Ana Sayfa Blog Sayfa 1459

Sağlık Bakanı Koca: Aşı olanlar sonbaharda maskelerini çıkarabilir

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından bir araya geldiği basın mensuplarına açıklama yaptı. Bakan Koca, maskelerin tamamen çıkarılması için toplumsal bağışıklığın sağlanmasının önemli olduğunu söyledi.

Toplumun en az yüzde 60’ının aşılanmasıyla toplumsal bağışıklığın oluşabileceğine dikkat çeken Koca, ”Eylül’de normal hayata dönmek istiyoruz, toplumsal bağışıklık yakalandıktan sonra aşı olanlar maske takmayabilir. Aşı takviminde aksama olmazsa, toplumsal bağışıklık yaz aylarında yakalanacak ve Türkiye sonbaharda normal hayata dönecek” diye konuştu.

BioNTech kurucu ortağı Prof. Dr. Uğur Şahin’in aşı kampanyasına katılmak üzere haziran ayının ortasında Türkiye’ye gelebileceğini belirten Koca, şunları söyledi:

  • Yaygın aşılama yapılmadıkça biz maske takılmamasını önermiyoruz. Toplumsal bağışıklık oluştuktan sonra aşı olanların maske takma zorunluğu olmayabilir; fakat o, bağışıklıktan sonra.
  • Erken dönemde biz halen bütün aşıların bulaşılırlığı önlediğinden emin değiliz. BioNTech aşısı için yüzde 90’ın üzerinde bulaşılırlığı önlediğini Uğur hoca söylemişti; ama diğer aşılarla ilgili emin değiliz.
  • Toplumsal bağışıklık oluşmadıkça kişisel tedbirlerin maskeyle devre dışı kalmasını önermiyoruz ama bu eylül sonrası devreye girer. Bu dönemde okullar, üniversite, yüksekokullar dahil olmak üzere normal hayata dönülmesini hedefliyoruz; aşılamayı sağlayarak.

‘Maske kişisel tercih olacak’

Eylül ayından itibaren toplumsal bağışıklığın sağlanması ile maskelerin de çıkarılabileceğini kaydeden Koca, “Birçok kimse yine maske takmak isteyecek. Özellikle birçok enfeksiyondan koruduğunu biliyoruz; ama bu tamamen kişisel bir tercihle söz konusu olacak. Şimdi de 2 metre mesafeyi koruyabiliyorsanız sahilde takmanız gerekmez. Ama evdesiniz, 2 metreyi koruyamıyorsunuz o zaman takmanız gerekecek” dedi.

Yerli aşıda iki hafta sonra Faz-3’e geçilmiş olacağını bildiren Bakan, eylülde ilk aşının kullanılabilir hale geleceğini kaydetti.

‘Haziran’da 30 milyon doz BioNTech aşısı tamamlanacak’ 

Uğur Şahin ile dün görüştüğünü belirten Bakan Koca, gelecek hafta sonuna kadar 12 milyon dozun peyderpey Türkiye’ye geleceğini, haziran içinde de 30 milyon doz aşının tamamlanacağını söyledi; bu durumda ay sonuna kadar 20 yaşa kadar aşılamanın gerçekleşebileceğini ifade etti.

Eryaman-Esat davasında, aktivistlere adliye önünde polis saldırısı

2006’da Ankara’da trans kadınlara saldıran çeteden dört kişinin yargılandığı ve Yargıtay’ın bozması üzerine yeniden görülen Eryaman-Esat davasının  ikinci duruşması bugün (1 Haziran) Ankara 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Pembe Hayat Derneği’nin çağrısıyla davayı LGBTİ+ aktivistlerinin yanı sıra Halkların Demokrasi Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay da izledi. Pandemi bahanesiyle duruşma salonuna izleyiciler alınmadı. Hak savunucuları duruşmayı ancak salon dışından takip edebildi.

KaosGL‘nin aktardığına göre, duruşmaya mağdurlardan bir kişi katıldı. Mağdurların Avukatı Senem Doğanoğlu, 17 Mayıs Derneği’nden Av. Kardelen Yılmaz ve Kırmızı Şemsiye Derneği’nden Av. Evrim Demirtaş duruşmada yer aldı.

Sanıklardan Şammas Taşdemir, duruşmaya cezaevinden katıldı. Duruşmanın sonuna doğru sanıklardan Ayhan Günay da salona girdi. İfadesini tekrarladığını belirledi.

Dava, eksiklerin giderilmesi için bir kez daha ertelendi. Bir sonraki duruşma 24 Eylül saat 9.30’da görülecek.

eryaman-esat-zulmu-adliye-de-suruyor-1

Basın açıklamasını engel, aktivistlere ve basına saldırı

Duruşmanın ardından, basın açıklaması yapmak isteyen LGBTİ+ aktivistleri, polis engeliyle ve saldırısıyla karşılaştı.

Sivil giyimli bir polis tarafından, gazeteci olduğu ve basın kartını göstermesine rağmen saldırıya uğrayan ve telefonuna el konularak görüntü alması engellenen, Kaos GL editörü Yıldız Tar şunları anlattı:

“Polis ilk andan itibaren agresif bir tutum sergiliyordu. Adliye önünde açıklamaya izin vermedi. Aktivistler adliyenin karşısına geçti. Pembe Hayat’tan Efruz Kaya basın açıklaması okurken polis aktivistleri iteklemeye başladı. Bunun üzerine aktivistler yürümeye ve yürürken açıklamayı okumaya başladı. Aktivistlerin, “Sadece açıklama okuyup dağılacağız” demesine, avukatların bütün itirazlarına rağmen polisin saldırıları devam etti. Birden orta yaşlı, sivil giyimli bir polis memuru aktivistlerin ortasına dalarak trans bayrağını almaya çalıştı. O anı yakalamaya çalışırken bana da saldırdı. Omuz ve dirsek darbeleriyle itti. Gazeteci olduğumu söyleyip, basın kartımı gösterdiğimde ise telefonumu zorla elimden aldı. İtiraz ettiğimde beni uzaklaştırıp telefonuma el koymaya çalıştılar. Aktivist ve avukatların itirazı üzerine telefonumu alabildim. Ardından yüksek bir yerde çekim yapmaya çalışırken bu sefer sivil giyimli üç polis gelerek, ‘İn aşağı, git buradan’ diye bağırmaya başladı. Yine gazeteci olduğumu söylememe rağmen zorla indirdiler.”

eryaman-esat-zulmu-adliye-de-suruyor-2

Ne olmuştu?

2006 yılının nisan ayında Ankara Eryaman’da bir çete trans kadınlara saldırdı. Birçok trans kadın yaşadıkları Eryaman’ı terk etmek zorunda kaldı. Bir kısmı şehir değiştirdi, bir kısmı Esat’a taşındı. Saldırılar Esat’ta da devam etti.

Saldırıya uğrayan trans kadınların suç duyurusu üzerine açılan dava  2008’de sonuçlandı. Sanıklardan Şammas Taşdemir, trans kadınların gittikleri kuaföre yönelik baskında silahla yaralamadan 45 ay; diğer sanıklar Harun Çardak ve Ahmet Günay 40’ar ay, Kurtuluş bölgesindeki trans kadınlara yönelik silahla yaralama eylemlerinden dolayı Ahmet Günay’ın 34 ay cezalandırılmalarına karar verildi.

Mahkeme, saldırganların çete olduğuna hükmetti ancak hükmü alt sınırdan kurdu. Yağma iddiasından ceza vermedi. Karar temyiz edildi.

2008’den günümüzde kadar ise yargı süreci adeta yılan hikayesine döndü. Yargıtay, 2011 yılında kararı bozdu. O sırada davaya bakan mahkemeler değişti. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki değişiklikler ile dava bir mahkemeden diğerine gitti, geldi. Nihayetinde 2018 yılında dava yeniden Yargıtay’a gitti. Yargıtay, 21 Eylül 2020’de aldığı kararla yerel mahkemenin saldırganlara verdiği cezayı bozdu.

Yargıtay bozma kararında saldırganların “çete olduğuna ilişkin” araştırma yapılması gerektiğini söyleyerek o dönemki telefon kayıtlarının incelenmesini talep etti. 30. Ağır Ceza Mahkemesi de Yargıtay’ın bu kararına uyarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan saldırganların birbiriyle haberleşip haberleşmediğine dair bilgi istedi.

Dava yeniden görülüyor ancak bir yandan davayı zaman aşımı tehlikesi de bekliyor.

Av. Senem Doğanoğlu o dönem trans kadınlara dönük saldırıları ve göçe zorlanmalarını şöyle anlatmıştı:

“Eryaman denmesinin sebebi Eryaman’da olması ama aslında bizim şu anda bahsettiğimiz dava Esat olayları bir yandan. Eryaman’da inşaat sektörü canlanması vardı ve orada yaşayan trans kadınlara dönük organize çete saldırıları yaşanmaya başladı. Zamanla hem polis işbirliği içerisinde hem de bu inşaat firmalarının tuttuğu adamlar bir çete olarak trans kadınlara saldırıları arttırdı. Bir zaman sonra ‘haraç vereceksiniz bize’ denmeye başlandı paramiliter güç tarafından. Ancak temel amaç sürgündü. Evlere doğru saldırı başlayınca kızların birçoğu Mersin’e kaçtı. Bir grup da Esat’a yerleşti.

Eryaman’da da bir dava açtırabildik Şammas Taşdemir hakkında. 2008 yılında öldürülen Dilek İnce de şikayetçiler arasındaydı. Şammas Taşdemir’in mala zarar vermekten yargılandığı bir davayı da takip ettik. Bu kişi ceza aldı ama para cezasına çevrildi. Ödedi. Karar kesinleşti ve bitti. Adli cezadan hükme bağlanmış oldu ve saldırganların motivasyonları araştırılmadı.

Eşzamanlı olarak Esat olayları başlayınca çok uzunca bir süre bir şey yapmadı emniyet. Artık her gece birilerinin yaralandığı, malına zarar verildiği, telefondan da tehdidin başladığı bir sürece döndü ve o zaman işte kefenli eylem dönemi başladı. ‘Artık bu şiddet önlenmiyorsa biz açlık grevine yatıyoruz’ dendi. Her gece mumlu eylemler yapılmaya başlandı. Kefenlerle eylemler yapıldı. LGBTİ+ örgütlerinin ve kadın örgütlerinin katıldığı, sessiz protestolar başladı.

Yaralamalar oluyordu. Kuaföre, araçlara zarar veriliyordu. Geceleri sallama satırla kendi araçlarından inip kızların üzerine yürüdükleri ve bir kısmını yaraladıkları vukuatlar çok fazlaydı. Hepsini bir araya getirdik. Şikayetler teker teker alındı. Ardından faillerin hepsi toplandı. Tutuklandılar ve dava süreci başladı.”

 

Boğaziçi öğrencilerinin çadır nöbetine polis müdahalesi

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin rektör karşıtı protestolarına verdiği destek ile bilinen akademisyen Feyzi Erçin‘in yaz okulunda ders vermesinin rektörlük kararıyla engellenmesinin ardından öğrencilerin başlattıkları çadır nöbetine polis müdahale etti.

Boğaziçi öğrencileri “Feyzi Erçin yalnız değildir” diyerek Güney Kampüs’teki meydanda çadır nöbeti başlatmışlardı.  Sonrasında polis kampüsü abluka altına aldı.

Üniversiteye polis ablukası

Boğaziçi Dayanışması‘nın Twitter hesabından yapılan paylaşımda “Akademik özgürlüğümüz için başlattığımız çadır direnişimiz sürerken kampüs kapısındaki polis ablukası sürüyor. Gezi’deki gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz! Kayyumlarınızı da baskılarınızı da tanımıyoruz!” ifadeleri kullanıldı.

Kampüsten çıkarıldılar

Gece saatlerinde kampüs içerisine giren kolluk kuvvetleri öğrencilere müdahale ederek kampüsten çıkardı. Boğaziçi Direnişi sayfasında bu anlar “Polis tarafından Bebek Kapı’dan üçerli gruplar halinde kampüsten çıkartılıyoruz” sözleriyle anlatıldı.

Yapılan başka bir paylaşımda ise öğrencilerden hiç kimsenin gözaltına alınmadığı bilgisi paylaşıldı.

Rusya, Türkiye’ye uçuş kısıtlamalarını 21 Haziran’a kadar uzattı

Rusya Coronavirüs Enfeksiyonu Kontrol ve Önleme Merkezi, Türkiye’ye uçuşlardaki kısıtlamaların 21 Haziran’a kadar uzatıldığını bildirdi.

Rusya, kısıtlamaları yeniden değerlendirmek için Türkiye’den süre istemişti.

Moskova-Minsk seferleri haftada 10 uçuşa yükseltildi

Bunun yanında, Moskova ve Belarus’un başkenti Minsk arasındaki uçuşların 10 Haziran itibariyle haftada 10 uçuşa yükseltilmesine karar verildiği açıklandı.

Rusya tarafından Türkiye’ye uygulanan ilk seyahat kısıtlaması 30 Mart tarihinde devreye girmiş, daha sonra bu süre 1 Haziran’a kadar uzatılmıştı.

Rusya’dan İstanbul’a haftada sadece iki sefer yapılabiliyordu.

‘Rusya, siyasi olmadığını söyledi’

Bugün gazetecilerin sorularını yanıtlayan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’nın bu kararın siyasi olmadığını söylediğini kaydetti:

Rusya bize siyasi olmadığını, kararın tamamıyla virüs nedeniyle olduğunu söylüyor. Sonuçta şimdi rakamlar düştü, umarım açarlar. Rus turistler açılması için çok baskı yapıyor.”

Financial Times, Nestle’nin şirket içi yazışmalarını ifşa etti

Dünya’nın en büyük gıda üreticilerinden biri olan İsviçre merkezli Nestle‘nin şirket içi yazışmaları, Financial Times tarafından ifşa edildi.

Sızdırılan yazışmalarda firma ürünlerinin yarıdan fazlasının sağlıksız olduğu belirtildi. Firma yazışmalarında “Piyasadaki içecek ve gıda ürünlerinin yüzde 60’tan fazlası sağlıklı tanımına dahil değil. Bu ürünleri ne kadar yenilesek yenileyelim, bu tanıma hiçbir zaman uyamayacaklar” ifadeleri yer aldı.

Çoğunluğu 3,5 yıldız altında

Nestle’nin iç yazışmalarında, evcil hayvan ve özel sağlık ürünleri dışında kalan ürünlerin sadece yüzde 37’sinin Avustralya sağlık sisteminde 3.5 yıldızın üzerinde görüldüğü belirtildi. Bu kriterler uluslararası kuruluşlar tarafından da kullanılıyor.

Ürünlerin yüzde 63’ünün 3,5 yıldızın altında kaldığı göze çarparken, bu gıda denetleme sisteminin Access to Nutrition Foundation gibi uluslararası kurumlar tarafından da kullanıldığı belirtildi.

Fotoğraf: Shutterstock

Nestle’nin en çok sorun yaşadığı alanlar ise içecek, şekerleme ve dondurma portföyü olarak göze çarptı. Firmanın saf kahveleri hariç içeceklerin yüzde 96’sı, şekerleme ve dondurma grubunda yer alan ürünlerin ise yüzde 99’u gerekli eşiğe ulaşmayı başaramadı.

‘İyileştirmelere rağmen düşük performans’

Yazışmalarda dikkat çeken bir diğer nokta ise Nestle’nin bu konuda da adımlar atması oldu. Şirket içinde yazışmalarda, “Ürünlerimizde önemli iyileştirmeler yaptık ancak portföyümüz, tüketici taleplerinin hızla arttığı bir ortamda, çevresel sağlık tanımlarına karşı hala düşük performans gösteriyor.” dedi.

Yapılan incelemelere bebek mamaları, evcil hayvan yemekleri, kahveler ve sağlık bilimi bölümündeki ürünler yer almadı. Yani firmanın 72,7 milyar dolarlık cirosunu oluşturan ürünlerin yaklaşık olarak yarısı incelemenin dışında kalmış oldu.

Gezi anmasına polis müdahalesi: 13 kişi gözaltına alındı

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Kocamustafapaşa Mahallesi’nde Gezi Parkı direnişinin yıldönümü nedeniyle açıklama yapmak isteyen 13 kişi gözaltına alındı.

Basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis izin vermedi. Açıklama yapmakta ısrar eden yurttaşlar polis tarafından darp edildi ve sonrasında gözaltına alındı. 13 kişi Vatan’da bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

İstanbul’da Gezi direnişi anmasına polis müdahalesi: Muhabirimiz darbedildi
Fotoğraf: Cumhuriyet

Cumhuriyet Gazetesi tarafından yapılan açıklamada “Polis şiddetini görüntülemeye çalışan gazetemiz muhabiri Ökkeş Taşkın’ın çekim yapması engellenerek, darbedilerek çekim yaptığı telefonu polisler tarafından yere atıldı” denildi.

Ziya Selçuk: Okullar, yeni eğitim-öğretim yılı başlayıncaya kadar açık olacak

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Telafide Ben de Varım” programının tanıtımında önemli açıklamalarda bulundu.

Karnelere, 18 Haziran’dan itibaren ulaşılabileceğini kaydeden Bakan Selçuk, yaz döneminde de tamamen isteğe bağlı olarak bir telafi programını başlatacaklarını duyurdu.

Eğitim-öğretim yılı 2 Temmuz’da bitiyor

Bakan Selçuk, 2020-2021 eğitim öğretim yılının 2 Temmuz Cuma günü sonlanacağını açıkladı:

Farklı destek mekanizmalarımızla sizlere en nitelikli şekilde ulaşmaya çalışsak da eğitimin uzaktan gerçekleşmesi öğrenci eğitmen ve aileler için bir takım sınırlıklar doğurdu, bunun farkındayız.

Biz bunları belirlemek için araştırmalar yaptık. Elbette kanıta dayalı olarak farklı öğrencilerde telafi eğitimine ihtiyaç olduğunu tespit ettik.

Bir telafi programıyla salgının eğitime yansıyan olumsuzluklarını hep birlikte bertaraf etmek fırsat adaleti ilkemiz doğrultusunda, öğrencilerimizi desteklemek istiyoruz.

UDEP adını verdiğimiz ulusal destekleme programını da tam bu nedenle hazırladık. 2020 – 2021 eğitim öğretim yılını 2 Temmuz cuma günü sonlandırıyoruz.”

‘Karnelere 18 Haziran’dan itibaren ulaşılabilecek’

Ziya Selçuk, karnelere 18 Haziran’dan itibaren ulaşılabileceğini kaydetti:

Biz okullarımızı açık tutacağız. 21 Haziran’da yoğun olarak başlayacağımız faaliyetler öncesinde sistem altyapımızda yoğunluğa neden olmamak için de karneleri 18 Haziran’dan itibaren öğrencilerimize açıyoruz. dileyen karnelerine 18 Haziran’dan sonra ulaşabilecek. Yaz döneminde tamamen isteğe bağlı olarak bir telafi programını başlatıyoruz.

Okullar yeni eğitim-öğretim yılına kadar açık

Okulların 2 Temmuz’dan yeni eğitim-öğretim yılı başlayıncaya kadar öğrenciler için açık olacağını ifade eden Ziya Selçuk, öğretmenlerin de ders saati üzerinden isterlerse görev alabileceklerini kaydetti:

Gelecek eğitim öğretim yılına tüm paydaşlarımızla canlı bir başlangıç yapmayı hedefliyoruz.

Yaz dönemiyle birlikte bakanlığımız 1.5 yıl sürecek olan ulusal destekleme dönemine girmiş oluyor.

1.5 yıl sürecek olan destek kapsamında yapılacak çalışmalardan bahsetmek isterim.

Her okulumuz kendi okullarındaki öğrencilerin ihtiyaçlarını belirleyecek. Okullar UDEP kapsamında böylece bir telafi planı da oluşturmuş olacak.

18 Haziran – 2 Temmuz’da uygulamaya başlayacaklar.

2 Temmuz’dan yeni eğitim öğretim başlayıncaya kadar öğrencilere açık tutulacak.

Yaz boyu okullarda çocuklarımızı ağırlayacağız. Öğretmenlerimiz de ders saati üzerinden görev alabilecekler isterlerse.

Dolu dolu geçen bir yazın ardından yeni eğitim öğretim yılına başlayacağız.

1’den 2’ye geçen öğrencilerimiz için okuma yazma taraması başlatılacak. Bu taramalarımızın sonuçlarına göre ihtiyacı tespit edilen öğrencilere ek ders ve ek materyal desteği sağlayacağız.”

Yüz yüze eğitime başlandı

Kademeli normalleşme kapsamında, bugünden itibaren tüm ilkokul ve okul bünyesindeki ana sınıflarında haftada iki gün yüz yüze eğitime başlandı.

Diğer okul öncesi kurumlar ise yüz yüze eğitime devam ediyor.

7 Haziran Pazartesi günü tüm ortaokul ve liselerde haftada iki gün yüz yüze eğitime geçiliyor.

Köy ve seyrek nüfuslu yerleşim yerlerindeki okullarda yüz yüze eğitime bugünden itibaren haftanın beş günü tam zamanlı olacak şekilde başlandı.

Okullardaki yüz yüze eğitimlere katılım ise isteğe bağlı.

Müzisyenlerden tepki: Sanatçıların maruz bırakıldıkları şey rasyonel değil ideolojik

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın açıkladığı, yeni koronavirüs normalleşme tedbirleri arasında sanatçılara yönelik herhangi bir adım atılmaması müzisyenler tarafından tepkiyle karşılandı.

Gaye Su Akyol yaptığı paylaşımda “Anladığım kadarıyla müzisyenler, konserler ölsün; barlar, meyhaneler, gece hayatı, sanat sürünsün diyorsunuz. Sizi yel alsın, bu ettiklerinizi unutan da taş olsun” ifadelerini kullandı.

‘Turist kadar değerimiz yok’

Redd grubunun sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “Sanatçı, müzisyen, sanat ve eğlence sektörü emekçileri ve dinleyiciler olarak konuşmaktan bir adım öteye geçmemiz gerekiyor” denildi.

Açıklamada, “Hayatı sadece kendi yaşam biçimlerinden menkul sanan siyasi iktidar için adeta halk sağlığı sorunuyuz. Dert edip geceleri uyuyamaması gereken Kültür Bakanı için bir turist kadar değerimiz yok? Arkadaşlarımız yaşamlarına son veriyor, yazmak ölümleri engellemiyor sevgili arkadaşlar” denildi.

‘Rasyonel değil ideolojik’

Mor ve Ötesi grubunun solisti Harun Tekin, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Müzikten, sahneden, sanattan korkmak korkanlar açısından makul gibi görünse de beyhude bir tavır” dedi.

Tekin paylaşımının devamında “Keyfi yasaklar aşının yerine geçemez. Bu ülkenin birbirinden değerli müzisyenlerinin, müzik emekçilerinin, sahne sanatçılarının maruz bırakıldıkları şey rasyonel değil ideolojiktir” ifadelerini kullandı.

Şarkıcı Demet Akalın da Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Müzisyenler ne yapacak?” sorusunu sordu. Akalın başka bir paylaşımında ise “İntihar haberi almayız umarım…” dedi.

‘Tükendim’

Müzisyen Ceyhun Çelik ise yaptığı paylaşımda koronavirüs kısıtlamaları sırasında yaşadıklarını anlatarak “Ben, 41 yaşında, hayatının 26 senesini müzik yaparak geçirmiş bir müzisyenim.15 Mart2020 sabahı indiğim sahneye bugüne kadar bir daha çıkamadım. Bu aya kadar sabrettim, idare ettim. Bu ay tükendim, çocuğumun nafakasını, evimin kirasını, doğalgaz, elektrik, su faturalarımı ödeyemedim” dedi. Paylaşımının devamında ise şunları söyledi:

Kredi kartım patlamış durumda, bu ay asgarisini dahi ödeyemedim. Ben bu durumla bu ay karşılaştım. Süreç başladığından bu yana bu sorunlarla uğraşan binlerce müzisyen arkadaşım var. Bir önceki müzisyen yardım paketlerinden ihtiyacım olmadığı için, başka birinin hakkına girmemek için faydalanmadım.

‘Yeter artık’

Bu kez verileceği söylenen yardımlarda da vergi mükellefi olmadığım için, herhangi bir hak talep etme şansım yok. Sizler 5000 kişi ile lebalep kongreler yaparken biz 80 kişilik mekanlarda müzik yapamadık, sizler onlarca kişiyle tekne gezileri yaparken, bizler 50 kişilik kafelerde müzik yapamadık.

Şimdi de bize Bağ-Kur ödediğin, geçici vergi, damga vergisi, stopaj ödediğin bir vergilendirme sistemine tabi olmalıydın diyorsunuz. Bu hibe yardım paketinden de bir beklentim yok, benden daha çok ihtiyacı olan başka bir kardeşim faydalansın isterim.

Ama yeter artık, sizin tercih ettiğiniz ve ülkenin geri kalan yüzde ellisine de kabul ettirmeye çalıştığınız yaşam biçiminiz sizin olsun.Bizler, müzik yapmak, sanatımızı icra etmek, evimize ekmek götürmek, en azından sizin pudra şekeri bağımlısı kardeşleriniz kadar hayata karışabilmek istiyoruz. Müziğimiz, kazandığımız para, içtiğimiz içki sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Yaşamımızdan neden bu kadar irrite oluyorsunuz?

 

 

Makarna ve bulgur ihracatına kısıtlama

Resmi Gazete‘de yayımlanan Ticaret Bakanlığı tebliğine göre, ihracatı kayda bağlı mallar listesine makarna, bulgur ve buğday irmiği de eklendi.

İhracı kayda bağlı olan makarnalara, şehriye, kuskus, mantı, erişte ve hazır noodle gibi ürünler de dahil.

2020 yılında ihracatı 814 milyon dolar

Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği (MÜSAD) verilerine göre, 2019 yılında Türkiye’nin makarna ve durum buğdayı ihracatı 651 milyon dolardı.

2020 yılında ise bu rakam 814 milyon dolara yükselmişti.

Manisa’da sel felaketi: Dere taştı, evler ve araçlar su altında kaldı

Manisa’nın Saruhanlı ve Turgutlu ilçelerinde gerçekleşen sağanak yağış sel felaketine neden oldu.

Saruhanlı ilçesinde yer alan kırsal Büyükbelen Mahallesi’nde bir saat boyunca etkili olan sağanak yağış nedeniyle gerçekleşen selde yollar çöktü. Altı evi su basarken, bir otomobil sel sularında sürüklendi.

’10 kez evimizi su bastı’

Bölgeye jandarma, MASKİ, itfaiye ve Saruhanlı Belediyesine ait ekipler sevk edildi. Evlere giren yağmur suları tahliye edilirken, bölgede hasar tespit çalışması başlattı.

Evi su basan vatandaşlardan Fatih Ergünen, “Yağmur bir anda başladı. Yağmur yağdığı zaman mahallemizdeki logarlardan geriye doğru su geldi. Sel ile birlikte gelen su kapımızı zorladı. Belki 10 defadır bu şekilde evimiz su altında kaldı. Artık buna çözüm bekliyoruz”  tepkisini gösterdi.

Fotoğraf: Ersan Erdoğan/ DHA

‘Su yollarını tek yerde topladılar’

Büyükbelen Mahalle Muhtarı Etem İşler ise DHA’ya yaptığı açıklamada “Mahallemizi bugün 3’üncü kez su basıyor. Tüm yetkililere resmi yazıyla dilekçemizi yazdık” ifadelerini kullandı.

Bugüne kadar mahallelerini su basmadığını belirten İşler, “Mahallemizin üstünde yer ormanlık alandaki üç yerden akıyordu. Su yollarını tek yerde topladılar. Kanal taşıyamadığı için her yağışta mahallemizi su basıyor. Hava kapandı mı gece uyuyamıyorum, mahallemizi yine su basacak diye. Biran önce yetkililerden çözüm bekliyorum” dedi.

Turgutlu’da dere taştı

Turgutlu ilçesine bağlı kırsal Çampınar Mahallesi‘nde de sağanak etkili oldu. Yaklaşık 30 dakika süren sağanak yağış sonucunda Domuz ve Karataş dereleri taştı.

Çok sayıda ahır ve dört evde su baskınları yaşandı. Suların tahliyesi için bölgede itfaiye ve jandarma ekipleri çalışma başlattı. Çampınar Mahalle Muhtarı Kadir Şakar ekili alanların da zarar gördüğünü söyledi.

Fotoğraf: Doğan Çizmeci / DHA

‘Dereler ıslah edilmeli’

Sorunun derelerden kaynaklandığını belirten Şakar, “Geçtiğimiz yıl 1 buçuk saat süren yağışla yaşadığımız aynı kabusu bu yıl yarım saatlik bir yağış ile yaşadık. Bu derelerin ıslahı için DSİ Bölge Müdürlüğü’nde hazırlattığımız projemizi bir türlü hayata geçiremediğimiz için iki yıldır aynı kabusu yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

Şakar, “Su baskınlarını iki yıldır gündüz saatlerinde maruz kaldığımız için kendimizi şanslı hissediyoruz. Can kayıplarından kurtarıyoruz. Mahallemizde su baskınlarından can kayıpları yaşanmaması adına, yetkililerin bu derelerin ıslahı için hazırlanan projeleri bir an önce harekete geçirmelerini bekliyoruz” çağrısında bulundu.