Ana Sayfa Blog Sayfa 1378

İBB’nin çocuklara yönelik etkinlik otobüsü faaliyetine Zeytinburnu Belediyesi’nden engel

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ait “500İG gezici kütüphane eğlenerek öğreniyoruz” adlı etkinlik otobüsünün faaliyeti, Zeytinburnu Belediyesi personelleri tarafından engellendi.

Personeller, İBB otobüsünün etkinlikleri çerçevesinde bir araya gelen çocukları alandan çıkarırken; etkinliğe ait malzemeleri de kaldırdı.

‘Çocuklarımızın üzülmesinin sebebi bu iş bilmezliktir’

Zeytinburnu Belediyesi, Twitter hesabından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, belediyeye ait alanlardaki etkinlikler için izin alınması gerektiğini belirterek, İBB’yi iş bilmezlikle suçladı:

Belediyemize ait alanlardaki etkinlikler için izin alınması gerekmektedir.

Bütün kurumlar için geçerli olan bu durum çok iyi bilindiği hâlde, daha önce araç girmemiş bir yeşil alana otobüs çekilmesinde iyi niyet göremiyoruz.

Çocuklarımızın üzülmesinin sebebi bu iş bilmezliktir.”

İBB’den açıklama

İstanbul Büyükşehir Belediyesi de yaşananları Twitter hesabından şöyle duyurdu:

İBB’ye ait “500İG gezici kütüphane eğlenerek öğreniyoruz” adlı etkinlik otobüsü faaliyetini sürdürürken AKP’li Zeytinburnu Belediyesi ekiplerince kaldırıldı.”

Hindistan’da polis, su kıtlığını protesto eden göstericilere tazyikli su sıktı

Hindistan Delhi‘de polis, ülkenin iktidarındaki Hindistan Halk Partisi’yle (BJP) birlikte protesto düzenleyen kalabalığı dağıtmak için tazyikli su kullandı.

Eylemciler, kentin “kıt” su kaynağıyla ilgili protestonun parçası olarak bölgenin su işlerinden sorumlu isminin evinin su erişimini kesmeye çalışıyordu.

Sağlık Bakanı’nın suyunu kesmeye çalıştılar

BJP üyeleri, Delhi Sağlık Bakanı Satyendra Jain‘in evinin su bağlantısını koparmaya çalıştı. Sağlık Bakanı, aynı zamanda Hindistan’ın başkentindeki yerel su tedarikini denetleyen Delhi Su Kurulu‘nun (DJB) da başkanı.

Independent Türkçe’nin haberine göre Jain ayrıca Delhi’yi yöneten Aam Aadmi Partisi‘nin (AAP) üyesi ve partinin şehirde iktidara gelmesinden bu yana BJP’yle siyasi rekabet halinde.

‘Delhi halkı bir damla suya muhtaç’

Hindistan medyasının alıntıladığına göre Delhi BJP Başkanı Adesh Gupta, eylemde “Delhi halkı bir damla suya muhtaç. Kejriwal hükümetinin bakanları, halkın karşı karşıya kaldığı sıkıntıları kendi su kaynakları kesilince anlayacak” ifadelerini kullandı.

Fakat AAP, BJP’nin yönettiği komşu eyalet Haryana‘nın başkente payına düşen suyu sağlamadığını iddia etti. Pazartesi günkü olaylar, AAP işçilerinin Gupta’nın Patel Nagar‘daki konutunun su bağlantısına zarar verdiğinin iddia edilmesinden bir gün sonra yaşandı.

Delhi hükümeti, kendi paylarına düşen suyun bir kısmına komşu eyalet Haryana tarafından el konduğunu iddia etmişti. Bu mesele şimdi Hindistan’ın en yüksek mahkemesine taşındı.

Tazyikli su ile dağıtıldılar

Protestocular su bağlantısını kesmek için pazartesi günü Jain’in evine gidince Delhi polisi kalabalığı dağıtmak için tazyikli su kullandı.

Hint medyasındaki alıntılara göre Delhi’nin BJP medya sorumlusu Navin Kumar, “Jain’in konutunun dışındaki su hattını sökmek için bir iş makinesi kullandık. Delhi hükümeti önümüzdeki iki gün içinde halkın su krizini çözemezse, Delhi Başbakanı Arvind Kejriwal’ın konutunun su bağlantısını da keseceğiz” dedi.

Kumar, polisin göstericilere karşı tazyikli su kullandığını ve gösteri esnasında birkaç kişinin gözaltına alındığını söyledi.

Ahmet Kural’a darp, hakaret ve tehditten 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası verildi

Oyuncu Ahmet Kural, müzisyen Sıla Gençoğlu‘nu darp, hakaret ve tehdit ettiği için 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Sıla Gençoğlu’nun avukatı Dr. Rezan Epözdemir, “her şeye rağmen adalet tecelli ettiğini” vurguladı.

Hapis cezası verildi

Fail Kural’ın 2018 yılında maruz bıraktığı şiddet olayının ardından başlayan mahkeme süreci karara bağlanmıştı. Ancak, karar İstinaf Mahkemesi tarafından bozulmuştu.

Bu kararın ardından Kural’ın yeniden yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

Duruşmada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Sıla’nın avukatı Dr. Rezan Epözdemir, sanığın cezalandırılmasını istedi. Kural’ın avukatı ise beraat talebinde bulundu.

Mahkeme, Ahmet Kural’ı hakaret, tehdit ve yaralama suçundan indirim uygulayarak 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasına çarptırdı ve cezada erteleme uygulanmasına hükmetti.

Ahmet Kural daha önce de hakaret, basit yaralama ve tehdit suçlarından 16 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılmıştı.

‘Her şeye rağmen adalet tecelli etti’

Dr. Rezan Epözdemir, kararın ardından yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:

Karara ilişkin konuşan Sıla’nın avukatı Rezan Epözdemir, “İddialarımızın gerçek olduğu bir kere daha tescillendi. Sanık Ahmet Kural kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinden mahkum edildi. Geç kalınmış olsa da, bu yönüyle müvekkilimizin memnun etmese de, her şeye rağmen adalet tecelli etti.”

31 büyükşehir, ‘yeşil alan bildirisi’ne ortak imza attı

Aralarında Londra, Paris ve Berlin‘in de bulunduğu 31 büyükşehir, daha fazla yeşil alan taahhüt eden bildiriye imza attı.

İklim değişikliğiyle mücadele etmeyi amaçlayan bildiride belediye başkanları, kent alanlarının yüzde 30 ila 40’ını parklar, ağaçlandırılmış sokaklar ve suyu emen geçirgen alanlardan oluşturma sözü verdi.

Listede İstanbul yok

C40-Büyük Kentler İklim Liderlik Grubu hedefleri çerçevesinde imzalanan bildirinin taahhütlerinden biri de yeşil alanları kent sakinleri için ulaşılabilir hale getirmek.

Ancak bu grubun içerisinde yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi bildiriye imza atmadı.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Vatandaşlar yeşil ve sağlıklı kent istiyor’

31 kentten biri olan Milano buna ek olarak 2030’a kadar üç milyon ağaç dikme hedefi koydu. Milano Belediye Başkanı Giuseppe Sala, kentleri orantısız bir şekilde vuran Covid-19 pandemisi sonrası vatandaşların daha yeşil ve sağlıklı kentler istediğini söyledi.

Euronews’in aktardığına göre Sala, “Milano’da dayanıklılığı artırmak ve insanları iklim krizinden korumak için doğaya dayalı çözümler sunmak, kentimizi yeşil alanlarla ferahlatmak ve kentsel çevreyi sürdürülebilir şekilde yeniden inşa etmek amacıyla 2030’a kadar üç milyon ağaç dikmeyi taahhüt ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İspanya’nın Barselona kenti ise yeşil çatıların maliyetini yüzde 75’e kadar sübvanse etmeyi önerdi.

Boğaziçi Üniversitesi’ne 25 koruma ve güvenlik görevlisi alınacak

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Melih Bulu‘yu rektör olarak atamasının ardından protestoların dinmediği Boğaziçi Üniversitesi‘nde sözleşmeli yeni koruma ve güvenlik elemanları alınacak.

14 Temmuz tarihinde yayınlanan ilanda yedisi kadın toplamda 25 koruma ve güvenlik personeli alıncağı duyuruldu. Son başvuru tarihi ise 3 Ağustos.

Melih Bulu’nun ve onun atadığı kişilerin yönetime gelmesinden sonra kampüs içerisinde güvenlik önlemleri her geçen gün daha fazla sıkılaştırılıyor.

Öğrencilere şiddet

Kamera sayıları artırılırken kampüs girişleri ise demir parmaklıklar ile çevrelenmişti. Protestolar sırasında güvenlik görevlilerinin öğrencilere şiddet uygulaması ise büyük bir tepki toplamıştı.

Boğaziçi öğretim üyeleri özel güvenlik görevlilerine yönelik bir açıklama yaparak “Sizler Melih Bulu yönetiminin değil, bir kamu üniversitesinin çalışanlarısınız; göreviniz tüm kampüs sakinlerinin kendilerini rahat ve güvende hissedecekleri özgür bir ortam yaratmaktır. Öğrencilerimize karşı şiddet uygulamaya hakkınız yok! Yetki aşımında bulunuyor, kanunsuz davranıyor ve suç işliyorsunuz. Size bu emredilse bile, davranışlarınızın sonuçlarından yine siz sorumlu tutulacak, bu konuda cezai yaptırımlara siz maruz kalacaksınız. Zira Türk Ceza Hukuku suçun ve cezanın şahsiliği ilkesini temel alır” demişti.

 

Hrant Dink davasında 4.500 sayfalık gerekçeli karar açıklandı

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in 2007 yılında katledilmesine ilişkin Fethullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu altısı tutuklu, 13’ü firari 76 sanıkla ilgili İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi‘nce 26 Mart’ta verilen kararın 4 bin 532 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı.

Dosyası ayrılan firari sanıklara ilişkin davada, Gülen’in arasında bulunduğu 11 firari sanığın kaçak sayılarak mal varlıklarına el konulmasına karar verildiği belirtildi.

Mahkeme heyeti gerekçeli kararında, usulüne uygun yapılan ilana rağmen mahkemeye veya Türkiye sınırlarındaki herhangi bir adliye veya kolluk kuvvetine gelip teslim olmayan sanıklar Adem Yavuz Arslan, Coşgun Çakar, Fethullah Gülen, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın ve Yunus Yazar‘ın kaçak sayılmalarına ve kaçak sayılan sanıkların menkul ve gayri menkullerine el konulmasına karar verildiğini bildirdi.

TMSF kayyım olarak atanacak

Heyet, yapılacak TAKBİS mal varlığı sorgusunda sanıklara ait ara ve taşınmaz tespit edildiği takdirde ilgili trafik tescil ve tapu müdürlüklerine müzekkere yazılarak tedbir şerhlerinin işlenmesinin istenilmesine hükmetti.

Ayrıca Türkiye Bankalar Birliği’ne müzekkere yazılarak sanıklara ait vadeli-vadesiz tüm hesapları ile kiralık kasa mevcutlarının tespit edilerek el koyma kararının uygulanmasının istenilmesine, el konulması kararı üzerine tedbir şerhi işlenecek mevduat ile taşınır ve taşınmaz malların yönetimi amacıyla TMSF‘nin kayyım olarak atanmasına da karar verildi.

Muhtarlık ilanına yanıt alınamadığı için Zekeriya Öz, avukatı olmadığı için de eski Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı hakkındaki karar, bir sonraki oturumda alınacak. Dumanlı, 15 gün içerisinde ülkeye dönmediği takdirde, kaçak sayılarak mal varlığına el konulacak.

‘Cinayete ortak olup kayıtları sildiler’

Gerekçeli kararda, cinayet eylemi ile ilgili kamu görevlileri hakkında yapılan tespit ve değerlendirmelerin  yanı sıra cinayetin gerçekleşmesine giden süreçte tespit edilen eylemlerle sanıkların FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakları açıklandı; cinayetin işlenmesinde tespit edilen sorumluluklarının yanında sanıklardan Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ve Faruk Sarı‘nın örgütün çıkarlarını gözeterek birlikte hareket ettikleri vurgulandı.

Bu kişilerin tedbir alıp müdahale etmek yerine cinayetin gerçekleşmesini, öncesi ve sonrasında bilgi, kayıt ve belgelerin yok edilmesini sağladıkları belirtilen kararda, Planlı İstihbarat Operasyonları (PİO) uygulaması ve İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda bulunan İstihbarat Değerlendirme Projesi (İDP) kayıtları ile tüm istihbarat ağının bulunduğu bilgi havuzuna ilgili verilerin kaydedilmesi işlemlerini yapmamalarının yanında yapılan kaydı da  cinayetin hemen sonrasında sildikleri ifade edildi.

Kararda, kendilerinden olmayan sıralı amirlerine bu önemli istihbari bilgileri vermeyip gizleyen bu sanıkların emri altındakilere tanzim ettirdikleri gerçeğe aykırı tutanaklarla en önemli bilgi kaynağı yardımcı istihbarat elemanının istihbarat görevinin dışına çıkarılmasını sağladıkları kaydedildi.

Gerekçeli kararda, “Sanık Muharrem Demirkale’nin maktulün ev ve işyerlerinin cinayet öncesinde emri altındakilerce keşfinin yaptırıldığı, failin cinayet günü takip edildiği, bu takibi yapan kişilerin sanık Ali Fuat Yılmazer ile irtibat halindeki sanık Demirkala’nin emir ve komutasındaki unsur elemanları olduğu tespit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Ne olmuştu?

Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde gazetenin önünde vurularak öldürülmesine ilişkin İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava, 26 Mart tarihinde karara bağlanmış; aralarında Fethullah Gülen ile Zekeriya Öz’ün de bulunduğu 13 firari sanığın dosyası ayrılmıştı.

Bir önceki duruşmada, cumhuriyet savcısı, firari sanıkların 15 gün içerisinde teslim olmamaları durumunda mal varlıklarına el konulmasını talep etmiş, mahkeme heyeti de talebi kabul etmişti. 

 

Merkez Bankası faizi değiştirmedi: Yüzde 19’da sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentileriyle aynı şekilde bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) yüzde 19’da sabit tuttuğunu açıkladı.

Yapılan son dört toplantıda da faizleri yüzde 19 seviyesinde tutan TCMB, faiz oranını bir kez daha sabit bıraktı.

‘Yurt içi iktisadi faaliyet güçlü seyretmektedir’

Merkez Bankası tarafından faiz oranlarına ilişkin şu açıklama yapıldı:

Para Politikası Kurulu, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 19 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde aşılamanın hızlanması küresel ekonomide toparlanma sürecini desteklemektedir. Bununla beraber, emtia fiyatlarındaki artış eğilimi, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artış uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açmaktadır. Yükselen küresel enflasyon ve enflasyon beklentilerinin uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri önemini korumaktadır.

Yurt içi iktisadi faaliyet güçlü seyretmektedir. İkinci çeyrekte, salgın kısıtlamalarına ve finansal koşullardaki sıkılaşmaya bağlı olarak iç talep bir miktar ivme kaybederken, dış talep gücünü korumaktadır. Aşılamanın toplumun geneline yayılarak hızlanması salgından olumsuz etkilenen hizmetler ve turizm sektörlerinin canlanmasına ve iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle sürdürülmesine olanak tanımaktadır. Gerçekleştirilen parasal sıkılaştırmanın etkisiyle krediler ılımlı bir seyir izlemektedir. Bununla birlikte, kredilerin seyri ve kompozisyonu makroekonomik istikrar açısından yakından takip edilmektedir. Emtia fiyatlarındaki yükselişe karşın, ihracattaki güçlü artış eğilimi, kredilerdeki yavaşlama, altın ithalatındaki belirgin gerileme ve aşılamadaki kuvvetli ivmenin turizm faaliyetlerini canlandırmasının cari işlemler dengesinde başlayan iyileşmeyi hızlandırması beklenmektedir.”

‘Mevcut sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecek’

Yapılan açıklamada, Nisan Enflasyon Raporu tahmin patikasındaki belirgin düşüş sağlanana kadar para politikasındaki mevcut sıkı duruşun kararlılıkla sürdürüleceği, bu doğrultuda da politika faizinin sabit tutulmasına karar verildiği ifade edildi:

Son dönemde ithalat fiyatları kaynaklı maliyet unsurlarının yanı sıra, talep koşulları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. Diğer taraftan, parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkileri gözlenmeye başlamıştır. Enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler dikkate alınarak, Nisan Enflasyon Raporu tahmin patikasındaki belirgin düşüş sağlanana kadar para politikasındaki mevcut sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir. Bu doğrultuda Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.

Kurul, kararlarını şeffaf, öngörülebilir ve veri odaklı bir çerçevede almaya devam edecektir.”

OHAL’i uzatan torba kanun komisyondan geçti

Olağanüstü Hal (OHAL) düzenlemelerini uzatan  torba kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. ‘Torba’da ekonomik düzenlemeler de bulunuyor.

Teklifle “terörle mücadele” kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerinin geri alınması gibi birtakım tedbirlere ilişkin düzenlemeler yapılacak. Bunların süresi ise 31 Temmuz’dan itibaren üç yıl uzatılabilecek.

Firmalara faaliyet izni verilirken ücret alınacak

AKP’li milletvekillerin hazırladığı ve Komisyon’da kabul edilen teklif şöyle:

  • Korucuların aylık ücretleri asgari ücretin altına düşmesi halinde aradaki fark tazminat olarak ödenecek.
  • Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunda tabip ve eczacı olarak çalışanlara, döner sermayeden ek ödeme yapılacak.
  • Diş protez laboratuvarlarında, diş protez teknisyenleri ve diş protez teknikerlerine ait iş ve işlemlerde yardımcı olmak üzere 31 Aralık 2011- 23 Kasım 2015 tarihlerinde Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında düzenlenen protokol kapsamında eğitim almış olan kişiler, yardımcı personel olarak çalışabilecek.
  • Kambiyo mevzuatı uyarınca faaliyet gösterecek firmalara, faaliyet izni veya yetki belgesi verilirken, katılımcıların mali gücünün tespiti ve piyasaya girişlerin kontrolü amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına ücret alma yetkisi verilecek.

Ormanlık alanlara ‘hava ayrıştırma tesisi’

  • Fabrikalarda kullanılan oksijen, azot ve argon ihtiyacını karşılayacak hava ayrıştırma tesislerinin ormanlık alanlarda kurulabilmesine izin verme yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na verilecek.
  • Sağlık Bakanlığının, götürü bedel üzerinden sağlık hizmeti sunmak üzere kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmasına imkan veren ve süresi sona eren protokol, daimi düzenlemeye dönüştürülecek.
  • Düzenlemeyle Kooperatifler Kanunu‘nun, üniversitelerin ortak oldukları kooperatiflerin yönetim kurullarında üye bulundurabilme haklarını düzenleyen maddesi yürürlükten kalkacak.

Kurul üyeleri, görevden ayrıldıktan sonra iki yıl soruşturdukları firmada görev alamayacak

  • İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilecek. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmeyecek. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda yüzde 45’i geçemeyecek.
  • Rekabetin Korunması Hakkında Kanun‘da yapılan değişikliğe göre, Kurul başkan ve üyeleri, üyeliklerinin sona ermesinden itibaren iki yıl süreyle, görevden ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde kanun kapsamındaki soruşturmaların konusu sektörlerde faaliyet gösteren tüzel kişilerde görev alamayacak ve bu nitelikteki gerçek ve tüzel kişileri kanunun uygulanmasıyla ilgili idari süreçlerde Kurum nezdinde temsil edemeyecek.
  • Görevden ayrıldıkları tarihten önceki iki yıl içinde soruşturmada raportör olarak görevlendirilen meslek personeli ile bu süre içinde soruşturmayı yürüten personelin gözetiminden sorumlu daire başkanı ve ilgili başkan yardımcısı, Kurumdan ayrılmalarından itibaren iki yıl süreyle, ilgili soruşturmaların konusu olan sektörlerde faaliyet gösteren tüzel kişilerde görev alamayacak.
  • Gümrük Kanunu’nda yapılan değişiklikle yükümlülerin, ticaret politikası önlemlerinden kaçınmak için kendi beyanlarıyla eşyanın gümrük kıymetini artırmalarını müteakiben ödenmiş veya tahakkuk ettirilmiş vergilerin geri verilmesi veya kaldırılması önlenerek, dünya piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlardan ithal edilen eşyaların gözetim uygulaması kapsamında izlenmesi ve ticaret politikası önlemlerinin etkisizleştirilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.”

TÜİK, ‘özel bütçeli diğer idare’ oldu

  • Tarım ve Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara yönelik getirilen cezanın yürürlük tarihi 1 Ocak 2022 olacak.
  • Türkiye İstatistik Kurumu, “özel bütçeli diğer idareler” bölümüne eklendi.
  • Engelliler Hakkında Kanun‘da yapılan değişiklikle erişilebilirliğin sağlanabilmesi için yapılacak yükümlülüklerin Kovid-19 salgını sebebiyle yerine getirilememesi nedeniyle kamu kurum ve kuruluşları, belediye ve umuma açık her türlü yapıların maliklerinden ilk kez denetlenerek eksikliği olduğu tespit edilenler ile daha önce süre verilenlere, yükümlülüklerinin maliyet ve niteliğine göre üç yıl daha ilave süre verilebilecek.

‘Çek affı’ genişletiliyor

  • Çek Kanunu‘nda yapılan değişiklikle karşılıksız çek düzenleme suçundan mahkum olanların cezalarının infazının durdurulmasına ilişkin önceki hükümde yer alan 24 Mart 2020 tarihi, 30 Nisan 2021 olarak değiştirilmek suretiyle düzenlemeden yararlanacakların kapsamı genişletilirken, çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini ödemek için öngörülen süre 30 Haziran 2022 olarak belirlendi.

TMSF’nin kayyım atanmasına devam

  • Kalan kısmının 30 Haziran 2022 tarihinden itibaren ikişer ay arayla 15 eşit taksitle ödenmesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilecek. Bu tarihe kadar ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmemesi halinde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilecek.
  • Teklifle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyım olarak atanmasına ilişkin hükmün, 31 Temmuz 2021 tarihinden itibaren üç yıl daha uygulanması amaçlanırken, bu üç yıllık süre zarfında “terör suçları” bakımından yürütülen soruşturma veya kovuşturmalarda kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, kayyımlık görevi Fon tarafından yerine getirilecek.
  • Yeni Koronavirüs (Kovid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklikle kooperatifler genel kurullarını 31 Ekim 2021 tarihine kadar yapacak.

Kamu görevlilerine ilişkin OHAL hükümleri üç yıl daha sürecek

  • “Terör örgütleriyle mücadele” kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerin geri alınması, mesleğe ilişkin unvanların kullanılmaması gibi ihtiyaç duyulan birtakım tedbirlere ilişkin düzenlemelerin süresi ihtiyaç doğrultusunda 31 Temmuz 2021 tarihinden itibaren üç yıl daha uzatılacak.
  • Gümrük hizmetleri ve kaçakçılıkla mücadele görevleri kapsamında yüksek hizmetleri görülenler ile olağanüstü durumlarda yaşamını ortaya koyarak büyük yararlıklar gösteren gümrük muhafaza personeli ödüllendirilecek.

İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işverene asgari ücret desteğine devam

Teklife iki yeni madde de eklendi. Buna göre, işverenlere 2016’dan 2020  sonuna kadar sağlanan asgari ücret desteği sürdürülecek. 2021 yılında da  sektör ayırımı yapılmaksızın, finansmanı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak şekilde, işverenlere, ödeyecekleri sigorta priminden mahsup edilerek günlük 2,50 lira, aylık 75 lira asgari ücret desteği sağlanacak.

Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nda yapılan değişiklikle bankalar dahil muhtelif şirketlerin çözümleme, tasfiye ve yönetimi konusunda ihtisas kurumu olması ve tasfiye sürecinin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından tasfiyesine karar verilen şirketlerin tasfiye süreci Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından yerine getirilecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Meclisi üyeliği ile birleşen görevler arasına devlet üniversitelerindeki öğretim üyeliğinin de eklenmesini düzenleyen hüküm, teklif metninden çıkarıldı.

Meral Akşener: Tarım Bakanı ve patronu yabancı çiftçileri zengin etmeyi kendine görev sayıyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclisteki grup toplantısında hükümetin tarım ve hayvancılık politikalarını eleştirdi. Akşener AKP iktidarı döneminde, ülkenin dev bir plastik çöp ithalatçısı haline gelmiş olduğunu da ifade etti.

‘Bu yanlışı derhal düzeltin’

Akşener, Adıyaman‘da tütüne getirilen “yetki belgesi” şartına karşı düzenlenen protestoya katıldıkları gerekçe gösterilerek tutuklanan 10 kişiyle ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunup, derhal bu yanlıştan geri dönülmesi gerektiğini belirtti:

Aziz milletim değerli milletvekilleri, kıymetli, basın mensupları sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Sözlerimin başında biliyorsunuz geçtiğimiz hafta tütün üreticilerini zora sokan bir düzenleme ile ilgili görüşlerimizi paylaşmış iktidarı uyarmıştık. Bu düzenlemeyi erteleyin onlara zaman verin demiştim. Nitekim sağduyu galip geldi yasanın yürürlüğü 6 ay ertelendi. Ama maalesef atılan bu doğru adıma rağmen yasağı protesto eden üreticilerimizden 16’sı gözaltına alındı. 10’u cezaevine gönderildi. Şu işe bakar mısınız? İktidar yanlışı görüyor yasağı erteliyor bu durumda o üretici kardeşlerimiz ne yapmış oluyor? Bir yanlışı protesto etmiş oluyor, demokratik bir hakkı kullanmış oluyor. Aramızdaki hukukçular herhalde bu tavrı görünce saçını başını yoluyordur. Allah aşkına devlet yönetmenin bir ciddiyeti olur. Bir ucu erteleyip diğer ucu içeri atar mı? Bu kafayla devlet yönetilir mi! Sayın Erdoğan’a da çağrıda bulunuyorum bu yanlışı derhal düzeltin. Yazıktır günahtır böyle haksızlık olmaz, böyle devlet yönetilmez.”

Yörüklere seslendi

Konuşmasında Yörüklere de seslenen İYİ Parti lideri, ilk sandıkta yetkiyi alıp kendilerine hak edilen değeri göstereceklerini ifade etti:

Afyon’da dinleme imkanı bulduğun sarı keçelilerin durumu buna çok açık bir örnek maalesef 20 göçebe ailenin yolculuğunu bile düzenlemekten aciz bir çapsız yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. İşin en acı kısmı da yörüklüğün egemen yurdu Anadolu iken İtalya, Yunanistan ve Avusturya kendi ülkelerindeki konar göçerlik kültürünü UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesine eklettiler. Biz ne yaptık? Maalesef 2008’den beri olan biteni ancak seyrediyoruz. Türkiye 2008 yılında müracaat etmesine rağmen yörüklerimiz bu listeye hâlâ girebilmiş değiliz. El oğlu kendi kültürünü yaşatmaya çalışırken biz binlerce yıl önce atalarımızın gördüğü gerçeği bile göremiyoruz. Böyle köklü bir kültürel mirasımızı ısrarla yok ediyoruz. Anadolu’nun otlakları, yaylaları mera hayvancılığı için çok uygundur. Bulanık’tan Yüksekova’ya Antalya’dan Muğla’ya küçük baş hayvan sürülerinin dolaştığı yaylacılığın kadim üretim biçimi olduğu muazzam bir coğrafyadır. Ama görüyoruz ki Sayın Erdoğan ve ortakları hâlâ meselenin farkında değil. Buradan yörük kardeşlerime sesleniyorum. İlk sandıkta yetkiyi alıp size hak ettiğiniz değeri göstereceğiz. İşe önce 13 yıl önce UNESCO’ya yapılan başvuruyu sonuçlandırarak başlayacağız. Sonra yaylak kışlak ve otlakların konuşlanma alanlarını kırsal turizm bölgesi lian edeceğiz.

Sayın Erdoğan; Yaylalar, meralar, sandığının aksine, rant devşirilecek kupon araziler değildir. 3-5 müteahhidin çöküp, taş kaya çıkaracakları, maden açacakları yerler, hiç değildir. Yaylalar, Yörüklerimizindir. Konar-göçerlerindir. Keçilerindir, koyunlarındır. Senin işin, Yörüklerimize sınır çizip, bu kadim kültürü öldürmek değil, tam aksine yaşatmaktır. Sen onlara sırtını dönmüş olsan da, biz geldiğimizde, Toroslarda tüten o dumanın sönmemesi için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu bizim, atalarımıza olan vefa borcumuzdur.”

Ülkede et tüketimi

Meral Akşener, Türkiye’de et tüketimiyle de alakalı şunları söyledi:

Söz hayvancılıktan açılmışken, bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Biliyorsunuz, mübarek Kurban Bayramı yaklaşıyor. Her yıl, kurban ibadetimiz dolayısıyla ülkemizde, yaklaşık 900 bin büyükbaş, 3 milyona yakın da küçükbaş hayvan kesiliyor. Yani aslında, ülkemizde bir yıl içinde kesilen, toplam küçükbaş hayvanın yarısı, büyükbaş hayvanın da dörtte biri, kurban için kesiliyor. Böylece, yaklaşık 325 bin ton karkas et, tüketime sunulmuş oluyor.

Bu ne demek biliyor musunuz? Toplam yıllık et tüketimimizin, yaklaşık dörtte biri kurban ibadetimiz üzerinden sağlanıyor demek. Yani, yaklaşık 25 milyon vatandaşımız, kurban eti dışında, et tüketemiyor demek. Nitekim, ilçe ziyaretlerimizde vatandaşlarımızla dertleşirken, ‘Ayda kaç kilo et alıyorsunuz?’ diye sorduğumda sıklıkla aldığım cevap, ‘kurbandan kurbana’ oluyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Toplam yıllık et tüketimimizin, yaklaşık dörtte biri kurban ibadetimiz üzerinden sağlanıyor demek. Yani, yaklaşık 25 milyon vatandaşımız, kurban eti dışında, et tüketemiyor demek. Nitekim, ilçe ziyaretlerimizde vatandaşlarımızla dertleşirken, ‘Ayda kaç kilo et alıyorsunuz?’ diye sorduğumda, sıklıkla aldığım cevap, ‘kurbandan kurbana’ oluyor.”

Et ve Süt Kurumu’na: Referans fiyatı ilan edin

Bayrama özel bazı önerilerinin olduğunu kaydeden Akşener, Et ve Süt Kurumu’na şöyle seslendi:

İşte o nedenle; Tam da bu hazin tablodan yola çıkarak, Kurban Bayramı’na özel bazı önerilerimiz var: Bu bağlamda, ilk olarak, Et ve Süt Kurumu’na seslenmek istiyorum; Hem büyükbaş, hem de küçükbaşlar için, Kurban Bayramı dönemine özel, ‘karkas kesim referans fiyatı’ ilan edin. Bu fiyattan, üreticinin elinde kalan hayvanları, satın alacağınızı taahhüt edin. Yapabilirseniz peşin ödeyin, yok yapamazsanız, yüzde 25 avans ödeyin. Kalanı için de, aylık bazda bir ödeme planı oluşturun.”

‘Ak Parti iktidarının, tarımdaki akıl dolu ihracat vizyonu’

AKP’nin tarım politikalarını da eleştiren Meral Akşener, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

Hayvancılıktaki durum böyleyken, tarımda durum farklı mı? Maalesef değil. Yabancı ülkelerin çiftçilerini zengin etmeyi kendisi için adeta görev sayan, Tarım Bakanı ile patronu zenginliklerimizin peşkeş çekilmesine, ısrarla ve inatla seyirci kalıyor. Aziz milletim; Hayvancılıktaki durum böyleyken, tarımda durum farklı mı? Maalesef değil. Yabancı ülkelerin çiftçilerini zengin etmeyi kendisi için adeta görev sayan, Tarım Bakanı ile patronu zenginliklerimizin peşkeş çekilmesine, ısrarla ve inatla seyirci kalıyor.

Fındıktaki hikâye, yıllardır aynıdır. Önce, ‘Bu sene çok fazla üretim var, rekolte yüksek’ denir. Sonra, ‘Dünyada fındık tarımı gelişiyor, biz ürünümüzü satamayacağız’ denir. Sonra, aslında olmayan, sanal, Hamburg Fındık Borsası’ndan bahsedilir. ‘Fındık Borsası Karadeniz’de olacak, o borsa buraya gelecek’ denir. Arkasından, ‘FİSKOBİRLİK nerede, ne oldu?’ denir. ‘Depolama imkânı yok, depo yok, alıcıların depoları dolu, almayacaklar.” denir. ‘Lisanslı depoculuk geliştirilecek’ denir. İşte bütün bu karmaşa içinde, bir fiyat açıklanır ve üreticinin ürünü elinden alınıverir. Sonra ne olur? Götürülür ve yabancılara teslim edilir. İşte bu yüzden, yıllardır, fındık ihracat gelirimiz, 1 buçuk ile 2 buçuk milyar dolar arasında, gidip gelir. Yani, 17 milyar liralık üründen, yaklaşık 15-16 milyarlık ihracat yaparız. Oluşturduğumuz bütün ihracat katma değeri, işte bu kadar olur. Yani sıfır olur. İşte size, Ak Parti iktidarının, tarımdaki akıl dolu ihracat vizyonu…”

Fındığın taban fiyatı

Fındığın taban fiyatının açıklanmasında gecikilirse üreticinin kaybının büyük olacağını söyleyen İYİ Parti lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a şöyle seslendi:

Buradan Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum; Taban fiyatı açıklamakta gecikilirse, üreticinin kaybı büyük olur. Ziraat Odalarımızın yaptığı hesaplamalara göre, 2021 yılı için, fındığın kilo başına maliyeti, 22 lira 85 kuruş. Senin ekibin yan gelip yattığı için, mecburen benim uzman arkadaşlarım oturdu çalıştı. Artan maliyetleri, dolar kurunu, refah payını, enflasyonu, ve de en önemlisi, bu yıl dünyadaki rekolte düşüşünü göz önüne aldığımızda, bu yıl için, kilo başına 35 lira uygun olacaktır. 35 liralık fiyat, hem hareketlenecek piyasaların hem emeğin hem de bu alanda dünya devi olmanın hakkıdır.”

Ayrıca Akşener, Erdoğan ithafen “Sayın Erdoğan; Rizelilik, kürsülerden üfürmekle olmaz. Rizelilik, Karadenizli fındık üreticisini, yabancı şirketlere ezdirmeyerek olur. Eğer, her fırsatta söylediğin gibi, gerçekten Karadeniz’in oğluysan, o zaman bu sefer yabancı lobilerin elemanlarını bu işten uzak tut ve fındık üreticilerimize sahip çık. Eğer sen sahip çıkmazsan, ilk sandıkta biz gelip gerekeni yapacağız. Bunu da böyle bilesin” dedi.

‘Plastik atıklar yakılıyor’

Akşener, konuşmasında plastik çöplerin yasa dışı şekilde bertaraf edilmesine de değindi:

Çevreye dair her sorunda olduğu gibi, bu sorun da yalnızca bizi değil, çocuklarımızın çocuklarını bile olumsuz etkiliyor. Son yıllarda, atık sektöründeki, plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında nasıl ortaya çıktığı meçhul, yüzlerce yangından bahsediyorum. Interpol bile, bu konu hakkında bir rapor yayımlayıp çöp ticaretinin, artık bir suç faaliyetine dönüşmüş olduğunu, uluslararası dolaşıma giren plastik atıkların, yasa dışı şekilde bertaraf edildiğini söylüyor. Plastik çöplerin, yasa dışı şekilde bertaraf edilmesi demek, çöplerin geri dönüşüm kurallarına uyulmadan yok edilmesi demek. Yani, geri dönüşüm tesisi olması gereken yerlerde depolanan milyonlarca ton plastik çöpün, nasıl olduğu ‘belli olmayan’ sebeplerle bir anda yanmaya başlaması demek. Yani, konumuz yine akıllı yangınlar. Ama bu defa ormanlarımız değil, plastik atıkları yakılıyor.”

‘Akıllı yangınlar’

2020 yılında nedeni bilinmeyen 65 yangın çıktığını vurgulayan Meral Akşener, sözlerine şöyle devam etti:

Ben bu yangınlara da akıllı yangınlar diyorum. Çünkü ilginçtir, nedense bu tesislerin, sadece depoları yanıyor. Bu yangınlar nedense, ana tesise hasar vermiyor, sadece depolardaki atıklar yanıyor. Ya depolanmış plastik atıklar yanıyor ya da normal şartlarda ithalatı yasak olan çöpler yok oluyor. Böylelikle, yasaklı ithal malzemeye dair kanıtlar da mistik bir biçimde, ortadan kalkmış oluyor. Ne kadar ilginç değil mi? Ben bunlara akıllı yangın deyince konunun ilgilileri çok kızıyor ama, ne yapalım? Veriler ortada. 2016 yılında, plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında, yalnızca 8 kere yangın çıkmış. 2017 yılında, yalnızca 7 yangın çıkmış. Peki sizce bu meçhul yangınlardan, 2020 yılında kaç kere olmuş? 15 mi? 20 mi? Hayır. 2020 yılında nedeni bilinmeyen tam 65 yangın çıkmış. Dahası var. Bu sayı 2021 yılının ilk 6 ayında, çoktan geçilmiş. Ocak ayından hazirana kadar, tamı tamına 68 yangın meydana gelmiş. Yani bu plastik ve geri dönüşüm fabrikalarında, her 2-3 günde bir yangın çıkıyor. İşe bakar mısınız?”

‘Yangınların sebebi çöp ithalatından başka bir şey değil’

Akşener, söz konusu yangınların sebebinin yeniden serbest bırakılan çöp ithalatından başka bir şey olmadığını kaydetti:

Peki, yangınlardaki bu artışın sebebi nedir? Geçen hafta itibariyle yeniden serbest bırakılan, çöp ithalatından başka bir şey değil. ‘Çöpün de ithalatı mı olur?’ demeyin. Maalesef oluyor. Batı dünyası ve Avrupa, kendi çöplerini az gelişmiş ülkelere gönderiyor. 2015 yılına kadar, bu çöplerin büyük kısmı, Çin’e gidiyordu. Ancak Çin bile, doğasını, çevresini düşünerek 2017 yılında, çöp ve atık ithalatını yasakladı. Peki, artık Çin’e gitmeyen bu çöpler, nereye gitmeye başladı dersiniz? Malezya, Bangladeş, Filipinler ve maalesef Türkiye’ye gelmeye başladı. Ak Parti iktidarının, dış ticaret anlayışına bakar mısınız? Sayın Erdoğan’ın ithalat sevgisinin, ulaştığı noktaya bakar mısınız? Gerçekten ibretlik.

‘Gereken adımları acilen atmaya davet ediyorum’

AKP iktidarında, ülkenin dev bir plastik çöp ithalatçısı haline gelmiş durumda olduğunu kaydeden Akşener, iktidarı gerekli adımları atmaya davet etti:

İYİ Parti olarak geri dönüşüm tesislerine karşı değiliz. Tam tersine, ülkemizdeki atıkların kaynağında ayrıştırılarak değerlendirilmesini böylece sanayimizin kazanmasını önemsiyoruz. Biz, serbest piyasa ekonomisini benimsiyor özel sektör odaklı bir büyüme ve kalkınma modelinin ülkemiz için, en uygun model olduğunu düşünüyoruz. Ama kimse bize gelip de geri dönüşüm sektöründe yaşanan bu başıbozukluğu ya da enerji sektöründe yapılan, haftalardır gündeme getirdiğimiz vurgunu, serbest piyasa ekonomisi olarak yutturmaya çalışmasın. Kimse bizden, devlet kurumlarının en temel işlevlerini yerine getirmediği kontrolsüz, denetimsiz, çevreye böylesine zarar veren, iki günde bir yangınların çıktığı bir durumu savunmamızı da beklemesin. Bu vesileyle iktidarı, ülkemiz ve gelecek nesiller için hayati öneme sahip bu konuda 3 maymunu oynamayı bırakıp, gereken adımları acilen atmaya davet ediyorum. Bu konuda adım atmamak, bu suça ortak olmaktır. Tüm ilgilileri bu gerçeğin farkındalığına davet ediyorum.”

Öztunç: Zeytin ağaçları kalıcı, AKP gidicidir

İzmir Seferihisar ilçesindeki Orhanlı’da yargı kararına rağmen bölgede jeotermal enerji santrali kurmak isteyen firmanın faaliyetlerinin durdurulmamasına tepki göstere CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç bir açıklama yaptı.

Öztunç yaşananlarla ilgili “Yargı kararını uygulamak zorunda olan kamu görevlilerine çağrıda bulunuyorum. AKP’ye güvenip görev suçu işlemeyin. O zeytin ağaçları kalıcı, AKP gidici” yorumunu yaptı.

‘İyi niyetten söz edilemez’

Geçtiğimiz ay Jeotermal Enerji Santrallerinin Çevresel Etkileri isimli kitabı yayınladıklarını paylaşan Öztunç, “CHP Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu olarak yaptığımız saha çalışmaları kapsamında Orhanlı’yı da ziyaret ettik. Kadim bir kültürü devam ettirmeye çalışan, doğa harikası bir yer. Binlerce yıldır zeytincilikle geçinen, zeytinyağı üreterek yaşayan bir köy” dedi.

Öztunç, “Binlerce yıllık zeytin ağaçlarını kesip yerine JES kurmaya çalışıyorsanız, burada iyi niyetten söz edilemez. Kimse de bunu, enerji ihtiyacı üzerinden bize izah etmeye kalkışmasın. Komisyon olarak JES’lerin yoğun olarak kurulduğu yerleri inceledik; ovaların, tarlaların, yerleşim alanlarının ne hale geldiğini gözlerimizle gördük” ifadelerini kullandı.

‘Yargı kararını uygulamamak suç’

Yargı kararına rağmen, JES sahibi firmanın halen çalışmalarına devam etmesini eleştiren Öztunç, “Bu bir görev suçudur. Yargı kararlarının derhal uygulanması gerekir. Valilik, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yetkilileri, kolluk görevlileri bu kararın uygulamakla yükümlülüler” dedi.

Öztunç, “Eğer AKP’ye güvenip, binlerce yıllık zeytin ağaçlarının kesilmesine göz yumuyorlarsa, finalde kendileri kaybeder. Zeyin ağaçları kalıcı, AKP ise gidicidir. O zeytin ağaçları, binlerce yıldır orada ve ne hükümdarlar gördüler, hepsi de geldi gitti” yorumunda bulundu.