Ana Sayfa Blog Sayfa 1379

İzmir’de ormanlık alanlara giriş 30 Ekim’e kadar yasaklandı

İzmir Valiliği, orman yangınlarıyla mücadele kapsamında 30 Ekim’e kadar ormanlık alanlara girişi yasakladı. Ormanda piknik ve mangalın yanı sıra yürüyüş yapmak da yasak olacak.

Havaların ısınmasıyla, olası orman yangınlarının önüne geçmek için başlatılan yasaklarla halk, Orman Bölge Müdürlüğü’nce belirlenen mesire alanlarına yönlendiriliyor.

2003 yılında açılan, İzmir’in ilk şehir ormanı olan Bornova İzmir Şehir Ormanı başta olmak üzere, İzmir Orman Bölge Müdürlüğü görev alanındaki İzmir ormanlarında 70, Manisa ormanlarında ise 14 piknik ve mesire alanı halka hizmete devam ediyor.

Fotoğraf: Tolga Tahcı/ DHA

‘Mesire alanlarına yönlendiriliyor’

Belkahve Orman İşletme Şefi Yasin Sütçü, DHA’ya yaptığı açıklamada orman yangınlarına karşı duyarlılık ve bilinç oluşturmak istediklerini söyleyerek, “Ormanlara girenleri uyarıp belirlenmiş mesire alanlarına yönlendiriyoruz. Yasak alandakileri uyarmadığımız sürece sıkıntı yaşama ihtimali oldukça artıyor. Yasağı bilmeyen vatandaşlarımızı da kırmadan uyardıktan sonra Orman Genel Müdürlüğü’nce belirlenen mesire alanlarını tarif ediyoruz. Belirlenen alanlardan istediklerini seçebilirler” dedi.

Kritik bir döneme girildiğinin altını çizen Sütçü, “Herkesi uyarmamız gerekiyor. Kritik havalardayız ve nemin düştüğü zamanlar sıkıntılar yaşıyoruz. Mahalle muhtarlarıyla sürekli irtibat halindeyiz. Birçok noktada kaynak yapılmasına dahi izin vermiyoruz. Ormana girilmemesi için de elimizden geleni yapıyoruz. Tabi vatandaşlarımızdan da destek bekliyoruz. En ufak bir duman görmeleri halinde 112 veya 177 numaralı telefonlara bildirirlerse bizler de en kısa sürede müdahalede bulunabiliriz” ifadelerini kullandı.

‘Ateş yaktırmıyoruz’

Orman Genel Müdürlüğü Bornova İzmir Şehir Ormanı İşletmecisi Rüstem Cam, tüm yangın tedbirlerini aldıklarını söyledi. Cam, şu ifadeleri kullandı:

“Piknikçilere orman içinde ateş yaktırmıyoruz. Ateş bizim kontrolümüzde beton sahalarda yakılıyor. Onun dışında ateş yakmak yasak. Bunun yanı sıra mümkün olduğunca dip temizliği yapıyoruz. Bu yüzden çalıları da topluyoruz. Çünkü çalıların fazlalığı yangınların büyümesinde büyük rol oynuyor. Yangının yanı sıra ormanlarımız da kirleniyor. Bunlara dikkat etmeliyiz. Herkesi belirlenen noktalarda kontrolümüz altında olan doğaya davet ediyoruz.

Fotoğraflar: DHA

‘En ufak kıvılcımın geri dönüşü yok’

Piknik için belirlenmiş olan mesire alanını tercih eden Fatma Çörtük ise “Ormanlık alandayız ve güzel bir doğası var. Bunların yanı sıra orman yangınına karşı da tüm önlemler alınmış. Doğayla iç içeyiz. Biz de ormana girmiyoruz. Çünkü çok fazla risk taşıyor. Bulunduğumuz bölge itibarıyla bu risk bir kat daha artıyor. En ufak kıvılcımda bunun geri dönüşü olmayabiliyor. Ülkemizde de zaten çok fazla orman yangını çıkıyor. O nedenle belirlenen yerlerde piknik yapmak daha mantıklı. Herkesi buralara davet ediyorum” diye konuştu.

Orman yangınları konusunda vatandaşların bilinçli olması gerektiğini belirten Okan Yanbastı “Doğal ortamı bozmamak için biz de bu mesire alanını tercih ettik. Çok güzel bir ortam hazırlanmış. Doğaya zarar vermemek adına buradayız. Ormanda mangal yakmayı doğru bulmuyorum. Devletimizin izin verdiği yerlerde pikniğimizi yapıyoruz. Herkesi de bu bilinçte olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

İSİG Raporu: Haziran’da en az 173 işçi hayatını kaybetti

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Haziran 2021 iş cinayetleri raporunu yayınladı.

Ankara’da hakları için eylem yaptıktan sonra Soma’ya dönerken trafik kazasında hayatını kaybeden Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’e ithaf edilen rapora göre, Haziran’da en az 173 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Yılın ilk altı ayında da en az 1155 işçi hayatını kaybetti.

İş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle:

  • Ocak’ta en az 203 işçi,
  • Şubat’ta en az 141 işçi,
  • Mart’ta en az 144 işçi,
  • Nisan’da en az 252 işçi,
  • Mayıs’ta en az 232 işçi

Haziran’da iş cinayetlerinde hayatını kaybeden 173 emekçinin 137’si ücretli (işçi ve memur), 36’sı kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor.

Ölenlerin dokuzu kadın işçi, 164’ü erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, ticaret, eğitim, büro ve sağlık işkollarında gerçekleşti. Ölenlerin yedisi göçmen/mülteciydi.

Ölenlerden altısı çocuk işçi

Rapora göre, hayatını kaybeden işçilerin yaş gruplarına göre dağılımı şu şekilde:

• 14 yaş ve altı yaş grubunda 2 işçi,
• 15-17 yaş grubunda 4 işçi,
• 18-27 yaş grubunda 14 işçi,
• 28-50 yaş grubunda 93 işçi,
• 51-64 yaş grubunda 40 işçi,
• 65 yaş ve üstü yaş grubunda 14 işçi,
• Ve yaşını öğrenilemeyen 6 işçi

Ölümler en çok inşaat/yol, tarım/orman, ticaret/büro/eğitim, taşımacılık, metal, belediye/genel işler, sağlık, güvenlik, madencilik, kimya, ağaç ve enerji işkollarında gerçekleşti. Tarım işkolunda 28 çiftçi ve 15 işçi yaşamını yitirirken, inşaatlarda neredeyse her gün bir iş cinayeti meydana geldi.

Haziran ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 4’ü (yüzde 2,3) sendikalı işçi. Sendikalı işçiler kimya, yol, sağlık ve belediye işkollarında çalışıyordu.

Ölüm nedenleri

İşçilerin en fazla ölüm nedenleri yüksekten düşme, ezilme/göçük, trafik/servis kazası, Covid-19, kalp krizi, intihar, şiddet, zehirlenme/boğulma ve elektrik çarpması. Haziran’da en az 11 emekçi de ‘borç ve işsizlik’ nedenleriyle intihar ederek hayatına son verdi.

Prof. Murat Akova: Bayramdan sonra Türkiye’de Delta varyantı baskın hale gelecek

Türkiye’nin en büyük faz çalışması olan Sinovac Faz 3 çalışmasının koordinatörlüğünü de yürüten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Akova, Delta varyantına karşı uyardı.

‘Üç doz aşı bile yüzde yüz korumuyor’

Eğer önlemlere uyulmamaya devam edilirse Delta varyantın Türkiye’de de baskın hale gelmesinin kaçınılmaz olduğuna işaret eden Akova, şöyle konuştu:

Şu anda vaka sayısının çok da önemi yok artık. Bayramdan sonra, Temmuz ayının sonuna kadar muhtemelen Türkiye’deki yaygın virüs Delta virüsü olacak. Aynı öngörü AB ülkeleri için de geçerli, Amerika da bu projeksiyonu yapıyor şu anda. Amerika’da ortaya çıkan yeni vakaların yüzde 50’si Delta varyantı. AB ülkelerinde de Delta vakalarının Ağustos başına kadar yüzde 90’a erişeceği düşünülüyor. Türkiye’de daha erken olur ama daha geç olmaz. Bütün korunma önlemlerini bırakıp üçüncü doz aşımızı da olalım, Delta’ya karşı da korunuruz diye düşünürseniz çok yanlış olur. Bütün aşılar, kaç doz olursanız olun Delta varyanta karşı kısmi koruma sağlıyor. Kendinizi korumaya devam etmediğiniz sürece, şu andaki aşılarla ne kadar aşılanırsanız aşılanın yüzde 100 koruma söz konusu değil.”

‘Bütün aşılar toplumsal bariyer için faydalı’

Batılı ülkelerle birlikte Türkiye’nin aşıya kolay eriştiğini ancak dünyada halen aşılanmamış milyarlarca insan olduğunu kaydeden Akova, “Nüfusu 1.5 milyar olan Afrika Kıtası‘nın sadece yüzde 2,5’i aşılandı. Bunun da yüzde sekseni Kuzey Afrika‘da. Sahra altı Afrikası‘nda, Güney Afrika‘yı bir tarafa koyarsak, aşılanma oranları yüzde 1’in altında. Buralardaki toplumsal bağışıklığa ulaşmak için çok sayıda aşıya ihtiyacınız var. Aşılamayı ne ile yaparsanız yapın, toplum içerisinde hastalığa bir bariyer koymuş oluyorsunuz. Ciddi hastalığı ölümü engellemiş oluyorsunuz. Toplumun yüzde 70’ten fazlası aşılandıktan sonra da artık asemptomatik, semptomatik enfeksiyonların çok önemi kalmıyor. Ama küçük gruplarda toplumun yüzde 10’unu aşıladınız, onların içinde asemptomatik olup aşılıyım diye ortalığa saçanlar olduğu sürece enfeksiyon bitmez.”

‘Türkiye’den de gerçek yaşam verisi çalışması çıkmalı’

Geçtiğimiz günlerde Şili’nin Sinovac aşısına dair yayınladığı yaklaşık 10,5 milyon aşılı kişiye dayanan gerçek yaşam verilerine benzer sonuçların, Türkiye’de de kolaylıkla yayın olarak yapılabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Akova, Sağlık Bakanlığı’nın dünyanın en iyi elektronik takip sistemlerinden birine, e-Nabız’a sahip olmasının bu anlamda büyük bir avantaj olduğunu vurguladı.

 

Kuzey Ormanları kesilerek yapılan İstanbul Havalimanı’nı çekirgeler bastı

Kuzey Ormanları‘nda 13 milyon ağacın kesilerek inşa edilen İstanbul Havalimanı’nı salı günü sabah saat 06.00’dan itibaren çekirgeler bastı.

Airporthaber’in aktardığına göre çekirge sürüleri onları yemek isteyen martıları da piste çekti. Bir uçağa martı çarptı. Bazı uçaklar ise pist pas geçmek durumunda kaldı.

Çekirgelerin ve gelen martıların uçuş trafiğini etkilemesinin ardından “havacıları uçuş ve yer emniyetini etkileyebilecek bazı önemli durumlardan haberdar etmek için yayımlanan bildiri” olan notam yayınlandı.

Havalimanı ekipleri de pistte çekirgeleri öldürmek için zehir kullandı. Fakat bu kez de kullanılan zehir nedeniyle martılar ile ilgili endişe başladı.

Bayram tatilinde Karayolları Genel Müdürlüğü’ne bağlı otoyollar ve köprüler ücretsiz

Resmi Gazete‘de yayımlanan karara göre, bayram tatili süreci boyunca Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki otoyollar ve köprülerden geçişler ücretsiz olacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan karara göre, bayram tatili nedeniyle 17 Temmuz Cumartesi saat 00.00’dan, 26 Temmuz Pazartesi saat 07.00’ye kadar Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda bulunan otoyollar ile Boğaziçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü‘nden geçişlerde ücret alınmayacak.

Bunun yanında, 20 Temmuz Salı saat 00.00’dan 23 Temmuz Cuma saat 00.00’e kadar Başkentray ve Marmaray seferleri ile belediyeler ve kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetleri de ücretsiz olacak.

Irak’ta hastanede çıkan yangında ölenlerin sayısı 92’ye yükseldi

Irak’ın güneyindeki Nasıriye vilayetinde koronavirüs hastalarının tedavi gördüğü İmam Hüseyni Hastanesi‘nde çıkan yangın sonucunda ölenlerin sayısı 92’ye yükseldi.

Yangın, hastanenin Covid-19 bölümünde oksijen tüpünün patlamasından kaynaklanmıştı. Daha önce 64 kişinin yaşamını yitirdiği, 50 kişinin ise yaralandığı belirtilmişti.

Beş yakınını kaybeden Cabiri: Hükümet sorumlu

Yangında beş yakınını kaybeden Udey Cabiri, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yangında amcasının oğlu ile dört çocuğunun hayatını kaybettiğini belirtti.

Yetkilileri ihmalden sorumlu tutan Cabiri, “Tüm sorumluluğu ihmalden dolayı merkezi ve yerel hükümete yüklüyoruz ” ifadelerini kullandı. Zikar Sağlık Dairesi Başkanı ve hastanede çalışan doktorların da ihmalinin söz konusu olduğunu aktaran Cabiri, şunları kaydetti:

“Bu bir organize suçtur. Nasiriye’nin neden bu kadar acı çektiğini bilmiyoruz. Kovid-19 hastalarına ayrılan bölüm tenekeden inşa edilmiş. Bu hastanede acil bölümü ve yangın söndürme cihazı bile yok. Biz insan değil miyiz?”

Irak'taki Kovid-19 hastanesinde çıkan yangında ölü sayısı 41'e yükseldi
Fotoğraf: AA

Görevden alma emri

İmam Hüseyni Hastanesi’nde çıkan yangının ardından Irak Başbakanı Mustafa Kazımi bakanlarıyla acil toplantı yaptı ve Nasıriye’de görev yapan sağlık ve sivil savunma müdürlerinin görevden alınması emrini verdi.

Irak’ın başkenti Bağdat’ta da daha önce Covid-19 hastalarının yattığı hastanede yangın çıkmıştı. Burada da 82 kişi hayatını kaybetmişti.

 

Türkiye’de olağanüstü kuraklık artıyor: Su kıtlığı yaşıyoruz

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, haziran ayı ve son bir yıllık döneme ait kuraklık durumunu gösteren haritaları yayımladı.

Haritalara göre, ülke genelindeki olağanüstü kurak bölgeler ciddi düzeyde arttı.

Türkiye’de su krizi yaşandığına dikkat çeken Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, bir an önce vahşi tarımsal sulamadan vazgeçilmesi gerektiğini kaydetti.

‘Yağışlar yüzde 98 oranında düştü’

DHA’da yer alan habere göre, temmuz ayının ilk haftasında yayımlanan sıcaklık ve yağış değerlendirmesine ilişkin raporlarda, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki yağışlar yüzde 98 oranında düştü. Kuraklık boyutları da hızla yükseliyor.

Genel Müdürlük, Standart Yağış İndeksi (SPI – Standardized Precipitation Index) ve Normalin Yüzdesi Metodu (PNI – Percent of Normal Index) şeklinde iki farklı metotla meteorolojik kuraklık haritalarını hazırlıyor.

2021 Haziran Ayı Meteorolojik Kuraklık Durumu

Bu ölçümler yapılarak hazırlanan 2021 Haziran Ayı Meteorolojik Kuraklık Durumu haritalarında SPI metodu sonuçlarına göre, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri olmak üzere ülkenin doğusu, güney Ege ve Aksaray olağanüstü kurak gösterildi. En son geçen mayısta yayımlanan haritalara göre, ülke genelindeki olağanüstü kurak bölgelerin ciddi düzeyde arttığı gözlendi.

Iğdır ve güneyi, Trabzon çevresi, İç Anadolu’nun doğu kısımları, İzmir’in güneyinden itibaren Muğla, Antalya, Karaman, Konya, Adana, Hatay civarları ise çok şiddetli kurak, şiddetli kurak ve orta kurak, bu bölgelere yakın bazı bölgeler de hafif kurak olarak haritada yer aldı.

Isparta, Burdur, Manisa, Kütahya, Uşak, Afyonkarahisar, Karadeniz’in batı iç kesimleri normal, Samsun’dan Marmara Bölgesi’ne doğru olan bölge illeri de hafif, orta, çok ve aşırı nemli gösterildi.

‘Şiddetli kuraklık tehlikesi’

PNI metoduna göre ise Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, Akdeniz’in büyük bölümü, Kuzey Ege ve Denizli’nin bir bölümü haziran ayında şiddetli kurak olarak yer aldı. Son üç aylık haritada ise şiddetli kurak bölgeler, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, Akdeniz, Kuzey Ege ve İç Anadolu’nun güney kesimleri şiddetli kuraklık tehlikesi yaşıyor.

‘Artık acil bir durum var’

Olağanüstü şiddetli kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olunduğunu kaydeden Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Dr. Erol Kesici, yaşanan kuraklıkla ilgili önlemler alınması gerektiğine vurgu yaptı ve şu açıklamalarda bulundu:

Birçok bilim insanı değerlendirmesinde, son yüzyıl içerisinde, özellikle geçen yıldan itibaren hava sıcaklıklarının giderek artması, yağışların çok kararsızlığının, bugüne kadar görülmediği belirtiyor. Bu artık acil durum ve mutlak suretle önlemler alınması gerekiyor.”

‘Su kıtlığı yaşamaktayız’

Dr. Kesici, su kıtlılığının yaşandığına vurgu yaptı ve tarım alanlarında damla sulama sistemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi:

Su kıtlığı yaşamaktayız. Su havzaları yanlış kullanılmaktadır ve bu konuda maalesef gerekli önlemler hala alınmamıştır. Doğal dengesi bozulan su kaynakları sosyal, ekonomik birçok soruna neden olacaktır. Ülkemizde uygun olmayan yerlere bilim dışı çok sayıda gölet yapılması da bir nedendir. Bugün ülkemizde kullanılan suyun yüzde 75’in üstündeki kısmı tarımda ve vahşi teknikler kullanılmaktadır ve bunun sadece yüzde 1-2’si damla sulama yöntemlerinden oluşuyor. Acilen tüm tarım alanlarında damla sulama sistemlerinin hayata geçirilmesi ve vahşi tarımsal sulamadan vazgeçilmesi gerekiyor.”

Kılıç: Flamingoların ölümünün faturası çiftçiye kesilmemeli

Tuz Gölü‘nde bu yıl kuluçkalarından yeni çıkan binlerce flamingo susuzluk nedeniyle toplu olarak yaşamını yitirdi.

Aksaray’da sekiz yıldır flamingo türünü takip eden doğa fotoğrafçısı Fahri Tunç tarafından çekilen görüntüler tüm toplumda büyük bir tepki topladı.

Yavru flamingoların ölümünün gerekçesi olarak ise havzada iklim krizi sebebiyle yaşanan ciddi kuraklık ve gölü besleyen su kanallarına çiftçiler tarafından çekilen bentler gösteriliyor.

‘Sorumlu köylü değil yanlış tarım politikası’

Yaşanan katliamın faturasının sadece çiftçilere kesilmesini eleştiren Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise “Köylü neden susuz kaldı? Neden o havzada hala sulu tarım yapmaya çalışıyor?” sorularının sorulması gerektiği görüşünde.

Bu konudaki esas meselenin uzun yıllardır uygulanan yanlış tarım politikası olduğunu vurgulayan Kılıç, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Flamingoları öldüren köylüler değil yanlış tarım politikası” dedi.

‘Kapalı Havza’da sulu tarım yaptırılıyor’

Kapalı bir havza olan Konya Havzası’na dışarıdan su giriş çıkışı olmadığını hatırlatan Kılıç, “İçeride ne kadar su varsa o suya göre sulama planı yapmamız gerekiyor. Ancak biz yıllardır kapalı havzalarımızda sulu tarım yaptırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu politika Konya Havzası ile de sınırlı değil. Burdur, Sultansazlığı ve Seyfe gibi şu an kuraklıkla karşı karşıya birçok havzada yanlış tarım uygulamaları devam ediyor.

‘Göle verilecek su, şeker pancarına veriliyor’

Flamingo ölümlerinin ilk kez yaşanmadığına dikkat çeken Kılıç, “Ancak tamamının öldüğü çok nadir olur. Evet kuraklık var ama kanallara gidip baktığımızda su olduğunu ve göle ulaşmadığını görüyoruz” dedi.

Kılıç’a göre Toroslar’dan gelen suyun Tuz Gölü’ne yetmemesi mümkün değil. Ancak bu su oradaki hayvanlara ve göle verilmek yerine şeker pancarına ve meyve bahçelerine veriliyor.

Baraj, drenaj, pompaj

 Toplamda üç büyük hatanın tekrar tekrar yapıldığını belirten Kılıç bu hataları şöyle sıralıyor: Baraj, drenaj ve pompaj.

Kaynağından gelen su barajlar nedeniyle tutuluyor ve akacak su kalmıyor.  Havzayı tarım alanına dönüştürmek için ise drenaj açılıyor. Son olarak da açılan kuyular nedeniyle yeraltı suları tükeniyor.

Konya Havzası’nda 100 binin üzerinde kaçak kuyu olduğunu belirten Kılıç, “Çünkü çiftçi su bulamıyor. İklim krizi çağında en kıymet vermemiz gereken içme suyu kalitesindeki yeraltı suları tarım için harcanıyor” dedi.

Ne yapılması gerekiyor?

Nasıl bir politika uygulanması gerektiği sorusuna Dicle Tuba Kılıç’ın verdiği cevap ise şu şekilde:

“Konya Havzası’nın toplam su kütlesi belli. Buradaki suyun flamingoların, buradaki canlıların ve gölün ihtiyacı göz önünde tutularak yeniden bir tarım planlaması yapılmalı. Tarım desenimizi yeniden düzenlememiz gerekiyor. Sadece Konya için değil bütün yerler için diğer canlıların hakkının gözetilmesi gerekiyor.”

‘Kanaldaki su Konya’nın atık suyu’

Ülkece böyle bir planımızın olmadığını belirten Kılıç, “İklim krizi komisyonu sahadaymış. Ama çok geç. Üstelik ne plan yapacaklar, yapacaklar mı belli değil” ifadelerini kullandı.

Devler Su İşleri ve Konya Belediyesi ekiplerinin de alana gittiğini belirten Kılıç, “Kepçelerle kanalları açıyorlar. Kanaldaki su yetecek mi? Zaten şimdiden binlercesi öldü. Üstelik kanaldaki su dediğimiz de Konya’nın atık suyu. Flamingoların muhtaç bırakıldığı şey zehirli su. Arıtıldığı söyleniyor ancak doğal kaynak suyu değil sonuçta” dedi.

Elimizde sadece iki koloni kaldı

Kılıç’ın aktardığı bilgilere göre şu anda yaklaşık dört bin flamingo yavrusunun öldüğü düşünülüyor. Çünkü en kötü koşullardaki yıllarda dahi en düşük dört bin yavru Tuz Gölü’nde bulunuyor. Üstelik çevre göllere giden ebeveynlerin ne durumda olduğu da meçhul.

Bu sayı nesli halihazırda tehlike altında olan flamingolar için bir varoluş krizi olduğu anlamına geliyor. Flamingoların Türkiye’deki popülasyonlarının ciddi bir şekilde düştüğünü belirten Kılıç sözlerini şu şekilde tamamlıyor:

“Flamingolar şu anda sadece iki yerde ürüyor: Tuz Gölü ve Gediz Deltası. Bu elimizde kalan son iki koloni. En büyük koloni ise Tuz Gölü’ndeydi. Bu tehlikenin bilincinde olmamız gerekiyor.”

Hayvanları Koruma Kanunu resmen yürürlüğe girdi

Hayvan hakları savunucularının tüm itirazlarına rağmen Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu‘nda onaylanan  “Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete’de de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yaşam savunucuları, söz konusu yasanın da hayvanları koruyamacağını söylüyor.

Kanunda neler var?

  • Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2022’ye kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldıracak. Bu şekilde hayvanlarını kayıt altına almayanlara, hayvan başına 1200 TL ceza kesilecek.
  • Petshop’larda kedi ve köpek bulundurulamayacak; görsellerden seçilen kedi ve köpekler, Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilen üretim yerlerinden teslim alınabilecek.
  • Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını, tedavilerini sağlayacak ve hayvan hastanesi kurabilecek.
  • Mevcut halde kabahat niteliğinde olan hayvanlara işkence yapmak, acımasız ve zalimce muamelede bulunmak, hayvanlara cinsel saldırıda bulunmak ve tecavüz etmek fiilleri, suç kapsamına alınacak.
  • Hayvan sahiplerinin sorumlulukları genişletilerek her türlü terk fiili yasak kapsamına alınacak.
  • Hayvanlara karşı yapılan ihlallere yönelik idari para cezaları artırılacak.
    Ev hayvanını terk edenlere hayvan başına 2 bin TL idari para cezası kesilecek.
  • Bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara 35 bin TL, yetkisi olmadığı halde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına 4 bin 500 TL idari para cezası uygulanacak.
  • Hayvanların ticari amaçla film çekimi ve reklam için kullanılmasıyla ilgili hususları ihlal edenlere 5 bin TL para cezası verilecek.
  • Kurban kesimi sırasında uyulması gereken hususlara aykırı davrananlara hayvan başına 5 bin 250 TL idari para cezası uygulanacak.
  • Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi, 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası alacak.
  • Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren kişi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis, bir hayvan neslini yok eden kişi ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
  • Hayvanları dövüştüren kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası alacak; bu suç birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenirse ceza yarı oranında artırılacak.
  • Hayvanlara cinsel saldırıda bulunan ve tecavüz eden kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 günden az olmamak üzere adli para cezasına çarptırılacak.
  • Hayvanların kullanıldığı kara ve su sirkleri ile yunus parkları yasaklanacak, mevcut işletmelere tasfiye için 10 yıl süre tanınacak.
    Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türlerini veya bunların melezlerini üreten, sahiplenen, sahiplendiren, barındıran, besleyen, takas eden, sergileyen, hediye eden ve bunların Türkiye’ye girişini, satışını ve reklamını yapana hayvan başına 11 bin TL idari para cezası verilecek.
    Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 75 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2022, diğer belediyeler ise 31 Aralık 2024’e kadar hayvan bakımevlerini kuracak.​​​​​​​

Konya Valiliği: Flamingo ölümlerine ilişkin soruşturma başlatıldı

Konya Valiliği, Tuz Gölü‘nde bu yıl kuluçkalarından yeni çıkan binlerce flamingonun toplu ölümlerine ilişkin araştırma ve soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Flamingoların, kuraklık ve gölü besleyen su kanallarının önlerine tarlalarını sulamak isteyen köylüler tarafından bent çekilmesi sebebi sebebiyle yaşamını yitirmesi büyük bir tepki doğurmuştu.

‘Komisyon oluşturuldu’

Tepkilerin ardından Konya Valiliği, Tuz Gölü’ndeki flamingo ölümlerine ilişkin araştırma ve soruşturma başlatıldığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, bölgede yapılacak çalışmalarla ilgili komisyon oluşturulduğu aktarıldı.

Açıklamada, “13 Temmuz 2021 tarihinde kamuoyuna yansıyan, Tuz Gölü’nün Konya-Cihanbeyli Gölyazı bölgesindeki flamingo ölümleriyle ilgili Valiliğimizce gerekli araştırma ve soruşturma çalışmaları başlatılmıştır. Ayrıca flamingoların yaşam döngüsünü olumsuz etkileyen hususlar ve alınabilecek ek tedbirlerle ilgili Valiliğimizce oluşturulan uzman komisyon, alanda incelemeler yapmaktadır” denildi.