hariç) 07.00-21.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecekler.

Zincir marketler başta olmak üzere çeşitli işyerleri tarafından açılış veya belirli gün ya da saatlere özgü genel indirim uygulamalarının oluşturduğu yoğunluğun önüne geçilebilmesi için indirim uygulamalarının en az bir hafta sürecek şekilde uzun periyodlarla yapılması gerekiyor.

Pazar günü alkol satışı yasak

Tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan Pazar günlerinde; marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) zorunlu temel ihtiyaçlar kapsamındaki ürünler dışında elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, alkol, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, züccaciye vb. ürünlerin satışına izin verilmeyecek.

Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde belirlenen kurallara uymak kaydıyla pazaryerleri (Pazar günleri hariç) 07.00-20.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecekler.

Online market ve yemek sipariş firmaları, hafta içi ve hafta sonu 07.00-24.00 saatleri arasında evlere/adrese servis şeklinde çalışabilecekler.

Eğitim-Öğretim faaliyetleri

Halihazırda faaliyetlerine devam etmekte olan kreşler ve anaokulları kademeli normalleşmenin ikinci etabında da faaliyetlerine devam edecek olup diğer tüm okul ve sınıf seviyeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca kamuoyuna duyurulduğu şekilde uygulama sürdürülecek.

Kamu kurum ve kuruluşlarında mesai

Cumhurbaşkanlığının 14.04.2021 tarih ve 2021/8 sayılı Genelgesi ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının 27.04.2021 tarih ve 17665 sayılı yazısı doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan 10.00-16.00 saatleri arası mesai sistemi ile uzaktan/dönüşümlü gibi esnek çalışma usulünün uygulanmasına kademeli normalleşme döneminin ikinci etabında da devam edilecektir.

Etkinlikler

  • Dönemsel açıdan zorunluluk taşıyan spor kulüplerinin genel kurulları hariç olmak üzere sivil toplum kuruluşları, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatiflerin genel kurul dahil yapacakları geniş katılımlı her türlü etkinlikleri 15 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenecek.
  • Dönemsel açıdan yapılması zorunlu olan spor kulüplerinin genel kurulları ise; fiziki mesafe ile temizlik/maske/mesafe kurallarına uyulması ve açık alanlarda kişi başı asgari 4 m2, kapalı alanlarda kişi başı asgari 6 m2 alan bırakılması kaydıyla yapılabilecek.
  • 15 Haziran 2021 Salı gününden itibaren ise sivil toplum kuruluşları, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, birlikler ve kooperatiflerce yapılacak genel kurul dahil geniş katılımlı etkinliklere; fiziki mesafe ile maske/mesafe/temizlik kurallarına uyulması ve açık alanlarda kişi başı asgari 4 m2, kapalı alanlarda kişi başı asgari 6 m2 alan bırakılması kaydıyla izin verilecek.

Nikah törenleri ile düğünler

  • Açık alanlarda Sağlık Bakanlığı Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberinde nikah törenleri ve düğünlerle ilgili belirlenen tüm kurallara eksiksiz riayet edilmesi,
  • Masa ve sandalyeler arasında gerekli mesafenin bırakılması ile temizlik, maske, mesafe kurallarına uyulması,
  • Yiyecek-içecek ikramının yapılmaması,
    Kapalı alanlarda ise yukarıdaki kurallara ilave olarak;
  • Kişi başı asgari 6 m2 alan bırakılması,
  • Azami 100 davetli ile sınırlandırılması,
    kaydıyla 01 Haziran 2021 Salı gününden itibaren yapılabilecektir.
  • Yiyecek-içecek ikramına ve kapalı alanlarda azami davetli sayısına ilişkin kısıtlamalara 15 Haziran 2021 Salı günü son verilecek.
  • Bu tarihten sonraki nikah törenleri ve düğünlerde yiyecek- içecek ikramı yapılabilecek olup kapalı alanlarda kişi başına en az 6 m2 alan bırakılması kaydıyla azami katılımcı sınırı uygulanmayacak.
  • Nişan ve kına gibi etkinliklere 01 Temmuz 2021 tarihinden sonra izin verilecek.

Huzurevi, yaşlı bakımevi, rehabilitasyon merkezi, çocuk evleri gibi sosyal koruma/bakım merkezlerinde kalanlara yönelik ziyaretlere bu yerlerde kalan her kişi için haftada en fazla bir ziyaret olacak şekilde izin verilecek.

Toplu taşıma

  • Şehirlerarası faaliyet gösteren toplu taşıma araçları (uçak hariç); araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin yüzde 50’si oranında yolcu kabul edebilecekler ve araç içindeki yolcuların oturma şekli yolcuların birbirleriyle temasını engelleyecek (1 dolu 1 boş) şekilde olacak.
  • Otobüs, tren vb. şehirlerarası toplu taşıma araçlarında kapasite sınırlamasının tespiti sırasında aynı adreste ikamet eden ve aynı çekirdek aileden (eş, anne-baba, kardeş) olan kişiler, hesaplamaya dahil edilmeyecek ve yan yana seyahat etmelerine izin verilecek.
  • Ayrıca 2+1 koltuk düzenindeki şehirlerarası toplu taşıma yapan otobüslerde her iki cam kenarındaki koltuklara yolcu kabul edilebilecek olup (ortadaki koltuklar boş bırakılacaktır), yolcu taşıma kapasitesi buna göre belirlenecek.
  • Şehir içi toplu ulaşım araçları (minibüs, midibüs vb.) ise 14.04.2021 tarih ve 6638 sayılı Genelgemizle getirilen esaslar çerçevesinde yüzde 50 kapasite sınırlamasına ile ayakta yolcu kabul edilmemesi kuralına tabi olarak faaliyet sunabileceklerdir.

Konaklama tesislerine dair tedbirler

  • Şehirlerarası karayolları üzerinde bulunan dinlenme tesisleri (yerleşim sahası içerisinde bulunanlar hariç) ile konaklama tesislerinin (otel, motel, apart otel, pansiyon vb.) içerisinde bulunan yeme-içme yerleri (sadece konaklamalı müşterilerle sınırlı olacak şekilde); aynı masada aynı anda açık alanlarında üç, kapalı alanlarında ise ikiden fazla müşteri kabul edilmemek kaydıyla hizmet verebilecekler.
  • Konaklama tesislerinin kapalı alanlarında bulunan eğlence merkezleri kapalı tutulacak ve bu alanlarda müşteri kabul edilmeyecek.
  • Konaklama tesislerinin açık alanlarında toplu eğlence şeklinde etkinliklere kesinlikle izin verilmeyecek, bu yerlerde yoğunlaşmanın önüne geçilebilmek adına fiziksel mesafe kurallarına azami özen gösterilecek.
  • Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan süre ve günlerde konaklama tesislerinde rezervasyonunun bulunması (bedelinin tamamı ödenmiş olmak kaydıyla) vatandaşlarımız açısından sokağa çıkma ve/veya şehirlerarası seyahat kısıtlamasından muafiyet sağlayacak olup bu amaçla seyahat edecek vatandaşlarımızın denetimlerde rezervasyon ve ödeme belgelerini ibraz etmeleri yeterli olacak.

Sedat Peker’den yeni iddia: Planları bir cemevine saldırıdır

Bir süredir çektiği videolardaki ortaya attığı iddialarla gündemde olan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, yeni bir iddiada daha bulundu.

Dün Twitter hesabından bir paylaşımda bulunan Peker, 1995 yılında Gazi Mahallesi‘nde yapılan katliama işaret ederek, Mehmet Ağar ve ekibi tarafından bir cemevine saldırı planlandığını ileri sürdü.

‘Planları bir cemevine saldırı’

Suç örgütü lideri, çektiği videolarda Alevilik konusuna değinmesinin de sebebinin bu olduğunu belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

Devamlı Alevilik konusuna değinmemin sebebi derin mehmetin adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır.”

Gazi Katliamı’nda neler olmuştu?

İstanbul’daki Gazi Mahallesi’nde 12 Mart 1995 günü üç kahvehane ve bir pastaneye kimliği belirsiz kişilerce silahlı saldırıda bulunulmuş, bu saldırıda Halil Kaya adlı bir Alevi dedesi hayatını kaybetmiş ve 25 kişi de yaralanmıştı.

Ardından, mahallede dört gün boyunca süren olaylarda 22 kişi hayatını kaybetmiş, 150’den fazla kişi yaralanmış ve çok sayıda kişi de tutuklanmıştı.

Olaylarla ilgili 20 polis memuru hakkında dava açıldı. Polislerden Adem Albayrak dört kişiyi öldürmekten altı yıl sekiz ay, Mehmet Gündoğan iki kişiyi öldürmekten üç yıl dokuz ay hapse mahkûm edildi ve cezalar ertelendi. 18 sanık polis hakkında da beraat kararı verildi.

Yargıtay, Albayrak ve Gündoğan hakkında verilen kararı “Haklarında insan öldürme ile ilgili net bir açıklığın olmadığı” gerekçesiyle bozdu.

Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi‘nde tekrar görülen davada Albayrak ve Gündoğan’a toplam 4 yıl 32 ay hapis cezası verildi. Karar, 11 Temmuz 2002’de Yargıtay tarafından onandı.

Kararın Yargıtay tarafından onanması üzerine yakınlarını kaybeden 22 kişi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘ne (AİHM) başvurdu.

AİHM, 27 Temmuz 2005’te açıkladığı kararda Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum etti.

Rize Valiliği İkizdere’deki eylem yasağını uzattı: Riskler henüz ortadan kalkmadı

Rize Valiliği, İkizdere ilçesi için basın açıklaması, eylem, yürüyüş gibi etkinliklerle ilgili aldığı 15 gün yasak kararını 15 Haziran’a kadar daha uzattığını açıkladı.

Valilik açıklamasında, protestoların terör örgütleri ve marjinal gruplar tarafından korsan gösterilere dönüştürülebileceğinin de altını çizdi.

İkizdereli köylüler, uzun zamandır yaşam alanlarında taş ocağı yapılmaması için direnişlerini sürdürüyor.

Terör örgütü ve marjinal gruplar

Açıklamada, iyi niyetle başladığı varsayılan protestoların farklı terör örgütleri ve marjinal gruplar tarafından propaganda aracına çevrileceği yönünde gayretlerin olacağının öngörüldüğü ifade edildi:

İlimiz İkizdere ilçesi sınırları dahilinde bir süredir; çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti mensupları ve bazı vatandaşlarımız tarafından, İyidere İlçesinde projesi tamamlanan İyidere Lojistik Merkezi sahasına deniz dolgu malzemesi temini maksadıyla, İkizdere-Cevizlik ve Gürdere Köyleri sınırları içerisinde bulunan sahada yapılan taş ocağı çalışmasına yönelik protesto eylemleri icra edilmekte, eylemler halihazırda devam etmekte ve toplumun farklı kesimlerinden kişilerce katılımlar olduğu gözlemlenmektedir.

Diğer yandan yasal çerçevede ve iyi niyetli başladığı varsayılan; protesto, basın açıklaması, gösteri yürüyüşü gibi etkinliklerin, İkizdere ilçemizde yaşayan veya diğer yerleşim alanlarından faaliyetlere katılan insanların arasına karışması muhtemel çeşitli terör örgütü elemanları/sempatizanları veya marjinal gruplara mensup kişiler vasıtasıyla korsan gösterilere dönüştürülebileceği, iyi niyetle başlayacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin, basın açıklaması gibi etkinliklerin terör örgütlerine müzahir kitlelerce/gruplarca amacından saptırılarak farklı terör örgütlerinin ve marjinal grupların propaganda aracına çevrilmesi yönünde gayretlerin olacağı öngörülmektedir.”

Kademeli normalleşme sürecinde planlanan etkinlikler

Valilik tarafından yapılan açıklamada, İyidere Lojistik Merkezi gibi yatırımlara taraf olduklarını ve desteklerini beyan eden kişi ve gruplarca da olası kademeli normalleşme döneminde geniş katılımlı karşıt etkinlikler düzenleneceğine yönelik paylaşımlar ve hazırlıklar yapıldığının incelendiği öne sürüldü:

Ayrıca ilgili birimlerimizce sahada, sosyal medya mecralarında, çeşitli iletişim grupları gibi açık kaynaklarda yapılan incelemelerde; tam kapanma döneminin bitmesine müteakip gelecek olası bir kademeli normalleşme döneminin başlaması durumunda, İkizdere ilçemizde devam eden çalışmaya yönelik karşıt olan kişi ve gruplarca daha çok insanın katılımı ile daha çok ses getireceğine inanılan geniş çapta eylemlerin yapılması için hazırlanılması yönünde paylaşımlar yapıldığı görünürken, benzer şekilde İkizdere ilçemizde yapılan çalışmalara ve İyidere Lojistik Merkezi gibi yatırımlara taraf olduklarını ve desteklerini beyan eden kişi ve gruplarca da olası kademeli normalleşme döneminde geniş katılımlı karşıt etkinlikler düzenleneceği ve planlanacağı yönünde paylaşımlar ve hazırlıklar yapıldığı incelenmiştir.

Vatandaşlarımızı kamu otoriteleri ve kamu görevlilerine veya farklı fikir ve bakış açılarına sahip kişileri gruplar halinde birbirlerine karşı kışkırtarak yada güvenlik güçleri ile vatandaşlarımızı karşı karşıya getirerek kaos yaratılmasına zemin hazırlanacağı, hem salgın yönetim süreci sekteye uğratılırken, hem de ülkemizin uluslararası kamuoyunda itibarsızlaşmasına sebebiyet verilebileceği, dolayısıyla Anayasa ile güvence altına alınmış olan toplantı ve gösteri yürüyüşleri, basın açıklamaları gibi temel hak ve hürriyetlerin istismarına yol açılabileceği değerlendirilmektedir.”

‘Riskler henüz ortadan kalkmadı’

Rize Valiliği, risklerin tamamen ortadan kalkmadığı için bir kez daha yasaklanma kararı alındığını şöyle duyurdu:

 

İfade edilen noktalardan hareketle; İkizdere ilçemizde 17/05/2021 günü saat 00:01’den başlayarak, 15 gün boyunca 16.05.2021 tarihli ve 2835 sayılı olur ile yasaklama kararı uygulanmış olmakla birlikte ifade edilen risklerin henüz ortadan kalkmadığı değerlendirildiğinden, bu kapsamda belirtilen yasal çerçeve ve ilgili Kanunların amir hükümleri doğrultusunda: Rize İli İkizdere İlçesi sınırları içerisinde, (polis ve jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı) farklı kesimler arasında gerilim yaşanmasının önlenmesi, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilmesi, milli güvenliğin sağlanması, kamu düzeni ve halk sağlığının korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, temel hak ve özgürlükler ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin ve genel asayişin korunması, genel trafik ve yolcu güvenliğinin sağlanması, şiddet olaylarına mahal verilmemesi, yaygınlaşmasının önlenmesi ve yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçilebilmesi maksadıyla: meydan, cadde, sokak, yol, park gibi umuma açık alanlarda ve benzeri her türlü alan ve ortamda; yürüyüş, protesto eylemi, oturma eylemi, açlık grevi, stant açma, çadır kurma, açık/kapalı hava toplantısı yapma, yüksek sesli yayın yapan araçlar ile konvoy düzenleme, imza kampanyası, konser, şenlik, el ilanı/bildiri/broşür dağıtma, afiş/poster asma, miting düzenleme, toplu karşılama ve uğurlama, basın açıklaması yapma ve benzeri etkinliklerin (parti, sendika, dernek vb. sivil toplum kuruluşları kongrelerinin, basın açıklamalarının yalnızca parti, sendika, dernek vb. sivil toplum kuruluşu binalarının içinde sosyal mesafe kurallarına uymak şartıyla düzenlenmesi hariç), 01/06/2021 günü saat 00.01’den başlamak suretiyle, 15 gün boyunca yasaklanmasına karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.”

Erol Kesici: Salda Gölü, çevresindeki yapılaşmaya reaksiyon gösteriyor

Burdur‘un Yeşilova ilçesinde yer alan ve beyaz çökeltilerinin güzelliği Maldivler ile kıyaslanan Salda Gölü‘nde beyaz rengin sarıya dönmesine yönelik tepkilerle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘ndan açıklama geldi.

Salda Gölü’nde yapılan Millet Bahçesi inşaatının “koruma çalışması” olarak nitelendirildiği açıklamada renk değişikliğinin “göl çevresindeki çamlık ve sazlık alanlarda polenlerden ve ağaç birikintilerinden kaynaklandığı” iddia edildi. Açıklamada ek olarak bu durumun mevsimsel olduğu ve iki yıl önce de meydana geldiği belirtildi.

Kesici: Ortada bir sorun var

Bakanlık tarafından yapılan açıklama hakkında Yeşil Gazete’ye konuşan Türkiye Tabiatı Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Erol Kesici ise göl ile ilgili yaklaşık 20 yıldır çalışma yürüttüklerini ve bu boyutta bir değişimin daha önce yaşanmadığını söyledi.

Kesici, “İki sene önce de benzer bir görüntü meydana gelmişti. Ama kesinlikle bu boyutta bir şey yoktu. İster polenden, ister yapılaşma yoğunluğundan kaynaklansın ortada bir sorun var” dedi.

Su seviyesi azalıyor

Salda’daki ekolojik bozulmanın birincil sebebinin su seviyesinin her geçen gün azalması olduğunu dile getiren Kesici, “Su seviyesinin azalması ise çevresindeki sayısız kuyulardan, gölü besleyen kaynakların üzerine yapılan göletlerden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.

Salda Gölü’ndeki sular 10 yıl içerisinde 20 ile 30 metre arasında çekilmiş, bunun sonucunda göldeki küçük adacıklar ortaya çıkmıştı.

Bakteriler yok oluyor

Kesici’ye göre ikinci en büyük sebep ise göl dibindeki ve kıyılarındaki bakterilerin yok olması. Salda kıyıları beyaz görünüme göldeki siyano-bakterilerin zamanla hidromanyezit haline gelmesiyle kavuşuyor.

Göle girilmesi, bu minerallere basılması, minerallerin taşınması ve suyun çekilmesi gibi durumlar ise bu bakterilerin yok olmasına yol açıyor. Bu sebeple gölde kokuşma yaşandığını dile getiren Kesici, “Giderek o Maldiv toprağı denilen biyomineralizasyon sonucu oluşan çökeltiler kararmaya başladı. Bu şekilde polenler engellenmezse de o beyazlıklar yakında sarıya dönüşecek” dedi.

‘Polenin sebebi açıklanmalı’

“Daha önceki yıllarda bu sarı renk neden olmuyordu?” sorusunu yönelten Erol Kesici, “Demek ki çevresinde ekolojik değişimler söz konusu. Örneğin eğer polense sebebi, o polenlerin göle taşınmasına neden olan ağaçların dikilmesini kim yaptı? Neden kontrol altına alınmadı?” tepkisini gösterdi.

Polenin neden olduğunun açıklanması gerektiğini belirten Kesici, “Orada kimyasal bir reaksiyon var. ‘Sadece bir polen’ demekle olmaz” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: ANKA

‘Çevresiyle bir bütün’

Salda Gölü’nün sadece gölüyle ve suyuyla değil çevresiyle bir bütün olduğunu vurgulayan Kesici, “Bu nedenle sadece Salda Gölü’nün çevresinde yapılan değişikliklerin Salda Gölü’nde bir değişiklik meydana getirmeyeceğini düşünmek bilime aykırı bir düşünce. O yüzden Millet Bahçesi’ne karşıyız” dedi.

Bölgede tuvalet, mescit, cafe ve bungalov gibi ihtiyaçlar varsa bunun gölün uzağına yapılması gerektiğini belirten Kesici, “Göle girilebilecek sezon da oldukça kısa. Kısa dönemli seyyar büfeler ve yapılar kullanılabilirdi. Kesinlikle bir otopark haline gelmemesi, suyuna girilmemesi gerekiyor. Yalnızca bir seyir alanı yapılabilirdi” dedi.

Fotoğraf: Salda Gölünü Koruma Derneği

‘Polenler Salda’yı alerji eder’

Salda Gölü’nün çevresindeki yapılaşmaya ve değişikliklere reaksiyon gösterdiğini aktaran Erol Kesici, “Salda Gölü nazik bir göldür. Polen nasıl insanları alerji ediyorsa gölü de alerji edecektir” ifadelerini kullandı ve ekledi:

Salda etrafındaki bitkileriyle, kuşuyla doğasıyla bir bütün. Oradaki bütünlüğe çomak soktuğunuz zaman demek ki göl reaksiyonunu şiddetli bir şekilde gösteriyor. Böyle giderse çökeltiler kararacak, beyazlıklar sarıya dönecek.”

Yelken kulübü için özelleştirme kararı-Şerdil Dara Odabaşı: Kimse buraya ‘çökmesin’ diye biz talibiz

İstanbul Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Kalamış Yelken Kulübü için alınan özelleştirme kararına tepki gösterdi.

Odabaşı, “Kimse buraya ‘çökmesin’ diye, Kadıköy Belediyesi olarak yeşil alanı korumak şartıyla biz talibiz” ifadelerini kullandı.

KA.DER toplantı düzenledi

Gazete Kadıköy‘de yer alan habere göre, 10 yıl önce alınan Fenerbahçe- Kalamış Yat Limanı için özelleştirme kararı süreci hala devam ederken, Kalamış Yelken Kulübü için de özelleştirme kararı alındı.

Bu karar, 21 Mayıs 2020’de Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yayımlanmıştı.

Bu duruma ilişkinde Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER) tarafından “Fenerbahçe Kalamış Yaşam Alanlarımıza Ne Oluyor?” başlıklı çevrimiçi bir toplantı düzenlendi.

Toplantıya Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı ve önceki Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu da katıldı.

‘Burası zaten özelleştirilmiş bir yer’

Toplantıda söz alan Odabaşı, yelken kulübünün zaten özelleştirilmiş bir yer olduğuna ve buna da karşı çıkılması gerektiğine işaret etti:

Mevcut haliyle kullanılan yerin mülkiyeti kamuda. Fakat bir özel işletme tarafından işletiliyor. Burası zaten ‘özelleştirilmiş’ bir yer. İnsanların bu alanı kullanması zaten sınırlı. Bizim sadece özelleştirmeye değil, buna da karşı çıkmamız gerekiyor.”

‘Biz talibiz’

Kadıköy Belediye Başkanı, söz konusu bölgeye yeşil alan yaratmak şartıyla talip oldukları dile getirdi:

Kimse buraya ‘çökmesin’ diye, Kadıköy Belediyesi olarak buraya talibiz. Yarın Kadıköylülerle beraber biz buranın işletmesine, mevcut halini koruyarak, bir metrekare ek inşaat yapmayarak talibiz. Kamunun kamuya devri çok rahat şekilde olabilir. Eğer niyetleri varsa, Kadıköylülerin seçtiği yönetime emanet etmek üzere burayı Kadıköy Belediyesi’ne verebilirler. Biz herhangi bir inşaat yapmadan, mevcut alanı yenileyerek, burayı günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlayarak, hatta mevcut alandan yeşil alan yaratmak şartıyla buraya talibiz.”

‘Yargı umarım özgür iradesi ile karar verir’

Kadıköy Belediyesi’nin tüm paydaşlarla ortak çalışmaya hazır olduğunun altını çizen Şerdil Dara Odabaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:

Tüm dünya yeşil alanlara, sosyal alanlara daha fazla yer açarken, biz elimizdeki bu alanı birilerine devrediyoruz. Bunu çok iyi anlatıp, doğru bir zeminde savunmamız gerekiyor. Kadıköy Belediyesi tüm paydaşlarla ortak çalışmaya hazır. Bunu doğru bir şekilde anlatabilirsek, bu pandemi koşullarında bu yapılanın yanlış olduğunu gösterebilirsek inanıyorum ki Kadıköylünün gücüyle beraber, ‘geleceğimizi çalma operasyonundan’ vazgeçecekler. Yargı umarım özgür iradesi ile karar verir.”

Metin Lokumcu davasında reddi hakim talebi reddedildi

Artvin’in Hopa ilçesinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın mitingine yönelik protestolar sırasında polisin sıktığı biber gazından etkilenerek hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu‘nun ölümüyle ilgili açılan davada mahkeme, davacıların reddi hakim talebini reddetti.

Trabzon 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararda “Hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir sebep yok” gerekçesi gösterildi.

Mahkemenin karar tutanağını paylaşan Metin Lokumcu Davası hesabı yaptığı açıklamada “Elbette şaşırmadık; ama #MetinLokumcuİçinAdalet arayışımızdan da vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz!” ifadelerini kullandı.

Dosyada yargılanan 13 polisin “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla altı yıla kadar hapsi isteniyor. Davanın ilk duruşması 21 Nisan tarihinde Trabzon 2’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü.

Metin Lokumcu Davası hesabından yapılan paylaşımda reddi hakim talebinin arkasında yatan gerekçeler şu video ile hatırlatıldı:

Neler yaşandı?

Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011’de, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyası mitingi için geldiği sırada düzenlenen protestolara ilişkin polisin sıktığı biber gazından ve aldığı darbelerden etkilenen emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti.

Protestolarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 70 kişiden 16’sı tutuklanmış, daha sonra ise serbest bırakılmışlardı.

Lokumcu’nun ölümüne ilişkin soruşturma dokuz yıl sonra tamamlanmıştı. 13 kişinin yargılandığı dosyada sanıklar “taksirle ölüme neden olmak” ile suçlanarak haklarında altı yıla kadar hapisleri istendi.

Metin Lokumcu‘nun ölümüyle ilgili hazırlanan Adli Tıp raporunda biber gazına maruz kalmanın ölümde etkisi olduğu ifade ediliyor.

Kömür Masalları yayında: Kömür hakkındaki gerçekler açığa çıkıyor

İklim Haber, Türkiye’de kömür hakkında üretilen argümanların temelini mercek altına alan ve bunları tek tek çürüten “Kömür Masalları” isimli bir çalışma gerçekleştirdi.

komurmasallari.com adresi üzerinden erişilebilen çalışmaya göre kömür ne temiz, ne ucuz, ne de gerçekten yerli ve milli.

Verimliliği çok düşük

Kömür endüstrisinin temiz kömürden bahsederken bile “verimlilik” ve “katma değer” gibi ifadeler kullanmasının endüstrinin önceliğinin sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olmadığını gözler önüne serdiğini vurgulayan Kömür Masalları, tipik bir kömür santralının sadece yüzde 34 verimlilikle çalıştığını hatırlatıyor.

Çalışma, aynı zamanda kömürün iklim değişikliğine sebep olan karbon emisyonlarını tutmayı vadeden ve yaklaşık 30 yıldır konuşulan teknolojileri kullanan tek bir santral bile bulunmadığının altını çiziyor.

Öte yandan 520 MW’lık ortalama bir kömürlü termik santralın soğutma sisteminin bir günde 1,1 milyar litre suya ihtiyaç duyduğu ortaya konuluyor.

Ucuz değil

Sürekli kullanılan diğer bir argümanın da “ucuz kömür” savı olduğunu ancak
kömürün külünü, atıklarını, çevre ve insan sağlığını hesaba hiç katmayan bu argümanın, yıllardır sadece kilovat/saat hesabı üzerinden ekonomikliği açıklamaya çalıştığını vurguluyor.

2010-2019 yıllarında güneş santrallarında elektrik üretim maliyetinin yüzde 82, rüzgarın ise yüzde 40 düştüğünü hatırlatan rapor, Türkiye’de yapılan yatırımları karşılaştırarak kömürün aslında ucuz bir kaynak olmadığını gözler önüne seriyor.

Yerli de değil milli de

Kömür Masalları Türkiye’nin her yıl daha fazla kömür ithal ettiğinin altını çiziyor. Neredeyse her yıl yeni bir ithal kömür santralı projesinin hayata geçtiğini belirten çalışma, 2006’da sadece 2 GW olan ithal kömürlü santralların 14 yılda 4,5 kat artarken, aynı süreçte yerli kömür santrallarının ise sadece 8 GW’tan 10 GW’a çıktığını ortaya koyarak Türkiye’de kömürün yerli ve milli bir enerji kaynağı olmaktan nasıl uzaklaştığını vurguluyor.

İstihdam sağlamıyor

Son olarak kömür santrallarının yerel ekonomiyi canlandırdığı ve istihdam yarattığı argümanlarının da gerçeği yansıtmadığını belirten çalışma, santralların ve madenlerin olduğu ilçelere kömürün kalkınma ve ekonomik refah getirmediğini, kamusal raporlara atıfta bulunarak ispat ediyor. Bahsi geçen bölgelerin ne yaşam kalitesi anlamında ne de istihdam konusunda gelişme göstermediği ortaya koyuluyor.

İklim Haber Yayın Yönetmeni Barış Doğru, “Kömürlü termik santralların ekonomik rasyonalitesi aslında tamamen bitti ama kömürü savunanlar, bu sonu geciktirmek için içi boş masallara başvuruyor. Kömür lobisi, yatırımlarını kurtaracak gerçekler kalmadığı için kömürün tanıtımına, imaj çalışmalarına yatırım yapıyor. Kömür Masalları’yla, bu masalların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını göstermeye çalışıyoruz. Kömürle üretilen her kw elektrik, gezegenin ve insanlığın geleceğine vurulmuş bir darbedir. Kömürden çıkışı hızlandırmak için elimizden geleni yapmak zorundayız” ifadelerini kullandı.

‘Saros Körfezi’nde hem bilim hem de hukuk çiğneniyor’

BOTAŞ tarafından Saros Körfezi’ne yapılmak istenen FSRU liman ve kara boru hattı inşaatına karşı açılan ikinci ÇED İptal Davası ve Nazım İmar Planları İptal Davası’na sunulan iki ayrı bilirkişi raporu bir kez daha projenin uygun olmadığını tescilledi.

Buna rağmen şirketin çalışmalarına devam ettiğini belirten Saros Gönüllüleri Dayanışması ve Keşan Kent Konseyi yazılı bir açıklama yaparak bu duruma tepki gösterdi.

‘Bakanlıklar görmezden geliyor’

Yapılan açıklamada “Edirne İdare Mahkemesi’nin birinci ÇED İptal Davası’nda verdiği iptal kararı ve üç ayrı davanın tüm bilirkişi raporları Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca görmezden gelinmektedir” denildi.

Halka rağmen on binlerce kişinin itirazları hiçe sayarak inşaata devam etmenin doğaya, denize, insana zulümden başka bir şey olmadığı belirtilen açıklamada “Bilime ve hukuka karşı gelmek kamusal vicdansızlıktır” ifadeleri kullanıldı.

Fotoğraf: Saros Gönüllüleri

‘Doğal nitelikleri korunması gerekiyor’

Saros FSRU’nun Hukuksuz Nazım İmar Planlarının İptali davasında bilirkişi heyeti oybirliğiyle düzenlediği raporunda şu ifadeler yer alıyordu:

Bölge ve İl Planında arazinin Tarım Arazisi niteliği gösterdiği, alanın 2006 tarihli Bakanlar Kurulu kararına uygun olarak Saros Körfezi Kültür ve Turizm Geliştirme Bölgesi olarak işaretlendiği görülmektedir. Her iki üst kademe plan ile dava konusu alandaki tarımsal ve çevresindeki orman varlığı göz önünde bulundurulduğunda alan temel olarak doğal nitelikleri korunması gereken bir alan olarak belirlenmiş, ancak Saros Körfezi Kültür ve Turizm Geliştirme Bölgesi kararıyla alanın turizm öncelikli olarak gelişmesi öngörülmüştür.”

‘Gerekli örnekler alınmadı’

İkinci ÇED İptal Davası’nda verilen bilirkişi raporunda ise Ziraat Mühendisliği yönünden de şu ifadeler yer almıştı:

ÇED raporunda toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin proje kapsamında analiz edilmediği… anlaşılmaktadır…bu yatırımın etki edeceği topraklara ait analitik veri için toprak örneği alınmadan 1970’li yıllarda üretilmiş bir harita verisinin kullanılması…uygun bulunmamıştır. İnşaat sahası ve boru hattının geçeceği güzergahta herhangi bir toprak örneği almadan, örneklerde fiziksel ve kimyasal analiz yapmadan ve toprak izleme çukuru(profili) açmadan genel bir ifade kullanılması eksik bir yaklaşımdır.”

Fotoğraf: Keşan Postası

‘Kamu görevi kötüye kullanılıyor’

Yapılan açıklamada “Sayın bilirkişi nezaket gösterip eksiklik demiş olsa da Saros FSRU ÇED sürecinde Toprak örneği almadan, toprak analizi yapmadan ÇED Raporu düzenlemek görevi ihmal, bu kadar eksik, hatalı ve bilime aykırı bir rapora ÇED Olumlu Kararı vermekte herhalde kamu görevini kötüye kullanmak olarak nitelendirilebilir” denildi.

Açıklamada “Bilimsel bilirkişi raporlarına saygı gösterilerek bir kamu kurumu olan BOTAŞ şirketi ve bu hukuksuz planları onaylayan T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu planları derhal iptal etmeli ve arazilerimizdeki ve denizimizdeki tüm inşaat ve hafriyat çalışmalarını hukukun ve bilimin üstünlüğü ilkesi çerçevesinde derhal durdurmalı ve arazilerimizi eski haline getirmeli, tüm arazi sahiplerinin zararlarını derhal gidermelidirler” çağrısı yapıldı.

Hukuksal süreç tamamlanmadan ve arazi sahiplerine bilgi verilmeden, ata topraklarına Acele Kamulaştırma ve el koyma yoluyla girilerek inşaata başlanması nedeniyle Edirne İdare Mahkemesine yapılan yürütmeyi durdurma başvurularına uzun süreler geçmesine rağmen Yürütmeyi Durdurma Kararı verilmediği belirtilen açıklamada “Her geçen gün inşaatın hızla devam ettirilerek Saros’un daha fazla zarar görmesi bölge halkında endişe yaratmaktadır” denildi.

‘Bilime aykırı kararları iptal etmeliler’

Bilime ve hukuka rağmen projenin gerçekleştirilmesi sonucunda Saros’un Marmara Atık Denizi’ne ve Aliağa Körfezi’ne dönmesinin kaçınılmaz olduğu belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

 Çünkü bu proje sadece başka ülkelerin doğalgazının Avrupa pazarına sevkiyatı amacıyla yani sadece dış ticaret için yapılmaktadır. Bu projede halkın iradesi yok sayılıyorsa bilimsel raporlara saygı yoksa biliniz ki geriye sadece rant ve kar kalmaktadır.

BOTAŞ derhal Saros’dan çıkmak zorundadır. Bilim körfezimizde Botaş’ı istemiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Saros turizmini ve Saros Körfezini koruma görevini çerçevesinde hukuka aykırı olduğu ortaya çıkan imar planlarını derhal iptal etmelidir. Çevreyi korumakla görevli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verdiği bilime aykırı ÇED Olumlu kararlarını derhal iptal etmek zorundadır.